Yerel Haberler
İzmir
Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp 10 Mayıs 2026 Pazar - 10:37:57 İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:27 Bornova Belediyesi ile halk arasında imar planı gerginliği: Mahalle sakinlerinden ’Rant’ iddiası İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Kazımdirik Mahallesi sakinleri, belediye tarafından hazırlanan yeni imar planı revizyonuna yüksek kesinti oranları ve mülkiyet haklarının korunmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi. Bölgenin ticari alana dönüştürülerek ’rant’ sağlandığını iddia eden mahalleli, 40 yıllık evlerinin kağıt üzerinde ’şeftali bahçesi’ olarak gösterildiğini savunarak hukuk mücadelesi başlatacaklarını duyurdu. İzmir’in Bornova ilçesi Kazımdirik (eski adıyla Karacaoğlan) Mahallesi sakinleri, 6188 ve 6189 sokak mevkii için hazırlanan yeni imar planı revizyonuna karşı bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Yaklaşık 40 yıldır aynı bölgede ikamet ettiklerini belirten vatandaşlar, yeni planla birlikte mülkiyet haklarının ellerinden alınmak istendiğini ve bölgenin müteahhitlere ’peşkeş çekildiğini’ söyledi. "Evlerimiz kağıt üzerinde bahçe yapıldı" Mahalle sakinleri adına hazırlanan ortak metinde, 1984 yılındaki imar affından faydalanan, yapı kayıt belgeleri bulunan ve vergileri ödenen iki katlı evlerin, yeni plan sürecinde ’bahçe’ veya ’boş parsel’ olarak nitelendirildiği belirtildi. Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) adı altında yüzde 44,42 oranında bir kesinti yapılacağını belirten mahalleli, konut alanlarının ’Ticaret Alanı’na dönüştürülmesine tepki gösterdi. "Müteahhitler aracılığıyla tehdit ediliyoruz" Mahalle sakinlerinden Sait Armağan, bölgenin merkezi konumundan dolayı büyük bir rant baskısı altında olduğunu savunarak, "40-45 yıldır biz bu mahalledeyiz. Annelerimiz, kardeşlerimiz, babalarımız burada kum, tuğla taşıyarak bu evleri zor bela yaptık. Buradaki insanların hepsi mağdur. Burada çok büyük bir rant var. Biz Bornova Forum, Ege Üniversitesi ve Bornova merkeze çok yakınız. Burada yol çalışması adı altındaki durumun yolla hiçbir alakası yok. Direkt buralar yıkılıp, yol genişletilip ticaret merkezine çevrilmek isteniyor" dedi. Yaklaşık 300 hanede 600’e yakın insanın mağdur edilmek istendiğini savunan Armağan, açıklamalarına şöyle devam etti: "Burası tamamen müteahhitlere peşkeş çekiliyor, çökme var. Mahallemize müteahhitler gelerek Bornova Belediye Başkanı’nın gönderdiğini söylüyor ve ’Burada sizlere 1+1 ev veriyoruz. Daha ne istiyorsunuz? Ya bunları kabul edin ya da burayı terk edin. Yoksa bunu da alamazsınız’ gibi ibarelerle mahallemize çökmeye çalışıyorlar. Bu kadar halk burada emek harcamış, imar affından faydalanmış, çevre vergisini ödüyor, numara taşı ve her şeyi var. Devleti yok sayıp bu kadar insanı mağdur ediyor ve tehdit ediyorsunuz. Ben buradan Ömer Eşki’ye ve Bornova Belediyesine sesleniyorum; eğer üstümüze çökmeye, müteahhitleri salmaya devam ederseniz İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına da hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız" dedi. ’Şeftali Bahçesi’ ibaresi şaşırttı Planda yapılan değişikliklere dikkat çeken İlayda Aygündüz ise "Burada 3-4 katlı evlerde yaşayan 10-15 kişi, 50 metrekarelik 1+1 evlere sığdırılmak isteniyor. Belediye başkanımız buraları müteahhitlere peşkeş çekiyor. Halkla görüşüldüğü söyleniyor ama hiç kimse görüşmeye dahi gelmedi. İtiraz dilekçelerimizin arkasının boş olduğu söyleniyor. Biz sonuna kadar kendimizi savunacağız. Davamızı açacağız; Valiliğe ve Cumhurbaşkanlığına suç duyurusunda bulunacağız. Biz konut olarak vergilerimizi yatırmaktayız. Yapı kayıt belgeleri, elektrik ve su aboneliklerimiz bulunmakta. Revizyon çalışması yapabilmek için vasfı değiştirilip evlerimiz ’Şeftali Bahçesi’ olarak gösterildi. Burada nerede şeftali bahçesi var? ’Ben yaptım oldu’ dediler, mahallemizin ismi dahi değiştirildi. Askıya çıkarılan plandaki pankartta ada parsel numaramız dahi değiştirilmiş" ifadelerini kullandı. "35 yıllık memuriyetimle bu evi yaptım" 78 yaşındaki mahalle sakini Kanpolat Kushan ise yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "8 kişiyi 1+1’e sığdırırlarsa ben buna ne diyeyim? Diyecek bir şey kaldı mı? Eğer bize bunu layık görüyorlarsa bugünden gelsin başlasınlar. Ben 78 yaşındayım. Eşimle