Yerel Haberler
İzmir
07 Mart 2026 Cumartesi - 16:33 FIRST LEGO League Ulusal Turnuvası Fuar İzmir’de başladı Bilim Kahramanları Buluşuyor FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 22’nci sezonu Ulusal Turnuvası, Fuar İzmir’de başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ’ın desteğiyle Bilim Kahramanları Derneği tarafından düzenlenen etkinlikte Türkiye’nin 21 farklı şehrinden toplam 74 takım yer aldı. Her yıl, 9-16 yaş arası çocuk ve gençlerin kendilerini "topluma duyarlı bilim insanı ve mühendis olarak görmelerini" amaçlayan ve dünya genelinde 100’ü aşkın ülkeden 300 binden fazla çocuğun katıldığı FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 22’nci sezon Ulusal Turnuvası bu yıl İzmir’in ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. UNEARTHED temasıyla düzenlenen turnuvada takımlar; geçmişin izini sürerek arkeolojik süreçleri, yer altı yapılarıyla gizli kalmış alanları ve eski uygarlıkların izlerini araştırıyor. Öğrenciler, karşılaştıkları sorunlara yenilikçi çözümler geliştirirken tasarlayıp kodladıkları robotlarla görevleri tamamlamaya çalışıyor. Gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarına ilgisini artırmayı hedefleyen organizasyonda öğrenciler robot tasarımı, yazılım geliştirme, problem çözme ve ekip çalışması gibi becerilerini ortaya koyuyor. 74 takım yarışıyor Fuar İzmir A Hol’de gerçekleştirilen Ulusal Turnuva’ya Türkiye’nin 21 farklı şehrinden toplam 74 takım, yaklaşık 750 öğrenci ve öğretmenleri katıldı. Turnuvanın açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Bilim Kahramanları Derneği ve İZFAŞ yöneticileri, akademisyenler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Büyükşehir ve İZFAŞ’a teşekkür Turnuvanın açılışında konuşan Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, 22 yıldır düzenlenen Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvalarıyla bugüne kadar 47 bini aşkın çocuk ve gençle bir araya geldiklerini belirterek, "Bugünse hepimiz için bir kutlama günü. Bu sezon 501 takım ve 4 bin 500’ü aşkın çocuk ve gencin katıldığı bir programı mümkün kılmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Her yıl daha fazla çocuğa ulaşma hayaliyle çalışmaya ve üretmeye devam edeceğimizi bilmek bana büyük bir güç veriyor" diyerek yıllardır İzmir yerel ve ulusal turnuvalarına ev sahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve İZFAŞ’a teşekkür etti. "Turnuvaya ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz" İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ise, "10 yıldır bu turnuvaya ev sahipliği yapmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Fuar İzmir’de biz hep ticaret, sanayi fuarları yapıyoruz, ama hiçbiri bu kadar neşeli, hiçbiri bu kadar bilim dolu, hiçbiri bu kadar coşkulu değil. O yüzden önümüzdeki yıllarda da burada sizlerle hep birlikte olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İki gün boyunca hepinize bol şans, bol keyif dolu, bilim dolu, heyecan dolu, tadını çıkaracağınız zaman diliyorum. İyi ki geldiniz, ayağınıza sağlık" dedi. Turnuva programında dönüşüm Bilim Kahramanları Derneği Genel Sekreteri Aslı Yıkıcı Yurtsever ise önümüzdeki yıldan itibaren First Lego League Challenge turnuvalarında yeni bir modele geçileceğini belirtti. Değişen ve gelişen dünyaya uyum sağlamak amacıyla programda dönüşüm sürecinin başlayacağını ifade eden Yurtsever, yapay zekanın da dahil olacağı yeni uygulamalarla programın daha katılımcı bir yapıya kavuşmasının hedeflendiğini vurguladı. Turnuva kapsamında iki gün boyunca robot yarışmaları, proje sunumları ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Turnuva sonunda dereceye giren 6 takım, ülkemizi uluslararası turnuvada temsil edecek.
