Yerel Haberler
İzmir
05 Mayıs 2026 Salı - 12:54 Başkan Özkan’dan iddialara yanıt: "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkındaki hapis cezası kararı sonrası kendilerine yönelik planlı bir itibar suikastı yapıldığını savunarak iddialara yanıt verdi. Sürecin eski başkanın durumu yönetimden gizlemesinden kaynaklandığını vurgulayan Özkan, ortada hiçbir kamu zararı bulunmadığını ve haksız ödenen meblağları faiziyle geri alarak parayı odanın kasasına koyduklarını açıkladı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkında önceki dönem başkanı Celil Anık’a usulsüz maaş ödendiği ve makam aracı tahsis edildiği iddialarıyla açılan davada verilen 5 aylık hapis (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) cezası kararına ilişkin yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Söz konusu durumun, eski başkanın aldığı cezayı yönetimden saklaması ve uyguladığı mobbing sonucu oluştuğunu ifade eden Özkan, sosyal medyada yürütülen "tutuklandılar" şeklindeki karalama kampanyaları yapıldığını ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Yaşanan süreçle ilgili tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Erkan Özkan, söz konusu davanın bir zimmet davası olmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını ve ödenen meblağların aylar öncesinden faiziyle tahsil edildiğini söyledi. "Planlı bir itibar suikastı düzenleniyor" İzmir Şoförler Odası’nın sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Özkan, "Maalesef geçmiş dönemlerde yaşanılan spekülatif, odamızla ilgili operasyonlara genel kurulumuzu yapmış olmamıza rağmen belirli bir grup tarafından devam ediliyor. Dünden itibaren gerek şahsım, gerek odam, gerekse yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla ilgili olarak sosyal medyada bir itibar suikastı düzenleme, bir algı operasyonu yapılıyor. Kamuoyunda bizim tutuklandığımız, cezaevinde olduğumuz yönünde bir zimmet suçuyla yargılanıp ceza aldığımız hususunda bir haber dolaştırılıyor. Gördüğünüz gibi biz odada görevimizin başındayız. Üyelerimize hizmet etmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Eski başkan aldığı cezayı bizden ve kurumlardan gizledi" Sürecin nasıl geliştiğine dair detayları belgeleriyle aktaran Özkan, dönemin oda başkanının aldığı cezayı kurumlardan sakladığını belirterek, "Geçmiş dönemde görev yapan arkadaşımızın aldığı cezayı 2024 yılı Haziran ayında almasına rağmen odamıza tebliğ ettirmemesi, Ticaret Bakanlığı’ndan, Federasyonumuzdan, üst birliğimizden veya mahkeme aracılığıyla hiçbir tebligat gelmemesi bu sürecin kaynağıdır. Kendisi itirazlarının ve mahkemesinin sürdüğünü belirterek görevine devam etmiş, ardından 17 Ekim 2024 tarihinde ’Kamuoyunda yıprandım, görevi sizlere bırakmak istiyorum’ diyerek kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi sunmuştur. Dönemin ceza aldığı halde bize tebliğ edilmemesinden kaynaklı, bizim bilgimiz dışında sanki göreve devam ediyormuşçasına bize verilen bir istifa dilekçesidir bu" ifadelerini kullandı. "Ahde vefa göstermek istedik, durumu öğrenince maaşları geri aldık" Yönetim kurulunun eski başkana ahde vefa göstermek amacıyla bir danışmanlık-işçi statüsü verdiğini ancak gerçeği müfettişlerden öğrendiklerini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Bizler de uzun yıllar odamızda görev yapması münasebetiyle kendisine ahde vefada bulunmak istedik. Bize herhangi bir hüküm tebligatı yapılmadığı için, 22 Ekim 2024 tarihinde yönetim kurulu kararıyla kendisine bir görevlendirme yapılarak onore edilmek istendi. İstifa dilekçesinin verildiği gün İzmir Esnaf Odaları Birliği’ne de durumu sorduk, onlara da bir tebligat gelmemişti. Ancak Ocak ayında odamıza gelen müfettişlerin bu kişinin hüküm giydiğini belirtmesi üzerine hemen tedbirimizi aldık. Hüküm giydiğini bizden sakladığını fark edip, 15 Ocak 2025 tarihli kararla görevlendirmeyi iptal ettik; maaşları, hizmet aracını durdurduk. Odaya gelmemesini istedik. İşin en önemli kısmı; faizleriyle birlikte bu aldığı görevlendirme maaşlarını, toplamda 213 bin 466 lirayı şahıstan geri tahsil ederek odamızın kasasına koyduk." "Tebligat bize 10 ay sonra ulaştı" Herhangi bir kamu zararı oluşturmadıklarının altını çizen Erkan Özkan, "Ortada bir zarar oluşmasını engelledik. Bize eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiği ile ilgili resmi tebligat ancak 14 Kasım 2025 tarihinde, yani olaydan 10 ay sonra ulaştı. Burada şahsımın veya yönetim kurulumuzun hiçbir kastı söz konusu değildir. Bakanlık müfettişlerinin açtığı davada bize, ’zimmetle suçlanan kişinin buradan maaş alamayacağı’ yönünde bir kusur işlediğimiz bildirildi. Biz tebligat gelmediği için durumun farkında olmadığımızı beyan etmemize rağmen, yerel mahkeme 5 aylık bir hüküm verdi. Sanki biz ceza almışız, zimmetimize para geçirmişiz, odayı zarara uğratmışız gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Altını çamura da atsanız