Yerel Haberler
İzmir
İzmir Ticaret Odası, 8 önemli kurumu üyeleri ile ayı masada buluşturdu 07 Mayıs 2026 Perşembe - 10:00:16 İzmir Ticaret Odası, KOSGEB’den Eximbank’a, SGK’dan PTT’ye kadar kentin 8 önemli kurumunu üyeleriyle aynı masada buluşturdu. Özellikle finansmana destek konusunda birinci ağızdan en doğru bilgiye ulaşılmasını sağlayan etkinlik kapsamında toplam 149 önemli görüşme yapıldı. Tüm kurumlara yoğun ilgi gösterilen etkinlikte, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü, 32 üyenin sorularını yanıtlayarak ilk sırada yer aldı. İzmir Ticaret Odası, İzmir’de bir ilki gerçekleştirerek, "Kamu Hizmetleriyle Üyelerimizi Aynı Masada Buluşturuyoruz" etkinliği düzenledi. KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İzmir İl İrtibat Ofisi, İzmir Kalkınma Ajansı, Türk Eximbank Ege ve Anadolu Bölge Müdürlüğü ile PTT yetkililerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, üyeler ihtiyaç duydukları konularda hızlı ve etkin çözümlere ulaşırken, kamu kurumları ile iş dünyası arasındaki iletişim ve iş birliği de güçlendirildi. Finansmana erişim birinci sırada Randevu sistemiyle yüzyüze yürütülen görüşmelere, tarım, gıda, tekstil, sağlık, tıbbi cihaz, bilişim, bankacılık, taşımacılık, danışmanlık, sigorta, otomotiv, makine, inşaat-yapı ve hizmetler sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar katılım sağladı. Görüşülen konular arasında; ihracat finansmanı, sigorta primi teşvik, destek ve indirimleri, istihdam ile asgari ücret desteği, kırsal kalkınma ve tarımsal destekler, yatırım destek ofisi ve kalkınma ajansı destekleri, PTT’nin indirimli tarifleri yer aldı. Üyelerden yoğun ilgi Etkinlikte; KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ile 32,İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile 30, Türk Eximbank Ege ve Anadolu Bölge Müdürlüğü ile 22, İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü ile 16, İzmir Kalkınma Ajansı ile 14, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile 13, T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. (PTT) ile 12, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İzmir İl İrtibat Ofisi ile 10 olmak üzere toplam 149 görüşme gerçekleştirildi. Özgener: "Zaman en az finansman kadar kritik" Etkinliğe gösterilen yoğun ilginin, iş dünyasının kamu hizmetlerine doğrudan erişim sağlayan bu tür platformlara duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Günümüz rekabet koşullarında zaman, en az finansman kadar kritik bir unsur. Üyelerimizin doğru bilgiye en kısa sürede ulaşabilmesi, destek ve teşvik mekanizmalarından etkin şekilde faydalanabilmesi için yeni modeller geliştirmeye devam ediyoruz. Bu buluşmayla yalnızca sorulara yanıt vermedik; aynı zamanda kamu ile iş dünyası arasında güçlü, sürdürülebilir bir iletişim zemini oluşturduk. İzmir Ticaret Odası olarak hedefimiz; üyelerimizin iş süreçlerini hızlandıran, maliyetlerini azaltan ve rekabet güçlerini artıran somut çözümler üretmek. Bu modelin, kentimizde iş yapma kültürünü daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de benzer uygulamaları yaygınlaştırarak, üyelerimizi ihtiyaç duydukları her alanda doğru paydaşlarla buluşturmaya devam edeceğiz" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 09:50 İzmirli Berra’nın ‘Oxford’ gururu İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İngilizce Mütercim ve Tercümanlık Bölümü mezunu Berra Okudurlar, dünya genelinde milyonlarca gencin okuma hayali kurduğu Oxford Üniversitesi’ne yüksek lisans için kabul edildi. ‘Karşılaştırmalı Edebiyat ve Kritik Çeviri’ alanında eğitim alma hakkı kazanan 12 gençten biri olan Okudurlar, büyük başarıya imza attı. Yıllardır verdiği emeklerin karşılığını aldığı için çok mutlu olduğunu ifade eden Okudurlar, "Oxford, her zaman parçası olmak istediğim bir üniversiteydi. Kolay olmadı ama başardım. Bu başarımın, tüm öğrencilere ilham vermesini, umut olmasını istiyorum" diye konuştu. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan 23 yaşındaki Berra Okudurlar, 2020 yılında İEÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İngilizce Mütercim ve Tercümanlık Bölümü’nü kazandı. Küçüklüğünden beri yazı yazmayı çok seven, boş zamanlarında bile çeviriler yapan Okudurlar, sevdiği ve hedeflediği bölümde okumanın da etkisiyle başarı basamaklarını hızla çıktı. Yüksek not ortalaması ve projelerdeki performansıyla ön plana çıkan Okudurlar, İEÜ’nün sağladığı çift anadal (ÇAP) fırsatını da çok iyi değerlendirerek Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde de okumaya başladı. İkinci diplomayı alacak Eş zamanlı olarak iki farklı alanda eğitimini sürdüren Okudurlar, 2024 yılında Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın düzenlediği Genç Çevirmenler Yarışması’nda da ikincilik elde etti. Okudurlar, aynı yıl içinde İEÜ İngilizce Mütercim ve Tercümanlık Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden de bu sene mezun olarak ikinci diplomayı almaya hazırlanan Okudurlar, çalışkanlığı ve azmiyle herkese ilham verdi. Dünyanın en iyisi olarak gösteriliyor Okudurlar, üniversitede elde ettiği başarıları uluslararası alana da yayarak, birçok araştırmada dünyanın en iyi yükseköğretim kurumu olarak gösterilen İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’ne yüksek lisans için kabul edildi. Derslerindeki başarılarının yanı sıra referans mektupları ve şimdiye kadar yaptığı çalışmalarla da fark oluşturan Okudurlar, büyük gurur yaşadı. "Her fırsatı değerlendirmeye çalıştım" Uzun süredir büyük bir emek, sabır ve inançla sürdürdüğü eğitim yolculuğunun en özel dönemlerinden birini yaşadığını söyleyen Okudurlar, "Bu noktaya gelmemde disiplinli çalışmanın, merak duygumu canlı