07 Mart 2026 Cumartesi - 13:45 İzmir’e tarih damgalı sevgi yolu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın öncülüğündeki Güzel İzmir Hareketi, Bayraklı Sevgi Yolu’nu baştan aşağı yeniliyor. Smyrna Höyüğü’nden ilham alan proje ile 335 metrelik aks, hem kültürel vitrin hem de ticari cazibe merkezi olacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay öncülüğünde başlatılan Güzel İzmir Hareketi tarafından Bayraklı Sevgi Yolu tasarım projesi hazırlandı. Bayraklı’daki Smyrna Höyüğü’nden (eski Smyrna) referans alınarak oluşturulan tasarımların yer alacağı yol, kentin simge noktalarından biri haline gelecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Yol, Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ile ilgili diğer daire başkanlıkları tarafından sahada uygulama süreçleri sürdürülen proje kapsamında Bayraklı Sevgi Yolu, tarihin izlerini geleceğe taşıyan nitelikli ve modern bir görünüme kavuşacak. Kültürel aks oluyor Bayraklı Sevgi Yolu Sokak Düzenlemesi Projesi alanı Bayraklı’da 335 metre uzunluğunda, yaya öncelikli bir ticaret aksı olarak hizmet veriyor. Doğu tarafında Ord. Prof. Ekrem Akurgal Caddesi ile kesişen sokağın batı ucunda Zeki Yavaş Sokak bulunuyor. Yolun doğu girişi Smyrna Bayraklı Höyüğü girişine 240 metre uzaklıkta yer alıyor. Smyrna Höyüğü, İzmir’in tarihi çekirdeğini oluşturan en eski yerleşim alanları arasında. Proje; Bayraklı Sevgi Yolu çevresinde yer alan modern kentsel dokunun, binlerce yıllık bir yerleşim sürekliliği üzerine kurulu olduğunu ortaya koyacak. Böylece Sevgi Yolu, yalnızca günümüz Bayraklısında bir yaya aksı değil, aynı zamanda İzmir kentinin tarihi gelişim hattına doğrudan temas eden bir kültürel aks niteliği taşıyacak. Sevgi Yolu yeni haliyle İzmir için kültürel, tarihi, turistik ve ticari bir cazibe merkezi haline gelecek. Arkeolojik buluntulardan referans alındı Aks üzerindeki belirli odak noktalarında uygulanan podima (yürüme yolu) zemin kaplamalarında, Antik Smyrna Höyüğü kazılarında ortaya çıkarılan arkeolojik buluntulardaki bezeme ve motif repertuvarından referans alındı. Bu zemin dokusu, modern malzeme kullanımıyla yeniden yorumlandı. Podima yüzeylerdeki desen geçişleri, Smyrna’nın farklı dönemlerine ait kültürel katmanları sembolik biçimde yansıtacak. Ayrıca doğal taş zemin kaplaması üzerine, tarihi referans noktalarına yönlendirme sağlayan mesafe bildirimli yer işaretleri entegre edildi. Höyükteki prehistorik oval planlı ev tipolojisinden ilham alınarak tasarlanan çağdaş üst örtü ve oturma birimleri ile höyükten çıkarılan buluntulardaki desenlerden ilham alınan üçgen formlu kentsel donatılar, geçmişteki barınma biçimlerinin mekânsal hafızasını ve kültürel izlerini günümüze taşıyor. Bu elemanlar hem gölgelik hem de dinlenme alanı işlevi görüyor; form ve malzeme dili açısından tarihi referansları çağdaş kent mobilyasına dönüştürüyor. Aydınlatmasıyla öne çıkacak Proje kapsamında aynı zamanda sokak aydınlatma sisteminin; enerji verimliliği yüksek, homojen ışık dağılımı sağlayan ve yaya güvenliğini artıran armatürlerle yenilenmesi öngörüldü. Aydınlatma elemanları, aks boyunca görsel konforu destekleyecek şekilde konumlandırılarak gece kullanım senaryolarına uygun, süreklilik arz eden bir aydınlatma kurgusu oluşturuldu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 13:26 30 yıllık emeğe ‘uluslararası’ onur Dünyanın en etkili bilim insanları listesine seçilen sayılı Türk akademisyenden biri olan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, uluslararası ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Haberleşmeden sağlık teknolojilerine, jeofizikten uzay sistemlerine kadar birçok alanda kullanılan sinyal işleme üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Akan, Avrupa Sinyal İşleme Birliği (EURASIP) tarafından ‘2026 Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Dünyanın en saygın bilimsel kuruluşları arasında yer alan Avrupa Sinyal İşleme Birliği, 2000 yılından bu yana çalışmalarıyla fark oluşturan ve gelecek kuşaklara ışık tutan bilim insanlarını, ‘üstün hizmet ödülü’ ile onurlandırıyor. Bu ödül, her yıl sadece bir kişiye takdim ediliyor. Bilim camiasındaki liderliği ile örnek gösterilen İEÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, 31 Ağustos-4 Eylül 2026 tarihleri arasında Belçika’nın Bruges kentinde gerçekleştirilecek törende ödülünü alacak. "Yazdığım kitap yurt dışında okutuluyor" EURASIP içerisinde daha önce de çeşitli kademelerde görevler üstlendiğini belirten Prof. Dr. Akan, "Sinyal işleme alanında 1990’lı yıllardan bu yana çok sayıda çalışma yürüttüm. Alanımla ilgili iki ders kitabı kaleme aldım. ‘Signals and Systems Using Matlab’, dünyanın birçok farklı yükseköğretim kurumunda ders kitabı olarak okutuluyor. EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi’nde de önceki dönem başkanlık görevini üstlenmiştim. Mühendislik alanındaki çalışmalarımı, ilk günkü heyecan ve kararlılıkla sürdüreceğim" dedi. "Üretmeye devam edeceğim" Prof. Dr. Akan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 30 yıldır sinyal işleme alanında eğitim verip, bu alanda 38 doktora ve 57 yüksek lisans öğrencisi mezun ettim. Çok sayıda bilimsel araştırma eseri yayınladım. Bu çabalarımın, böylesine anlamlı bir ödülle taçlandırılması benim için son derece keyifli ve mutluluk verici oldu. Bundan sonra da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin güçlü akademik ekosistemi içinde üretmeye ve bilime katkı sunmaya devam edeceğim." Bir başarı öyküsü Akademik hayatına 1996 yılında başlayan Prof. Dr. Aydın Akan’ın bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 93 makalesi, 142 uluslararası konferans bildirisi, 2 ulusararası kitabı, 10 uluslararası kitap bölümü bulunuyor. Akademik çalışmaları şimdiye dek 5 bin 552 atıf alan Prof. Dr. Akan, 2023 yılında Stanford Üniversitesi’nden özel bir araştırma ekibinin açıkladığı ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi’nde yer alarak ülkemizi gururlandırdı. Geçmişte EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi Başkanlığı yapan Prof. Dr. Akan, Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE) bünyesinde faaliyet gösteren Engineering in Medicine and Biology Society (EMBS) Türkiye Kolu Başkanlığı görevini de sürdürüyor.
