Yerel Haberler
İzmir
Gençler bağımlılığa karşı pedal çevirdi 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:40:00 İzmir’in Selçuk ilçesinde Gençlik Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen bisiklet turunda yüzlerce öğrenci, bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı yaşam için bir araya gelerek pedal çevirdi. Gençlerde sağlıklı yaşam bilinci oluşturmak ve bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen ’Yeşilay Sağlıklı Yaşam Bisiklet Turu’, İzmir Selçuk sokaklarında renkli görüntülere sahne oldu. Şehit Polis Demet Sezen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde start alan etkinliğe; Selçuk İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Serkan Atlan, Şube Müdürleri Ali Özlü ve Şeyhmus Özpolat, Yeşilay Selçuk İlçe Temsilcisi Vahit Sürer, Efes Bisikletliler Grubu üyeleri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Şehir merkezinden Pamucak’a kortej Emniyet ve jandarma ekiplerinin yoğun güvenlik önlemleri altında başlayan turda bisikletli grup; Şehit Polis Murat Akançay, Abuhayat ve Argenta caddelerini takip ederek Efes Selçuk kavşağı üzerinden Pamucak Sahili’ne ulaştı. Güzergâh boyunca Selçuklu vatandaşlar, alkışlarla gençlerin bu anlamlı duruşuna destek verdi. Hem spor hem çevre temizliği Etkinliğin Pamucak ayağında uzman bisikletçiler tarafından öğrencilere güvenli sürüş teknikleri eğitimi verildi. Nefes egzersizleri ve kaynaşma oyunlarıyla keyifli anlar yaşayan gençler, sosyal sorumluluk bilinciyle sahil bandında çevre temizliği de yaparak doğanın korunmasına yönelik önemli bir mesaj verdi. Organizasyon, şehir merkezine yapılan toplu dönüş sürüşüyle başarıyla tamamlandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:24 Çeşme’de tarihi kilisede özel bireyler için farkındalık etkinliği düzenlendi Çeşme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında tarihi Aya Haralambos Kilisesi’nde farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşamda eşit haklarla yer almasının önemine dikkat çekilirken, öğrencilerin performansları beğeni topladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın işaret dili eşliğinde okunmasıyla başlayan programda günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanı Erdal Koç yaptı. Engelli bireylerin toplumsal yaşamın eşit ve aktif bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Koç, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sının, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 12,29 olduğunu belirtti. Engelli bireylerin temel haklarını rahatça kullanabilmelerinin bir insan hakkı olduğunu aktaran Koç, "Engeller bedenlerde değil, sevgisiz kalplerdedir. Birlikte aşamayacağımız engel yoktur" dedi. Özel öğrencilerden renkli gösteriler Etkinlik kapsamında öğretmenler ve öğrenciler canlı performansla resim çalışması gerçekleştirdi. Özel eğitim öğrencilerinin tekerlemeli söyleşileri, şiir dinletileri, ritim ve org gösterileri izleyicilerden alkış aldı. Görme engelli şair ve öğretmen Gözde Güzel de kendi yazdığı şiiri okudu. Gösterilerin ardından sahneye çıkan İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker, toplumun engelli bireyleri sayıların ötesinde bir insanlık meselesi olarak görmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasında Gazze’de yaşananlara ve Filistinli çocukların yaşadığı acılara dikkat çeken Çöker, "Biz bir tek can için mücadele ederken, dünyanın en modern olarak gösterilen ülkelerinde her gün çocuklar kolsuz, bacaksız ve gözsüz bırakılıyor. Unutmaya başladık" ifadelerini kullandı. Programın sonunda işaret diliyle katılımcılara sözsüz iletişim sloganı uygulatıldı. Etkinlik, özel eğitim öğrencilerinin atık materyallerden hazırladığı eserlerden oluşan serginin protokol üyeleri tarafından açılmasıyla sona erdi. Programa Çeşme Kaymakam Refii Fatih Şimşek, İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker, Çeşme Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü Ebru Sipahican ile okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:14 Ödemiş’te mesleki eğitim için anlamlı kortej yürüyüşü İzmir’in Ödemiş ilçesinde mesleki eğitimin önemine dikkat çekmek için düzenlenen kortej yürüyüşü renkli görüntülere sahne oldu. Mesleki ve teknik eğitimin toplumdaki farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen etkinlikte; ilçe protokolü, meslek lisesi müdürleri, Ticaret ve Sanayi Odası başkanları, Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği temsilcileri ile çok sayıda meslek lisesi öğrencisi bir araya geldi. Coşkulu kortej yürüyüşü, vatandaşlardan da büyük ilgi gördü. Atatürk Anıtı önünden başlayan yürüyüş, Saraçoğlu Caddesi ve Çınar Kavşağı güzergâhını takip ederek Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sona erdi. Programın finalinde mehter takımı gösterisi sunulurken katılımcılara yemek ikramı yapıldı. Etkinlik boyunca öğrenciler kendi alanlarını temsil eden kıyafet ve ekipmanlarla yürüyüşe renk kattı. Sağlık meslek lisesi öğrencileri stetoskoplarıyla dikkat çekerken, bilişim alanı öğrencileri hazırladıkları robotik projeleri sergiledi. Gastronomi öğrencileri ise aşçı kıyafetleriyle kortejde yer alarak mesleki eğitimin farklı alanlardaki üretim gücünü gözler önüne serdi. Yürüyüşte taşınan pankartlarda "Meslek Lisesi Memleket Meselesi", "Gelecek Senin Ellerinde, Mesleğin Cebinde", "Üreten Gençlik, Güçlü Türkiye" ve "Sanayi ve Okul Bir Arada, Tam Yol İleriye" mesajları öne çıktı. Düzenlenen etkinlikte mesleki ve teknik eğitimin yerel ekonomiye ve kalkınmaya sunduğu katkıya dikkat çekilirken, meslek liselerinin prestijinin artırılması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, üretim odaklı eğitimin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Folkart’tan 94’üncü İEF’te iki önemli sergi
