Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de küçük ölçekli balıkçıyla dayanışma eli 15 Şubat 2026 Pazar - 12:51:08 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, küçük ölçekli balıkçıların çalışma koşullarının iyileştirilmesi için tekne bakım malzemesi desteğini Seferihisar Sığacık’tan başlattı. Üreticinin yükünü hafifletmeyi ve kıyı balıkçılığını güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Başkan Tugay, "Görevler gelip geçici ama dayanışma kalıcıdır. Şehrimizin üreten insanlarıyla bir bütün olmalıyız. Sizlerin emeği, bu kentin bereketidir" ifadelerini kullandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, küçük ölçekli balıkçılara yönelik tekne bakım malzemesi desteğini Sığacık’tan başlattı. Üretimin kesintisiz sürmesi ve kıyı balıkçılığının güçlenmesi amacıyla hayata geçirilen destek programı, ilk olarak Seferihisar Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi üyeleriyle hayata geçirildi. Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in de katıldığı buluşmada Başkan Tugay, bölge ekonomisine ciddi katkı sağlayan balıkçı esnafının düzenlediği mezata katıldı. Tugay, burada Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ahmet Efeer ve üyelerin sorunlarını da dinledi. Başkan Tugay, "Seferihisar’da olduğum ve sizleri gördüğüm için çok mutluyum. Görevler gelip geçici ama dayanışma kalıcıdır. Şehrimizin üreten insanlarıyla bir bütün olmalıyız. Sizlerin emeği, bu kentin bereketidir" dedi. "Millet için buradayız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay; şehrin üreten, çalışan her insanının çok kıymetli olduğunu belirterek, İzmir’in ancak çalışarak, üreterek daha iyi noktalara geleceğini düşündüğünü aktardı. Bu yolda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üzerine düşeni yaptığını anlatan Başkan Tugay, "Bizler milletimiz için buradayız. Sizlerle aramızdaki ilişki samimi, katıksız" dedi. Kimin hangi görevde olursa olsun ülkeye, kente değer katması gerektiğini söyleyen Başkan Tugay, "Siz ’daha fazla çalışmak, üretmek istiyoruz. Şehrimize daha fazla katkıda bulunmak istiyoruz’ dediğiniz ve bundan dolayı talepte bulunduğunuz sürece, biz de gücümüz yettiği kadar her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Emeklerinize sağlık. Yaptığınız iş bereketli olsun" ifadelerini kullandı. Üreticilerle buluştu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, daha sonra Akarca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Behiç Çınar ile üyeleri ziyaret etti. Burada da esnafın daha iyi koşullarda çalışması için ellerinden gelen desteği verdiklerine değinen Başkan Tugay, kıyı balıkçılığını teşvik etmeye çalıştıklarını belirtti. Tugay, burada Teos Yat ve Yelken Spor Kulübü yöneticileri ve sporcularıyla da kısa bir süre sohbet etti. Bir sonraki durak ise Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifi oldu. Kooperatif Başkanı Eyyup Kalaycı ile üyelerinin ağırladığı Tugay, üretim hakkında bilgi aldı. Destek programı da açıklandı İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen destek programı da açıklandı. Bu kapsamda su ürünleri ruhsat tezkeresine sahip, kooperatif ortağı ve 12 metre altı tekneye sahip küçük ölçekli balıkçılara tekne bakım malzemesi desteği sağlanacak. Destek çerçevesinde antifouling boya ve epoksi macun dağıtılacak. Antifouling boya ile teknelerin karinasında yosun ve deniz organizmalarının tutunması önlenerek yakıt tüketiminin azaltılması ve çevresel etkinin düşürülmesi amaçlanıyor. Epoksi macun desteğiyle de teknelerin ekonomik ömrünün uzatılması hedefleniyor. Böylece balıkçının maliyeti azalırken üretimin sürdürülebilirliği güçlendiriliyor. İzmir genelinde 752 küçük ölçekli balıkçı destek için talepte bulunuldu. Program kapsamında toplam 959 adet 2,5 litrelik boya ve bin 86 kilogram macun dağıtılacak.
