SAĞLIK - 06 Kasım 2025 Perşembe 10:08

Sivaslı genç kadın şifayı İzmir’de buldu: "Artık korkmadan yaşıyorum"

A
A
A
Sivaslı genç kadın şifayı İzmir’de buldu: "Artık korkmadan yaşıyorum"

Sivas’ta yaşayan 28 yaşındaki Reyhan Yiğitsoy, 4 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık sonucu trigeminal nevralji tanısı aldı. Yıllarca ilaç ve çeşitli tedavi yöntemleri deneyerek hastalığıyla mücadele eden Reyhan Yiğitsoy, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un yaptığı başarılı operasyon sayesinde sağlığına kavuştu. Reyhan Yiğitsoy, "Şu an çok iyiyim korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey" dedi.


Sivas’ta yaşayan 28 yaşındaki Reyhan Yiğitsoy’un, 2021 yılında yaşadığı sağlık sorunuyla hayatı değişti. Bir sabah uyandığında yüzünün sol tarafında ani bir çekme hissi ile uyandığını aktaran Reyhan Yiğitsoy, "Görünürde bir şey yoktu ancak felç geçirdiğim endişesiyle hemen bir nöroloji polikliniğine başvurdum. Orada yapılan tetkikler sonucu da trigeminal nevralji tanısı aldım" dedi. Reyhan Yiğitsoy, "Çeşitli ilaç tedavileri uygulandı. Ancak buna rağmen ağrılarımın şiddeti arttı. İki kez radyofrekans yapıldı ama fayda sağlamadı. İlaç tedavilerine sürekli eklemeler, çıkarmalar oldu. Kullandığım ilaçlardan ve şiddetli atak geçirmelerden sonra çenem kitlendi ve artrosentez yaptırmam gerekti. Uzun bir dönem gece plağı kullanmak zorunda kaldım. İlaçlara rağmen ağrılarım geçmeyince bir algoloğa başvurdum. Algolog tek şansımın ameliyat olduğunu ve başka türlü tedavi olamayacağımı söyledi" diyerek, tedavi sürecinde yaşadıklarını paylaştı. Tedavilerinden bir sonuç alamayan ve de hastalığıyla bir şekilde yaşamaya çalışan Reyhan Yiğitsoy, tatil için kız kardeşinin yanına geldiğinde geçirdiği atak tedaviye ulaşmasını sağladı.



Yapay zekadan araştırdılar


Kız kardeşinin yanında geçirdiği atak sonucunda kardeşinin, hastalığına çare bulmak için araştırma yapma ihtiyacı hissettiğini ve bu nedenle ilk iş olarak yapay zekadan faydalandığını aktaran Reyhan Yiğitsoy, "Ben hastalığı kabullendiğim için ekstra bir araştırmaya girmemiştim. Ancak kız kardeşim yapay zeka üzerinden ‘Bu alanda en iyi hekim kimdir?’ diye bir araştırma yaptığında ilk sırada Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’u görmüş. Bunun üzerine Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ile iletişime geçtik. Ertesi gün de hastaneye geldik. Sonrasında ameliyat için uygun olup olmadığıma bakıldı. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ameliyat için uygun olduğumu söyledi. Bir ay sonra da ameliyat oldum" sözlerini kaydetti.



Korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey


Hastalığı nedeniyle günde 4-5 kere atak geçirdiğini, çenesinin kitlendiğini ve yemek yerken, duş alırken atak geçirme endişesi yaşadığını paylaşan Reyhan Yiğitsoy, "Şu an çok iyiyim. Korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey... Çünkü hastalık nedeniyle günlük hayatımda, sosyal hayatımda tamamen bitmişti. Yemek yemeğe bile korkuyordum. Düzgün bir şekilde uyuyamıyordum. Korkmadan yaşayabilmenin ne demek olduğunu, Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun sayesinde yeniden hatırladım. Kendisine teşekkür ederim" sözlerini kaydetti.



Yüzünüzü yıkarken bile tetiklenebilir


Trigeminal nevralji hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Trigeminal nevralji, kafa ve yüz bölgesine uyarı götüren sinirlerden biri olan Trigeminal (5. Sinir) sinirin herhangi bir sebeple etkilenmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Toplumda ‘delirten hastalık’ veya ‘intihar hastalığı’ olarak bilinir. Beyincik damarlarının bu sinire basısı ile ortaya çıkan bu hastalıkta, üst ve alt çene, yanak ve göz bölgesinde ağrı şikayetleri oluşturabilir. Yüz yıkama, diş fırçalama, yemek yeme veya traş olma gibi faaliyetler ağrının tetiklenmesine neden olabilir. Çoğu hasta bu nedenle ilk olarak diş hekimine başvurur" dedi. Trigeminal nevralji hastalığının tedavisinin ilk olarak ilaçla başladığını belirten Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun sözlerini şöyle tamamladı: "Uzun süre ilaç tedavisi fayda sağlayabilir. İlaç tedavisinin işe yaramadığı durumlarda; radyofrekans ile siniri düşük ısıda yakma, Gama Knife Işın, gliserol enjeksiyon ve cerrahi tedavi seçenekleri de bulunmaktadır. Bu yöntemler içinde cerrahi tedavi ilaç tedavisinden sonra en etkin ve en kalıcı tedavi yöntemidir. Başarı oranı yüzde 90’ların üzerindedir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan kadını vatandaşlar kurtardı: O anlar kamerada Kastamonu’da sokak köpekleri, önce okula gitmek isteyen öğrencilere, daha sonra da yol kenarında bekleyen bir kadına saldırdı. Kadının sokak köpeklerinden kurtarıldığı anlar ise saniye saniye kameraya yansıdı. Olay, Budamış Mahallesi’nde bulunan Doğakent Sitesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokak köpekleri sabah saatlerinde okula gitmek isteyen öğrencilere saldırdı. Çevredeki vatandaşların bağırmasından korkan köpekler, kaçarak uzaklaştı. Bir süre sonra tekrar site içerisine gelen sokak köpekleri, yol kenarında bekleyen kadına saldırmaya çalıştı. Çantasını sallayarak köpeklerden korunmaya çalışan kadın, çevredeki vatandaşların yardımıyla yara almadan kurtuldu. Sokak köpeklerinin kadına saldırdığı anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde köpeklerin yol kenarında bekleyen kadına doğru koştuğu ve daha sonra saldırdığı görülüyor. Kadın çantasıyla kendisini korumaya çalışıyor. Daha sonra yere düşen kadın, bir vatandaşın bağırması ve bir vatandaşın da otomobili köpeklerin üzerine sürmesiyle kurtuluyor. "Arabamla köpeklerin üzerine sürdüm ama köpekler arabaya da saldırdı" Sitede ikamet eden Faruk Fettahoğlu, "Köpeklerin kadın ve çocuklara çok şiddetli bir şekilde bir saldırı, bir tehlike ortamı oluştu. Mümkün olduğunca biz de müdahale etmeye çalıştık ama bayağı tehlike arz eden bir durum oldu. Özellikle kadınlar ve çocuklar sabahları eziyet çekiyor. Hatta köpekler saldırırken videolarını falan da çektik. Hemen buradaki çeşmenin önünde bir kadına saldırdılar. Ben de arabamla köpeklerin üzerine doğru gittim ama arabanın üzerine doğru da saldırıda bulundular. Sürekli tehlike arz ediyor. Bir an önce bunların toplatılması gerekiyor. Yoksa burada çok kişinin canı yanacak. Hem sağlık açısından hem çocukların travmaları açısından sıkıntılı bir durum" dedi. "Köpekler insana saldırıyorlar, buna bir çözüm bulsalar iyi olacak" Sitede yaşayan Mustafa Eskicioğlu ise, "Sabah 5-6 tane köpek öğrenciye saldırdılar. Camları açıp bağırdık, köpekleri o şekilde uzaklaştırabildik. Çeşmenin yanında da bir kadın vardı, köpekler kadına sardı. Allah’tan kadının yakınında da bir adam vardı, kadını da adam kurtardı. Köpeklerden çok korktuk. Çocuklara saldırıyorlar. Sitenin kapısının önünde bir kadın ile öğrenci korkudan dışarı çıkamadı. Bağırınca da kaçmıyorlar. Oradan bir taksici geldi, kadın ile öğrenciyi taksiye aldı. Köpekler insana saldırıyorlar. Buna bir çözüm bulsalar iyi olacak" diye konuştu.
Düzce Ata tohumundan hibritlere Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ile Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) öncülüğünde hayata geçirilen Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında düzenlenen buluşmalara bir yenisi daha eklendi. "Ata Tohumu: Miras mı Bilim mi?" başlıklı Bilim Kafe programı, Bostanlık Köyü’nde köy halkının yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumsal katkı misyonu doğrultusunda Bilim Kafe etkinliklerinin düzenli olarak gerçekleştirildiğini ifade etti. Tarım ve ata tohumu gibi doğrudan üreticileri ilgilendiren konuların bilimsel bir perspektifle ele alınmasının büyük önem taşıdığını belirten Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, "Bilim Kafe etkinlikleriyle vatandaşlarımızın sorularına doğrudan yanıt bulabilecekleri bir paylaşım ortamı oluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Ata tohumundan hibritlere Ata tohumu, standart tohum ve hibrit tohum kavramlarına açıklık getirerek konuşmasına başlayan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, ata tohumlarının, tarımın başladığı dönemlerden itibaren nesilden nesile aktarılan, gözlem ve seçilim yoluyla korunmuş kadim bir miras olduğunu ifade etti. Standart tohumların belirli özellikleri sabitlenmiş ve standardize edilmiş çeşitler olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, hibrit tohumların ise iki üstün özelliğin tek bir bitkide birleştirilmesiyle elde edildiğini dile getirdi. "Atalarımız yüzyıllar boyunca aslında bir ıslah çalışması yürüttüler" Atalarımızın yüzyıllar boyunca en verimli ve kaliteli bitkileri seçerek sürdürdükleri üretim pratiğinin bir çeşit doğal seleksiyon ve ıslah süreci olduğunu belirten Öğretim Üyesi, modern tarımda da seleksiyonun hala temel yöntemlerden biri olduğunu kaydetti. Konuşmasında artan dünya nüfusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, küresel ölçekte gıda üretiminin artırılmasının zorunluluğuna dikkat çekerek, hibrit tohumlar ve modern üretim teknikleri sayesinde 1 tona kadar çıkabildiğini belirtti. "Toprak sağlığı, sürdürülebilir üretimin anahtarı" Sürdürülebilir üretimin temelinde sağlıklı toprak bulunduğunu belirterek, topraktaki organik madde miktarının artırılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Can, ahır gübresi, yeşil gübreleme ve hümik asit uygulamalarının toprak yapısını iyileştirmede önemli araçlar olduğunu kaydetti. Bazı kimyasal gübrelerin içerdiği dolgu maddelerinin uzun vadede toprağa zarar verebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, bilinçli ve dengeli gübreleme yapılması gerektiğini vurguladı. Bilim ile toplum arasında güçlü bir köprü Köy halkının yoğun ilgisi ve aktif katılımıyla gerçekleşen programda, vatandaşlar merak ettikleri soruları Öğretim Üyesine yöneltme fırsatı buldu. Bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve tarımsal üretime ilişkin güncel konuların yerinde konuşulması açısından önemli bir buluşma olan "Ata Tohumu: Miras mı Bilim mi?" başlıklı Bilim Kafe buluşması, teşekkür belgesi takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.