15 Ağustos 2025 Cuma - 13:58 Folkart’tan 94’üncü İEF’te iki önemli sergi İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve Folkart iş öncülüğünde, ‘Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı-Mustafa Kemal Atatürk’ sergisi ile Refik Anadol’un ‘Şifanın Algısı ve Makine Rüyaları: Ege’ sergisi 29 Ağustos’tan itibaren İEF’te ziyaretçilerle buluşacak. Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı sergisinde İzmir Enternasyonal Fuarı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün daha önce hiç sergilenmemiş kişisel eşyalarına ev sahipliği yapacak. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, sergiye 400 bin kişinin katılımını beklediklerini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Folkart iş birliğiyle düzenlenecek fuar, 29 Ağustos - 9 Eylül 2025 tarihleri arasında Kültürpark’ta ticaret ve eğlencenin harmanlandığı bir kültür şölenine dönüşecek. Bu yıl fuarda Atatürk sergisinin yanı sıra, dünyaca ünlü medya sanatçısı Refik Anadol’un "Şifanın Algısı" ve "Makine Rüyaları: Ege’nin" sergileri de yer alacak. Sergilerin tanıtımı Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak katıldı. Başkan Tugay, sergilere katkılarından dolayı Mesut Sancak’a teşekkür ederek, "Refik Anadol dünyanın özel sanatçılarından biri. Daha önce Türkiye’de yaptığı birkaç sergisine yoğun ilgi oldu ancak İzmir’de ilk kez bir eseri sergilenecek. Bu fuar ve sergiler, İzmir’in kültür-sanat yaşamına çok yakışacak" dedi. "400 bin konut satmaktan daha iyi" Programın açılış konuşmasını yapan Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, "Folkart olarak sanata katkıyı ve geleceğe yatırımı sürdürüyoruz. Sanatı herkes için ulaşılabilir kılmak amacıyla sayısız sergiye imza attık. Bu yıl da iki sergiyi İzBB ile iş birliği yaparak sanatseverlere sunmaktan gurur duyuyoruz. Atlas Pavyonu’nda ilk kez düzenlenecek sergimiz 406 önemli eser ve 300’e yakın benzersiz fotoğraf ile Atatürk’ün kurtuluş yolculuğunu gözler önüne seriyor. 400 bin ziyaretçi hedefliyoruz. Benim için 400 bin konut satmaktan daha iyi bir iş" ifadelerini kullandı. "Atatürk’ün yaptıkları bize ilham veriyor" Başkan Tugay ise konuşmasında, Atatürk sergisinin büyük ilgi göreceğini belirterek, "Atatürk, cumhuriyetimizin kurucusu, insan haklarının ve vatandaş haklarının sağlayıcısı olarak her zaman saygı ve minnetle hatırladığımız bir lider. Türk milletinin bağımsızlığı ve özgürlüğü için en çok fedakarlık yapan kişidir. Ondan daha yüksek mertebede bir vatansever olduğunu düşünmüyorum. Yaptıkları bize her zaman ilham ve güç veriyor" dedi. Refik Anadol’dan İzmir’e özel eserler Refik Anadol’un sergisine de değinen Tugay, "Verileri bir boya gibi, algoritmayı bir fırça gibi kullanmak olağanüstü bir bakış açısı. İzmir’de sergilenmesi, genç sanatçılarımız için de ilham kaynağı olacak" dedi. Canlı yayınla toplantıya bağlanan Refik Anadol ise sergiler için heyecanlı olduğunu belirterek, "En iyi fikirlerimizi Türkiye’ye getirmeye özen gösteriyorum. İnsan ve makine arasındaki ilişkinin değiştiği bir dönemde bu sergiyi yapmak çok anlamlı. Serginin İzmir’de olması benim için çok güzel" ifadelerini kullandı. Sergiler fuardan sonra da devam edecek Öte yandan, sergiler, fuarın kapanmasının ardından da ziyaret edilebilecek. ‘Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı - Mustafa Kemal Atatürk’ sergisi 29 Ağustos - 21 Aralık, ‘Şifanın Algısı ve Makine Rüyaları: Ege’ sergisi ise 29 Ağustos - 30 Eylül tarihleri arasında ziyarete açık olacak.
AK Parti’li Kasapoğlu AK Parti’nin 24. yaşını kutladı
15 Ağustos 2025 Cuma - 12:12 AK Parti’li Kasapoğlu AK Parti’nin 24. yaşını kutladı Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti’nin kuruluşunun 24. yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede "Bir zamanlar bölgesel gelişmelerin pasif izleyicisi olan ülkemiz, bugün hem masada hem sahada oyun kuran, gündem belirleyen bir güç konumundadır" dedi. Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti’nin kuruluşunun 24. yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Kasapoğlu, "Tarih, bazı günleri milletlerin kaderine mühür gibi işler. 