GÜNDEM - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 10:02

İzmir İtfaiyesi’nde zorlu sınav maratonu başladı

A
A
A
İzmir İtfaiyesi’nde zorlu sınav maratonu başladı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 100 yeni itfaiye personeli alımı için başlattığı sınav sürecinde, 867 başvuru arasından seçilen 498 aday zorlu parkurlarda ter döküyor. Hem fiziksel hem sözlü aşamalardan oluşan süreçte liyakat ve şeffaflık esas alınıyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev alacak 100 yeni personel için sözlü ve uygulamalı sınav süreci başladı. 14’ü kadın olmak üzere alınacak itfaiye memurları, zorlu parkurlarda performans sergileyerek mesleğe uygunluklarını ortaya koyuyor. Buca Toros’taki İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen sınavlarda adayların, gerçek görev şartlarını aratmayan parkurlarda hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılığı ölçülüyor. Dumanla kaplı alanda yön bulma, merdiven tırmanma, ağırlık taşıma ve dayanıklılık etapları, itfaiyeciliğin sahadaki şartlarını yansıtıyor. Sözlü sınavlarda ise adaylar, mevzuat bilgisi ve mesleki yeterlilikleri üzerinden değerlendiriliyor. Sınavlarda başarılı olan adaylar, İzmir İtfaiyesi bünyesinde göreve başlayacak.



"Liyakatli, şeffaf, hak edenin kazandığı bir süreci yönetiyoruz"


İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, sınava yoğun ilgi gösterildiğini belirterek, "867 başvuru aldık. KPSS puanına göre yaptığımız sıralamada 498 aday sınava katılma hakkı kazandı. Adaylarımızın ve ailelerinin içi rahat olsun. Tamamen liyakatli, şeffaf, hak edenin kazandığı bir süreci yönetiyoruz. Amacımız, en uygun ve en donanımlı adayları teşkilatımıza kazandırmak" dedi.



İtfaiye teşkilatına güç katacak hamle


İzmir’in yangın ve afet riski yüksek bir kent olduğuna dikkat çeken Mutaf, "Geçmiş yıllarda yaşadığımız yangınlar bize önemli tecrübeler kazandırdı. Bu nedenle hem personel hem ekipman anlamında gücümüzü artırıyoruz. Yeni alınacak arkadaşlarımızla sahadaki müdahale kapasitemizi daha da yükselteceğiz" diye konuştu.



Yaz öncesi "kuru ot" uyarısı


Mutaf, yangın sezonu öncesinde ilgili kurumlara kritik uyarılarda bulunduklarını belirterek, "Geçen yıl birçoğu orman bölgelerine yakın yerleşim yerlerinde başlayan ve İzmir ile Türkiye’deki ilgili kurumların seferber olduğu yangınlar canımızı çok yaktı. Biz ilçe belediyelerine, kaymakamlıklara ve yetkili idarelere yazılarımızı gönderdik. Onlardan risk oluşturan kuru otların temizlenmesi, gerekli tedbirlerin alınması ve dikkatli olunmasını istedik. Biz de geçen yıllardan edindiğimiz tecrübelerle artık sahada yangına müdahaleyi daha da hızlı yapmayı amaçlıyoruz" dedi.



Adaylar zorlu parkurlarda sınanıyor


Sınavlara katılan adaylar, parkurların beklediklerinden daha zor olduğunu ifade etti. Denizli’den gelen Muhammet Kurt, "Dumanlı ortamda yön bulmak çok zordu. Ama bu mesleğin gerekliliği böyle. Çalışma ortamında da bu olacak. Bütün parkurlar birbirinden zor, güç ve kuvvet isteyen etaplar. Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldum. İtfaiyeci olmayı istiyorum. Sahada olmayı, aktif olarak çalışmayı istiyorum. İtfaiyecilik de bana göre bir iş" şeklinde konuştu.



Mesleğin zorluğunu sahada hissediyorlar


Beden eğitimi öğretmeni Faik Karateke de uzun ve yorucu parkurlara dikkat çekerek, "Özellikle teker çekme etabının kendisini zorladığını belirtirken, adaylardan Serkan Şahin ise "Beklediğimden çok daha zor parkurlar vardı. Ama itfaiyecilik de zor bir meslek, bu yüzden olması gereken bu" dedi. Musa Berkay Şen ise sınavın zor olduğunu ancak iyi geçtiğini vurgulayarak, "Meslek zorlu olunca parkur da zorlu oldu" diye konuştu.



İzmir İtfaiyesi’nde zorlu sınav maratonu başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ ile ICESCO arasında akademik işbirliği köprüsü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) ile Arap dili ve akademik araştırmalar başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğini öngören kapsamlı bir protokole imza attı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda düzenlenen törende; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmail Güler, BM nezdinde Arap Birliği Daimi Temsilciliği Başkan Yardımcısı Dr. Nasiriya Fliti ve ICESCO Temsilcisi Dr. Enes Al-Naimi hazır bulundu. İki kurum arasında akademik birikimin paylaşılmasını ve bilimsel araştırmaların desteklenmesini öngören bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Arapça öğretimi, ortak projeler ve kültürel faaliyetlerin hız kazanması hedefleniyor. İmza töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya kararlı olduklarını ifade etti. Bu protokolün özellikle Arap dili ve ilgili akademik branşlarda yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirten Rektör Yılmaz, ICESCO gibi prestijli bir kurumla kurulan bağın, hem öğrencilerin hem de araştırmacıların vizyonuna büyük katkı sunacağını dile getirdi. Yılmaz ayrıca, bu tür ortaklıkların kurumsal kapasiteyi güçlendirme noktasındaki stratejik önemine vurgu yaparak, hayata geçirilecek projelerin sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla beklediklerini kaydetti. ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim ise BUÜ gibi köklü bir eğitim kurumuyla işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Akademik çalışmaların ulusal sınırları aşarak uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine değinen İbrahim, imzalanan bu metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağını; konferanslar, seminerler ve ortak çalıştaylarla yaşayan bir sürece dönüşeceğini belirtti. Özellikle bilimsel yayıncılığın güçlendirilmesi ve araştırmacılar arası etkileşimin artırılması noktasında BUÜ’nün sahip olduğu potansiyelin ICESCO için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.