Beden bağışının tıp eğitimindeki önemine dikkat çekildi
17 Ekim 2025 Cuma - 19:37 Beden bağışının tıp eğitimindeki önemine dikkat çekildi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde (EÜTF), Dünya Anatomi Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, insan bedeninin kadavra olarak kullanımının sağlık bilimleri eğitimi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekilerek, beden bağışı farkındalığının önemi üzerine değerledirmeler yapıldı. Recep Egemen Amfisi’nde düzenlenen etkinliğe, EÜTF Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu ve Doç. Dr. Güneş AK, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Günay, Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Bilge, Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği üyesi Prof. Dr. Servet Çelik, Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Ertürk, akademisyenler, idari personel, öğrenciler ve bağışçı aileler katıldı. Etkinlikte konuşan EÜTF Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu, anatominin tıp biliminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Barutçuoğlu, "Anatomi, bildiğiniz gibi, Latince’de ‘ayırmak, kesip parçalamak’ anlamına gelen anatomia kelimesinden gelir. Ancak anatomi, yaşamın, sağlığın ve insan bedeninin karmaşık düzenini anlamaktır" sözleriyle bilimin bu kadim dalının önemine dikkat çekti. Öğrencilere seslenen Barutçuoğlu, "Anatomiyi sadece bir ders olarak görmeyin lütfen; anatomi size insana saygıyı, detaylara dikkati ve hata yapmama sorumluluğunu öğretir" diyerek genç hekim adaylarına anlamlı mesajlar verdi. Konuşmasında beden bağışı farkındalığının önemini de vurgulayan Barutçuoğlu, "Bedenlerini bilime adayan bağışçılar, tıp eğitimimizin temel taşıdır" diyerek tüm bağışçılara ve ailelerine EÜ Tıp Fakültesi adına teşekkür etti. Anatominin geleceğine dair fakülte vizyonunu paylaşan Barutçuoğlu, "Geleneksel kadavra çalışmalarını, üç boyutlu görüntüleme, sanal gerçeklik ve yapay zekâ gibi modern yöntemlerle birleştirerek öğrencilerimizi geleceğin tıbbına hazırlamak en büyük hedefimizdir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Barutçuoğlu konuşmasını, "Nulla Medicina Sine Anatomia - Anatomisiz Tıp Olmaz" sözleriyle tamamladı. "Anatomi bilimi sağlık bilimlerinin temelini oluşturur" Ege Üniversitesi Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezinin Türkiye için ilk ve tek olma özelliğini taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Okan Bilge, "Dünya Anatomi Günü 2019 yılından beri resmi gün olarak kutlanıyor. Dünya Anatomi Günü nedeniyle, bu günün anlam ve önemine en çok katkı sağlayan bağışçı ailelerimizle bir araya gelme fırsatı buluyoruz. Merkezimiz ülkemiz için ilk ve tek olma özelliğini taşıyor. Anatomi bilimi sağlık bilimlerinin temelini oluşturan en büyük yapı taşıdır. Bununda başında insan bedeni üzerinde yapılabilecek araştırmalar ve çalışmalar gelir. Bu nedenle insan bedeninin kadavra olarak kullanımını sağlık bilimleri eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği adına konuşan Prof. Dr. Servet Çelik, anatomi biliminin tarihçesine değindi. Çelik "Anatomi, tıbbın en eski dallarından biridir. Antik Roma’dan Rönesans’a kadar süren bir gelişim yolculuğu var. Bugün de biz, o bilgi birikimini yaşatıyoruz" dedi. "Kadavranın eğitimdeki yeri büyük" EÜTF Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Ertürk, "Kadavranın tıp eğitimindeki yeri büyük. Her ne kadar maket, model veya bilgisayar programları kullansak da bunlar ancak yardımcı eğitim materyali olarak karşımıza çıkıyor. Kadavranın yerini asla tutamaz. Kadavra üzerinde eğitim alan öğrencilerimiz daha kaliteli yetişiyor ve yetişen hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız da daha kaliteli olarak halkımıza hizmet ediyor" diye konuştu. Bağışçı ailelere teşekkür plaketi verildi EÜ Intörn Doktoru Anıl Ateş Kondil ise "Kadavra üzerinden gerçekleştirilen eğitim bir hekim adayı için çok kıymetlidir. Kadavra olarak bağışlanmış bir bedeni, tıp eğitimi ve tıbbın ilerletilmesi için orada olduğunu bilmek, bir hekim açısından empati ve saygının oluşmasının temel basamağı olarak görüyorum. EÜ Tıp Fakültesi öğrencileri adına siz bağışçılarımıza gönülden teşekkür ediyorum, İyi ki varsınız" dedi. Etkinliğin sonunda, bağışçı ailelere "Teşekkür Plaketi" verildi. Beden bağışı yapan aileler de duygu ve düşüncelerini paylaşarak anlamlı günde duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlik, bu samimi paylaşımların ardından sona erdi.
