Yerel Haberler
İzmir
05 Mayıs 2026 Salı - 12:54 Başkan Özkan’dan iddialara yanıt: "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkındaki hapis cezası kararı sonrası kendilerine yönelik planlı bir itibar suikastı yapıldığını savunarak iddialara yanıt verdi. Sürecin eski başkanın durumu yönetimden gizlemesinden kaynaklandığını vurgulayan Özkan, ortada hiçbir kamu zararı bulunmadığını ve haksız ödenen meblağları faiziyle geri alarak parayı odanın kasasına koyduklarını açıkladı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkında önceki dönem başkanı Celil Anık’a usulsüz maaş ödendiği ve makam aracı tahsis edildiği iddialarıyla açılan davada verilen 5 aylık hapis (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) cezası kararına ilişkin yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Söz konusu durumun, eski başkanın aldığı cezayı yönetimden saklaması ve uyguladığı mobbing sonucu oluştuğunu ifade eden Özkan, sosyal medyada yürütülen "tutuklandılar" şeklindeki karalama kampanyaları yapıldığını ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Yaşanan süreçle ilgili tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Erkan Özkan, söz konusu davanın bir zimmet davası olmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını ve ödenen meblağların aylar öncesinden faiziyle tahsil edildiğini söyledi. "Planlı bir itibar suikastı düzenleniyor" İzmir Şoförler Odası’nın sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Özkan, "Maalesef geçmiş dönemlerde yaşanılan spekülatif, odamızla ilgili operasyonlara genel kurulumuzu yapmış olmamıza rağmen belirli bir grup tarafından devam ediliyor. Dünden itibaren gerek şahsım, gerek odam, gerekse yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla ilgili olarak sosyal medyada bir itibar suikastı düzenleme, bir algı operasyonu yapılıyor. Kamuoyunda bizim tutuklandığımız, cezaevinde olduğumuz yönünde bir zimmet suçuyla yargılanıp ceza aldığımız hususunda bir haber dolaştırılıyor. Gördüğünüz gibi biz odada görevimizin başındayız. Üyelerimize hizmet etmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Eski başkan aldığı cezayı bizden ve kurumlardan gizledi" Sürecin nasıl geliştiğine dair detayları belgeleriyle aktaran Özkan, dönemin oda başkanının aldığı cezayı kurumlardan sakladığını belirterek, "Geçmiş dönemde görev yapan arkadaşımızın aldığı cezayı 2024 yılı Haziran ayında almasına rağmen odamıza tebliğ ettirmemesi, Ticaret Bakanlığı’ndan, Federasyonumuzdan, üst birliğimizden veya mahkeme aracılığıyla hiçbir tebligat gelmemesi bu sürecin kaynağıdır. Kendisi itirazlarının ve mahkemesinin sürdüğünü belirterek görevine devam etmiş, ardından 17 Ekim 2024 tarihinde ’Kamuoyunda yıprandım, görevi sizlere bırakmak istiyorum’ diyerek kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi sunmuştur. Dönemin ceza aldığı halde bize tebliğ edilmemesinden kaynaklı, bizim bilgimiz dışında sanki göreve devam ediyormuşçasına bize verilen bir istifa dilekçesidir bu" ifadelerini kullandı. "Ahde vefa göstermek istedik, durumu öğrenince maaşları geri aldık" Yönetim kurulunun eski başkana ahde vefa göstermek amacıyla bir danışmanlık-işçi statüsü verdiğini ancak gerçeği müfettişlerden öğrendiklerini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Bizler de uzun yıllar odamızda görev yapması münasebetiyle kendisine ahde vefada bulunmak istedik. Bize herhangi bir hüküm tebligatı yapılmadığı için, 22 Ekim 2024 tarihinde yönetim kurulu kararıyla kendisine bir görevlendirme yapılarak onore edilmek istendi. İstifa dilekçesinin verildiği gün İzmir Esnaf Odaları Birliği’ne de durumu sorduk, onlara da bir tebligat gelmemişti. Ancak Ocak ayında odamıza gelen müfettişlerin bu kişinin hüküm giydiğini belirtmesi üzerine hemen tedbirimizi aldık. Hüküm giydiğini bizden