SAĞLIK - 11 Eylül 2025 Perşembe 11:52

Horlamak, hastalık habercisi olabilir

A
A
A
Horlamak, hastalık habercisi olabilir

Sabahları yorgun kalkmak, gün boyu uyuklamak veya horlamanın aslında göründüğü kadar masum sorunlar olmadığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu problemlerin altında yatan ciddi sağlık sorunlarına işaret etti. Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, uykusuzluğun ardında ciddi solunum ve metabolizma hastalıklarının yatabileceğine dikkat çekti.


Horlama, uykuda nefes kesilmesi, güç içinde aşırı uyuklama ve sabahları yorgun uyanma gibi şikayetleri olanlar için Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, dikkat çeken uyarılarda bulundu. Söz konusu şikayetlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ve bu belirtilerin aslında uyku apnesi başta olmak üzere KOAH ve astım gibi hayati hastalıkların ilk sinyali olabileceğini aktaran Dr. Merda Erdemir Işık, KOAH hastalarının nefes darlığı nedeniyle sık sık uyandığını, astım hastalarının gece artan nefes darlığı yüzünden uyku kalitesinde ciddi düşüş yaşadığını ve de tiroit bozuklukları, kalp ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklarında da gece uykusunu bölen önemli etkenler olduğunu söyledi.



Uyku testi hayati önem taşıyor


Uyku problemi yaşayanların mutlaka bir uzmana görünmesinde fayda olduğunu aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, şöyle konuştu: "Özellikle tiroit hastalığı olan kişilerde uyku ile ilgili şikâyetler sık görülür. Uyku düzeni ile ilgili şikâyeti olan kişilerin tiroit fonksiyon testlerine bakılması gerekir. Eğer horlama, uykudan boğularak uyanma, gün içi aşırı uykululuk hali, sabah yorgun uyanma gibi sorunlar varsa, yanınızda olan partneriniz uyurken nefesinizin durduğunu söylüyorsa ve obeziteniz varsa uyku apnesi açısından mutlaka uyku testi yapılması gerekir. Bunun dışında uyku problemi olan hastaların gerektiğinde psikiyatri ve endokrinoloji uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Gece sık uyanma obstruktif uyku apnesi, KOAH ve astım hastalıklarında sık görülen şikâyetlerdendir. Uyku bozukluğu hipotiroidi, diyabet veya başka bir kronik hastalık belirtisi olabilir. Uyku bozukluğu olan kişilerin bir dahiliye ya da endokrinoloji doktoru muayenesinden geçmesi, rutin hormonal ve biyokimyasal tetkiklerinin görülmesi gerekir."