15 Şubat 2026 Pazar - 12:38 Menemen’de istinat duvarı çöken bölgede çalışmalar ikinci gününde İzmir’in Menemen ilçesinde istinat duvarının çökmesi sonucu 4 binanın hasar gördüğü ve 151 kişinin tahliye edildiği olayda çalışmalar ikinci gününde devam ediyor. Belediye ekipleri riskin büyümemesi için toprak alanda tahliye işlemi başlattı. Olay, 29 Ekim Mahallesi’nde dün gece saatlerinde meydana geldi. Bir sitenin istinat duvarının çökmesi sonucu 7 otomobil ve 4 bina hasar gördü. Can kaybı veya yaralanmanın yaşanmadığı olay sonrası riskli bulunan binalardaki vatandaşlar evlerinden çıkarıldı. Çalışmaların ikinci gününde Menemen Belediyesi ekipleri bölgede yoğun bir mesai harcıyor. Ekipler, üst kısımda bulunan toprak alanın göçen yola ve binalara ek yük bindirmemesi için toprak tahliyesi yapıyor. Tedbir amaçlı evlerinden tahliye edilen 151 site sakinin ise belediyelere ait misafirhanelere yerleştirildiği öğrenildi. Mahalle sakinlerinden Mehmet Oktay Doğruöz, arazinin doğal yapısında herhangi bir risk bulunmadığını ve su akışının olağan seyrinde ilerlediğini belirtti. Ek kat kazanmak amacıyla inşaat sahasının kot seviyesinin düşürülmesinin dik bir yamaç oluşumuna neden olduğunu dile getiren Doğruöz, "Bu yamaçta inşa edilen istinat duvarlarının yeterli mukavemete sahip olmaması ve toprağın yağış nedeniyle suya doyması sonucunda söz konusu hadise meydana gelmiştir" ifadelerini kullandı. Doğruöz, arazinin doğal yapısında yaşanması imkansız olan bu durumun, açıkça zemin kotunun düşürülmesi sebebiyle gerçekleştiğini vurguladı. Mahalle sakini Osman Büyükşahin, gece saat 03.30 sularında istinat duvarının büyük bir gürültüyle çöktüğünü belirtti. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ekipleri, AFAD ve belediye yetkililerinin süratle intikal ettiğini aktaran Büyükşahin, ekiplerin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını ve müdahale kapsamında doğal gaz ekipleri tarafından ana hattın kapatılarak gaz akışının kesildiğini ifade etti. Günün aydınlanmasıyla birlikte AFAD ekiplerinin kurtarma operasyonlarına başladığını dile getiren Büyükşahin, bölgedeki araçların bir kısmının tahliye edildiğini, çıkarılmayı bekleyen diğer araçlar ile bir motosikletin bulunduğunu söyledi.