sakladığını fark edip, 15 Ocak 2025 tarihli kararla görevlendirmeyi iptal ettik; maaşları, hizmet aracını durdurduk. Odaya gelmemesini istedik. İşin en önemli kısmı; faizleriyle birlikte bu aldığı görevlendirme maaşlarını, toplamda 213 bin 466 lirayı şahıstan geri tahsil ederek odamızın kasasına koyduk." "Tebligat bize 10 ay sonra ulaştı" Herhangi bir kamu zararı oluşturmadıklarının altını çizen Erkan Özkan, "Ortada bir zarar oluşmasını engelledik. Bize eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiği ile ilgili resmi tebligat ancak 14 Kasım 2025 tarihinde, yani olaydan 10 ay sonra ulaştı. Burada şahsımın veya yönetim kurulumuzun hiçbir kastı söz konusu değildir. Bakanlık müfettişlerinin açtığı davada bize, ’zimmetle suçlanan kişinin buradan maaş alamayacağı’ yönünde bir kusur işlediğimiz bildirildi. Biz tebligat gelmediği için durumun farkında olmadığımızı beyan etmemize rağmen, yerel mahkeme 5 aylık bir hüküm verdi. Sanki biz ceza almışız, zimmetimize para geçirmişiz, odayı zarara uğratmışız gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Altını çamura da atsanız altındır" Verilen 5 aylık hapis kararının yüz kızartıcı bir suç olmadığını ve kararı üst mahkemeye taşıdıklarını açıklayan Özkan, sosyal medyada yalan haber yayanlar hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili asılsız haber çıkaran sosyal medya hesapları hakkında odamızın avukatları savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Odanın kurumsal yapısına zarar verecek yorum yapanlar tespit edilerek adli işlemler yapılacaktır. Bizim alnımız açık. Hiçbir şekilde odamızı zarara uğratıcı bir hüküm söz konusu değil ve bu kesinleşmiş bir karar da değil. Altını çamura da atsanız altın altındır. Bu merdiven altı dernekler adı altında odamızı yıpratmaya çalışanların senaryolarıdır." "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" Açıklamalarının sonunda iddiaların bir zimmet suçu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özkan, "Burada bir mal alımı, hizmet alımı, para alışverişi olmayan bir dava süreci var. Geçmiş dönemin başkanının yapmış olduğu mobbingden dolayı odadan saklanmış olan bir hükmün sonucu, kendisine onore etmeye çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızın düştüğü durumu sanki bir zimmet suçu gibi algı oluşturulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bizim kimseye verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak, yüreğimiz pak. Meyve veren ağaç taşlanır misali bizi de taşlamaya devam ediyorlar. Çiğ yemedik karnımız ağrısın diye. Biz işimize devam ediyoruz. İzmir Şoförler Odası her geçen gün daha da güçlenerek esnafımıza hizmet etmeye devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:47 Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İzmir, iki önemli "Balıkçılık" toplantısına ev sahipliği yaptı
31 Ekim 2025 Cuma - 11:58 İzmir, iki önemli "Balıkçılık" toplantısına ev sahipliği yaptı İzmir, Ege’de balıkçılık sektörünün geleceğini şekillendirecek iki önemli etkinliğe ev sahipliği yaptı. İzmir Ticaret Odası Balıkçılık Çalışma Grubu’nun 39’uncu Toplantısı ile "Ege Denizi’nde Uluslararası Balıkçılık Yönetiminde Uyum ve İş Birliği İhtiyacı" Paneli, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Balıkçılık sektörünün önemli sorunlarının görüşüldüğü etkinliklerde, Ege Denizi’nde sürdürülebilir balıkçılık yönetimi, uluslararası iş birliği, bilim temelli ve uyumlu politika geliştirme konuları ele alındı. Akademisyenler, sektör temsilcileri ve kamu kurumlarından uzmanların katılımıyla gerçekleşen toplantılar, Ege’de iki kıyıdaş ülke arasında uyumlu balıkçılık yönetimi konusundaki ortak akıl arayışına önemli katkılar sundu. 