Yerel Haberler
İzmir
Ege MYO’da öğrenciler projelerini iş dünyasıyla buluşturdu 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:18:22 Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bir dönemlik emekleriyle hazırladığı IoT tabanlı projeler, sanayi temsilcileri ve teknoloji meraklılarıyla buluştu. Ege Üniversitesi (EÜ) Ege Meslek Yüksekokulu (EMYO) Elektronik Haberleşme Teknolojisi Programı öğrencileri tarafından hazırlanan "Elektronik Haberleşme Proje Sergisi", düzenlenen törenle ziyarete açıldı. Sergide, öğrencilerin Sistem Analizi dersi kapsamında geliştirdikleri ve Nesnelerin İnterneti (IoT) odaklı projeleri sanayi dünyasıyla buluştu. Ege Meslek Yüksekokulu sergi alanında gerçekleştirilen açılış törenine; EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, akademisyenler, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. "Milli Teknoloji Hamlesine katkı sunan her projenin destekçisiyiz" Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran, etkinlikte yaptığı konuşmada üniversite-sanayi iş birliğinin stratejik önemine değindi. Teorik bilginin pratikle taçlandığı bu tür platformların, genç yeteneklerin sektöre kazandırılmasında kritik bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Savran, üniversite olarak yerli ve milli teknoloji hamlesine katkı sunacak her projenin destekçisi olduklarını ifade etti. Ege Üniversitesi olarak YÖK ile üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalar yürüttüklerinin altını çizen Prof. Dr. Savran, projelerde emeği geçen tüm öğrencilere ve akademisyenlere teşekkür etti. "Hatalarımızdan öğrenerek dünyaya mühendis adayı yetiştiriyoruz" Proje koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Berkant Selek, "Burada sergilenen her bir çalışma; bir yıllık titiz bir araştırmanın, emeğin ve tasarım sürecinin somut birer ürünü olmasının yanı sıra, öğrencilerimizin sadece bir ders gerekliliğini değil, büyük bir vizyonu hayata geçirme tutkusunu simgeliyor. Bölüm olarak sponsor bulmanın ve destek sağlamanın zorluklarıyla karşılaşsak da asla yılmadık; aksine hatalarımızdan öğrenmeyi seçerek yolumuza devam ettik. O günün heyecanlı öğrencilerinin bugün dünyanın dört bir yanında başarılı birer mühendis olarak bizi gururlandırması, seçtiğimiz bu meşakkatli yolun ne kadar doğru olduğunun en büyük kanıtıdır" dedi. Serginin açılışında öğrenciler adına söz alan 2. sınıf öğrencisi Arda Eren Öztürker, elektronik dünyasına duydukları merakın kendilerini bu noktaya getirdiğini ifade etti. Öztürker, "Yolculuğumuzun en başında bir fikrin, bir düşüncenin sonu bir çözüme nasıl dönüşeceğine dair belirli bir yol haritamız, zahiremiz yoktu. Ama kalbimizde, yüreklerimizde bir değer duygusu vardı. O da merak" şeklinde konuştu. "Sorgulamayı ve sorumluluk almayı öğrendik" Öğrencilerden Nefise Kolaylı ise sürecin öğretici yanına vurgu yaparak, "Bu süreçte yalnızca teknik bilgi değil; sorgulamayı, sorumluluk almayı ve vazgeçmemeyi öğrendik. Teknoloji bizim için sadece bir alan değil; aynı zamanda karakterimizi geliştiren bir yol oldu" diye konuştu. Sergi kapsamında, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran ve Ege MYO Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan tarafından etkinliğe katkı sağlayan sponsorlara ve onur konuklarına Plaket ve Teşekkür Belgeleri takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:02 İzmir İtfaiyesi’nde zorlu sınav maratonu başladı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 100 yeni itfaiye personeli alımı için başlattığı sınav sürecinde, 867 başvuru arasından seçilen 498 aday zorlu parkurlarda ter döküyor. Hem fiziksel hem sözlü aşamalardan oluşan süreçte liyakat ve şeffaflık esas alınıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev alacak 100 yeni personel için sözlü ve uygulamalı sınav süreci başladı. 