AK Partili Bursalı: "Türkiye, küresel vicdanın sesi"
17 Ekim 2025 Cuma - 12:32 AK Partili Bursalı: "Türkiye, küresel vicdanın sesi" Kendisi de uzun yıllar İzmir ve Ankara’da gazetecilik yapan AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı, İzmir’de eski meslektaşlarıyla buluştu. Gazze’de yaşanan soykırıma değinen Bursalı," Türkiye Cumhuriyeti dünyanın da vicdanı konumunda" dedi. Buluşma İzmir’de bulunan bir otelde gerçekleşti. Basın buluşmasına AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’ya AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ekrem Selimler, İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi AK Parti Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca, İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hakan Yıldız, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Safa Narlı ve AK Parti İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Çölmekçi eşlik etti. Bursalı’nın toplantısına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel de katıldı. İzmir’in ulusal ve yerel basın temsilcileriyle buluşan Bursalı, Gazze’de yaşananlara değinerek sözlerine başladı. "Türkiye Cumhuriyeti olarak gurur duyuyoruz" Buluşmada konuşma yapan Şebnem Bursalı, sözlerine Gazze ile başladı. Bursalı, "Gazze ile ilgili gelişmelerde küresel vicdanın hem sesi hem de belirleyici olan bir Türkiye Cumhuriyeti olarak gurur duyuyoruz. Hangi ideolojiden olursak olalım hepimizin birleştiği bir konuda Türkiye Cumhuriyeti gerçekten dünyanın da vicdanı konumunda. Sayın Cumhurbaşkanımızın üstün gayretleriyle bir konu oldu. Şunu da sevinerek söylemek isterim Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bütün partilerin ortak imza attığı bir bildiriyle bu konudaki tavrımızı ve bu işin siyaset ötesi insanlık meselesi olduğunu bütün dünyaya en güçlü, en başından beri duyuran ülke olarak gururlu olduğumuzu paylaşmak isterim" dedi. İzmir’de çözülemeyen çok sorun oluğunu vurgulayan Bursalı, konuşmasında şu sözlere yer verdi: "İzmir’de altyapı eksikliği çok fazla var. Ulaşım sıkıntısı, çevre ve kentsel planlama konusundaki yaşanan gelişmeleri siz benden daha fazla yaşıyorsunuz. Yerel yönetimlerin ihmaliyle kronik hale gelmiş bir maalesef İzmir’den söz ediyoruz. Biz bunları her daim eleştiren fakat çözüm iradesiyle de her daim işin ortağı olmak noktasında AK Parti olarak pozitif bakmaya çalıştık. Bizim gayretlerimizle olmuyor. Yerel yönetim asıl şehrin bu sıkıntılarını belirleyen olacak. Bizler İzmir’in potansiyeline inanan, bu şehrin enerjisini ve üretkenliğini Türkiye Yüzyılı vizyonuyla buluşturmak isteyen bir anlayışla siyaset yapmak istiyoruz. Biz Türkiye genelinde iktidar olabiliriz ama İzmir siyasetinde muhalefet konumundayız. Ama her daim eleştiren, sadece konuşan değil yapıcı tarafıyla da ele almaya çalışıyoruz." Konuşmasının ardından Bursalı, basın mensuplarının sorularına cevap verdi ve sohbet etti.
Karşıyaka’nın rakibi Nazilli Belediyespor
17 Ekim 2025 Cuma - 12:11 Karşıyaka’nın rakibi Nazilli Belediyespor Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta yarın oynanacak 7. hafta mücadelesinde Nazillispor’u konuk edecek. TFF 3. Lig 4. Grup’ta mücadele eden Karşıyaka, 7. hafta karşılaşmasında yarın Nazillispor’u konuk edecek. İzmir Atatürk Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 15.00’te başlayacak. Maç öncesinde yeşil-kırmızılılar, 5 galibiyet ve 1 beraberlikle topladığı 16 puanla, averajla lider Uşakspor’un ardından ikinci sırada yer alıyor. Henüz galibiyetle tanışamayan Aydın temsilcisi Nazillispor ise 2 puanla 14. sırada bulunuyor. Karşıyaka, zorlu mücadeleyi kazanarak hem namağlup yoluna devam etmeyi hem de zirve takibini sürdürmeyi hedefliyor. Karşılaşmanın hakemi Birkan Altındaş Karşıyaka ile Nazillispor arasında İzmir Atatürk Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmada hakem Birkan Altındaş görev yapacak. Zirve mücadelesi veren Karşıyaka ile düşme hattındaki Nazillispor’un kritik maçında Altındaş’ın yardımcılıklarını ise Abdullah Melih Karaduman ve Burak Celep yapacak. Biletler satışa çıktı Karşıyaka’nın yarın Nazilli Belediyespor ile oynayacağı maçın biletleri 250 TL’den satışa sunuldu. Yeşil-kırmızılı yönetim, İzmir Atatürk Stadyumu’nda oynanacak mücadelede Karşıyaka taraftarlarının batı kapalı tribünde yer alacağını duyurdu. Ayrıca sezon başında kombine bilet alan taraftarların bu maçta da biletlerinin geçerli olacağı belirtildi.