14 Ağustos 2001, Türkiye için işte böyle bir gündü. Siyasi tarihimizin en çalkantılı, en karamsar dönemlerinden birinde, yorgun omuzlara bir umut eli uzandı. AK Parti; yalnızca bir siyasi hareket değil, milletin özgüvenini ayağa kaldıran, ufkunu genişleten, küllenmiş inancını yeniden canlandıran bir yürüyüşün adı olarak doğdu. O gün atılan ilk adım, 24 yıldır Türkiye’nin istikametini belirlemeye, Türkiye’yi büyütmeye devam ediyor. O dönemin Türkiye’sini hatırlamak, bugünü anlamak açısından önemlidir. Vesayet zincirleriyle kısıtlanmış bir demokrasi, darbelerin gölgesinde ezilmiş milli irade, siyasi çekişmelerle heba olan yıllar, büyükşehirlerdeki altyapı problemleri, krizlerle örselenmiş bir ekonomi Halkın sandığa güveni, demokrasiye inancı neredeyse tükenmişti. Tam da bu noktada "devlet millet el ele" anlayışı, bu ülkenin geleceğini yeniden inşa edecek bir iradenin manifestosu olarak ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye hedefi tarihi bir dönüm noktasıdır" Türkiye’nin hem dış politikada hem de iç politikada başarılı gelişmelere imza attığını kaydeden Dr. Kasapoğlu, "AK Parti iktidara gelir gelmez milletin iradesini merkeze aldı. Sandığı siyasetin tek meşruiyet kaynağı haline getirdi. Ülkenin kaderini karanlık dehlizlerde tayin etmeye çalışan vesayet odaklarının önü, milletin kararlı iradesiyle kesildi. Demokrasi korunmakla kalmadı, genişletildi ve güçlendirildi. Bugün özgürce konuşabildiğimiz, seçme ve seçilme hakkının önündeki engellerin kaldırıldığı, farklı inanç ve düşüncelerin aynı çatı altında buluşabildiği Türkiye, bu anlayışın eseridir. Bu süreçte Türkiye, dış politikada da bambaşka bir noktaya geldi. Bir zamanlar bölgesel gelişmelerin pasif izleyicisi olan ülkemiz, bugün hem masada hem sahada oyun kuran, gündem belirleyen bir güç konumundadır. Bölgesindeki anlaşmazlıklarda garantör, istikrarsızlıklarda umut ışığı olarak öne çıkmıştır. NATO zirvelerinden Birleşmiş Milletler kürsülerine, G20 masalarından uluslararası krizlere uzanan her platformda sesi daha gür çıkan; hakikati, adaleti ve milli çıkarlarını kararlılıkla savunan bir Türkiye vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya başkentlerinde çizdiği diplomasi çerçevesi, Türkiye’nin onurlu duruşunun tarihe düşülmüş kayıtları olmuştur. İçeride ise en köklü değişimlerden biri, uzun yıllar bu toprakların kaderiymiş gibi dayatılan terör gerçeğinde yaşandı. Terör örgütlerinin kurmaya çalıştığı korku iklimi, güvenlik güçlerimizin kahramanlığı ve sınır ötesinde atılan cesur adımlarla sona erdi. "Terörsüz Türkiye" hedefi; devletimiz ve milletimiz tarafından alın teriyle, cesaretle ve stratejik iradeyle yazılmış bir başarı hikayesinin adıdır. Bu süreç, milletimizin huzuru, kardeşliği ve devletimizin bekası içinse tarihi bir dönüm noktasıdır. Terörün silah bırakması, güvenlik meselelerinin çözümü kadar; kalkınmanın, refahın ve adaletin önünü açan stratejik bir kazanımdır. Milletimizin sofrasına huzur, cüzdanına bereket, gençlerinin yarınlarına umut katacak bir dönemin kapıları böylece aralanmıştır" dedi. "Türkiye, geçmişin yüklerini değil, geleceğin umutlarını omuzlayan bir yürüyüşün içindedir" AK Parti olarak vatandaşların hayatına dokunan somut icraatlar gerçekleştirdiğini belirten Dr. Kasapoğlu, "AK Parti’nin başarısının sırrı yalnızca güvenlikte ya da dış politikada değil, milletin hayatına doğrudan dokunan somut icraatlarda saklıdır. Siyaset, ancak vatandaşın sofrasına, cebine, evine, işine temas ettiğinde anlam kazanır. 24 yılda, bir zamanlar hayal olarak görülen sayısız proje tek tek gerçeğe dönüştü. Bölünmüş yollar, yüksek hızlı tren hatları, yeni havaalanları, köprüler, şehir hastaneleri, milli savunma sanayimizin gururu İHA’lar ve SİHA’lar, yerli otomobilimiz, uzaya gönderilen uydular Dün ‘yapılamaz’ denilen ne varsa, bugün yapılmış, üretilmiş ve milletin hizmetine sunulmuştur. Sokaktaki vatandaş ‘Türkiye yapar’ diyebiliyorsa, bunun sebebi Türkiye’nin yapabileceğini göstermiş olmasıdır. AK Parti ile Türkiye kalkınma hamleleri yaşadı. Ama her şeyden daha fazla, toplumsal bir özgüven devrimi gerçekleştirdi. Bir ülkenin kamuoyunu inandırmadığı hiçbir hedefin başarı şansı yoktur. AK Parti’nin 24 yıllık hikâyesi, milleti yalnızca ikna etmek değil, onu bizzat şahit kılmak üzerine kuruludur. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, geçmişin yüklerini değil, geleceğin umutlarını omuzlayan bir yürüyüşün içindedir. Terörle mücadelede elde edilen başarılar, uluslararası arenada kazanılan itibar, ekonomide atılan cesur adımlar, yeni bir dönemin habercisidir. Artık Türkiye, kendi içine kapanmış bir ülke değil; hem bölgesinde hem küresel ölçekte söz sahibi bir güçtür. Ve bu yürüyüş, ilk günkü iradeyle devam etmektedir. Çünkü bu davanın rotasını belirleyen pusula, milletin iradesidir. Milletin iradesiyle güçlenen Türkiye’yi durdurabilecek hiçbir mekanizma yoktur. 24 yıl önce atılan adım, bugün ülkemizi daha büyük ufuklara taşımaktadır. Dün olduğu gibi bugün de, yarın da Devlet millet el ele, Türkiye emin adımlarla geleceğe yürüyor. AK Parti’mizin 24. yaşı kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
Bergama’nın UNESCO listesinden çıkarılma riski gündemde
