Yerel Haberler
İzmir
Göztepe, Avrupa umudunu son haftaya taşıdı 10 Mayıs 2026 Pazar - 12:24:03 Trabzonspor’un Türkiye Kupası’nı kazanması halinde Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım da Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edecek. Bu senaryoda Göztepe, Gaziantep FK galibiyetiyle önemli bir avantaj yakalarken, son haftada Samsunspor’u mağlup etmesi durumunda ligi beşinci sırada tamamlayacak. Göztepe, Avrupa hedefiyle başladığı sezonda yoluna emin adımlarla devam ediyor. Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında sahasında Gaziantep FK’yi ağırlayan İzmir temsilcisi, taraftarı önünde rakibini 2-1 mağlup ederek kritik bir galibiyete imza attı. Bu sonuçla puanını 55’e yükselten sarı-kırmızılı ekip, RAMS Başakşehir’in de kazandığı haftada beşinci sıradaki yerini korudu. Avrupa kupalarına katılım yolunda avantajını sürdüren Göztepe, ligin son haftasında Samsunspor’u mağlup etmesi halinde, Başakşehir’in sonucuna bakmaksızın sezonu beşinci sırada tamamlayacak. İzmir ekibinin Avrupa kupalarına katılıp katılamayacağı ise Trabzonspor’un Türkiye Kupası performansına bağlı olacak. Trabzonspor, yarı finalde Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Bordo-mavililerin finale yükselmesi halinde rakibi Konyaspor olacak. Trabzonspor’un kupayı kazanması durumunda ise Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım Avrupa kupalarına katılım hakkı elde edecek. Bu nedenle Göztepe, Samsunspor karşısında alacağı galibiyetle Avrupa hayalini gerçeğe dönüştürmek için önemli bir adım atmış olacak.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:50 Çiçek gibi İzmir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali’nde Kültürpark rengârenk çiçeklerle doldu, üreticiyle vatandaş buluştu. Başkan Cemil Tugay, "İnsanlar doğayla iç içe yaşasın istiyoruz" dedi, festival alanını mis gibi bahar kokusu sardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü kez düzenlenen İzmir Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali, ikinci gününde de binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İzmir tarımını güçlendirmek ve balkon bahçeciliğini yaygınlaştırmak amacıyla Kültürpark’ta gerçekleştirilen program hem üreticilerde hem tüketicilerde memnuniyet oluşturdu Alanda yoğun ilgiyle karşılaşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik eşlik etti. "İzmirliler doğayı sever" Başkan Tugay, festival alanındaki değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Balkon ve bahçe bitkilerini üreticiyle birlikte şehrin merkezine taşımak çok değerli. İnsanlar burada her zaman ulaşamayacakları bitki ve çiçek türlerini bulabiliyor. Üreticiler kendi yetiştirdikleri ürünleri doğrudan vatandaşlarla buluşturuyor. Kırsal bölgelerden gelen üreticiler için de önemli bir fırsat oluyor. Stantları tamamen ücretsiz tahsis ediyoruz. İnsanların doğayla, çiçeklerle, ağaçlarla iç içe yaşamasını istiyoruz. Evlerinde, bahçelerinde ve balkonlarında ne kadar çok bitki olursa insanların mutluluğu da şehrimizin güzelliği de o kadar artar." İzmir’in doğayla barışık bir şehir olduğunu da belirten Tugay, "İzmirliler doğayı sever. Kent merkezinde daha fazla park, yeşil alan, bitki ve çiçek olması için çalışıyoruz. Belediyeye ait alanlarda bu çalışmaları sürdürüyoruz ama vatandaşlarımızın evleri ve bahçeleri de güzelleşsin istiyoruz. Tek amacımız bu. İnsanların mutlu olduğunu görüyorum. Onları mutlu görünce biz de mutlu oluyoruz. Sonbaharda ve ilkbaharda festivalimizi düzenlemeye devam edeceğiz" dedi. "Üreticilere destek oluyor" Bayındır Canlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde çalışan Veli Umutlu, festivalin memnuniyet oluşturduğunu belirtirken, "Önümüzdeki senelerde daha da iyi olacak. Vatandaşlarımıza daha ucuz çiçekler ulaştırmak istiyoruz. En büyük faydası bu. Cemil Tugay Başkan’ımızı her daim destekliyoruz. Bütün üreticilere destek oluyor. Vatandaşı düşünen insan da milletine faydalı olur" ifadelerini kullandı. Girişimci Aynur Arabacı, "Hem üretiyoruz hem tedarikçiyiz. Bu festivalden dolayı mutluyuz" dedi. "Her şey çok güzel" Fuarı ziyaret eden Soner Kurt ise, "Geçen sene de gelmiştik, çeşitli çiçekler aldık. Fuarda bütün festivalleri takip ediyoruz. Her sene gelmeye çalışıyoruz. Bu sene de bir sürü çiçek aldık. Üreticiyle halkın direkt buluşması çok güzel. Çocuklar için de etkinlikler