15 Şubat 2026 Pazar - 12:28 Domates üretimine bilimsel destek Türkiye, domates üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alırken, geliştirilen "akıllı sera" modeliyle hem sürdürülebilir hem de ekonomik olarak uygulanabilir tarımsal üretim hedefleniyor. Türkiye, domates üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. TÜİK ve FAO verilerine göre Türkiye’deki yıllık domates üretimi son yıllarda 13-14 milyon ton bandında seyrediyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 25-30’u sera üretiminden, diğer bölümü ise tarla yetiştiriciliğinden sağlanıyor. Bu nedenle Türkiye, yıllık 600 milyon doların üzerinde gerçekleşen domates ihracatı ile Avrupa ve Orta Doğu pazarlarının önemli tedarikçileri arasında üst sıralarda yer alıyor. Kontrollü iklim sağlayan akıllı sera sistemlerinin yaygınlaşması ise ‘üretim sürekliliği ve standart kalite hedefleri açısından ihracat zincirine stratejik katkı sunabileceği için son derece önemli. Bu noktada; domates üretimi için yeni geliştirilen güneş enerjili akıllı sera sistemi, iç ortam sıcaklığını ideal seviyeye çekerek sürdürülebilir tarımın geleceği adına umut verdi. Söz konusu araştırmaya Türkiye ve Katar’dan katılan bilim insanlarının geliştirdiği simülasyon modeli, bitki büyümesini de hesaba katarak güneş enerjisi destekli sera iklimlendirmesinin yüksek performansını ortaya koydu. Uluslararası araştırma Yaşar Üniversitesi’nden Dr. Nezir Yağız Çam’ın yer aldığı uluslararası bir ekip, enerjisini güneşten alan ve kendi iklimini ayarlayabilen "akıllı sera" modelinde domates büyümesini başarıyla simüle etti. Buna yönelik bilimsel makale, ’International Journal of Thermofluids’ dergisinde de yayımlanarak tarım dünyasının dikkatine sunuldu. Söz konusu araştırmaya Türkiye’yi temsilen Yaşar Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi, Katar adına ise Hamad Bin Khalifa Üniversitesi’nden bilim insanları katkı sağladı. Bu çalışmada fotovoltaik (PV) paneller ve hava kaynaklı ısı pompası destekli ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) sistemiyle donatılmış bir serada domates yetiştiriciliği sayısal olarak modellenerek analiz edildi. Araştırma ekibi, bitki büyümesini ve buharlaşma-terleme süreçlerini de hesaba katabilen yeni bir simülasyon modeli geliştirdi. Güneş enerjisi ve ısı pompası destekli iklimlendirme sistemiyle donatılmış serada domates büyümesi simüle edilerek enerji verimliliği ve sıcaklık kontrolü analiz edildi. Yeni nesil sera sistemi Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Nezir Yağız Çam araştırmada güneş enerjisi destekli ısı pompası kullanımının seradaki domates yetiştiriciliğine etkisini araştırdıklarını belirtti. Dr. Çam, "Bu çalışma, sıcak iklim bölgelerinde yenilenebilir enerji kaynaklı iklimlendirme sistemleri ile bütünleşik seralarda yıl boyunca üretimin devam edebileceğini ve bu tarz bütünleşik enerji sistemleri ile hem sürdürülebilir hem de ekonomik olarak uygulanabilir tarımsal üretim yapılacağını teorik olarak göstermiştir" dedi. Üç farklı ülke Geliştirilen model; Ocak-Nisan, Mayıs-Ağustos ve Eylül-Aralık olmak üzere üç büyüme dönemini kapsayan bir yıllık süreçte test edildi. Sistem; İzmir, Kazablanka, Tunus ve Valensiya şehirlerinin çevresel ve ekonomik koşullarına göre ayrı ayrı simüle edildi. Sonuçlara ve yıllık elektrik tüketimlerine bağlı ekonomik analizde ise geri ödeme süreleri Valensiya’da 2,9 yıl, Kazablanka’da 5,7 yıl, Tunus’ta 9,31 yıl ve İzmir’de 13,55 yıl olarak hesaplandı. HVAC sistemi bulunan ve bulunmayan seraların karşılaştırıldığı çalışmada, güneş enerjisi destekli ısı pompası kullanımının iç ortam sıcaklığını önemli ölçüde düşürdüğü belirlendi. Örneğin İzmir’de ortalama sera iç sıcaklığı 32,8 santigrad dereceden 23,5 santigrad gerilerken, benzer iyileşmeler diğer şehirlerde de gözlendi.