15 Ağustos 2025 Cuma - 10:53 Bergama’nın UNESCO listesinden çıkarılma riski gündemde Bergama’da katı atık depolama ve bertaraf tesisi planı tartışmaları büyüyor. AK Parti Bergama İlçe Başkanı Hasan Şahin, ilçenin çöp merkezi yapılmasına kesin olarak karşı olduklarını belirterek, "Bergama’nın çöp konusunda merkez seçilmesi için hiçbir gerekçe kimseye olumlu gösterilemez" dedi. Hasan Şahin, Bergama’nın tarihi ve turistik kimliğiyle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer aldığını hatırlatarak, "Buraya gelecek her türlü çevresel risk hem halkımızın sağlığını hem de Bergama’nın marka değerini tehdit eder. Bu kararın gözden geçirilmesi ve Bergama’ya hak ettiği çevresel hassasiyetin gösterilmesi için sürecin takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı. Parti teşkilatından ortak duruş Hasan Şahin’in açıklamaları, AK Parti Bergama Teşkilatı’nın tamamının sahada ve meclis kürsüsünde aynı görüşte olduğunu ortaya koydu. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AK Parti adına konuşan Büyükşehir Meclis Üyesi Sabahattin Güzel de, Bergama’ya İzmir’in merkez ilçelerinden çöp taşınmasının UNESCO kriterleri açısından ciddi riskler taşıdığını belirttii. Güzel, meclise sunduğu önergede, geçmişte Almanya’nın Dresden kenti ve Umman’daki Arap Oryx Doğal Rezervi’nin çevresel etkiler nedeniyle listeden çıkarıldığına dikkat çekerek, benzer bir sürecin Bergama için yaşanmaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Bergama’ya taşınan çöp miktarının açıklanmasını, depolama alanlarının UNESCO ve ÇED kriterleriyle uyumunun araştırılmasını ve konunun özel bir çalışma grubunda ele alınmasını talep etti. AK Parti Bergama İlçe Teşkilatı, hem yerel halkın tepkilerini hem de UNESCO’nun hassasiyetlerini dikkate alarak konunun Bergama’nın geleceği açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Ege Üniversitesinden kuşakları buluşturan parkur
15 Ağustos 2025 Cuma - 10:32 Ege Üniversitesinden kuşakları buluşturan parkur Ege Üniversitesi (EÜ) Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü bünyesinde, Koordinatör Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın’ın öncülüğünde, kampüste "Yaş Dostu Parkur Projesi" hayata geçirildi. Proje, yaş almış bireylerin toplumsal yaşama katılımını güçlendirirken gençlerle etkileşimlerini artırmayı amaçlıyor. Bu sürdürülebilirlik odaklı yaklaşım, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Sürdürülebilirliğin sadece bir hedef değil, bütünsel bir yaşam felsefesi olduğunu vurgulayan Ege Üniversitesi Sürdürülebilirlik Koordinatörü Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, "Sürdürülebilirlik, yalnızca çevreyle sınırlı bir kavram değil; toplumsal, ekonomik ve kültürel boyutları da içeren çok katmanlı bir sistem. Endüstri 5.0 dönemine geçişle birlikte yapay zekânın hayatımıza entegre olması, yaşam kalitesini ve süresini uzatan sistemler, şehirlerin ve toplumların sürdürülebilirliği gibi pek çok unsur artık daha fazla önem taşıyor. Dillerin korunmasından cinsiyet eşitliğine, engelsiz bir dünya idealinden adalet sistemine kadar her alanda sürdürülebilirlik sağlanmaya çalışılıyor. Bu kapsamda ISO standartları, enerji yönetimi, bilgi güvenliği gibi pek çok sistemin birbiriyle bağlantılı şekilde çalışması gerekiyor. birleşmiş milletlerin 17 sürdürülebilir kalkınma hedefinin her biri birbiriyle ilişkilidir. Örneğin temiz suya erişim, sağlıklı bir yaşam için temel ihtiyaçlardan biridir. Bu nedenle, sürdürülebilirlik sadece bir hedef değil, bütünsel bir yaşam felsefesi olarak görülmeli" dedi. "Yaş Dostu Parkur: Türkiye’de bir ilk" 2024 yılında hayata geçen projede yalnızca yaşlı bireylerin değil, tüm yaş gruplarının bir arada olmasının kültürel bir değer taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, "Ege Üniversitesinde hayata geçirilen ’Yaş Dostu Parkur’ projesi, sadece fiziksel bir alan değil, aynı zamanda kuşakları bir araya getiren sosyal bir inovasyon örneği. Proje, sağlıklı ve kaliteli yaşam hedefinin yanı sıra sürdürülebilir şehirler ve toplumlar için de önemli bir adım oldu. Yaş almış bireylerin gençlerle bir arada olabileceği, kolay erişilebilen, doğayla iç içe bir alan olarak tasarlanan parkur, Türkiye’de hatta dünyada türünün ilk örneklerinden biri. Yönlendirme tabelaları, dinlenme alanları, nefeslenme kanopilerini gösteren haritalar gibi detaylarla kullanıcı dostu hâle getirilen proje, ekibimize ek olarak geriatri uzmanı ve spor bilimci öğretim üyelerimiz ile birlikte tasarlandı. Projenin en temel hedefi, yaş almış bireylerin toplumsal hayatta daha aktif yer alabilmesini sağlarken, gençlerle temaslarını artırarak kuşaklar arası etkileşimi güçlendirmek" diye konuştu. "14 yeni sosyal sorumluluk projesiyle büyüyerek yaygınlaşacak" Projenin kısa sürede geniş ilgi uyandırdığını belirten Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, "Yaş Dostu Parkur’un etkisi beklenenden büyük oldu ve toplumsal bir ihtiyaca doğrudan yanıt verdi. Projeye huzurevlerinden talepler gelmeye başladı. Gerekli izinler sonrasında yaş almış bireylerin bu alanı kullanması planlanıyor. Kampüs içinde konumlandırılan parkur, metro çıkışına yakın olması sayesinde kolay ulaşılabilir ve güvenli bir alan olarak öne çıkıyor. Üniversite dışından bireyler de parkura rahatlıkla erişebiliyor. Bu proje, sadece tekil bir uygulama olarak kalmayacak; Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü tarafından desteklenen 14 yeni sosyal sorumluluk projesiyle büyüyerek yaygınlaşacak. Amaç; gençler, yaşlılar ve tüm bireylerin bir arada, birbirinden öğrenerek, paylaşarak yaşamlarını sürdürebileceği bütünsel bir toplumsal yapı oluşturmak ve ‘Ege Üniversitesi ailesi’ vizyonu ile toplumu kucaklamak " dedi.
