Yerel Haberler
İzmir
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:47 MHP İzmir İl Başkanlığı’ndan anlamlı Anneler Günü kutlaması Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir İl Başkanlığı günlerin en güzelinde en anlamlı kutlamayı yaptı. İl Başkanı Veysel Şahin Şehit Annelerinin Anneler Gününü kutlayarak, "Balçova’da düzenlediği Şehit Aileleri Kahvaltısında her zaman önceliğin ‘Şehitlerimiz ve Aileleri’ olduğu vurgulandı. Türk Milleti için vazgeçilmez bir değer olan Şehit Aileleri ve Şehit Annelerinin "Anneler Günü" MHP İzmir il Başkanlığı tarafından düzenlenen kahvaltılı programla kutlandı. Balçova Termal Tesislerinde gerçekleştirilen programa Şehit Aileleri, Şehit ve Gazi Anneleri katıldı. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin yaptığı konuşmada, Şehit Ailelerinin ve Şehit Annelerinin Türk Milliyetçileri ve Türk Milleti için önemini vurgulayan bir konuşma yaptı. Şahin konuşmasında "bir milletin duasını omuzlarında taşıyan, acısını sabırla yoğurup vatana adayan, evladını toprağa verip Türk Milletine metanet öğreten yüce gönüllülerimizin huzurundayız" diyerek başladı. Kahraman analarımız Şehitlerimizin aziz hatıraları her an yanımızda diyerek sözlerini sürdüren İl Başkanı Veysel Şahin, "Bugün burada; Vatan sağ olsun derken yüreği kor gibi yanan, ama gözyaşını içine akıtıp devletinin yanında duran, evladını ay yıldızlı bayrağa emanet etmiş kahraman analarımızın huzurundayız. Ve inanıyorum ki; Bu salonda yalnızca anneler yoktur. Bu salonda şehitlerimizin aziz hatırası vardır. Dualar vardır. fedakârlık vardır vatan sevgisinin en saf, en temiz hali vardır. Kıymetli analarım Anne, Bir evladın ilk öğretmenidir. Duasıdır, sığınağıdır, merhametidir. İnsan konuşmayı annesinden öğrenir, sevmeyi annesinden öğrenir, vicdanı annesinden öğrenir, imanı annesinden öğrenir. Ama şehit anneliği Tarifi kelimelere sığmayan kutlu bir makamdır." dedi. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizler; ‘Cennet anaların ayakları altındadır’ buyuran Peygamber Efendimizin ümmetiyiz. İşte o cennetin kapısını aralayan anneler; Evladını kınalayıp vatana gönderen, ‘önce vatan’ diyebilen, acısını içine gömüp dimdik ayakta duran şehit anneleridir. Bu milletin anaları, gerektiğinde kendi yüreğini vatana siper edecek kadar büyük yürekli insanlardır. Onun için bu milletin tarihinde kahramanlık varsa arkasında mutlaka bir anne duası vardır. Şehitlerin canı, anaların duası Türk Milletinin tarihi varyantlarının her alanında Annelerin olduğunu da sözlerine ekleyen MHP İzmir İl Başkanı Şahin, "Çanakkale’de vardır. Sakarya’da vardır. Bugün sınır boylarında nöbet tutan Mehmetçiğin arkasında yine bir annenin duası vardır. Aziz şehit annelerimiz, Bugün bu topraklarda ezan okunuyorsa, bayrak dalgalanıyorsa, çocuklarımız huzur içinde uyuyabiliyorsa, bunda en büyük pay; şehitlerimizin fedakârlığında, sizlerin duasında ve sabrındadır. Türk milletinin geleceği Çünkü sizler yalnızca evlat yetiştirmediniz. Bir milletin istikbalini yetiştirdiniz. Sizler yalnızca çocuk büyütmediniz; adam yetiştirdiniz, iman yetiştirdiniz, Ahlak yetiştirdiniz, vatan sevgisi yetiştirdiniz. Bir milleti ayakta tutan sadece tankı topu değildir. Asıl güç; inançlı evlatlardır. Asıl güç Asıl güç; vatan için gerektiğinde can vermeyi göze alan yüreklerdir. Ve o yürekleri yetiştirenler de annelerdir. Kıymetli misafirlerimiz, Dünya bugün hiç olmadığı kadar çalkantılı bir süreçten geçmektedir. Coğrafyamız adeta bir ateş çemberiyle kuşatılmıştır. Her sabah yeni bir çatışmaya, yeni bir krize, yeni bir gözyaşına uyanıyoruz. Mazlum milletlerin üzerine ölüm kusulurken, Türk umut demektir Uluslararası hukuk suskun, vicdanlar yorgun, insanlık ise büyük bir imtihanın içerisindedir. Böyle bir dönemde Türkiye’nin güçlü kalması bir tercih değil mecburiyettir. Birliğimizi korumak İç cephemizi sağlam tutmak bir tercih değil mecburiyettir. Çünkü bu coğrafyada güçlü bir Türkiye yalnızca kendi vatandaşları için değil; mazlum milletler için de umut demektir. Şehit ve gaziler onurumuzdur İşte bunun için şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak zorundayız. İşte bunun için kardeşliğimizi büyütüp, ayrılığa kapılarımızı kapatıp birlik olmak zorundayız. Çünkü şehitlerimizin bizlere bıraktığı en büyük emanet; Bayraktır, vatandır, kardeşlik hukukudur. Hiç kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bu milletin yüz akıdır. Şehit analarının duası Terörle mücadelede destan yazan kahramanlarımız; milletimizin ebedî şeref levhasına isimlerini altın harflerle yazdırmışlardır. Ve biz biliyoruz ki; Şehit analarının duası alınmadan hiçbir millet güçlü olamaz. Sizler yalnızca bir evlat değil; bir milletin geleceğini yetiştirdiniz. Sizler yalnızca can vermediniz; Bu milletin ayakta kalmasına güç verdiniz. Şehitlerimiz bayrağımızdır Şunu da özellikle ifade etmek isterim ki; şehitlerimiz bir bayrak gibi bu milletin gökyüzünde dalgalanmaya devam edecektir. Şehit annelerimizin döktüğü her damla gözyaşı ise; bu milletin birlik ve beraberlik harcına karışmış mukaddes bir emanettir. Bizlere düşen görev; şehitlerimizin hatırasına layık olmak, Devletimize sahip çıkmak, milletimizi bir ve beraber tutmaktır. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin son olarak, "Bu duygu ve düşüncelerle; aşta aziz şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum. Ahirete irtihal etmiş annelerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyorum." diyerek sözlerine son verdi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 12:24 Göztepe, Avrupa umudunu son haftaya taşıdı Trabzonspor’un Türkiye Kupası’nı kazanması halinde Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım da Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edecek. Bu senaryoda Göztepe, Gaziantep FK galibiyetiyle önemli bir avantaj yakalarken, son haftada Samsunspor’u mağlup etmesi durumunda ligi beşinci sırada tamamlayacak. Göztepe, Avrupa hedefiyle başladığı sezonda yoluna emin adımlarla devam ediyor. Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında sahasında Gaziantep FK’yi ağırlayan İzmir temsilcisi, taraftarı önünde rakibini 2-1 mağlup ederek kritik bir galibiyete imza attı. Bu sonuçla puanını 55’e yükselten sarı-kırmızılı ekip, RAMS Başakşehir’in de kazandığı haftada beşinci sıradaki yerini korudu. Avrupa kupalarına katılım yolunda avantajını sürdüren Göztepe, ligin son haftasında Samsunspor’u mağlup etmesi halinde, Başakşehir’in sonucuna bakmaksızın sezonu beşinci sırada tamamlayacak. İzmir ekibinin Avrupa kupalarına katılıp katılamayacağı ise Trabzonspor’un Türkiye Kupası performansına bağlı olacak. Trabzonspor, yarı finalde Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Bordo-mavililerin finale yükselmesi halinde rakibi Konyaspor olacak. Trabzonspor’un kupayı kazanması durumunda ise Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım Avrupa kupalarına katılım hakkı elde edecek. Bu nedenle Göztepe, Samsunspor karşısında alacağı galibiyetle Avrupa hayalini gerçeğe dönüştürmek için önemli bir adım atmış olacak.
Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:33 Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Kayaokay, kireçlenme ve eklem kıkırdağı hasarlarında kök hücre tedavisinin, cerrahiye alternatif etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Kayaokay, "Vücuttan alınan kök hücreleri özel işlemlerle hazırlayıp problemli ekleme enjekte ediyoruz. Böylece doğal bir iyileşme sürecini başlatıyor ve daha etkili olmasını sağlıyoruz" dedi. Yaşam süresinin artması ve insanların hayata daha aktif katılması ile Toplumda diz ve eklem rahatsızlıklarının giderek arttığını vurgulayan Doç. Dr. Kayaokay, özellikle Kondromalazi (kıkırdakta aşınma), kireçlenme (osteoartrit), menisküs yırtıkları ve kıkırdak hasarlarında kök hücre tedavisinin başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Kayaokay, "Kök hücre, vücudun kendi kendini onarma potansiyelinden faydalanarak hasarlı dokunun yeniden yapılandırılmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem, cerrahi dışı çözüm arayan hastalar için önemli bir seçenek sunuyor" dedi. Ağrıyı azaltıyor, hareket kabiliyetini artırıyor Son yıllarda yapılan Yurtiçi ve yurtdışı klinik çalışmaların, kök hücre tedavisinin ağrı kontrolünde ve hareket kabiliyetini artırmada etkili olduğunu gösterdiğini ifade eden Kayaokay, "Özellikle başlangıç ve orta düzeydeki vakalarda kıkırdak yenilenmesini destekliyor, eklemdeki iltihabı azaltıyor ve hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor" diye konuştu. Her hastaya uygun değil Her tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Kayaokay, "İleri düzey kireçlenmelerde veya ciddi yapısal bozukluklarda kök hücre yeterli olmayabilir. Genç yaşta spor yapan bir hastadaki kıkırdak lezyonu ile ileri yaşlardaki hastalardaki kıkırdak lezyonlarının hastaya göre değerlendilmesi gerekir.Bu nedenle hastayı detaylı şekilde değerlendirip en doğru tedavi planını kişiye özel hazırlıyoruz" dedi. Erken tanı hayati Geçmeyen diz, kalça veya ayak bileği ağrısı olanları uyaran Kayaokay, sözlerini şöyle tamamladı: "Yürürken zorlanıyor , günlük hareketleriniz kısıtlanıyorsa ya da spor yaparken ağrılarınız artıyor ise vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurun. Kıkırdak hasarları menisküs lezyonları gibi birçok eklem hastalığını ilerlemeden Kök hücre tedavisiyle kontrol altına almak mümkün. Erken tanı, kalıcı hasarı önlemenin anahtarıdır."