14’ü kadın olmak üzere alınacak itfaiye memurları, zorlu parkurlarda performans sergileyerek mesleğe uygunluklarını ortaya koyuyor. Buca Toros’taki İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen sınavlarda adayların, gerçek görev şartlarını aratmayan parkurlarda hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılığı ölçülüyor. Dumanla kaplı alanda yön bulma, merdiven tırmanma, ağırlık taşıma ve dayanıklılık etapları, itfaiyeciliğin sahadaki şartlarını yansıtıyor. Sözlü sınavlarda ise adaylar, mevzuat bilgisi ve mesleki yeterlilikleri üzerinden değerlendiriliyor. Sınavlarda başarılı olan adaylar, İzmir İtfaiyesi bünyesinde göreve başlayacak. "Liyakatli, şeffaf, hak edenin kazandığı bir süreci yönetiyoruz" İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, sınava yoğun ilgi gösterildiğini belirterek, "867 başvuru aldık. KPSS puanına göre yaptığımız sıralamada 498 aday sınava katılma hakkı kazandı. Adaylarımızın ve ailelerinin içi rahat olsun. Tamamen liyakatli, şeffaf, hak edenin kazandığı bir süreci yönetiyoruz. Amacımız, en uygun ve en donanımlı adayları teşkilatımıza kazandırmak" dedi. İtfaiye teşkilatına güç katacak hamle İzmir’in yangın ve afet riski yüksek bir kent olduğuna dikkat çeken Mutaf, "Geçmiş yıllarda yaşadığımız yangınlar bize önemli tecrübeler kazandırdı. Bu nedenle hem personel hem ekipman anlamında gücümüzü artırıyoruz. Yeni alınacak arkadaşlarımızla sahadaki müdahale kapasitemizi daha da yükselteceğiz" diye konuştu. Yaz öncesi "kuru ot" uyarısı Mutaf, yangın sezonu öncesinde ilgili kurumlara kritik uyarılarda bulunduklarını belirterek, "Geçen yıl birçoğu orman bölgelerine yakın yerleşim yerlerinde başlayan ve İzmir ile Türkiye’deki ilgili kurumların seferber olduğu yangınlar canımızı çok yaktı. Biz ilçe belediyelerine, kaymakamlıklara ve yetkili idarelere yazılarımızı gönderdik. Onlardan risk oluşturan kuru otların temizlenmesi, gerekli tedbirlerin alınması ve dikkatli olunmasını istedik. Biz de geçen yıllardan edindiğimiz tecrübelerle artık sahada yangına müdahaleyi daha da hızlı yapmayı amaçlıyoruz" dedi. Adaylar zorlu parkurlarda sınanıyor Sınavlara katılan adaylar, parkurların beklediklerinden daha zor olduğunu ifade etti. Denizli’den gelen Muhammet Kurt, "Dumanlı ortamda yön bulmak çok zordu. Ama bu mesleğin gerekliliği böyle. Çalışma ortamında da bu olacak. Bütün parkurlar birbirinden zor, güç ve kuvvet isteyen etaplar. Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldum. İtfaiyeci olmayı istiyorum. Sahada olmayı, aktif olarak çalışmayı istiyorum. İtfaiyecilik de bana göre bir iş" şeklinde konuştu. Mesleğin zorluğunu sahada hissediyorlar Beden eğitimi öğretmeni Faik Karateke de uzun ve yorucu parkurlara dikkat çekerek, "Özellikle teker çekme etabının kendisini zorladığını belirtirken, adaylardan Serkan Şahin ise "Beklediğimden çok daha zor parkurlar vardı. Ama itfaiyecilik de zor bir meslek, bu yüzden olması gereken bu" dedi. Musa Berkay Şen ise sınavın zor olduğunu ancak iyi geçtiğini vurgulayarak, "Meslek zorlu olunca parkur da zorlu oldu" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:41 Menemen’de on binler, Hıdırellez coşkusunda buluştu Menemen Belediyesi tarafından düzenlenen Hıdırellez Şenlikleri, on binleri aynı meydanda buluşturdu. Gün boyunca süren etkinlikler, Cumhuriyet Meydanı’nda Kibariye ve Hüsnü Şenlendirici ile doruğa ulaştı. Menemen Belediyesi tarafından düzenlenen Hıdırellez Şenlikleri, ilk olarak Ahıhıdır Mahallesi’nde geleneksel oyunların oynanmasıyla başladı. Yumurta yarışı, çuval, yoğurt yeme, sandalye kapmaca, halat çekme gibi oyunların oynandığı yarışmalar kıyasıya rekabetle geçerken, renkli görüntülere de ev sahipliği yaptı. Menemen Genç Romanlar Derneği ile birlikte gerçekleştirilen program, heyecanlı anlara sahne oldu. Şenlikler kapsamında düzenlenen konser öncesi binlerce vatandaş Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi. Hakan Doğanay, Okan Bear ve Royal ile başlayan eğlence, Hüsnü Şenlendirici ve Kibariye’nin sahneye çıkmasıyla doruğa ulaştı. On binlerce Menemenlinin konser alanını tamamen doldurduğu programa Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ve ilçe protokolü de katıldı. Başkan Pehlivan, eşi Filiz Pehlivan ve AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, ateş üstünden atlayarak Hıdırellez geleneğini yaşattı. "Bu kenti sözle, hamasetle değil, gönülle yönetiyoruz" Programda alanı dolduran vatandaşlara seslenen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Hıdrellez, binlerce yıllık bir gelenek, toprağın uyanışı, doğanın yeniden nefes alışı ve insanın kalbini kardeşliğe açışıdır. Gönül rahatlığıyla söylüyorum ki Menemen’de Hıdrellez bir başka yaşanır. Çünkü Menemen’de yürekler birlikte atar. Bu güzel kente tertemiz bir sayfa açtık. Menemen’e eserler kazandırdık. Projeler kazandırdık. Ama en önemlisi ne yaptık biliyor musunuz? Umudu büyüttük! Sadece yollar yapmadık. Hayatlara dokunduk. Sadece binalar yapmadık. Geleceğe güven inşa ettik. Menemen artık sadece büyüyen bir şehir değil, aynı zamanda paylaşan, sahip çıkan, birbirine omuz veren büyük bir ailedir. Sosyal yardımlarımızla, günlük sıcak yemek hizmetlerimizle, evde bakım desteklerimizle, yeni doğan bebeklerimizden yaşlılarımıza kadar biz bu kenti sözle değil, siyasetle değil, hamasetle değil, gönülle yönetiyoruz! Bugün Menemen’imizi hep birlikte parmakla gösterilen, örnek alınan bir kent haline getirdik. Bu hizmetlerin hayata geçmesinde güçlü iradesiyle her zaman yanımızda olan, bizlere her alanda destek veren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, şahsım ve Menemenli hemşehrilerim adına gönülden teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum." dedi. "Bizim derdimiz Menemen, bizim derdimiz İzmir" Menemenlilere hitap eden AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı da, ilçedeki eser ve hizmet siyasetine dikkat çekti. Çankırı, "Toprağın uyandığı, baharın müjdelendiği, dileklerin umutla buluştuğu bu güzel günde, Hıdırellez neşesiyle bir aradayız. Bu meydanı dolduran binlerce yürek, Menemen’in artık eser ve hizmet siyasetiyle ayağa kalktığının en büyük ispatıdır. Biz bu yola