Yerel Haberler
İzmir
05 Mayıs 2026 Salı - 12:54 Başkan Özkan’dan iddialara yanıt: "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkındaki hapis cezası kararı sonrası kendilerine yönelik planlı bir itibar suikastı yapıldığını savunarak iddialara yanıt verdi. Sürecin eski başkanın durumu yönetimden gizlemesinden kaynaklandığını vurgulayan Özkan, ortada hiçbir kamu zararı bulunmadığını ve haksız ödenen meblağları faiziyle geri alarak parayı odanın kasasına koyduklarını açıkladı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkında önceki dönem başkanı Celil Anık’a usulsüz maaş ödendiği ve makam aracı tahsis edildiği iddialarıyla açılan davada verilen 5 aylık hapis (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) cezası kararına ilişkin yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Söz konusu durumun, eski başkanın aldığı cezayı yönetimden saklaması ve uyguladığı mobbing sonucu oluştuğunu ifade eden Özkan, sosyal medyada yürütülen "tutuklandılar" şeklindeki karalama kampanyaları yapıldığını ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Yaşanan süreçle ilgili tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Erkan Özkan, söz konusu davanın bir zimmet davası olmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını ve ödenen meblağların aylar öncesinden faiziyle tahsil edildiğini söyledi. "Planlı bir itibar suikastı düzenleniyor" İzmir Şoförler Odası’nın sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Özkan, "Maalesef geçmiş dönemlerde yaşanılan spekülatif, odamızla ilgili operasyonlara genel kurulumuzu yapmış olmamıza rağmen belirli bir grup tarafından devam ediliyor. Dünden itibaren gerek şahsım, gerek odam, gerekse yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla ilgili olarak sosyal medyada bir itibar suikastı düzenleme, bir algı operasyonu yapılıyor. Kamuoyunda bizim tutuklandığımız, cezaevinde olduğumuz yönünde bir zimmet suçuyla yargılanıp ceza aldığımız hususunda bir haber dolaştırılıyor. Gördüğünüz gibi biz odada görevimizin başındayız. Üyelerimize hizmet etmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Eski başkan aldığı cezayı bizden ve kurumlardan gizledi" Sürecin nasıl geliştiğine dair detayları belgeleriyle aktaran Özkan, dönemin oda başkanının aldığı cezayı kurumlardan sakladığını belirterek, "Geçmiş dönemde görev yapan arkadaşımızın aldığı cezayı 2024 yılı Haziran ayında almasına rağmen odamıza tebliğ ettirmemesi, Ticaret Bakanlığı’ndan, Federasyonumuzdan, üst birliğimizden veya mahkeme aracılığıyla hiçbir tebligat gelmemesi bu sürecin kaynağıdır. Kendisi itirazlarının ve mahkemesinin sürdüğünü belirterek görevine devam etmiş, ardından 17 Ekim 2024 tarihinde ’Kamuoyunda yıprandım, görevi sizlere bırakmak istiyorum’ diyerek kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi sunmuştur. Dönemin ceza aldığı halde bize tebliğ edilmemesinden kaynaklı, bizim bilgimiz dışında sanki göreve devam ediyormuşçasına bize verilen bir istifa dilekçesidir bu" ifadelerini kullandı. "Ahde vefa göstermek istedik, durumu öğrenince maaşları geri aldık" Yönetim kurulunun eski başkana ahde vefa göstermek amacıyla bir danışmanlık-işçi statüsü verdiğini ancak gerçeği müfettişlerden öğrendiklerini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Bizler de uzun yıllar odamızda görev yapması münasebetiyle kendisine ahde vefada bulunmak istedik. Bize herhangi bir hüküm tebligatı yapılmadığı için, 22 Ekim 2024 tarihinde yönetim kurulu kararıyla kendisine bir görevlendirme yapılarak onore edilmek istendi. İstifa dilekçesinin verildiği gün İzmir Esnaf Odaları Birliği’ne de durumu sorduk, onlara da bir tebligat gelmemişti. Ancak Ocak ayında