beraber 78 senenin 35 senesini devlet kapısında memurluk yaparak geçirdim ve bu evi yapabildim. Borç harç 2018’de de 25 bin lira para ödedim ve yapı kayıt belgemi aldım. Yazık günah değil mi bize? Şu millete bir bakın, bunların hepsi dişinden tırnağından artırıp da çoluk çocuklarına bir yuva yapmak için eziyet çekti. Bu durum rant olarak kullanılıyor. Gelsinler bize bunu burada tek tek anlatsınlar ki biz de ona göre kararımızı verelim." Mahalleli iptal bekliyor Yüzlerce teknik itiraz dilekçesi verdiklerini belirten mahalle sakinleri, yüzde 44,42 kesinti içeren söz konusu planın iptalini, 1984 yılından bu yana tescil edilen konut haklarının korunmasını ve planlama süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesini talep ederek yargı sürecinin takipçisi olacaklarını vurguladı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:20 Bel ağrısını fıtığa bağlamayın, teşhiste geç kalmayın Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak her bel ağrısını sadece ‘fıtık’ veya ‘yorgunluk’ sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olabiliyor. Bel ağrılarını ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle istirahat halindeyken artan ve gece uykudan uyandıran ağrıların; iltihaplı romatizmadan kanser metastazına kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabileceğini açıkladı. Günlük yaşamda çoğu kişiden duyduğumuz bel ağrısı şikayeti, genellikle ‘ağır kaldırdım’ ya da ‘fıtığım azdı’ denilerek geçiştiriliyor. Ancak tıp dünyası, bel ağrısının bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 50 farklı nedene dayanan bu ağrılar, basit bir kas tutulmasından ibaret olabileceği gibi; prostat, meme veya kolon kanserinin ilk belirtisi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Bel ağrılarına ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40-50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi, prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli ve özenli bir muayene yapılması, gerekirse radyolojik görüntülemeye başvurulması son derece önemlidir. Çünkü basit gibi görünen bir bel ağrısı, bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir" ifadelerini kullandı. Erken tanı alınmazsa sakatlığa neden olabilir Bel ağrısı semptomuyla kendini gösteren iltihaplı romatizmal hastalıklara dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Öte yandan bel fıtığı, omurgalar arasında yer alan disklerle ilişkilidir. Bu diskler, omurganın sağlıklı hareket etmesini sağlayan, bir aracın amortisörleri gibi görev yapan yapılardır. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu, omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir." Devam eden ağrılarda ileri tetkik şart Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini söyledi, "Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir" dedi. Bel ağrılarının önem derecesinin belirlenmesinde hastayla yapılan anamnezin çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Örneğin, hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa, bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık, gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar; iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri, ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır. Bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Cerrahi gerekliliği ise belirli kriterlere göre değerlendirilir. Tüm konservatif yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyonlar, istirahat vb.) uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa, bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca nörolojik bozuklukların ortaya çıkması, örneğin ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir" diye konuştu. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir Omurgayı nasıl korumak gerektiğini ve bel ağrılarının nasıl tedavi edildiğine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, şöyle konuştu: "Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir. Örneğin, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra, omurganın stabilitesini sağlamak için özel egzersizler uygulanır. Bu egzersizlerle karın, kalça ve bel kaslarının güçlendirilmesi amaçlanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir. Bu nedenle hasta egzersiz sırasında ağrısının arttığını ifade ediyorsa, durum dikkatle değerlendirilmelidir." Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastaların uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması gibi durumların bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatarak, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:15 Ay’da yaşamın anahtarı: Uzay tarımı Uzayda sürdürülebilir yaşamın anahtarı olarak görülen "Ay tarımı", İzmir’de uluslararası bir bilim buluşmasına sahne oldu. Yaşar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, Ay’da yaşamın mümkün kılınmasına yönelik tarım, ekosistem ve üretim modellerini masaya yatırdı. Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi tarafından düzenlenen "Uzay Biliminde Gelecek Yönelimler ve Ay Tarımı" konulu mini-sempozyumda Türk ve Japon bilim insanları, uzay bilimi ile sürdürülebilir tarımı ele alırken, geleceğin üretim modellerine ışık tuttu. Küresel ölçekte önem kazanan uzay tarımı alanında düzenlenen buluşma, Yaşar Üniversitesi Selçuk Yaşar Kampüsü’nde yapıldı. Etkinlikte; Ay’da tarım sürdürülebilir geleceğe dair yeni perspektifler ortaya kondu. "Mesele beslenmek değil, ekosistem kurmak" Sempozyumun açılışında konuşan Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, uzay misyonlarında gıda üretiminin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Kandiller, Ay’da ya da Ay yörüngesinde yerleşik hayata geçmenin temel şartının üçlü bir denge kurmak olduğunu belirtti. Prof. Dr. Kandiller, "Ay’a ayak basılmasından bu yana 50 yıl geçti. Bugünlerde insanoğlu yeniden Ay’a gitmeye, hatta Ay üzerinde ya da Ay yörüngesindeki bir uyduda yerleşik hayata geçerek Mars’a yapılacak bir uzay yolculuğuna zemin hazırlamaya odaklanmış durumda. Eğer Ay’da yerleşik hayata geçmeyi planlıyorsak çözmemiz gereken çok önemli bir sorun var; Kolonistleri orada nasıl doyuracağız? Yaşamı sürdürebilmek için yeterli ve sağlıklı gıdayı orada üretmek zorundalar. Ayrıca bu bitkiler sadece insanları beslemek için değil, aynı zamanda oksijen üretmek ve atıkları arıtmak için de kullanılacak. Yani artık mesele sadece beslenmek değil; bu üç sorunu (gıda, oksijen, atık geri dönüşümü) birlikte çözmek" dedi. Uzay misyonuna katkı Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonuna gönderilen bitki deneyi "Extremophyte" tasarlayan üç kişilik ekibin üyesi olan Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan da yürüttükleri projeyi anlattı. Prof. Dr. Türkan şu bilgileri verdi: "2023 yılında, TÜBİTAK ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Uluslararası Uzay İstasyonu’na yapılacak ilk insanlı uzay uçuşu için bir çağrı açtı ve Alper Gezeravcı’nın ISS’de gerçekleştirebileceği deney önerileri istedi. Bu çağrı sonucunda komiteler tarafından 13 deney seçildi. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, Doç. Dr. Barış Uzilday ve benim yer aldığım ekibin Extremophyte’ adını verdiğimiz çalışmamız da bunlardan biriydi. Deney kapsamında, Dünya’da sadece Tuz Gölü’nde yayılış gösteren ve yüksek tuzlu ortamlara dirençli bir bitki olan "Schrenkiella parvula"yı uazaya gönderdik. Bu bitki kuraklığa, tuzluluğa, lityum ve bor yüksekliğine, ayrıca yüksek sıcaklığa dayanıklılık gibi sıra dışı adaptasyon özelliklerine sahiptir. Yani Rektörümüzün de belirttiği gibi, Ay veya gelecekte Mars gibi uzay ortamlarıyla doğrudan ilgili olan çoklu stres faktörlerine karşı koyabilen bir bitkidir. Bu deneyi yapana kadar, mikroçekim altında tuz stresine verdiği yanıtların ve adaptasyon özelliklerinin korunup korunmadığı bilinmiyordu; bu çalışma bu açıdan çok bilgilendirici olacak. Ayrıca bu deneye kadar ISS’ye hiçbir halofitik (tuzcul) bitki gönderilmemişti. Bu, uzaya gönderilen ilk ’extremophyte’ oldu." Ay toprağı yapıldı Japonya’dan Chiba Üniversitesi Uzay Tarımı ve Bahçe Bitkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hideyuki Takahashi "Bitki uzay deneyleri ve ayda tarım" konulu bir sunum gerçekleştirdi. Tohoku Üniversitesi Yaşam Bilimleri Lisansüstü Okulu üyesi Prof. Dr. Atsushi Higashitani de stres şartlarında bitki büyümesi ve hayvan refahı üzerine yürüttükleri çalışmaları anlattı. Ekibi ile Apollo 14 göreviyle getirilen Ay toprağıyla birebir aynı özelliklere sahip ’Ay toprağı ve tozu’ (simülanı) üreten ilk öncü çalışmayı gerçekleştiren İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Cengiz Toklu da bu toprağın yapısını, özelliklerini paylaştı.