çıkarken "cek-cak" edebiyatı yapmaya değil, bu şehrin tozuna, toprağına, taşına mühür vurmaya geldik. Aydın Başkanımız ile göreve geldiğimiz ilk günden bugüne; Menemen’in çehresini değiştiren alt geçitlerden üst geçitlere, pazar yerlerinden modern düğün salonlarına kadar her noktaya imzamızı attık. Gençlerimiz kahve köşelerinde değil; kütüphanelerde, gençlik merkezlerinde, buz pateni pistlerinde ve Türkiye’nin en büyük çocuk oyun köyünde geleceğe hazırlansın diye ter döktük. Ege’nin en büyük kütüphanesini bu topraklara kazandırırken bir gelecek inşa ettik. Taziye evlerinden polikliniklere, zeytinyağı fabrikasından kentsel dönüşüme kadar "Menemen’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dedik ve sözümüzü tuttuk! Çünkü bizim derdimiz koltuk değil, bizim derdimiz hizmet! Bizim derdimiz Menemen! Bizim derdimiz İzmir! Hıdırellez ateşimiz hiç sönmesin, birliğimiz daim olsun. Dilekleriniz kabul, baharınız bereketli, geleceğimiz aydınlık olsun." diye konuştu. Konuşmaların ardından sahneye çıkan Hüsnü Şenlendirici, klarnetiyle dinleyenlere unutulmaz bir gece yaşatırken, Şenlendirici’nin ardından sahne alan Kibariye de, en güzel şarkılarını Menemenliler ile birlikte söyledi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:18 Üniversite öğrencilerine Bergama ve Ödemiş gezisi İzmir Büyükşehir Belediyesi üniversite öğrencilerine yönelik kültür gezisi düzenledi. İzmirli üniversiteliler, Bergama ve Ödemiş’te geçmişin izlerini sürerken sosyal etkileşimlerini de geliştirme fırsatı buldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Eğitim Destekleri Şube Müdürlüğü, üniversite öğrencilerinin kültürel, sosyal ve tarihsel birikimlerinin artırılması, farklı üniversiteler arasında etkileşim ve dayanışma ortamının güçlendirilmesi amacıyla Bergama ve Ödemiş’te kültür gezisi ve sosyal etkileşim programı düzenledi. Bergama’nın tarihi güzellikleri incelendi Bergama programına Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik de katılarak belediyeye ait Çamlık Kafe’de öğrencilere ikramda bulundu. Geziye Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi öğrencilerinden oluşan toplam 100 kişi katıldı. Program kapsamında, insanlık tarihinin önemli sağlık merkezlerinden biri olarak bilinen Asklepion Antik Kenti ziyaret edilerek antik dönemdeki tedavi yöntemleri, mimari yapılar ve kültürel miras hakkında bilgilendirme yapıldı. Ardından, bölgenin arkeolojik ve etnografik değerlerini barındıran Bergama Müzesi gezilerek öğrencilerin tarihsel farkındalıklarının artırılması sağlandı. Rota, Ödemiş-Birgi Ödemiş-Birgi bölgesi programına ise Ege Üniversitesi öğrencileri katıldı. Gün boyu süren etkinlikte bölgenin öne çıkan tarihi ve kültürel değerleri yerinde incelendi. Gezide Osmanlı sivil mimarisinin en nitelikli örneklerinden biri olan Çakırağa Konağı ziyaret edildi; konağın mimari özellikleri, dönemin yaşam kültürü ve tarihsel önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Ayrıca, Birgi’nin simge yapılarından Aydınoğlu Mehmet Bey Camii ve çevresindeki tarihi dokular gezilerek öğrencilerin kültürel mirasa yönelik bilinç düzeylerinin artırılması sağlandı. Gezi programında ayrıca Ödemiş Müzesi ziyaret edildi. Bunun yanı sıra, özgün mimarisi ve doğal yapısıyla dikkat çeken Lübbey köyü gezilerek bölgenin kültürel dokusu yerinde gözlemlendi.