Bergama sevdalısı Japon profesör, tarihi kenti Japonya’da ve uluslararası her platformda tanıtıyor
17 Ekim 2025 Cuma - 11:30 Bergama sevdalısı Japon profesör, tarihi kenti Japonya’da ve uluslararası her platformda tanıtıyor Tarihi, kültürü ve tıp biliminin efsanevi ismi Galenos’un mirası ile dünyaya ışık tutan Bergama, bu kez binlerce kilometre öteden gelen bir bilim insanının sevgisiyle gündemde. Japon Profesör Kaori Goto, gönül verdiği Bergama’yı hem kendi ülkesinde hem uluslararası platformlarda tanıtıyor; tarihi kent için müze ve festival hayali kuruyor. Japonya’da farmakoloji ve anatomi alanında uzun yıllar akademisyenlik yapan Prof. Kaori Goto, Galenos’un öğretileri üzerine yaptığı bilimsel araştırmalar sırasında Bergama’ya ilgi duymaya başladı. 2011 yılında ilk kez geldiği kentte, tarihi dokusuna, doğasına ve insanlarına büyük bir sevgiyle bağlandı. Goto, kendi kurduğu "Japon Galenos Derneği" aracılığıyla Bergama’nın adını Japonya’da ve uluslararası platformlarda tanıtıyor. Gönüllü tanıtım elçisi Tamamen gönüllü olarak yürüttüğü çalışmalarla Prof. Goto, Türkiye ve Japonya arasında bilim ve dostluk köprüleri kuruyor. Bergama’da "Galenos Müzesi" kurmak ve her yıl düzenlenecek "Papatya Festivali"ni geleneksel hale getirmek için çabalıyor. Üstelik bu etkinlikleri gerçekleştirmek için Japonya’dan birçok bilim insanını da Bergama’ya getirmeyi sürdürüyor. Tüm bu girişimlerinde hiçbir maddi beklentisi olmayan Goto’nun tek hedefi, Bergama, hak ettiği değeri yeniden bulsun ve Galenos’un adı yeniden bilinsin.
Mateusz Lis: "Fenerbahçe maçında penaltı kurtarmak çok güzeldi"
17 Ekim 2025 Cuma - 11:09 Mateusz Lis: "Fenerbahçe maçında penaltı kurtarmak çok güzeldi" Göztepe’nin 28 yaşındaki Polonyalı file bekçis Mateusz Lis, Fenerbahçe maçının son dakikalarında penaltı kurtarmasının çok güzel bir duygu olduğunu ve o maçtan sonra performansını yükselterek devam ettiğini söyledi. Trendyol Süper Lig’de ilk 8 hafta itibarıyla 16 puan toplayarak 3. sırada bulunan Göztepe’de kaleci Mateusz Lis, stoper Heliton ve sol bek İsmail Köybaşı, Urla Adnan Süvari Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Üç oyuncu da şu andaki performanslarından mutlu olduklarını ve üzerine koyarak devam etmek istediklerini vurguladı. Mateusz Lis: "Çok iyi bir iş ortaya çıkıyoruz" Takım olarak çok iyi bir iş çıkardıklarını söyleyen Mateusz Lis, "Futbol tenis gibi bireysel bir oyun değil. Orada tek başınıza değil 11 kişiyle hatta yedek kulübesinde oturan oyuncularla hep beraber bir işi ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz. Biz de şu anda takım olarak santrforlarımızdan başlayıp orta sahalarımızla ve en son bana kadar çok iyi bir şekilde savunma yaptığımızı düşünüyorum. Takım olarak bu konuda çok iyi bir iş ortaya çıkıyoruz" dedi. "Takım olarak çok iyi savunma yapıyoruz" Fenerbahçe maçında penaltı kurtarması hakkında da açıklamalarda bulunan Lis, "Bu tarz kırılma anları her zaman özgüveninizi artırır. Fenerbahçe maçı gibi önemli bir maçta böyle bir kırılma anında son dakikada penaltı kurtarmak çok güzel bir duyguydu. Daha sonra da çalışarak bunun üzerine koymaya devam ettim. Biz takım olarak her şeyi hep beraber yapıyoruz. Şu anda da takım olarak çok iyi bir şekilde savunma yaparak önemli bir iş ortaya çıkıyoruz" diye konuştu. "Çok çalışıyoruz" Performansının takım üzerindeki etkisine de değinen Lis, "Kaleci olarak sezon içerisinde ne kadar az gol yersem hedefe ulaşmak adına o kadar yardımcı olmuş olurum. Bu hedefe varmak için kaleci olarak takım arkadaşlarıma yardımcı olmak için her şeyimi vereceğim ve sezon boyunca her şeyi yapacağım. Takım olarak potansiyelimizin gerçekten bu hedefe ulaşmak adına yüksek olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar da hep beraber iyi bir iş ortaya çıkardık. Çok çalışıyoruz ve her maç elimizden gelenin en iyisini vermeye çalışıyoruz. Her maçı kazanabileceğimizi takım olarak hissediyoruz. Bu şekilde devam edersek maçlarda ve performansımızı da artırırsak çok daha güçlü olacağımıza inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı. Heliton: "Kolektif anlayış bizi güçlü kılıyor" Göztepe’nin 29 yaşındaki Brezilyalı savunmacısı Heliton, takım olarak çok önemli işler yaptıklarını söyleyerek, "Stoperler olarak iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum ancak bunu yalnız başımıza yapmıyoruz. Forvetlerimiz Janderson, Juan ve Sabra da savunma görevine büyük katkı sağlıyor. Hepimiz takım halinde savunma yapıyoruz ve bu kolektif anlayış bizi güçlü kılıyor" dedi. "Sezona iyi başladık ve doğru