odamıza gelen müfettişlerin bu kişinin hüküm giydiğini belirtmesi üzerine hemen tedbirimizi aldık. Hüküm giydiğini bizden sakladığını fark edip, 15 Ocak 2025 tarihli kararla görevlendirmeyi iptal ettik; maaşları, hizmet aracını durdurduk. Odaya gelmemesini istedik. İşin en önemli kısmı; faizleriyle birlikte bu aldığı görevlendirme maaşlarını, toplamda 213 bin 466 lirayı şahıstan geri tahsil ederek odamızın kasasına koyduk." "Tebligat bize 10 ay sonra ulaştı" Herhangi bir kamu zararı oluşturmadıklarının altını çizen Erkan Özkan, "Ortada bir zarar oluşmasını engelledik. Bize eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiği ile ilgili resmi tebligat ancak 14 Kasım 2025 tarihinde, yani olaydan 10 ay sonra ulaştı. Burada şahsımın veya yönetim kurulumuzun hiçbir kastı söz konusu değildir. Bakanlık müfettişlerinin açtığı davada bize, ’zimmetle suçlanan kişinin buradan maaş alamayacağı’ yönünde bir kusur işlediğimiz bildirildi. Biz tebligat gelmediği için durumun farkında olmadığımızı beyan etmemize rağmen, yerel mahkeme 5 aylık bir hüküm verdi. Sanki biz ceza almışız, zimmetimize para geçirmişiz, odayı zarara uğratmışız gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Altını çamura da atsanız altındır" Verilen 5 aylık hapis kararının yüz kızartıcı bir suç olmadığını ve kararı üst mahkemeye taşıdıklarını açıklayan Özkan, sosyal medyada yalan haber yayanlar hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili asılsız haber çıkaran sosyal medya hesapları hakkında odamızın avukatları savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Odanın kurumsal yapısına zarar verecek yorum yapanlar tespit edilerek adli işlemler yapılacaktır. Bizim alnımız açık. Hiçbir şekilde odamızı zarara uğratıcı bir hüküm söz konusu değil ve bu kesinleşmiş bir karar da değil. Altını çamura da atsanız altın altındır. Bu merdiven altı dernekler adı altında odamızı yıpratmaya çalışanların senaryolarıdır." "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" Açıklamalarının sonunda iddiaların bir zimmet suçu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özkan, "Burada bir mal alımı, hizmet alımı, para alışverişi olmayan bir dava süreci var. Geçmiş dönemin başkanının yapmış olduğu mobbingden dolayı odadan saklanmış olan bir hükmün sonucu, kendisine onore etmeye çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızın düştüğü durumu sanki bir zimmet suçu gibi algı oluşturulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bizim kimseye verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak, yüreğimiz pak. Meyve veren ağaç taşlanır misali bizi de taşlamaya devam ediyorlar. Çiğ yemedik karnımız ağrısın diye. Biz işimize devam ediyoruz. İzmir Şoförler Odası her geçen gün daha da güçlenerek esnafımıza hizmet etmeye devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:47 Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sivaslı genç kadın şifayı İzmir’de buldu: "Artık korkmadan yaşıyorum"
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:08 Sivaslı genç kadın şifayı İzmir’de buldu: "Artık korkmadan yaşıyorum" Sivas’ta yaşayan 28 yaşındaki Reyhan Yiğitsoy, 4 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık sonucu trigeminal nevralji tanısı aldı. Yıllarca ilaç ve çeşitli tedavi yöntemleri deneyerek hastalığıyla mücadele eden Reyhan Yiğitsoy, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un yaptığı başarılı operasyon sayesinde sağlığına kavuştu. Reyhan Yiğitsoy, "Şu an çok iyiyim korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey" dedi. Sivas’ta yaşayan 28 yaşındaki Reyhan Yiğitsoy’un, 2021 yılında yaşadığı sağlık sorunuyla hayatı değişti. Bir sabah