İzmir’de afetlere karşı telsiz sistemi güçlendirildi
16 Eylül 2025 Salı - 13:49 İzmir’de afetlere karşı telsiz sistemi güçlendirildi İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğal afet ve kriz anlarında kesintisiz iletişimin sağlanması amacıyla kullanılan "Sayısal Trunk Telsiz Sistemi"ni güçlendirdi. Türkiye’de ilk kez bir belediye tarafından 2011 yılında kurulan sistem, yenilenerek kent genelinde 30 ilçede 28 noktada hizmet verir hale getirildi. Yangın, deprem ve sel gibi afetlerde tüm haberleşme hatlarının devre dışı kalması durumunda dahi iletişim imkânı sunan sistem, yaz aylarında yaşanan yangınlarda etkin olarak kullanıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Bilgi Ağları Şube Müdürü İbrahim Karahan, telsiz sisteminin afet ve kriz anlarında kamu kurumları ile ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağladığını belirtti. Karahan, "Tüm operatörlerin sustuğu durumlarda bile telsiz sistemimiz çalışmaya devam ediyor. Kentin yüzde 90’lık alanında hizmet veriyoruz. Önümüzdeki yıl hedefimiz yüzde 100’e ulaşmak" dedi. Büyükşehir bünyesinde 5 bin 100 el ve araç telsizinin aktif olarak kullanıldığı sistem, ESHOT, İZSU ve ilçe belediyeleriyle koordinasyonu sağlıyor. İzmir Emniyet Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında 11 telsiz kulesi ortak kullanılıyor. Banliyö ve metro hatlarında da 4 telsiz röle istasyonu ile haberleşme kesintisiz sürdürülüyor. Enerji altyapısı yedekli olan telsiz röle istasyonları, olası elektrik kesintilerinde jeneratör ve yakıt tankları sayesinde 15 gün boyunca hizmet vermeye devam ediyor. Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi, afetlerde iletişimin sürdürülebilmesi için üç Acil Durum Haberleşme Römorku’nu da devreye aldı. Römorklarda internet, mobil şarj, anons, aydınlatma, kamera ve jeneratör gibi bileşenler bulunuyor. Uzaktan kontrol edilebilen sistem 24 saat kesintisiz hizmet veriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, afetlere karşı dayanıklı bir kent hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği bu projelerle afet yönetimi konusunda yerel yönetimler arasında örnek gösteriliyor.