yoldayız" Geçen sezon Avrupa hedefini kıl payı kaçırdıklarını hatırlatan Brezilyalı savunmacı, bu yıl aynı hedefe daha kararlı bir şekilde ilerlediklerini belirtti. Heliton, "Geçen yıl Avrupa’ya gitme hedefimize çok yaklaşmıştık ama başaramadık. Bu sezon takım olarak daha güçlü ve daha bütünüz. Sezona iyi başladık ve doğru yoldayız. Umarım sezon sonunda hedefimize ulaşır ve Göztepe’yi Avrupa arenasında temsil ederiz" ifadelerini kullandı. "Lis gerçekten inanılmaz bir kaleci" Kaleci Lis hakkında da övgü dolu sözler söyleyen Heliton, onun performansının savunmayı olumlu etkilediğini vurgulayarak, "Lis gerçekten inanılmaz bir kaleci. Haftalar boyunca çok sıkı çalışıyor ve antrenmanlarda gösterdiği özveriyi maçlara da yansıtıyor. Saha içinde güven veriyor, iletişimi güçlü ve karakter olarak da çok iyi bir insan. Onunla aynı takımda olmak benim için büyük bir şans" cümlelerine yer verdi. İsmail Köybaşı: "Göztepe büyük bir aile" Göztepe’nin kaptanı İsmail Köybaşı, takımın mevcut performansı, hedefleri ve camia yapısı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Ligde en az gol yiyen takım konumundaki Göztepe’nin savunma başarısını değerlendiren tecrübeli futbolcu, "Biz sadece sahadaki 11 kişi değiliz, Göztepe büyük bir aile. Taraftarımız, teknik ekibimiz, yönetimimiz, basın mensupları Hepimiz bu ailenin bir parçasıyız. Göztepe ailesi olarak büyük bir bütünüz. Futbolun paydaşları olarak sizler de bu ailenin bir parçasısınız. Güzel bir başlangıç yaptık ama bizim için asla yeterli değil. Her zaman daha iyisini hedefleyen, kaybederken bile bir şeyler öğrenen bir camiayız" şeklinde konuştu. "Savunmayı sadece defans yapmıyor, taraftar da yapıyor" Takımın Avrupa’nın en az gol yiyen ekiplerinden biri olmasına değinen Köybaşı, bu başarının kolektif bir çalışmanın ürünü olduğunu söyleyerek, "Ben Göztepe’yi bir bütün olarak değerlendiriyorum. Biz birlikte savunma yaparken de hücum ederken de keyif alan bir takımız. Hatta savunmaya taraftarlarımızı da katmak istiyorum. Onlar bizim savunmamızın en önemli parçalarından biri. Stadyumda oluşturdukları enerji bizi kamçılıyor. Bu sinerji, sorumluluk bilincimizi artırıyor. Herkes görevini ciddiyetle yerine getiriyor ve sonuçta güzel bir tablo ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Milli takım birleşmeyi hatırlattı" Son olarak milli takımın performansını da değerlendiren tecrübeli oyuncu, Türkiye’nin potansiyeline vurgu yaptı. Köybaşı, "Milli takımımız son dönemde harika bir birliktelik sergiliyor. İspanya maçında şanssızlık yaşandı ama genel olarak çok iyi gidiyoruz. Biz zaten birleştiğimizde güçlü bir ülkeyiz. Basketbol, voleybol, futbol fark etmez; biz bir araya geldiğimizde her branşta başarıyı yakalıyoruz. Önemli olan birbirimizin başarısıyla sevinmek. Eğer bunu başarabilirsek, çok daha ileriye gideriz" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı
17 Ekim 2025 Cuma - 10:39 İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı Tarihi Bergama Vapuru, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ev sahipliğinde meme kanserine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe sahne oldu. Medicana International İzmir Hastanesi tarafından düzenlenen "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz!" başlıklı söyleşide, hastanenin uzman hekimleri meme kanseri hakkında güncel bilgiler paylaştı. Yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte katılımcılar hem bilinçlenme fırsatı buldu hem de İzmir Körfezi’nin eşsiz manzarasında keyifli bir yolculuk yaptı. Etkinlikte, erken teşhisin önemine dikkat çekilerek, meme kanserine karşı farkındalık oluşturma amaçlandı. Medicana International İzmir Hastanesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ’in destekleriyle "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz" başlıklı söyleşi düzenledi. Kentin simgelerinden biri olan Bergama Vapuru’ndaki söyleşide Medicana International İzmir Hastanesi’nin Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül ve Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Murat Keser, yaklaşık 200 kadına meme kanseri hakkında bilgi verdi. Söyleşinin ardından katılımcılar Tarihi Bergama Vapuru’ndan kentin silüetini seyretti. Kansere karşı başta sigarayı bırakmalısınız Kansere karşı önlenemeyen ve önlenebilen riskler olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, "Muayene, tarama testleri gibi rutin kontrolleri yaptırmak gerekiyor. Bunun yanında sigara, alkol, gereksiz hormon ilaçları, obezite gibi nedenler de kansere yakalanılmasına neden olabilir. Kadınlar menopoza