tutmanın ve zorluklar karşısında pes etmememin çok büyük payı var. Elbette süreç her zaman kolay olmadı; yorulduğum, zorlandığım, kendimi sorguladığım, arkadaşlarımla yeteri kadar görüşemediğim dönemler oldu. Ancak hayal ettiğim hedefe inanmak ve her gün o hedef için küçük de olsa bir adım atmak, bana güç verdi. Elime geçen her fırsatı değerlendirmeye çalıştım. Reddedilme ihtimalim olduğunu bilsem de hedefimden vazgeçmedim, girişkenlik gösterdim ve en sonunda istediğim noktaya ulaştım" dedi. "Heyecanlıyım, duygularım tarifsiz" Okudurlar, sözlerini şöyle sürdürdü: İngiltere’de okuma fırsatı bulmak, böylesine prestijli bir üniversiteden kabul alan 12 kişiden biri olmak, tarifsiz bir duygu. Heyecanlıyım, bu başarının kariyerimde bana yeni kapılar açacağına inanıyorum. Şu anda gelecek hedeflerimle ilgili net bir karar vermedim. İki farklı alanda eğitim almanın avantajını kullanarak kendime en uygun yolu seçeceğime inanıyorum." "Hikayem, umut ve cesaret versin" Öğrencilere de mesaj veren Okudurlar, "Hayalleriniz size büyük ya da uzak görünse bile onlardan vazgeçmeyin. Kendinizi geliştirmekten, yeni alanlar denemekten, hata yapmaktan ve yeniden başlamaktan korkmayın. Başarı, çoğu zaman bir anda değil; sabırla, istikrarla ve kendinize duyduğunuz güvenle geliyor. Benim hikayem, ‘Ben de yapabilirim’ diyen tüm öğrencilere umut ve cesaret verirse, bu başarı benim için çok daha anlamlı olacak" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 09:33 Tugay: "Ben değil biz dediğimiz zaman başarırız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, mesaiye İzmir Metrosu’nun personeliyle buluşarak başladı. Tugay, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, "Her ne yapıyorsak yapalım, ‘ben’ değil ‘biz’ dediğimiz zaman başarırız. Birbirimizi dinlememiz, doğru anlamamız ve bir aile düşüncesiyle çalışmamız çok değerli. Sizden en büyük ricam budur" dedi. Önceki haftalarda İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı şirketlerin personeliyle bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bugün mesaiye İzmir Metro’da başladı. Başkan Tugay, personel ile kahvaltı yaptı. Tugay’a; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Hakan Uzun, İzmir Metro Genel Müdürü Sinan Karakuzu, Demiryolu-İş Sendikası İzmir Şubesi Başkanı Hamdullah Giral, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Metro AŞ bürokratları eşlik etti. Tugay, kahvaltının ardından Narlıdere Kaymakamlık - Evka 3 metro hattının koordine edildiği Trafik Kontrol Merkezi’ni ziyaret ederek bilgi aldı. Tugay sonrasında atölyede çalışan personele emekleri için teşekkür etti. Tugay: "Hangi kademede olursak olalım hepimiz için onurdur" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, "İzmir Büyükşehir Belediyesi kocaman bir aile, böyle görmemiz gerekiyor. 159 yaşında bir kurum, Türkiye’nin en eski, köklü kurumlarından birisi. Bütünüyle baktığımızda İzmir’in ve Türkiye’nin en büyük, güçlü kurumlarından birisi. Böyle büyük ve güçlü bir kurumun üyesi, çalışanı olmak, hangi kademede olursak olalım hepimiz için onurdur" diye konuştu. "Sülalemin ilk doktoru ve siyasetçisi benim" Siyasete kötü diyenlerin ülkeye en büyük kötülüklerden birini yaptığını söyleyen Başkan Tugay, "Siyasetle ilgili konuşmak, tavır koymak kesinlikle kötü ve yanlış değil. Hepimizin ihtiyacı olan bir şey. Ben memur ailenin çocuğuyum, babamın öğretmen maaşıyla geçinmiş, okumuş bir ailenin çocuğuyum. Benim ailemde hiç doktor yok, ilk doktor benim. Sülalemizde hiç siyasetçi yok. Sülalemin ilk doktoru ve siyasetçisi benim. Orta halli bile diyemeyeceğim, onun da altı bir ailenin çocuğuyum ama İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. Bunu kendi hikâyem olarak görmüyorum, bu ülkenin çocuklarının hikâyelerinden biri olarak görüyorum. Hepimizin iyi ve mutlu olması için siyaset yapmamız lazım" şeklinde konuştu. "Bu ailenin mensubu olmaktan çok büyük gurur duyuyorum" Birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Tugay, "İzmir, duruşu olan şehirlerden birisi. İzmir gerçekten aydın olmayı seçen şehirlerden birisi. Ben gerçekten gurur duyuyorum. Hem İzmir’den, hem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmaktan gurur duyuyorum. Şurada bir tabela gördüm, ‘ben değil biz’ anlamında. Her ne yapıyorsak yapalım, ancak ‘ben’ değil ‘biz’ dediğimiz zaman başarırız. Birbirimizi dinlememiz, doğru anlamamız ve bir aile düşüncesiyle çalışmamız çok değerli. Başkanınız olarak en büyük ricam budur. İzmir Metro bizim çok gurur duyduğumuz birimlerimizden birisi. Daha da iyiye gittiğini görüyorum, çok da mutlu oluyorum. 26 yıllık deneyimiyle kendini ispatlamış bir kurum. Bir sürü şehir, İzmir Metro’dan yardım istiyor. En son Kazakistan Astana’dan yapacakları metro için yardım istediler. Ne mutlu bize" şeklinde konuştu. "Önümüzdeki 2 yılda tamamlarız" İzmir’in ve Türkiye’nin çok daha iyi noktada olması gerektiğini kaydeden Tugay, "Bir şeyi aldığımızdan daha iyi bırakmak zorundayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni bütün birimleriyle daha iyi noktaya getirdiysek bu bizim onurumuzdur bunu unutmayın" şeklinde konuştu. Geçen günlerde Buca Metrosu projesinde inceleme yaptıklarını kaydeden Tugay, "Türkiye’nin en uzun tünelini yapıyoruz. 17,8 kilometre uzunluğunda tamamı tünel olan bir metro hattı yapılıyor. 2 yıl önce yüzde 2 seviyesindeydi, şu anda yüzde 50 seviyesinde diyebiliriz. 2 yılda yarısını yapmışız, bu demek ki aynı şekilde devam edersek önümüzdeki 2 yılda bunu tamamlarız. Bu, Türkiye’nin en değerli, en önemli metro projelerinden biri. Bu projenin şu anda sahipleri durumundayız. Büyük bir sorumluluk ama başardığımız zaman büyük bir onur olacak" ifadelerini kullandı.