15 Şubat 2026 Pazar - 12:15 Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nde umut veren veriler Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nur Olgun, çocukluk çağı kanserlerinde elde edilen başarıların umut verdiğini söyledi. Prof. Dr. Olgun, "2002-2024 yılları arasında kayıt sistemine toplam 52 bin 907 hasta kaydedildi. Bu hastalarda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 70’in üzerinde olması, ülkemizde çocuk onkolojisi alanında ulaşılan seviyeyi açıkça göstermektedir. Çocuklarımız için umut var, bilim var, gelecek var" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Onkoloji Bölümü Sorumlusu ve Türk Pediatrik Onkoloji Grubu (TPOG) Nöroblastom Protokolleri Koordinatörü Prof. Dr. Nur Olgun, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Olgun, bu günün amacını "çocukluk çağında görülen kanserlere dikkat çekmek, erken tanının önemini vurgulamak ve bu zorlu süreçte çocuklar ile ailelerine destek olmak" olarak özetledi. Çocukluk çağı kanserlerinin erişkin kanserlerinden farklı özellikler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Olgun, "Çocuklarda görülen kanserler biyolojik yapıları, seyirleri ve tedaviye verdikleri yanıt açısından erişkin kanserlerinden ayrılır. En sık lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar, nöroblastom, Wilms tümörü ve kemik tümörleri ile karşılaşıyoruz. Sevindirici olan ise, günümüzde çocukluk çağı kanserlerinin önemli bir bölümünün tamamen tedavi edilebilir hale gelmiş olmasıdır" diye konuştu. 2002 yılından bu yana kayıt tutuluyor Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerine yönelik sistematik kayıtların 2002 yılında başladığını hatırlatan Prof. Dr. Olgun, bu alandaki büyük hasta serilerinin ülkemiz için çok değerli olduğunu vurgulayarak, "2002-2024 yılları arasında çocukluk çağı kanserleri kayıt sistemine toplam 52 bin 907 hasta kaydedilmiştir. Bu hastalarda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 70’in üzerinde olması, ülkemizde çocuk onkolojisi alanında ulaşılan seviyeyi ve uygulanan tedavilerin başarısını açıkça göstermektedir" dedi. Bu verilerin, erken tanı, standartlaştırılmış ulusal protokoller ve multidisipliner yaklaşımın önemini ortaya koyduğunu belirten Olgun, kayıt sistemlerinin güçlendirilmesinin gelecekteki iyileştirmeler için kritik olduğunu ifade etti. Belirtiler konusunda dikkatli olunmalı Erken tanının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yapan Olgun, ailelerin bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Uzamış ateş, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, solukluk, morarma, kemik ağrıları, vücutta şişlikler, halsizlik ve iştahsızlık gibi bulgular önemlidir. Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmez ancak uzun sürüyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en kritik faktördür." Son yıllarda çocuk onkolojisinde önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Olgun, kemoterapi, cerrahi ve radyoterapinin yanı sıra kök hücre nakli, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin giderek daha fazla kullanıldığını söyledi. Ayrıca genetik ve moleküler düzeyde yapılan çalışmaların kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önünü açtığını belirtti. Bu ilerlemelerin en çarpıcı örneklerinden birinin ileri evre nöroblastom hastalarında görüldüğünü vurgulayan Olgun, şu bilgiyi paylaştı: "1992 yılında yüksek risk nöroblastom hastalarında sağkalım oranı yalnızca yüzde 6 iken, bu oran TPOG NB 2003, 2009 ve 2020 protokolleri ile yaklaşık yüzde 65’e yükselmiştir. Bu önemli artış; risk gruplamasında moleküler ve sitogenetik faktörlerin dikkate alınması, hedef tedaviler ve immünoterapi uygulamaları gibi yeni tedavi stratejileri sayesinde mümkün olmuştur." Olgun, bu gelişmelerin büyük ölçüde Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşların desteklediği küresel iş birlikleriyle daha da hız kazandığını sözlerine ekledi. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir süreç olmadığını ifade eden Olgun, "Çocukların eğitimden ve sosyal hayattan kopmaması, oyun oynayabilmesi ve yaşıtlarıyla iletişim kurabilmesi çok önemlidir. Aynı şekilde ailelerin de psikolojik ve sosyal destek alabilmesi, tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. Bu mücadele bir ekip işidir" dedi. Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nün topluma önemli bir sorumluluk hatırlattığını belirten Prof. Dr. Nur Olgun, sözlerini şöyle tamamladı: "Her çocuk sağlıklı bir geleceği hak eder. Farkındalık arttıkça erken tanı oranları yükselir ve daha fazla çocuk hayata tutunur. Bugün atılan her adım, yarın daha fazla çocuğun gülümsemesi demektir. Çocuklarımız için umut var, bilim var ve gelecek var."
