Yerel Haberler
İzmir
Genç veri bilimciler DATAFEST’te sektörün uzman isimleriyle buluştu 09 Mart 2026 Pazartesi - 15:12:38 Dokuz Eylül Üniversitesi İstatistik ve Veri Bilimi Topluluğu tarafından düzenlenen DATAFEST 2026, veri bilimi ve teknoloji alanına ilgi duyan öğrencileri sektör profesyonelleriyle bir araya getirdi. Etkinlikte siber güvenlik, bulut teknolojileri ve dijital dönüşüm başlıkları ele alınırken, gençlere teknoloji dünyasındaki kariyer fırsatlarına ilişkin önemli bilgiler aktarıldı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) bünyesinde faaliyet gösteren İstatistik ve Veri Bilimi Topluluğu tarafından düzenlenen DATAFEST 2026 etkinliği, akademi ile teknoloji sektörünü buluşturan önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. Veri bilimi, yazılım ve dijital teknolojilere ilgi duyan çok sayıda öğrencinin katıldığı etkinlikte, sektör temsilcileri hem güncel teknolojik gelişmeleri değerlendirdi hem de gençlere kariyer yolculuklarına ilişkin deneyimlerini aktardı. Siber güvenlik ve bulut teknolojileri ele alındı Etkinlik kapsamında teknoloji sektörünün deneyimli isimlerinden Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CEO’su Perviz Altay tarafından gerçekleştirilen sunumda, dijital dönüşüm sürecinde kurumların karşı karşıya kaldığı siber güvenlik tehditleri ve bu tehditlere karşı geliştirilen yeni nesil çözümler ele alındı. Altay, güvenli dijital altyapıların kurumlar için stratejik önem taşıdığına dikkat çekerken, bulut teknolojilerinin kurumların operasyonel verimliliğini artıran önemli bir dönüşüm aracı haline geldiğini vurguladı. Sunumun ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde öğrenciler, sektörün güncel ihtiyaçları ve teknoloji alanındaki kariyer fırsatlarına ilişkin merak ettikleri soruları doğrudan uzmanlara yöneltme imkânı buldu. Gençlere kariyer yolculuğu tavsiyeleri Etkinlikte ayrıca Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CTO’su Barış Bayram da öğrencilerle bir araya geldi. Bayram, yazılım geliştirme, veri analitiği ve siber güvenlik alanlarında kariyer hedefleyen gençlere sektörün beklentileri ve teknoloji dünyasında öne çıkmanın yolları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Teknoloji alanında sürdürülebilir başarı için sürekli öğrenmenin ve disiplinler arası bilgi birikiminin önemine dikkat çekti. Üniversite–sektör iş birliğine katkı DEÜ İstatistik ve Veri Bilimi Topluluğu tarafından düzenlenen DATAFEST 2026, öğrencilerin sektör profesyonelleriyle doğrudan temas kurmasına imkan sağlayan önemli bir platform olarak değerlendirildi. Topluluğun başkanlığını yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi İstatistik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Batuhan Yiğit Hazar, etkinliğin veri bilimi ve teknoloji alanına ilgi duyan gençler için önemli bir deneyim sunduğunu ifade etti. Etkinlik çekilişle tamamlandı Programın sonunda düzenlenen çekilişte etkinliğe katılan öğrenciler arasında çeşitli hediyeler dağıtıldı. DATAFEST 2026, akademi ile teknoloji sektörü arasındaki etkileşimi güçlendiren ve genç yeteneklerin teknoloji dünyasıyla buluşmasına katkı sağlayan bir organizasyon olarak tamamlandı.