80’in üzerinde temsilci katıldı Üniversiteler, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Liman Başkanlıkları, Birlikler ve Kooperatiflerden 80’in üzerinde temsilci, "Ege Denizi’nde Uluslararası Balıkçılık Yönetiminde Uyum ve İş Birliği İhtiyacı" başlıklı panelde bir araya geldi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde, öğrencilerin de yoğun katılımıyla gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Dereli yaptı. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdet Ünal moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Şahin Çakan panelist olarak yer aldı. Çakan: "Balıkçılık dünyanın en güzel mesleği" Balıkçılığın dünyanın en güzel mesleği olduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Çakan, İzmir Ticaret Odası çatısı altında faaliyet gösteren İzmir Balıkçılık Çalışma Komitesi’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Karadeniz’de Eylül ayında göç balığının olmadığını belirten Çakan bu nedenle Karadeniz balıkçılarının, Marmara’daki ve Boğazdaki teknelerin de Ege Denizi’ne geldiğini belirtti. "Üzerimize düşeni yapmaya hazırız" Deniz patlıcanlarının denizlerin akciğeri gibi çalıştığını, ekosistemde bu kadar kilit rol oynayan bir türün aşırı avlanma sonucu yok olduğunu ifade eden Çakan, canlı deniz yaşamı üzerindeki kirlilik baskısına da değindi. Çakan, "Bu panel bir başlangıç olsun. Hep birlikte geleceğimizi planlayalım. Aksi takdirde çok önemli bir zenginliği kaybedeceğiz. Bizden sonra gelecek nesillere karşı hepimizin sorumluluğu var. İzmir Ticaret Odası olarak üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız" dedi. Dereli: "Balık stokları tükenme riskiyle karşı karşıya" Ege Denizi’ndeki balıkçılık kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Dereli, iki ülkenin paylaştığı balık stoklarındaki tükenme olasılığının, tek ülkenin kullandığı stoklara göre %19 daha yüksek olduğu bilgisini paylaştı. Ege Denizi balıkçılık kaynakları için de bu riskin geçerli olduğunu belirten Dereli, Türkiye ve Yunanistan’daki tüm balıkçılık paydaşlarının birlikte uyum içinde çalışması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Dereli yaptığı sunumda, köpek balıklarının ve deniz memelilerinin endişe verici seviyede tükendiği, ticari balıkçılıkta birim çaba başına av miktarının hem Türkiye’de hem de Yunanistan’da sürekli azaldığı ve Ege Denizi’nde karaya çıkartılan türler için iki ülke tarafından uygulanan asgari avlanma boy düzenlemeleri arasında uyumsuzluklar olduğu bilgisini paylaştı. Uzmanlar Ege’deki tehlikeye dikkat çekti İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, Ege Denizinde yaşanan uluslararası hukuk sorunlarını, alan kullanımıyla ilgili her iki kıyıdaş ülkenin savlarını ve Türk balıkçıların avcılık yapabileceği sahaları detaylarıyla paylaştı. Ege Denizinin biyolojik çeşitliliği ve stratejik önemine değinen Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdet Ünal, uyumlu düzenleyici kararların hayata geçirilmesiyle ilgili sorumluluğun resmi kurumlarda olduğunu vurguladı. Ünal, Avrupa Birliğinin Ege’yi de içine alan Akdeniz’deki Canlı Deniz Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimiyle ilgili Konsey Tüzüğünün ve Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu çalışmalarının istenen uyumu sağlamada yeterli olamadığına dikkat çekti ve ilgilileri harekete geçmeye çağırdı. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Tosunoğlu yaptığı sunumda, avcılık uygulamalarında ülkemiz ile Yunanistan arasındaki düzenleme farklılıklarına ve bunların iki ülkenin balıkçılıkla ilgili kurumları tarafından giderilmesi gerektiğine değindi. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Avcılık ve Kontrol Daire Başkanlığı, Avcılık Düzenlemeleri Koordinatörü Yılmaz Asutay Turan, Ege Denizi’ndeki uluslararası sularda avcılık düzenlemeleri, taraf olunan uluslararası kuruluşlara ilişkin bilgi verdi. Uluslararası sularda avcılık faaliyetlerinin 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’na göre yapıldığını belirten TURAN, koruyucu yaklaşım sergileyen çalışmalarla Türkiye’nin 4’üncü kez Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) tarafından "Tam Uyum Ödülü aldığını ifade etti. Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan Dr. Ejbel Çıra Duruer ise, Uluslararası sularda avcılık ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın balıkçılık faaliyetlerinin izlenmesi kontrol ve denetimine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Göztepe’nin konuğu Gençlerbirliği
31 Ekim 2025 Cuma - 10:35 Göztepe’nin konuğu Gençlerbirliği Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında yarın sahasında Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında yarın Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynanacak müsabaka saat 17.00’de başlayacak. Karşılaşma öncesinde sarı-kırmızılılar 4 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet soncunda topladığı 16 puanla 7. basamakta bulunurken, Ankara temsilcisi ise 8 puanla 15. sırada yer alıyor. İzmir ekibi, bu zorlu karşılaşmada rakibini mağlup ederek 2 maçlık mağlubiyet serisini sonlandırmak istiyor. İç sahada kaybetmedi Göztepe, Trendyol Süper Lig’de bu sezon evinde oynadığı maçlarda henüz yenilgi almadı. Gürsel Aksel’de şu ana kadar 4 karşılaşmaya çıkan sarı-kırmızılılar, bu süreçte 2 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti. İzmir ekibi, Gençlerbirliği maçında da taraftarının önünde mutlak galibiyet hedefliyor. Godoi ve Furkan yok Göztepe’de sakatlıkları bulunan savunmacılar Godoi ve Furkan, yarın oynanacak Gençlerbirliği karşılaşmasında forma giyemeyecek. Ayrıca geçtiğimiz hafta oynanan Galatasaray mücadelesinde ikinci sarıdan kırmızı kart gören Bokele de forma şansı bulamayacak. İzmir ekibinde bu üç isim dışında herhangi bir eksik bulunmuyor. Yasin Kol düdük çalacak Göztepe - Gençlerbirliği mücadelesini Trabzon bölgesi hakemlerinden Yasin Kol yönetecek. Kol’un yardımcılıklarını Abdullah Bora Özkara ve Murat Ergin Gözütok yapacak. Müsabakanın dördüncü hakemi de Süleyman Bahadır olacak.
Medical Point, sağlıkta Türkiye’nin ’Altın Markası’
31 Ekim 2025 Cuma - 10:18 Medical Point, sağlıkta Türkiye’nin ’Altın Markası’ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Ekonomiye Fayda Endeksi (EFE) sonuçlarına göre, özel hastane sektöründe Türkiye’nin "Altın Markası" unvanını kazandı. Türkiye İtibar Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle bu yıl yedincisi düzenlenen Ekonomiye Fayda Endeksi (EFE) sonuçları açıklandı. Türkiye genelinde 26 bölge ve 72 ilde gerçekleştirilen araştırma kapsamında, kamuoyu nezdinde kurumların yönetim performansı, ürün ve hizmet kalitesi ile topluma sağladıkları sosyal fayda ölçümlendi. Yaklaşık 14 bin kişiyle Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi (CATI) yöntemiyle yapılan araştırma sonucunda markalar, elde ettikleri puanlara göre Elmas, Platin ve Altın olmak üzere üç farklı ligde derecelendirildi. Türkiye’nin önde gelen markalarının yer aldığı listede İEÜ Medical Point, sağlık hizmetlerinde kalite, güven ve topluma katkı sağlayan çalışmalarıyla Altın Lig’de yer aldı. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler sonucunda İEÜ Medical Point Hastanesi, özel hastane sektöründe Türkiye’nin "Altın Markası" unvanına layık görüldü. İEÜ Medical Point Hastanesinden yapılan açıklamada, "Türkiye genelinde yapılan bu prestijli araştırmada ‘Altın Marka’ olarak yer almak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarı; hasta memnuniyetini, etik değerleri ve topluma fayda sağlamayı esas alan tüm ekibimizin özverili çalışmalarının bir yansımasıdır. Sağlıkta kalite ve güven anlayışımızla insanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz." denildi.