Çeşme’nin kurtuluşunun 103. yıldönümü kutlandı
16 Eylül 2025 Salı - 13:46 Çeşme’nin kurtuluşunun 103. yıldönümü kutlandı Çeşme’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümü, düzenlenen resmi tören ve çeşitli etkinliklerle kutlandı. Kurtuluş Bayramı kutlamaları Çeşme Belediye Bandosu eşliğinde Mehmetçik Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar süren kortej yürüyüşüyle başladı. Korteje, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Garnizon Komutanı İstihkâm Albay Erol Dağdeviren, Çeşme Cumhuriyet Başsavcı Vekili Şahin Şevli, resmî kurum amirleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı. Kortejin en önünde yer alan, bayrak taşıyan atlı süvari ise büyük ilgi topladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde göndere bayrak çekilmesinin ardından, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. Başkan Denizli konuşmasında şunları söyledi: "Bugün Çeşme’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünü kutluyoruz. Bu gururu bizlere yaşatan, başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Çeşme’nin kurtuluşu, yokluk içinde var olma iradesinin, bağımsızlığa susamış yüreğin zaferiydi. Aradan geçen bir asra rağmen, o günkü mücadele ruhu hâlâ yolumuzu aydınlatıyor. Nesiller sonra hâlâ bizi güçlendiren, özgürleştiren ve gururlandıran bu büyük mirası bizlere armağan eden tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun." Resmi tören, bir öğrencinin okuduğu şiir ve Çeşme Belediyesi Halk Oyunları ekibinin sunduğu gösterinin ardından sona erdi. Törenin ardından Çeşme Belediyesi tarafından katılımcılara ikramda bulunuldu. Kurtuluş Bayramı kutlamaları, bu akşam saat 21.00’de Çeşme Amfi Tiyatro’da gerçekleşecek Işın Karaca konseriyle son bulacak.
Türk iş dünyası, Portekiz’in sunduğu potansiyel fırsatlarla buluştu
16 Eylül 2025 Salı - 12:10 Türk iş dünyası, Portekiz’in sunduğu potansiyel fırsatlarla buluştu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Avrupa Birliği’nin dinamik ekonomilerinden biri olarak öne çıkan Portekiz’in yatırım ve ticaret potansiyelini gündeme taşıdı. "Portekiz İş ve Yatırım Fırsatları" başlığıyla düzenlenen toplantı, Portekiz Ankara Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Müşaviri ve Portugal Trade & Invest Temsilcisi Celeste Mota ile Portekiz İzmir Fahri Konsolosu, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı, DYO Yönetim Kurulu Üyesi ve Desa Enerji Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Yiğitbaşı’nın katılımlarıyla EGİAD merkezinde gerçekleştirildi. Toplantıda, Portekiz’in sunduğu iş, yatırım ve ticaret imkanları, sektör bazlı fırsatlar, Türkiye-Portekiz ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve gelecekte iş birliği için öne çıkan alanlar ele alındı. EGİAD üyeleriyle birlikte çok sayıda iş insanının ilgi gösterdiği etkinlik, Türkiye ile Portekiz arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde önemli bir adım oldu. Portekiz, stratejik konumuyla Türk iş dünyası için cazip fırsatlar sunuyor EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, toplantının açılış konuşmasında Portekiz’in Avrupa, Afrika ve Amerika pazarlarına açılan stratejik konumuna dikkat çekti. Özhelvacı, Portekiz’in özellikle yenilenebilir enerji, turizm, tarım-gıda, teknoloji ve lojistik sektörlerinde sunduğu potansiyelin Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, "Türkiye ile Portekiz arasındaki siyasi ilişkiler 1800’lü yıllara kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. Bu ilişkiler tarih boyunca devam etmiş ve bugün oldukça sağlam bir zemine oturmuştur. Trans-Atlantik bağlarımız, NATO