yapılıyor. Böyle etkinliklerin kültürel anlamda devam etmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. İzmirli esnaf Kemal Yıldırım da, "Festivale daha önce geldim. Böyle bir festivalimiz olduğu için çok mutluyuz. Alışverişimizi yaptık. Başkanımıza teşekkür ederiz. Her şey çok güzel" dedi. İzmir’i mis gibi koku sardı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde yapılan festivale kooperatiflerle birlikte toplam 54 üretici katıldı. Festivalde stant açan 45 yerli üretici ve 9 kooperatif İzmir’i rengarenk hale getirdi. Baharın coşkusunu yaşatan festivalde çocuklar için boyama etkinlik alanları oluşturuldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili daire başkanlıklarının stantlarıyla yer aldığı festival kapsamında 15 bin ücretsiz fide dağıtılması hedeflendi. İzmir’i çiçek gibi açtıran organizasyonun son gününde de konuklar ağırlanacak. Çiçek ve bitki satış stantları, peyzaj ve balkon düzenleme önerileri, atölyeler, söyleşiler, konserler ve çocuk etkinlikleriyle capcanlı bir şekilde hayata geçecek festivale İzmirlilerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 10 Mayıs tarihindeki son gün etkinlikleri kapsamında saat 15.00’ten itibaren konser yer alacak.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:40 İzmir’de özel çocuk anneleri mutlu İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, "Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, "Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular" diye konuştu. "İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum" "Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor" diyen Okçu, anneliği "beklemek" kavramıyla tanımladı. "Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir" ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, "Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu" ifadelerini kullandı. "Artık çaresiz ve yalnız değiliz" Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, "Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum" sözlerine yer verdi. "Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik" Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, "Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:37 Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.
AK Partili Çankırı’dan İzmir Büyükşehire çağrı: "Yetkiyi verin ihmale son verelim"
16 Eylül 2025 Salı - 11:09 AK Partili Çankırı’dan İzmir Büyükşehire çağrı: "Yetkiyi verin ihmale son verelim" AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Aliağa’da İzmir Büyükşehir Belediyesine yapılan altyapı yetki talebinin ardından, Çanakkale–Yeni Foça arasındaki yol için de yetki devrini gündeme taşıdı. Çankırı, "Aliağa hazır, yetkiyi verin; hem altyapı hem yol çilesi sona ersin" diye konuştu. Aliağa’da çeşitli temaslarda bulunan AK Partili Çankırı, Belediye Başkanı Serkan Acar ile bir araya geldi. Görüşmede ilçenin kangrene dönüşen altyapı ve ulaşım sorunları masaya yatırıldı. Başkan Acar, özellikle turistik Yeni Şakran’ın yıllardır çözülemeyen kanalizasyon meselesine dikkat çekerek İZSU’dan resmi yetki devri istediklerini ve sürecin takipçisi olduklarını belirtti. Milletvekili Çankırı ise, İzmir Büyükşehir Belediyesinin 15 yıldır tek bir çivi çakmadığını vurgulayarak Çanakkale–Yeni Foça arasındaki yaklaşık 4 kilometrelik yolun bakım ve onarımı için de yetki istedi. Çankırı, "Tek gidiş–tek geliş kullanılan bu yol, ağır tonajlı kamyonlardan Çakmaklı-Horoz Gediği- Kozbeyli ve Gencerli’den Aliağa’ya gitmek isyen öğrenci servislerine kadar binlerce aracın can güvenliğini tehdit ediyor. Çukurlarla dolu yol adeta ‘kazaya davetiye’ çıkarıyor" dedi. "Ateş bacayı sardıktan sonra çözüm aranmaz" Büyükşehir yönetimini "sorunları halının altına süpürmekle" eleştiren Çankırı şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşımızın canı her gün bu yolda pamuk ipliğine bağlıyken, 15 yıldır tek bir adım atmayan bir belediye var. Eğer İzmir Büyükşehir bu yolu yapamıyorsa, bahaneyi bir kenara bırakıp yetkiyi derhal Aliağa Belediyesi’ne devretsin. Biz hazırız. Yetkiyi verin ihmale son verelim. İzmir halkı hizmet beklerken, Büyükşehir’in işi ağırdan alması ‘ateş bacayı sardıktan sonra’ çözüm aramaktır. Bu anlayışı kabul etmiyoruz. İzmir’in her ilçesinde sorunlar dağ gibi yığılmış. Ne yazık ki Büyükşehir çözüm üretmek yerine sürekli mazeret üretiyor."
