Yerel Haberler
İzmir
05 Mayıs 2026 Salı - 12:54 Başkan Özkan’dan iddialara yanıt: "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkındaki hapis cezası kararı sonrası kendilerine yönelik planlı bir itibar suikastı yapıldığını savunarak iddialara yanıt verdi. Sürecin eski başkanın durumu yönetimden gizlemesinden kaynaklandığını vurgulayan Özkan, ortada hiçbir kamu zararı bulunmadığını ve haksız ödenen meblağları faiziyle geri alarak parayı odanın kasasına koyduklarını açıkladı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkında önceki dönem başkanı Celil Anık’a usulsüz maaş ödendiği ve makam aracı tahsis edildiği iddialarıyla açılan davada verilen 5 aylık hapis (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) cezası kararına ilişkin yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Söz konusu durumun, eski başkanın aldığı cezayı yönetimden saklaması ve uyguladığı mobbing sonucu oluştuğunu ifade eden Özkan, sosyal medyada yürütülen "tutuklandılar" şeklindeki karalama kampanyaları yapıldığını ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Yaşanan süreçle ilgili tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Erkan Özkan, söz konusu davanın bir zimmet davası olmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını ve ödenen meblağların aylar öncesinden faiziyle tahsil edildiğini söyledi. "Planlı bir itibar suikastı düzenleniyor" İzmir Şoförler Odası’nın sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Özkan, "Maalesef geçmiş dönemlerde yaşanılan spekülatif, odamızla ilgili operasyonlara genel kurulumuzu yapmış olmamıza rağmen belirli bir grup tarafından devam ediliyor. Dünden itibaren gerek şahsım, gerek odam, gerekse yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla ilgili olarak sosyal medyada bir itibar suikastı düzenleme, bir algı operasyonu yapılıyor. Kamuoyunda bizim tutuklandığımız, cezaevinde olduğumuz yönünde bir zimmet suçuyla yargılanıp ceza aldığımız hususunda bir haber dolaştırılıyor. Gördüğünüz gibi biz odada görevimizin başındayız. Üyelerimize hizmet etmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Eski başkan aldığı cezayı bizden ve kurumlardan gizledi" Sürecin nasıl geliştiğine dair detayları belgeleriyle aktaran Özkan, dönemin oda başkanının aldığı cezayı kurumlardan sakladığını belirterek, "Geçmiş dönemde görev yapan arkadaşımızın aldığı cezayı 2024 yılı Haziran ayında almasına rağmen odamıza tebliğ ettirmemesi, Ticaret Bakanlığı’ndan, Federasyonumuzdan, üst birliğimizden veya mahkeme aracılığıyla hiçbir tebligat gelmemesi bu sürecin kaynağıdır. Kendisi itirazlarının ve mahkemesinin sürdüğünü belirterek görevine devam etmiş, ardından 17 Ekim 2024 tarihinde ’Kamuoyunda yıprandım, görevi sizlere bırakmak istiyorum’ diyerek kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi sunmuştur. Dönemin ceza aldığı halde bize tebliğ edilmemesinden kaynaklı, bizim bilgimiz dışında sanki göreve devam ediyormuşçasına bize verilen bir istifa dilekçesidir bu" ifadelerini kullandı. "Ahde vefa göstermek istedik, durumu öğrenince maaşları geri aldık" Yönetim kurulunun eski başkana ahde vefa göstermek amacıyla bir danışmanlık-işçi statüsü verdiğini ancak gerçeği müfettişlerden öğrendiklerini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Bizler de uzun yıllar odamızda görev yapması münasebetiyle kendisine ahde vefada bulunmak istedik. Bize