Arkas’tan İzmir’e altıncı sanat durağı: Arkas Sanat Göztepe açıldı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:50 Arkas’tan İzmir’e altıncı sanat durağı: Arkas Sanat Göztepe açıldı Arkas Holding, Göztepe’de yer alan Sadrazam Kamil Paşa tarafından 19. yüzyılda yaptırılan ve köşkün son sakinleri Ayşe ve Seniha Mayda ile özdeşleşen tarihi yapı, titiz bir restorasyon süreciyle yeniden işlevlendirilerek "Arkas Sanat Göztepe" adıyla sanatseverlerle buluştu. Arkas Holding’in kültür-sanat alanındaki sürdürülebilir yatırımları, İzmir’in tarihi yapılarında hayata geçirilen sanat merkezleriyle devam ediyor. Türkiye’nin ilk kadın ortodontisti olan Ayşe Mayda’nın İzmir’deki aile köşkü olan ve geç Osmanlı - erken Cumhuriyet dönemi mimarisini yansıtan tescilli yapı, özgün mimari nitelikleri korunarak kapsamlı bir restorasyon süreciyle Arkas Sanat Göztepe olarak açıldı. Köşk, Arkas Holding’in restorasyonunu üstlenerek sanat merkezine dönüştürdüğü dördüncü tarihi yapı oldu. Bu merkezle birlikte, Arkas Sanat bünyesinde faaliyet gösteren altıncı sanat merkezi sanatseverlerle buluştu. Arkas Sanat Göztepe, daimi Türk Ressamları sergisi, öğrenme programları ve kamuya açık etkinlikleriyle İzmir’in kültür haritasına yeni bir katkı sağlıyor. Lucien Arkas: "Gençlerin sanat algısını değiştirmeye çalışıyorum" Açılışta konuşan Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, "Sanat merkezlerimizin ziyaretçilerinin yüzde 45’i gençlerden oluşuyor. Bu merkezlerde tohum ekiyoruz. Ben inanıyorum ki gençlerin ruhlarına yerleşen bu sanat sevgisi tohumları gelecekte onların kültür dünyasını, bakış açılarını geliştirecek. Ben algıyı değiştirmeye çalışıyorum. Bir sanat değeri, anlayışı olması için çalışıyorum. Sanatın ayrı bir değeri var. Çocuklara, gençlere, o sanatı gösterirseniz onu sevebilirler. Görmedikleri bir şeyi sevemezler. Genç ziyaretçilerin yüzde 10’u sanatı sevse, bu bile çok önemli" şeklinde konuştu. Arkas’ın sanat politikası Sanat konusundaki politikalarını aktaran Lucien Arkas, "Arkas Koleksiyonu’nda sahip olduğumuz eserleri Avrupalılar gördüğü zaman şaşırıyor, büyük değerler büyük emek ve yatırırım gerektiriyor ama benim, Arkas’ın misyonu bu. Sahip olduğumuz değerleri paylaşmaktan, özellikle gençlere ulaştırmaktan dolayı çok mutluyum. Ben paylaşmayı seviyorum ve önümüzdeki dönemde de bu tutkumu sürdürmeyi planlıyorum" diye konuştu. "Sanat paylaştıkça değer kazanır" Sanatın paylaştıkça değer kazandığına dikkat çeken Arkas, sanat eserlerini uygun yapılarda sergilemenin önemine de değindi. Arkas, "Ben sanatı, tarihi, mimarisi güzel olan eski yapıları severim. Dört duvar beton yaparsınız ama bina, içinde sergilediğiniz eserlerin ruhunu yansıtmaz. Bir taşı bile ruhuyla göstermek gerekir. Eski köşkler eserlerin ruhunu çok iyi yansıtıyor. 1800’lerde inşa edilmiş Alsancak’ta bulunan Arkas Sanat Merkezi, Bornova Deniz Tarihi Müzesi de aynı döneme ait. Yine Bornova’da bulunan Arkas Mattheys Köşkü biraz daha eski, 1700’lerde inşa edilmiş. Bunun yanında Arkas Sanat Urla gibi yeni yapılarda da sergilediğimiz eserlerin ruhunu yaşatabilmeyi amaçlıyoruz. Urla’daki müzemiz ödüllü, bir benzerini aynı hassasiyetle Alaçatı’da hayata geçirdik. Tüm bu binaları sanat merkezleri olarak İzmir’e kazandırmaktan dolayı çok mutluyum" dedi. "Sanatı keşfetmek isteyenler için ilham veren bir durak" Arkas Kültür & Sanat Direktörü Müjde Unustası