Mateusz Lis: "Fenerbahçe maçında penaltı kurtarmak çok güzeldi"
17 Ekim 2025 Cuma - 11:09 Mateusz Lis: "Fenerbahçe maçında penaltı kurtarmak çok güzeldi" Göztepe’nin 28 yaşındaki Polonyalı file bekçis Mateusz Lis, Fenerbahçe maçının son dakikalarında penaltı kurtarmasının çok güzel bir duygu olduğunu ve o maçtan sonra performansını yükselterek devam ettiğini söyledi. Trendyol Süper Lig’de ilk 8 hafta itibarıyla 16 puan toplayarak 3. sırada bulunan Göztepe’de kaleci Mateusz Lis, stoper Heliton ve sol bek İsmail Köybaşı, Urla Adnan Süvari Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Üç oyuncu da şu andaki performanslarından mutlu olduklarını ve üzerine koyarak devam etmek istediklerini vurguladı. Mateusz Lis: "Çok iyi bir iş ortaya çıkıyoruz" Takım olarak çok iyi bir iş çıkardıklarını söyleyen Mateusz Lis, "Futbol tenis gibi bireysel bir oyun değil. Orada tek başınıza değil 11 kişiyle hatta yedek kulübesinde oturan oyuncularla hep beraber bir işi ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz. Biz de şu anda takım olarak santrforlarımızdan başlayıp orta sahalarımızla ve en son bana kadar çok iyi bir şekilde savunma yaptığımızı düşünüyorum. Takım olarak bu konuda çok iyi bir iş ortaya çıkıyoruz" dedi. "Takım olarak çok iyi savunma yapıyoruz" Fenerbahçe maçında penaltı kurtarması hakkında da açıklamalarda bulunan Lis, "Bu tarz kırılma anları her zaman özgüveninizi artırır. Fenerbahçe maçı gibi önemli bir maçta böyle bir kırılma anında son dakikada penaltı kurtarmak çok güzel bir duyguydu. Daha sonra da çalışarak bunun üzerine koymaya devam ettim. Biz takım olarak her şeyi hep beraber yapıyoruz. Şu anda da takım olarak çok iyi bir şekilde savunma yaparak önemli bir iş ortaya çıkıyoruz" diye konuştu. "Çok çalışıyoruz" Performansının takım üzerindeki etkisine de değinen Lis, "Kaleci olarak sezon içerisinde ne kadar az gol yersem hedefe ulaşmak adına o kadar yardımcı olmuş olurum. Bu hedefe varmak için kaleci olarak takım arkadaşlarıma yardımcı olmak için her şeyimi vereceğim ve sezon boyunca her şeyi yapacağım. Takım olarak potansiyelimizin gerçekten bu hedefe ulaşmak adına yüksek olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar da hep beraber iyi bir iş ortaya çıkardık. Çok çalışıyoruz ve her maç elimizden gelenin en iyisini vermeye çalışıyoruz. Her maçı kazanabileceğimizi takım olarak hissediyoruz. Bu şekilde devam edersek maçlarda ve performansımızı da artırırsak çok daha güçlü olacağımıza inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı. Heliton: "Kolektif anlayış bizi güçlü kılıyor" Göztepe’nin 29 yaşındaki Brezilyalı savunmacısı Heliton, takım olarak çok önemli işler yaptıklarını söyleyerek, "Stoperler olarak iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum ancak bunu yalnız başımıza yapmıyoruz. Forvetlerimiz Janderson, Juan ve Sabra da savunma görevine büyük katkı sağlıyor. Hepimiz takım halinde savunma yapıyoruz ve bu kolektif anlayış bizi güçlü kılıyor" dedi. "Sezona iyi başladık ve doğru yoldayız" Geçen sezon Avrupa hedefini kıl payı kaçırdıklarını hatırlatan Brezilyalı savunmacı, bu yıl aynı hedefe daha kararlı bir şekilde ilerlediklerini belirtti. Heliton, "Geçen yıl Avrupa’ya gitme hedefimize çok yaklaşmıştık ama başaramadık. Bu sezon takım olarak daha güçlü ve daha bütünüz. Sezona iyi başladık ve doğru yoldayız. Umarım sezon sonunda hedefimize ulaşır ve Göztepe’yi Avrupa arenasında temsil ederiz" ifadelerini kullandı. "Lis gerçekten inanılmaz bir kaleci" Kaleci Lis hakkında da övgü dolu sözler söyleyen Heliton, onun performansının savunmayı olumlu etkilediğini vurgulayarak, "Lis gerçekten inanılmaz bir kaleci. Haftalar boyunca çok sıkı çalışıyor ve antrenmanlarda gösterdiği özveriyi maçlara da yansıtıyor. Saha içinde güven veriyor, iletişimi güçlü ve karakter olarak da çok iyi bir insan. Onunla aynı takımda olmak benim için büyük bir şans" cümlelerine yer verdi. İsmail Köybaşı: "Göztepe büyük bir aile" Göztepe’nin kaptanı İsmail Köybaşı, takımın mevcut performansı, hedefleri ve camia yapısı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Ligde en az gol yiyen takım konumundaki Göztepe’nin savunma başarısını değerlendiren tecrübeli futbolcu, "Biz sadece sahadaki 11 kişi değiliz, Göztepe büyük bir aile. Taraftarımız, teknik ekibimiz, yönetimimiz, basın mensupları Hepimiz bu ailenin bir parçasıyız. Göztepe ailesi olarak büyük bir bütünüz. Futbolun paydaşları olarak sizler de bu ailenin bir parçasısınız. Güzel bir başlangıç yaptık ama bizim için asla yeterli değil. Her zaman daha iyisini hedefleyen, kaybederken bile bir şeyler öğrenen bir camiayız" şeklinde konuştu. "Savunmayı sadece defans yapmıyor, taraftar da yapıyor" Takımın Avrupa’nın en az gol yiyen ekiplerinden biri olmasına değinen Köybaşı, bu başarının kolektif bir çalışmanın ürünü olduğunu söyleyerek, "Ben Göztepe’yi bir bütün olarak değerlendiriyorum. Biz birlikte savunma yaparken de hücum ederken de keyif alan bir takımız. Hatta savunmaya taraftarlarımızı da katmak istiyorum. Onlar bizim savunmamızın en önemli parçalarından biri. Stadyumda oluşturdukları enerji bizi kamçılıyor. Bu sinerji, sorumluluk bilincimizi artırıyor. Herkes görevini ciddiyetle yerine getiriyor ve sonuçta güzel bir tablo ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Milli takım birleşmeyi hatırlattı" Son olarak milli takımın performansını da değerlendiren tecrübeli oyuncu, Türkiye’nin potansiyeline vurgu yaptı. Köybaşı, "Milli takımımız son dönemde harika bir birliktelik sergiliyor. İspanya maçında şanssızlık yaşandı ama genel olarak çok iyi gidiyoruz. Biz zaten birleştiğimizde güçlü bir ülkeyiz. Basketbol, voleybol, futbol fark etmez; biz bir araya geldiğimizde her branşta başarıyı yakalıyoruz. Önemli olan birbirimizin başarısıyla sevinmek. Eğer bunu başarabilirsek, çok daha ileriye gideriz" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı
17 Ekim 2025 Cuma - 10:39 İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı Tarihi Bergama Vapuru, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ev sahipliğinde meme kanserine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe sahne oldu. Medicana International İzmir Hastanesi tarafından düzenlenen "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz!" başlıklı söyleşide, hastanenin uzman hekimleri meme kanseri hakkında güncel bilgiler paylaştı. Yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte katılımcılar hem bilinçlenme fırsatı buldu hem de İzmir Körfezi’nin eşsiz manzarasında keyifli bir yolculuk yaptı. Etkinlikte, erken teşhisin önemine dikkat çekilerek, meme kanserine karşı farkındalık oluşturma amaçlandı. Medicana International İzmir Hastanesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ’in destekleriyle "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz" başlıklı söyleşi düzenledi. Kentin simgelerinden biri olan Bergama Vapuru’ndaki söyleşide Medicana International İzmir Hastanesi’nin Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül ve Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Murat Keser, yaklaşık 200 kadına meme kanseri hakkında bilgi verdi. Söyleşinin ardından katılımcılar Tarihi Bergama Vapuru’ndan kentin silüetini seyretti. Kansere karşı başta sigarayı bırakmalısınız Kansere karşı önlenemeyen ve önlenebilen riskler olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, "Muayene, tarama testleri gibi rutin kontrolleri yaptırmak gerekiyor. Bunun yanında sigara, alkol, gereksiz hormon ilaçları, obezite gibi nedenler de kansere yakalanılmasına neden olabilir. Kadınlar menopoza girdikten sonra yağ hücreleri östrojen salgılamaya başlıyor. Bu süreçte de kansere yakalanma riski artar. Çünkü bir kadın ne kadar uzun süre östrojene maruz kalırsa kanser olma ihtimali artıyor. Bir de ‘70 yaşındayım kanser olmam bu yaştan sonra’ diye düşünmemek gerekiyor. Risk belki bir miktar düşüyor ama ‘asla kanser olmam’ diye bir şey yok" açıklamasını yaptı. Prof. Dr. Koray Topgül, günlük hayatta kullanılan temizlik ürünlerinden kozmetik ürünlerine kadar birçok noktada kimyasala maruz kalındığını belirterek, bu kimyasalların büyük bir çoğunluğunun kanserojen içerdiğini hatırlattı. Erken tanı alan hastaların yüzde 90’ı iyileşiyor Meme kanserine karşı kadınların 20’li yaşlardan itibaren kendilerini elle muayene etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, özellikle adet döneminden 5-6 gün önce elle muayene yapılmasının daha uygun olduğunu hatırlattı. Mamografi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken tanı araçları, meme ultrasonu ve mamografi. Genç kadınlarda mamografi çekilmiyor. Çünkü meme dokusu çok yoğun olduğu için fikir vermiyor. Genelde 35-40’tan sonra mamografiye yönlendiriliyor. Mamografinin zararlı olduğunu düşünenler var. Mamografi radyasyon içeren bir şey ama günlük hayatımızda alınan birkaç günlük radyasyonla aynı ölçüde. Yani getirdiği yarar, verdiği zarardan çok çok fazla. Çünkü tümörü, mamografide yakalıyoruz. Kanser ilerlediğinde tedavi noktasında hekimlerin işi çok zorlaşıyor. Erken tanı alan hastalar yüzde 90 iyileşiyor. Erken tanı alan hastalar, çoğu zaman kemoterapi bile almadan sadece cerrahi müdahale ile iyileşebilir. Bu yüzden mutlaka yıllık kontrollerinizi aksatmayın." Gençlerde kansere yakalanma oranları artıyor Teknolojinin ilerlemesi ve sağlık alanındaki olumlu gelişmeler sayesinde insan ömrünün giderek uzadığına vurgu yapan Uzm. Dr. Murat Keser, bu durumun kanser hastası görülme sıklığının artmasına neden olabileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Murat Keser, "2030 yılında dünya çapında en az bir 40 milyon insana kanser tanısı konulacağı düşünülüyor" dedi. Öte yandan 40 yaş altı kanser vakalarında ciddi bir artış gözlemlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, "İstatistiklerde Türkiye’de özellikle 40 yaş altı kanser görülme sıklığı Amerika ve Avrupa’nın da ötesinde gibi görünüyor. İstatistikler biraz zayıf, ama klinik gözlemlerde 20’li yaşlarda çok fazla meme kanseri tanısı almış hasta olduğunu biliniyor. Kanser artık sadece 60-65 yaş üstünde görülmüyor. Kanser teşhisi alanların yaşı giderek düşüyor" mesajını verdi. Stresin kansere neden olduğu yönünde ortaya konan net bir bilimsel çalışmanın olmadığını hatırlatan Uzm. Dr. Murat Keser de, "Stresin direkt kanser yaptığını net ispatlanamadı ama vücut stresle baş edemediğinde alarm sinyalleri veriyor" diye konuştu. Genetik testlerle yatkınlık saptanabiliyor Meme kanserinin çeşitleri olduğunu ve bu çeşitlere göre tedavi şeklinin belirlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, bu tespitin yapılabilmesi için biyopsinin çok önemli olduğunu dile getirdi. "Biyopsi altın standartları veriyor" diyen Uzm. Dr. Murat Keser, "Biyopsiden korkmayın. Bazı hastalıklarda kitlenin temizlenmesi çok önemli. Biyopsi hekime, bunun için yol haritası sunuyor" ifadesini kullandı. Ayrıca genetik testlerle de meme kanseri olma ihtimalinin tahmin edilebileceğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, şöyle konuştu: "Genetik testlerle bazı kanser türlerine yatkınlık saptanabiliyor. Örneğin BRCA1 geninin pozitif olması, yaşam boyu meme kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 80’e kadar çıkabileceği anlamına gelir. Ancak her genin taşıdığı risk oranı farklıdır. Ailede bu genin bulunması yalnızca kadınlar için değil, erkeklerde prostat kanseri riskini de artırabilir. Ayrıca bazı genetik mutasyonlar, aile içinde birden fazla kanser türünün görülmesine yol açabilir. Bu nedenle, genetik değerlendirmelerin bireysel değil, aile düzeyinde yapılması büyük önem taşır. Bununla birlikte meme kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 70’inde bilinen herhangi bir risk faktörü yoktur. Yani kanser her zaman önceden uyarı vermez; "geliyorum" demez. Bu nedenle düzenli kontroller ve taramalar, erken tanı ve etkili tedavi için hayati önem taşır." Söyleşinin son bölümünde katılımcılardan bazıları kendi kanser öykülerini paylaşırken, bazıları da meme sağlığına dair soruların yanıtlarını alma fırsatı buldu. Ardından Konak İskelesi’nden kalkan vapur, misafirlerine eşsiz bir Körfez turu yaptırdı.