herhangi bir hüküm tebligatı yapılmadığı için, 22 Ekim 2024 tarihinde yönetim kurulu kararıyla kendisine bir görevlendirme yapılarak onore edilmek istendi. İstifa dilekçesinin verildiği gün İzmir Esnaf Odaları Birliği’ne de durumu sorduk, onlara da bir tebligat gelmemişti. Ancak Ocak ayında odamıza gelen müfettişlerin bu kişinin hüküm giydiğini belirtmesi üzerine hemen tedbirimizi aldık. Hüküm giydiğini bizden sakladığını fark edip, 15 Ocak 2025 tarihli kararla görevlendirmeyi iptal ettik; maaşları, hizmet aracını durdurduk. Odaya gelmemesini istedik. İşin en önemli kısmı; faizleriyle birlikte bu aldığı görevlendirme maaşlarını, toplamda 213 bin 466 lirayı şahıstan geri tahsil ederek odamızın kasasına koyduk." "Tebligat bize 10 ay sonra ulaştı" Herhangi bir kamu zararı oluşturmadıklarının altını çizen Erkan Özkan, "Ortada bir zarar oluşmasını engelledik. Bize eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiği ile ilgili resmi tebligat ancak 14 Kasım 2025 tarihinde, yani olaydan 10 ay sonra ulaştı. Burada şahsımın veya yönetim kurulumuzun hiçbir kastı söz konusu değildir. Bakanlık müfettişlerinin açtığı davada bize, ’zimmetle suçlanan kişinin buradan maaş alamayacağı’ yönünde bir kusur işlediğimiz bildirildi. Biz tebligat gelmediği için durumun farkında olmadığımızı beyan etmemize rağmen, yerel mahkeme 5 aylık bir hüküm verdi. Sanki biz ceza almışız, zimmetimize para geçirmişiz, odayı zarara uğratmışız gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Altını çamura da atsanız altındır" Verilen 5 aylık hapis kararının yüz kızartıcı bir suç olmadığını ve kararı üst mahkemeye taşıdıklarını açıklayan Özkan, sosyal medyada yalan haber yayanlar hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili asılsız haber çıkaran sosyal medya hesapları hakkında odamızın avukatları savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Odanın kurumsal yapısına zarar verecek yorum yapanlar tespit edilerek adli işlemler yapılacaktır. Bizim alnımız açık. Hiçbir şekilde odamızı zarara uğratıcı bir hüküm söz konusu değil ve bu kesinleşmiş bir karar da değil. Altını çamura da atsanız altın altındır. Bu merdiven altı dernekler adı altında odamızı yıpratmaya çalışanların senaryolarıdır." "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" Açıklamalarının sonunda iddiaların bir zimmet suçu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özkan, "Burada bir mal alımı, hizmet alımı, para alışverişi olmayan bir dava süreci var. Geçmiş dönemin başkanının yapmış olduğu mobbingden dolayı odadan saklanmış olan bir hükmün sonucu, kendisine onore etmeye çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızın düştüğü durumu sanki bir zimmet suçu gibi algı oluşturulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bizim kimseye verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak, yüreğimiz pak. Meyve veren ağaç taşlanır misali bizi de taşlamaya devam ediyorlar. Çiğ yemedik karnımız ağrısın diye. Biz işimize devam ediyoruz. İzmir Şoförler Odası her geçen gün daha da güçlenerek esnafımıza hizmet etmeye devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:47 Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Veloturk Gran Fondo Çeşme heyecanı 9. kez yaşandı