ise, mekanda yer alacak süresiz koleksiyon sergisiyle Türk resmine önemli bir kapı aralandığına dikkat çekti. Arkas Koleksiyonu’nun zenginliğinin altını çizen Unustası, serginin Türk resim sanatının geçmişten günümüze uzanan yolculuğuna dair bütüncül bir bakış sunduğunu belirterek, "Ayşe & Seniha Mayda Köşkü, İzmir’in sosyal, kültürel ve tarihi dokusuna işlemiş bir hafıza mekanı. Geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e ve modernleşme sürecine uzanan geniş bir dönemi kapsayan sergi, yalnızca eserlerle değil, bu mekanla da çok katmanlı bir diyalog kuruyor. Tıpkı Türk resim sanatının dönüşümü gibi; bu köşk de zaman içinde farklı kimlikler kazanmış, değişimlere tanıklık etmiş bir yapı. Bu sergi, umuyoruz ki sanatı keşfetmek isteyen herkese ilham verecek bir durak olur" diye konuştu. Sanatın üretildiği bir yaşam alanı Yalnızca daimi sergi alanı değil, çocuk ve yetişkin atölye alanları, mağaza, bahçe alanlarıyla yaşayan bir yapı olarak kurgulanan Arkas Sanat Göztepe, sanatın yalnızca izlendiği değil üretildiği bir mekân anlayışıyla tasarlandı. Restorasyon süreci, yapının mimari mirasını koruyarak çağdaş sergi standartlarını sağlayacak biçimde, mimar Seda Özen tarafından gerçekleştirildi. Giriş binası, etkinlik alanları ve yeni peyzaj düzenlemesiyle birlikte merkez, çok işlevli bir kültürel alan kimliği kazandı.
Bakırçay Ovası’nı kuraklık vurdu
11 Eylül 2025 Perşembe - 13:14 Bakırçay Ovası’nı kuraklık vurdu İzmir’de Bergama Ovası’nı besleyen Bakırçay’ın su seviyesi gözle görülür biçimde düştü. Bazı kesimleri neredeyse tamamen kuruyan Bakırçay’ın özellikle Aşağıkırıklar, Bozköy, Kurfallı ve Yeni Köy çevresinde tarım yapan çiftçiler, DSİ’nin yeterli su salmaması nedeniyle tarlalarındaki ürünlerin kuruduğunu belirterek tepkilerini dile getirdi. Çiftçiler, en büyük kaybı suya en çok ihtiyaç duyan pamuk, mısır ve ayçiçeği tarlalarında yaşadı. Sulama programının aksamasıyla birlikte bazı ekili alanlar tamamen kururken, ayakta kalan ürünlerde de ciddi verim kaybı gözleniyor. "Ürünlerimiz tarlada yandı. Hasat yapacak durumda değiliz" diyen üreticiler, gelir kaybının yanı sıra borçlarını ödeyememe kaygısı taşıyor. Köylüler, sulama sezonunda planlanan suyun zamanında ve yeterli miktarda bırakılmadığını öne sürüyor. DSİ ise su kaynaklarının kısıtlı olduğunu, barajlarda doluluk oranlarının düşüklüğü nedeniyle kısıtlama yapıldığını hatırlatıyor. Uzmanlar, azalan yağışların Ege havzalarında kuraklık riskini artırdığını vurguluyor. Kuzey Ege Havzası Kuraklık Yönetim Planı’nda da "su tüketimi yüksek ürünlerden uzak durulması" çağrısı yapılmıştı. Ancak bölgedeki çiftçiler, geçim kaynaklarını farklı ürünlere kaydırmakta zorlandıklarını dile getiriyor. Ekonomik etkiler zincirleme Tarladaki verim kaybının yalnızca üreticiyi değil, nakliyeden işçiliğe, yem ve gıda sanayine kadar bölgedeki tarıma dayalı yan sektörleri de olumsuz etkilemesi bekleniyor. Küçük aile işletmeleri içinse durum daha da kritik. Çözüm beklentisi Çiftçiler, zararlarının devlet tarafından tespit edilerek destek sağlanmasını ayrıca su yönetiminin şeffaflaştırılması, sulama altyapısının yenilenmesi ve acil destek paketlerinin devreye alınması yönünde çağrı yapıyor. Bakırçay’ın kuruması, yalnızca bir yaz mevsimi sorunu değil; tarımın geleceğini, bölge ekonomisini ve kırsal yaşamı tehdit eden derin bir krizin işareti olarak değerlendiriliyor.