09 Mart 2026 Pazartesi - 15:10 Dünyanın en küçük kitabı İzmir’de Türkiye’nin ilk kağıt ve kitap sanatları müzesi olan Ege Üniversitesi Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi, 2.4 x 2.9 milimetre ölçülerindeki dünyanın en küçük kitabına ev sahipliği yapıyor. Tarihi bir köşkte hizmet veren müze, kağıdın ve kitabın binlerce yıllık yolculuğunu nadide eserlerle meraklılarına sunuyor. Ege Üniversitesine bağlı eski Levanten köşklerinden 19. yüzyıla ait Ballian Konutu’nda 12 Aralık 2012’de kurulan müze, uluslararası alanda benzersiz bir konuma sahip bulunuyor. İçinde bir sanat galerisi de barındıran müzede, bin civarında obje kişi, kurum ve sanatçıların bağışlarıyla bir araya getirildi. Müzenin üst katında sergilenen ve ipek kağıda elle basılan milimetrik boyutlardaki kitap, ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken eserlerin başında geliyor. Müzenin giriş katında kağıdın üretiminden sanat eserine dönüştüğü aşamalar sergilenirken, üst katında ise kitap sanatları, matbaa, sanatçı kitapları ve minyatür kitaplar gibi bölümler yer alıyor. Nadir eserler dikkat çekiyor Zengin bir koleksiyona sahip olan müzede; organik yazı malzemeleri, 15. yüzyıldan günümüze uzanan dünya renkli kağıtları, modern kağıt sanatı ve exlibris örnekleri sergileniyor. Matbaa bölümünde Gutenberg Matbaası’nda basılan orijinal inkunabel sayfası ile İbrahim Müteferrika Matbaası’nda basılan orijinal Vankulu Lügatı ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Sanatçı kitapları bölümünde Andy Warhol’a ait üç boyutlu kitaplar yer alırken, çocuk kitapları bölümünde ise Küçük Prens, Moby Dick ve Alice Harikalar Diyarında gibi eserlerin üç boyutlu versiyonları bulunuyor. Kitaplardaki ustalar bölümünde ise Picasso, Chagall ve Matisse gibi sanatçıların özgün baskı resimlerini içeren eserler yer alıyor. Müze, hafta içi her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Milimetrik kitap büyük ilgi görüyor Ege Üniversitesi Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Seda Ağırbaş, karanlık odalarda sergilenen eserlerin cilt ve sanatsal detaylarının yakından incelenebildiğini aktardı. Müzenin evrensel bir nitelik taşıdığını vurgulayan Ağırbaş, "Alt katta kağıdın tarihçesi, papirüs ve parşömen gibi organik yazı malzemeleri ile kağıdın oluşum süreci yer alıyor. Ardından dünyanın renkli kağıdı ve uluslararası ile yerel sanatçıların eserleriyle kağıt sanatının geldiği nokta sergileniyor. Ölçüleri 2.4 x 2.9 milimetre olan, ipek kağıda elle basılmış çok minik bir kitabımız da müzemizde ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır." dedi. Eğitim işlevi ön planda Tarihi binanın iki katında hat, tezhip, minyatür, katı’ ve ebru gibi geleneksel kitap sanatlarına ait orijinal eserlerin yer aldığını kaydeden Ağırbaş, müzenin çok sayıda çalıştay, seminer ve sergiye ev sahipliği yaptığını söyledi. Her yıl Müzeler Haftası’nda koleksiyona uygun etkinlikler gerçekleştirdiklerini anlatan Ağırbaş, "Ziyaretçilerimiz sadece eserleri görmekle kalmayıp, kağıt ve kitap sanatları alanındaki pek çok etkinliğe de katılarak bu çalışmaları çok beğendiler. Müzelerin sadece sergileme değil, eğitim işlevi de bulunmaktadır. Nitekim hedef kitlemiz ilk ve ortaöğretimden üniversiteye kadar uzanıyor. Ağaç yaşken eğileceği düşüncesiyle çoğunlukla çocuklarımızı ve gençlerimizi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. Dünyayı ayaklarımıza sermişler Müzede kağıda ve kitaba dair bine yakın objenin bulunduğunu dile getiren Ağırbaş, Türkiye’de bir ilk olan müzenin 2013 yılında özel müze statüsü kazandığını hatırlattı. Ziyaretçi defterine bırakılan bir notu çok anlamlı bulduğunu belirten Ağırbaş, "Defterimizde yer alan ’Dünyayı ayaklarımıza sermişler, haberimiz yok’ yazısı, müzenin kağıdın ve kitabın kültürel tarihine eşlik eden evrensel boyutunu kanıtlıyor" şeklinde konuştu.