uyandığında yüzünün sol tarafında ani bir çekme hissi ile uyandığını aktaran Reyhan Yiğitsoy, "Görünürde bir şey yoktu ancak felç geçirdiğim endişesiyle hemen bir nöroloji polikliniğine başvurdum. Orada yapılan tetkikler sonucu da trigeminal nevralji tanısı aldım" dedi. Reyhan Yiğitsoy, "Çeşitli ilaç tedavileri uygulandı. Ancak buna rağmen ağrılarımın şiddeti arttı. İki kez radyofrekans yapıldı ama fayda sağlamadı. İlaç tedavilerine sürekli eklemeler, çıkarmalar oldu. Kullandığım ilaçlardan ve şiddetli atak geçirmelerden sonra çenem kitlendi ve artrosentez yaptırmam gerekti. Uzun bir dönem gece plağı kullanmak zorunda kaldım. İlaçlara rağmen ağrılarım geçmeyince bir algoloğa başvurdum. Algolog tek şansımın ameliyat olduğunu ve başka türlü tedavi olamayacağımı söyledi" diyerek, tedavi sürecinde yaşadıklarını paylaştı. Tedavilerinden bir sonuç alamayan ve de hastalığıyla bir şekilde yaşamaya çalışan Reyhan Yiğitsoy, tatil için kız kardeşinin yanına geldiğinde geçirdiği atak tedaviye ulaşmasını sağladı. Yapay zekadan araştırdılar Kız kardeşinin yanında geçirdiği atak sonucunda kardeşinin, hastalığına çare bulmak için araştırma yapma ihtiyacı hissettiğini ve bu nedenle ilk iş olarak yapay zekadan faydalandığını aktaran Reyhan Yiğitsoy, "Ben hastalığı kabullendiğim için ekstra bir araştırmaya girmemiştim. Ancak kız kardeşim yapay zeka üzerinden ‘Bu alanda en iyi hekim kimdir?’ diye bir araştırma yaptığında ilk sırada Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’u görmüş. Bunun üzerine Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ile iletişime geçtik. Ertesi gün de hastaneye geldik. Sonrasında ameliyat için uygun olup olmadığıma bakıldı. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ameliyat için uygun olduğumu söyledi. Bir ay sonra da ameliyat oldum" sözlerini kaydetti. Korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey Hastalığı nedeniyle günde 4-5 kere atak geçirdiğini, çenesinin kitlendiğini ve yemek yerken, duş alırken atak geçirme endişesi yaşadığını paylaşan Reyhan Yiğitsoy, "Şu an çok iyiyim. Korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey... Çünkü hastalık nedeniyle günlük hayatımda, sosyal hayatımda tamamen bitmişti. Yemek yemeğe bile korkuyordum. Düzgün bir şekilde uyuyamıyordum. Korkmadan yaşayabilmenin ne demek olduğunu, Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun sayesinde yeniden hatırladım. Kendisine teşekkür ederim" sözlerini kaydetti. Yüzünüzü yıkarken bile tetiklenebilir Trigeminal nevralji hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Trigeminal nevralji, kafa ve yüz bölgesine uyarı götüren sinirlerden biri olan Trigeminal (5. Sinir) sinirin herhangi bir sebeple etkilenmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Toplumda ‘delirten hastalık’ veya ‘intihar hastalığı’ olarak bilinir. Beyincik damarlarının bu sinire basısı ile ortaya çıkan bu hastalıkta, üst ve alt çene, yanak ve göz bölgesinde ağrı şikayetleri oluşturabilir. Yüz yıkama, diş fırçalama, yemek yeme veya traş olma gibi faaliyetler ağrının tetiklenmesine neden olabilir. Çoğu hasta bu nedenle ilk olarak diş hekimine başvurur" dedi. Trigeminal nevralji hastalığının tedavisinin ilk olarak ilaçla başladığını belirten Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun sözlerini şöyle tamamladı: "Uzun süre ilaç tedavisi fayda sağlayabilir. İlaç tedavisinin işe yaramadığı durumlarda; radyofrekans ile siniri düşük ısıda yakma, Gama Knife Işın, gliserol enjeksiyon ve cerrahi tedavi seçenekleri de bulunmaktadır. Bu yöntemler içinde cerrahi tedavi ilaç tedavisinden sonra en etkin ve en kalıcı tedavi yöntemidir. Başarı oranı yüzde 90’ların üzerindedir."