10. Uluslararası Türkiye Treffen Çeşme-Alaçatı’da başladı
11 Eylül 2025 Perşembe - 12:16 10. Uluslararası Türkiye Treffen Çeşme-Alaçatı’da başladı Alaçatı Turizm Derneği, Goldwing European Federation (GWEF), Goldwing Club Türkiye (GWCTR) ve iş birliğiyle düzenlenen 10. Uluslararası Türkiye Treffen, İzmir’in gözde turizm merkezi Çeşme-Alaçatı’da başladı. Bu yıl 10.’su düzenlenen Türkiye Treffen, İzmir’in gözde turizm merkezi Çeşme-Alaçatı’da başladı. 30’dan fazla ülkeden yüzlerce Goldwing sürücüsünü bir araya getiren bu büyük buluşma, Honda Goldwing’in 50. yılına denk gelmesi sebebiyle ayrı bir anlam taşıyor. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen katılımcılar, dostluk ve paylaşım ruhuyla dört gün boyunca Çeşme’nin eşsiz atmosferinde buluşuyor. Program kapsamında; özel sürüş rotaları, tekne turları, kültürel geziler, konserler, ödül törenleri ve ışık gösterileri yer alıyor. 11 Eylül akşamı düzenlenecek "Işık Sürüşü", katılımcıların motosikletleriyle Alaçatı sokaklarını ışıl ışıl bir korteje dönüştürecek. 13 Eylül’deki "Ülkeler Geçişi Sürüşü" ise farklı ülkelerden gelen Goldwing sürücülerini bayraklarıyla görkemli bir şekilde Çeşme Cumhuriyet Meydanında bir araya getirecek. Organizatörler, Treffen’in sadece bir motosiklet buluşması değil; aynı zamanda dostluğun, barışın ve uluslararası dayanışmanın güçlü bir simgesinin olduğunu dile getirdi. Uluslararası Türkiye Treffen, 11-14 Eylül 2025 tarihleri arasında devam edecek ve Pazar günü yapılacak kapanış seremonisi ile sona erecek.
Horlamak, hastalık habercisi olabilir
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:52 Horlamak, hastalık habercisi olabilir Sabahları yorgun kalkmak, gün boyu uyuklamak veya horlamanın aslında göründüğü kadar masum sorunlar olmadığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu problemlerin altında yatan ciddi sağlık sorunlarına işaret etti. Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, uykusuzluğun ardında ciddi solunum ve metabolizma hastalıklarının yatabileceğine dikkat çekti. Horlama, uykuda nefes kesilmesi, güç içinde aşırı uyuklama ve sabahları yorgun uyanma gibi şikayetleri olanlar için Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, dikkat çeken uyarılarda bulundu. Söz konusu şikayetlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ve bu belirtilerin aslında uyku apnesi başta olmak üzere KOAH ve astım gibi hayati hastalıkların ilk sinyali olabileceğini aktaran Dr. Merda Erdemir Işık, KOAH hastalarının nefes darlığı nedeniyle sık sık uyandığını, astım hastalarının gece artan nefes darlığı yüzünden uyku kalitesinde ciddi düşüş yaşadığını ve de tiroit bozuklukları, kalp ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklarında da gece uykusunu bölen önemli etkenler olduğunu söyledi. Uyku testi hayati önem taşıyor Uyku problemi yaşayanların mutlaka bir uzmana görünmesinde fayda olduğunu aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, şöyle konuştu: "Özellikle tiroit hastalığı olan kişilerde uyku ile ilgili şikâyetler sık görülür. Uyku düzeni ile ilgili şikâyeti olan kişilerin tiroit fonksiyon testlerine bakılması gerekir. Eğer horlama, uykudan boğularak uyanma, gün içi aşırı uykululuk hali, sabah yorgun uyanma gibi sorunlar varsa, yanınızda olan partneriniz uyurken nefesinizin durduğunu söylüyorsa ve obeziteniz varsa uyku apnesi açısından mutlaka uyku testi yapılması gerekir. Bunun dışında uyku problemi olan hastaların gerektiğinde psikiyatri ve endokrinoloji uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Gece sık uyanma obstruktif uyku apnesi, KOAH ve astım hastalıklarında