altındır" Verilen 5 aylık hapis kararının yüz kızartıcı bir suç olmadığını ve kararı üst mahkemeye taşıdıklarını açıklayan Özkan, sosyal medyada yalan haber yayanlar hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili asılsız haber çıkaran sosyal medya hesapları hakkında odamızın avukatları savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Odanın kurumsal yapısına zarar verecek yorum yapanlar tespit edilerek adli işlemler yapılacaktır. Bizim alnımız açık. Hiçbir şekilde odamızı zarara uğratıcı bir hüküm söz konusu değil ve bu kesinleşmiş bir karar da değil. Altını çamura da atsanız altın altındır. Bu merdiven altı dernekler adı altında odamızı yıpratmaya çalışanların senaryolarıdır." "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" Açıklamalarının sonunda iddiaların bir zimmet suçu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özkan, "Burada bir mal alımı, hizmet alımı, para alışverişi olmayan bir dava süreci var. Geçmiş dönemin başkanının yapmış olduğu mobbingden dolayı odadan saklanmış olan bir hükmün sonucu, kendisine onore etmeye çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızın düştüğü durumu sanki bir zimmet suçu gibi algı oluşturulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bizim kimseye verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak, yüreğimiz pak. Meyve veren ağaç taşlanır misali bizi de taşlamaya devam ediyorlar. Çiğ yemedik karnımız ağrısın diye. Biz işimize devam ediyoruz. İzmir Şoförler Odası her geçen gün daha da güçlenerek esnafımıza hizmet etmeye devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:47 Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Trendyol Süper Lig: Göztepe: 1 - Gençlerbirliği: 0 (İlk yarı)
01 Kasım 2025 Cumartesi - 17:56 Trendyol Süper Lig: Göztepe: 1 - Gençlerbirliği: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında Göztepe, Gençlerbirliği’ni konuk ediyor. Karşılaşmanın ilk yarısı sarı-kırmızılıların 1-0’lık üstünlüğüyle tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 16 dakikada Dennis’in ceza sahasına yerden pasında Janderson’un sert şutunda kaleci Erhan, topu kornere çeldi. 25. dakikada Koita’nın sağ kanattan pasında topla buluşan Oğulcan’ın ceza sahasına girerek vuruşunda meşin yuvarlak yandan dışarı çıktı. 29. dakikada Cherni’nin ortasında Goutas’ın kafasından seken topu Juan ağlara gönderdi. VAR incelemesi sonrası hakem Yasin Kol, pozisyonda Juan’ın topa elle müdahale ettiğini tespit ederek golü iptal etti. 45+1. dakikada Miroshi’nin ortasında ceza sahası içinde Juan kafayla topu ağlara gönderdi. 1-0 Stat: Gürsel Aksel Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Murat Ergin Gözütok Göztepe: Mateusz Lis, Taha Altıkardeş, Heliton, Novatus Miroshi, Arda Okan Kurtulan, Rhaldney, Anthony Dennis, Cherni, Efkan Bekiroğlu, Janderson, Juan Yedekler: Nevzat Tan Uzel, Ibrahim Sabra, Ahmed Ildız, Junior Olaitan, İsmail Köybaşı, Ruan, Uğur Kaan Yıldız, Ogün Bayrak Teknik Direktör: Stanimir Stoilov Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Pedro Pereira, Zan Zuzek, Dimitris Goutas, Matej Hanousek, Dele-Bashiru, Oğulcan Ülgün, Göktan Gürpüz, Sekou Koita, Franco Tongya, M’Baye Niang Yedekler: Ricardo Velho, Henry Onyekuru, Samed Onur, Metehan Mimaroğlu, Furkan Özcan, Kevin Csoboth, Dilhan Demir, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm, Sinan Osmanoğlu, Teknik Direktör: Volkan Demirel Gol: Juan (dk. 45+1) (Göztepe)
Karşıyaka’nın konuğu Uşakspor
01 Kasım 2025 Cumartesi - 11:58 Karşıyaka’nın konuğu Uşakspor Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta yarın oynanacak 9. hafta mücadelesinde Uşakspor’u konuk edecek. TFF 3. Lig 4. Grup’ta mücadele eden Karşıyaka, 9. hafta karşılaşmasında yarın Uşakspor’u konuk edecek. Alsancak Mustafa Denizli Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 17.00’de başlayacak. Ligde geride kalan 8 haftada 6 galibiyet ve 2 beraberlik alarak 20 puan toplayan yeşil-kırmızılılar, zirvede yer alıyor. Konuk ekip Uşakspor ise 6 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyetle aldığı 19 puanla üçüncü sırada bulunuyor. Karşıyaka, bu zorlu karşılaşmayı kazanarak hem namağlup unvanını sürdürmeyi hem de liderliğini korumayı hedefliyor. İç sahada 3 galibiyet ve 1 beraberlik elde etti İzmir’in köklü kulüplerinden Karşıyaka, bu sezon iç sahada sergilediği başarılı performansla dikkat çekiyor. Yeşil-kırmızılılar, taraftarı önünde oynadığı maçlarda Afyonspor, Balıkesirspor ve Nazillispor’u mağlup ederken, Eskişehir Anadolu ile berabere kaldı. Karşıyaka, yarın konuk edeceği Uşakspor’u da yenerek hem iç saha başarısını sürdürmeyi hem de taraftarını bir kez daha sevindirmeyi hedefliyor. Karşılaşmanın hakemi Serkan Karaca Karşıyaka - Uşakspor müsabakasında hakem Serkan Karaca görev alacak. Karaca’nın yardımcılıklarını ise Çağlar Demirkıran ve Miraç Kızılkaya yapacak. Karşılaşmanın 4. hakemi Alperen Patan olacak.
Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin terasında safran hasadı
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:39 Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin terasında safran hasadı Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin çatısında gerçekleştirilen proje kapsamında, safran bitkisi başarıyla yetiştirildi. Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin çatısında renkli ve anlamlı görüntüler oluştu. Genel Merkez binasının terasında gerçekleştirilen proje kapsamında, safran bitkisi başarıyla yetiştirildi. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, çiçek açan safranlarla birlikte çekilen fotoğraflarını sosyal medya hesabından paylaştı. Yıldırım, paylaşımında Genel Merkez’in terasında yetiştirilen safranın hasadını yaptıklarını belirterek, "Rengiyle bereketi, kokusuyla huzuru, şifasıyla sağlığı temsil eden bu nadide bitkiyi; zahmetli üretim sürecine rağmen özel formüllerle hazırladığımız doğal gübreleme yöntemleri sayesinde başarıyla yetiştirdik. Bugün emeğimizin karşılığını alarak safranımızı hasat etmenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. "Toprağa emek veren, geleceğe umut eker" Permakültür uygulamalarına da dikkat çeken Yıldırım, küçük alanların bile üretim için değerlendirilebileceğini vurguladı: "Balkonlardan teraslara, bahçelerden şehir içi alanlara kadar her yer; doğru ve kolay uygulanabilir yöntemlerle birer permakültür alanına dönüşebilir. Tüm gençlerimizi üretimin kıymetini kavramaya, toprağa dokunmanın huzurunu yaşamaya ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasında yer almaya davet ediyorum. Unutmayın, yeşil vatanımız en büyük hazinemizdir. Toprağa emek veren, geleceğe umut eker" diyerek sözlerini noktaladı.
Kemalpaşa Adalet Sarayı açılışını yapan Bakan Tunç: "Türkiye genelinde 388 adliye sarayı var"
31 Ekim 2025 Cuma - 17:03 Kemalpaşa Adalet Sarayı açılışını yapan Bakan Tunç: "Türkiye genelinde 388 adliye sarayı var" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir’de Kemalpaşa Adalet Sarayı açılış ve Aliağa Adalet Sarayı temel atma töreninde yaptığı konuşmada, "Türkiye genelinde sadece 78 adliye sarayı vardı; şimdi 388 oldu. Yatırım programımızda 68 adliye binamız var; 31’i inşaat aşamasında" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir programı kapsamında Kemalpaşa Adalet Sarayı açılış ve Aliağa Adalet Sarayı temel atma törenine katıldı. Kemalpaşa’da düzenlenen törene Bakan Tunç’un yanı sıra AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir Milletvekilleri Mahmut Atilla Kaya, Yaşar Kırkpınar AK Parti MKYK Üyesi Hamza Dağ, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ile protokol ve partililer katıldı. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, "Bugün sizlerle beraber Kemalpaşa Adalet binamızın açılışını, inşallah gerçekleştireceğiz. İzmir’e farklı vesilelerle defalarca geldik; bakanlığım süresi içerisinde. İzmir, Ege’nin incisi. İzmir, yaklaşık 30 civarında ilçesi olan ve Türkiye’nin üçüncü büyük şehri; önemli bir şehir. Ege’nin incisi; her bir yanı tarih kokan, medeniyetlere beşiklik yapan, ülkemizin en değerli nadide köşelerinden bir yer. O nedenle İzmir’e ne yapsak azdır. Yapmaya çalışıyoruz. 23 yıllık iktidarımızda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’e çok büyük değer verdi. Milletvekillerimizle beraber, genel başkan yardımcılarımızla beraber şu anda da hala devam ediyoruz. Yollarıyla, otobanlarıyla, limanlarıyla, şehir hastaneleriyle, adliye binalarıyla her şeyiyle, altyapısıyla, üst yapısıyla İzmir’e önem vermeye devam ediyoruz" İfadelerini kullandı. "Eğer adaletten ayrılsaydık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süreli iktidarı yaşanamazdı" Adaletin mülkün temeli olduğunu aktaran Bakan Tunç, "Adalet, devletin varlık sebebidir. Adalet deyince sadece mahkemeler anlaşılmaz. Sadece yargı teşkilatı değil; adalet her işimizde olmalıdır. Eğitimde adalet, iş hayatında adalet, ayrımcılığın yapılmaması, herkese eşit davranılması, herkese hakkının verilmesi. Dolayısıyla her işimizde