09 Mart 2026 Pazartesi - 14:36 Tarihi Arasta’da kadın emeği fotoğraflarla sergilendi İzmir’in Bergama ilçesinde açılan ’Arasta’da Kadın Olmak’ isimli sergi yoğun ilgi gördü. Bergama Arasta Kültür Sanat ve Eğitim Derneği’nce (BAKSED) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 7- 8 Mart tarihlerinde düzenlenen "Arasta‘da Kadın Olmak" isimli sergide Arasta‘da farklı alanlarda çalışan kadınların günlük yaşamları, emekleri ve mesleklerini icra ederken olan anları objektiflere yansıdı. Bergama Arasta Kültür Sanat ve Eğitim Derneği (BAKSED) Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahu Rubacı düzenledikleri etkinlik ile ilgili "Bugün burada 8 Mart Kadınlar Günü kapsamında bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmayı üç adımda planladık. Video tanıtımları, Arastada dükkân sahibi olan zanaatkar, sanatçı ve esnaf kadınlarımızın dükkanlarına bir etiket tasarladık. Bu dükkanı ayakta tutan kadının adının ve dükkanın yerinin yazılı olduğu etiketleri dükkanlarının camlarına astık. Video çalışmasında ise "Burada Olmak Zor mu?" sorusunun cevabını aldık kadınların. Bugün de bunun üçüncü adımını gerçekleştiriyoruz. Aslında bu bir sergi değil bu bir tanıklık. Arastada bulunan halen faaliyette olan zanaatkar, sanatkar ve esnaf emekçi kadınların ellerinin fotoğraflarını çalıştık. Çünkü üretimin, emeğin ve hayatın en büyük yatırımının eller olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu. Tarihi Osmanlı Arastası’ndaki ’Arasta’da Kadın Olmak’ isimli sergiye Bergamalılar yoğun ilgi gösterdi.
Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk
03 Ekim 2025 Cuma - 10:12 Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk Mevsim geçişlerinde artan uyku sorunları yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle sonbahar-kış döneminde gün ışığının azalmasıyla uyku bozukluklarının ortaya çıktığını dile getiren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, bu durumun depresyon ve anksiyete belirtilerini tetiklediğini söyledi. Sonbaharda, güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte uyku sorunları da gün yüzüne çıkabiliyor. Gün içinde odaklanmakta zorluk ve enerji düşüklüğü yaşanıyor, sık sık uyku ihtiyacı doğuyorsa, nedeni uyku bozukluğu olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, uyku bozukluklarıyla başa çıkma yöntemlerini ve mevsim geçişlerinden etkilenmemenin yollarını anlattı. Melatonin salınım dengesi bozulabilir Çoğu kişide mevsim geçişi evresinde uykuyla ilgili problemler olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Özellikle sonbahar-kış döneminde bu şikâyetler artar. Çünkü sonbaharda gün ışığı süresi kısalır. Biz farkında olmadan daha fazla karanlığa maruz kalırız. Sabahları daha geç saatte gökyüzü aydınlanmaya başlar. Gözümüzü karanlık bir ortama açmak, melatonin salınım dengesini bozar. Melatonin uyku dengesini sağlayan bir hormondur. Uyku biyolojik bir süreçtir ve sirkadiyen ritmimiz hormonlarla düzenlenir. Güneş ışığı sabah uyanıldığında "uyanıklık hormonu" salgılanmasını sağlar. Ancak uykudan kalkıldığında hâlâ karanlık bir ortam varsa, kişinin biyolojik saati gün başlangıcına tam senkronize olamaz. Vücut uyumuş olsa bile kişi dinlenmemiş hissedebilir" diye konuştu. Uyku iyi alınmadığında tablo daha da ağırlaşabilir Sonbaharda hava basıncı değişimi, sıcaklık dalgalanmaları ve güneş ışığının azalması sonucu insanlarda serotonin