26 Ekim 2025 Pazar - 16:54 Veloturk Gran Fondo Çeşme heyecanı 9. kez yaşandı Veloturk Gran Fondo Çeşme bu yıl 9’uncu kez gerçekleştirilirken 91 K, 67 K ve 41 K’lık parkurlarında dereceye girenlere ödülleri düzenlenen törenle verildi. Veloturk Gran Fondo Çeşme bu yıl 9. kez gerçekleştirildi. 17 ülkeden 715 sporcunun katıldığı organizasyonun 91 K, 67 K ve 41 K’lık parkurlarında dereceye giren yarışçıların ödülleri düzenlenen törenle verildi. Çeşme merkezden start alan 91K’lık parkur, sabah 08.00’de başladı. Bisikletçiler, 1025 metrenin üzerinde tırmanış yaparak Çeşme merkezde finişe ulaştı. 67 K’lık parkur, Çeşme merkezden start alarak aynı noktada sona erdi. 787 metrenin üzerinde tırmanışa sahip parkur, saat 08.30’da start aldı. 41 K’lık Çeşme parkuru ise sabah 09.00’da Çeşme merkezden start aldı ve 382 metrenin üzerinde toplam tırmanışa sahip parkur, Çeşme şehir merkezinde sona erdi. Yarışların startını; Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Çeşme Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Nuri Büyükateş, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkan Vekili Fikret Hayali, Argeus Travel & Events Kurucu Ortağı Aydın Ayhan Güney verdi. Ayrıca 41K’lık Çeşme parkurunda, Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz ve Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Güler de pedal çevirdi. 91 K’lık parkuru erkeklerde Onur Dağlıoğlu, kadınlarda Gökçe Demirsoy ilk sırada tamamladı. 67 K’lık parkurda erkeklerde Fatih Güngör, kadınlarsa Belçikalı Els Bourgonjon, 1. oldu. 41 K’lık yarışta ise erkeklerde Fatih Ertörün, kadınlarda Delfin Eylül Avcı podyumun ilk basamağında yer aldı. Mehmet Maraşlı: "Muhteşem bir organizasyon oldu" Etkinliğin uzun seneler devam etmesini temenni eden Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, "Muhteşem bir organizasyon oldu, tüm misafirlerimizin keyif aldığını düşünüyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Lal Denizli: "Son derece keyifli geçti" Belediye olarak her sporu ve sporcuya ilçede ağırlamaktan keyif aldıklarını belirten Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, "Gerçekten bizim için de son derece keyifli geçti. Toplumların kültür sanat ve sporla gelişebileceklerine inanıyoruz. Dolayısıyla Ulu Önderimizin de şiarıyla sporcumuzun ahlaklısı, zekisi, çeviğini yetiştirebilmek için sporun ve sporcunun daima yanında olmamız gerekiyor. Göreve seçildiğim günden bu yana 4’üncü bisiklet yarışımız. Bir yarı maraton bide de maratona da ev sahipliği yaptık. Yıl boyu sezon dışı hem turizmcilerimize hem de esnafımıza katkı sağlaması maksadıyla bu tip yarışlara ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Emin Müftüoğlu: "Güzel bir organizasyon geçekleştirdik" Geçmiş yıllara göre bu sene daha fazla gran fondo yarışı yaptıklarından bahseden Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, "Seneye de bir takvim belirledik, gelecek hafta o toplantıyı yapıp planı ortaya koyacağız. Ülkemizde lok talep var gran fondolarla ilgili. Onları iki ayrı kategoriye ayırmayı planlıyoruz. Ülkemizde artık o kadar çok bisiklete binen orta yaş oldu ki bunların birçoğu da buralara gelip yarışıyor. Güzel bir organizasyon oldu. İzmir Valimize, Çeşme Kaymakamımıza, Çeşme Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Bugün çok güzel bir güvenlik vardı. Kaymakamımız yıllardır bu işi takip ediyor. İnanılmaz önlemler almış" diye konuştu. Onur Dağlıoğlu: "Sezonun en iyi organizasyonlarından biri oldu" 91 K’lık parkurda erkekler birincisi Onur Dağlıoğlu, Çeşme’nin güzel