adaletin tarafında olmamız gerekir. Adaletten ayrılmadığımız müddetçe bu millet bizim yolumuzu açar. 23 yıldan bu yana da hep bunu yaptı. Eğer adaletten ayrılsaydık, milletin isteklerini, milletin taleplerini yerine getirmeseydik, onların taleplerine duyarlı olmasaydık, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süreli iktidarı yaşanamazdı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 100 yıllık cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladık ve inşallah artık Türkiye yüzyılının inşa süreci başladı. Önceki gün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık; gururla kutladık. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve bu toprakları bizlere vatan yapan ecdadımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, minnetle yad ediyoruz" dedi. "Türkiye bugün her zamankinden daha yüksek standartlı bir demokrasiye sahiptir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç adaletin beton yığınından ibaret olmadığını aktararak, "Onun içinde uygulanacak mevzuatın, kanunların hukuka uygun olması gerekir. O kanunların toplumun ihtiyacına cevap vermesi gerekir. Anayasamızda gerektiğinde sıkıyönetim ilan edilebilir diye madde vardı; siz bunu kaldırdınız. Darbeciler yargılanamaz diye madde vardı; onu kaldırdınız. Türkiye’nin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması için 10 yılda bir darbelerle, 10 yılda bir muhtıralarla, 10 yılda bir milli iradeye kasteden davranışlarla karşı karşıya kalınmaması için sizler bu yapısal reformlara ‘Evet’ dediniz. Türkiye bugün her zamankinden daha yüksek standartlı bir demokrasiye sahiptir. Cumhuriyetimizin 102. yıl dönümünü idrak ettiğimiz şu günlerde, cumhuriyetin demokrasiyle taçlandığı günlere milletimiz sayesinde ulaşmış bulunuyoruz" diye konuştu. "Türkiye genelinde sadece 388 adliye sarayı var" Daha önce yaklaşık 9 bin civarında hakim ve savcının olduğunu belirten Bakan Tunç, "Bugün 25 bin hakim ve savcımız var. Bunların hepsini bir araya getirdiğimizde, özellikle üç dereceli yargı sistemi, istinafa geçmemizle beraber istinaftaki dosya yığılmasını önlemeye yönelik birinci sınıf hakimlerimizin sayısı arttıkça orada da dairelerimizin sayısını artırarak son iki yılda 139 yeni dairenin kurulmasını sağladık. İstinaftaki o yoğunlaşmayı bir an önce çözmek ve vatandaşlarımızın haklarına daha çabuk kavuşabilmeleri için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye genelinde sadece 78 adliye sarayı vardı; şu anda 387, şimdi 388 oldu. Yatırım programımızda 68 adliye binamız var; 31’i inşaat aşamasında. İzmir Aliağa görüntülerini görmüştünüz. Bugün açılışla beraber onun temel atmasını da buradan uzaktan gerçekleştirmiş olacağız. İnşallah kısa süre içerisinde Aliağa Adalet binamızın da temel atma töreninde sizlerle bir arada oluruz. Bergama, Çeşme, Karşıyaka, Kınık, Kiraz, Menderes, Selçuk ilçelerimizin de adalet binası ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Daha kaliteli mekanlara ihtiyaç var diyoruz. Bu ilçelerimizde de inşallah 2026 yatırım programına önce etüt proje, sonrasında yapım aşamasına kadar süreçleri takip ederek bu ilçelerimizin de adalet binaları ihtiyacını karşılamak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. "Aliağa Adalet binamız 18 bin metrekare kapalı alana sahip olacak" Kemalpaşa ilçesi için adalet binasının hayırlı ve uğurlu olması temennisinde bulan Bakan Tunç, "Açılış ve temel atma törenini gerçekleştireceğiz. Aliağa Adalet binamız da tabii biraz daha geniş kapsamlı. 18 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. Bunun iki katından biraz daha fazla. Oradaki nüfusa, ihtiyaca göre projelendirildi ve inşallah Aliağa Adalet binamızın inşaatı şu anda devam ediyor. Biz, sembolik olarak buradan görüntülü bir şekilde temel atma törenine katkı vermiş olacağız. Tekrar ben bu yatırımların buralara gelmesini sağlayan, başta Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum. İnşallah Türkiye yüzyılının temelleri atıldı; şimdi inşa süreci devam ediyor. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı yine adaletle, kalkınmayla ve büyük bir yatırım hamlesiyle devam edecek, inşallah. Çocuklarımıza, gençlerimize, geleceğimize terörsüz bir Türkiye inşallah armağan edeceğiz. 41 yıldan bu yana mücadele ettiğimiz terör belasından kurtulmanın eşiğindeyiz. 41 yılda çok büyük acılar çektik; büyük kayıplarımız oldu. Trilyonlarca ekonomik kaybımız oldu. Terör olmasaydı, bu fitne olmasaydı bugün o trilyonlarca ekonomik değer milletimize yansıyacaktı. Milletimizin refahı bugün çok daha yükseklerde olacaktı. Bugün dünya projesi dediğimiz havalimanları, tüneller, metrolar, denizin altından tüpler, nükleer santraller bunlar belki çok daha uzun yıllar önce gerçekleşmiş olacaktı. Ama maalesef terör hem ekonomik zarar verdi hem de en önemlisi büyük acılar çektirdi; binlerce şehit vermemize neden oldu" ifadelerini kullandı. "Terörsüz bir Türkiye’ye kavuştuğunda Türkiye’nin gelişmesi hızlanacak" Birlik ve beraberlik içerisinde iç cephenin güçlendirerek, etnik kökeni ne olursa olsun kardeşçe Türkiye yüzyılını hep beraber inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Tunç, sözlerini şöyle noktaladı: "Bunu yaparsak, güçlü olursak Türkiye’ye hiç kimse kem gözle bakamaz. Türkiye üzerinde şer planlarını hiç kimse uygulamaya cesaret edemez. Dünyada da çevremizde de adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını daha güçlü savunabiliriz. Bunu gerçekleştirmenin yolu birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek, iç cephemizi kuvvetlendirmek, etnik köken, din veya mezhep ayrımı yapmadan hep beraber birlik ve beraberlik içerisinde yolumuza devam etmektir. İnşallah Türkiye terörden arındığında, terörsüz bir Türkiye’ye kavuştuğunda Türkiye’nin gelişmesi ve kalkınması daha da hızlanacak; diye düşünüyorum. Milletimiz de bunu bekliyor. Büyük Anadolu’da bu yönde bir mutabakat var. Bu çalışmaları yaparken, bu adımları atarken milletimizi rahatsız edecek, şehit ailelerimizi incitecek hiçbir adım bugüne kadar atmadığımız gibi bundan sonra da atmayacağız. Her şey milletim için diyorum. Millet ne isterse onu yaparız; milletimizin istemediği hiçbir adımı da atmayız. Biz gücümüzü sizlerden alıyoruz." Eyyüp Kadir İnan: "Tüm bakanlıklarımız İzmir’imizin sorunları için çok yoğun destek veriyorlar" Törende konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, adalet sarayının hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Kemalpaşa’mıza ve yargı camiamıza imza niteliğinde bir yatırımı kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 1.5 sene gibi kısa bir dönemde, tasarruf tedbirlerinin hakim olduğu bir dönemde Adalet Bakanlığımız, bilgemize bu hizmeti kazandırdı. Tüm hemşehrilerimiz adına sayın bakanımıza, ekibine emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Tüm bakanlıklarımız kollarını sıvadılar, İzmir’imizin sorunları için şehrimize çok yoğun destek veriyorlar. Fakat biz bu yapıları kazandırırken, 1.5 sene gibi kısa bir sürede bu yapıyı kazandırırken, şehir hastanelerini kazandırırken, statlarımızı, sağlık komplekslerimizi kazandırırken maalesef yerel yönetimden aynı hızı göremiyoruz. Biz bu kadar büyük gayret ve destek ortaya koyarken aksine maruz kaldığımız eleştirileri de kabul etmiyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, ‘İzmir’e ayırımcılık yapıyorlar, İzmir’e farklı bakıyorlar’ diyor. Biz de buradan bu haksız eleştirilere işte Kemalpaşa’da açtığımız muhteşem yeni bir adalet sarayını İzmir’e armağan ederek cevabımızı vermiş oluyoruz. Başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanımıza, İzmir’in yargı camiamızın ihtiyaçları doğrultusunda bizi yalnız bırakmayan tüm bakan yardımcılarımıza teşekkür ederiz. Bayraklı’da büyük bir lojman ihtiyacı vardı. Yine büyük bir lojman satın alımını hızlıca gerçekleştirdik. Diğer konularda da Adalet Bakanlığı’mız bizlere çok büyük destekler veriyor. Biz de bu destekleri vatandaşlarımızla paylaşmakta kararlıyız" dedi. Kemalpaşa Adalet Sarayı açılış töreninde konuşan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ise yeni adliye binasının ilçeye hayırlı olması temennisinde bulundu.
Pembe umut, güçlü dayanışma
31 Ekim 2025 Cuma - 15:55 Pembe umut, güçlü dayanışma İzmir’de Fevzi Özakat Anadolu Lisesi öğretmenleri kanserle mücadele eden meslektaşları için okulda pembe kıyafetler giydi ve pembe kurdele takarak dayanışma mesajı verdi. Okul yönetimi ve öğretmenler, ’birlikte güçlüyüz’ mesajıyla kansere karşı umudun, dayanışmanın ve sevginin önemini vurguladı. İzmir’in Karabağlar ilçesindeki Fevzi Özakat Anadolu Lisesi öğretmenleri, Kanser Farkındalık Haftası kapsamında iki meslektaşlarına moral vermek ve farkındalık oluşturmak amacıyla pembe giyinip pembe kurdele taktı. Okulda görev yapan öğretmenlerden Nevin Vural, 10 yıl önce meme kanseri tanısı aldıktan sonra uzun süren tedavi sürecinin ardından hastalığı yenerek sağlığına kavuştu. Bir diğer öğretmen Serap Şimşek ise geçtiğimiz yıl meme kanseri teşhisi konulmasının ardından tedaviye başladı. Tedavisinin olumlu seyretmesiyle bir süre önce yeniden öğrencileriyle buluşan öğretmen, mesleğine kaldığı yerden devam ediyor. "Erken teşhis hayat kurtarıyor" Etkinlikte konuşan Felsefe Öğretmeni Nevin Vural, hastalık sürecinde arkadaşlarının desteğinin kendisi için ne kadar değerli olduğunu vurguladı. Vural, eski günleri hatırlamanın kendisini duygulandırdığını belirterek, "Hem geçmiş günlere gidiyorum hem de arkadaşlıkların arkamızda olduğunu hissetmek çok değerli, özellikle bu süreçte" dedi. Meme kanseriyle ilgili istatistiklere de dikkat çekerek, "Sekiz kadından biri bu hastalıkla karşılaşıyor. Bu nedenle bu konuda uyanık olmalıyız. Erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor" diyen Vural, arkadaşlarının ve çevresinin desteğinin, insanın yalnız olmadığını hissettirdiğini sözlerine ekledi. "Bu sadece bir pembe etkinlik değil" Edebiyat Öğretmeni Serap Şimşek ise meme kanserine karşı farkındalık oluşturmanın önemine değindi. Şimşek, arkadaşlarının desteğini överek, "Arkadaşlarım çok tatlılar, onları çok seviyoruz. Ama bu sadece evcilik oyunu gibi ’bugün pembe giyelim’ demek değil. Bu ölümcül bir rahatsızlık ve farkındalık oluşturmalıyız" dedi. Şimşek, hastalığın farkında olmadan ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Neticede meme kanseri metastaz yapabiliyor. Bu konuda olumsuz sonuçlarda çok vaka var. Arkadaşlarımızın destekleri ve sahip çıkmaları bizim için çok değerli" ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Yeni anayasaya ihtiyaç var"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:00 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Yeni anayasaya ihtiyaç var" Ege Üniversitesi 2025-2026 akademik yılı açılış töreni düzenlendi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son çeyrek asırda terörün ortadan kaldırılması için mücadeleler verildi. 50 binden fazla insanımızı kaybettik. Milletimizi rahatsız edecek şehit ailelerini incitecek bir adım atmayacağız. Terörden arındırarak yolumuza devam edeceğiz. İnşallah Türkiye yüzyılının başlarında demokratik sivil katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam ederiz" dedi. Ege Üniversitesi EÜ), 2025-2026 akademik yılı için tören düzenlendi. EÜ Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program kapsamında ilk olarak Ege Üniversitesi halk oyunları ekibi zeybek gösterisi gerçekleştirdi. Daha sonra Ege Üniversitesi Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan klip izletildi. Açılış törenine ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir Valisi Süleyman Elban, EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, il protokolü, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Akademik yılı açılış töreninde konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Çocuklarımızı gençlerimizi geleceğe hazırlamak için doğumdan itibaren ailede başlayan eğitim ile beraber ilk, orta ve üniversite eğitimi ile birlikte onları en iyi şekilde yetiştireceğiz. En önemli kaynağımız insan gücümüz. Türkiye yüzyılını inşallah onlar inşa edecekler. Eğitime büyük önem veriyoruz. Bütçede en fazla pay eğitime ayrılıyor. Çok önemli mesafeler kat ettik. Milli eğitim bütçesine bakıldığında üniversitelerle birlikte 2 trilyonu aşan meblağı ayırdık. 2026 yılı bütçesinde bu rakam daha da yükselecektir. Öğrencilerimizin faydalandığı yurt ve burs imkanlarını da arttırmaya devam ediyoruz. Şuanda yurt sayımız 875. Bugün 81 vilayette üniversiteler var. 208 üniversite ile birlikte yurt kapasitesi 1 milyona ulaştı. Yüksek öğretimde öğrencilerimizin burs ve barınma imkanlarını karşılamak için gayret gösterdik. Anadolu’da kurulan yeni üniversiteler var. Akademik kadroların gelişimleri her geçen gün artıyor. Gelecekte başarılı üniversiteler arasında yer alacaklarına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Tunç: "Fiziki ve demokratik kalkınma anlamında büyük reformlara imza attık" Türkiye’nin her alanda gelişmesini ve kalkınmasını güçlü şekilde sürdürmenin gayreti içinde olduklarını aktaran Bakan Tunç, "Ülkemiz, fiziki kalkınma, altyapı üstyapı yatırımları, ortaya çıkan dünya projeleriyle, yolları, köprüleri, barajları, şehir hastaneleri, üniversiteleri ile enerji projeleri ile milli savunma hamleleriyle, yüzde 80 yerlilik oranını yakalayarak çok önemli mesafeler kat ettik. Fiziki ve demokratik kalkınma anlamında büyük reformlara imza attık. Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyıla başladık. Bir asır geride kaldı. Demokraside kesintili zamanlar oldu. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onların emanetlerine sahip çıkacağız ve bu ülkeyi dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline getireceğiz. Son çeyrek asırda hızlı kalkınma süreci içinde oldu. Hukuk devleti, temel hak ve hürriyetlerinin geliştirilmesi konusunda önemli mesafeler aldık. Anayasal reformlarla küçümsenemeyecek, vesayitçi anlayışın tasfiyesi ile beraber Anayasamızda gerçekleştirilen temel hak ve hürriyetlerin arttırılması anlamında sessiz devrim sayılabilecek çalışmalara imza attık. Kadın haklarının güçlendirilmesi, kılık kıyafet özgürlüğünde suni tartışmalarla zaman kaybettik. Üniversite birincisi kızlarımız kürsüden yaka paça indirildi. Vakit kaybetmeden gençliğimizi en iyi şekilde yetiştirerek teknolojide kalkınmada dünyada söz sahibi olacağız." diye kaydetti. Bakan Tunç: "Yeni anayasaya ihtiyaç var" Türkiye’nin yüksek standarttaki demokrasi denildiğinde, darbe anayasası ile yönetildiği belirten Bakan Tunç, "Reforme edilecek birçok husus hala var. Bu anayasada reforme edilecek birçok husus var. Milli güvenlik kurumunun yapısından tutun Yüksek Askeri Şura’nın yapısının demokratik hale getirilmesine varıncaya kadar, Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı, özel yetkili mahkemelerin ve devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılması gibi yargı alanlarında çok önemli reformlar gerçekleştirildi. Hak arama yolları arttırıldı. Vatandaşların idareyle ilgili sorunu olduğunda yargıya başvurmadan kamu denetçiliği kurumuna başvurması sağlandı. Anayasa mahkemesine bireysel başvuru imkanı, bilgi edinme hakkı gibi birçok yapısal reformu hayata geçirdik. Sıkıyönetim ilanına izin veren maddelerin kaldırılması, darbecilerin yargılanabileceğine ilişkin hükümlerin anayasamızda yerini alması vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemelerdi ve bunlar milletimizin onayıyla gerçekleşti. Cumhuriyet rejimini daha da güçlendiren, halkın doğrudan doğruya hem yasamayı hem yürütmeyi belirlediği bir yönetim sistemine geçiş Türkiye’nin daha yüksek standartlı demokrasiye kavuşması için gerçekleştirildi. Bunlar yeterli mi? Türkiye yüzyılında, demokratik sivil katılımcı bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var. Yeni anayasaya ihtiyaç var. Milletimize olan bu borcu yerine getirmemiz gerekir. İnşallah mecliste böyle bir uzlaşma sağlanır. Türkiye yüzyılının başlarında demokratik sivil katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam ederiz" diye ekledi. Bakan Tunç: "Büyük acılar yaşadık" Türkiye yüzyılının inşa edilmesine terörsüz Türkiye’nin önemine dikkat çeken Bakan Yılmaz Tunç, "Terör sorunu 41 yılda büyük ekonomik kayıplara neden oldu. Bu olmasaydı köylerde şehirlerde milletimizin refahı daha fazla olacaktı. 50-60 yıllık yatırım bütçesine ayırdığımız parayı maalesef teröre ve neden olduğu zararlara ayırdık. Maddi kayıpların yanı sıra 50 binden fazla insanımızı kaybettik. Büyük acılar yaşadık. Bir daha yaşanmamasını istiyoruz. Türkiye’nin gençlerinin sizlerin daha huzurlu yaşamasını ve huzurlu geleceği inşa edelim istiyoruz. Son çeyrek asırda terörün ortadan kaldırılması için mücadeleler verildi. 2002’de olağanüstü halin kaldırılmasıyla beraber normalleşme adımları başladı. Hakkari Yüksekova’ya da havalimanı yaptık Zonguldak Çaycuma’ya da havaalanı yaptık. Şırnak’a da Sinop’a da üniversite getirdik. Yatırımları eşit şekilde sunmaya çalıştık. Temel hak ve hürriyetleri güçlendirdik. Eşit vatandaşlık ilkesi içinde etnik kökene bakmadan ayrımcılığın ortadan kalkması için uygulamalar gerçekleştirdik" diye konuştu. Bakan Tunç: "Terörden arındırarak yolumuza devam edeceğiz" Terörsüz Türkiye çalışmaları hakkında da bilgi veren Tunç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Son bir yıla geldiğimizde terörün tamamen sonlandırılması için çalışmaları yoğunlaştırdık. İmralı’dan terör örgütünün feshi ile ilgili açıklamalar geldi. Önemli bir aşamaya geçilmiş oldu. Dün TBMM’de terörsüz Türkiye milli dayanışma kardeşlik komisyonuna Dış İşleri Bakanımızla birlikte sunum yaptık. Orada özellikle sivil toplum kuruluşları ile birlikte bu konuda sözü olan herkesin dinlendiğini görüyoruz. Orada da milletvekillerimizin görüşlerini aldık. Adalet Bakanlığı’nın süreci başarıya ulaştırmak için verdiği katkıları paylaştık. Bu komisyon çok önemli kararlar alacak. Onların çizdiği rotada yolumuza devam edeceğiz. Milletimizi rahatsız edecek şehit ailelerini incitecek bir adım atmayacağız. Terörden arındırarak yolumuza devam edeceğiz." Bakan Tunç: "Bir asırlık dönemde İsrail hiçbir karara uymadı" Filistin’de ateşkese rağmen bombaların atıldığını üzülerek gördüklerini ifade eden Bakan Tunç, "Pamuk ipliğine bağlı bir ateşkes. Bunun sağlanmasında cumhurbaşkanımızın gayretleri oldu. Bu iki yıllık bir sorun değil. Bu, bir asrı aşan bölgede bir İsrail devleti kurulması fikri ile beraber işgal politikaları ile Filistinlilerin topraklarından edilmesi ve soykırıma tabi tutulması ile dünyanın önemli bir sorunu hale geldi. Bir asırlık dönemde İsrail hiçbir karara uymadı. 100’den fazla karar var. İşgal ettikleri topraklardan çekilmesine yönelik kararların hiçbirine uymadı uluslararası hukuka saygı göstermedi. Güney Afrika’nın başlattığı tedbir kararları var. Uluslararası ceza mahkemesinin soykırımcıların yakalanmasına ilişkin kararları da kağıt üstünde kaldı. Uluslararası sistem işletilmedi. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Daha adil bir dünya mümkündür, dünya 5’ten büyüktür, dünya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 5 ülkenin kararıyla şekillenmemeli, güvenlik sağlanacaksa BM güvenlik konseyinin adil olması lazım’ dedi. Bu nedenle uluslararası sistemin bir revizyona girmesini söylerken insanlığın sorunlarına çare olacak sistemin kurulmasını istedi. İlk zamanlar bunu ülkemizde bile eleştirenler oldu. Şimdi dünyanın birçok ülke bu sistemin sorunlara çare olmadığını ifade ediyor" dedi. İzmir Valisi Süleyman Elban da bu yıl EÜ için özel bir yıl olduğunu hatırlatarak kuruluşunun 70’inci yılında Türkiye’nin köklü üniversitelerinden biri olan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerine başarılarla dolu bir akademik yıl dilediğini belirtti. Budak: "TÜBİTAK nezdinde son 4 yılda proje başvuru ve kabul oranında Türkiye birincisi olduk" Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise Ege Üniversitesi’nin 70 yıllık geçmişi, 400 bin mezunuyla ülkenin en köklü üniversitelerinden birisi olduğunu söyleyerek "Ege Üniversitesi, ülkemizde 70 yıllık akademik birikimiyle köklü bir bilim yuvasıdır. Bu köklü çatı altında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir değişime imza atmak ve uluslararası üniversite normlarını yakalamak adına Ege Üniversitesi akademik ve idari kadrosu ile birlikte önemli bir başarı hikayesi yazdık. Ve ne mutlu ki bugün; Araştırma Üniversitesi unvanına sahip, Kurumsal Tam Akreditasyon belgesi alan ilk devlet üniversitesi olan ve öğrenci odaklılıkta A Plus olmuş, Milli Yenilik Ödülüne Sahip, engelsiz, yeşil ve spor dostu kampüse sahip bir üniversite olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. TÜBİTAK nezdinde son 4 yılda proje başvuru ve kabul oranında Türkiye birincisi olduk. Çıktı odaklı araştırma anlayışımız doğrultusunda patentlerin ticarileştirilmesinde Türkiye 2.’si olurken, patentlerin lisanslanmasında ise Türkiye 3.’sü olarak yer aldık." dedi. Üniversite olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı’na bağlı kurumlarla yakın bir işbirliği içerisinde olduklarını belirten Budak, "Yaptığımız çeşitli protokollerle yoğun çalışma temposundaki yargı mensuplarına Üniversite Hastanemizde hızlı ve etkin sağlık hizmeti veriyoruz. Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitümüz denetimli serbestlik kapsamındaki bireylere hizmet sunmaktadır. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü yapılan protokoller kapsamında çalışanlara yönelik çeşitli eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Yine Başsavcılığımızla yaptığımız protokoller kapsamında özel gruplara yönelik çocuk ve erişkin ruh sağlığı kliniklerimizde öncelikli randevu ile sağlık hizmeti veriyoruz" diye konuştu.