düzeyinin düştüğünü aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Serotoninin düşmesiyle beraber insanlarda enerji kaybı ve yorgunluk oluşabilir. Özellikle bu durum gece uykusunun iyi alınmamasıyla daha da ağırlaşabilir. Gündüz uykulu olma hali, sersemlik ve dikkat dağınıklığı artar. Mevsimsel duygu-durum bozukluğu dediğimiz bir tablo oluşabilir. Özellikle depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi ruhsal sorunlarda mevsimsel dalgalanmalar gözlenebilir. Sonbahar ve kış aylarında depresif belirtiler artabilir. İlkbahar döneminde ise özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde manik veya hipomanik dönemler daha sık görülebilir. Bu nedenle mevsimler ruhsal bozuklukları tetikleyebilir. Tabii uyku bozukluklarının sadece psikiyatrik nedenleri yoktur. Uyku apnesi, tiroit fonksiyon bozuklukları gibi durumlar da uykuyu bozabilir. O yüzden tetkiklerle değerlendirme yapmak gerekir" ifadelerini kullandı. Kısır döngüye neden olabilir Uykunun çok temel bir ihtiyaç olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Uyku kötüyse sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşabilir. Uykusuzluğa sıklıkla depresif belirtiler, isteksizlik, keyif alamama, umutsuzluk ve mutsuzluk eşlik edebilir. Bunun yanında anksiyete belirtileri sıklıkla görülebilir. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunları çıkabilir. Uykusuz bir gecenin ertesinde kişi kendini, sisli, dalgın ve tahammülsüz hissedebilir. Uykusuzluk arttıkça sinirlilik ve gerginlik de artabilir. Bu süreç zamanla kişinin motivasyonunu düşürür, iş ve okul performansını azaltır. Öğrenme kapasitesi bozulur çünkü yeni öğrenilen bilgilerin işlenmesi uykuda gerçekleşir. Uzun vadede kişinin özgüveni sarsılabilir, sosyal izolasyon ve depresif duygular gelişebilir. Bu bir kısır döngüdür: Düşünceler uykuya engel olur, uyku kaçtıkça düşünceler artar." Uyku hijyenine dikkat etmek gerekir Tüm bu sorunların yaşanmaması adına uyku hijyenine dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "İlaç kullanan kişilerde bile uyku hijyeni sağlanmazsa ilacın etkisi sınırlı olur" dedi. Yaşar, şöyle devam etti: "Her akşam benzer saatlerde yatağa girmek, yatmaya yakın ağır egzersiz yapmamak, saat 18.00’den sonra çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekleri tüketmemek, ılık duş rahatlatıyorsa uyumadan önce almak, ancak uyarıcı etki yapıyorsa bundan kaçınmak, oda sıcaklığını 22 derecenin altında tutmak, uyku kıyafetlerinin rahat, örtülerin hafif olmasını sağlamak, odanın tamamen karanlık olmasına özen göstermek, gece lambası kullanmamak, yatakta uzun süre uykuya geçilemediği durumlarda bir süre kitap okumak, mavi ekran maruziyetini en az 1-2 saat önceden kesmek uyku hijyeni için alınabilecek önlemlerdendir." Egzersizi ihmal etmeyin Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle noktaladı: "Akşam ağır yemeklerden kaçınmak gerekir. Sabah gün ışığında egzersiz veya yürüyüş yapmak uyanıklığı artırır. Gün içinde aktif olmak, basit egzersizler veya ev işleriyle hareketli kalmak gece uykusunu kolaylaştırır. Çalışanlar için öğle arasında 10-15 dakikalık yürüyüşler faydalıdır. Öğrenciler akşam geç saatlere kadar ders çalışmak yerine sabah erken çalışmayı tercih etmelidir. Çünkü uyku öncesi yoğun zihinsel aktivite uyumayı zorlaştırır. Gün içinde uyunabilir ancak 20 dakikayı geçmemelidir. Daha uzun uyunduğunda gece uykusunu bozabilir."