Bayındır’da 2025 yılında suç oranları azaldı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:07 Bayındır’da 2025 yılında suç oranları azaldı İzmir’in Bayındır ilçesinde 2025 yılı asayiş ve trafik verileri ilçede suç oranlarında ve trafik kazalarında önemli bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Bayındır İlçe Emniyet Müdürlüğü, 2025 yılı asayiş ve trafik verilerini kamuoyuyla paylaştı. Veriler, ilçede suç oranlarında ve trafik kazalarında önemli bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Paylaşılan istatistiklerde, mal varlığına karşı işlenen suçlar ile trafik kazalarındaki azalma dikkat çekti. Mal varlığına karşı işlenen suçlarda yüzde 34 azalma Emniyet verilerine göre; hırsızlık, dolandırıcılık ve mala zarar verme gibi mal varlığına karşı işlenen suçlarda 2024 yılına oranla belirgin bir düşüş kaydedildi. 2024 yılında 156 olarak kayıtlara geçen olay sayısı, 2025’te 103’e geriledi. Bu verilerle birlikte söz konusu suç kategorisinde bir önceki yıla göre yüzde 34’lük bir azalma sağlandığı bildirildi. Uyuşturucuyla mücadelede operasyonlar arttı Narkotik suçlarla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların sonuçları da raporda yer aldı. 2024 yılında uyuşturucu operasyonları kapsamında 73 kişi hakkında adli işlem yapılırken, bu sayı 2025 yılında 83’e yükseldi. Yetkililer, uyuşturucuyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı. 153 aranan şahıs yakalandı İlçe genelinde gerçekleştirilen denetim ve uygulamalarda güvenlik güçlerinin sahadaki etkinliği rakamlara yansıdı. Yapılan çalışmalar neticesinde; 153 aranan şahıs yakalanarak adli makamlara sevk edildi; 21 adet ruhsatsız silah ele geçirildi. Trafikte ölümlü kaza yaşanmadı Trafik güvenliğine yönelik denetimlerin de olumlu sonuçlar verdiği görüldü. 2024 yılında 112 olan yaralamalı trafik kazası sayısı, 2025’te yüzde 12,5 oranında azalarak 98’e düştü. Ayrıca, 2025 yılı boyunca Bayındır ilçe sorumluluk bölgesinde ölümlü trafik kazası meydana gelmediği açıklandı.
Sarnıç’ta içme suyu yatırımı hızla ilerliyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:59 Sarnıç’ta içme suyu yatırımı hızla ilerliyor İZSU Genel Müdürlüğü kent genelinde sürdürdüğü içme suyu altyapı yatırımlarıyla son iki yılda önemli oranda düşüş sağlanan kayıp ve kaçak su miktarını daha da aşağı çekmeyi hedefliyor. Bu kapsamda eylül ayında Gaziemir Sarnıç’ta başlatılan 205 milyon liralık projenin de yüzde 30’u tamamlandı. İZSU Genel Müdürlüğü tarafından Gaziemir Sarnıç’ta yürütülen 205 milyon liralık içme suyu altyapı yatırımı büyük bir hızla ilerliyor. Eylül ayında temeli atılan projede kısa sürede yüzde 30 seviyesine ulaşıldı. İki yıl sürmesi öngörülen çalışmanın çok daha kısa sürede tamamlanarak Sarnıç halkının hizmetine sunulması planlanıyor. 75 kilometrelik yatırım Sarnıç’ın çeşitli noktalarında eş zamanlı sürdürülen imalatlar kapsamında, ekonomik ömrünü tamamlayan mevcut PVC borular sökülerek yerine dayanıklı ve uzun ömürlü duktil borular döşeniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölgedeki kayıp-kaçak oranlarının azaltılması ve artan nüfusun uzun yıllar boyunca güvenli içme suyuna kesintisiz erişiminin sağlanması amaçlanıyor. Proje kapsamında 60 kilometre duktil boru ve 15 kilometre branşman hattı olmak üzere toplam 75 kilometrelik içme suyu altyapı yatırımı hayata geçiriliyor. 40-50 yıl boyunca hizmet verecek bir altyapı kuruluyor Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık’a çalışmalar hakkında bilgi veren İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, Sarnıç bölgesinde eskiyen altyapı nedeniyle sık sık fazla arıza yaşandığını belirterek "Bugün yaptığımız bu yatırım, 40-50 yıl boyunca Sarnıç’ın altyapı ihtiyacını karşılayacak" diye konuştu.