Kültür Yolu Festivali’nin coşkusu bu yıl Çeşme’de de yaşanıyor
26 Ekim 2025 Pazar - 11:29 Kültür Yolu Festivali’nin coşkusu bu yıl Çeşme’de de yaşanıyor Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2021 yılından bu yana Türkiye’nin çeşitli illerinde düzenlenen Kültür Yolu Festivali, bu yıl aralarında İzmir’in de bulunduğu 20 ilde gerçekleştiriliyor. İzmir’de 25 Eylül’de başlayan ve 2 Kasım’a kadar sürecek festivalin rotasına bu yıl Çeşme de eklendi. Festivalin Çeşme ayağı, renkli bir seremoniyle başladı. Açılış öncesinde, Hacı Murat Hatice Özsoy Anadolu Lisesi öğrencileri Öykü Güneşten, Sude Tuana Şallı, Yiğit Dikmen ve Özgür Yaşa, festival ateşinin yakılacağı meşaleleri Çakabey Anıtı’ndan Çeşme Kalesi’ne kadar koşarak taşıdılar. 25 Eylül Cumartesi günü Çeşme Kalesi önünde düzenlenen açılış töreninde, öğrencilerin taşıdığı meşalelerle festival ateşi, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan ve Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör tarafından yakıldı. Açılışta konuşan Kaymakam Mehmet Maraşlı, şu ifadeleri kullandı: "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın birkaç yıldır başarıyla sürdürdüğü ve her geçen yıl büyüyen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında, İzmir ilimiz ilk günden bu yana yerini almış durumda. Bu yıl festivalin coşkusu Çeşme’de de tüm enerjisiyle başladı. Dokuz gün sürecek festival kapsamında yaklaşık 36 etkinlik gerçekleştirilecek. Kültürümüz, sanatımız, tarihimiz ve doğamız bu etkinliklerle dolu dolu yaşanacak. İlçemize gelen misafirlerimiz ve Çeşme sakinleri tüm etkinliklerden ücretsiz yararlanabilecek. Bu tür organizasyonlar sayesinde Çeşme turizminin sekiz-dokuz aya yayılması hedefleniyor. Festivalin ilçemize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; katkı sunan tüm kurum ve emek veren herkese teşekkür ediyorum." Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör de konuşmasında festivalin kültürel zenginliği vurgulayarak, "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın öncülüğünde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri, ülkemizin en kapsamlı kültür-sanat projesidir. Dokuz gün boyunca İzmir’in farklı noktalarında sergiler, sempozyumlar, söyleşiler, dinletiler, atölyeler ve yarışmalarla dolu bir program sizleri bekliyor. Her bir etkinliğin, kültürümüzün ve sanatımızın zenginliğini yansıtırken, Çeşme’nin tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle bütünleşeceğine inanıyoruz. Bu anlamlı festivalin bir parçası olmaktan gurur duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından, Çeşme Kalesi’nde, Doğa Ergun’un "Çeşme Sualtı Güzellikleri Fotoğraf Sergisi" ve Cem Özipek’in "Denizden Gelen Heykel Sergisi"nin açılışı gerçekleştirildi. Ayrıca, Ceneviz Kulesi Sergi Alanı’nda Ali Rıza İşipek Koleksiyonu ve "Gemi Tasvirleri Sergisi", Çeşme Kent Belleği Müzesi’nde Deniz Deviren ve kursiyerlerinin "Çeşme’nin Tarihi Yapıları Fotoğraf Sergisi" ile "Çeşme’nin Çeşmeleri Suluboya Resim Sergisi", Aya Haralambos Kilisesi’nde Nilgün Sim Süldür Koleksiyonu "Bizans’tan Anadolu’ya İz Bırakan Kadınlar" ve Dilek Sekülü’nün "Uygarlıkların Işığında Seramik Sergisi", ayrıca Radisson Blu Oteli’nde Gülnaz Ertan ve İkbal Balcı’nın "İzmir ve Çeşme’den Esintiler" Resim Sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergiler, 2 Kasım Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.
Dijital çağın yeni e-nazar boncukları: Emojiler
26 Ekim 2025 Pazar - 10:59 Dijital çağın yeni e-nazar boncukları: Emojiler Sosyal medya, anneliğin yeni vitrinine dönüşürken, birçok anne bebeklerinin yüzünü emojilerle kapatıyor. Yaşar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Aytemiz Karslı, bu tercihin, bazen mahremiyet, bazen de nazara karşı dijital bir savunma amacı taşıdığını söyledi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pelin Aytemiz Karslı, "Göz Değmesin Diye: Instagram’da Annelik, Mahremiyet ve Nazar" konulu araştırmasında, Instagram’da annelerin bebek fotoğraflarını paylaşırken yüzlerini emojilerle kapattıkları görsel kompozisyonların anlamlarını ele aldı. Özellikle dijital bir nazar boncuğu işlevi gören