Mesleki eğitimde dijital devrim
03 Ekim 2025 Cuma - 10:07 Mesleki eğitimde dijital devrim Yaşar Üniversitesi ve Manisa OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin hayata geçirdiği EDU-VERSE Projesi ile sanal ortamda meslek lisesinin dijital ikizi oluşturuldu. Böylece uzaktan eğitim yeni bir boyuta taşındı. Türkiye’den Yaşar Üniversitesi öncülüğünde, Manisa Valiliği koordinasyonunda ve Manisa OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MOSTEM) ile Institute of Entrepreneurship Development (iED) (Yunanistan), Universitat Jaume I de Castellon (UJI) (İspanya) ve Confartigianato-Imprese Terni (Italya) ortaklığında yürütülen Avrupa Birliği destekli EDU-VERSE Projesi, sınıfları metaverse ortamına taşıyor. Avrupa Birliği’nin Erasmus+ programı kapsamında; yürütülen EDU-VERSE Projesi, mesleki eğitimi dijital çağa entegre etmeyi amaçlıyor, yarattığı olası öğrenme evrenleri ile eğitimi üst bir noktaya taşıyor. Projede, açık ve uzaktan öğrenme yaklaşımları (Genişletilmiş Gerçeklik (Extended Reality-XR) ile metaverse tabanlı zenginleştiriliyor. Dijital ikiz oluşturuldu Proje kapsamında bir mesleki eğitim kurumunun dijital ikizi oluşturularak öğrenenlerin çevrimiçi olarak eğitim etkinliklerine aktif olarak katılabilmesi sağlandı. Pandemiyle birlikte yaygınlaşan uzaktan eğitimin bir adım ötesine geçilerek, EDU-VERSE uygulaması ile öğrenciler sanal gerçeklik gözlükleri aracılığıyla sınıftaymış gibi derslere katılıp etkileşim sağlayabiliyor. Özellikle öğrenme ortamlarına fiziksel erişim engelli olan öğrenenler için geliştirilen bu sistem, eğitim ortamından soyutlanmadan öğrenmeye katılım imkânı sunuyor. Böylece eğitimde erişilebilirlik güçleniyor, fırsat eşitliği sağlanıyor. Geleceğin öğrenme evreni Yaşar Üniversitesi Açık ve Uzaktan Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Yasin Özarslan, proje hakkında şu bilgileri verdi: "EDU-VERSE ile sadece bir teknolojik yenilik sunmuyoruz; aynı zamanda çağdaş, erişilebilir ve sürdürülebilir bir öğrenme deneyimi oluşturuyoruz. Geliştirdiğimiz açık ve uzaktan öğrenme deneyimi ile öğrenenler ve öğreticiler mekândan bağımsız olarak eğitim süreçlerine katılabiliyor. Projenin hedefleri arasında dijital çağın gerekliliklerine uygun müfredatlar geliştirmek, mesleki eğitimi daha cazip hale getirmek ve öğrenenleri iş gücüne nitelikli bireyler olarak hazırlamak yer alıyor. Ayrıca oyun ve dijital içerik üretimi gibi geleceğin yükselen sektörlerinde gençlerin teknik bilginin yanı sıra yaratıcılık, problem çözme ve girişimcilik gibi beceriler kazanmalarını da teşvik etmeyi hedefliyoruz."