Boğazından su bile geçmiyordu, başarılı bir operasyonla yeniden yemek yiyebildi
15 Ağustos 2025 Cuma - 10:19 Boğazından su bile geçmiyordu, başarılı bir operasyonla yeniden yemek yiyebildi Trabzon’da yaşayan 28 yaşındaki Şeydanur Yüce, bir yıl kadar önce yemek yiyememe şikayetiyle doktora başvurdu. Yemek borusunun daralması nedeniyle bir yılda su bile içemez duruma gelen Şeydanur Yüce; Trabzon, Ankara ve Erzurum’da derdine çare bulamayınca soluğu İzmir’de aldı. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay’a ulaşan Şeydanur Yüce, bir yılın ardından ilk lokmasını yutabilmenin sevincini yaşadı. Trabzon’da yaşayan 28 yaşındaki Şeydanur Yüce, 1 yıl önce başlayan yemek borusundaki daralma nedeniyle ilk başlarda katı gıdaları ve zaman geçtikçe de sıvıları tüketmekte zorlandı. Günden güne kilo kaybeden ve güçsüz düşen Şeydanur Yüce’nin, tedavi olup eskisi gibi yemek yiyebilmek ve su içebilmek için gitmediği kapı kalmadı. Önce yaşadığı şehir olan Trabzon’da, sonrasında Ankara ve Erzurum’da şifa arayan Şeydanur Yüce, Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay ile tanıştı. Doç. Dr. Süleyman Günay’a kendisiyle ilgili tetkikleri gönderen ve bir çözüm bulup bulamayacaklarını soran Şeydanur Yüce, olumlu cevap alır almaz soluğu ailesiyle İzmir’de aldı. Doç. Dr. Süleyman Günay’ın uyguladığı işlem sonrası Şeydanur Yüce, ilk olarak patates püresi ve tavuk suyu çorbasının tadına yeniden vardı. Kanser olmasından şüphelendiler Geçtiğimiz yıl yaz aylarında katı gıda tüketiminde zorluk çekmeye başladığını ve ilerleyen süreçlerde sıvıları bile tüketemediğini aktaran Şeydanur Yüce, başına gelen hastalığın ne olduğunu öğrenmek için gittiği bir hastanede kendisine kanser olduğunu söylediklerini aktardı. Şeydanur Yüce, "İlk önce Trabzon’da bir hastaneye gittim. Orada işlemler yapıldı, biyopsi alındı ama tanı gelmedi. Şikayetlerim başladığı dönemde 57 kiloydum. Hastalık ilerledikçe 48 kiloya kadar düştüm. Sonraki süreçte Ankara ve Erzurum’da da doktorlara göründüm. Her gittiğim hastanede kanserden şüphelenip biyopsi yapıp bir çözüm sunmadan gönderiyorlardı. 4 kez endoskopi ile biyopsi oldum. Bir kere de ameliyatla biyopsi alındı ama hiçbirinde tanı gelmedi. Tanı gelmediği için herhangi bir müdahale de yapılmadı. Gitmediğimiz doktor hastane kalmadı. En son Süleyman Günay’a ulaştık. Kendisi endoskopik bir işlemle yemek borusundaki darlığı açtı" ifadelerini kullandı. İki aydır sadece kemik suyu içiyordu Evladını hayatta tutmak için elinden geleni yaptığını belirten Şeydanur Yüce’nin annesi Suna Yüce, "Tanesiz, su kıvamında bir şey içiyordu. İlikle kemiğe güvenerek onları kaynattım. Midesini tutsun diye nişasta pişiriyordum. Sadece kemik suyuyla son iki aydır onunla besleniyordu. Mamalar bile boğazından geçmiyordu. Resmen bir yıldır hayatta kalma mücadelesi veriyoruz. Bir elimde blender, diğerinde süzgeçle kızıma yemek yedirmeye çalışıyordum. Tabi bu süreçte gitmediğimiz doktor da kalmadı. Ortada bir tanı yoktu, bize ‘Kızınız kanser olabilir’ diyorlardı. "Bunun tedavisi yok, kemoterapi ya da radyoterapi alabilir" diyorlardı. Çok zor bir süreçti bizim için" sözlerini kaydetti. Son kez şanslarını İzmir’de denemek için geldiklerini dile getiren Suna Yüce, "Buraya da korka korka geldik. 3 saat süren ameliyat bize 3 gün gibi geldi. Yine biyopsi yapılacak ve çaresizce döneceğiz sandık. ‘Çok güvendiğimiz hastanelerde çare bulamadık, burada nasıl bulacağız’ diye de düşündük. Ama Süleyman Bey bize yeniden umut aşıladı" diye konuştu. Yemek borusunda ip kadar açıklık kalmıştı Hastası Şeydanur Yüce’nin durumunu anlatan Doç. Dr. Süleyman Günay, "Şeydanur bize Trabzon’dan geldi. Ama bize gelene kadar Trabzon, Erzurum ve Ankara’da birçok hastaneye gitmiş. Bir sürü endoskopi yapılmış, iki kere PET-CT çekilmiş. Tümörlü doku olduğu düşünülmüş. Göğüsten VATS yapılmış. Ama herhangi bir sonuç çıkmadığı için tedavi de yapılamamış. Neden yemek yiyemediğine ilişkin bir sonuç ortaya konulamamış. Yemek borusunda ip kadar bir açıklık kalmıştı. Nadir olarak görülen demir eksikliği anemisine bağlı bir yapışıklık olabilir. Çocukluk çağında içtiği toksik bir maddenin yapmış olma ihtimali de var. Nedeni çok net olmasa da kanser olmadığını kesin olarak biliyoruz. Bu noktada artık hastalığın nedeninden çok tedavisi önemliydi. Hayata katılması, yemek yemesi, en basiti bir su içmesi bile çok zordu. Tedavi etmek ve hastayı rahatlatmak önemliydi. Birkaç kere buji yani genişletme ameliyatı yapılmış ama onlar da pek etkili olmamıştı. Sonuçta bana ulaştı. Ben de muayene olması gerektiğini söyledim. Darlığın olduğu kısımda yemek borusu kaslarını keserek orayı genişlettik. Bir nevi açık miyotomi yaparak yemek borusunu açtık. Ameliyattan iki gün sonra ilk kez tavuk çorbası ve patates püresi yedi" açıklamasını yaptı. Doç. Dr. Süleyman Günay, bu tarz bir vakaya daha önce de rastladığını söyleyerek, "Ben daha önce bir kere karşılaştım böyle bir vakayla ama yaşadığı sorun yemek borusunun daha alt tarafındaydı. Şeydanur, benim için daha zor bir vaka oldu" dedi.