emojiler üzerinden, anneliğin dijital temsili ile geleneksel nazar inanışının nasıl iç içe geçtiğini inceledi. Bu araştırması için yürüttüğü dijital etnografi kapsamında 65 Instagram profili analiz etti. Ayrıca araştırmanın devamı olarak 110 anne ile anket çalışması gerçekleştirdi. Doç. Dr. Pelin Aytemiz Karslı’ya göre annelerin paylaşımlarında emoji kullanması, yalnızca gizliliği sağlama amacı taşımıyor. Aynı zamanda eski inançların dijital bir yorumu niteliği taşıyor. Emoji, inancın güncellenmiş hali olarak karşımıza çıkıyor. Sembolik koruma Görsel etnografi temelli araştırmasında, annelerin görünürlük ile mahremiyet arasında kurdukları hassas dengeyi ve dijital annelik deneyimi ile geleneksel inanışlar arasındaki müzakere süreçlerini inceleyen Doç. Dr. Aytemiz Karslı, "Bu paylaşım biçiminin yalnızca nazar inancına değil, aynı zamanda dijital varlık ve görünürlükle ilişkili bir alan mücadelesi olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda inancın güncellenmiş hali. Bebeklerin yüzüne koyulan gülen yüzler, kalpler ya da çiçek emojileri, sembolik bir koruma görevi görüyor" diye konuştu. Nazardan korunmada dijital evrilme Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aytemiz Karslı sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazı anneler ise emoji kullanma tercihini çevresel faktörlerden kullandıklarını söylüyor. Sosyal medya takipçilerinden gelen "Göz değmesin", "Maşallah" gibi yorumlar da bu tercihte etkili oluyor. Bu durum anneler için aynı zamanda bir iç rahatlatma yöntemi. Anneler paylaşmak istiyor çünkü hatıralar birikiyor. Ama bir yandan da ‘ya biri kötü niyetle bakarsa?’ diye ikileme düşüyor. Bu noktada bebeklerinin yüzünü emojiyle kapatan anneler, hem geleneksel inançları hem de modern gizlilik kaygılarını bir arada yaşıyor. Bu davranış, kültürel mirasın sosyal medya üzerinden nasıl evrildiğini gözler önüne seriyor."
Kanser hastalarına sağlıklı tarifler
26 Ekim 2025 Pazar - 10:23 Kanser hastalarına sağlıklı tarifler Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, "Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi" düzenlendi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, onkoloji hastalarının tedavi sürecinde tıbbi beslenme tedavisinin önemi vurgulandı. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Onkoloji Merkezi’nde, ‘Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi’ gerçekleştirildi. Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’un açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte onkoloji diyetisyeni uzman diyetisyen Gamze Gültekin ile uzman psikolog Mehmet Güney Ziyalan hasta yakınlarına önemli öneri ve uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karabulut’un yanı sıra medikal onkologlar Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Doç. Dr. Ahmet Özveren, Uzm. Dr. Osman Bütün de atölye çalışmasına katıldı, hasta yakınlarıyla birlikte diyetisyen Gültekin eşliğinde sağlıklı tarifleri denedi, bol proteinli nohut unlu ekmek ile şeftali topları yaptı. Hasta yakınları ve doktorlar fırından gelen ekmeklerle tarhanalı, mercimekli, nohutlu atıştırmalıkların, avokadolu pudingin, browninin tadına baktı. Etkinlik sonunda hasta yakınlarına yan etkilere karşı beslenme çözümlerini içeren tarif kitapçığı da armağan edildi. "Kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermek" Beslenmenin doğru olduğu zaman tedavi başarısının yüzde 25 oranında arttığını, komplikasyon riskinin de o oranda azaldığını belirten Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde sadece doğru ilacın değil, hastanın beslenme, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, tedavide doktor, hasta, hasta yakını ve destek birimlerinden diyetisyen, psikolog, hemşireden oluşan bir "takım" olduğunu ve bu takımın uyum içinde çalışmasının hayati olduğunu ifade etti. Bu üçlüyü, biri eksildiğinde ayakta durmayan bir "üç ayaklı sandalye"ye benzeten Karabulut, "Bugün aslında yapmaya çalıştığımız, kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermektir. Onlara özel beslenme programları hazırlıyoruz. Ancak evde beslenme konusunda bazen alternatifler üretmek gerekebiliyor. Hastayı