’Ben’ler sadece cerrahi yolla çıkarılmalı
06 Kasım 2025 Perşembe - 09:31 ’Ben’ler sadece cerrahi yolla çıkarılmalı Lazer, koter, kriyoterapi (soğuk gaz tedavisi) ve asitli solüsyonlarla ben alma işlemleri sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Dermatolog Doç. Dr. Hatice Gamze Demirdağ, "Cildimizdeki ’ben’ sanılan oluşum, aslında bir deri kanseri olabilir ve bunların cerrahi dışı yöntemle çıkarılması istenmeyen kötü sonuçlar doğurabilir. Gerçek benler cerrahi olarak çıkarılıp patolojiye gönderilmelidir." dedi. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da gerçekleştirilen 33. Ulusal Dermatoloji Kongresi’nde "Dermatoskop ile Nevüs Tipi Tanıma" başlıklı bir bildiri sunan Acıbadem Kent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gamze Demirdağ, "ben"lerin cerrahi dışı yollarla çıkarılmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi. Benler gerçek ben mi değil mi incelenmeli "Gerçek benlerin tedavisi sadece cerrahi yolla olmalıdır." diyen Doç. Dr. Demirdağ, benlerin varlığında öncelikle dermatoloğa başvurularak benlerin gerçek ben olup olmadığının, gerçek benler ise yapısının incelenmesi gerektiğini kaydetti. Demirdağ, halk arasında "et beni" olarak bilinen kabarık yapılar ile bazı tehlikeli benlerin birbirine karıştırıldığını, bu ayrımın yalnızca dermatolog muayenesi ile yapılabileceğini belirterek şöyle konuştu: "Et beni sanılan bazı benler gerçek benlerdir ve bunlara bazen hastalar, bazen eczacılar ve bazen de branş dışı hekimler bu benleri yakarak veya asitli ilaçlar vererek müdahale etmektedir. ‘Ben’ sanılan oluşum, aslında bir deri kanseri olabilir ve bunların cerrahi dışı yöntemle ortadan kaldırılmaları, kanserin geç tanı almasına ve hatta tanı alamayıp yayılmasına ve istenmeyen kötü sonuçlara sebep olabilir. Gerçek benlerin ister düz ister kabarık olsun, yalnızca cerrahi yöntemle çıkarılması ve patolojiye gönderilmesi gerekir. Koter ile yakma tedavisi, kriyoterapi denilen soğuk gaz tedavisi, lazer ışınları ile benlerin alımı veya bazı asitli yakan solüsyonların kullanımından kesinlikle kaçınılması gerekir. Her ben masum değildir. Müdahale edilmeden önce her ben öncelikle dermatoskop ile incelenmeli, kanser riski olup olmadığı belirlenmelidir. Sonrasında uygun müdahale yöntemi dermatolog tarafından önerilmeli ve verilmelidir."
Aliağa Belediyesi’nin yüzme havuzları İzmir’de sporun merkezi oldu
05 Kasım 2025 Çarşamba - 23:37 Aliağa Belediyesi’nin yüzme havuzları İzmir’de sporun merkezi oldu Aliağa Belediyesi tarafından projelendirilen Aliağa Gençlik Merkezi ile Aliağa Spor ve Yaşam Merkezi, sahip olduğu yarı olimpik havuzlarla İzmir genelinde su sporlarına öncülük ediyor. Son 10 yılda spora yaptığı yatırımlarla öne çıkan Aliağa Belediyesi, Aliağa Gençlik Merkezi ve Aliağa Spor ve Yaşam Merkezi ile kente iki önemli yarı olimpik yüzme havuzu kazandırdı. Donanımlı spor kompleksleri ve nitelikli eğitim programlarıyla İzmir’e örnek olan Aliağa, özel günlerde bölge çapında düzenlenen yüzme yarışmalarına da ev sahipliği yapıyor. Bu merkezlerde yetişen yüzücüler, bölge yarışmalarında elde ettikleri derecelerle Türkiye finallerinde Aliağa’yı temsil etmeye hazırlanıyor. Aliağa Belediyesi spor okullarında cimnastik, karate, taekwondo, güreş, basketbol, futbol, tenis ve yüzme branşlarında yüzlerce çocuk ve genç eğitim alıyor. Yüzme branşında yetişen sporcular ise başarı grafiğini her geçen yıl daha yükseğe taşıyor. 2025 yılı bölge müsabakalarında dikkat çeken Aliağalı yüzücüler, 27–30 Kasım tarihlerinde Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerinde Aliağa’yı temsil edecek. Aliağa Belediyesi’nin yarı olimpik yüzme havuzları yalnızca lisanslı sporculara değil, 7’den 70’e her yaştan vatandaşa hizmet veriyor. Yıl boyunca düzenlenen kurslar, açık seanslar ve serbest yüzme programlarıyla yüzlerce Aliağalı tesislerden yararlanıyor. Özellikle çocuk ve gençlere yönelik yüzme eğitimleri yoğun ilgi görürken, spor okullarında yıl içerisinde yüzlerce öğrenci profesyonel antrenörler eşliğinde yüzme eğitimi alarak temel yüzme tekniklerini öğreniyor ve branşlarında kendilerini geliştiriyor.
