Yerel Haberler
İzmir
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:02 Urla’da 12. Enginar Festivali coşkusu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali’nin açılışını yaptı. Renkli bir kortejle başlayan festivalde Urla sokakları sanat ve gastronomiyle doldu taştı. Başkan Tugay, kent turizmi için arkeoloji ve gastronomiyi birleştirme çağrısı yaptı. İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir’in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali’nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye’de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir’de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir’le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin ’İzmir’in dağlarında çiçekler açar’ marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman ’Güzel günler göreceğiz çocuklar’ şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:36 Sabrın mürekkeple imtihanı; hattatın ’mürekkep yalatan’ yolculuğu Geleneksel yazı sanatının yaşayan ustalarından Hattat İlkay Kanar, 28 yıllık sanat hayatının perde arkasını araladı. Kanar, kağıdın bir yıl süren hazırlık evresinden zemzemle dövülen mürekkebe ve kalem yongalarının hazin vasiyetine kadar hat sanatının bilinmeyenlerini anlattı. Yazı sanatına 28 yılını veren ve 67 çeşit yazı stilinde maharet sahibi olan Edirneli Hattat İlkay Kanar, bu kadim sanatın bilinmeyenlerini anlattı. Sanatın sadece estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını vurgulayan Kanar, "Hattatlık bir İslam sanatıdır; icazet sadece kaleme değil, hattatın ahlakına verilir" diyerek sanatın manevi boyutuna dikkat çekti. Kağıdın ’ahar’ ile imtihanı tam bir yıl sürüyor Hattatlıkta kullanılan malzemelerin tamamen doğal ve el işçiliğiyle hazırlandığını belirten Kanar, sıradan bir kağıdın yazılabilecek bir eser yüzeyine dönüşme sürecini anlattı. Asitsiz kağıtların önce çay, kahve ve bitki özleriyle boyanarak eskitildiğini ifade eden Kanar, yüzeye sürülen nişastanın pişirilip bir gün bekletildiğini, ardından yumurta akı ve şap ile hazırlanan karışım sürülerek ’aharlama’ işlemi yapıldığını kaydetti. Kanar, bu işlemler bittikten sonra kağıdın yazıya hazır hale gelmesi için en az bir yıl, tercihen bir buçuk yıl dinlenmesi gerektiğini belirtti. "Çok mürekkep yaladım" sözünün gerçek hikayesi Halk arasında "Çok okudum, tecrübeliyim" manasında kullanılan "Çok mürekkep yaladım" deyiminin aslında bir özeleştiri olduğunu ifade eden Kanar, bu doğru bilinen yanlışın hikayesini şu sözlerle paylaştı: "Yazının sonuna gelmişken mürekkep kağıda damlarsa, hiçbir kimyasal kullanamazsınız. O hatayı dilinizle yalayarak temizlersiniz. Bu yüzden ’Çok mürekkep yaladım’ demek, aslında ’Ben çok hata yaptım’ demektir." 20 bin tokmak darbesiyle gelen mürekkep Eski hattatların mürekkeplerini de bizzat hazırladığını hatırlatan Kanar, duman isinin arap zamkı ve zemzem suyuyla karıştırılarak havanlarda dövüldüğünü söyledi. Her tokmak darbesinde bir zikir çekildiğini anlatan Kanar, yaklaşık 20 bin darbe vurulduktan sonra mürekkebin yüzyıllarca dayanacak o eşsiz kıvama ulaştığını ifade etti. Masadaki ölüm hatırlatıcısı: Kalem yongaları Hattatlığın en dramatik ve etkileyici geleneğinin kalem yongalarında saklı olduğunu belirten Kanar, 28 yıldır kalemlerini açarken biriktirdiği ahşap parçalarını masasında sakladığını söyledi. Bu geleneğin vasiyet niteliği taşıdığını vurgulayan Kanar, "Bu yongalar, hattat vefat ettiğinde naaşının yıkanacağı suyu ısıtmak için yakılır. Masamızda duran o küçük yongalar bize ölümü, dürüstlüğü ve insanca yaşamayı hatırlatır. Rant peşinde koşmamayı, yalan söylememeyi öğütleyen sessiz bir psikolog gibidirler" diye konuştu. Yazı yolculuğunun sabır ve edep üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kanar, bu sanatın sadece kağıda dökülen bir mürekkep değil, ruhu terbiye eden bir yolculuk olduğunu sözlerine ekledi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından, dolandırıcılık olayına ilişkin açıklama
02 Aralık 2025 Salı - 19:26 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından, dolandırıcılık olayına ilişkin açıklama İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından bazı basın-yayın organlarında yer alan dolandırıcılık olayıyla ilgili yapılan açıklamada, zanlının 13 Ekim’de gözaltına alındığı, sevk edildiği adli makamlarca tutuklandığı belirtildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı basın-yayın organlarında yer alan haberler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla Menderes ilçesinde yaşanan dolandırıcılık olayına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, müşteki R.E.’ye ait akaryakıt istasyonunun ’vergi denetimine alınacağı’ iddiasını kullanarak para talep eden ve bu amaçla sahte olduğu değerlendirilen belgeler gönderen F.A.’nın, yürütülen teknik takip sonucu müştekiden para aldığı sırada suçüstü yakalandığı belirtildi. Şüphelinin 13 Ekim 2025’te gözaltına alındığı, 14 Ekim 2025’te sevk edildiği Menderes Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandığı ifade edildi. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde "Kamu Görevlileri ile İlişkisi Olduğundan Bahisle Bir İşi Gördürüleceği Vaadiyle Dolandırıcılık" suçu kapsamında yürütüldüğü ve F.A.’nın tutukluluk halinin devamına karar verildiği kaydedildi. Olay kapsamında adı geçen kamu görevlileri hakkında ise "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca İzmir Valiliği’nden soruşturma izni talep edildiği bildirildi. Başsavcılık, soruşturmanın tüm yönleriyle titizlikle sürdürüldüğünü vurguladı.
İzmir İl Sağlık Müdürlüğünden ’hard disk hırsızlığı’ açıklaması
02 Aralık 2025 Salı - 19:21 İzmir İl Sağlık Müdürlüğünden ’hard disk hırsızlığı’ açıklaması İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hard disklerin izinsiz taşındığı iddiaları üzerine yürütülen soruşturmada bir personelin ’güveni kötüye kullanma’ fiilini işlediğini tespit etti. Personelin iş akdi feshedilirken, konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapıldığı bildirildi. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, bazı basın yayın organlarında yer alan ’hard disk hırsızlığı’ iddiaları üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, bilgi işlem biriminde görevli U.U. isimli personel hakkında 19 Ocak 2024 tarihinde, 2 koli hard diski izinsiz olarak aracına koyduğu gerekçesiyle tutanak tutulduğu belirtildi. Müdürlük tarafından başlatılan inceleme ve soruşturma kapsamında, personelin ’güveni kötüye kullanma’ fiilini işlediğinin tespit edildiği kaydedildi. Olayın güvenlik görevlileri tarafından fark edilmesi sayesinde kurumun herhangi bir zarara uğramadığının da altı çizildi. Disiplin süreci kapsamında, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi gereğince ilgili personelin iş akdinin feshedildiği bildirildi. Ayrıca eylemin adli suç oluşturabileceği değerlendirilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada, adli sürecin devam ettiği ve konunun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yakından takip edildiği vurgulandı.
Taksi tutkunu Halil’e Başkan Özkan’dan özel sürpriz
02 Aralık 2025 Salı - 13:54 Taksi tutkunu Halil’e Başkan Özkan’dan özel sürpriz İzmir Bayraklı’daki bir özel eğitim merkezinde eğitim alan otizmli Halil Aziz Kama, taksilere olan tutkusu ile çizdiği resimleri 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına gönderdi. Oda Başkanı Erkan Özkan, bu anlamlı hediyeye kayıtsız kalmayarak Halil’i ziyaret edip özel hediyeler takdim etti. Fanatik Beşiktaş taraftarı da olduğunu söyleyen Halil, Beşiktaş maçına gitmek istediğini söyleyerek Kulüp Başkanı Serdal Adalı’ya jest yapması için çağrıda bulundu. Bayraklı’da faaliyet gösteren bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim alan 19 yaşındaki Halil Aziz Kama, taksilere duyduğu özel ilgiyle çizdiği resimleri, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan’a gönderdi. Merkez kurucusu ve öğretmeni Kamile Çubuk’un mektubuyla birlikte Odaya ulaşan bu anlamlı çalışma, duygu dolu bir ziyaretin kapılarını araladı. Başkan Özkan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle Halil’i okulunda ziyaret ederek özel hediyeler takdim etti. Başkan Özkan, Kama’ya fanatik taraftarı olduğu Beşiktaş’ın lisanslı ürünleri ve formasının yanı sıra maket taksi, yapacağı resimler için resim kağıdı ve boyalar ile kalemler hediye etti. Ziyarette duygu dolu anlar yaşandı. Erkan Özkan: "En büyük engel sevgisizliktir" Ziyaret esnasında açıklama yapan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, Halil’in çizimlerinin kendisini çok duygulandırdığını belirterek şunları söyledi: "Güzel bir şeyler yapmak için hiçbir engel yok. İstediğiniz zaman hayal ederek bir şeyler başlatabilir ve bunu gerçekleştirebilirsiniz. Halil kardeşimiz bunun en güzel örneğini bize gösterdi ve biz çok duygulandık. Bizim odalarımızın sosyal sorumluluk görevleri de bulunuyor. Halil, eğitim sırasında boş zamanlarında otomobil resimleri çiziyor; özellikle taksilere karşı özel bir ilgisi var. 1995-96 yıllarına ait nostaljik taksilerin markalarını hayal ederek resimlerine yansıtıyor ve adeta kendi sergisini oluşturuyor. Bu çalışmalarını, kıymetli öğretmeni Kamile Çubuk’un katkısıyla bir mektup haline getirerek 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle bize ulaştırdı ve çizimlerini armağan etti. Resimlerinin devamını görmekten mutluluk duyacağız ve isterseniz bunları haber merkezimizde küçük bir sergi alanında da sergileyebiliriz. Halil’in Beşiktaş taraftarı olduğunu öğrendik ve ona taraftarı olduğu takımın formasını hediye ettik. Onun çizimleri sayesinde tüm engelli vatandaşlarımıza bir nefes ulaştırdığımızı düşünüyoruz. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü Halil’in aracılığıyla kutluyoruz. En büyük engel sevgisizliktir; sevgimizi her zaman göstermek önemlidir." Beşiktaş Başkanı Adalı’ya seslendi Halil’in bir başka tutkusu olan Beşiktaş sevgisini öğrenen Başkan Özkan, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı’ya jest çağrısında bulundu. Özkan, "Rüzgâr adlı bir öğrencimiz odamıza geldi; kendisi hiperaktif ve lösemi tedavisi gören bir çocuk. Onun da taksilere karşı özel bir ilgisi vardı ve sosyal medya üzerinden beni takip ederek ziyaret etmek istedi. Geldiğinde sohbet ettik ve hangi takımı tuttuğunu sorduk; Fenerbahçeli olduğunu söyledi. O dönemin Fenerbahçe Kulüp Başkanı Ali Koç, bir öğrenciyi İstanbul’a maç izlemeye götürmüştü; benzer bir jesti Halil için de arzu ediyoruz. Halil, Beşiktaş taraftarı ve onu en kısa sürede bir Beşiktaş maçında tribünde görmek bizleri çok mutlu edecektir. Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı’ya sesleniyorum; Halil’in maç izleme hayalini gerçekleştirmesi büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır. Halil’in Beşiktaş sevgisini kendisine iletmek istiyoruz ve bu tür sosyal sorumluluk örneklerinin gençlerimize ilham vereceğine inanıyoruz" dedi. "Her çocuk bir inci olsun" Okul kurucusu ve özel eğitim öğretmeni Kamile Çubuk, Halil’in taksilere olan ilgisinin uzun süredir devam ettiğini belirterek, "Halil otizm spektrum bozukluğu olan bir öğrencimiz. Çizim yeteneği çok güçlü. Taksilere özel bir ilgisi var ve defterlerini taksi resimleriyle dolduruyor. Kurum olarak misyonumuz ‘Herkes bir inci olsun’. Halil’in yaptığı bu çalışmayı bir sosyal deneyime dönüştürdük. Başkanımızın duyarlı yaklaşımı hepimizi çok mutlu etti" dedi. "Oğlumla gurur duyuyorum" Halil’in annesi Tuğba Çiftdemir, "Böyle yetenekli bir evladım olduğu için gurur duyuyorum. Çizimlerine emek veren öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Ziyaretiniz bizi çok mutlu etti. Halil’in başarısının görünür olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Halil’in fark edilmesini istiyoruz" Baba İbrahim Kama ise, "Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Halil’in yaptıklarıyla gurur duyuyoruz. Yeteneklerinin daha fazla kişiye ulaşmasını istiyoruz" dedi.
Sigaraya karşı ‘elden ele’ mücadele
02 Aralık 2025 Salı - 09:44 Sigaraya karşı ‘elden ele’ mücadele İzmir Ekonomi Üniversitesi, sigara bağımlılığına karşı başlattığı "Elden Ele" çalışmasıyla öğrencilere sigarayı bırakma sürecinde rehberlik ediyor. Kampüs içinde dağıtılan bilgilendirme notları, gençlerin sağlıklı yaşam seçimleri yapmalarını teşvik ediyor. Sigaranın zararlarına karşı gençleri bilinçlendirmek amacıyla kampüs içinde ‘Elden Ele’ adıyla çalışma başlatan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), erken yaşta bağımlılıktan kurtulmak isteyenlere umut oldu. İlk kez mayıs ayında başlatılan ve belirli aralıklarla devam eden çalışma, son olarak geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirildi ve gün boyunca öğrencilere sigaradan kurtulmak için izlenecek yolu gösteren mesajın yazılı olduğu not dağıtıldı. ‘Tedavi edilebilir’ hastalık Akademisyenler ve öğrenciler, kampüsü dolaşarak sigara içsin ya da içmesin gördükleri kişinin avucuna, "Nikotin bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Siz ya da sevdikleriniz bu hastalığa sahipse, bağımlılıktan kurtulmak isterseniz, internet adresimiz üzerinden bize ulaşmanız yeterlidir. Sağlıklı kampüste bir arada yaşamak dileğiyle" yazılı mesaj bıraktı. "150.4 milyar adetle rekor kırdık" İEÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, 6 ay önce başlayan çalışmanın olumlu etki oluşturduğunu ve nikotin bağımlılığından kurtulmak isteyen tüm öğrencilerin kendilerinden yardım alabileceğini ifade etti. Kendilerine başvuran tüm öğrencilere bire bir destek sağladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Kılınç, yapılan resmi araştırmalara göre Türkiye’de her 3 kişiden birinin tütün kullandığına dikkat çekti. Tarım Bakanlığı Tütün Alkol Piyasa Daire Başkanlığı kayıtlarına göre 2024 yılında 150,4 milyar adet sigara tüketildiği ve bunun Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir rekor olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kılınç, "Kampüsümüzde sigara kullanımını azaltmak için bir seferberlik başlattık. Gençlerimizin hayatını olumsuz etkileyen, günümüzdeki birçok hastalığın temel sebebi olan sigaraya karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecek. Gençlerimiz yeter ki nikotin bağımlılığından kurtulmak istesin, biz her daim yanlarındayız" ifadelerini kullandı. "Sigarayı bırakmak imkansız değil" Prof. Dr. Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üniversite olarak gençlerimizin sağlıklı bir yaşam sürmesini, eğitim yolculuklarında farkındalık sahibi bireyler olarak gelişmelerini temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu anlayışın bir yansıması olarak hayata geçirdiğimiz ‘Elden Ele’ bilinçlendirme çalışması, kampüs kültürümüzün önemli bir parçası haline geldi. Mayıs ayında başlattığımız ve düzenli aralıklarla sürdürdüğümüz bu uygulama ile öğrencilerimize, sigarayı bırakma sürecinde izleyebilecekleri yol haritasını sade ve anlaşılır bir şekilde aktarmayı hedefledik. Genç yaşta bağımlılık döngüsünden çıkmak, asla imkansız bir durum değil. Aynı zamanda doğru bilginin, destekleyici bir çevrenin ve farkındalık temelli yaklaşımın bu süreçte büyük fark oluşturduğunu da görüyoruz." "Dayanışma ağı oluştu" İEÜ Rektör Yardımcısı ve Sağlıklı Kampüs Yürütücüsü Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner ise, üniversite içinde ihtiyaç duyan gençlere ulaşmak için sağlıklı kampüs komisyonu kurduklarını söyleyerek, "Dağıttığımız bilgilendirme notlarının öğrenciler arasında olumlu bir etkileşim oluşturduğunu, birçok öğrencimizin bu mesajları birbirine aktararak bir dayanışma ağı oluşturduğunu gözlemliyoruz. Bu, gençlerin hem kendileri hem de arkadaşları için daha sağlıklı tercihleri sahiplenme isteğini güçlendiriyor. Bu çalışma; gençlerimize ulaştığımız, onlarda davranış değişikliğini teşvik ettiğimiz ve bağımlılıkla mücadelede umut veren sonuçlar aldığımız önemli adımlardan biridir. Önümüzdeki dönemlerde de öğrencilerimizin ihtiyaçlarına yönelik, katılımcılığı ve farkındalığı esas alan projeler üretmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
EGİAD’dan Belarus pazarına açılan kapı
02 Aralık 2025 Salı - 09:39 EGİAD’dan Belarus pazarına açılan kapı Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Belarus İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle ’Belarus İş ve Yatırım Fırsatları Seminer’ düzenleyerek Türk iş dünyasına Belarus pazarındaki fırsatları tanıttı. Seminerde, Belarus’un stratejik konumu ve yatırım potansiyeli ile Türk şirketleri için yeni iş birlikleri ve ihracat imkanları ele alındı. EGİAD, uluslararası pazarlarda yeni iş birlikleri kurma ve dış ticaret imkanlarını güçlendirme vizyonu doğrultusunda, Belarus İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle ’Belarus İş ve Yatırım Fırsatları Semineri’ gerçekleştirdi. EGİAD merkezinde düzenlenen toplantıya Belarus’tan geniş bir temsilci heyeti katılırken, Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunan Belarus pazarına ilişkin kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantı, Belarus İstanbul Başkonsolosu Evgenia Bortkevichte, Belarus Ulusal Pazarlama Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Evgeny Russak, Çin-Belarus Sanayi Parkı Great Stone Genel Müdür Yardımcısı Artur Detkov, Great Stone Yatırım Projeleri Direktörü Viktoria Kruminya, Belarus Yüksek Teknoloji Parkı Uluslararası İşbirliği Dairesi Başkan Yardımcısı Marina Filipyuk, Belarus İstanbul Konsolosu Aliaksandr Vorozin, Belarus İzmir Fahri Konsolosu Murat Yorgancıoğlu ve EGİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Belarus, Avrasya’nın kalbinde yükselen bir pazar Açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Belarus’un konumu, sanayi altyapısı, büyüyen pazar dinamikleri ve yatırımcı dostu politikalarıyla Türk iş dünyası için stratejik fırsatlar sunduğunu vurguladı. Özhelvacı, Belarus’un Avrupa Birliği, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine erişim avantajı sayesinde bölgesel ticarette kritik bir konuma sahip olduğunu belirtti; makine-ekipman, kimya, gıda, tekstil, ahşap ürünleri ve teknoloji gibi sektörlerdeki üretim kapasitesinin Türk şirketleri için geniş iş alanları sunduğunu ifade etti. Türkiye - Belarus ekonomik ilişkilerinin istikrarlı biçimde geliştiğine dikkat çeken Özhelvacı, şu bilgileri paylaştı: "Türkiye ile Belarus arasındaki ilişkiler, 1992’de Türkiye’nin Belarus’u ilk tanıyan ülkelerden biri olmasıyla başlamış ve bugün diplomatik, ticari ve ekonomik açıdan güçlü bir zemine kavuşmuştur. Ticaret hacmimiz 2024 yılında 1,85 milyar dolara ulaşmıştır. İhracatımızda elektrikli makineler, tekstil ürünleri, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimyasallar öne çıkarken; ithalatımızda kereste, demir-çelik, kimyasal gübreler ve tekstil lifleri dikkat çekmektedir. Belarus’ta faaliyet gösteren Türk şirketlerinin toplam yatırımları 1,5 milyar dolar düzeyindedir. Türk müteahhitlik firmaları ise 1991’den bu yana Belarus’ta 977,2 milyon dolar değerinde 46 proje üstlenmiştir. Bu göstergeler, iki ülke arasında büyümeye açık ve karşılıklı fırsatlar içeren güçlü bir iş birliği alanı bulunduğunu göstermektedir. Üyelerimizi yeni pazarlara hazırlamak, ihracat kapasitelerini artırmak ve yatırım ağlarını genişletmek EGİAD’ın en temel önceliklerindendir. Belarus, bu anlamda stratejik bir kapı aralamaktadır." EGİAD, üyelerinin küresel rekabet gücünü artırmayı sürdürecek EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel gelişmelerin hızla değiştiği bir dönemde şirketlerin uluslararası pazarlarda doğru zamanda ve doğru ortaklıklarla yer almasının önemine vurgu yaparak, "Sürdürülebilir büyüme ancak küresel ölçekte atılan stratejik adımlarla mümkündür. Belarus pazarını yakından tanımak, fırsatları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek ve doğru ilişkileri kurmak bu nedenle büyük önem taşımaktadır. EGİAD olarak önceliğimiz, genç ve lider iş insanlarımızın şirketlerini uluslararası pazarlara taşıyacak cesareti, bilgiyi ve ilişki ağını güçlendirmektir. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu seminer, üyelerimizin farklı coğrafyalarda yeni iş bağlantıları kurmasına, ihracat kapasitelerini artırmasına, yurt dışı yatırımlarını geliştirmesine ve güvenilir bilgiyle stratejik kararlar almasına katkı sunmak amacıyla kurgulanmıştır. Belarus’un yatırım ortamını, sektörel potansiyelini, iş yapma modellerini ve ticaretin nasıl geliştirilebileceğini en güncel bilgiler ışığında aktarmayı; karşılıklı iş birliklerinin temelini birlikte atmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Teknoloji, sanayi, lojistik ve yatırım alanlarında yeni iş birlikleri gündemde Toplantı sırasında konuşmacılar, Belarus’un yatırım ortamına ilişkin güncel bilgileri detaylı biçimde paylaştı. İmalat, yüksek teknoloji, bilişim, otomotiv yan sanayi, lojistik ve tarım-gıda sektörlerindeki fırsatlar öne çıktı. Belarus’un Avrasya Ekonomik Birliği’ne erişim sunan konumu sayesinde Türk şirketleri için lojistik avantajların güçlendiği vurgulandı. Çin-Belarus Sanayi Parkı Great Stone temsilcileri, parkta sunulan özel teşvikler, vergi avantajları ve bölgenin lojistik konumuyla ilgili kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Belarus Yüksek Teknoloji Parkı yetkilileri ise yazılım, fintech, oyun, yapay zekâ ve AR-GE tabanlı girişimler için ülkede güçlü bir ekosistem bulunduğunu ifade etti. Toplantı boyunca Türkiye ile Belarus arasında ticaretin nasıl geliştirilebileceği, sektörel potansiyeller ve ortak projelere yönelik değerlendirmeler paylaşıldı. EGİAD üyeleri, Belaruslu kurum temsilcileriyle birebir görüşmeler yaparak iş bağlantılarını güçlendirme fırsatı buldu.
Smyrna Tiyatrosu gün yüzüne çıkıyor
02 Aralık 2025 Salı - 09:37 Smyrna Tiyatrosu gün yüzüne çıkıyor İzmir’in merkezinde yer alan Smyrna Antik Kenti, 2007’den bu yana yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserlerle kentin tarihine ışık tutuyor. Smyrna Antik Kenti’nde, 20 bin kişilik kapasitesiyle Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğündeki Antik Smyrna Tiyatrosu ve Smyrna Agorası’ndaki Roma dönemi hamamının gymnasium bölümünün gün yüzüne çıkarılması için yoğun bir çaba sarf ediliyor. İzmir kent merkezindeki tarihi aksı ayağa kaldırarak turizme kazandırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığında yürütülen Smyrna Antik Kenti kazılarına destek veriyor. 2025-2027 yılları arasında kazıya toplam 34,5 milyon lira kaynak ayırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent sınırları içindeki birçok kazı çalışmasına da sponsor olmaya devam ediyor. Büyükşehir, 2025-2027 yılları arasında kazıya toplam 34,5 milyon lira kaynak ayıracak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Antik Smyrna Tiyatrosu ile Smyrna Agorası’ndaki Roma dönemi hamamının gymnasium bölümünü gün yüzüne çıkarmak için yoğun bir çalışma yürüten Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığındaki ekibi ziyaret ederek destek mesajı verdi. Prof. Dr. Akın Ersoy, bölgede yaptıkları kazı çalışmaları hakkında Başkan Tugay’a bilgi vererek burada düzenlenecek etkinliklerin alana ilgiyi artıracağını söyledi. Ziyaretçilerin kentin geçmişi ile ilişki kurmalarına aracılık edecek Türkiye’de ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılında devreye alınan "Arkeolojik Kazılar Maddi Destek Programı" aracılığıyla İzmir’de yer alan 16 kazı alanına maddi destek sağlanıyor. Program kapsamında yer alan Antik Smyrna Kenti kazılarında çalışmalar günümüzde büyük oranda Roma Tiyatrosu’nun ortaya çıkarılmasına odaklandı. Kadifekale’nin kuzey yamacında inşa edilmiş olan tiyatro, İzmir Körfezi’ni izleyen bir konuma sahip. Tiyatronun M.Ö. 1. yüzyıldan beri var olduğu biliniyor. Tiyatronun 152 metre çapında üç kademeli bir oturma alanı olduğu biliniyor ve seyirci kapasitesinin yaklaşık 20 bin kişi olduğu düşünülüyor. Destek programı sayesinde bilimsel kazı çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanması ve ziyarete açılması hedefleniyor. Tiyatro alanının kent ile ilişkisinin kurulması ve bağlantılarının güçlendirilmesi amacıyla çevre sokaklarda sağlıklaştırma projeleri hazırlanıyor. Tiyatro ve Kadifekale arasında kalan bölge bir Arkeoloji ve Tarih Parkı olarak dönüşecek. Bu alanlar çeşitli düzenlemeler ve etkinlikler aracılığıyla ziyaretçilerin kentin geçmişi ile ilişki kurmalarına aracılık edecek.
Urla’da şap karantinası: Hayvan hareketleri durduruldu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 20:46 Urla’da şap karantinası: Hayvan hareketleri durduruldu İzmir’in Seferihisar ilçesinde bir büyükbaş hayvancılık işletmesinde 18 Kasım’da şap hastalığı tespit edilmesinin ardından Urla İlçe Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu bölgesel karantina kararı aldı. 5996 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler kapsamında alınan tedbirler hızla uygulamaya konuldu. Seferihisar ilçesi Hıdırlık Mahallesi’ndeki hayvancılık işletmesinde tespit edilen şap hastalığı sonrası alınan kararla Urla’nın Bademler ve Kuşçular mahallelerinde hayvan hareketleri durdurularak, çift tırnaklı hayvanların alım-satımı ve işletmeler arası nakli yasaklandı. Urla İlçe Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu’nun kararı ile bölgedeki hayvanlarda şap aşılaması yapılacak, ortak mera kullanımı ise karantina kaldırılana kadar engellenecek. Acil kesimlik hayvanlar yalnızca veteriner hekim gözetiminde mezbahaya sevk edilebilecek. Ayrıca nakil araçlarının çıkışta yıkanarak dezenfekte edilmesi zorunlu olacak. Gözetim bölgesine çoban, celep ve kasap gibi hayvan ticaretiyle uğraşan kişilerin giriş-çıkışları sıkı kontrol altına alınacak, bölgede büyükbaş ve küçükbaş hayvan pazarı kurulmasına izin verilmeyecek. Hayvan sahiplerine temizlik, dezenfeksiyon ve biyogüvenlik tedbirleri hatırlatılırken, şap belirtisi görülen hayvanların İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bildirilmesi istendi. Ölen hayvanların üzerine kireç dökülerek gömülmesi zorunlu kılındı. Gözetim bölgesinde çiğ olarak tüketime sunulması yasaklanan sütlerin ise, yalnızca UHT veya HTST işleminden sonra çıkışına izin verilecek. Kararlara aykırı davrananlara ilgili kanunlar çerçevesinde idari para cezaları uygulanacak. Komisyon kararının uygulanması için belediye, jandarma, emniyet ve diğer kurumlara resmi bilgilendirme yapıldı.
TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Kasapoğlu: "Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 18:14 TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Kasapoğlu: "Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, engellilerle ilgili çalışmanın 86 milyonun konusu olduğunu belirterek, "Ege Bölgesi bize ayrı bir fotoğraf sunuyor. Şehirlerin sosyoekonomik yapısı birbirine benziyor gibi görünse de engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar il bazında farklılık arz edebiliyor. Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek" dedi. TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun Ege Bölgesi İstişare Toplantısı İzmir’de gerçekleştirildi. Komisyon üyeleri, toplantı öncesi tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda engelli esnafları ziyaret ederek, taleplerini dinledi. Toplantıda konuşan Komisyon Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Bölge toplantılarına Karadeniz’de başladık, 11 il bir araya geldi. Kahramanmaraş’ta deprem bölgesinde 11 il bazlı bir toplantı gerçekleştirdik. Şimdi İzmir’de Ege Bölgemizi 8 ilimizden katılımla bir araya getiriyoruz. Bu toplantılar komisyonumuz için son derece kıymetli, aydınlatıcı. Bölge istişare toplantılarını, komisyon çalışmalarımızın omurgasını oluşturan yerinden dinleme mekanizmasının en önemli aşamalarından biri olarak görüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki engelli bireylerimizin hayatını etkileyen isabetli kararlar sadece toplantı masalarında değil, sokakta, okulda, çarşıda, iş yerinde, evde karşılığı olan tecrübelerden doğar" dedi. "Engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar il bazında farklılık arz edebiliyor" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu olarak bugüne kadar 200’e yakın sivil toplum kuruluşu ile doğrudan temas kurduklarını aktaran Kasapoğlu, "Raporlar topladık, düşünce ve öneriler aldık. Odak grup görüşmeleri yaptık. Gayriresmi ve resmi buluşmalar düzenledik. Aileleri, akademiyi, kamu kurumlarını, öğretmenleri, uzmanları dinledik. Gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda engelli bireylerimize ilişkin kurulan her bir cümleyi çok değerli, her birini veri olarak not ediyoruz. Ege Bölgesi ise bize ayrı bir fotoğraf sunuyor. Şehirlerin sosyoekonomik yapısı birbirine benziyor gibi görünse de, engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar il bazında farklılık arz edebiliyor. Bölge toplantılarımızın temel amacı, geniş çerçeveden bakarak yerelin ayrıntısını tespit etmek. Bir ilde çok iyi işleyen bir uygulamanın başka bir ilde hiç karşılanamamış bir ihtiyaç olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Toplantıda dört ana başlık üzerinde duracağız. Her biri engelli bireylerimizin hayatına direkt dokunan alanlar. İlk başlığımız erişilebilirlik. Ege Bölgesi’nde şehir merkezleriyle ilçeler arasında büyük mesafeler var. Kaldırımların niteliği, toplu taşıma, kamu binaları, sosyal yaşam alanları, belediye hizmetlerine erişim. Bunların her biri bir engelli birey için var olabilmek ile dışarıda kalmak arasındaki çizgiyi ifade ediyor. Biz o çizginin ortadan kalkması için sizlerle bir aradayız. Çünkü erişilebilirlik bir hak meselesi. Bu hakka dair tespitlerinizi dinleyeceğiz" diye konuştu. "Ege Bölgesi yoğun bir istihdam barındırıyor" İkinci başlığın eğitim olduğunu ifade eden Kasapoğlu, "Özel eğitimden kaynaştırma süreçlerine kadar geniş bir alanda sahadan gelen verileri değerlendirmek istiyoruz. Ege Bölgesi’nde ciddi bir nüfus hareketliliği var. Yazlık bölgelerde nüfus bir anda artıyor, bazı ilçeler kışın çok sakin. Bu durumun özel eğitim hizmetlerinin sürekliliğini nasıl etkilediğini, ailelerin hangi alanlarda sıkıntılar yaşadığını sizden duymak istiyoruz. Üçüncü başlığımız ise istihdam. Komisyonun kurulduğu günden bu yana en fazla veri aldığımız alanlardan biri. Doğru yerleştirme, makul düzenlemeler, kota uygulamalarının sahadaki karşılığı, geçiş süreçleri gibi konular çalışma alanımız içerisinde. Ege Bölgesi, tarım, sanayi, turizm ve hizmet sektöründe yoğun bir istihdam barındırıyor. Bu sektörlerde engelli istihdamını konuşacağız. Ayrıca evden çalışma, dijital iş modelleri gibi yeni imkanların bölgeye nasıl uyarlanabileceğini de değerlendireceğiz" dedi. "Komisyon raporumuzun arşivde tozlanmasına asla izin vermeyeceğiz" Dördüncü başlığın sosyal destek ve bağımsız yaşam olduğunu belirten Kasapoğlu, "Temel amacımız bağımsız yaşamı en güçlü şekilde var etmek. Bireylerimizin her türlü imkana bağımsız şekilde erişimini mümkün kılmak. Yaşam, pek çok parametreyi içinde barındıran bütünleşik bir alan. Engelli bireyler için de bunun böyle olduğunu bilerek hareket etmek zorundayız. Ulaşım, barınma, sosyal hayat, psikososyal destek, sağlık, bütün bu alanlar birbirine bağlıdır. Bu toplantıda özellikle bağımsız yaşam becerilerinin desteklenmesine yönelik önerilerinizi dinlemek istiyoruz. Çünkü bir bireyin kendi hayatının öznesi olabilmesi, bizim engellilik politikalarının en temel amacıdır. Komisyon raporumuzun sadece bir dosya olmasına ve arşivde tozlanmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu rapor, sahadan doğacak. Odak grup görüşmelerinden, bölge istişare toplantılarından, sivil toplum kuruluşlarından, ailelerden ve uzmanlardan gelen tüm öneriler raporda bir araya getirilecek. Yöntemimiz net; dinlemek, konuşmak, anlamak, sınıflandırmak ve hep birlikte çözüme odaklanmak. Bölgesel toplantıların bize kazandırdığı en önemli şey çeşitliliktir. Karadeniz’de coğrafi şartlar kaynaklı bir sorun ağı vardı. Kahramanmaraş’ta deprem sonrası engellilik ağırlıklıydı. Ege’de ise özellikle erişilebilirlik, istihdam ve eğitim süreçlerinin detaylarını görmeye çalışacağız. Bu çeşitlilik raporumuzu güçlendirecek. Çünkü Türkiye’nin her bölgesindeki tabloyu gerçek haliyle görmemizi sağlıyor" şeklinde konuştu. Bu çalışmanın 86 milyonun konusu ve partiler üstü bir konu olduğunu kaydeden Kasapoğlu, sözlerini şöyle noktaladı: "Engelli bireylerin hayatına dokunan hiçbir konuyu polemik malzemesi yapmayız ve buna da izin vermeyiz. Tüm komisyon üyeleri olarak bu bilinçteyiz. Buradaki hedefimiz bu ülkenin her bir vatandaşının fırsat eşitliği içinde yaşamına devam etmesi. Engelli bireylere yönelik toplumuzda var olan farkındalığı artırmaktır. Kapsayıcı bir Türkiye vizyonunu güçlendirmektir. Bugün burada konuşacağınız her cümle, hazırlayacağımız çalışmamızın bir parçası olacak." İzmir nüfusunun yaklaşık yüzde 6’sı engelli İzmir Valisi Süleyman Elban ise, "İlimiz 4 milyon 479 bin nüfusa sahip, bunun yüzde 5.88’i yani 260 bin vatandaşımız engelli. Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı okullarımızda da 30 bin 627 yavrumuz özel eğitimden yararlanıyor. Aile Sosyal Politikalar kurumumuz bünyesinde engellilerimizle ilgili, barınmayla ilgili iki tesisimiz yüzde 100’e yakın dolulukla hizmet veriyor. Engellilik bir kader değil. Herkes doğuştan da engelli doğmayabilir. Dolayısıyla engel olmadığını düşünen herkes de bir gün engelli olabilir. Ben de dahil herkes engelli adayı. Bunun için de engellilere yapılan yardımı sadece şu anda mevcut engellilere yapılmış bir yatırım ya da çalışma değil, toplumun tamamına potansiyel olarak yapılmış bir çalışma olarak görüyor ve bu bilinçle hareket ediyoruz" diye konuştu. Toplantıda katılımcıların talep ve önerileri tek tek dinlendi. Programın ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Ege illeri bugün İzmir’in ev sahipliğinde bir araya gelirken, dün Manisa’daydık ve organize sanayi bölgesindeki örnek uygulamalardan biri olan Zeki Yaşam Merkezi’ni inceledik. Özel sektörün dayanışma içinde elini taşın altına koyarak ortaya koyduğu başarılı çalışmayı yerinde gördük ve kendilerine tebriklerimizi iletiyoruz. Amacımız iyi uygulamaları çoğaltmak olduğu için yerel yönetimlerle, sivil toplumla ve özel sektörle bu iletişimi en güçlü şekilde kurduğumuzu görüyoruz. Bu toplantılar, erişilebilirliği sağlama ve iletişimi güçlendirme açısından bize çok özel imkanlar sunuyor. İzmir’e sıcak ve güçlü ev sahipliği için teşekkür ediyor, komisyonumuzun sahadaki ve parlamentodaki çalışmalarıyla kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliği sayesinde mevcut sorunların çözümüne, geliştirilebilecek konulara ve engelsiz vizyona büyük katkılar sağlayacağına inanıyoruz" dedi. İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen toplantıya İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve üyeler; Jülide Sarıeroğlu, Ayşe Keşir, Erol Keleş, Elif Esen, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Latif Selvi, Mehmet Ali Cevheri ve Ali Karaoba katıldı. Aydın, Afyonkarahisar, Denizli, Kütahya, Manisa, Muğla ve Uşak illerinden ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar da toplantıda yer aldı.