Efsane isimden gençlere ‘girişimcilik’ tüyoları
17 Ekim 2025 Cuma - 10:05 Efsane isimden gençlere ‘girişimcilik’ tüyoları Amerikan F-35 uçaklarına görünmezlik sağlayan özel kaplama malzemesinin üreticisi olan Türk mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, İzmir Ekonomi Üniversitesine (İEÜ) konuk olarak gençlerle bir araya geldi. Yaratıcılık, inovasyon ve girişimcilik konularında öğrencilere ilham veren tavsiyelerde bulunan Kırlıkovalı, "Hayal kurun, hedef belirleyin ve sonuna kadar fikirlerinizin peşinden koşun. Sizler, benden 10 kat daha başarılı olabilirsiniz." diye konuştu. Polimer bilimcisi ve IPI Kurucu Başkanı Ergün Kırlıkovalı, ‘Yarat, Yenile, Yükselt: Girişimciliğin Yolculuğu’ konulu konferansta, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) 50 yıllık iş tecrübesiyle geliştirdiği yaratıcılık felsefesini açıkladı. Gençlerin sorularını tek tek yanıtlayan Kırlıkovalı’nın sunumunu; İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Güneri Şahin, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burcu Güneri Çangarlı, Rektör Danışmanı Dr. Burçin Önder ve çok sayıda akademisyen de dinledi. Rektörden gurur veren teklif Rektör Abacıoğlu, etkinlik sırasında müjdeli bir haberi katılımcılarla paylaşarak, "Sayın Kırlıkovalı’nın fikirlerinden ve tecrübesinden daha fazla yararlanmak için kendisine, üniversitemizin danışma kurulu üyelerinden biri olma teklifinde bulundum. Bu teklife olumlu yanıt verdiği için Kırlıkovalı’ya ayrıca teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, Kırlıkovalı’nın hayatı ve paylaştığı ilham verici bilgiler, gençlerimizin kariyerine ışık tutacak" diye konuştu. "Ya batarsak düşüncesi sizi geri götürür" Yaklaşık 1,5 saat süren konferansta, kendi yaşamından örneklerle gençlere önemli mesajlar veren Kırlıkovalı, "Katma değer olmadan refah olmaz. Katma değer ise yaratıcılıkla başlar, inovasyonla vücut bulur ve girişimcilikle taçlanır. Bu sıralama çok önemli. Unutmayın ki hayatınızı, alacağınız kararlar şekillendirecek. Hiç darbe yememiş, sıkılmamış iş insanı yoktur. Hiç yumruk yemeyen boksör de yoktur. Ya batarsak, ya başaramazsak gibi düşünceler sizi geri götürür. Evet, zorluklar olacak. Önemli olan hiç zorluk yaşamamak değil, zorlukları aşmasını bilmek. Yıkılmamak, yılmamak. Başarıya giden yolu belirleyen de bunlardır. Kendinize güvenin ama emin olmadan da hiçbir işe girmeyin. Bir işle ilgili, ‘Acaba yapsam mı?’ diyorsanız, o iş için doğru zaman değildir. Bir işte başarılı olmak için emin ve kararlı olmanız gerekir" dedi. "Sınıf geçmeye değil, öğrenmeye odaklanın" Kırlıkovalı, gençlere önerilerini şöyle sürdürdü: "Üniversiteler, aynı zamanda öğrenmenin öğrenildiği yerlerdir. Dersi, sınıf geçmek için değil, öğrenmek için çalışın. Unutmayın ki, buradaki bilgiler hayatınızın farklı zamanlarında karşınıza çıkabilir. Ben, öğrencilik dönemimde hep soru sorardım. Amacım öğrenmekti. Sınavda çıksın ya da çıkmasın; siz de öğrenmeye odaklanın. Mezun olduktan sonra birçok alternatifiniz var. Deneyim kazanmak için önce küçük, ardından orta, son olarak da büyük bir firmada çalışmayı planlayabilirsiniz. Aradaki kültür farklarını ve fırsatlara hangi ölçekteki şirketin, nasıl tepki verdiğini görmek son derece önemlidir. Böyle bir tecrübeyi edinen genci durdurmak artık mümkün değildir. Peki, bir insan kendi işini kurmaya hazır olduğunu ne zaman bilir? Eğer girişimcilik arzusu kontrol edilemeyecek derecelere çıkarsa; kendi işini kurmak fikri uykulara, rüyalara girerse artık vakit tamamdır." "Görev olarak görüyorum" Bilgi ve tecrübeyi gençlere aktarmayı en önemli görev olarak gördüğünü söyleyen Kırlıkovalı, "Ülkemi seviyorum, Türkiye benim vatanım. Ülkeme destek olabilirsem ne mutlu bana. Niyetim; Türk gençlerinin kafasındaki yaratıcılık gücünü ortaya çıkarmak. Girişimcilik konusunda onları cesaretlendirmek, motive etmek. Biliyorum ki, geleceğe yön verebilecek donanımda, zekada ve bilgide çok sayıda gencimiz var. Bu nedenle üniversitede gençlerle buluşmayı çok önemsiyor, değerli buluyorum" ifadelerini kullandı.
Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a
17 Ekim 2025 Cuma - 09:39 Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a Yaşar Üniversitesi ile Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı iş birliğiyle verilen Selçuk Yaşar Ödülü’nün sahibi, MIT ve Ohio State Üniversitesi gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptıktan sonra Türkiye’ye dönüp öğrenci yetiştiren ve geleceğin iletişim teknolojileri alanında çalışmalar yapan başarılı bilim insanı Prof. Dr. Elif Uysal oldu. Prof. Dr. Elif Uysal, "Selçuk Yaşar Türkiye’ye birçok ilki kazandırmış bir öncüydü. Bir sanayici olmanın ötesinde, bilimin ve üretimin birlikte büyüyebileceğine inanan bir vizyonerdi. Bugün onun adını taşıyan bu ödülü kabul ederken, kendimi yalnızca bir akademisyen olarak değil, bilimle üretim arasında köprü kurmaya çalışan bir yolun yolcusu olarak hissediyorum" dedi. Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı ve Yaşar Üniversitesi iş birliğiyle yeniliği, toplumsal faydayı ve geleceğin Türkiye’sini hedefleyen cesur insanların çalışmalarını kutlamak ve başarılarını tüm Türkiye’ye duyurmak amacıyla hayata geçirilen Selçuk Yaşar Ödülü, Swissôtel Büyük Efes’te düzenlenen törenle altıncı kez sahibini buldu. Selçuk Yaşar Ödülü’nün bu yılki teması "Bilim" olarak belirlendi. Bu tema özelinde belirlenen seçici kurulda; Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan, Linz Johannes Kepler Üniversitesi Fizikokimya Kürsüsü ve Enstitüsü Başkanı Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi, Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öznur Özkasap ve Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Gedik yer aldı. Selçuk Yaşar Ödülü’nün Swissôtel Büyük Efes’te gerçekleştirilen törenine Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Başkanı ve Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, Yaşar Topluluğu İcra Başkanı Dr. Mehmet Aktaş, Adalet Eski Bakanı Hasan Denizkurdu, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınar Mutlu, Karşıyaka Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, TÜSİAD Eski Başkanı Cansen Başaran Symes iş ve bilim dünyasından seçkin davetliler katıldı. Selçuk Yaşar Ödülü’nün altıncı sahibi, azmi ve vizyonuyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak bilim insanlarından biri olan ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Uysal oldu. "Her zaman daha ileriyi hedefleyerek, gençlerimize dünya ölçeğinde eğitim olanakları sunuyoruz" Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, törende yaptığı konuşmada "Selçuk Yaşar’ın miras bıraktığı değerlere sahip çıkarak, ’Bilim, Birlik, Başarı’ ilkesini geleceğe taşımak için azimle çalışıyoruz. Her zaman daha ileriyi hedefleyerek, gençlerimize dünya ölçeğinde eğitim olanakları sunmayı sürdürüyoruz. Bu ödül, "onun adını yaşatmak" ve "topluma kattığı değerleri geleceğe taşımak" amacıyla verilmektedir. Her bir ödül sahibimiz, gerçekleştirdiği ilham verici çalışmalarla toplumda fark yaratmış, umut ve ilham kaynağı olmuştur. Bu ödül aracılığıyla, cesaretiyle öncü olmuş, üretkenliğiyle yol gösteren bireyleri onurlandırmayı hedefliyoruz. Öğrencilerimizin evrensel ölçekte düşünmelerine, sorgulayıcı bir bakış açısı kazanmalarına ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine büyük önem veriyoruz" dedi. "Bilime adanmış bir hayatı onurlandırdık" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ise "Bu yılki temamız olan ’Bilim’, üniversitemizin kimliğini oluşturan en temel değerdir. Çünkü biliyoruz ki bilim, gençlerimizin ufkunu genişleten, onların geleceği şekillendirmesine imkân sağlayan en güçlü araçtır. Bu nedenle bizler, öğrencilerimizin araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün bu özel gecede, bilime adanmış bir hayatı onurlandırdık. Bu ödülün, genç nesillere ilham vereceğine, onları bilimin ışığında daha ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu. "Selçuk Yaşar’ın bıraktığı mirasla yolum kesişiyor" 6. Selçuk Yaşar Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Elif Uysal da ödülü büyük bir gururla kabul ederek duygularını şu şekilde ifade etti: "Yaklaşık 30 yıldır çalışma alanım haberleşme sistemleri. Son 25 yıldır ise özellikle, nesnelerin interneti dediğimiz kavramın temelini oluşturan kuramsal altyapılar üzerinde çalışıyorum. Son yıllarda kendimi akademik konfor alanının biraz dışına taşıyan bir adım attım. Geliştirdiğimiz teknolojileri ürünlere çevirmek için girişimci oldum. Bilimsel üretim sadece makalelere ya da deneysel sonuçlara değil, ülkenin sanayisiyle, üretim gücüyle, genç mühendisleriyle kurulan gerçek iş birliklerine de dokunmalı. Benim için bilim ile sanayi arasında köprü kurmak soyut bir hedef değil. Bu köprü laboratuvardan fabrikaya, öğrenciden mühendise fikrin ürüne dönüştüğü her noktada kurulması gereken bir bağ. Ben bu köprüyü kurmaya yalnızca bir araştırmacı olarak değil, bir eğitimci olarak da gönül verdim. ODTÜ’de kurduğum "Haberleşme Araçları Araştırma Grubu" (CNG) enerjisini ortamdan karşılayan, enerji hasatlı haberleşme sistemlerine öncü katkılar yaptı. Bu yaklaşımlar bugün 6G ve sıfır enerji ağlar olarak karşımıza çıkıyor. Sensör ağları artık hayatımızın her yerinde. Tarımda verimli sulama, binalarda ısıtma soğutma ve güvenlik sistemleri, araçlarda çevresel sensörlerle otonom sürüş. Bu uygulamaların ortak amacı; kaynakları akıllıca yönetmek. Örneğin, kentleşme hızla artıyor. Su, enerji, doğa kalitesi gibi kaynakları sürdürülebilir bir biçimde yönetmek için otomasyon sistemlerine yani akıllı şehir dediğimiz teknolojilere ihtiyaç duyuyoruz. Bugün dünyada nesnelerin internetine bağlı cihaz sayısı, bu gibi uygulamalardan dolayı 19 milyarı aşmış durumda. 2015 yılında bir makalemizde gösterdik ki, aslında daha az veri ileterek daha taze bilgi göndermek mümkün. Bu bilim dünyasında epey yankı yaptı. "Fresh Data" yani "Taze Veri" ismini verdiğim araştırma programını başlattık." Bilimle üretim arasında köprü kuran bir yol Selçuk Yaşar’ın şu sözleriyle konuşmasına devam eden Prof. Dr. Uysal, "’Çalışmaktan, yaptığım işi sevmekten, dürüst, sabırlı olmaktan ve şükretmekten asla vazgeçmedim. Hayat çok zor ama insan sabırlı olduğunda mutlaka yüzüne gülüyor.’ Bu sözlerdeki bakış açısını kendime çok yakın buldum. Selçuk Yaşar’ın önemsediği değerler; verimlilik, yenilikçilik, gençlere fırsat tanımak, üretim ve topluma hizmet etmek benim de değerlerim. Kendisini tanımak ve sohbet edebilmeyi çok isterdim. Belki bu ödül onun bana bir selamı oldu" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Eelif Uysal Kimdir? ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi. Eğitim hayatı boyunca her kademeyi birincilikle tamamlamış, azmi ve vizyonuyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Elif Uysal, Namık Kemal İlkokulu ve TED Ankara Kolejinde başladığı yolculuğunu, 1993 yılında üniversite sınavında Türkiye birincisi olarak girdiği Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü birincilikle bitirerek sürdürdü. Yüksek lisansını Massachusetts Institute of Technology’de, doktorasını Stanford Üniversitesi’nde tamamladı. MIT ve Ohio State Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 2006 yılında ülkesine dönerek ODTÜ’de bir yandan öğrenci yetiştirip bir yandan da geleceğin iletişim teknolojileri üzerine çalışmaya başladı. Internet üzerinden yayınlanan derslerini Türkiye ve dünyadan onbinlerce kişi takip etti. Uysal, ODTÜ bünyesinde Haberleşme Ağları Araştırma Grubu’nu kurarak özellikle enerji verimli haberleşme, nesnelerin interneti, görev odaklı ve semantik haberleşme gibi alanlarda öncü katkılar sundu. Bu çalışmaların uygulamalarını yapmak için 2021’de Sürdürülebilir Kentler İçin İleri Teknolojiler (SÜİT) Platformu ve 2022’de FRESHDATA Teknoloji firmasını kurdu. Uzayda artan veri trafiğini taşıyabilecek ağ altyapısı üzerine geliştirdiği proje ile, 2024 yılında Avrupa Araştırma Konseyi’nin en prestijli desteği olan ERC Advanced Grant’i Türkiye’ye kazandıran dördüncü bilim insanı ve ilk kadın bilim insanı oldu. Akademik kariyeri boyunca sayısız ödüle layık görülen Prof. Dr. Elif Uysal, henüz öğrencilik yıllarında MIT’den Vinton Hayes Bursu’nu, Stanford’dan lisansüstü bursunu ve 2006 yılında TÜBİTAK’tan Kariyer Ödülü’nü kazanarak bilimsel yetkinliğini erken yaşta kanıtladı. 2010’da IBM Faculty Award, 2014’te Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanı Ödülü, 2020’de TÜBİTAK Ulusal Öncü Araştırmacı Ödülü ve 2022’de enerji verimli ve düşük gecikmeli haberleşme alanındaki öncü katkıları nedeniyle IEEE Fellow unvanına layık görüldü. Bunu takiben kendisine Artificial Intelligence Industrial Alliance (Yapay Zeka Endüstri İttifakı) ve Asia-Pacific Artificial Intelligence Association tarafından da Fellow ünvanları verildi. Çalışmaları ayrıca ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenerek uluslararası alanda güvenilir bir bilim insanı olarak tanınmasını sağladı. 2022 yılından bu yana ODTÜ Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nda Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Elif Uysal, araştırmaları ve akademik liderliğiyle de küresel bilim dünyasına yön veriyor. Uluslararası dergilerde editörlük görevleri üstlenip, birçok uluslararası konferansta sempozyumlara başkanlık etmenin yanı sıra ’Age of Information’ alanındaki öncü çalıştayların kurucularından biri olarak, geleceğin iletişim teknolojilerini şekillendiren akademik tartışmalara yön verdi. Başarıya ulaşmanın yolunun samimiyet ve ciddiyetten geçtiğini vurgulayan ve onlara, "Koşullara meydan okumaktan vazgeçmeyin" diyerek cesaret aşılayan Prof. Dr. Elif Uysal, öğrencileriyle birlikte Türkiye’nin yüksek teknoloji vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor.