Aliağa’yı Ege adaları ile birbirine bağlayacak olan Aliaport Deniz Yolcu İskelesi hizmete hazır
05 Kasım 2025 Çarşamba - 22:53 Aliağa’yı Ege adaları ile birbirine bağlayacak olan Aliaport Deniz Yolcu İskelesi hizmete hazır İzmir’in Aliağa ilçesi iel Ege adalarını birbirine bağlayacak olan Aliaport Deniz Yolcu İskelesi’nden ilk sefer Midilli Belediyesi’ne yapılacak protokol ziyaretiyle gerçekleştirilecek. Aliağa Belediyesi ile İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi iş birliğinde projelendirilen Aliaport Deniz Yolcu İskelesi hizmete hazır. Aliağa’yı Kuzey Ege’nin cazibe merkezlerinden biri haline getirecek olan proje sayesinde binlerce turistin Aliağa’yı ziyaret etmesi bekleniyor. Aliağa Belediyesi’nin önemli turizm hamlelerinden olan proje, Aliağa’nın hem ekonomisine hem de sosyal yaşamına katkı sağlayacak. Aliağa Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Aliaport Deniz Yolcu İskelesi, geçtiğimiz ay İçişleri Bakanlığı kararıyla İzmir’in 7. Deniz Hudut Kapısı olarak onaylandı. Böylece Aliağa, İzmir’de deniz yoluyla giriş–çıkış yapılabilen iki hudut kapısına sahip tek ilçe konumuna geldi. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, kasım ayı olağan meclis toplantısında yaptığı açıklamada, ilk seferin bu ayın üçüncü haftasında ilçe protokolüyle birlikte Midilli Belediyesi’ne yapılacağını söyledi. Geniş ve modern yaşam alanı 26 bin 877 metrekarelik proje alanının 5 bin 320 metrekaresi iskele alanı, 8 bin metrekaresi park alanı, 11 bin 151 metrekaresi otopark ve yol alanı, 2 bin 136 metrekaresi fuar, piknik ve eğlence alanı, 264 metrekaresi yeşil alan olarak planlandı.
Başkan Pehlivan’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a incir ikramı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:22 Başkan Pehlivan’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a incir ikramı Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ve beraberindeki heyet bir dizi program için Ankara’ya gitti. Ziyaretinin ilk gününde Anıtkabir’i ziyaret eden Başkan Pehlivan, ikinci günde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Bozalan inciri ikram etti. Pehlivan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza daha önce çok beğendiği Bozalan incirini ikram ederek hemşehrilerimizin selamlarını ilettik" dedi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, başkent Ankara’da iki günlük dolu dolu bir programa imza attı. Programa Menemen Belediye Meclis Üyeleri ve AK Parti Menemen İlçe Yönetimi de katıldı. Başkan Aydın Pehlivan ve beraberindeki heyetin ilk adresi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir oldu. Anıtkabir’de heyet ile birlikte aslanlı yoldan yürüyen Başkan Pehlivan, Atatürk’ün mozolesine çiçekler bıraktı. Ziyarete ilişkin açıklamada bulunan Başkan Pehlivan, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğumuz saygı ve minnetle, aziz hatırası önünde milletimiz ve Menemen’imiz için çalışmaya devam edeceğimize söz verdik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Bozalan inciri ikramı Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ve beraberindeki heyetin ikinci gün adresi ise Türkiye Büyük Millet Meclisi oldu. Burada AK Parti Grup Toplantısı’na katılan Başkan Pehlivan ve beraberindeki heyet Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını dinlerken, grup toplantısı sonundaysa salonda ‘Menemen burada, Reisinin yanında’ sloganları yankılandı. TBMM ziyaretinin en özel anları grup toplantısı sonunda yaşandı. Başkan Pehlivan, Türkiye yüzyılının mimarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Menemen’in bereketli topraklarında yetişip özenle kurutulmuş olan Bozalan inciri ikram etti. Başkan Pehlivan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza ilçemizin en özel ürünlerinden birini armağan etmekten dolayı onur duyduk. Menemen’in birbirinden güzel ürünlerini devletimizin en üst kademesine armağan etmek bizim için bir gururdur" ifadelerini kullandı. Başkan Pehlivan’ın son durağıysa AK Parti Genel Merkezi oldu. Pehlivan burada AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, ilçe yönetimi ve belediye meclis üyeleri ile birlikte AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ı ziyaret etti.
İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, korsan taşımacılığa karşı ses yükseltti
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:22 İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, korsan taşımacılığa karşı ses yükseltti İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, korsan taşımacılıkla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması düzenledi. Oda Başkanı Erkan Özkan, "Maalesef gelinen noktada durum çığırından çıkmış, adeta bıçak kemiğe dayanmıştır. Artık sineği öldürmek değil, bataklığı kurutma zamanı gelmiştir. İzmirli taksici esnafı olarak emek hırsızlarına dur diyecek yasal düzenlemelerin meclisten acilen çıkmasını talep ediyoruz" dedi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, Karabağlar’daki merkez binası önünde bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Oda Başkanı Erkan Özkan, merkez ilçelerde görev yapan durak başkanları ve çok sayıda taksici esnafı katıldı. Açıklamalarda bulunan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Yaklaşık 1,5 - 2 yıldan beri Türkiye’deki tüm büyükşehirlerde taksi taşımacılığına alternatif olarak ortaya çıkan korsan illetine, korsan kabusuna karşı Türkiye’deki büyükşehir taksici esnafı büyük bir mücadele vermektedir. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası olarak zaman zaman bu konuda çeşitli girişimlerde bulunuyoruz. Buraya gelen milletvekillerine, siyasi parti temsilcilerine ve Ankara’daki yetkililere dosyalar sunulmuş, korsan taşımacılıkla ilgili yaşadığımız sıkıntılar iletilmiştir. Ancak maalesef gelinen noktada durum çığırından çıkmış, adeta bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu nedenle, konuyla ilgili yasal bir düzenlemenin artık kaçınılmaz hale geldiğini belirtmek istiyoruz. İzmir’den yükselen bu ses, hakkın ve hukukun sesidir. Yasal bir meslek ve yasal bir meslek kuruluşu varken, diğer tarafta kaydı ve denetimi olmayan, kimin çalıştığı belli olmayan araçlarla yapılan taşımacılık hem esnafımızın emeğini sömürmekte hem de ekmeğini çalmaktadır" ifadelerini kullandı. "Taksici esnafı aşağılayıcı şekilde gösterilmektedir" Korsan