üyeliğimiz, Akdeniz kimliğimiz ve Avrupa’da iki uçta yer alma konumlarımız gibi ortak paydalar, iş birliği kapasitemizi ve güvenimizi güçlendirmektedir." dedi. Özhelvacı, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin de son yıllarda ivme kazandığını vurgulayarak 2024 yılında ikili ticaret hacminin yaklaşık 2,9 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlatarak, Türkiye’den Portekiz’e ihracatta motorlu taşıtlar, pamuk ipliği, demir-çelik ürünlerinin öne çıktığını vurgulayarak, Portekiz’den ithalatta ise kağıt ürünleri, kimyasallar, telekomünikasyon cihazları ve elektrikli makinelerin başı çektiğini aktardı. Portekiz’den Türk firmalarına büyük davet Kaan Özhelvacı konuşmasında, geçtiğimiz hafta iki ülke bakanlıkları arasında yapılan görüşmelerde yeni bir dönemin başladığını da belirterek şu bilgileri paylaştı: "2024’te 3 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmi için 2025 yılında 3,5 milyar dolar hedefi belirlenmiş durumda. En dikkat çekici gelişme ise Portekiz’in önümüzdeki dönemde yaklaşık 75 milyar dolar tutarında altyapı, ulaştırma, havalimanı, hızlı tren, konut ve haberleşme projeleri planlıyor oluşu. Portekiz, bu büyük projelerde Türk firmalarının aktif rol almasını bekliyor." Konuşmasında EGİAD’ın genç iş insanlarının küresel rekabet gücüne katkı sağlama hedefini de vurgulayan Özhelvacı, yurtdışına açılmanın, ihracat ve tedarik zincirine katılım gibi adımların şirketlerin sürdürülebilir büyümesi açısından önemine değindi. Ekonomideki dalgalanmalara rağmen kriz dönemlerinin doğru strateji ve bilgiyle büyük fırsatlar barındırdığına dikkat çeken Özhelvacı, seminerin amacını şu sözlerle özetledi: "Bugünkü seminerin amacı sizlere Portekiz’deki somut fırsatları göstermek; hangi sektörlerde hangi projelerin kapıda olduğunu paylaşmak ve üyelerimizin doğru bilgilere dayanarak kararlar almasını sağlamak. Bu seminerin vizyon tazelemek, stratejik adımları planlamak ve ortaklık kapılarını aralamak için bir fırsat olacağına inanıyoruz."
İzmir’de 2.5 saat mücadeleyle 185 kiloluk dev orkinos yakalandı
16 Eylül 2025 Salı - 11:40 İzmir’de 2.5 saat mücadeleyle 185 kiloluk dev orkinos yakalandı İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen yarışmasında, yarışmacıların oltasına takılan 185 kilogram ağırlığındaki dev orkinos 2.5 saatte tekneye çekildi. Seferihisar ilçesinde düzenlenen Tuna Masters Teos yarışmasına katılan Mert Şen ve ekibi, balık avına çıktı. Av sırasında Şen’in oltasına dev bir balık takıldı. Teknede bulunan Mert Şen, Nuri Gün, Orhan Şen ve Arda Gürgenburan’dan oluşan ekip, yaklaşık 2,5 saatlik uğraşın ardından 2 metre 35 santimetre uzunluğunda ve 185 kilogram ağırlığındaki dev orkinosu tekneye çıkardı. İlk kez yarışmaya katılan ekip, yakaladıkları 185 kiloluk orkinosla şampiyonluk elde etti. Kupaları Liman Başkanı Ahmet Olcay tarafından takdim edildi. Tuna Masters Teos yarışmasına ilk kez katıldıklarını ve şampiyon olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını kaydeden Mert Şen, "Bu yıl 10’uncusu düzenlenen Tuna Master yarışmasının ilk ayağında, Seferihisar’da 185 kilogramlık ve 2 metre 35 santimetre boyunda bir orkinos yakaladık. Balığı yukarı çekmemiz yaklaşık 2,5 saat sürdü. Takım arkadaşlarım Nuri Gün, Arda Gürgenburan ve Orhan Şen ile birlikte ekip olarak organize olduk ve balığa sonunda ulaşabildik. Bu balık, bize ‘En büyük balık’ kategorisinde kupayı kazandırdı. Yarışmayı organize eden Murat İğriboz’a ve Uluslararası Spor Balıkçılık Federasyonu Türkiye temsilcisi Elvio Penetti’ye, bu organizasyonu düzenledikleri ve bize bu duyguları yaşattıkları için teşekkür ederiz" dedi.