bir parkuru olduğunu söyledi. Dağlıoğlu, "Birinci olduğum için çok mutluyum. Gran Fondo Çeşme sezonun en iyi organizasyonlarından biri. Sezon kapanışında da birinci olmak bizim için güzel oldu. Her sene buraya takım olarak katılıyoruz. Arada dar ve teknik isteyen yollar vardı. Bazı teknik inişler vardı. Organizasyon ise her yol üzerine koyarak devam ediyor. Önceki yıllarda orta parkur yoktu onu da eklediler. Hem amatör hem de profesyonel sporcular için güzel bir organizasyon. Son 2 yıldır diğer ülkelerden de katılımlar arttı. Onlarla birlikte burada olmak da bizler için iyi oluyor. Geçen sene Gökhan Uzuntaş birinciliği kaptırmamıştı. Türk sporcu olarak bu sene de ben kazandığım için çok mutluyum" şeklinde konuştu. Gökçe Demirsoy: "Çok mutluyum" 91 K’lık parkuru kadınlarda lider tamamlayan Gökçe Demirsoy, yarışı kazandığı için çok mutlu olduğunu ifade etti. Demirsoy, "Geçen sene çok kötü geçmişti bu sene tedirgin girdim. Parkurun belirleyici kısmı ilk 25 kilometreydi. Orada bir yokuş var. Sonrası ise daha rahattı oraya kadar belirleyici oluyordu az çok zaten" dedi. Parkurlarda dereceye girenler şöyle: 91 K’lık parkur Erkekler 1 - Onur Dağlıoğlu 2:25:54.87 2 - Mikail Develi (Almanya) 2:25:54.87 3 - Ege Onat Doğuşlu 2:27:12.03 Kadınlar 1 - Gökçe Demirsoy 2:37:59.84 2 - Fotini Hatziioannidou (Yunanistan) 2:48:40.22 3 - Şeniz Pamuk 2:52:00.14 67 K’lık parkur Erkekler 1 - Fatih Güngör 1:56:38.00 2 - Cengiz Güner 1:56:38.27 3 - Murat Uslu 1:56:38.76 Kadınlar 1 - Els Bourgonjon (Belçika) 2:13:42.93 2 - Burcu Kaya 2:23:42.39 3 - Yasemen Hoşer 2:24:25.55 41 K’lık parkur Erkekler 1 - Fatih Ertörün 1:16:48.59 2 - Alim Bozkayalar 1:16:49.56 3 - Bahadır Kaya 1:16:50.31 Kadınlar 1 - Delfin Eylül Avcı 1:25:20.28 2 - Nesin Apaydın 1:31:59.11 3 - Ayşe Akgündüz 1:34:57.17 Pro 91K 1 - Sotiris Exarchopoulos (Yunanistan) 2:26:10.14 2- Vivian Sarri (Yunanistan) 2:48:27.07 Paramlimpik C (67K) 1 - Selim Gözber 2:33:08.13 2 - Hüseyin Uğur 2:34:40.19 3 - Selman Öksüz 3:04:37.45 Paralimpik B (41K) Erkekler 1 - Yıldıray Çınar - Fatih Söylemez 1:30:53.54 2 - Engin Balaban - Okan Öztürk 1:33:08.51 3- Burhan Kızıltaş - Taşkın Özgür 1:40:29.01 Kadınlar 1 - İlia Kireenko - Burcu Yıldız 1:21:09.80 2 - Berra Yavuz - Merve Orhan 1:57:21.41 3 - Maide Yayla - Sema Gündoğdu 2:04:59.79
Ege Üniversitesi’nde uluslararası bilimsel dayanışma ve dostluk köprüsü kuruldu
26 Ekim 2025 Pazar - 15:45 Ege Üniversitesi’nde uluslararası bilimsel dayanışma ve dostluk köprüsü kuruldu Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Sağlık Bilimleri ve Acil Sağlık Hizmetleri Kongresi’nde Azerbaycan Cumhuriyeti Milletvekili Dr. Naqif Hamzayev ve beraberindeki heyet ağırlandı. Ziyaret sırasında Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan ile Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, konukları samimi bir atmosferde karşıladı. Görüşmede iki kardeş ülke arasında sağlık, eğitim ve bilim alanlarında yürütülebilecek ortak projeler, akademik iş birlikleri ve geleceğe yönelik planlar ele alındı. ATT-DER Genel Başkanı ve Osman Nuri Kundakçı başkanlığında gerçekleşen kongreye ise BZT Turan Akademisi Genel Başkanı Doç. Dr. Farahila Shukurova, Türkiye Temsilcisi ve Kongre Genel Sekreteri Dr. Baha Ahmet Yılmaz ile Azerbaycan’ın Türkiye Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği Temsilcisi Cavid Aliyev de katılarak sürece önemli katkı