JED Başkanı Ali Kındap: "Jeotermal sektörü, üvey evlat görülmemeli"
17 Ekim 2025 Cuma - 09:17 JED Başkanı Ali Kındap: "Jeotermal sektörü, üvey evlat görülmemeli" Jeotermal enerjide dünyanın 4’üncü, Avrupa’nın lider ülkesi olan Türkiye, keşfi tamamlanmış jeotermal kaynaklarını devreye alması halinde açık ara dünya lideri olma potansiyeli taşıyor. Enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal turizm, sebze ve meyve kurutma, balıkçılık gibi çok farklı alanlarda ekonomik değer oluşturabilen Türkiye’nin jeotermal kullanımı 7 bin Megavat (MW) olurken; keşfi tamamlanmış jeotermal potansiyeli bu tüketimin yaklaşık 10 katına karşılık gelen 62 bin MW seviyesinde. "Tüm kaynaklar önemli ve kıymetli" 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü’nde sektörün gelişimi hakkında değerlendirmelerde bulunan Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, "Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarının sadece rüzgâr ve güneş enerjisinden ibaret olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışıldığını" belirterek; yasa ve mevzuatlarda enerji sektörünün madencilik ile birlikte yan yana konumlandırılmasının yanlışlığına dikkat çekti. "Rüzgârdan güneşe, jeotermalden biyokütleye, yeşil hidrojenden dalga enerjisine kadar tüm kaynaklarımız önemli, kıymetli ve birbirinin alternatifi değildir." diyen Kındap, çok farklı süreç yönetimleri ve disiplinleri olan madencilik ve enerji sektörünün yasalarda birlikte anılmasının hatalı sonuçlar doğuracağını vurguladı. "Üvey evlat olmamalıyız" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, "Tarımsal varlıklarımızın korunması; imar, inşaat ve çalışma ruhsatlarının çevresel standartlara uygun belirlenmesi enerji sektöründe kimsenin itiraz edeceği konular değil. Bu nedenle tamamıyla madencilik sektörünü ilgilendiren, kamuoyunda tartışma ve ayrışmaya neden olacak başlıkların enerji sektörünün de sorunuymuş gibi yansıtılmasını haksızlık olarak görmekteyiz." dedi. Jeotermal enerji sektörünün bu yöndeki kurumsal görüşlerini her seviyedeki kamu bürokrasisine aktardıklarının altını çizen Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Sektör temsilcileri olarak bizler jeotermali adeta üvey evlat gibi gören düzenlemelerden rahatsızlığımızı ifade ediyoruz. Yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü ile yenilenebilir enerji kaynakları arasında en yüksek derecede baz yük olan jeotermal enerji sektörümüz, ülkemizin tüm çevresel standartlarına uygun ve saygılı olarak çalışmalarını sürdürüyor, ülkemizin ekonomisine değer yaratıyor. Bugün itibarıyla 1735 MW seviyesinde olan kurulu gücümüzü, yeni yatırımlar ile birlikte birkaç yıl içerisinde 5 bin MW ve üzerine çıkarabilecek tüm altyapıya ve insan kaynağına sahibiz." Üçüncü YEKDEM dönemi için "İşletmeye alınma süresi 2040’a çıkarılsın" talebi JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, jeotermal enerjinin rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklara göre çok farklı dinamikleri olduğuna işaret etti. 1 Mayıs 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7189 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınacak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı YEK Belgeli elektrik üretim tesisleri için destekleme mekanizmasını işletileceğini anımsatan Kındap, bu durumun ivmelenme aşamasında olan jeotermal yatırımlarının önündeki en büyük engel olduğu bilgisini verdi. Jeotermal enerjinin rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklara göre çok farklı dinamikleri olduğunu kaydeden Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "1 Mayıs 2023 tarihi itibarıyla başlayan ve bizim ‘Üçüncü YEKDEM’ olarak adlandırdığımız süreçte, jeotermal enerji yatırımlarının teşvik süresi 10 yıldan 15 yıla çıkarıldı. Bu süre uzatımı sektörümüz için yaşamsal önem taşıyordu. Ancak bu teşvikten yararlanmak için santrallerin 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması gerekiyor. Jeotermal enerjiye yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımız; lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin saptanması, santralin inşası ve devreye alınması aşamalarını en iyimser ihtimalle beş yılda tamamlayabiliyor. Bugün pek çok yatırımcı şirketin jeotermal enerjiye yatırım yapmak istediğini biliyoruz. Ancak 30 Aralık 2030 tarihe kadar yatırımlarını devreye alamama ihtimali yatırımcıyı düşündürüyor. Mevcut mevzuata göre, bugün jeotermale yatırım yapma kararı veren pek çok yatırımcının YEKDEM kapsamına girmesi teknik olarak mümkün olmayacak." Rakamlarla Türk jeotermal sektörü Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. 1500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye’de bugün itibarıyla jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücü 1733 Megavat (MW) seviyesinde. Jeotermal enerjinin diğer kullanım alanları olan termal turizm, jeotermal seracılık, konut ısıtması, sebze ve meyve kurutma gibi alanlardaki kullanımımız ile birlikte düşünüldüğünde; Türkiye’nin 7 bin Megavat’ın biraz üzerinde tüketimi bulunuyor. Bu tüketim, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından keşfi yapılmış potansiyel olan 62 bin MW’ın yüzde 11’i seviyesinde. Türkiye bu düşük kullanımla dahi jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi.