taşımacılık sorununu sadece ekonomik bir boyut taşımadığını, aynı zamanda toplumsal bir sıkıntıya dönüştüğünü vurgulayan Başkan Özkan, "Son zamanlarda, İzmir’de yaşanan ve tüm Türkiye kamuoyunun gündemine gelen olayda, bir kadın ve teyzesi korsan takside büyük bir mağduriyet yaşamıştır. Bu tür olaylar artık toplum güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Biz, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası olarak, taksici esnafının hakkının ve emeğinin çalınmasına karşı çıkıyoruz. Ne yazık ki bazı malum şirket sahipleri kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla toplumu germekte, korsan taşımacılığın reklamları yasal televizyon kanallarında yayınlanmakta ve taksici esnafı aşağılayıcı şekilde gösterilmektedir. Bu durum, toplumda gerginlik oluşturmakta ve adeta bir çatışma ortamına zemin hazırlamaktadır" diye ekledi. "Artık sineği öldürmek değil, bataklığı kurutma zamanı gelmiştir" Taksicilik mesleğinde Yıllarca emek sarf ederek çalıştıklarını ifade eden Başkan Özkan, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Çocuklarımızı bu meslek sayesinde okuttuk ve büyüttük. Bu mesleğin yok olmasını istemiyoruz. Tüm siyasi partilerin bir araya gelerek mecliste korsan taşımacılıkla ilgili yeni bir yasal düzenleme yapmasını talep ediyoruz. Bu konu parti üstü bir meseledir. Türkiye’de 50 bini aşkın taksici esnafı bulunmaktadır. Tüm partilere sesleniyoruz. Parti farkı gözetmeden acilen bir kanun teklifi hazırlayın. Nasıl ki alkollü yakalanan sürücünün ehliyeti ilk seferde 6 ay süreyle alınıyorsa, korsan taşımacılık yapan kişilerin de ehliyeti aynı şekilde ilk seferde 6 ay, ikinci seferde daha uzun süreyle alınmalıdır. Mevcut yasalarla ve düzenlemelerle bu sorunla mücadele etmek mümkün değildir. Sayın İzmir Valimiz ve Sayın İzmir Emniyet Müdürümüz gerekli özveriyi göstererek denetimler yapmaktadır; ancak artık sineği öldürmek değil, bataklığı kurutma zamanı gelmiştir. Denetimlerle bu sorun çözülememektedir. Bu nedenle, İzmirli taksici esnafı olarak çoluk çocuğumuzun ekmeğini koruyacak, emek hırsızlarına dur diyecek yasal düzenlemelerin meclisten acilen çıkmasını talep ediyoruz."
Başsavcı Yeldan: "Adalet hizmetlerinde hız ve etkinlik sağladık"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:39 Başsavcı Yeldan: "Adalet hizmetlerinde hız ve etkinlik sağladık" İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, 2025 yılında adalet hizmetlerinin hızlandırılması, mağdurların korunması ve kamu düzeninin güçlendirilmesi için kapsamlı adımlar atıldığını söyledi. Yeldan, terörle mücadelede operasyonel sıçrama yaşandığını, çevre ve hayvan haklarına ilişkin yeni büroların etkin şekilde çalıştığını vurguladı. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, 2025 yılı boyunca adalet hizmetlerinin hızlandırılması, mağdurların korunması, kamu düzeninin tesisi ve toplum güvenliğinin sağlanması amacıyla kapsamlı ve kararlı adımlar attıklarını söyledi. İzmir Adliyesi’nde düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla bir araya gelen Başsavcı Yeldan, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Hedeflerinin suçla mücadelenin her alanında etkinliği artırmak, adalete erişimi hızlandırmak ve mağdurların korunmasına yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmek olduğunu belirten Yeldan, adalet hizmetlerinin mesai saatleri dışında da aksamadan sürdüğünü ifade etti. Mesai saatleri dışında 9 cumhuriyet savcısının nöbetçi olarak görev yaptığını aktaran Yeldan, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu’nca yürütülen çalışmalarda 1 Ocak-15 Ekim 2025 tarihleri arasında açılan 11 bin 504 soruşturmanın 8 bin 801’inin sonuçlandırıldığını, 627 şüphelinin tutuklandığını bildirdi. Terörle mücadelede 2024 yılına göre operasyonel bir sıçrama yaşandığını vurgulayan Yeldan, gözaltı sayısının 581’den bin 666’ya, adliyeye sevk edilen şüpheli sayısının 570’ten bin 193’e, tutuklanan kişi sayısının ise 170’ten 518’e yükseldiğini kaydetti. Yeldan, ilk defa kurulan Çevre, İmar, Orman ve Hayvanlara Yönelik Suçlar Bürosu tarafından açılan bin 314 dosyadan 986’sının sonuçlandırıldığını belirterek şunları söyledi: "İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olarak 2025 yılı boyunca adalet hizmetlerinin hızlandırılması, mağdurların korunması, kamu düzeninin tesisi ve toplum güvenliğinin sağlanması amacıyla kapsamlı ve kararlı adımlar atılmıştır. Yeni uygulamalarla soruşturma süreçlerinde hız ve etkinlik sağlanmış, koruyucu ve önleyici yaklaşımlar güçlendirilmiş, suçla mücadelede tavizsiz bir strateji izlenmiştir. Amacımız yalnızca suçluların cezalandırılması değil, suçun önlenmesi, mağdurun korunması ve toplumun adalete olan inancının pekişmesidir."