sağladı. Taraflar, Türkiye ile Azerbaycan arasında bilimsel ve akademik dayanışmayı daha da güçlendirecek yeni adımlar üzerine görüş alışverişinde bulundular. Kundakçı, kongre sonrası yaptığı açıklamada, "Sadece bilimsel bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda uluslararası dostluk ve mesleki dayanışma köprüleri kurduk. Katkı veren tüm hocalarımıza, kurumlarımıza ve gönüllülerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Kundakçı, açıklamasında ayrıca bir sonraki kongre hazırlıklarının şimdiden başladığını belirterek, uluslararası düzeyde iş birliklerinin artarak süreceğini ifade etti. Kongre boyunca gerçekleşen oturumlar, kurslar ve ödül törenleriyle acil sağlık camiası için güçlü bir vizyon ortaya konuldu. 28 farklı ülkeden katılım ile gerçekleştirilen kongrede; panellerde 230, kurslarda 76 ve kongre genelinde toplam 314 sözlü bildiri sunuldu. Program üç gün boyunca yoğun bir bilimsel atmosferde devam etti. Ege Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşma, iki kardeş ülke arasındaki bilimsel iş birliği ve dostluk köprüsünün daha da güçlenmesine önemli katkı sağladı.
Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasının Türkiye finali İzmir’de yapıldı
26 Ekim 2025 Pazar - 15:19 Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasının Türkiye finali İzmir’de yapıldı Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Hafızlık Eğitimi Verilen Kur’an Kurslarında Okuyan Erkek Öğrenciler Arası Kur’an-ı Kerim’i Yüzünden Güzel Okuma Yarışması" Türkiye Finali, İzmir İl Müftülüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Yarışmada Ege Bölgesi’ni temsilen İzmir Aliağa Yenişakran’dan katılan Kestanepazarı Hacı Tülay Çolakoğlu Kur’an Kursu öğrencisi Mehmet Küççülü, Türkiye birincisi oldu. Bornova Bilal Saygılı Camii Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin, Vali Yardımcısı Mehmet Sadık Tunç, İl Müftü Vekili Şakir Kırkız, Bornova Kaymakamı Muzaffer Şahiner, kurum amirleri, il müftü yardımcıları, ilçe müftüleri, şube müdürleri, Kur’an kursu öğreticileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, İl Müftü Vekili Şakir Kırkız’ın açış konuşmasıyla devam etti. Ardından Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı ve Yarışma Komisyonu Başkanı Dr. Hafız Osman Şahin, selamlama konuşmalarını yaparak yarışma kuralları ve puanlama esasları hakkında katılımcılara bilgi verdi. Türkiye’nin yedi bölgesinden gelen öğrenciler, Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde okumak için yarıştı. Genç hafız adaylarının kıyasıya rekabetine sahne olan yarışmada, İç Anadolu Bölgesi’ni temsilen Sivas İhramcızâde Külliyesi Kur’an Kursu öğrencisi İsmail Aydın ikinci, Marmara Bölgesi’ni temsilen Kocaeli Gölkent Erkek Yatılı Kur’an Kursu öğrencisi Bilal Doğan üçüncü oldu. Programın sonunda katılımcılara hitap eden İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, gönülleri huzurla dolduran bu anlamlı programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, yarışmacı öğrencileri, onları yetiştiren hocalarını ve ailelerini tebrik etti. Program sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı ve İzmir İl Müftülüğü tarafından hazırlanan hediyeler, öğrencilere ve öğreticilerine protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Finalde dereceye giren öğrenciler ile yarışmaya katılan tüm öğrenci, öğretici ve aileleri tebrik edildi.