İzmir Büyükşehir çöp tesisi için Menemen’den vazgeçti, Başkan Pehlivan: "Başardık"
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:39 İzmir Büyükşehir çöp tesisi için Menemen’den vazgeçti, Başkan Pehlivan: "Başardık" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menemen-Çaltı’da yapmayı planladığı katı atık tesisi projesinden vazgeçilmesi, ilçede sevinçle karşılandı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, İzmir Büyükşehir’in kararını halkın birlik ve kararlılığının bir sonucu olarak değerlendirdi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Menemen-Çaltı Mahallesi’nde yapılması planlanan katı atık tesisi projesinden vazgeçildiğini duyurmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Başkan Pehlivan, bu süreçte gösterilen dayanışma ve birlikteliğin Menemen’in geleceği açısından tarihi bir örnek oluşturduğunu vurguladı. "Destek olan herkese en kalbi şükranlarımı sunuyorum" Pehlivan açıklamasında, projeye karşı verilen mücadelede desteklerini esirgemeyen kişi ve kurumlara teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle bu zorlu süreçte desteğini bizden hiç esirgemeyen AK Parti Genel Sekreterimiz, İzmir Milletvekilimiz Sn. Eyyüp Kadir İnan’a ve tüm milletvekillerimize, İl Başkanımız Sn. Bilal Saygılı’ya, MHP İl Başkanımız Sayın Veysel Şahin’e, il ve ilçe teşkilatlarımıza, tüm muhtarlarımıza, belediye aileme, çevre, sağlık ve toplum için çalışan derneklerimize, meslek odalarımıza ve uzman birliklerimize, okullarımıza, üniversitelerimize ve gençlik gruplarımıza, doktorlarımıza, hemşirelerimize ve sağlık kuruluşlarımıza, sanatçılarımıza, hukuk destek gruplarımıza, basın ve medya temsilcilerimize, duyarlılık gösteren tüm siyasi partilerimize ve elbette her zaman en büyük gücümüz olan Büyük Menemen Ailem’e en kalbi şükranlarımı sunuyorum." "Tek yürek olduk, güçlü bir duruş sergiledik" Menemen halkının bu süreçte büyük bir dayanışma örneği sergilediğini belirten Başkan Pehlivan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Hep birlikte büyük bir sınav verdik. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çaltı Mahallemize kurmak istediği çöp depolama tesisi girişimine karşı, Belediyemizin öncülüğünde tek yürek olduk, tek ses olduk, bir ve beraberlikle güçlü bir duruş sergiledik. Her siyasi görüşten, her meslek grubundan, her mahalleden insanımızla Menemen’in geleceğine sahip çıktık. Bu mücadele sadece bir çevre mücadelesi değildi; Menemen’in havasına, suyuna, toprağına, çocuklarının yarınlarına sahip çıkma mücadelesiydi. Ve hep birlikte kazandık." "Tugay’ın açıklaması halkın kararlılığının sonucudur" Pehlivan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın "Menemen Çaltı ile ilgili bir talebimiz yok" açıklamasını değerlendirerek, bunun Menemen halkının kararlı duruşunun bir sonucu olduğunu belirtti. Pehlivan, "Bu sonuç, sadece bir iptalin değil; Menemen halkının bir ve beraber olmasının zaferidir. Yıllar boyunca başımıza dert olabilecek bir tehlikeyi hep birlikte kararlılıkla önlerken, aynı zamanda kent bilincimizi, ortak sorumluluğumuzu ve dayanışma kültürümüzü de güçlendirdik" açıklamasında bulundu. "Menemen isterse başaramayacağı hiçbir şey yoktur" Başkan Pehlivan, Menemen halkının bundan sonraki süreçte de aynı kararlılıkla hareket edeceğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Artık biliyoruz ki; Menemen halkı isterse, Menemen halkı birleşirse, başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Yarın ilçemizde başka bir tehditle karşılaştığımızda, nasıl bir araya gelebileceğimizi, nasıl tek ses olacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Bu mücadele bize güçlü Menemen olmanın önemini yeniden hatırlattı. Bu süreçte yanımızda olan her kişi, her kurum, her gönüllü bizim için çok kıymetliydi. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizler sadece bir karara karşı çıkan insanlar değil; aynı zamanda Menemen’in onurunu, doğasını ve geleceğini savunan kahramanlarsınız. Bugün gönül rahatlığıyla söylüyorum: Bu başarı hepimizin ortak başarısıdır. Ben sizlerle gurur duyuyorum, sizler de kendinizle gurur duymalısınız." "Menemen, yaşayan ve yaşatanların kentidir" Başkan Pehlivan, Menemen’in dayanışma ruhunu bir kez daha kanıtladığını vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bu farkındalık, bu kararlılık ve bu dayanışma sayesinde Menemen, bir kez daha aklın, vicdanın ve ortak iradenin kenti olduğunu ispatladı. Çünkü Menemen, yaşayan ve yaşatanların kentidir. Ben Aydın Pehlivan olarak, bu onurlu direnişin bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyorum. Ve diyorum ki: İyi ki varsınız İyi ki Menemen var İyi ki büyük ve güçlü Menemen ailemiz var!"