Karın zarı metastazlarında yeni umut: HIPEC ve PIPAC
16 Eylül 2025 Salı - 10:46 Karın zarı metastazlarında yeni umut: HIPEC ve PIPAC Kanser tedavisinde son yıllarda geliştirilen yeni yöntemler, karın zarı (periton) metastazı olan hastalara umut oluyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, geçmişte tedavisi oldukça zor kabul edilen bu hastalıkta HIPEC ve PIPAC adı verilen modern uygulamalar sayesinde yaşam süresi ve yaşam kalitesinde önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi. Kanser tedavisinde tıbbi gelişmeler hızla ilerlerken, karın zarı (periton) metastazı yaşayan hastalar için yeni yöntemler gündeme geliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, HIPEC ve PIPAC gibi modern tedavi yaklaşımlarının, uygun hasta gruplarında yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmada önemli katkılar sağladığını belirtti. Bu yöntemlerin her hastaya uygulanamayacağını, yalnızca uzman hekimlerin değerlendirmesi ve yetkin merkezlerde yapılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Koray Topgül, peritonun karın içindeki organları saran ve karın duvarını örten ince bir zar olduğunu hatırlatarak bazı kanserlerde tümör hücrelerinin bu zara tutunabildiğini belirtti. Bu durumun periton metastazı olarak adlandırıldığını ifade eden Prof. Dr. Koray Topgül, "Periton metastazı en sık kolon, mide ve yumurtalık kanserlerinde görülür. Daha nadir olarak apendiks, pankreas, safra yolları ve meme kanserlerinde de karşımıza çıkabilir" dedi. "Eskiden sağkalım 6 ayı geçmezdi" Geçmişte periton metastazı gelişen hastalarda yalnızca sistemik kemoterapi ya da palyatif cerrahinin uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Koray Topgül, bu nedenle sağkalımın çoğu zaman 6 ayı geçmediğini vurguladı. Ancak son yıllarda geliştirilen yöntemlerle bu tablonun değiştiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Koray Topgül, HIPEC’in (Hipertermik İntraperitoneal Kemoterapi) cerrahiyle tümörlerin temizlenmesinden sonra karın boşluğuna 42-43 dereceye ısıtılmış kemoterapi ilaçlarının verilmesiyle uygulandığını anlattı. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu yöntemle kemoterapi doğrudan tümörün olduğu bölgeye veriliyor. Isı, kanser hücrelerini daha duyarlı hale getiriyor. Sistemik kemoterapiye göre yan etkisi daha az, etkinliği daha fazladır" dedi. Prof. Dr. Koray Topgül, uygun seçilmiş kolon ve over kanseri hastalarında HIPEC ile 5 yıllık sağkalım oranlarının yüzde 30-40’a kadar çıktığını söyledi. PIPAC’ın (Basınçlı Aerosol Kemoterapisi) daha yeni bir yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, laparoskopik yöntemle karın boşluğuna girildiğini ve kemoterapi ilaçlarının sis şeklinde basınçlı olarak püskürtüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu yöntem daha az invazivdir, tekrarlanabilir ve ileri evre, cerrahi şansı olmayan hastalarda bile hastalığı kontrol altına almada etkilidir. Ayrıca karın içi sıvı birikiminin önlenmesinde de fayda sağlar" dedi. "Her hasta için multidisipliner değerlendirme şart" Başarı oranlarının kanser türüne ve evresine göre değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, over kanserinde yaşam süresini anlamlı şekilde uzatan, mide kanserinde yaşam kalitesini artıran sonuçlar elde edildiğini aktardı. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu tedaviler mutlaka deneyimli merkezlerde, multidisipliner ekipler tarafından uygulanmalıdır" ifadelerini kaydederek, periton metastazı için artık umut verici seçenekler bulunduğunu sözlerine ekledi.