girdikten sonra yağ hücreleri östrojen salgılamaya başlıyor. Bu süreçte de kansere yakalanma riski artar. Çünkü bir kadın ne kadar uzun süre östrojene maruz kalırsa kanser olma ihtimali artıyor. Bir de ‘70 yaşındayım kanser olmam bu yaştan sonra’ diye düşünmemek gerekiyor. Risk belki bir miktar düşüyor ama ‘asla kanser olmam’ diye bir şey yok" açıklamasını yaptı. Prof. Dr. Koray Topgül, günlük hayatta kullanılan temizlik ürünlerinden kozmetik ürünlerine kadar birçok noktada kimyasala maruz kalındığını belirterek, bu kimyasalların büyük bir çoğunluğunun kanserojen içerdiğini hatırlattı. Erken tanı alan hastaların yüzde 90’ı iyileşiyor Meme kanserine karşı kadınların 20’li yaşlardan itibaren kendilerini elle muayene etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, özellikle adet döneminden 5-6 gün önce elle muayene yapılmasının daha uygun olduğunu hatırlattı. Mamografi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken tanı araçları, meme ultrasonu ve mamografi. Genç kadınlarda mamografi çekilmiyor. Çünkü meme dokusu çok yoğun olduğu için fikir vermiyor. Genelde 35-40’tan sonra mamografiye yönlendiriliyor. Mamografinin zararlı olduğunu düşünenler var. Mamografi radyasyon içeren bir şey ama günlük hayatımızda alınan birkaç günlük radyasyonla aynı ölçüde. Yani getirdiği yarar, verdiği zarardan çok çok fazla. Çünkü tümörü, mamografide yakalıyoruz. Kanser ilerlediğinde tedavi noktasında hekimlerin işi çok zorlaşıyor. Erken tanı alan hastalar yüzde 90 iyileşiyor. Erken tanı alan hastalar, çoğu zaman kemoterapi bile almadan sadece cerrahi müdahale ile iyileşebilir. Bu yüzden mutlaka yıllık kontrollerinizi aksatmayın." Gençlerde kansere yakalanma oranları artıyor Teknolojinin ilerlemesi ve sağlık alanındaki olumlu gelişmeler sayesinde insan ömrünün giderek uzadığına vurgu yapan Uzm. Dr. Murat Keser, bu durumun kanser hastası görülme sıklığının artmasına neden olabileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Murat Keser, "2030 yılında dünya çapında en az bir 40 milyon insana kanser tanısı konulacağı düşünülüyor" dedi. Öte yandan 40 yaş altı kanser vakalarında ciddi bir artış gözlemlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, "İstatistiklerde Türkiye’de özellikle 40 yaş altı kanser görülme sıklığı Amerika ve Avrupa’nın da ötesinde gibi görünüyor. İstatistikler biraz zayıf, ama klinik gözlemlerde 20’li yaşlarda çok fazla meme kanseri tanısı almış hasta olduğunu biliniyor. Kanser artık sadece 60-65 yaş üstünde görülmüyor. Kanser teşhisi alanların yaşı giderek düşüyor" mesajını verdi. Stresin kansere neden olduğu yönünde ortaya konan net bir bilimsel çalışmanın olmadığını hatırlatan Uzm. Dr. Murat Keser de, "Stresin direkt kanser yaptığını net ispatlanamadı ama vücut stresle baş edemediğinde alarm sinyalleri veriyor" diye konuştu. Genetik testlerle yatkınlık saptanabiliyor Meme kanserinin çeşitleri olduğunu ve bu çeşitlere göre tedavi şeklinin belirlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, bu tespitin yapılabilmesi için biyopsinin çok önemli olduğunu dile getirdi. "Biyopsi altın standartları veriyor" diyen Uzm. Dr. Murat Keser, "Biyopsiden korkmayın. Bazı hastalıklarda kitlenin temizlenmesi çok önemli. Biyopsi hekime, bunun için yol haritası sunuyor" ifadesini kullandı. Ayrıca genetik testlerle de meme kanseri olma ihtimalinin tahmin edilebileceğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, şöyle konuştu: "Genetik testlerle bazı kanser türlerine yatkınlık saptanabiliyor. Örneğin BRCA1 geninin pozitif olması, yaşam boyu meme kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 80’e kadar çıkabileceği anlamına gelir. Ancak her genin taşıdığı risk oranı farklıdır. Ailede bu genin bulunması yalnızca kadınlar için değil, erkeklerde prostat kanseri riskini de artırabilir. Ayrıca bazı genetik mutasyonlar, aile içinde birden fazla kanser türünün görülmesine yol açabilir. Bu nedenle, genetik değerlendirmelerin bireysel değil, aile düzeyinde yapılması büyük önem taşır. Bununla birlikte meme kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 70’inde bilinen herhangi bir risk faktörü yoktur. Yani kanser her zaman önceden uyarı vermez; "geliyorum" demez. Bu nedenle düzenli kontroller ve taramalar, erken tanı ve etkili tedavi için hayati önem taşır." Söyleşinin son bölümünde katılımcılardan bazıları kendi kanser öykülerini paylaşırken, bazıları da meme sağlığına dair soruların yanıtlarını alma fırsatı buldu. Ardından Konak İskelesi’nden kalkan vapur, misafirlerine eşsiz bir Körfez turu yaptırdı.