Altın el yakıyor, gümüş takılar rağbet görmeye başladı
16 Ekim 2025 Perşembe - 20:16 Altın el yakıyor, gümüş takılar rağbet görmeye başladı Altın fiyatlarının ulaşılmaz hale gelmesiyle vatandaşlar gümüşe yönelmeye başladı. Parası altına yetmeyenler, birikim ve hediye tercihini artık gümüşten yana kullanıyor. Artan taleple birlikte gümüş üreticileri de düğün ve takı tasarımlarında çeşitliliği artırdı. Altın fiyatlarının her geçen gün rekor tazelemesi, yatırımcıların rotasını gümüşe çevirdi. Gram fiyatı 5 bin 700 lirayı aşan altın, düğünlerdeki geleneksel üstünlüğünü kaybetmeye başlarken, son 8 ayda yatırımcısına yüzde 65 kazandıran gümüş, hem yatırımcıların hem de evlenecek çiftlerin ilgisini çekmeye başladı. Artan taleple birlikte gümüş üreticileri de düğün ve takı tasarımlarında çeşitliliği artırdı. "Altın yükseldikçe vatandaş fırsat arıyor" Kuyumcu Göksel Günaltay, Türk halkının altına olan ilgisinin sürdüğünü ancak fiyat artışlarının yeni yönelimleri beraberinde getirdiğini belirterek, "Bizim milletimiz altını sever. Fiyat yükseldikçe insanlar ‘nereden yakalarsak kârdır’ düşüncesiyle altına yöneliyor. Altına hâlâ yüksek bir talep var, gücü yeten altın alıyor. Ancak alım gücü azalan vatandaş artık gümüş ve platine de ilgi göstermeye başladı" dedi. "Gümüş hem yatırım hem takı aracı oldu" Son dönemde gümüşe olan talebin dikkat çekici biçimde arttığını söyleyen Günaltay, "İnsanlar artık gümüşü sadece takı olarak değil, birikim aracı olarak da görüyor. Çocuğunun kumbarasındaki harçlıklarla bile gümüş almak isteyen müşterilerimiz oluyor. Aylığından artan küçük meblağları bile gümüşe yatırmak isteyenler var. Bu da piyasada ciddi bir hareketlilik oluşturdu" ifadelerini kullandı. "Altına erişemeyen gümüşe, gümüşe yetişemeyen platine yöneliyor" Dünyadaki ekonomik belirsizliklerin altın fiyatlarını yukarı taşıdığını hatırlatan Günaltay, "Altına erişemeyen vatandaş, elinde kalan parayla gümüşe yatırım yapıyor. 50, 100, 250 gramlık gümüş seçenekleri var. Herkes bütçesine göre yatırım yapıyor. Gümüşe ilgi arttıkça, şimdi platine yönelenler de çoğalmaya başladı. Artık yatırım araçları arasında zincire platin de eklendi" diye konuştu. "İleride gümüş çeyrek gelebilir" Altının yükselişinin devam etmesi halinde gümüşün daha da değerleneceğini öngören Günaltay, "Altın bu hızla yükselmeye devam ederse gümüşteki talep daha da artar. Belki ilerleyen dönemde devlet uygun görürse, gümüş çeyrek ya da gümüş gram gibi ürünler piyasaya çıkabilir. Bu sadece bir tahmin, yatırım tavsiyesi değil ama piyasa beklentisi bu yönde" dedi.
İzmir açıklarında 33 düzensiz göçmen kurtarıldı, 50 göçmen yakalandı
16 Ekim 2025 Perşembe - 18:30 İzmir açıklarında 33 düzensiz göçmen kurtarıldı, 50 göçmen yakalandı İzmir açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince yapılan iki ayrı operasyonda, Yunan unsurlarınca Türk karasularına geri itilen 33 düzensiz göçmen kurtarılırken, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkma girişiminde bulunan toplam 50 düzensiz göçmen yakalandı. 15 Ekim günü saat 06.25’te, Karaburun açıklarında lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye Sahil Güvenlik botları sevk edildi. Yunanistan unsurlarınca Türk karasularına geri itilen fiber karinalı lastik bot içerisindeki 8’i çocuk 33 düzensiz göçmen, ekiplerce sağ olarak kurtarıldı. Çeşme’de iki ayrı operasyonda 50 göçmen yakalandı Aynı gün saat 21.35’te, Çeşme ilçesinde görevli Sahil Güvenlik Mobil Radarı (MORAD-11) tarafından tespit edilen hareketli lastik bot, görevlendirilen Sahil Güvenlik botu tarafından durduruldu. Bot içerisindeki 27 düzensiz göçmen yakalandı. Gece saat 23.35’te yine MORAD-11 tarafından kara üzerinde tespit edilen düzensiz göçmen grubuna yönelik gerçekleştirilen diğer operasyonda ise, Sahil Güvenlik Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Timi, Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Çeşme/Koldestim) ve Çeşme İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin müşterek çalışması sonucu 23 düzensiz göçmen yakalandı. Kurtarılan ve yakalanan toplam 83 düzensiz göçmen, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne sevk edildi
Kanser hastası eşini öldüren koca: "6 yıldır kanserdi, psikolojimiz bozuldu"
16 Ekim 2025 Perşembe - 16:23 Kanser hastası eşini öldüren koca: "6 yıldır kanserdi, psikolojimiz bozuldu" İzmir’in Bornova ilçesinde 70 yaşındaki şahıs, kanser tedavisi gören yatalak eşini tabancayla vurarak öldürdü. Gözaltına alınan şüpheli ifadesinde, "Eşim 6 yıldır lenf kanseri. Bu süreçte psikolojimiz çok bozuldu, sık sık tartışıyorduk. Üzgünüm" dedi. Olay, saat 20.00 sıralarında Bornova ilçesi Rafetpaşa Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, R.T. (70) isimli şahıs eşi İzadiye Teker (69) ile tartıştı. Kanser hastası olduğu öğrenilen eşini tabancayla vuran R.T., olay yerinden kaçtı. Silah seslerini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine adrese çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekipleri, yaşlı kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Cinayette kullanılan ruhsatsız tabanca ele geçirilirken, R.T. polis ekiplerince kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine götürülen R.T.’nin sorgusunda eşinin uzun süredir kanser tedavisi gördüğünü belirterek, "Eşim 6 yıldır lenf kanseri. Tedavisi devam ediyordu. Bu süreçte hem onun hem de benim psikolojim çok bozuldu. Sürekli tartışmalar oluyordu. Üzgünüm" dediği öğrenildi. Hayatını kaybeden İzadiye Teker’in cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Teker’in cenazesi bugün Bornova Taşköprü Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verilecek. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.