Yaşar Üniversitesi’nden uluslararası başarı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:41 Yaşar Üniversitesi’nden uluslararası başarı Yaşar Üniversitesi yürüttüğü akademik ve araştırma faaliyetleriyle, Avrupa Birliği Mükemmelliyet Merkezi aracılığıyla AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne kabul edilerek Türkiye’den bu alanda üyelik kazanan ilk ve tek üniversite oldu. Avrupa’nın saygın üniversiteleri ve araştırma merkezlerinin yer aldığı AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne üyelik, Yaşar Üniversitesi’nin akademik ve araştırma alanındaki uluslararası yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Üniversite, Türkiye’den Birliğe kabul edilen ilk kurum olma özelliğini taşıyor. Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, üniversitenin uluslararasılaşmayı temel hedeflerinden biri olarak benimsediğini belirterek, "Eğitimden araştırmaya kadar tüm alanlarda küresel ölçekte rekabet edebilen bir üniversite olmayı amaçlıyoruz" dedi. Uluslararası akreditasyonlar, artan yabancı öğrenci sayısı ve dünya üniversiteleriyle geliştirilen iş birliklerinin bu vizyonun önemli çıktıları olduğunu vurgulayan Yiğitbaşı, "Mezunlarımızın uluslararası arenada fark yaratan bireyler olarak yetişmesi bizim için büyük önem taşıyor" diye konuştu. Yiğitbaşı, güçlü akademik kadro ve yenilikçi eğitim anlayışıyla Yaşar Üniversitesi’nin uluslararası başarılarını sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Bilim diplomasisi Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne üyeliğin üniversiteye prestij ve önemli katkılar sağlayacağı belirterek, "Üniversitemiz göç, güvenlik, çeşitlilik, gençlik ve uluslararası ilişkiler alanlarındaki uzman akademik kadrosu, Avrupa Birliği destekli projelerdeki güçlü deneyimi, çok disiplinli araştırma merkezleri ve uluslararası ağlardaki aktif çalışmalarıyla bilim diplomasisi alanında dikkat çeken bir birikime sahip bulunuyor. AB Bilim Diplomasisi Birliği üyeliğiyle birlikte üniversitemizin uluslararası akademik iş birliklerini daha da derinleştirmesi, küresel etki alanını genişletmesi ve bilim temelli diplomatik girişimlerde etkin rol üstlenmesi hedefleniyor" dedi. Bilim diplomasisinin günümüz dünyasında artan önemine dikkat çeken Yaşar Üniversitesi AB Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökay Özerim, bilimsel iş birliklerinin ülkeler arasında güven inşasında kilit rol oynadığını belirtti. Prof. Dr. Özerim sözlerini şöyle sürdürdü: "Bilim diplomasisi, günümüzde uluslararası çatışmaların, bölgesel krizlerin ve küresel anlaşmazlıkların arttığı bir dönemde, ülkeler arasında güven inşa edilmesi, diyalog kanallarının açık tutulması ve ortak sorunlara bilim temelli çözümler üretilmesi açısından kritik bir rol oynuyor. Akademik bilgi, bilimsel iş birliği ve uzmanlık paylaşımı, siyasal gerilimlerin ötesinde kalıcı ve yapıcı ilişkilerin kurulmasına katkı sunması açısından bilim diplomasisi temelli girişimler bu nedenle çok önem taşıyor."