sadece bir diyet listesiyle yönlendirdiğimizde, bu programı her zaman uygulayamayabiliyorlar. Bu nedenle, zenginleştirilmiş gıdaları ve diyetleri uygulayamadıklarında nasıl hazırlayacaklarını ailelere öğretiyoruz" dedi. "Beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor" Onkoloji Diyetisyeni Gültekin de yetersiz beslenmenin kanser tedavisinde sık görülen ve kas kaybına, enfeksiyon riskinin artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine yol açan ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Gültekin, kemoterapi ve radyoterapinin iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal, kabızlık gibi yan etkilerinin besin alımını azalttığını ve bu yan etkilerle başa çıkmak için beslenme stratejileri geliştirmenin önemini vurguladı. Ana çözüm önerisi olarak "besin zenginleştirme"yi öneren Gültekin, "Bu, yemeklerin enerji ve protein değerini, lezzetini veya kıvamını değiştirmeden artırmaktır" diyerek, şunları söyledi: "Hem yönetimi zor hem de tedavinin verdiği yan etkiler nedeniyle beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor. Dolayısıyla, hasta yakını olarak insan bazen en sevdiği kişiye en iyisini yapmak isterken çaresizlik hissedebiliyor ya da kaygı duyabiliyor. Bu nedenle, etkinliğin amacını şu şekilde planladık. Hasta yakınlarının hem psikolojik destek almalarını hem de hastalara nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha görmelerini istedik. Ayrıca, besin zenginleştirme teknikleriyle ilgili güzel bir atölye düzenleyerek hem pratik hem de teorik bilgileri birleştirip hastalarına daha faydalı olmalarını amaçladık. Besin zenginleştirme tekniklerini anlatmak ve öğrenmek son derece önemlidir. Çünkü iştahsızlığın görüldüğü durumlarda, küçük hacimlerde yüksek enerji ve protein vermemiz gereken hasta grupları bulunuyor. Biz de etkinlikte bunu anlatmaya çalıştık. Böylece hem bilgilendirici hem de keyifli bir ortam oluştu." "Sadece hastalığa değil, duygulara da odaklanıyoruz" Hastaları için yeni tarifler öğrenmek amacıyla bir araya gelen hasta yakınlarına Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan da, beslenmenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu olduğuna da dikkat çekti. Ziyalan, "Hastalarımızın sadece kötü hücrelerine odaklanmıyoruz. Tedavi sürecinde ne hissettikleri ve ne yaşadıklarına da önem veriyoruz. Beslenme; hasta ve yakını arasında en çok çatışma oluşturan konulardan biri" dedi. Atölye çalışmasına katılan hasta yakınlarından Neslihan Doygun, "Eşim rahatsız olduğu için buradayım; hasta yakınıyım. Gamze Hocamızın ve Bülent Hocamızın yaptığı bu organizasyonda hem psikolojik hem de beslenme konusunda çok güzel bilgiler edindik. Ayrıca, ‘Nasıl bir tarif yapabiliriz, nasıl daha verimli olabiliriz?’ diye düşündüğümüz küçük bir etkinlik yaptık. Bu organizasyon için çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayşen Kalpalı ise etkinliğin çok yararlı olduğunu ve besin zenginleştirme konusunda önemli bilgi ve deneyim kazandıklarını söyledi.
Kanser hastalarına sağlıklı tarifler
26 Ekim 2025 Pazar - 10:02 Kanser hastalarına sağlıklı tarifler Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, "Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi" düzenlendi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, onkoloji hastalarının tedavi sürecinde tıbbi beslenme tedavisinin önemi vurgulandı. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Onkoloji Merkezi’nde, ‘Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi’ gerçekleştirildi. Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’un açış konuşmasıyla başlayan etkinlikte onkoloji diyetisyeni uzman diyetisyen Gamze Gültekin ile uzman psikolog Mehmet Güney Ziyalan hasta yakınlarına önemli öneri ve uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karabulut’un yanı sıra medikal onkologlar Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Doç. Dr. Ahmet Özveren, Uzm. Dr. Osman Bütün de atölye çalışmasına katıldı, hasta yakınlarıyla birlikte diyetisyen Gültekin eşliğinde sağlıklı tarifleri denedi, bol proteinli nohut unlu ekmek ile şeftali topları yaptı. Hasta yakınları ve doktorlar fırından gelen ekmeklerle tarhanalı, mercimekli, nohutlu atıştırmalıkların, avokadolu pudingin, browninin tadına baktı. Etkinlik sonunda hasta yakınlarına yan etkilere karşı beslenme çözümlerini içeren tarif kitapçığı da armağan edildi. Karabulut: "Kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermek" Beslenme doğru olduğu zaman tedavi başarısının yüzde 25 oranında arttığını, komplikasyon riskinin de o oranda azaldığını belirten Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde sadece doğru ilacın değil, hastanın beslenme, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, tedavide doktor, hasta, hasta yakını ve destek birimlerinden diyetisyen, psikolog, hemşireden oluşan bir "takım" olduğunu ve bu takımın uyum içinde çalışmasının hayati olduğunu ifade etti. Bu üçlüyü, biri eksildiğinde ayakta durmayan bir "üç ayaklı sandalye"ye benzeten Karabulut, "Bugün aslında yapmaya çalıştığımız, kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermektir. Onlara özel beslenme programları hazırlıyoruz. Ancak evde beslenme konusunda bazen alternatifler üretmek gerekebiliyor. Hastayı sadece bir diyet listesiyle yönlendirdiğimizde, bu programı her zaman uygulayamayabiliyorlar. Bu nedenle, zenginleştirilmiş gıdaları ve diyetleri uygulayamadıklarında nasıl hazırlayacaklarını ailelere öğretiyoruz" dedi. Gültekin: "Beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor" Onkoloji Diyetisyeni Gültekin de yetersiz beslenmenin kanser tedavisinde sık görülen ve kas kaybına, enfeksiyon riskinin artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine yol açan ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Gültekin, kemoterapi ve radyoterapinin iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal, kabızlık gibi yan etkilerinin besin alımını azalttığını ve bu yan etkilerle başa çıkmak için beslenme stratejileri geliştirmenin önemini vurguladı. Ana çözüm önerisi olarak "besin zenginleştirme"yi öneren Gültekin, "Bu, yemeklerin enerji ve protein değerini, lezzetini veya kıvamını değiştirmeden artırmaktır" diyerek, şunları söyledi: "Hem yönetimi zor hem de tedavinin verdiği yan etkiler nedeniyle beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor. Dolayısıyla, hasta yakını olarak insan bazen en sevdiği kişiye en iyisini yapmak isterken çaresizlik hissedebiliyor ya da kaygı duyabiliyor. Bu nedenle, etkinliğin amacını şu şekilde planladık. Hasta yakınlarının hem psikolojik destek almalarını hem de hastalara nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha görmelerini istedik. Ayrıca, besin zenginleştirme teknikleriyle ilgili güzel bir atölye düzenleyerek hem pratik hem de teorik bilgileri birleştirip hastalarına daha faydalı olmalarını amaçladık. Besin zenginleştirme tekniklerini anlatmak ve öğrenmek son derece önemlidir. Çünkü iştahsızlığın görüldüğü durumlarda, küçük hacimlerde yüksek enerji ve protein vermemiz gereken hasta grupları bulunuyor. Biz de etkinlikte bunu anlatmaya çalıştık. Böylece hem bilgilendirici hem de keyifli bir ortam oluştu." Ziyalan: "Sadece hastalığa değil, duygulara da odaklanıyoruz" Hastaları için yeni tarifler öğrenmek amacıyla bir araya gelen hasta yakınlarına Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan da, beslenmenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu olduğuna da dikkat çekti. Ziyalan, "Hastalarımızın sadece kötü hücrelerine odaklanmıyoruz. Tedavi sürecinde ne hissettikleri ve ne yaşadıklarına da önem veriyoruz. Beslenme; hasta ve yakını arasında en çok çatışma yaratan konulardan biri" sözlerini söyledi. Atölye çalışmasına katılan hasta yakınlarından Neslihan Doygun, "Eşim rahatsız olduğu için buradayım; hasta yakınıyım. Gamze Hocamızın ve Bülent Hocamızın yaptığı bu organizasyonda hem psikolojik hem de beslenme konusunda çok güzel bilgiler edindik. Ayrıca, ‘Nasıl bir tarif yapabiliriz, nasıl daha verimli olabiliriz?’ diye düşündüğümüz küçük bir etkinlik yaptık. Bu organizasyon için çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayşen Kalpalı ise etkinliğin çok yararlı olduğunu ve besin zenginleştirme konusunda önemli bilgi ve deneyim kazandıklarını söyledi.