Smyrna Antik Kenti’nde kazılar sürürüyor
15 Ağustos 2025 Cuma - 10:11 Smyrna Antik Kenti’nde kazılar sürürüyor İzmir’de Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığındaki ekip, 20 bin kişilik kapasitesiyle Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğündeki Antik Smyrna Tiyatrosu ile Smyrna Agorası’ndaki Roma dönemi hamamının gymnasium bölümünü gün yüzüne çıkarmak için yoğun bir çalışma yürütüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2025-2027 yılları arasında kent tarihi açısından büyük önem taşıyan kazıya toplam 34,5 milyon lira kaynak ayıracak. İzmir’in merkezinde yer alan Smyrna Antik Kenti, 2007’den bu yana yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserlerle kentin tarihine ışık tutuyor. Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığında yürütülen çalışmalarda, Antik Smyrna Tiyatrosu ve Antik Smyrna Agorası’nda yer alan Roma dönemi hamamının gymnasium bölümü ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. 2012’den bu yana kentteki bilimsel kazı çalışmalarına maddi destek veren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynakları ile yürütülen kamulaştırmalar neticesinde Smyrna Agorası’nın bulunduğu kazı alanı İkiçeşmelik Caddesi ile bütünleşirken, uzun dönem gecekondular altında kalan Antik Smyrna Tiyatrosu da gün yüzüne çıkarılmaya başlandı. 20 bin kişi kapasitesiyle İzmir için büyük önem taşıyor Kazılara Maddi Destek Programı kapsamında günümüzde İzmir ve yakın çevresinde 16 arkeolojik kazı alanı yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde süren kazılara verdiği destekle insanlığın ortak kültürel mirası olan bu alanların korunması ve her geçen gün daha görünür kılınmasını amaçlıyor. 2025 yılı itibariyle yürürlüğe giren yeni protokol ile Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanlığı’na sağlanan destek kapsamında antik tiyatronun bir an önce kente kazandırılması amaçlanıyor. Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğünde olduğu belirtilen Antik Smyrna Tiyatrosu, 20 bin kişi kapasitesiyle İzmir için büyük önem taşıyor. Maddi ve ayni destek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri hakkında bilgi veren Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü’nde görevli Arkeolog Tuna Sinan Derbentoğulları, "İzmir Büyükşehir Belediyesi, Smyrna Antik Kenti kazı çalışmalarına 2012 yılından bu yana envanter oluşturulması, bilimsel kazı çalışmaları, restorasyon çalışmaları ve kazı ekibinin desteklenmesi amacıyla maddi ve ayni destek veriyor" dedi. Derbentoğulları, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentimizde devam eden 16 kazıyı desteklediklerini sözlerine ekledi. Kazılar iki noktada sürüyor 2007 yılından itibaren İzmir’in tarihi kent merkezindeki arkeolojik kazı çalışmalarını yürüten Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy, "Çalışmalarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi desteğinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önemli ölçüde destekleri söz konusu. Ayrıca başka sponsorlarımız da bulunuyor. Smyrna Antik Kenti kazılarını şu an özellikle iki noktada yürütüyoruz. Antik Smyrna Agorası’nda güncel olarak Kemeraltı’na bakan tarafta bir hamamın gymnasium bölümünün ortaya çıkarılması için çalışma yürütüyoruz. İkinci çalışma alanımız da özellikle İzmirlilerin de çok beklediği Antik Smyrna Tiyatrosu’nda sürüyor" diye konuştu. Ören yeri içinde Osmanlı dönemine ait sarnıçlı çeşmeler ve şehir içi han yapısı olduğunu belirten Prof. Dr. Akın Ersoy, Osmanlı Dönemi yapılarını da koruyarak altında kalan gymnasium bölümünün ortaya çıkarılması için çalıştıklarını kaydetti. Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğünde Antik Smyrna Agorası’nın antik dönemde yalnızca ticari ve idari bir merkez olmadığını vurgulayan Ersoy, dini ve sosyal etkinliklerin de burada gerçekleştirildiğini dile getirdi. Başlangıçta küçük ölçekli etkinliklerin agorada yapıldığını, ancak zamanla inşa edilen Antik Smyrna Tiyatrosu ile bu etkinliklerin tiyatroya taşındığını ifade eden Ersoy, tiyatroda yapılan çalışmalara ilişkin de bilgi verdi. İzmir’in Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğünde bir tiyatroya daha sahip olduğunu vurgulayan Ersoy, 20 bini aşkın izleyici kapasitesine sahip Antik Smyrna Tiyatrosu’nda hem dini, sosyal ve kültürel etkinliklerin hem de halk meclisine yönelik duyuruların gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi. Kemeraltı, Smyrna Agorası’nın ticari kimliğini yansıtıyor Prof. Dr. Akın Ersoy, Antik Smyrna Agorası’nın Büyük İskender’den sonra kurulan antik kentin tam merkezinde yer aldığını belirtti. Kemeraltı’nın bugün dünyanın en büyük açık hava çarşılarından biri olduğunu vurgulayan Ersoy, bu yapının temelinde bin yıl öncesinde Antik Smyrna Agorası’nın yarattığı ticari iklimin bulunduğunu aktardı. Antik dönemde kentin, bugünkü Kadifekale ve Kemeraltı arasında kurulduğunu, o dönemde Kemeraltı’nın yerinde ticaret ve savaş gemilerinin girebildiği bir iç liman bulunduğunu söyleyen Ersoy, Bizans Dönemi’nde başlayan, Osmanlı Dönemi’nde ise hızlanan bilinçli dolgu çalışmalarıyla iç limanın zamanla yapılaşmaya açıldığını ifade etti. Prof. Dr. Akın Ersoy, limanın son izlerinin 1800’lü yıllara kadar takip edilebildiğini, bu dönemde ise bataklık hâline gelen alanın tamamen doldurularak bugünkü Kemeraltı’nın oluştuğunu kaydetti. Antik dönemde de İzmir için su çok önemliydi Ersoy, antik dönemde kent planlamacılarının suyun varlığına büyük önem verdiğini, İzmir’in bu açıdan şanslı bir konumda olduğunu ifade etti. Kadifekale’nin altındaki su tabakalarının kent için önemli bir kaynak sağladığını, Antik Smyrna Agorası’ndaki suyun da bu doğal kaynaktan geldiğini vurgulayan Ersoy, yaklaşık 150 metre boyunca akarak Antik Smyrna Agorası’na ulaşan suyun günümüzde içilemez nitelikte olsa da park ve bahçeleri sulamak için kullanılabildiğini aktardı.