Göztepe’nin golcüsü Juan, yaklaşık 200 gündür gol atamıyor
16 Eylül 2025 Salı - 11:17 Göztepe’nin golcüsü Juan, yaklaşık 200 gündür gol atamıyor Göztepe’nin geçtiğimiz sezon büyük umutlarla kiralık olarak kadrosuna kattığı, bu sezon ise 900 bin Euro bonservis bedeliyle transfer ettiği Juan, yaklaşık 200 gündür gol atamıyor. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, bu sezon itibarıyla ilk 5 haftada önemli bir performansa imza attı. İzmir ekibi, oynadığı 5 maçta 2 galibiyet ve 3 beraberlik almayı başardı. Topladığı 9 puanla ligde 4. basamakta yer alan sarı-kırmızılılar, Avrupa hedefine son sürat bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Skor anlamında da kötü bir görüntü çizmeyen Göztepe, oynadığı maçlarda 7 kez rakip fileleri sarsmayı başardı. Böylece maç başına 1.4 gol istatistiğini yakalayan Stanimir Stoilov’un öğrencileri, bu anlamda ligin en iyi takımları arasında yer alıyor. İzmir ekibinde atılan gollerin birini geçtiğimiz haftalarda takımdan ayrılan Emersonn atarken, diğer golleri ise Dennis (2), Olaitan, Efkan Bekiroğlu, Janderson ve Bokele kaydetti. Bu gollerin 3’ünü yeni transferlerin atması sarı-kırmızılı camiayı memnun ederken takımın golcüsü olan Juan’ın henüz rakip fileleri havalandıramaması ise büyük hayal kırıklığı oluşturdu. Son olarak geçen sezonun 26. haftasında Gürsel Aksel’de oynanan ve 2-2 berabere biten Samsunspor maçında ağları sarsan 23 yaşındaki forvet bir daha gol sevinci yaşayamadı. 194 gündür gol katkısı veremeyen Brezilyalı oyuncu, son olarak Kayserispor maçında gol atsa da ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Göztepe’nin büyük işler beklediği Juan, bu sezon 4 maçta toplam 313 dakika süre aldı. Bonservisi alındı Geçtiğimiz sezon Southampton’dan takıma kiralık olarak katılan Juan’ın bonservisi yaz döneminin sonlarına doğru 900 bin Euro bonservis belediyle İngiliz ekibinden alındı. Brezilyalı oyuncuyla 2029 yılına kadar yeni bir sözleşme imzalandı.
AK Partili Çankırı’dan İzmir Büyükşehire çağrı: "Yetkiyi verin ihmale son verelim"
16 Eylül 2025 Salı - 11:09 AK Partili Çankırı’dan İzmir Büyükşehire çağrı: "Yetkiyi verin ihmale son verelim" AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Aliağa’da İzmir Büyükşehir Belediyesine yapılan altyapı yetki talebinin ardından, Çanakkale–Yeni Foça arasındaki yol için de yetki devrini gündeme taşıdı. Çankırı, "Aliağa hazır, yetkiyi verin; hem altyapı hem yol çilesi sona ersin" diye konuştu. Aliağa’da çeşitli temaslarda bulunan AK Partili Çankırı, Belediye Başkanı Serkan Acar ile bir araya geldi. Görüşmede ilçenin kangrene dönüşen altyapı ve ulaşım sorunları masaya yatırıldı. Başkan Acar, özellikle turistik Yeni Şakran’ın yıllardır çözülemeyen kanalizasyon meselesine dikkat çekerek İZSU’dan resmi yetki devri istediklerini ve sürecin takipçisi olduklarını belirtti. Milletvekili Çankırı ise, İzmir Büyükşehir Belediyesinin 15 yıldır tek bir çivi çakmadığını vurgulayarak Çanakkale–Yeni Foça arasındaki yaklaşık 4 kilometrelik yolun bakım ve onarımı için de yetki istedi. Çankırı, "Tek gidiş–tek geliş kullanılan bu yol, ağır tonajlı kamyonlardan Çakmaklı-Horoz Gediği- Kozbeyli ve Gencerli’den Aliağa’ya gitmek isyen öğrenci servislerine kadar binlerce aracın can güvenliğini tehdit ediyor. Çukurlarla dolu yol adeta ‘kazaya davetiye’ çıkarıyor" dedi. "Ateş bacayı sardıktan sonra çözüm aranmaz" Büyükşehir yönetimini "sorunları halının altına süpürmekle" eleştiren Çankırı şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşımızın canı her gün bu yolda pamuk ipliğine bağlıyken, 15 yıldır tek bir adım atmayan bir belediye var. Eğer İzmir Büyükşehir bu yolu yapamıyorsa, bahaneyi bir kenara bırakıp yetkiyi derhal Aliağa Belediyesi’ne devretsin. Biz hazırız. Yetkiyi verin ihmale son verelim. İzmir halkı hizmet beklerken, Büyükşehir’in işi ağırdan alması ‘ateş bacayı sardıktan sonra’ çözüm aramaktır. Bu anlayışı kabul etmiyoruz. İzmir’in her ilçesinde sorunlar dağ gibi yığılmış. Ne yazık ki Büyükşehir çözüm üretmek yerine sürekli mazeret üretiyor."