Aliağa’da ’İlçe Afet Müdahale Planı’ toplantısı gerçekleştirildi
27 Ocak 2026 Salı - 16:39 Aliağa’da ’İlçe Afet Müdahale Planı’ toplantısı gerçekleştirildi Aliağa’da afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirmek, kurumlar arası koordinasyonu artırmak ve Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında ilçenin mevcut durumunu değerlendirmek amacıyla Aliağa İlçesi Afet Müdahale Planı Toplantısı düzenlendi. Aliağa Tüpraş Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda Aliağa Kaymakamlığı tarafından kapsamlı bir bilgilendirme sunumu yapıldı. Aliağa’nın nüfusu, yapılaşma durumu, ilçedeki afet riskleri, afetlere hazırlık ve müdahale aşamaları, ana çözüm ortağı kurumlar ve yetkilileri ile afet yönetim merkezlerine ilişkin bilgiler paylaşıldı, ardından ilçede 23 afet grubunun planlarına yönelik sunumlara geçildi. Aliağa’nın afet gücü masaya yatırıldı Plan sunumunda Aliağa’da meydana gelebilecek bir afet durumunda görev alacak tüm paydaşların hazırlık durumları ele alınarak mevcut çalışmalar değerlendirildi. Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, ilgili afet gruplarına tek tek söz vererek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı, eksik görülen noktalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çorumluoğlu Aliağa’nın sahip olduğu kapasiteye vurgu yaparak, "Aliağa; belediyesi, kamu kurumları, özel sektör ve askeriyenin gücü anlamında özel bir ilçe. Bu gücü de iyi kullanmışsınız. En iyi hazırlanan ilçelerden bir tanesisiniz. Bir sonraki gelişimizde eksikliklerin giderilmiş olacağını düşünüyoruz. Aliağa’daki ekipmanları duyduğumuzda moralimiz düzeldi. Çünkü bu ekipmanlar her afette rahatlıkla kullanılabilir. Ancak bunun yanında insan gücünün de bu süreçlere hazır olması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Başkan Acar: "Aliağa’daki afetlere karşı en hızlı şekilde hareket edeceğimizden şüphem yok" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, toplantının ilçe adına hayırlı olmasını dileyerek, "Bu toplantıdaki kazanımları uygulama yönünde önümüzdeki süreçte önemli adımlar atılacaktır. Hep birlikte hareket ederek, şehrimizde yaşanabilecek afetlere karşı alınabilecek tedbirleri şimdiden oluşturmamız gerekiyor. En hızlı şekilde hareket edeceğimizden en ufak bir şüphem yok" ifadelerini kullandı. Toplantıya; Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci, AFAD Planlama ve Risk Azaltma Şube Müdürü Sezgin Kazaz, daire amirleri, muhtarlar, afet çalışma grupları ile ana çözüm ortaklarının yetkilileri katıldı.