Din görevlileri sadece memur değil, gönüllerin mimarı
02 Ekim 2025 Perşembe - 16:46 Din görevlileri sadece memur değil, gönüllerin mimarı Mil-Diyanet Sen İzmir İl Başkanı Bekir Doğan, camilerin asırlardır medeniyetimizin harcı, birlik ve beraberliğimizin sembolü, teslimiyetin topluca yaşandığı, kalplerin aynı secdede buluştuğu mekânlar; din görevlilerinin ise milletimizin manevi damarlarını diri tutan, toplumun kalp atışlarını Kur’an ve sünnetin ahengiyle buluşturan değerli şahsiyetler olduğunu söyledi. Camiler ve Din Görevlileri Haftası sebebiyle açıklama yapan Mil-Diyanet Sen İzmir İl Başkanı Bekir Doğan, "Camilerimiz, din görevlilerimiz ve cemaatimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Camiler sadece birer ibadet yeri değil, aynı zamanda birer eğitim merkezi, birlik ve beraberlik alanıdır. Namazın hayatımızdaki yeri; vücuttaki baş misalidir. Ayrıca, din görevlilerimiz sadece dini öğretiler aktaran kişiler değil, aynı zamanda gönüllerimizin mimarlarıdır. Din görevlilerimiz, milletimizin manevi damarlarını diri tutan, toplumun kalp atışlarını Kur’an ve sünnetin ahengiyle buluşturan değerli şahsiyetlerdir. Onlar sadece minberde konuşan değil, sokakta yaraya merhem olan, evinde dua eden, gençlere umut, yaşlılara huzur olan birer gönül eridir. Biz biliyoruz ki bu ülkenin ruh kökleri, din görevlilerimizin gayretiyle ayakta kalmaktadır" dedi. "Camiler, duvarlardan çok daha fazlasıdır" Camilerin sadece dört duvar arasında namaz kılınan yerler olarak görmenin büyük bir eksiklik olacağını ifade eden Doğan, şöyle devam etti: "Camiler asırlardır medeniyetimizin harcı, birlik ve beraberliğimizin sembolü, ilmin ve irfanın harmanlandığı, teslimiyetin topluca yaşandığı, kalplerin aynı secdede buluştuğu mekânlardır. Bugün de camilerimiz, insanımızı Rabbine yaklaştıran, gönüllerimizi aynı kıbleye yönelten kutlu merkezler olmaya devam etmektedir. Namaz sadece bireysel bir ibadet değil, hayatın tümünü kuşatan bir duruştur. O, kulun Rabbine teslimiyetidir. Bu yılın teması bize hatırlatıyor ki, Peygamber Efendimiz’in hayatında namaz bir yük değil, huzurun kaynağı, hayatı şekillendiren ilahi bir pusuladır." "Gazze, bizim suskunluğumuzun imtihanıdır" Gazze’deki soykırıma değinen Doğan, "Bugün Gazze, sadece bir şehir değil tüm ümmetin vicdan aynasıdır. Orada bombaların altında ezilen çocukların çığlığı, bizim namazlarımızın, dualarımızın ve birlik ruhumuzun eksikliğini haykırmaktadır. Din görevlileri ve camiler bu bilinci diri tutmakla sorumludur. Gazze için susmak, secdelerimizi yetim bırakmaktır. Bizler biliyoruz ki cami, minber ve mihrap; sadece namaz için değil, mazlumların sesi olmak için de vardır. Ne yazık ki, dünya mazlumlarının sesi olmak için yola çıkan Sumud Filosu’na yapılan saldırı, sadece Gazze halkının değil, tüm insanlığın vicdanını derinden sarsmıştır. Uluslararası sularda gerçekleştirilen bu zalimane saldırı, sadece bir insani yardım operasyonunu engellemeye yönelik değil, aynı zamanda bir direnişin boğulmaya çalışılmasıdır. Camilerimiz ve din görevlilerimiz, her zaman olduğu gibi, bu tür zalimliklere karşı sesini yükseltecek ve mazlumların haklı davalarını savunmaya devam edecektir. Camiler ve minberler, daima barış ve adaletin savunucusu olacaktır" diye konuştu.