Kolay yoldan zayıflarken, kolay yoldan hasta olmayın
15 Ağustos 2025 Cuma - 09:56 Kolay yoldan zayıflarken, kolay yoldan hasta olmayın Halk arasında ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 ve GIP analogları, iştahı azaltarak kilo kaybı sağlasa da uzmanlar, bu ilaçların yalnızca doktor gözetiminde ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte kullanılmasını öneriyor. Dr. Sibel Işık, kalıcı sonucun dengeli beslenme ve düzenli egzersizle mümkün olabileceğini vurguladı. Sosyal medyanın da etkisiyle son aylarda sıkça gündeme gelen ve halk arasında "zayıflama iğnesi" olarak bilinen GLP-1 ve GIP analogları, diyabet tedavisindeki etkilerinin yanı sıra kilo verme sürecindeki etkileriyle de dikkat çekiyor. Bu ilaçların kilo vermeye olan etkisi, Hollywood yıldızlarının kullandığı yönündeki iddialarla birlikte "iğneyle incelme" trendini Türkiye’ye de taşıdı. Zayıflama iğneleri talep görüyor Birçok kişi, özellikle birkaç kilo fazlası olan bireyler, kolay yoldan zayıflamak amacıyla bu iğneleri kullanmak istiyor. Ancak Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Işık, bu ilaçların yalnızca doktor önerisiyle, düzenli takip altında ve bütüncül bir yaklaşımla kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Işık, "Yaşam tarzı değişiklikleri ile desteklenmediği sürece sürdürülebilir bir değişiklik sağlanamaz" dedi. Obezite taramaları ve riskli bireyler Dr. Işık, obezitenin artık bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ve bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan tarama programları kapsamında yaklaşık 6 ay içinde 15 milyon kişinin tarandığını, 3 milyona yakın kişinin obezite açısından riskli bulunduğunu belirtti. Estetik kaygıların yanı sıra sağlık için de fazla kilolarından kurtulmak isteyen bireylerin sayısının arttığını vurguladı. GLP-1 ve GIP analogları nedir? Zayıflama iğnesi olarak bilinen ilaçların, Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan enjeksiyonlu ilaçlar olduğunu belirten Işık, bu ilaçların GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) hormonunu taklit ederek insülin üretimini artırdığını ve iştahı azalttığını söyledi. GIP reseptör agonistleri ise tokluk hissini artırmanın yanı sıra yağ yakımını da teşvik ediyor. Bazı ilaçlar yalnızca GLP-1, bazıları ise hem GLP-1 hem GIP etkisi taşıyor. Bu nedenle ilaç seçiminin kişiye özel olması gerektiğini belirten Işık, özellikle hipertansiyon ve kalp hastalığı olan bireylerde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de kullanılan ilaçlar Ülkemizde liraglutid, semaglutid ve tirzepatid etken maddeli üç farklı ilaç bulunduğunu söyleyen Dr. Işık, bu ilaçların cilt altı enjeksiyon şeklinde uygulandığını, günlük ya da haftalık dozlara göre değişebileceğini belirtti. İştahı belirgin şekilde azaltan bu ilaçların, obezite, insülin direnci, diyabet, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi birçok kronik rahatsızlıkta fayda sağladığını ifade etti. Yan etkiler ve dikkat edilmesi gerekenler En sık görülen yan etkilerin bulantı, ishal, karın ağrısı, baş ağrısı ve halsizlik olduğunu belirten Işık, nadir de olsa pankreatit, retinopati ve bağırsak tıkanıklığı gibi daha ciddi durumların gelişebileceğini söyledi. Bu nedenle bu ilaçların mutlaka doktor gözetiminde kullanılması gerektiğini vurguladı. Yanlış beslenme süreci olumsuz etkileyebilir Zayıflama iğneleri iştahı azaltarak kilo kaybı sağlarken, iştahın kapanmasına bağlı olarak gelişen yetersiz ve dengesiz beslenmenin kilo verme sürecini sekteye uğratabileceğini belirten Işık, bu süreçte diyetisyen desteğinin çok önemli olduğunu söyledi. Ayrıca fiziksel aktivite ile desteklenmeyen süreçlerin yavaş ilerlediğini ifade etti. Düzenli yürüyüşler ve evde yapılabilecek egzersizlerin kilo kaybını desteklediğini vurguladı. Kalıcı sonuçlar için yaşam tarzı değişikliği şart Uzm. Dr. Işık, "GLP-1 ve GIP analogları, obezite tedavisinde devrim niteliğinde bir gelişme olabilir; ancak uzun vadeli etkinlik, güvenlik ve hasta uyumu dikkatle takip edilmelidir. İğne ile gelen incelik cazip olabilir ama sağlıklı kilo vermenin en kalıcı yolu; dengeli beslenme, hareketli yaşam ve tıbbi destekle sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemekten geçer" dedi.
Müzeye çocuk eli değdi, kurdeleyi çocuklar kesti
15 Ağustos 2025 Cuma - 09:37 Müzeye çocuk eli değdi, kurdeleyi çocuklar kesti İzmir Ekonomi Üniversitesi Beyaz Köşk Anaokulu öğrencileri, "Müze Okuluma Geldi" projesi kapsamında İzmir Ticaret Tarihi Müzesi’nden ilham alarak hayallerindeki müzeyi resmetti. Minik sanatçıların eserleri, 21 Ağustos’a kadar ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Beyaz Köşk Anaokulu öğrencileri, İzmir Ticaret Odası (İZTO) iş birliğiyle gerçekleşen ‘Müze Okuluma Geldi’ projesi kapsamında hayal güçlerini kullanarak özel bir sergiye imza attı. İzmir Ticaret Tarihi Müzesi’ni gezerek arkeoloji, müzecilik ve sanat temalarının işlendiği atölye çalışmasına katılan, kültürel mirasla ilgili bilgiler edinen çocuklar, finalde ise akıllarında canlandırdıkları rengarenk müze tasarımlarını resme aktardı. Çocukların, büyük ilgi ve beğeni toplayan resimlerinden oluşan İzmir’e Çocuk Eli Değdi: İzmir Ticaret Tarihi Müzesi’nden Bir Bakış Sergisi, düzenlenen törenle ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Serginin açılış kurdelesini kesen çocuklar, gönüllerince eğlenerek unutulmaz bir gün geçirdi. Çocukların emeklerinin çok güzel bir yansıması olan ve 21 Ağustos tarihine kadar gezilebilecek serginin açılış töreni; İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy, Meclis Üyesi Adile Dilek Mutlutürk, Genel Sekreter Prof. Dr. Mustafa Tanyeri ve Genel Koordinatör Pınar Karayılanoğlu’nun katılımıyla gerçekleşti. "Tarihi zenginliği yorumladılar" Etkinliğin açılışında konuşan İEÜ Beyaz Köşk Anaokulu Müdürü Onur Kurtuluş Kara, "Projede amacımız, çocuklara erken yaşta kültürel değerlerin farkındalığını kazandırmak, geçmişle bağ kurmalarını sağlamak ve İzmir’in tarihi zenginliğini çocukların gözünden yeniden yorumlamaktı. Proje süresince çocuklarımız, İzmir Ticaret Tarihi Müzesi koleksiyonundaki eserleri yakından inceledi. Kendi bakış açılarını ve hayal güçlerini kullanarak özgün üretimler gerçekleştirdi. Bu süreçte çocuklar, tuval üzerine resimler yaparken, geçmişten ilham alan nesneler de tasarladı. Çocuklarımızın mutluluğuna ve gözlerindeki ışıltıya tanıklık etmek, bizleri de çok sevindirdi" ifadelerini kullandı. "Estetik algıları gelişti" İzmir Ticaret Odası Etkinlik Görevlisi, Arkeolog Gizem Polat ise, çocuklarla bir arada olmanın harika bir duygu olduğunu ifade ederek, "Çocuklara yönelik düzenlenen atölye çalışmasında arkeoloji, müzecilik, kültür ve sanat temaları bir araya getirilerek öğrenme ortamı sağlandı. Etkinlikte, eski dönemlerde kullanılan seramik kap formları tanıtıldı. Çocuklar, bu formları günlük kullanım eşyalarıyla ilişkilendirerek kendi seramik tasarımlarını üretti. Ardından da çocuklardan hayallerindeki müzeyi tasarlamaları istendi. Bu sayede hem geçmişe dair bilgiler pekiştirildi hem de müzecilik kavramı deneyimlendi. Atölye, çocukların estetik algılarını geliştirmelerini ve özgün düşünmelerini destekleyen etkili bir öğrenme süreci sundu" diye konuştu.