Uykusuzluğunuzu takip edin


Uykusuzluğunuzun nedeni hakkında kendinizi iyi gözlemlemeniz gerektiğini ve elde edilen şikayetler sonucunda bir uzmandan destek alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Kontrol altında olmayan ileri evre kalp ve böbrek yetmezliği olan kişilerin akciğer ödemi nedeniyle gece düz ya da tek yastıkta yattıklarında nefes darlıkları arttığı için uykusuzluk problemi yaşayabilirler. Gece nefes kesilmesi genellikle astım hastalarında sık görülür. Astım hastalarının gece nefes darlığı şikâyetleri daha yoğun olur. Obstruktif uyku apnesi hastalarında gece boğularak uyanma şikayeti sık görülür. Bunun dışında KOAH, ileri evre kalp yetmezliğinde de gece nefes darlığı şikayetleri görülebilir" ifadelerini kullandı. Söz konusu rahatsızlıkların teşhisi sonucunda uzman kişiler tarafından uygulanan tedavi sonucu şikâyetlerin gerilemesinin mümkün olabildiğini aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sözlerini şöyle tamamladı: "Ayrıntılı bir değerlendirme sonrası ilaç tedavisi ile düzelebilecek bir durum tespit edilirse kullanılabilir. Uyku hijyeni dışında uyku problemine sebep olabilecek altta yatan hastalık açısından bir doktor muayenesi ve gerekli tetkiklerin yapılması önerilir. Hastanın durumuna göre doktorun önerdiği sıklıkla kontrollerin yapılması önerilir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da yaz erken geldi, yerli ve yabancı turistler sahile koştu Antalya’nın Alanya ilçesinde yaz havası, turizmi hareketlendirdi. Yerli ve yabancı turistler sahile indi, güneşin ve denizin tadını çıkardı. Karavanla Türkiye’yi dolaşan vatandaş, "Alanya’ya bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim" dedi. Alanya’da bahar aylarının bitimine sayılı günler kala yaz havası yüzünü gösterdi. Hava sıcaklığının 23 derece, deniz suyu sıcaklığının ise 20 derece olarak ölçüldüğü ilçede yerli ve yabancı turistler sahillere akın etti. Dünyaca ünlü Kleopatra Plajı’nda yoğunluk dikkat çekerken, güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar sahile indi. Bazı tatilciler denize girerek serinlerken, bazıları ise kumsalda güneşlenmeyi tercih etti. Öte yandan, tekne kiralayan turistlerin Akdeniz’in berrak sularında vakit geçirdiği görüldü. Teknelerin güvertesinde güneşlenen tatilciler, denizin ve güneşin tadını çıkardı. Sahilde vakit geçiren aileler ise çocuklarıyla birlikte oyun oynayarak keyifli anlar yaşadı. Ayrıca bazı vatandaşlar su sporları yaparak renkli görüntüler oluşturdu. Bahar aylarında yazı aratmayan hava durumları, turizm hareketliliğini de artırdı. Karavan ile Türkiye’yi gezen Nedim Bircan, (43) "Ben normalde karavanda yaşıyorum, 2 yıldır Antalyadaydım. Antalya’da yaz bitti dediğimiz zamanlarda bu bölgeyi motorla gezmek için geldim. Burada hala yaz devam ediyordu. Bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim. Şu anda Alanya’da yaz havası var" dedi.
Yalova Yalova’da Kocadere şehitleri anıldı Yalova’nın Çınarcık ilçesinin Kocadere köyünde 29 Nisan 1921 tarihinde Yunan işgal kuvvetleri, Rum ve Ermeni çeteleri tarafından katledilen 830 şehit düzenlenen törenle anıldı. Kocadere şehitlerini anma programı, Kocadere İlkokulu önündeki Mehteran konseri ile başladı. Ardından şehitliğe yürüyüş gerçekleştirildi. AKocadere Şehitliği’nde düzenlen törende şehitliğe karanfiller bırakılırken 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve akabinde İstiklal Marşı okundu. Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından ise İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk şehitler için dua okudu. Programda ardından konuşma yapan Kocadere Köyü Muhtarı Volkan Varol ise 105 yıl önce yaşanan vahşetle ilgili, "1921 Yılının 29 Nisan günü Şenköy ve Kocadere’de yaşayan Müslüman halka, Yunan düşman kuvvetlerinin önderliğinde Rum ve Ermeni çeteleriyle soykırım yapılmıştır. O yıllarda milli mücadele boşaltılmış, eli silah tutan herkes cephelere koşmuştur. Köylerde kadın, çocuk ve yaşlılar kalmıştır. Şanköy Engere’de kurşun zilmiş, türlü işkenceler uygulanarak denizde boğulmuş, büyük bir kısmı ise Kocadere’de şu an bulunduğumuz yerde Bekir Onbaşı’nın iki katlı evine doldurulmuş, üzerlerine gaz dökülerek ev ateşe verilip diri diri yakılarak vahşice katledilmiştir. Burada yaşanan bir cephe savaşı değildir. Savunmasız silahsız mağdur vatan, namus ve bayrak uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle aldınız. Bedelini şehitlerimizin kanlarıyla ödediğimiz vatanımız bizlere emanettir. Ezan dinmez, bayrak inmez, şehitler ölmez. Kahraman ve aziz şehitlerimiz huzur içinde uyu. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun" dedi. Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta ise yaşanan katliamla ilgili şunları kaydetti: "Bugün, 105 yıl önce Kocadere’de yaşanan büyük acıyı anmak, kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle yâd etmek üzere bir aradayız. Hatıralarımızı değil hafızamızı tazelemek açısından neler yaşandığına kısaca bakmamız gerekiyor. İtilaf Devletleri’nin, kendi güvenliklerini tehlikede gördükleri stratejik noktaları işgal etmelerine imkân tanıyan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanarak, Yalova ve çevresi 15 Eylül 1920 tarihinde işgal edilmiştir. Devamında yine aynı madde gerekçe gösterilerek, Yalova’nın batısında bulunan Kocadere de dahil tüm köylerdeki silahlar toplatılmıştır. Ancak İtilaf Devletleri bununla da yetinmemiş; 24 Nisan 1921 günü, 300 kişiden oluşan Yunan birliği Kocadere’ye baskın düzenleyerek sistematik bir katliam başlatmıştır. Bu vahşet, 29 Nisan’da maalesef en acı noktasına ulaşmıştır. Silahlarını teslim eden masum insanların, köyün tüm ahalisinin toplandığı Bekir Çavuş’un evi ateşe verilmiş, kaçmaya çalışanlar ise kurşunlanmıştır. Bu insanlık dışı saldırı sonucunda 830 vatandaşımız şehit edilmiş, tarihe kara bir leke olarak geçen büyük bir katliam yaşanmıştır. 29 Nisan 1921’de; yalnızca kendi köylerinde, kendi yuvalarında huzur içinde yaşamak isteyen masum insanlar, hiçbir savunma imkânı kalmadan tarifsiz bir zulme maruz bırakılmıştır. Kocadere, o gün yalnızca bir köyün değil, insanlık vicdanının da ateşe verildiği yer olmuştur. Yaşanan bu katliam, sadece Kocadere’nin değil, aziz milletimizin yüreğine kazınmış derin bir acıdır. Aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük uğruna ne büyük bedeller ödediğinin ibret vesikalarından biridir. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın." Konuşmaların ardından öğrenciler tarafından şiirler okundu. Sonrasında ise katılımcılara ikramlarda bulunuldu. Öte yandan, şehitler için Kocadere Merkez Camii’nde mevlit okutuldu. Programa Garnizon ve Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanı Tuğamiral Mehmet Tahir Göncüoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Hasan Soygüzel, belediye başkanları, kurum müdürlerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı.