Yerel Haberler
İzmir
Aynı taksi durağında ikinci acı 10 Mart 2026 Salı - 13:05:17 İzmir’in Konak ilçesinde taksi şoförü Deniz Örer (52), dün gece aracına aldığı yolcu tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Cinayete kurban giden evli ve bir çocuk babası taksicinin, 2024 yılında aynı akıbete uğrayan meslektaşı Oğuz Erge (44) ile aynı durakta çalıştığı ortaya çıktı. Olay, dün gece saat 23.00 sıralarında Konak Hurşidiye Mahallesi 1308 sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, D.M. (24) adlı şüpheli, Deniz Örer’in (52) kullandığı ticari taksiye bindi. Yolculuk sırasında şoför ile yolcu arasında ücret konusunda tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine D.M., yanındaki tabancayla taksi şoförü Örer’e ateş etti. Başından ve vücudunun çeşitli yerlerinden vurulan Örer, ağır yaralandı. Şüpheli D.M., Örer’i araçtan indirip taksinin direksiyonuna geçerek kaçtı. Şüpheli bir süre sonra aracı terk edip yaya olarak uzaklaştı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, taksi şoförünün olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Örer’in cansız bedeni İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Şüpheli D.M., polis ekiplerinin çalışması sonucu suç aleti tabancayla birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Aynı durakta ikinci acı Öldürülen taksi şoförü Deniz Örer’in, 31 Ocak 2024 tarihinde Gaziemir ilçesinde aracına aldığı yolcu Delil Aysal (21) tarafından vurularak öldürülen Oğuz Erge (44) ile aynı durakta çalıştığı öğrenildi. Kahramanlar Taksi Durağı esnafı, yaşanan bu olayla birlikte ikinci kez meslektaşlarını kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı. Evli ve bir çocuk babası olan Örer’in, Bucaspor’da futbol oynayan oğlu için mücadele ettiği ve emekli olmasına rağmen çalışmaya devam ettiği belirtildi. Kuzeni, tehlike nedeniyle taksiciliği bırakmış İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi işlemleri süren yakınlarını bekleyen Deniz Örer’in kuzeni Nahit Örer, "Çok üzgünüz. Bu işlerin suyu çıkmış. Zamanında benim de taksim vardı. Diyoruz ki arkaya bir şey yapsınlar, şoförle müşteri muhatap olmasın. Bütün dünyada öyle ama Türkiye’ye gelince bu işler düzelmiyor. 50 yaşında kuzenim gitti. Ben 2002’de sattım taksiyi. Demek ki bu işler bizim işimiz değil dedim. Satma sebebim o. Ama yeğenim ister istemez bu işi yaptı. Cenazeyi almaya geldik. Allah sabır versin hepimize. Kardeşimiz oğlu için mücadele eden bir arkadaşımızdı. Oğlu da Bucaspor’da futbolcu. Hayatını çocuğuna adamıştı. Bizim işin fıtratında var bu risk. Gecemiz çok kötü geçiyor. Saat 11.00 12.00’den sonra artık ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Psikopatı biniyor, serserisi biniyor, uyuşturucu kullananı biniyor" dedi. Aracı gasp edip kaçtı Deniz Örer’in taksi durağındaki bir mesai arkadaşı, "Gece aldık haberi. Anons ettik. Önce bir ulaşamadık çocuğa. Tersinden onu anons ettik Deniz’e. Ulaşamayınca ondan sonra araç sahibinden kötü haber geldi. Normal bir insan bunu yapmaz. Bu kafayla yapamaz. Ondan sonra çıkartıyor, ateş ediyor, başından vuruyor. Ölüyor çocuk orada. Deniz’i indiriyor arabadan aşağı. Arabayı alıyor. Bu sefer kaçıyor, ticari taksiyle gidiyor" ifadelerini kullandı. Emekli olmasına rağmen çalışıyordu Başka bir mesai arkadaşı ise, "Çok iyi, efendi, tertemiz bir insandı. İçkisi yok, uyuşturucuyla bir ilgisi yok. Çok üzüntülüyüz. Daha önce de bir arkadaşımızı Buca tarafında kaybettik. Bu ikinci oluyor. Buna nasıl bir çare bulunur bilmiyorum. Düzgün bir insan ama emekli olduğu halde çalışmak zorunda. Gayet düzgün bir arkadaşımız. Bir can güvenliğimiz yok. Binen müşteriyi seçiyoruz ama bazen de boşta bulunuluyor. Söylenecek bir şey yok" diye konuştu. Olayla ilgili şüphelinin ifade işlemleri sürerken, Deniz Örer’in yarın Bayraklı ilçesinde cenaze namazının ardından toprağa verilmesi bekleniyor.
10 Mart 2026 Salı - 12:38 İzmir’de fahiş fiyat uygulayanlara 9 milyon 500 bin lira ceza İzmir’de yılın 2 ayında yapılan denetimlerde fahiş fiyat uygulayan iş yerlerine toplam 9 milyon 500 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticaret Bakanlığı’nın Ramazan ayı boyunca tüketicilerin ve vatandaşların haksız fiyat artışı, stokçuluk ve fiyat etiketi konularında mağduriyet yaşamamaları için 81 ildeki denetimleri aralıksız devam ediyor. İzmir’de de günde ortalama 8 ilçede 10 ekiple her gün düzenli bir şekilde haksız fiyat artışı, fiyat etiketi ve iç ticarete ilişkin tüm mevzuat uyarınca yaygın ve yoğun denetim gerçekleştiriliyor. Tüketicilerin ekonomik çıkarlarını engelleyecek ve fahiş fiyata konu olabilecek eylemlerden dolayı herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmaması adına gerek temel gıda ürünleri gerekse hızlı tüketim malları olmak üzere birçok sektör yakından izleniyor ve denetleniyor. Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerince ürünlerin fiyatlarına haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen işletmeler bakanlığa bildiriliyor ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca bu işletmelere her bir aykırı eylemi için 1 milyon 806 bin 177 TL’ye varan idari para cezası uygulanıyor. Kentte faaliyet gösteren market, kafeterya, fırın, lokanta ve tüm perakende işletmeler fiyat etiketi mevzuatı kapsamında da aralıksız denetleniyor. Mevzuata aykırılık tespit edilen işletmelere her bir aykırılık için 3 bin 973 TL idari yaptırım uygulanıyor. Yılın ilk 2 ayında 3 bin 500 işletme denetlendi İzmir’de ocak ve şubat aylarında 3 bin 500’ün üzerinde işletmenin yaklaşık 575 bin ürünü haksız fiyat ve fiyat etiketi mevzuatı kapsamında denetlenirken, yaklaşık 9 milyon 500 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticaret İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Gerek vatandaşlarımızın huzur ve refahı için gerekse mevzuata uygun bir biçimde ticari faaliyetlerine devam eden işletmelerimizi haksız rekabetten korumak için denetimlerimize aralıksız devam edilmektedir" denildi.
10 Mart 2026 Salı - 11:12 İş kadını Leyla Alaton İzmirli kadınlarla buluştu İzmir Ticaret Odası’nda iş kadınlarına seslenen Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, kadınların daha yukardaki mevkilerde görev alması gerektiğini belirterek, "Türk kadını uyandı. Pandora’nın kutusu açıldı. Artık geriye dönüş yok" dedi. İzmir Ticaret Odası tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen "İş Yaşamı ve Kadın" konulu söyleşi; Alarko Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton’un katılımı ve Gazeteci Banu Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşti. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice İmer’in açılış konuşmalarıyla başlayan etkinliğe; İzmir Milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı ve Seda Kaya Ösen, Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı, İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, yönetim kurulu başkan yardımcıları ve üyeleri, her yaştan İzmirli kadınlar katıldı. Özgener: "Kadının güçlenmesi toplumun güçlenmesidir" Konuşmasında İzmir’in tarih boyunca kadınların sosyal ve ekonomik hayatta güçlü olduğu bir şehir olduğuna dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Cumhuriyet’in aydınlık yüzünü taşıyan bu kent, kadın girişimciliğinde ve kadın istihdamında her zaman öncü olma iddiasını sürdürdü. Bizler de İzmir iş dünyası olarak; kadın girişimciliğini desteklemeyi, kadın istihdamını artırmayı, genç kızlarımızın eğitim ve kariyer yolculuklarında yanlarında olmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kadının güçlenmesi yalnızca bireysel bir başarı değildir. Kadının güçlenmesi; ailenin güçlenmesidir. Toplumun güçlenmesidir. Ekonominin güçlenmesidir" dedi. 8 Mart farkındalık günüdür Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: "8 Mart, yalnızca bir kutlama günü değil, eşitliğin, fırsatlara erişimin, temsil gücünün ve adaletin yeniden hatırlatıldığı güçlü bir farkındalık günüdür. Kadınların hayatın her alanında daha görünür, daha etkili ve daha karar verici konumda olması gerektiğini hatırladığımız bir gündür. İş dünyasında kadın varlığı arttıkça yalnızca şirketler değil, toplum da güçleniyor. Kadınların yönetim kademelerinde yer aldığı kurumların sürdürülebilirlik, şeffaflık ve sosyal duyarlılıkta fark yarattığını görüyoruz. Tam da bu nedenle bugün aramızda bulunan Sayın Leyla Alaton’un hayat yolculuğu bizler için çok kıymetli. Sayın Alaton; cesaretiyle, bağımsız duruşuyla ve üretkenliğiyle Türkiye’de kadın liderliğinin sembol isimlerinden biri. Kendisi yalnızca bir iş kadını değil; aynı zamanda fikir üreten, sınırları zorlayan, genç kadınlara ilham veren bir rol model. Bugün burada kendisini dinleyecek olmanın; özellikle genç kadınlarımız için çok değerli bir fırsat olduğuna inanıyorum" İmer: "Bu toplantı bir sorumluluk çağrısı" Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice İmer ise, "Bugün burada iş yaşamında kadınların yerini, emeğini ve liderliğini konuşmak üzere bir aradayız. Bu toplantı yalnızca bir değerlendirme değil; aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Kadınlar çalışıyor, üretiyor, yönetiyor. Ama hâlâ eşit ücret için, eşit temsil için, karar masalarında hak ettikleri yer için mücadele ediyorlar. Bu bir yetkinlik meselesi değil; bir sistem meselesidir. Eşitlik beklenmez. İnşa edilir. Ve bu inşa, cesaretle başlar. Bizim dönem mottomuz bunu hatırlatıyor: "Köklerimiz Gücümüz, Kadınlar Umudumuz." Köklerimizden aldığımız güçle, kadınların potansiyelini sınırlayan görünmez engelleri kaldırmak zorundayız. Çünkü kadınların ekonomik güçlenmesi, toplumun güçlenmesidir. Bugün burada atacağımız her adım, yarının daha adil iş dünyasını şekillendirecek. Ve biz, sadece konuşan değil, dönüştüren tarafta olacağız" dedi. Alaton: "Kadınlar yönetimlerde daha etkin olmalı" Açılış konuşmalarının ardından Gazeteci Banu Şen’in sorularını yanıtlayan İş Kadını Leyla Alaton, "İzmir’de çok sayıda girişimci, sanayici, yurtdışından dönmüş kadın var. Girişimci olmak doğurmaktır. Bunların çoğalmasını ve bayrağı başka yerlere götürmesini diliyorum" dedi. Kadınların yönetimlerde daha etkin olması gerektiğini savunan Alaton, "Alarko Holding’in toplantısını yapıyorduk. Yönetimde kadınların oranının dört kişide iki kişi olmalıydı. Altta hamallığı kadınlar yapıyor. Önemli olan karar mekanizmasında yer almalarıdır. ‘Sizin şu anda yaptığı görevi bir kadının yapamayacağını düşünen var mı?’ diye sordum. Bir parmak bile kalkmadı. Bu mevkilere, bu koltuklara kendimizi layık görmeliyiz. Ben de 40 sene oldu, yeni uyandım. Başkaldırmadığım senelerin verdiği şeyle daha güçlü konuşuyorum. Daha yukarılara oynamalıydım ya da daha fazlasını istemeliydim. Kadınlarda güven eksikliği var. İnşallah yeni nesilde bu olmayacak diye düşünüyorum" dedi. Kadınların sektörlerinde dernekleşmesi gerektiğini vurgulayan Alaton, mevcut kadın derneklerinin de birlikte hareket etmesini önerdi. "Savaşçı bir ruhum var" Kadınlara da önerilerde bulunan Leyla Alaton, şunları söyledi: "Ne kadar az şeyle ne kadar mutlu olduğunu bildiğim için daha dik durabiliyorum. Savaşçı bir ruhum var. Babama benziyorum biraz. Armut dibine düşüyor. Rol modeller önemli. Kıskanılacak bir şey varsa Üzeyir ve İshak beyle yakın çalışma imkanı bulmamdır. Tsunami de gelse bina yerinde duruyor. O manevi değerlere önem vermek faydalı ve kurtarıcı. Miras problemi kadar iğrenç bir şey olamaz. Neredeyse bir şey bırakmasalar daha iyi olacak. O kadar üzücü şeyler ki bunlar. Değerlerin de yok olmasına neden oluyor. Ayrılırken çıkış planı çok önemli. Evlilik ön anlaşması gibi. Onu oturup medeni şekilde konuşmalısınız. Bunu yaparsan ya o an ayrılırsın ya da hiç ayrılmazsın." Söyleşinin ardından, İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu’nda Ressam Haydar Ekinek’in "Barışın Kadınları" adlı resim sergisinin açılış töreni gerçekleştirildi.
10 Mart 2026 Salı - 11:11 Bornova’da metro hattında raylar yenileniyor İzmir Metrosu’nda güvenliği artırmak amacıyla Evka 3 ile Ege Üniversitesi İstasyonları arasında ray değişim çalışması yapılacak. 14 Mart’ta başlayacak ve dört gün sürecek çalışmalar kapsamında son istasyon Bornova olacak. Ege Üniversitesi ve Evka-3’e ulaşım ESHOT takviyesiyle sağlanacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, güvenli, konforlu ve sürdürülebilir ulaşım hedefi doğrultusunda kent genelindeki çalışmalarını sürdürüyor. İzmir Metrosu’nun Evka-3-Narlıdere Kaymakamlık hattında bakım, onarım ve yenileme çalışmaları kapsamında Fahrettin Altay İstasyonu’nda makas sistemlerini yenileyen Büyükşehir Belediyesi, bu kez Evka 3 ile Ege Üniversitesi İstasyonları arasında ray değişim çalışması yapacak. 14 Mart 2026 tarihinde başlayacak çalışmalar kapsamında 576 metre ray değişecek. Dört gün sürmesi planlanan çalışmalar süresince son istasyon Bornova olacak. Ege Üniversitesi ve Evka-3’e ulaşım ESHOT desteğiyle sağlanacak. Ray değişim çalışmalarının önemi Raylı sistemlerde raylar; trenlerin güvenli ve kontrollü şekilde hareketini sağlayan, işletme esnekliği ve sefer sürekliliği açısından kritik öneme sahip demiryolu elemanları. Yoğun işletme şartları, yüksek dinamik yükler ve çevresel etkenler nedeniyle demiryolu raylarında zamanla yıpranma ve performans kaybı oluşabiliyor. Gerekli müdahalelerin zamanında yapılmaması durumunda; arıza risklerinin artması, hız kısıtlarının uygulanması ve işletme güvenliğini olumsuz etkileyebilecek aksaklıkların yaşanması söz konusu olabiliyor. Planlanan demiryolu ray değişim çalışmasıyla; işletme güvenliğinin en üst düzeyde korunması, arıza ve beklenmedik sefer aksaklıklarının önlenmesi, hat performansı ile uzun vadeli işletme sürekliliğinin sağlanması ve bakım-onarım maliyetlerinin uzun vadede azaltılması hedefleniyor.
Ege Üniversitesi uluslararası arenadaki yükselişini sürdürüyor
30 Eylül 2025 Salı - 10:04 Ege Üniversitesi uluslararası arenadaki yükselişini sürdürüyor Ege Üniversitesi, bilimsel performansı ve başarılarıyla dünyada adından söz ettirmeye devam ediyor. Ege, uluslararası üniversite sıralamaları yapan önemli kuruluşlardan Rusya merkezli Round University Ranking (RUR) tarafından açıklanan 2025 yılı alan sıralamalarında uluslararası düzeyde başarısını sürdürdü. EÜ, pek çok alanda dünyada ilk 500’e girerken özellikle Diş Hekimliği alanında 166’ncı sırada yer alarak büyük bir başarı elde etti. Sıralamayı değerlendiren EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Dünyanın saygın sıralama kuruluşlarından olan RUR, 2025 yılı alan sıralamasını açıkladı. Sıralamada; öğretim, araştırma, uluslararası çeşitlilik ve finansal sürdürülebilirlik gibi dört temel boyutta 20 göstergeye dayanarak 700 üniversitenin etkinliğini değerlendiriliyor. Üniversitemiz, Diş Hekimliği alanında 166. sırayı alarak dünyada ilk 200 üniversite arasına girme başarısı gösterdi. Yine; Biyokimya, Genetik ve Moleküler Biyoloji, Çevre Bilimi, Farmakoloji, Toksikoloji, Eczacılık, Veterinerlik alanlarında dünyada ilk 500, Tıp alanında ise dünyada ilk 1000 üniversiteden birisi olmayı başardık. Tam akredite, sağlık temalı, milli yenilik ödüllü bir araştırma üniversitesi olarak uluslararası arenada üniversitemizi üst sıralara taşımaya devam edeceğiz. Ege Üniversitesi olarak, bu ve benzer sıralamalarda daha da yükselmek için, gelişmeye açık yönlerimizi iyileştirip, uluslararasılaşma potansiyelimizi daha da artıracak çalışmalara öncelik vereceğiz. Yakaladığımız bu başarıda emeği geçen tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. RUR 2025 yılı alan sıralamalarında Ege Üniversitesi; Diş Hekimliği alanında dünya sıralamasında 166’ncı, devlet üniversiteleri arasında üçüncü, Tıp alanında dünya sıralamasında 690’ıncı, devlet üniversiteleri arasında dördüncü, Biyokimya, Genetik ve Moleküler Biyoloji alanında dünyada 465’inci, devlet üniversiteleri arasında beşinci, Çevre Bilimi alanında dünya sıralamasında 587’nci, devlet üniversiteleri arasında altıncı, Farmakoloji, Toksikoloji, Eczacılık alanında dünya sıralamasında 446’ncı devlet üniversiteleri arasında yedinci, Veterinerlik alanında ise dünyada 443’üncü, devlet üniversiteleri arasında 7.’nci sırada yer aldı.
Türkiye’nin şampiyon atları Menemen’de yarıştı
30 Eylül 2025 Salı - 09:56 Türkiye’nin şampiyon atları Menemen’de yarıştı Menemen’de 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları şölen havasında yapıldı. 184 rahvan atın piste çıktığı yarışlar, Türkiye’nin dört bir yanından atçılığa gönül verenleri Menemen’de buluşturdu. Alana rahvan at üzerinde vatandaşları selamlayarak gelen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Menemen bir yandan modern projelerle geleceğe yürürken, diğer yandan asırlık gelenekleriyle köklerine bağlı bir kenttir. Gelecek yıl rahvan at yarışlarımızı uluslararası düzeyde yapacağız" dedi. Türkiye’nin en iyi rahvan atları, Menemen’de görsel bir şölen oluşturdu. Menemen 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları, Seyrek Arena’da gerçekleştirildi. Yarışlarda en büyük baş kategorisindeki yarışa bir vefa örneği olarak kısa süre önce vefat eden Seyrekli rahvan atçılardan Dedeoğlu Kasap Ali olarak tanınan Alaattin Özeren’in adı verildi. Yarışları Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, MHP Bursa İl Başkanvekili Ferhat Daysalı,Rahvan Atlı Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Başkanvekili Zeki Genellioğlu, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz ve Menemen protokolü de tribünden takip etti. Bu yıl rekor bir katılımla tam 184 atın ve binicisinin kıyasıya yarışına sahne olan 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları, Türkiye’nin dört bir tarafından ata ve rahvan atçılığa gönül verenleri buluştururken, Menemen’in birçok farklı noktasından düzenlenen ring seferlerle birlikte Menemenlilerin de yoğun ilgisine sahne oldu. Mehteran ve zeybek gösterisiyle coşkunun doruğa ulaştığı yarışlarda, Başkan Pehlivan da geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi geleneği bozmadı ve yarış alanına elinde Türk Bayrağı ile at üstünde girdi. "Geleneklerimize bağlıyız" Yarışlar nedeniyle bir konuşma yapan Başkan Pehlivan, atçılığın Türk kültürü açısından önemine değindi. Başkan Pehlivan, "Tarih boyunca nice başarıya imza atmış milletimiz, atları evcilleştiren ilk millettir. Asya’dan Avrupa’ya kadar kıtalar boyunca süren akınlarımızda ve zaferlerimizde en büyük yoldaşımız atlarımız olmuştur.Menemen Belediyesi olarak bizler, bilime, sanayiye, teknolojiye ve yeniliklere ne kadar destek oluyorsak, geleneklerimize de bir o kadar bağlıyız. Kültürümüzü korumak ve yeni nesillere aktarmak, bizim için çok önemli bir vazifedir. Bu sebeple Menemen Geleneksel Rahvan At Yarışları’nı göreve geldiğimden beri her yıl sürdürmekten ve sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum, gurur duyuyorum." dedi. Başkan Pehlivan’dan 3 müjde birden Konuşmasında Menemen’de yeni açılacak 3 tesisin müjdesini de veren Başkan Aydın Pehlivan, "Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında 28 Ekim günü, Kurtuluş Savaşı Müzemizi büyük bir coşkuyla açıyoruz. Kasım ayında Kent Gözü projemizi hayata geçiriyoruz. Yine Kasım ayında, büyük beğeni gören kafe restoranlarımızın üçüncüsünü hizmetinize sunuyoruz." dedi. "İhanet girişiminin önünde dimdik duracağız!" Konuşmasında Menemen’e yapılmak istenen çöp tesisine de tepki gösteren Başkan Pehlivan, "Birileri ne yazık ki tüm bu güzellikleri yok etmek ister gibi, Menemen’e çöplük yapmak istiyor. Her gün binlerce ton çöpü, Menemen’in bereket fışkıran topraklarının üstünde vahşi bir depolamayla istiflemek istiyor. Menemen’e karşı bu ihanet girişiminin önünde dimdik duracağız. Bizler Menemenliler olarak atalarımızın emaneti ve evlatlarımıza miras olacak olan bu güzel kentin karanlığa teslim edilmesine izin vermeyeceğiz!" dedi. İşte şampiyonlar Kıyasıya geçen yarışlarda ithal A kategorisinde Oktay Dönmez’e ait Tulpar birinci olurken, B kategorisindeyse Nazım Sunar’a ait Maverink birinciliği göğüsledi. Üçlü tay kategorisinde Zekiler Gıda adına yarışan Gökkule, dörtlü tayda İbrahim Ongün’e ait Haydi, deste kategorisinde İsmail Onbaşıoğlu’na ait Derman, küçük ortada Hüseyin Güder’e ait Bahtiyar, büyük ortada Zekiler Gıda’ya it Atakan, başaltında Yücel Akkaya’ya ait Paşam, baş kategorisinde Mustafa Küçükmeral’e ait Dizel, ikili taylarda Süleyman Duransoy’a ait Konan, beşli taylarda Alican Kahraman’a ait Bahriyeli birinci oldu. Kadınlar kategorisindeyse birinciliği Esma Arslan göğüslerken, köylü nörtnal kategorisinde kazanan Recep Konuk oldu.
İzmirlilerden dünya rekoru için kıyı temizliği
30 Eylül 2025 Salı - 09:47 İzmirlilerden dünya rekoru için kıyı temizliği Yaizu Chuo Lisesi’nin Japonya ve dünya genelinde yürüttüğü plaj temizliği hareketini genişletmek amacıyla başlattığı Guinness Dünya Rekoru hedefine İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden destek geldi. Doğaseverler "Bir saat içinde plaj temizliği için çevrimiçi olarak kayıt yaptıran en çok kişi" kategorisinde Guinness Dünya Rekorları listesine dahil olmaya çağrıldı. Plaj temizliği yoğun katılımla İnciraltı Kent Ormanı’nda gerçekleşti. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Japonya’daki Yaizu Chuo Lisesi’nin plaj temizliği seferberliğini genişletmek ve lise öğrencilerinin deniz çöpü sorununu çözmede öncülük ettiği bir trend oluşturmak için dünya rekoru kırmayı hedeflediği harekete ortak oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü ve İzmir Ekonomi Üniversitesi EKOTAM Tasarım Araştırma ve Uygulama Merkezi, anlamlı hedefe destek vermek amacıyla İnciraltı Kent Ormanı’nda düzenlenen sahil kıyı temizliği organizasyonuna dernekleri, okulları ve öğrencileri dahil etti. "Bir saat içinde plaj temizliği için çevrimiçi olarak kayıt yaptıran en çok kişi" kategorisinde rekor kırmak için temizliğe çıkan İzmirlilere Japonya’dan yapılan online bağlantı ile destek verildi. Katılımcılar Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan maske, eldiven, çöp torbası ve su ile hijyen mesaisine başlarken Türkiye ve Japonya bayraklarını temsilen kırmızı ve beyaz kıyafetler tercih edildi. "Rekor kırmak için kıyı temizliğindeyiz" İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altındaki Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ve harekete dair konuşan Ebru İlbeyce Alkan, "Bugün İzmir Ekonomi Üniversitesi ile Japonya’yla beraber Guinness Dünya Rekorlarına girmek üzere kıyı temizliğindeyiz. Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü olarak bizler derneklerle ve okullarla iş birliği halinde bugün buradayız" dedi. "Burada bu insanları görmekten çok mutluyum" İEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı ve EKOTAM Tasarım Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Can Özcan ise Japonya ve Türkiye arasındaki ilişkilere değinirken, "Uzun yıllardır sürdürdüğümüz profesyonel etkinliklerimiz var. 10 yılı aşkın süredir bizim öğrencilerimiz oraya gidiyor, onların öğrencileri buraya geliyor. Faydalı ve anlamlı projelerde bir araya geliyoruz. Bu sefer de çok değerli bir etkinliğe Türkiye’den tek ev sahibi olduk. Kıyı temizliğine dikkat çekmek ve dünya ölçeğinde bir harekete ortak olabilmek istiyoruz. Şu an Japonya’dan bizi izliyorlar. Japonya’dan sonra en geniş katılımlı kıyı etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Bu bir duyarlılık, bu bir harekete geçme çağrısı. Burada bu insanları görmekten çok mutluyum" ifadelerini kullandı. "Oradaki temizlik kültürünü gördüm" İEÜ öğrencisi Konuralp Yücesoy ise, "Benim için çok anlamlı bir etkinlik. Geçen sene Japonya’da eğitim aldım. Oradaki temizlik kültürünü ve sorumluluk bilincini gördüm. Bunun kesinlikle bizim ülkemizde de uygulanabilir ve tanıtılır hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Benim için kıymetli bir gün. Temizlik önemli bir şey, hem toplumumuz hem bireyler adına. Hep temiz kalalım" dedi. Öğrencileriyle birlikte etkinliğe katılan Narlıdere İhsan Çelikten Ortaokulu Müdürü Nazan Tunay, "İzmir Ekonomi Üniversitesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla böyle bir etkinlikte olmaktan çok mutluyuz. Öğrencilerimizle koşa koşa geldik. Rekora ve çevre temizliğine katkıda bulunmak istedik. Öğrenciler keyifli. Biz okulumuzda da böyle etkinlikler yapıyoruz. Temiz olmayan sınıfta ders yapmıyorlar" diye konuştu. Narlıdere Mehmet Seyfi Eraltay Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Koyuncu, "Öğrencilerimizle böyle bir etkinlikte olmaktan gurur duyuyoruz. Okulumuz çok köklü bir okuldur, önemli projelere imza atmıştır. Biz de bu geleneği sürdürmeye çalışıyoruz. Öğrencilerimiz yine benzer projelerde yer alacaktır" dedi. Öğrenci Ayşe Ekin Yiğit, "Bu etkinlik kesinlikle çok verimli. Daha sık yapılması çok önemli" ifadelerini kullanırken, Asya Çallı ise, "Bu projede yer almaktan gurur duyuyorum" diye konuştu. Temizlik hareketinde yer alan Alptuğ Atay da "En çok sigara izmariti topladık. Sağlığımıza çok zararlılar. Etkinliğe katılmak güzel bir duygu. Çevremizi kirletmeyelim, saygılı olalım. Teşekkürler" ifadelerini kullandı. Japonya’dan canlı bağlantı Etkinlik sırasında Japonya’daki temsilciler İzmir’deki katılımcılarla görüntülü bağlantı kurdu. Yaizu Chuo Koleji’nden Yuichi Yaoi, Kurebayashi Kota ve Hirotaka Takashiho ile Shizuoka Sanat ve Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasuko Takayama, iş birliğinden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Etkinliğin tüm dünyaya yayılmasını ve çevre sorunlarına ilişkin farkındalığın bu etkinlikle birlikte daha da artmasını umuyoruz. Bu hedefe sağladığı büyük katkı için Türkiye’ye çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
İzmirlilerden dünya rekoru için kıyı temizliği
30 Eylül 2025 Salı - 09:42 İzmirlilerden dünya rekoru için kıyı temizliği Yaizu Chuo Lisesi’nin Japonya ve dünya genelinde yürüttüğü plaj temizliği hareketini genişletmek amacıyla başlattığı Guinness Dünya Rekoru hedefine İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden destek geldi. Doğaseverler "Bir saat içinde plaj temizliği için çevrimiçi olarak kayıt yaptıran en çok kişi" kategorisinde Guinness Dünya Rekorları listesine dahil olmaya çağrıldı. Plaj temizliği yoğun katılımla İnciraltı Kent Ormanı’nda gerçekleşti. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Japonya’daki Yaizu Chuo Lisesi’nin plaj temizliği seferberliğini genişletmek ve lise öğrencilerinin deniz çöpü sorununu çözmede öncülük ettiği bir trend yaratmak için dünya rekoru kırmayı hedeflediği harekete ortak oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü ve İzmir Ekonomi Üniversitesi EKOTAM Tasarım Araştırma ve Uygulama Merkezi, anlamlı hedefe destek vermek amacıyla İnciraltı Kent Ormanı’nda düzenlenen sahil kıyı temizliği organizasyonuna dernekleri, okulları ve öğrencileri dahil etti. "Bir saat içinde plaj temizliği için çevrimiçi olarak kayıt yaptıran en çok kişi" kategorisinde rekor kırmak için temizliğe çıkan İzmirlilere Japonya’dan yapılan online bağlantı ile destek verildi. Katılımcılar Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan maske, eldiven, çöp torbası ve su ile hijyen mesaisine başlarken Türkiye ve Japonya bayraklarını temsilen kırmızı ve beyaz kıyafetler tercih edildi. "Rekor kırmak için kıyı temizliğindeyiz" İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altındaki Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ve harekete dair konuşan Ebru İlbeyce Alkan, "Bugün İzmir Ekonomi Üniversitesi ile Japonya’yla beraber Guinness Dünya Rekorlarına girmek üzere kıyı temizliğindeyiz. Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü olarak bizler derneklerle ve okullarla iş birliği halinde bugün buradayız" dedi. "Burada bu insanları görmekten çok mutluyum" İEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı ve EKOTAM Tasarım Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Can Özcan ise Japonya ve Türkiye arasındaki ilişkilere değinirken, "Uzun yıllardır sürdürdüğümüz profesyonel etkinliklerimiz var. 10 yılı aşkın süredir bizim öğrencilerimiz oraya gidiyor, onların öğrencileri buraya geliyor. Faydalı ve anlamlı projelerde bir araya geliyoruz. Bu sefer de çok değerli bir etkinliğe Türkiye’den tek ev sahibi olduk. Kıyı temizliğine dikkat çekmek ve dünya ölçeğinde bir harekete ortak olabilmek istiyoruz. Şu an Japonya’dan bizi izliyorlar. Japonya’dan sonra en geniş katılımlı kıyı etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Bu bir duyarlılık, bu bir harekete geçme çağrısı. Burada bu insanları görmekten çok mutluyum" ifadelerini kullandı. "Oradaki temizlik kültürünü gördüm" İEÜ öğrencisi Konuralp Yücesoy ise, "Benim için çok anlamlı bir etkinlik. Geçen sene Japonya’da eğitim aldım. Oradaki temizlik kültürünü ve sorumluluk bilincini gördüm. Bunun kesinlikle bizim ülkemizde de uygulanabilir ve tanıtılır hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Benim için kıymetli bir gün. Temizlik önemli bir şey, hem toplumumuz hem bireyler adına. Hep temiz kalalım" dedi. Öğrencileriyle birlikte etkinliğe katılan Narlıdere İhsan Çelikten Ortaokulu Müdürü Nazan Tunay, "İzmir Ekonomi Üniversitesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla böyle bir etkinlikte olmaktan çok mutluyuz. Öğrencilerimizle koşa koşa geldik. Rekora ve çevre temizliğine katkıda bulunmak istedik. Öğrenciler keyifli. Biz okulumuzda da böyle etkinlikler yapıyoruz. Temiz olmayan sınıfta ders yapmıyorlar" diye konuştu. Narlıdere Mehmet Seyfi Eraltay Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Koyuncu, "Öğrencilerimizle böyle bir etkinlikte olmaktan gurur duyuyoruz. Okulumuz çok köklü bir okuldur, önemli projelere imza atmıştır. Biz de bu geleneği sürdürmeye çalışıyoruz. Öğrencilerimiz yine benzer projelerde yer alacaktır" dedi. Öğrenci Ayşe Ekin Yiğit, "Bu etkinlik kesinlikle çok verimli. Daha sık yapılması çok önemli" ifadelerini kullanırken, Asya Çallı ise, "Bu projede yer almaktan gurur duyuyorum" diye konuştu. Temizlik hareketinde yer alan Alptuğ Atay da "En çok sigara izmariti topladık. Sağlığımıza çok zararlılar. Etkinliğe katılmak güzel bir duygu. Çevremizi kirletmeyelim, saygılı olalım. Teşekkürler" ifadelerini kullandı. Japonya’dan canlı bağlantı Etkinlik sırasında Japonya’daki temsilciler İzmir’deki katılımcılarla görüntülü bağlantı kurdu. Yaizu Chuo Koleji’nden Yuichi Yaoi, Kurebayashi Kota ve Hirotaka Takashiho ile Shizuoka Sanat ve Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasuko Takayama, iş birliğinden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Etkinliğin tüm dünyaya yayılmasını ve çevre sorunlarına ilişkin farkındalığın bu etkinlikle birlikte daha da artmasını umuyoruz. Bu hedefe sağladığı büyük katkı için Türkiye’ye çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu. (ÖA-Y)
Yaşar Üniversitesinden 8 akademisyen dünyanın en etkili bilim insanları arasında
30 Eylül 2025 Salı - 09:34 Yaşar Üniversitesinden 8 akademisyen dünyanın en etkili bilim insanları arasında ABD Stanford Üniversitesinin her yıl hazırladığı "Dünyadaki En Etkili Bilim İnsanları 2024" listesine Yaşar Üniversitesinden 8 akademisyen girdi. Yayın ve atıf sayıları gibi bilimsel etkiler değerlendirilerek oluşturulan listede yer alan akademisyenler, Türkiye’den seçilen saygın bilim insanları arasında öne çıktı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Stanford Üniversitesi’nden Dr. John loannidis’in liderliğinde çalışan özel bir araştırma ekibinin her yıl hazırladığı "Dünyadaki En Etkili Bilim İnsanları" listesi, dünyadaki bilim insanları arasında yüzde 2’lik dilime giren akademisyenlerden oluşuyor. Liste, bilim insanlarının yayın ve atıf sayıları, yazar sıralamaları gibi farklı değişkenlerin değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Çalışmada, Scopus veri tabanındaki veriler kullanılarak en önemli araştırma etkisine sahip akademisyenleri belirledi. Listeye; Yaşar Üniversitesi’nden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meltem Gürel, Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan, Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Yetkin Ekren, İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mir Jafar Sadegh Safari, İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Duygu Türker Özmen ve Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Prof.Dr. Fatma Dilvin Taşkın Yeşilova girdi. "Hedefimiz bu sayıyı 10’lara çıkarmak" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller akademisyenlerin bu başarısı hakkında şunları söyledi: "Yaşar Üniversitesi olarak geçen sene 7 akademisyenimizle bu listede yer almıştık, bu sene 8 akademisyenle yer alıyoruz. Çok mutluyuz. Özellikle az sayıda etkin akademisyenle çalışan bir üniversiteden bu kadar sayıda saygın bilim insanımızın olması bizi önce yüreklendiriyor sonra çok gurur veriyor. Hedefimiz bu sayıyı 10’lara çıkarmak." İndekslerde ilk sırada Operasyon yönetimi, tedarik zinciri yönetimi, yeşil lojistik, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, endüstri 4.0, çok kriterli karar verme yöntemleri gibi alanlarda çalışmalarını sürdüren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, son beş yıllık sıralama incelendiğinde "ABCD Journal Quality List", "Scimago Journal Ranks", "HCERES" ve "Handelsblatt" indekslerinde, Türkiye’deki üniversitelerde görev yapan araştırmacılar arasında ilk sırada yer almıştı. Geçtiğimiz sene Uluslararası Endüstri Mühendisliği ve Operasyon Yönetimi Topluluğu (IEOM) tarafından "Lojistik Dalında Yılın En Seçkin Profesörü" ödülüne layık görülen Prof. Dr. Kazançoğlu, bilimde kaliteyi ve yeniliği teşvik etmek amacını taşıyan Hollanda Araştırma Konseyi’nin (NWO) "Döngüsel Ekonomi Komitesi"nde yer alıyor. Enerji alanındaki sayılı bilim insanlarından Enerji alanındaki çalışmalarıyla ülkemizin sayılı bilim insanları arasında yer alan Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA Asli Üyesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı’nın çalışmaları ise enerji, ekserji, eksergoekonomik ve eksergoçevresel yöntemlerinin analizi ve uygulaması ve güneş enerjisi destekli sistemlerinin performans değerlendirmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Çok sayıda ulusal uluslararası bilimsel etkinliklerin organizasyonunda yer alan Prof. Dr. Hepbaşlı, enerjiyle ilgili çok sayıda ulusal ve uluslararası dergilerde de hakemlik, editörlük gibi görevler üstleniyor. Uzayda bitki araştırması Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan ise başta kuraklık ve tuzluluk streslerine karşı bitkilerin vermiş olduğu fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler yanıtlar üzerinde olmak üzere, bitki biyolojisi ve moleküler biyolojisi konularında bilimsel çalışmalar yapıyor. Bu alanda yapmış olduğu çok sayıda üstün nitelikli çalışmayı dünyaca ünlü dergilerde yayınlamış olan ve çok sayıda atıfı bulunan Prof. Dr. Türkan 2020 yılında TÜBİTAK Temel Bilimler Bilim Ödülü’nü almaya hak kazandı. Prof. Dr. Türkan’ın da yer aldığı üç kişilik ekibin tasarlamış olduğu EXTREMOPHYTE isimli deney, Türk Astronot ve Bilim Misyonu Projesi kapsamında uluslararası uzay istasyonunda gerçekleştirilmişti. Pek çok hibe ve ödül aldı Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meltem Gürel ise mimarlık kuram ve eleştiri alanında modern mimarlığın kültürlerarası tarihçesi, mekan-kültür, mekan-toplumsal cinsiyet, göç ve yerinden edilme-mekan ilişkisi ve tasarım eğitimi konuları üzerinde çalışıyor. Araştırmaları için birçok hibe ve ödül alan Gürel’in makaleleri Journal of Architectural Education, Journal of Architecture, Journal of the Society of Architectural Historians, Gender, Place and Culture, Journal of Design History, ve Journal of Architectural and Planning Research gibi alanında önemli pek çok dergide yayınlandı. Hidrolik ve hidroloji laboratuvarı kurdu Onlarca uluslararası ve tanınmış araştırmacı ile iş birliği yapan İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mir Jafar Sadegh Safari ise iklim değişikliği belirsizliğini ve değişkenliğini göz önünde bulundurarak su kaynakları sistemlerinin kırılganlığını azaltmayı ve sürdürülebilirlik ve dayanıklılığını artırmayı amaçlayan özgün yöntemler geliştiriyor. Geçmiş ve güncel araştırmaları yüksek etki faktörlü dergilerde yayınlanan Doç. Dr. Safari, 100’den fazla hakemli makale ile hidrolik, hidroloji ve su kaynaklarına değerli katkılar sağladı. Dr. Safari, Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde bir hidrolik ve hidroloji laboratuvarı kurdu ve 60’dan fazla SCI dergisinde aktif bir hakem ve editörlük yapıyor. Ulusal ve uluslararası ödüllere sahip İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Duygu Türker Özmen ise kurumsal sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik, iş etiği, çevre yönetimi, girişimcilik, sosyal girişimcilik ve örgütler arası ilişkiler gibi konularda çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası alanda birçok ödül sahibi olan Prof. Dr. Özmen’in yürütücü olarak yer aldığı Avrupa Birliği ve kurumsal iş birliği projelerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası alanda birçok yayını, bildirisi, makalesi, kitabı ve kitap bölümü de bulunuyor. ABD’de araştırmalar yaptı Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Yetkin Ekren’in çalışma alanları arasında; otomatik depolama sistemleri, tesis yerleşim problemleri, tedarik zinciri, lojistik, benzetim, benzetime bağlı optimizasyon, rassal modelleme konuları yer alıyor. Doktorasını tamamladığı Louisville Üniversitesi’nde 2011-2012 yılları arasında Post Doktora çalışması yürüten Doç. Dr. Ekren, ABD’nin Pennsylvania eyaletinde bulunan savunma devlet kurumunun en büyük deposunda, benzetime bağlı bir performans iyileştirme çalışması yürüttü. Yeşil finans alanında öne çıkıyor Yaşar Üniversitesi İşletme Fakültesi, Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dilvin Taşkın Yeşilova, finansal piyasalar, sürdürülebilirlik, enerji ekonomisi ve yeşil finans alanındaki çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası düzeyde öne çıkan akademisyenler arasında yer alıyor. Özellikle temiz enerji yatırımları, yapay zekâ tabanlı finansal yenilikler ve çevresel politikaların ekonomik etkileri üzerine yaptığı araştırmalar hem akademiye hem de politika yapıcılara yol gösterici nitelik taşıyor. Prof. Dr. Taşkın Yeşilova, finansal yenilik ve çevresel ve finansal sürdürülebilirlik konularında bilimsel araştırmalarını sürdürüyor.
Kuraklıkla mücadele eden İzmir’de yağmur serinliği
29 Eylül 2025 Pazartesi - 13:09 Kuraklıkla mücadele eden İzmir’de yağmur serinliği İzmir’de uzun bir aranın ardından etkili olan yağış kentte sevinçle karşılandı. Vatandaşlar, yağmurun kuraklık riski altındaki barajlara can suyu olacağını belirterek yağışların bereket getirmesini diledi. Kentte uzun süredir beklenen yağmur, haftanın ilk gününde İzmirlilere sürpriz yaptı. Sabah saatlerinde başlayan yağış, şehir merkezi Konak ilçesi başta olmak üzere çevre ilçelerde de etkisini gösterdi. Aniden bastıran yağmur bazı vatandaşları hazırlıksız yakaladı. Kimi ıslanarak yoluna devam ederken, hava durumunu takip edenler ise şemsiyelerini yanına aldı. Uzun zamandır beklenen yağışı sevinçle karşılayan İzmirliler, yağmurun barajlara ve tarım arazilerine can suyu olacağını söyledi. Meteoroloji yetkilileri ise İzmir’in güneyi ve doğusunda yer yer kuvvetli yağış beklendiğini belirterek, ani sel, taşkın, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olunması yönünde uyarıda bulundu. İzmirliler yağmuru sevinçle karşıladı Evden çıkmadan hava durumuna bakıp şemsiyesini yanına aldığını belirten Beyhan Çetiner, "Çok şükür, bereketli bir yağmur yağıyor; inşallah böyle devam eder de toprak suya doyar, barajlarımız dolar, yoksa susuz kalacağız" dedi. Tatil için Rusya’dan geldiklerini belirten yabancı bir çift ise İzmir’in güzel bir şehir olduğunu belirterek "Hava kötü, güneşli bir gün bekliyorduk. Bu akşam uçağımız var. Yarın Portekiz’e gideceğiz umarım orada hava güzel olur" diye ekledi. Yağışlara kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını kaydeden Ecem çorlu, bereketli, bol yağmurlu bir yıl olmasını dileyerek "Barajlarımız dolar. İzmir susuzluk çekmesin artık. Üzerimdeki kıyafetten de belli; bütün yaz kavrulduk. Bu yağışlar gerçekten iyi geldi. Senenin ilk yağmuru hayırlı olsun. İnşallah su kesintileri de artık sona erer. Gerçekten çok zorlandık, bu havaları özlemişiz. Yağmurun sesini, serinliğini çok aramışız. Yaz ayları fazlasıyla sıcak geçti, bu serin hava hepimize ilaç gibi geldi" ifadelerini kullandı. Yağmurun yağmasının iyi olduğunu vurgulayan Melek Özer ise "Çünkü son zamanlarda çok yangınlar çıktı. Ardından kuraklıklar da yaşandı. Bu yüzden yağmur gelmesi gerçekten sevindirici. Islanıyorum ve bu durum beni mutlu ediyor. İzmir’in sadece 30 günlük suyu kaldığını duymuştum, Allah’a şükür ki sular gelecek. İnşallah sel olmaz, Karadeniz’deki gibi kötü durumlar yaşanmaz" sözlerini kullandı.
Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:23 Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili, Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu New York ve Washington’da gerçekleşen görüşmelerle ilgili bir makale kaleme aldı. Dr. Kasapoğlu, Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan makalesinde; "21- 25 Eylül arasında New York ve Washington hattında geçen programlarda, sadece diplomasi protokolleri değil, somut sonuç hedefleyen çok katmanlı bir devlet aklını da sahada gördük. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, önce vicdanın kürsüsünde konuştu. Ardından ekonominin masasında verileri ve hedefleri ortaya koydu. Washington’da ise müttefiklik hukukunun gerektirdiği teknik başlıkları kararlılıkla ele aldı. Bu seyirde atılan her adım, Türkiye’nin hem insani duruşunu hem de stratejik kapasitesini aynı resimde buluşturdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu hitabı, Gazze’deki çözümsüzlüğün giderilmesi yolunda meseleyi daha güçlü bir boyuta taşıdı. Cumhurbaşkanımız, iki yıla yaklaşan insani felaketi rakamların soğukluğuna hapsetmeden, hukuk ve vicdan terazisinde anlattı. Ateşkesin tesisi, insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve insan hakları ihlallerine karşı caydırıcı mekanizmaların işletilmesi çağrısını bir kez daha açık ve net bir dille yaptı. Barışın hayata geçmesinin formülünü bir kez daha vurguladı. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan kalıcı barış doğmaz, uluslararası hukuk da işlevini bulmaz. Bu söz bir tespit değildir. Takvime bağlanması ve denetlenmesi gereken hayati bir adımdır. Gazze’de yaşananlara karşı ilkesel netlik hiç vakit kaybetmeden ortaya konmalıdır. İnsanlığın gereği budur. Bu çizgi, Filistin Meselesine Çözüm ve İki Devletli Çözüm Konferansı’nda da korundu. Filistin’i tanıyan ülkeler takdir edildi. Tereddüt edenlere bu anlamdaki çağrı yinelendi. Filistin davasının artık dünyaya mal olduğunun, tüm insanlığın bu konuda sorumlu olduğunun altı çizildi. Netanyahu hükümetinin ilhak ve sürgün siyaseti, iki devletli çözümü boğmaya dönük bir strateji olarak bir kez daha ifşa edildi. Buradaki mesaj açıktı: Uluslararası toplum ya hukuku işletir ve adımı takvime bağlar ya da yeni utanç sayfalarının açılmasına seyirci kalır. Çünkü modern çağın utançları hafızalarımızda ilk günkü gibi duruyor. Daha büyük utançlar ise gözümüzün önünde yeniden yazılıyor. Türkiye, bu gidişatı değiştirmek için hem vicdani hem de hukuki bir hat kurdu ve Cumhurbaşkanımızın ağzından bu hattın gereğini yerine getirdi. Birleşmiş Milletler kürsüsünde yalnızca Gazze konuşulmadı. Sistemin bizzat kendisi de masaya yatırıldı. "Dünya beşten büyüktür" vurgusu sistemin açmazlarını ifade eden en net eleştirilerden biridir ve bir kere daha bu eleştirinin somutlaşmış halidir. Veto düzeni kararları kilitleyip çifte standardı meşrulaştırmaya devam ederse, sonuç yeni Gazze’ler, yeni utanç vesikaları, yeni soykırımlar olacaktır. Bu nedenle Türkiye, "Güçlünün hukukuna" değil "Hukukun gücüne" dayanan bir düzen talep ediyor. Bu talep, kurumları kurucu ilkelerine döndürmek; işlevsizliği onarıp adaleti işler kılmaktır. Aksi halde, Birleşmiş Milletler personelinin dahi can verdiği bir sahada, "Uluslararası toplum" kavramı içi boş bir klişeye dönüşür" ifadelerine yer verdi. "Amerikan iş adamları adeta Türkevi’ne akın etti" Rockefeller Center’daki TASC buluşmasında Türk-Amerikan toplumunun dinamizminin salona sığmadığını belirten Kasapoğlu, "Cumhurbaşkanımızın İslam karşıtlığı ve kültürel ırkçılık konusundaki uyarıları, inanç hürriyeti standartlarına ilişkin beklentiyi net biçimde ortaya koydu. Türkevi’nde iş dünyasıyla gerçekleşen yuvarlak masa toplantısındaysa, ekonomi diplomasisinin dili berraklaştırıldı. Amerikan iş adamları adeta Türkevi’ne akın etti. Sayın Cumhurbaşkanımız çok uluslu şirketlerin CEO’larıyla ve üst düzey yöneticileriyle pek çok önemli görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeler, Türkiye’nin bölgesindeki yatırım üssü olma halini pekiştirirken, yatırım ekosistemine olan teveccühü de ortaya koydu. 2019’da belirlediğimiz 100 milyar dolarlık ticaret hedefi ortak kararlılıkları içeren somut bir menzil halini aldı. Orta Vadeli Program hedefleri, yeşil ve dijital dönüşüm adımları, lojistik kapasitemiz ve tedarik zinciri avantajlarımız, yatırımcıya güven veren bütüncül bir çerçevede sunuldu. Savunma, enerji, siber ve uzay ekosistemlerinde karşılıklı yatırımların ve ortak üretimin öne çıkması, 21. yüzyılın rekabet başlıklarına Türkiye’nin hazırlıklı girdiğini gösterdi. Bu çerçevenin tamamlayıcı ayağı ise Washington oldu. Cumhurbaşkanımızla ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen Beyaz Saray’daki görüşmede ele alınan savunma tedariki ve modernizasyonu, teknik dosyaların çözüm takvimi, sivil havacılıkta iş birlikleri, enerji güvenliği ve yeni yatırımlar ikili ticaretimizi büyüten kalemlerin ötesinde bir boyuta taşındı. Bunlar aynı zamanda NATO içinde yük paylaşımını rasyonelleştiren, bölgesel caydırıcılığı artıran ve tedarik zincirlerini güvenceye alan stratejik sütunlar olarak öne çıktı. Müttefiklik, kriz anlarında "Sorun yönetimi" kadar "fırsat yönetimini" de gerektirir düşüncesiyle; bu görüşme, pek çok farklı başlığın aynı masada, aynı anda, aynı ciddiyetle yürütülebileceğini gösterdi. Bu önemli haftayı geride bırakırken, dikkat edilmesi gereken en önemli hususun Türkiye’nin dış politikada ortaya koyduğu bütüncül tavır olduğunu ifade etmem gerekir. Gazze meselesinden ABD ile ekonomik ilişkilere, Birleşmiş Milletler sistemine yöneltilen eleştirilerden ikili işbirliği başlıklarına kadar uzanan geniş yelpaze, aslında aynı resmin parçalarıdır. Türkiye, yalnızca mazlumların sesi olmayı değil, aynı zamanda küresel düzenin meşruiyetini savunmayı ve istikrarın tesis edilmesini de üstlenmiştir. Bu da hem vicdanın hem de aklın aynı anda konuştuğu bir diplomasi tarzını göstermiştir. Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında öne çıkan ilk özellik, vicdani söylem ile hukuki söylemin birleşmesiydi. Gazze için dile getirilen ifadeler duygusal tepkiden öte uluslararası hukukun temel maddelerine atıf yapan rasyonel bir çağrı oldu. Bu iki dilin birleşmesi, Türkiye’yi sadece "tepki veren" değil, "çözüm öneren" bir oyun kurucu haline getirdi. İkinci olarak, bu haftanın çizdiği tablo, sürdürülebilirlik ile yeniliğin yan yana gidebildiğini gösterdi. Ekonomide, ticarette, enerjide, savunmada ve yatırımlarda süreklilik ve açılan yeni alanlar diplomasi haftasının öne çıkan kazanımları oldu. Üçüncü olarak, bu hafta boyunca yapılan temaslar ve verilen mesajlar gerek müttefiklikte, gerekse de bölgenin istikrarının güçlendirilmesinde önemli adımlar olarak kayda geçti. Pek çok ikili protokolle hedefler somutlaştırıldı. Türkiye, imza attığı protokollerin her birini somut mekanizmalar, tarihler ve izlenebilir adımlar üzerinden takip edilmesi gereken meseleler olarak ortaya koydu. Sonuç olarak bu haftadan çıkarılacak ders şudur: Türkiye’nin sesi bir çağrı olduğu kadar, bir yol haritası, bir plan ve bir vizyon ifade etmektedir. Gazze’de adalet, BM’de adil temsil ve Türkiye–ABD hattında karşılıklı faydaya dayalı ortaklık, aynı çerçevenin birbiriyle konuşan parçaları haline geldi. Türkiye olarak biz, adalet talebini bir güç gösterisi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda bir düzen inşasını gereği olarak ele alıyoruz. Bu anlayışla, hukuku işleten, insani erişimi açan, istikrarı önceleyen, yatırımı hızlandıran, müttefikliği güçlendiren adımları atıyoruz. Küresel belirsizlikler çağında herkesin gözü karar veren ve yol açan Türkiye’ye çevrildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun diplomasi trafiği ise bir kez daha gösterdi ki Türkiye yön veren stratejik bir aktör olarak tarihteki yerini alıyor" ifadelerini kullandı.