Karın zarı metastazlarında yeni umut: HIPEC ve PIPAC
16 Eylül 2025 Salı - 10:46 Karın zarı metastazlarında yeni umut: HIPEC ve PIPAC Kanser tedavisinde son yıllarda geliştirilen yeni yöntemler, karın zarı (periton) metastazı olan hastalara umut oluyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, geçmişte tedavisi oldukça zor kabul edilen bu hastalıkta HIPEC ve PIPAC adı verilen modern uygulamalar sayesinde yaşam süresi ve yaşam kalitesinde önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi. Kanser tedavisinde tıbbi gelişmeler hızla ilerlerken, karın zarı (periton) metastazı yaşayan hastalar için yeni yöntemler gündeme geliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, HIPEC ve PIPAC gibi modern tedavi yaklaşımlarının, uygun hasta gruplarında yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmada önemli katkılar sağladığını belirtti. Bu yöntemlerin her hastaya uygulanamayacağını, yalnızca uzman hekimlerin değerlendirmesi ve yetkin merkezlerde yapılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Koray Topgül, peritonun karın içindeki organları saran ve karın duvarını örten ince bir zar olduğunu hatırlatarak bazı kanserlerde tümör hücrelerinin bu zara tutunabildiğini belirtti. Bu durumun periton metastazı olarak adlandırıldığını ifade eden Prof. Dr. Koray Topgül, "Periton metastazı en sık kolon, mide ve yumurtalık kanserlerinde görülür. Daha nadir olarak apendiks, pankreas, safra yolları ve meme kanserlerinde de karşımıza çıkabilir" dedi. "Eskiden sağkalım 6 ayı geçmezdi" Geçmişte periton metastazı gelişen hastalarda yalnızca sistemik kemoterapi ya da palyatif cerrahinin uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Koray Topgül, bu nedenle sağkalımın çoğu zaman 6 ayı geçmediğini vurguladı. Ancak son yıllarda geliştirilen yöntemlerle bu tablonun değiştiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Koray Topgül, HIPEC’in (Hipertermik İntraperitoneal Kemoterapi) cerrahiyle tümörlerin temizlenmesinden sonra karın boşluğuna 42-43 dereceye ısıtılmış kemoterapi ilaçlarının verilmesiyle uygulandığını anlattı. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu yöntemle kemoterapi doğrudan tümörün olduğu bölgeye veriliyor. Isı, kanser hücrelerini daha duyarlı hale getiriyor. Sistemik kemoterapiye göre yan etkisi daha az, etkinliği daha fazladır" dedi. Prof. Dr. Koray Topgül, uygun seçilmiş kolon ve over kanseri hastalarında HIPEC ile 5 yıllık sağkalım oranlarının yüzde 30-40’a kadar çıktığını söyledi. PIPAC’ın (Basınçlı Aerosol Kemoterapisi) daha yeni bir yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, laparoskopik yöntemle karın boşluğuna girildiğini ve kemoterapi ilaçlarının sis şeklinde basınçlı olarak püskürtüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu yöntem daha az invazivdir, tekrarlanabilir ve ileri evre, cerrahi şansı olmayan hastalarda bile hastalığı kontrol altına almada etkilidir. Ayrıca karın içi sıvı birikiminin önlenmesinde de fayda sağlar" dedi. "Her hasta için multidisipliner değerlendirme şart" Başarı oranlarının kanser türüne ve evresine göre değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, over kanserinde yaşam süresini anlamlı şekilde uzatan, mide kanserinde yaşam kalitesini artıran sonuçlar elde edildiğini aktardı. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu tedaviler mutlaka deneyimli merkezlerde, multidisipliner ekipler tarafından uygulanmalıdır" ifadelerini kaydederek, periton metastazı için artık umut verici seçenekler bulunduğunu sözlerine ekledi.