Konak Belediyesine ihaleye fesat karıştırma operasyonu: 4 gözaltı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:35 Konak Belediyesine ihaleye fesat karıştırma operasyonu: 4 gözaltı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Konak Belediyesi’nin AB destekli proje ihalesinde usulsüzlük iddialarına ilişkin düzenlenen operasyonda İzmir’de 4 kişi gözaltına alındı, Erzincan’da 1 kişinin yakalanması için çalışmalar sürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İZ-TARIM’da yapım ihalesinde usulsüzlük olduğuna dair İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının tevdi raporu ve Konak Belediyesi’nde Avrupa Birliği destekli SPACE (Farkındalık, İklim ve Çevre İçin Stratejik Ortaklık) projesi kapsamında gerçekleştirilen hizmet ihalesinde usulsüzlük yapıldığı yönündeki bir belediye çalışanının şikayeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince sabah saatlerinde İzmir ve Erzincan’da eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonlarda, aralarında Konak Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Kamuran B.K.’nin de bulunduğu 4 kişi gözaltına alındı. Erzincan’da hakkında gözaltı kararı bulunan 1 kişinin ise firari olduğu, yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Belediyeden yapılan açıklamada ise, 2024 yılında AR-GE (Dış İlişkiler) Müdürlüğü tarafından pazarlık usulüyle gerçekleştirilen ve toplam bedeli 1 milyon 580 bin 650 TL olan hizmet alımıyla ilgili iç denetim sonucunda, sözleşmedeki bazı kalemlerde 177 bin 984 TL tutarında fazla ödeme tespit edildiği, bu tutarın ilgili personelden faiziyle birlikte tahsil edildiği bildirildi. Konak Belediyesi’nde açıklama Konak Belediyesi Tarafından yapılan açıklamada, "İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 5 Kasım günü Belediyemizde görev yapan 3 çalışanımız hakkında gözaltı işlemi gerçekleştirilmiştir. Kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuz çerçevesinde aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür. Söz konusu soruşturma, Belediyemiz AR-GE (Dış İlişkiler) Müdürlüğü tarafından 2024 yılı Ağustos ayında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/F maddesi kapsamında pazarlık usulü ile ihalesi yapılmış olan, toplam 1 milyon 580 bin 650 TL bedelli bir Hizmet Alım İşine ilişkindir. Belediye Başkanlığımızın talimatıyla İç Denetim Birimimizce kapsamlı bir inceleme başlatılmış olup, yapılan denetim sonucunda sözleşmedeki bazı kalemlerde maddi hatalar bulunduğu 17.06.2025 tarihli inceleme raporu ile tespit edilmiştir. İç denetim raporu doğrultusunda maddi hata kaynaklı olarak 177 bin 984 TL tutarındaki fazla ödeme, 27 Haziran 2025 tarihinde ilgili personellerden faizi ile birlikte tahsil edilmiş. Soruşturma adli makamlarca yürütülmekte olup, sürecin her aşaması Belediyemiz Hukuk İşleri Müdürlüğümüz ve Teftiş Kurulu Başkanlığımızca yakından takip edilmektedir. Belediyemiz, hukukun üstünlüğü ve adalet ilkesi çerçevesinde sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi için adli makamlara gerekli tüm desteği vermektedir" ifadelerine yer verildi.