sık görülen şikâyetlerdendir. Uyku bozukluğu hipotiroidi, diyabet veya başka bir kronik hastalık belirtisi olabilir. Uyku bozukluğu olan kişilerin bir dahiliye ya da endokrinoloji doktoru muayenesinden geçmesi, rutin hormonal ve biyokimyasal tetkiklerinin görülmesi gerekir." Uykusuzluğunuzu takip edin Uykusuzluğunuzun nedeni hakkında kendinizi iyi gözlemlemeniz gerektiğini ve elde edilen şikayetler sonucunda bir uzmandan destek alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Kontrol altında olmayan ileri evre kalp ve böbrek yetmezliği olan kişilerin akciğer ödemi nedeniyle gece düz ya da tek yastıkta yattıklarında nefes darlıkları arttığı için uykusuzluk problemi yaşayabilirler. Gece nefes kesilmesi genellikle astım hastalarında sık görülür. Astım hastalarının gece nefes darlığı şikâyetleri daha yoğun olur. Obstruktif uyku apnesi hastalarında gece boğularak uyanma şikayeti sık görülür. Bunun dışında KOAH, ileri evre kalp yetmezliğinde de gece nefes darlığı şikayetleri görülebilir" ifadelerini kullandı. Söz konusu rahatsızlıkların teşhisi sonucunda uzman kişiler tarafından uygulanan tedavi sonucu şikâyetlerin gerilemesinin mümkün olabildiğini aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sözlerini şöyle tamamladı: "Ayrıntılı bir değerlendirme sonrası ilaç tedavisi ile düzelebilecek bir durum tespit edilirse kullanılabilir. Uyku hijyeni dışında uyku problemine sebep olabilecek altta yatan hastalık açısından bir doktor muayenesi ve gerekli tetkiklerin yapılması önerilir. Hastanın durumuna göre doktorun önerdiği sıklıkla kontrollerin yapılması önerilir."
Karşıyaka’da Ömer Faruk’un cezası onandı, oyuncuyla yollar ayrılıyor
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:09 Karşıyaka’da Ömer Faruk’un cezası onandı, oyuncuyla yollar ayrılıyor Bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından 8 ay hak mahrumiyeti cezası alan Ömer Faruk Sezgin için yapılan itirazlar reddedildi ve cezası onandı. Yeşil-kırmızılılar da 8 ay men cezası alan forvet oyuncusu ile yollarını ayırmaya hazırlanıyor. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka’nın büyük umutlarla kadrosuna kattığı 26 yaşındaki forvet Ömer Faruk Sezgin, geçtiğimiz günlerde bahis oynadığı iddiasıyla PFDK’ya sevk edilmişti. Yapılan incelemeler sonucunda 26 yaşındaki forvet oyuncusu, bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından 8 ay hak mahrumiyeti cezası aldı. Karşıyaka ve Ömer Faruk Sezgin’in avukatları cezaya itiraz etti. TFF Tahkim Kurulu da itirazı reddederek cezanın onanmasına karar verdi. TFF Tahkim Kurulu’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Futbolcu Ömer Faruk Sezgin’in PFDK’nın 02.09.2025 tarih ve E.2025-2026/49 - K.2025-2026/65 sayılı kararına itirazı incelendi. Yapılan müzakere neticesinde; Futbolcu Ömer Faruk Sezgin’in bahis eylemi nedeniyle FDT’nin 57/2. maddesi uyarınca 8 ay hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasına dair kararda sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, erteleme talebinin reddine, oybirliğiyle karar verilmiştir" ifadeleri kullanıldı. Ömer Faruk’un sözleşmesi feshedilecek Yeni sezona iddialı bir başlangıç yapan Karşıyaka, Ömer Faruk Sezgin’in 8 ay men cezası almasından sonra hücum hattında yeni bir yol haritası izleyecek. İzmir ekibi, karara itiraz etmesine rağmen bir indirim çıkmayınca 26 yaşındaki oyuncuyla yollarını ayırarak sözleşmesini feshedecek. Bu kararın da kısa bir süre içerisinde açıklanması beklenirken yeşil-kırmızılılar hücum hattında oluşacak boşluğu da Ömer Faruk seviyesinde bir golcü oyuncuyla doldurmayı planlıyor.
Altınordu’da hedef deplasmanda puanla dönmek
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:35 Altınordu’da hedef deplasmanda puanla dönmek Altınordu FK Teknik Direktörü Namet Ateş, cumartesi günü deplasmanda Adana 01 FK önünde zor bir maç oynayacak olmalarına rağmen puanla dönmek istediklerini söyledi. TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Altınordu, sezona istediği gibi başlayamadı. İlk üç haftada 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik alan İzmir temsilcisi, hafta sonu deplasmanda Adana 01 FK ile karşı karşıya gelecek. Kırmızı-lacivertli ekibin teknik direktörü Namet Ateş, hem geçtiğimiz hafta oynanan 24 Erzincanspor karşılaşmasını hem de 4. hafta mücadelesinde konuk olacakları Adana 01 FK mücadelesini değerlendirdi. 24 Erzincanspor önünde iyi futbol ortaya koyduğumuzu hatırlatan Ateş, "Biz evimizde maçlarımızda hem iyi oynayıp hem de kazanmak istiyoruz. Bütün oyun planlarımız bunun üzerine kurulu. Maçın daha başında bu oyun planımızda uygun pozisyonlar bulmaya başladık. Golü bulma konusunda 13 tane şutumuz var ama golü bulamadık. Tabii ki golü bulmak için ileride çoğaldığınızdaki bölümlerde, özellikle 5. bölgeyi iyi oynadığımız anlarda pas tercihleri, şut kalitesi bunlar çok önem kazanıyor. Burada kaliteli oyunculardan kurulu bir takım olduğumuz halde bu vuruşların net gelmemesinin nedeni tabii ki biraz tecrübesizlik. Biraz baskı altında o vuruşları yapabilme becerisi devreye giriyor. Maç genel anlamda aslında istediğimiz gibi de gitti. Rakibin pozisyonu var ama oyun anlamda bize sıkıntı oluşturduğu bölümler pek olmadı. Biz oyunsal anlamda pek bir sıkıntı yaşadığımızı düşünmüyorum. Gol yedikten sonra golü bulmak için çok yüklendik, pozisyonlara da girdik fakat golü bulamayınca da 1-0 mağlup olduk. İçeride mağlubiyet yaşamanın bizim için üzüntüsü çok fazla. Bir de oyunu oynayıp oyunu domine edip kazanmaya yakın olan taraf olduğumuz halde bunu skor olarak öne geçirip avantaj sağlayıp galibiyetle kapatmamak bizi çok üzdü. O maçın analizini yaptık ve bitirdik" dedi. "Adana deplasmanı her zaman zordur" Adana 01 FK ile deplasmanda oynamanın zor olduğunu dile getiren Ateş " Adana’da deplasman oynamak her zaman zordur. Bu mevsimlerde daha da zordur. Hem hava şartları hem iklim. Adana 01 FK daha sezon biter bitmez iddiasını ortaya koydu ve transferlerini bu yönde yaptı. Adana 01 FK takımı bu ligde yukarılar oynayacak. Bir de kendi sahalarında oynayacaklar. Kadro alternatifleri çok fazla. Üçlü oynayabiliyorlar, beşliye dönebiliyorlar, dörtlü oynayabiliyorlar. Orta sahadaki dinamik varyasyonları çok daha farklı. Öndeki santraforların gol becerisi ve tecrübesi daha da farklı. O yüzden bu maç tabii ki bizim için daha zor geçecek. Ama zor maçlara ve zor rakiplere karşı da planlarımız var. Geçen sene Play-off’larda bunu kanıtladık. Bu senede o planlarımız dahilinde sahaya çıkacağız. Bu planlarımız gerçekleştiğinde bir sonuç alabiliyoruz ve iyi oyun oynayabiliyoruz. O yüzden biz planımıza en iyi şekilde yapıp en iyi bir şekilde deplasman da olsa oynayıp oradan iyi bir sonuçta dönmek istiyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.
Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:31 Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu Karaciğerlerinde hastalık bulunan Libyalı ve Gürcü iki bebek, Türk hekimlerin ellerinde şifa buldu. Safra yolları yokluğu tanısı konulan 2 yaşındaki Libyalı Hatan bebeğe babasından, karaciğer sirozu tanısı konulan 4 aylık Gürcü Saba bebeğe ise annesinden alınan karaciğer dokusu başarıyla nakledildi. Libya’nın başkenti Trablus’tan gelen 3 kardeşin en küçüğü Hatan Barghout isimli bebek, doğduktan sadece 3 hafta sonra safra kanalları yokluğu teşhisiyle yaşam mücadelesine başladı. Mısır’da geçirdiği zor bir ameliyata rağmen karaciğer nakli zorunluluğu devam etti. Yapılan testler sonucu babası Alsadig Amhımmıd Barghout’un (41) organı ile uyumlu olduğu belirlenen Hatan bebek, Libya Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Türkiye’ye getirildi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğinde Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Nakil öncesi yürüyemeyen, ağır durumda olan küçük Hatan, ameliyat sonrası hızla toparlandı ve yeniden sağlığına kavuşarak adım atmaya başladı. