TEKNOLOJİ - 14 Mayıs 2026 Perşembe 10:10

Gençlerden yerli ve milli ‘bomba imha robotu’

A
A
A
Gençlerden yerli ve milli ‘bomba imha robotu’

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencileri, üzerindeki robotik kol, keşif dronu, kamera ve sensörler sayesinde yüzeyde tarama yapabilen ‘Eclipse’ adlı özel bir bomba imha robotu geliştirdi. Sürüş, güç ve kontrol sistemleri tamamen İEÜ’de tasarlanan, görüntü işleme özelliğine sahip, 3 saat kesintisiz çalışarak çevresindeki 10 kilometrelik alanda tarama yapabilen Eclipse, EFES 2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri Proje Yarışması’ndaki yaklaşık bin 300 proje arasından ilk 10’a girerek finale kaldı. En zorlu hava şartlarında bile her türlü yüzeyde mayın ya da patlayıcı taraması yaparak koordinat bildirebilen, yaklaşık 50 kilogramlık robotun tüm yazılımsal özellikleri de İEÜ’deki genç mühendisler tarafından hazırlandı.


İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencileri Erkin Eriş, Faruk Emre Yavuz, Efe Erdoğan, Berk Belkıs, Ege Mutlu, Berkay Bağcı ve Yusuf Akçakır’dan oluşan ekip, yaklaşık 20 aydır devam eden çalışmalarını, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Oğuz Ekim’in yönetiminde gerçekleştirdi.



Statik analizler yapıldı


Savunma sanayisinde kullanılabilecek Eclipse adlı roboton elektronik, mekanik ve yazılımsal alt sistemlerinin geliştirilmesi sürecinde birçok mühendislik yöntemi uygulandı. Robotun süspansiyon sistemi ve robot kol prototipine ilişkin statik analizler yapıldı. Robotun elektronik donanım altyapısı için de özel tasarım ve lehimleme yöntemleri kullanıldı. Robota ilişkin saha testleri de yapıldı.



"İnsan hayatını koruyacak"


Projeye yönelik detaylı bilgiler paylaşan Doç. Dr. Pınar Oğuz Ekim, projenin stratejik bir değer taşıdığına dikkat çekerek, "Öğrencilerimiz, robotun mekanik tasarımından elektronik altyapısına, güç ve kontrol sistemlerinden görüntü işleme yazılımlarına kadar pek çok kritik bileşeni, kendi bilgi birikimleriyle geliştirdi. Bu süreçte gerçek saha koşullarını dikkate alan, güvenilir, dayanıklı ve işlevsel bir sistem ortaya koymak için yoğun bir Ar-Ge çalışması yürüttüler. Savunma sanayisi açısından bakıldığında, bomba imha ve mayın tarama gibi yüksek risk içeren görevlerde insan hayatını koruyacak otonom sistemlerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Eclipse’in yüzey taraması yapabilmesi, robotik kolu, keşif dronu, kamera ve sensörleriyle çevresini analiz edebilmesi, zorlu hava şartlarında çalışabilecek şekilde tasarlanması, projenin sahip olduğu teknolojik potansiyeli açıkça gösteriyor" diye konuştu.



"Saha testleriyle destekledik"


Doç. Dr. Ekim, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öğrencilerimiz, bu robotu tasarlarken birçok mühendislik yöntemini bir arada kullandı. Süspansiyon sistemi ve robot kol prototipi üzerinde statik analizler gerçekleştirdiler, elektronik donanım için özel tasarım ve lehimleme çalışmaları yaptılar, yazılım tarafında ise görüntü işleme ve kontrol sistemlerini geliştirdiler. Laboratuvar ortamındaki çalışmalarını saha testleriyle destekleyerek robotun gerçek koşullardaki performansını değerlendirdiler. Bu süreç; onların problem çözme, sistem tasarlama, ekip çalışması, proje yönetimi ve mühendislik kararları alma becerilerini çok güçlü biçimde geliştirdi. EFES 2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri Proje Yarışması gibi ülke genelinde çok sayıda nitelikli projenin yer aldığı önemli bir organizasyonda finale kalmaları, öğrencilerimizin teknik yeterliliğinin de somut bir göstergesi."



"Güçlü ve umut verici"


Öğrencileriyle gurur duyduğunu belirten Doç. Dr. Ekim, "Genç mühendislerimizin, ülkemizin savunma teknolojileri alanındaki ihtiyaçlarına çözüm üretebilecek düzeyde yenilikçi projeler geliştirmesi bizleri son derece mutlu ediyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak öğrencilerimizin yalnızca iyi birer mühendis olmalarını değil; aynı zamanda toplumun güvenliği, yaşam kalitesi ve geleceği için teknoloji üretebilen bireyler olarak yetişmelerini çok önemsiyoruz. Eclipse, bu yaklaşımın güçlü ve umut verici bir sonucu oldu" ifadelerini kullandı.