Kadınların el emeği Çeşme’nin tarihi kalesinde sergileniyor
16 Eylül 2025 Salı - 10:19 Kadınların el emeği Çeşme’nin tarihi kalesinde sergileniyor Çeşme Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi (ÇEŞKA) ile Çeşme Müze Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan "Geleneksel El Sanatları Sergisi", Çeşme Kalesi Ceneviz Kulesi Sergi Salonu’nda sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Ebru, oya, telkâri, gümüş, porselen, çini gibi el sanatlarının öne çıktığı serginin alışı törenle gerçekleşti. Çok sayıda davetlinin katıldığı açılışta, ÇEŞKA Başkanı Berna Güler hem faaliyetleri hem de sergiyle ilgili bilgi verdi. Hem gıda üretiminde hem de el sanatları alanında son derece güzel işlere imza attıklarını belirten Güler, "Bu birlikteliğimizden büyük mutluluk duyuyoruz. Amacımız, kadınların istihdamını artırmak; onların sosyal hayatta, toplumda ve hatta aile içinde daha güçlü bir statü kazanmalarını sağlamak. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını elde etmeleri ve karşılaştıkları zorlukları aşmaları bizim için en önemli hedef. Bu konuda önemli bir yol kat ettiğimize inanıyoruz. Bugün açılışını yaptığımız sergi, bu çalışmaların bir parçası. Müze Müdürlüğü ile ortaklaşa hazırladığımız sergide, geleneksel sanatlarımızı tanıtıyoruz. Arkadaşlarımızın el emeğiyle ortaya çıkan bu eserler son derece kaliteli. Hem bu sanatları gelecek nesillere aktarmak hem de gençleri bu alanlara özendirmek bizi çok mutlu ediyor. On yıl, uzun bir süre. Ancak biz bu süreci, ortaklarımız ve yönetimimizle hiçbir sorun yaşamadan, tamamen dayanışma ve güven içinde yürüttük. İyi ki bu yola çıkmışız, iyi ki bu çalışmaları birlikte gerçekleştirmişiz." dedi. "Çalışmalarımız kalıcı bir değer oluşturacak" Sergide porselen dekor çalışmalarıyla dikkat çeken Arzu Dinçalp ise hazırlık sürecine değinerek şunları söyledi: "Yaklaşık üç aylık bir hazırlık sürecimizin ardından bu sergiyi ortaya çıkardık. Hep birlikte resim, ebru, porselen dekor gibi farklı sanat dallarında çalışmalar yürütüyoruz. Tüm ürünlerin altyapısını da kendimiz hazırlıyoruz. Ben modernize edilmiş porselen dekor üzerine yoğunlaştım. Bunun yanında seramik alanında üretim yapan arkadaşlarımız da eserleriyle sergide yer alıyor. Hepimizin emeğinin, güzel ve kalıcı bir değer oluşturacağına inanıyorum. Ayrıca sergimizin, Çeşme’nin simgelerinden biri olan Kale’deki sergi salonunda açılmış olması da bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Burada sanatseverlerle buluşmak mutluluk verici. Hepinize teşekkür ediyorum." 24 Eylül Çarşamba gününe kadar her gün 10.00-23.00 saatleri arasında gezilebilecek.