Hukukta yapay zeka dönemi
15 Ağustos 2025 Cuma - 09:36 Hukukta yapay zeka dönemi Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu İbrahim Enis Özkan, kariyer yolculuğunu İngiltere’de sürdürüyor. 2017 yılında lisans eğitimini tamamladıktan sonra Londra’daki Brunel Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Hukuku alanında yüksek lisans yapan Özkan, bugün kurucusu olduğu Ten Legal isimli hukuki ve ticari danışmanlık şirketi aracılığıyla hukuk teknolojileri ve hukukta yapay zeka alanlarında çalışmalar yürütüyor. İngiltere’de sürdürdüğü kariyer yolculuğunda kendi şirketini kurduktan sonra özellikle elektronik keşif (e-discovery) üzerine uzmanlaşan Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu İbrahim Enis Özkan, büyük çaplı dava ve soruşturmalarda mahkemeler veya soruşturma makamları tarafından talep edilen dijital belgeleri inceliyor. Bu belgeler; e-postalar, mesajlaşmalar, word veya PDF dosyaları, metadata gibi çok çeşitli dijital verilerden oluşuyor. Davaya ya da soruşturmaya ışık tutabilecek veriler analiz edilerek hukuki sürece sunuluyor. Avukat İbrahim Enis Özkan, "Genellikle binlerce, bazen milyonlarca dijital belge arasından konuyla doğrudan veya dolaylı ilgili olanları tespit ediyoruz. Belgelerin gizlilik durumu, ticari hassasiyet taşıyıp taşımadığı, hangi tarafın lehine veya aleyhine olduğu gibi birçok kriter üzerinden sınıflandırma yapıyoruz" dedi. Yapay zeka ile desteklenen hukuki analiz Bu süreçte dünyanın en çok tercih edilen hukuk teknolojisi platformlarından biri olan Relativity yazılımını kullandığını söyleyen Özkan, bu yazılımın yalnızca belge sınıflandırma yapmakla kalmadığını, yapay zeka destekli analiz araçlarıyla süreci kökten kolaylaştırdığını aktardı. Özkan, "Bu program aynı zamanda, öğrenen algoritmalarla belgeleri önceliklendirme, uzun e-posta zincirlerini tek bütün hâlinde analiz etme, anahtar kelime yerine anlam temelli arama, küçük farklarla tekrarlanan belgeleri gruplayarak zaman kazanma gibi işlemleri yapıyor. Yapay zeka olmasaydı bu kadar büyük hacimli veriyi tek tek incelemek pratikte mümkün olmazdı" şeklinde konuştu. Hukukta gelecek: yapay zeka ve dijitalleşme Türkiye’de hukuki belge inceleme süreçlerinin çoğunlukla elle yapılan işlemler olarak yürütüldüğüne dikkat çeken İbrahim Enis Özkan, şunları söyledi: "Bu da hem zaman açısından büyük yük hem de hata riski anlamına geliyor. Elektronik keşif yazılımları Türkiye’de henüz sistematik bir yer edinmemiş olsa da özellikle rekabet hukuku, yolsuzluk soruşturmaları ve uluslararası ticari uyuşmazlıklarda büyük fayda sağlayabilir. Önümüzdeki yıllarda hukuk teknolojilerinde bazı gelişmelerin öne çıkması bekleniyor. Yapay zeka, hukuki argüman üretimi ve risk analizinde aktif rol alabilir, sözleşmeler otomatik hazırlanarak blockchain tabanlı akıllı sözleşmeler yaygınlaşabilir. Duruşmalar ve yargı süreçlerinin dijitalleşmesi, büyük hukuk ofislerinde iş takibi, bütçe planlama ve zaman yönetiminin yazılımlarla optimize edilmesi bekleniyor." Genç hukukçulara mesaj İngiltere’deki kariyer yolculuğunda dünyanın önde gelen firmalarıyla çalışma fırsatı bulan Özkan, "Biz Türk gençleri gerçekten çok yetenekliyiz ve doğru imkanlarla her alanda başarılı olabiliriz. Geleneksel hukuk yollarının dışında, teknolojiyle birleşen yeni uzmanlık alanlarının da var olduğunu bilmeliyiz" diyerek genç meslektaşlarına tavsiyelerde bulundu.
Romulo, transfer görüşmeleri için Almanya’da
14 Ağustos 2025 Perşembe - 16:11 Romulo, transfer görüşmeleri için Almanya’da Göztepe’nin Brezilyalı forvet oyuncusu Romulo Cardoso, Leipzig’le olan transfer görüşmelerini tamamlamak için Almanya’ya gitti. Kısa bir süre içerisinde bu transferin resmiyete kavuşması bekleniyor. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe’de transfer hareketliliği devam ediyor. İzmir ekibinde 23 yaşındaki Brezilyalı oyuncu Romulo, Leipzig’le olan transfer görüşmelerini tamamlamak için Almanya’ya gitti. Sarı-kırmızılılar, Brezilyalı oyuncu için Alman ekibiyle 20 milyon Euro bonservis bedeli, 5 milyon Euro bonus ve sonraki satıştan yüzde 10 pay karşılığında anlaşmaya vardı. Romulo’nun sağlık kontrolünden geçmesinin ardından resmi imzaların atılması bekleniyor. Türk futbol tarihine geçecek Göztepe, 2023-2024 sezonunda 1. Lig’de mücadele ederken devre arasında Brezilya’nın Athletico Paranaense kulübünden Romulo’yu kiralık olarak takıma transfer etti. Sarı-kırmızılılar, Ocak 2025’te de 2.5 milyon Euro karşılığında 23 yaşındaki oyuncunun opsiyonunu kullanarak bonservisini aldı. İzmir ekibi, şimdi de Romulo’yu yaklaşık 25 milyon Euro’ya satarak büyük bir kar elde edecek. Türkiye’den daha önce Fenerbahçeli Ferdi Kadıoğlu geçen yıl Brighton’a, Galatasaraylı Sacha Boey ise Bayern Münih’e 30 milyon Euro bonservisle transfer oldu. Romulo, bonuslarla birlikte Türk futbolunun Avrupa’ya üçüncü en pahalı transferi olacak.