İzmir’de yağışlar barajlara nefes aldırdı
27 Ocak 2026 Salı - 16:27 İzmir’de yağışlar barajlara nefes aldırdı İzmir genelinde son günlerde etkili olan sağanak yağışlar, barajlardaki su seviyelerini yukarı taşımaya başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kuraklıkla mücadele kapsamında gündeme getirdiği "yağmur bombası" projesini değerlendiren Prof. Dr. Doğan Yaşar, gelişmiş ülkelerin çevresel riskler ve bilimsel belirsizlikler nedeniyle bu teknolojiyi terk ettiğini belirtti. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) Genel Müdürlüğü’nün güncel verilerine göre, yağışların etkisiyle havzalardaki su akışı hızlanırken baraj doluluk oranlarında artış gözlemlendi. Kentin en önemli su kaynağı olan Tahtalı Barajı’nda su seviyesi dip noktadan dönerek yüzde 1,11 seviyesine yükselirken, Çeşme Kutlu Aktaş ve Balçova barajlarında da doluluk oranları artış eğilimine girdi. Barajların doğal yağışlarla dolmaya başladığı bu dönemde, "yağmur bombası" tartışmalarının gereksiz bir gündem oluşturduğunu savunan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, yöntemin tarihsel sürecine ve risklerine değindi. Yöntemin 1946’dan beri bilindiğini ancak kesin başarısının kanıtlanmadığını hatırlatan Yaşar, "Yağmur bulutlarına gümüş iyodür enjekte edilerek yapılan bu işlemde yüzde 2 ila 5 oranında bir artış hedeflense de, literatürde net bir başarı verisi yok. ABD 2003’te, İsrail 2020’de bu yöntemden vazgeçti. Çin ise 2014 yılında yoğun gümüş iyodür kullanımının toprak ve suyu zehirlediğini tespit ederek uygulamayı durdurdu. Türkiye’de de 1991 Pinatubo Yanardağı patlaması sonrası 1992 kuraklığında bu yöntem denendi ancak 25 denemeden sonuç alınamadı; yağışlar rüzgarla başka şehirlere kaydı" dedi. "Mayıs ayında yüzde 15 seviyeleri aşılabilir" Barajlardaki yükseliş ivmesine dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar, "Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranı en dip noktadan, gelen yağışlarla birlikte toparlanma sürecine girdi. Yüzde 0,98 seviyelerinden yükselen su seviyesinin, devam eden yağışlarla ay sonuna kadar yüzde 2-3 bandına oturması öngörülüyor. 2026 yılının yağışlı bir yıl olacağı tahminiyle, nisan sonu veya mayıs başında doluluk oranının yüzde 15 seviyelerini aşmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Su sorunu yok, yönetim sorunu var" Yağışların başlamasıyla birlikte barajların dolma eğilimine girmesinin, sorunun su yokluğu olmadığını kanıtladığını belirten Prof. Dr. Doğan Yaşar, çözümün "taşıma su" veya müdahaleci yöntemlerde değil, bilimsel yönetimde olduğunu vurguladı. Yaşar, "İzmir’de ve Türkiye’de su sorunu yoktur, yönetimsel strateji eksikliği vardır. Fransa ve ABD gibi deniz suyu arıtma teknolojisine sahip ülkeler bile önceliği su tasarrufuna veriyor. Çevresel riskleri ve bilimsel belirsizliği olan yöntemler yerine, mevcut su kaynaklarının doğru yönetilmesi gerekmektedir" diye konuştu.
İşten çıktı, evine varamadan karanlık bir yolda can verdi
27 Ocak 2026 Salı - 12:25 İşten çıktı, evine varamadan karanlık bir yolda can verdi İzmir’in Torbalı ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışırken otomobilin çarptığı 52 yaşındaki kadın, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Talihsiz kadının yaklaşık 200 metre uzakta bulunan bir fabrikada çalıştığı ve mesaisinin bitmesinin ardından evine gitmek üzere yola çıktığı öğrenildi. Kaza, dün akşam saatlerinde Ekoten Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, N.K. idaresindeki 35 GB 3208 plakalı otomobil, Ekoten Caddesi’nden Bayındır Kavşağı istikametine sağ şeritten seyir halindeyken, yol üzerinde yürüyen Dilek Us’a (52) çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrularak ağır yaralanan talihsiz kadın, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince Torbalı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Us, burada doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. İşten çıkıp evine gidiyordu Kazada hayatını kaybeden Dilek Us’un, olay yerine yaklaşık 200 metre mesafede bulunan bir fabrikada çalıştığı ve mesaisinin bitmesinin ardından evine gitmek üzere yola çıktığı öğrenildi. Sürücü: "Zifiri karanlıktı" Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü N.K.’nin ifadesinde, yolun karanlık olması nedeniyle görüş mesafesinin düşük olduğunu belirterek, "Zifiri karanlıktı, hiçbir şey görmüyordum. Kadına çarptığımı durduktan sonra fark ettim. İlk anda lastiğim patladı sandım" dediği öğrenildi. Kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.