İzmir’de annesinin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 14:34 İzmir’de annesinin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor İzmir’in Tire ilçesinde bir kadının evlilik dışı dünyaya gelen bebeğini çuvala koyarak köprünün altına gömdüğü olayla ilgili bölgede kadavra köpekleriyle bebeği arama çalışmaları sürüyor. Bebeğini gömen kadın, anne ve babası ile 2 ağabeyi olmak üzere toplam 5 kişi gözaltına alındı. Olay, Tire ilçesine bağlı kırsal Sarılar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Hatice D. (34), evlilik dışı dünyaya getirdiği bebeğini çuvala koyarak köprü altına gömdü. Hatice D.’nin annesinin jandarmaya giderek olayı ihbar etmesi üzerine cumhuriyet savcılığının talimatıyla Hatice D. ile birlikte babası N.D., annesi F.D., ağabeyleri İ.D. ve R.D. olmak üzere toplam 5 aile üyesi gözaltına alındı. Bölgede yapılan ilk aramalarda, gömüldüğü öne sürülen yerde bebeğe ait kordon bağına rastlandı ancak henüz bebeğin cesedine ulaşılamadı. Jandarma ve emniyet ekipleri, özel eğitimli köpeklerle köprü çevresinde arama çalışmalarını sürdürüyor. 5 yıl önce de bebeğini ölüme terk etmiş Hatice D.’nin 2019 yılında da Tire Cuma Pazarı’nda şalvarının içinde doğum yaptığı, ardından bebeği tezgahın altına bıraktığı ortaya çıktı. Ağlama seslerini duyan vatandaşların ihbarıyla hastaneye kaldırılan bebeğin yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı öğrenildi.
Tire’de bir annenin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 14:28 Tire’de bir annenin toprağa gömdüğü bebeği arama çalışmaları sürüyor İzmir’in Tire ilçesinde Hatice D. (34) isimli bir kadının evlilik dışı yeni doğan bebeğini çuvala koyarak köprünün altına gömdüğü olayla ilgili, bölgede kadavra köpekleri ile bebeği arama çalışmaları sürüyor. Bebeğini gömen kadın, anne ve babası ile iki ağabeyi olmak üzere toplam 5 kişi gözaltına alındı. Olay Tire ilçesine bağlı kırsal Sarılar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Hatice D. (34) isimli bir kadın, evlilik dışı dünyaya getirdiği bebeğini çuvala koyarak köprü altına gömdü. Hatice D.’nin annesinin jandarmaya giderek olayı ihbar etmesi üzerine cumhuriyet savcılığının talimatıyla Hatice D. ile birlikte babası N. D. annesi F. D. abileri İ.D veR.D. olmak üzere toplam 5 aile üyesi gözaltına alındı. Kordon bağı bulundu Bölgede yapılan ilk aramalarda, gömüldüğü öne sürülen yerde bebeğe ait kordon bağına rastlandı. Ancak henüz bebeğin bedenine ulaşılamadı. Jandarma ve emniyet ekipleri, özel eğitimli köpeklerle köprü çevresinde arama çalışmalarını sürdürüyor. 5 yıl önce de bebeğini ölüme terk etmişti Hatice D.’nin 2019 yılında da Tire Cuma Pazarı’nda şalvarının içinde doğum yaptığı, ardından bebeği tezgahın altına bıraktığı ortaya çıktı. Ağlama seslerini duyan vatandaşların ihbarıyla hastaneye kaldırılan bebek, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. (ÖA-
Başkan Özkan: "Sosyal medyada provokasyonlara kanmayın"