Gençlerden yerli ve milli ‘bomba imha robotu’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de sanat buluşması başladı: 120 galeri, bin 600 sanatçı aynı çatı altında İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Türkiye’den ve yurt dışından sanatçıları bir araya getiren fuarda resimden heykele, seramikten cam sanatına uzanan binlerce eser 17 Mayıs’a kadar ziyaretçilerle buluşacak. İzmir, mayıs ayında bir kez daha sanatın buluşma noktası oldu. Fuar İzmir’de kapılarını açan Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Türkiye’den ve yurt dışından yüzlerce sanatçıyı, galeriyi ve sanatseveri bir araya getirdi. Fuarın açılışında konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’in tarih boyunca sanatın, kültürün ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, "Sanatı yaşamın doğal bir parçası olarak gören bu kentin, kültür-sanat alanındaki üretimini ve uluslararası görünürlüğünü artıran her organizasyonu çok kıymetli buluyoruz" diyerek, İzmir Sanat Fuarı’nın da bu güçlü kültürel birikime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Fuara sanat ve destek vurgusu Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, fuarda Türkiye’nin önemli sanatçılarını ağırladıklarını belirterek, beş gün boyunca sanat dolu bir etkinlik gerçekleştireceklerini söyledi. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Denizhan Özer ise sanat fuarlarının sanatçılar, galeriler ve kültür kurumları için büyük önem taşıdığını vurgulayarak, yurt içi ve yurt dışından sanatçıların aynı platformda buluşmasının değerli olduğunu ifade etti. Denizbank İnsan Kaynakları Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tuba Köseoğlu Okçu da, İstanbul’un ardından fuarın İzmir ayağına da destek vermekten gurur duyduklarını belirtti. Büyükşehir ve İZFAŞ’a ödül İzmir Sanat Fuarı’nın açılışının ardından düzenlenen törende, İzmir Büyükşehir Belediyesi "Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu Ödülü"ne layık görüldü. Türk fuarcılığına sağladığı katkılar nedeniyle İZFAŞ ise Özel Ödül aldı. Ödülleri İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan’dan teslim aldı. "T.C. Yüzyılın Sanatçısı" ödülü Süleyman Saim Tekcan’a, "50. Sanat Yılı" ödülü Hikmet Çetinkaya’ya verildi. "Yılın Sanatçısı" ödüllerine ise Meriç Hızal, Mehmet Aksoy, Neşe Erdok, Mustafa Ata ve Orhan Zafer layık görüldü. "Yılın Genç Resim Sanatçısı" ödülünü Hazal Ayan, "Yılın Genç Heykel Sanatçısı" ödülünü Meryem Dirlik aldı. "Yılın Küratörü" ödülü ise Meral Madra’ya verildi. "Türk Sanatına Yön Veren Kişi ve Kurum" ödülüne Yahşi Baraz ile Galeri Baraz layık görülürken, Denizbank, Borusan, Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Arkas Sanat "Sanata Destek Veren Kurum Onur Ödülü" aldı. "Yılın Koleksiyoneri" ödülü Yusuf Bulut Öztürk’e, "Sanata Destek Veren STK" ödülü Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’ne verildi. Ayrıca Gaziemir Belediyesi ve Seferihisar Belediyesi "Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu" ödülüne layık görüldü. İzmir Ticaret Odası ile Ege Bölgesi Sanayi Odası ise sanata katkıları nedeniyle Özel Ödül aldı. Genç sanatçılar için özel alan Fuarda genç sanatçılar için de özel bölümler oluşturuldu. "Geleceğin Sanatçıları Programı" kapsamında seçilen 100 genç sanatçı, eserlerini sanatseverlerle buluşturma fırsatı yakaladı. 15 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda, Türkiye’den ve yurt dışından 120’yi aşkın galeri, sanat inisiyatifi ve yaklaşık bin 600 sanatçı yer alıyor. Çağdaş sanat eserlerinden klasik tablolara, seramikten cam ve heykel çalışmalarına kadar geniş bir seçki ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bu yılın dikkat çeken bölümlerinden biri de "Malzemenin Dönüşümü" temalı seramik, porselen, cam ve işleme teknolojileri özel bölümü oldu. Fuar boyunca canlı performanslar, söyleşiler, workshoplar ve müzayedeler de gerçekleştirilecek. 17 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek fuar, 14-16 Mayıs tarihleri arasında 11.00-19.00, 17 Mayıs’ta ise 11.00-18.00 saatleri arasında açık olacak. Fuarın açılış törenine Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Tic. AŞ (İZFAŞ) Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, İzmir Kültür AŞ Genel Müdürü Şebnem Şendil, sponsor firmaların yöneticileri, sanatçılar, galerilerin temsilcileri ve sanatseverler katıldı.
Aydın Aydın’da eczacılar günlerini kutladı Aydın Eczacı Odası tarafından düzenlenen14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nün 187. yılı kutlandı. Programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, her geçen gün artan eczacılık fakültelerinin sektörde hem de gençlerin istihdamı açısından ciddi sıkıntılar getirdiğini belirterek "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir" diyerek yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması gerektiğini söyledi. Program çerçevesinde ilk olarak Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına çelenk sunumu yapan eczacılar daha sonra geleneksel hale gelen eczacılar kahvaltısında bir araya geldiler. Bilimsel eczacılığın 187. yılı dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, 187 yıldan bu yana mesleği bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini belirterek "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı; sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır" dedi. Bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasının "Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri - Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı" olarak belirlendiğini kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, "Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamağın etkin bir bileşeni haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri, en hızlı ve en kolay ulaşılır birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Son verilere göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz." Diyerek bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söyledi. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumlarının; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üreteceğini kaydeden Karaarslan, plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşandığını söyledi. "Fakülte sayısı 64’e ulaştı" Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan açıklamasında "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’eyükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir" diye konuştu. Konuşmasına başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan soykırıma da değinerek uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını da kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan, "Aydın Eczacı Odası olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bunun yanında eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır." dedi.