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te yaşayan Ana Ormotsadze (26) ve Giorgi İntskirveli (40) çiftinin üç çocuğundan en küçüğü Saba ise doğuştan karaciğer sirozu ve yetmezliği ile dünyaya geldi. Sadece dört aylıkken, acil karaciğer nakline ihtiyaç duyan minik bebek, ailesi tarafından Türkiye’ye getirilerek Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan testler sonucunda minik Saba’nın, annesi Ana’dan organ nakli alabileceği belirlendi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğindeki Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Doğuştan gelen karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden Saba bebek, sağlık ekibinin başarılı tedavisiyle yeni hayatına umutla başladı. Babasından alınan doku Hatan bebeğe umut oldu Çocuklarda karaciğer naklinin en yaygın nedenlerinden birinin safra yollarının doğuştan olmayışı diye belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi uzmanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Hatan Bebeğin bu problemden dolayı nakil gereksinimi doğan bir hasta olduğunu söyledi. Hatan bebeğin Sağlık Bakınlığı programı kapsamında Türkiye’ye geldiğinin aktaran Aydoğdu, "1 yaş 8 aylıkken karaciğer yetmezliğinin son aşamasındaydı. Çok ağır bir beslenme yetersizliği, karında sıvı toplanması, organ büyüklüğü nedeniyle geniş bir karın ve solunum sıkıntısı gibi yetmezlikle ilgili bütün bulgular yerleşmişti. Nakil zamanlaması ve endikasyonu tam da olması gereken noktadayken hastanemize ulaştı. Genellikle, çocukların ağırlıklarının yüzde 1’i kadar bir karaciğer grefti ideal olarak kabul ediliyor. Bu çocuğumuz da nakile girerken yaklaşık 8 kilo civarındaydı ve 80 ile 100 gram arasında bir karaciğer dokusuna ihtiyaç duyuyordu. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nde babasından nakil yapılan bu kız bebek şu anda son derece iyi bir sağlık durumundadır. Şu anda karaciğer fonksiyonları tamamen normale döndü. Ancak, vücut halen tamir aşamasındadır. Bu testler yavaş yavaş normal seviyelere gelecektir. Hatta, bir iki gün içerisinde hastaneden taburcu etmeyi de planlıyoruz" dedi. Annesinden alınan doku Saba bebeğe hayat verdi Saba bebeğin Gürcistan’dan Türkiye’ye geldiğini kaydeden Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Kılıç, Doğumdan kısa süre sonra 4 aylık bebekte hem karaciğer yetmezliği hem de karaciğer sirozu geliştiğini ifade etti. Minik Saba’nın oldukça acil bir durumda hastaneye geldiğini söyleyen Kılıç, "Karaciğerin kanama ve pıhtılaşma fonksiyonları yerine gelmiyordu. Bu durumdaki bebeklerde acil karaciğer nakli yapılmazsa kaybedilme riski vardır. Bu bebeği de bir hafta 10 gün içinde karaciğer nakli yapılmazsa kaybedecektik. Bu sebeple annesinden acil olarak nakil yaptık. Bebek girişte küçük bir bebekti. 4 aylık 6 kiloydu ama nakil başarılı geçti. Türkiye’deki tüm ekiplerin ve bizim bu konudaki tecrübemiz oldukça fazladır. Özellikle canlıdan yapılan nakillerde yurt dışından da çok hasta alıyoruz. Sabah bebek de bu şekilde nakil oldu. Şimdi bir haftadır durumu iyi gidiyor ve karaciğer fonksiyonları normale döndü. 3-5 gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz" diye ekledi. En küçük kızı olan Hatan’nın Türkiye’de sağlığına kavuşmasının sevincini yaşadığını kaydeden babası Alsadig Amhımmıd Barghout, "Bebeğimi 45 günlükken Mısır’a götürdük. Orada bir ameliyat geçirdi. Daha sonra tekrar Libya’ya döndük. Libya’da yapılan tetkiklerde karaciğer nakli olması gerektiği söylendi ve gerekli tahliller yapıldı. Süreç de bu şekilde başladı. Ardından Türkiye’ye geldik. Şu anda çok mutluyuz, çünkü bebeğimizin sağlığı çok daha iyi. Öncelikle Libya hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür ediyoruz. Ayrıca Acıbadem Hastanesi’nin tüm ekibine minnettarız" sözlerini kullandı. En küçük çocukları Saba’nın sağlığına kavuşmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyen anne Ana Ormotsadze ve Baba Giorgi İntskirveli ise "Bebeğimiz doğduktan yaklaşık 10 gün sonra bazı semptomlar göstermeye başladı. Ancak kendi ülkemizde bu tedavi mümkün olmadığı için Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Başta çok korkuyorduk; çünkü durum her geçen gün daha da kötüleşiyordu. Ama Türkiye’ye geldikten sonra her şey değişmeye başladı. Tedavi süreciyle birlikte bebeğimizin durumu hızla iyileşmeye başladı. Şu anda çok daha rahatız. Ameliyat sonrasında da gelişmeler olumlu yönde ilerliyor. Bu yüzden çok mutluyuz ve umutluyuz. Umarız her şey daha da iyi olacak" ifadelerini kullandı.