Kalça kırıkları kadınlarda 70, erkeklerde 80 yaş sonrası daha sık görülüyor
16 Eylül 2025 Salı - 09:52 Kalça kırıkları kadınlarda 70, erkeklerde 80 yaş sonrası daha sık görülüyor Ortopedist Baran Şen, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve yaşla birlikte gelen fizyolojik değişikliklerin kemik sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan osteoporozun (kemik erimesi), düşme sonucu oluşan kırıkları da beraberinde getirdiğini belirten Uzm. Dr. Şen, "Kadınlarda 70, erkeklerde ise 80 yaşından sonra bu kırıklar daha sık görülüyor. Bu kırıklar genellikle ev içindeki basit düşmelerle oluşuyor. Ancak sonuçları oldukça ciddi olabiliyor, erken müdahale hayati önem taşıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Baran Şen, yaşlı bireylerde görülen kemik kırıkları ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Uzm. Dr. Şen, ileri yaşlarda görülen el bileği, omurga ve özellikle kalça kırıklarının, genellikle kemik erimesine bağlı olarak meydana geldiğini belirtti. Dr. Şen, genç yaşlarda yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmamasının, ilerleyen yıllarda kemik yoğunluğunun düşük olmasına da neden olduğunu hatırlattı. Genç yaşta dolmayan kalsiyum depolarının, yaşlılıkta büyük risk yarattığını belirten Dr. Şen, şöyle konuştu: "Yaşlılıkta kemik erimesinin yanı sıra görme ve denge problemi yaratan rahatsızlıklar da söz konusu. O nedenle özellikle yaşlı bireylerin evlerinde halı, paspas gibi kayma tehlikesi yaratacak yer örtüleri kaldırılmalı ya da takılmayacak, kaymayacak şekilde önlemi alınmalı, evin ışıklandırılması bir yerlere çarpmayı engelleyecek ölçüde iyi olmalı. Yaşlılarımız gerekirse ev içinde de baston kullanmalı. Osteoporoz ve buna bağlı kırıkların önlenebilmesi için gençlikte sağlığımıza, kemiklerimize yatırım yapmamız gerekir. Bunun için de dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yürüyüş, risk faktörlerinden uzak durmak çok önemli." Öte yandan Uzm. Dr. Şen, kalça kırıklarının, yaşlı bireylerde genellikle cerrahi müdahale gerektirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Şen, bu tür kırıklarda ameliyatın ilk 48 saat içinde yapılması gerektiğini, ideal sürenin ise ilk 24 saat olduğunu belirti. Kalça kırığı sonrası yatağa bağlı kalmanın zatürreden pıhtı atmasına, kas kaybından yatak yarasına kadar ciddi komplikasyonlara yol açabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Şen, "Kalça kırıkları ameliyat edilmezse hastalarda kalıcı ağrılar, hareket kısıtlılığı, bacak boyu kısalığı gibi sorunlar görülebilir." dedi.
Balçova saldırganının ifadesi ortaya çıktı: Fuarı kana bulayacaktı
16 Eylül 2025 Salı - 09:46 Balçova saldırganının ifadesi ortaya çıktı: Fuarı kana bulayacaktı İzmir’in Balçova ilçesinde polis merkezine pompalı tüfekle saldırarak 2 polis memurunu şehit eden 16 yaşındaki E.B.’nin detaylı ifadesi ortaya çıktı. Saldırgan ifadesinde, İzmir Fuarı’na daha sonra da bir bara saldırmayı düşündüğünü ancak bu planlarından vazgeçtiğini söyledi. 8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova ilçesi Çetin Emeç Mahallesi Fethi Bey Sokak’ta bulunan Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı. Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ, Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Saldırının ardından gözaltına alınan saldırgan E.B.’nin annesi, babası ve 8 şüphelinin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlandı. Gözaltındaki şüpheliler, sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Saldırıda yaralanan E.B. ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilerek ifadesi alınmak üzere adliyeye getirildi. Savcılıktaki işlemlerin ardından saldırgan E.B., annesi A.B. ve babası N.B. hakkında; "Terör amaçlı, kamu görevlisini kasten öldürme, silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" gibi 12 ayrı suçtan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Diğer şüpheliler M.A., K.N., C.T.T., F.S.A., M.A. ve B.Y. ise "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklama istemiyle hakim karşısına çıkarıldı. T.Y. ve F.Ç. adlı iki şüpheli hakkında ise aynı suçtan adli kontrol uygulanması talep edildi. Çıkartılan mahkemece, saldırgan E.B. ile babası N.B. ve İran uyruklu K.N ile Suriye uyruklu M.A., C.T.T., F.S.A., M.A. tutuklandı. Zanlının gözaltındaki annesi A.B., T.Y., F.Ç. ve suça sürüklenen çocuk B.Y adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Detaylı ifadesi ortaya çıktı; fuara saldıracakmış Gerçekleştirdiği saldırıyla 2 polis memurunu şehit eden saldırgan E.B.’nin detaylı ifadesi ortaya çıktı. "İzmir Fuarı’na saldıracaktım sonra vazgeçtim. Aklıma Balçova Ata Caddesi’ndeki bir bara saldırı yapma fikri geldi. Aynı tüfekle oraya gidip saldırı yapmayı düşündüm. Barda alkol içildiği için saldırı yapmak istedim. Daha sonra o saldırının olmayacağını düşündüm. Evimizin yakınındaki polis karakoluna saldırmayı düşünmeye başladım. Gece uyudum ama aklımda bu düşünce vardı. Sabah 06.00-07.00 arası giyindim. Üzerime ceket giydim. Maskemi taktım. Diğer maskeyi de üzerine taktım. Dolapta bulunan otomatik av tüfeğini aldım. Mermileri de daha önceden çantaya koyup hazırlamıştım. Mermileri sırt çantasına Ağustos ayında koyduğumu hatırlıyorum. Saldırıda kullandığım el yapımı patlayıcıları çantama koydum. Patlayıcıyı torpilleri birleştirdikten sonra dışına da çelik bilyeleri koyup hazırladım. İki el yapımı patlayıcıyı bu şekilde hazırlamıştım. Sustalı bıçağı çantama koydum. Çatışmada yaralanırsam mermiyi çıkarmak için bıçağı çantama koydum. Yaralarımı sarmak için peçete koydum. Yaraya dökmek için kolonya da koydum. Yaramı sarmak için kumaş kesmek amacıyla çantama makas da koydum" dediği öğrenildi. Saldırı anını anlattı Saldırı anında yaşadıklarını da anlatan E.B.’nin, "Annem evde yoktu işe gitmişti, babam uyuyordu. Kardeşim ve dedem de uyuyordu. Ben saldırı yapıp yapmayacağımı konusunda hala düşünüyordum. Babamın uyanmaya başladığını fark edince, babam beni böyle görmesin diye evden çıktım. Apartmandan 2- 3 dakika bekledikten sonra eve dönmeyeceğimi anladım ve apartmandan fırladım, en yakın karakol olduğu için karakola koştum. Karakolun bahçesinde oturmakta olan üniformalı polis memurlarının ikisine ateş ettim. İki polis memurunu yaraladıktan sonra caddede koştum. Tüfeğe tekrar mermi doldurmaya çalıştım, biraz uğraştıktan sonra tekrar tüfeğe mermi doldurdum. Tüfek 2+1 idi. Etrafta insanlar vardı. İnsanlarda silah görmediğim için ateş etmedim. Bu esnada elinde silah olan birisini gördüm, elindeki silahı olan şahsı görür görmez ateş ettim. Kişiyi yaraladım yere düştü bana ateş etmeye devam ediyordu. Bana herhangi bir şekilde atış ettiğim kişi mermi isabet ettiremedi. Ben yerde yatarken de bu kişiye ateş ettim" sözlerine yer verdiği öğrenildi. Pişmanmış E.B.’nin ifadesinde vurulma anından da bahsederek şunları söylediği ifadesinde yer aldı: "Toplam 2 ya da 3 kez ateş ettiğimi hatırlıyorum, ateşlerimden kaçının isabet ettiğini bilmiyorum. Bu esnada diğer tarafta insanların sesini duydum. Arabanın arasına gizlendim, tekrar tüfeği doldurdum, bağrışma sesini duyunca yola doğru fırladım, yine ellere baktım, baktığım yerde bir kişinin elinde silah vardı, ona ateş ederken kendim de vuruldum. Vurulduktan sonra bilinçli olarak ateş etmedim. Çatışma esnasında el yapımı patlayıcıları da fırlattım, buradaki amacım bana daha fazla ateş edilmesini sağlamaktı. Pişmanım, söyleyeceklerim bunlardan ibarettir."