02 Ekim 2025 Perşembe - 13:09 Başkan Özkan: "Sosyal medyada provokasyonlara kanmayın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, sosyal medyada paylaşılan taksiciler ile korsan taşımacılık yapan sürücüler arasındaki tartışma görüntülerinin bir algı operasyonu olduğunu söyledi. Tüm Türkiye’deki taksici esnafına seslenen Özkan, provokasyonlara gelinmemesi çağrısında bulunarak, sorunun çözüm adresinin yasal yollar olduğunu vurguladı. Son günlerde taksi şoförleri ile korsan taşımacılık yapan sürücüler arasında yaşanan tartışmalar, sosyal medyada sıkça paylaşılmaya başladı. Türkiye genelinde farklı şehirlerde kaydedilen görüntüler, kamuoyunda tepkilere neden oldu. Bu durumunun bir sosyal kavgaya dönüştürülmeye çalışılan, profesyonelce yürütülen bir algı operasyonu olduğunu savunan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Korsan faaliyetle birlikte sosyal medyada bir çatışma ortamı oluşturulmaya çalışılıyor. Son günlerde sosyal medyada servis edilen bazı eski görüntüler, yeniymiş gibi gösterilerek vatandaşın taksicilere karşı tahrik edilmesi amaçlanıyor. Ne yapılırsa yapılsın biz bu tahriklere kapılmayacağız. Tüm İzmir ve Türkiye’deki meslektaşlarıma buradan sesleniyorum: lütfen bu oyuna gelmeyin. Bizim yolumuz hukuk yoludur ve biz sağduyudan taviz vermeyeceğiz" dedi. Özkan: "Kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaktadır" Sosyal medya üzerinden provokatif bir ortam oluşturulmaya çalışıldığını belirten Özkan, şöyle devam etti: "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hukuka olan saygımız sonsuzdur. Bu nedenle esnafımızdan ricamız, karşılaştıkları her türlü olumsuzlukta şiddetle değil, devletin kolluk kuvvetlerinden ve 112 Acil Çağrı Merkezi’nden destek istemeleri yönündedir. Şiddet ve kavga bizim yolumuz değildir. Korsan taşımacılık yapan kişilerin mağdur olduğu iddia edilmektedir. Oysa burada asıl mağdur olan, vergisini ödeyen, sigortasını yatıran, tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren kayıtlı taksici esnafıdır. Bazı eski görüntüler, yeniymiş gibi gösteriliyor. Taksici ve korsan sürücü arasında yaşanan bir tartışma dün sosyal medyada paylaşıldı ancak bu olay, İzmir’de aslında iki ay önce yaşandı. Bu şekilde, taksiciler kavgacı ve kaba kuvvet uygulayan kişiler gibi lanse edilerek kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaktadır" Vatandaşlardan da bu konuda duyarlılık beklediklerini belirten Özkan, "Biz İzmir Şoförler Odası olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Türkiye genelinde yaklaşık 150 bin , İzmir’de ise 3 bine yakın taksici esnafı var. Her meslekte olduğu gibi bizim sektörümüzde de münferit olumsuzluklar yaşanabilir. Ancak bu tür olaylar tüm esnafa mal edilmemelidir. Odamıza bağlı bir şikayet ve haber merkezimiz mevcut. Vatandaşlarımız yaşadıkları olumsuzlukları bizimle paylaşabilirler. Unutulmamalıdır ki burada mağdur olan, ekmeğini kazanmaya çalışan taksicilerdir. Bizim işimiz kavga değil, ekmek mücadelesidir. Gücümüzü sağduyudan alıyoruz. Türk adaletine, hakimlerine, savcılarına ve devletimize güveniyoruz. Mahkemelerin, bilirkişi raporları doğrultusunda adil bir karar vereceğine, haksız rekabetin önleneceğine inanıyoruz" diye konuştu.