EÜ’de "İŞKUR Gençlik Programı"na katılacak öğrenciler kura ile belirlendi
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:37 EÜ’de "İŞKUR Gençlik Programı"na katılacak öğrenciler kura ile belirlendi Ege Üniversitesinde İŞKUR Gençlik Programından faydalanacak öğrenciler, noter huzurunda yapılan kura ile belirlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl üniversite öğrencileri için müjdelediği İŞKUR Gençlik Programı, bu yıl da kontenjanlarını artırarak devam ediyor. İzmir Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü ile Ege Üniversitesi arasında, üniversite öğrencilerine iş deneyimi kazandırmak amacıyla hayata geçirilen İŞKUR Gençlik Programı kapsamında kura çekimi gerçekleşti. Lisans, lisansüstü ve doktora öğrencilerinin eğitim ve istihdam süreçlerine katkı sunmayı hedefleyen program kapsamında Ege Üniversitesine sağlanan 4 bin kontenjan için çekilen kura sonucunda asil ve yedek öğrenciler belirlendi. Ege Üniversitesi Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde gerçekleştirilen kura çekimine Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, üniversite üst yönetimi, noterlik ve İŞKUR temsilcileri ile başvuru yapan öğrenciler katıldı. Kura çekiminin öncesinde bir konuşma yapan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Ege Üniversitesi olarak gerek kamu kurumları ile gerekse özel sektör ile iş birliğine önem veriyoruz. İŞKUR Gençlik Programı kapsamında geçtiğimiz yıl üniversitemizde 1608 öğrencimiz çalıştı. Türkiye’de İŞKUR Gençlik Programını en iyi uygulayan üniversitelerden biriyiz. Bu doğrultuda geçen yıl 1608 olan öğrenci sayımız bu yıl 4000 öğrenciye yükseldi. Bu yıl, yaklaşık 6 bin civarında başvuru yapıldı. Öğrencilerimiz, program kapsamında günlük 1.083 TL ödenek alıyorlar. Tam olarak çalışan bir öğrenci aylık 17 bin TL civarında bir gelir elde edebiliyor. Ayrıca sigortaları ödeniyor. Öğrencilerimiz; kampüsteki çalışmalarda, sosyal ve kültürel etkinliklerde, akademik ve idari destek faaliyetlerinde, topluma hizmet ve iş birliği projelerinde, öğrenci gelişim ve uyum programlarında ve dijital dönüşüm ile inovasyon çalışmalarında görev alabiliyorlar" dedi. "Öğrencilerimiz ile çalışanlarımız arasındaki bağ güçleniyor" Prof. Dr. Budak, "Yaklaşık 55 bin öğrencisi olan bir üniversiteyiz. Üniversite üst yönetimi olarak bu projeyi yakından takip ediyoruz. Program kapsamında hem öğrencilerimiz ile çalışanlarımız ve akademisyenlerimiz arasındaki bağı güçlendiriyoruz hem de öğrencilerimize Bakanlığımızın katkılarıyla maddi destek sağlamış oluyoruz. İŞKUR Gençlik Programının ve kura çekiminin üniversitemize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın konuşmasının ardından noter huzurunda gerçekleştirilen kura sonucunda Ege Üniversitesine ayrılan 4 bin kontenjan için asil ve yedek öğrenciler belirlendi.