Kültür Yolu Festivali’nin coşkusu bu yıl Çeşme’de de yaşanıyor
26 Ekim 2025 Pazar - 11:29 Kültür Yolu Festivali’nin coşkusu bu yıl Çeşme’de de yaşanıyor Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2021 yılından bu yana Türkiye’nin çeşitli illerinde düzenlenen Kültür Yolu Festivali, bu yıl aralarında İzmir’in de bulunduğu 20 ilde gerçekleştiriliyor. İzmir’de 25 Eylül’de başlayan ve 2 Kasım’a kadar sürecek festivalin rotasına bu yıl Çeşme de eklendi. Festivalin Çeşme ayağı, renkli bir seremoniyle başladı. Açılış öncesinde, Hacı Murat Hatice Özsoy Anadolu Lisesi öğrencileri Öykü Güneşten, Sude Tuana Şallı, Yiğit Dikmen ve Özgür Yaşa, festival ateşinin yakılacağı meşaleleri Çakabey Anıtı’ndan Çeşme Kalesi’ne kadar koşarak taşıdılar. 25 Eylül Cumartesi günü Çeşme Kalesi önünde düzenlenen açılış töreninde, öğrencilerin taşıdığı meşalelerle festival ateşi, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan ve Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör tarafından yakıldı. Açılışta konuşan Kaymakam Mehmet Maraşlı, şu ifadeleri kullandı: "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın birkaç yıldır başarıyla sürdürdüğü ve her geçen yıl büyüyen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında, İzmir ilimiz ilk günden bu yana yerini almış durumda. Bu yıl festivalin coşkusu Çeşme’de de tüm enerjisiyle başladı. Dokuz gün sürecek festival kapsamında yaklaşık 36 etkinlik gerçekleştirilecek. Kültürümüz, sanatımız, tarihimiz ve doğamız bu etkinliklerle dolu dolu yaşanacak. İlçemize gelen misafirlerimiz ve Çeşme sakinleri tüm etkinliklerden ücretsiz yararlanabilecek. Bu tür organizasyonlar sayesinde Çeşme turizminin sekiz-dokuz aya yayılması hedefleniyor. Festivalin ilçemize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; katkı sunan tüm kurum ve emek veren herkese teşekkür ediyorum." Çeşme Müze Müdürü Seher Hoşgör de konuşmasında festivalin kültürel zenginliği vurgulayarak, "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın öncülüğünde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri, ülkemizin en kapsamlı kültür-sanat projesidir. Dokuz gün boyunca İzmir’in farklı noktalarında sergiler, sempozyumlar, söyleşiler, dinletiler, atölyeler ve yarışmalarla dolu bir program sizleri bekliyor. Her bir etkinliğin, kültürümüzün ve sanatımızın zenginliğini yansıtırken, Çeşme’nin tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle bütünleşeceğine inanıyoruz. Bu anlamlı festivalin bir parçası olmaktan gurur duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından, Çeşme Kalesi’nde, Doğa Ergun’un "Çeşme Sualtı Güzellikleri Fotoğraf Sergisi" ve Cem Özipek’in "Denizden Gelen Heykel Sergisi"nin açılışı gerçekleştirildi. Ayrıca, Ceneviz Kulesi Sergi Alanı’nda Ali Rıza İşipek Koleksiyonu ve "Gemi Tasvirleri Sergisi", Çeşme Kent Belleği Müzesi’nde Deniz Deviren ve kursiyerlerinin "Çeşme’nin Tarihi Yapıları Fotoğraf Sergisi" ile "Çeşme’nin Çeşmeleri Suluboya Resim Sergisi", Aya Haralambos Kilisesi’nde Nilgün Sim Süldür Koleksiyonu "Bizans’tan Anadolu’ya İz Bırakan Kadınlar" ve Dilek Sekülü’nün "Uygarlıkların Işığında Seramik Sergisi", ayrıca Radisson Blu Oteli’nde Gülnaz Ertan ve İkbal Balcı’nın "İzmir ve Çeşme’den Esintiler" Resim Sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergiler, 2 Kasım Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.