Efsane isimden gençlere ‘girişimcilik’ tüyoları
17 Ekim 2025 Cuma - 10:05 Efsane isimden gençlere ‘girişimcilik’ tüyoları Amerikan F-35 uçaklarına görünmezlik sağlayan özel kaplama malzemesinin üreticisi olan Türk mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, İzmir Ekonomi Üniversitesine (İEÜ) konuk olarak gençlerle bir araya geldi. Yaratıcılık, inovasyon ve girişimcilik konularında öğrencilere ilham veren tavsiyelerde bulunan Kırlıkovalı, "Hayal kurun, hedef belirleyin ve sonuna kadar fikirlerinizin peşinden koşun. Sizler, benden 10 kat daha başarılı olabilirsiniz." diye konuştu. Polimer bilimcisi ve IPI Kurucu Başkanı Ergün Kırlıkovalı, ‘Yarat, Yenile, Yükselt: Girişimciliğin Yolculuğu’ konulu konferansta, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) 50 yıllık iş tecrübesiyle geliştirdiği yaratıcılık felsefesini açıkladı. Gençlerin sorularını tek tek yanıtlayan Kırlıkovalı’nın sunumunu; İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Güneri Şahin, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burcu Güneri Çangarlı, Rektör Danışmanı Dr. Burçin Önder ve çok sayıda akademisyen de dinledi. Rektörden gurur veren teklif Rektör Abacıoğlu, etkinlik sırasında müjdeli bir haberi katılımcılarla paylaşarak, "Sayın Kırlıkovalı’nın fikirlerinden ve tecrübesinden daha fazla yararlanmak için kendisine, üniversitemizin danışma kurulu üyelerinden biri olma teklifinde bulundum. Bu teklife olumlu yanıt verdiği için Kırlıkovalı’ya ayrıca teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, Kırlıkovalı’nın hayatı ve paylaştığı ilham verici bilgiler, gençlerimizin kariyerine ışık tutacak" diye konuştu. "Ya batarsak düşüncesi sizi geri götürür" Yaklaşık 1,5 saat süren konferansta, kendi yaşamından örneklerle gençlere önemli mesajlar veren Kırlıkovalı, "Katma değer olmadan refah olmaz. Katma değer ise yaratıcılıkla başlar, inovasyonla vücut bulur ve girişimcilikle taçlanır. Bu sıralama çok önemli. Unutmayın ki hayatınızı, alacağınız kararlar şekillendirecek. Hiç darbe yememiş, sıkılmamış iş insanı yoktur. Hiç yumruk yemeyen boksör de yoktur. Ya batarsak, ya başaramazsak gibi düşünceler sizi geri götürür. Evet, zorluklar olacak. Önemli olan hiç zorluk yaşamamak değil, zorlukları aşmasını bilmek. Yıkılmamak, yılmamak. Başarıya giden yolu belirleyen de bunlardır. Kendinize güvenin ama emin olmadan da hiçbir işe girmeyin. Bir işle ilgili, ‘Acaba yapsam mı?’ diyorsanız, o iş için doğru zaman değildir. Bir işte başarılı olmak için emin ve kararlı olmanız gerekir" dedi. "Sınıf geçmeye değil, öğrenmeye odaklanın" Kırlıkovalı, gençlere önerilerini şöyle sürdürdü: "Üniversiteler, aynı zamanda öğrenmenin öğrenildiği yerlerdir. Dersi, sınıf geçmek için değil, öğrenmek için çalışın. Unutmayın ki, buradaki bilgiler hayatınızın farklı zamanlarında karşınıza çıkabilir. Ben, öğrencilik dönemimde hep soru sorardım. Amacım öğrenmekti. Sınavda çıksın ya da çıkmasın; siz de öğrenmeye odaklanın. Mezun olduktan sonra birçok alternatifiniz var. Deneyim kazanmak için önce küçük, ardından orta, son olarak da büyük bir firmada çalışmayı planlayabilirsiniz. Aradaki kültür farklarını ve fırsatlara hangi ölçekteki şirketin, nasıl tepki verdiğini görmek son derece önemlidir. Böyle bir tecrübeyi edinen genci durdurmak artık mümkün değildir. Peki, bir insan kendi işini kurmaya hazır olduğunu ne zaman bilir? Eğer girişimcilik arzusu kontrol edilemeyecek derecelere çıkarsa; kendi işini kurmak fikri uykulara, rüyalara girerse artık vakit tamamdır." "Görev olarak görüyorum" Bilgi ve tecrübeyi gençlere aktarmayı en önemli görev olarak gördüğünü söyleyen Kırlıkovalı, "Ülkemi seviyorum, Türkiye benim vatanım. Ülkeme destek olabilirsem ne mutlu bana. Niyetim; Türk gençlerinin kafasındaki yaratıcılık gücünü ortaya çıkarmak. Girişimcilik konusunda onları cesaretlendirmek, motive etmek. Biliyorum ki, geleceğe yön verebilecek donanımda, zekada ve bilgide çok sayıda gencimiz var. Bu nedenle üniversitede gençlerle buluşmayı çok önemsiyor, değerli buluyorum" ifadelerini kullandı.
Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a
17 Ekim 2025 Cuma - 09:39 Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a Yaşar Üniversitesi ile Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı iş birliğiyle verilen Selçuk Yaşar Ödülü’nün sahibi, MIT ve Ohio State Üniversitesi gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptıktan sonra Türkiye’ye dönüp öğrenci yetiştiren ve geleceğin iletişim teknolojileri alanında çalışmalar yapan başarılı bilim insanı Prof. Dr. Elif Uysal oldu. Prof. Dr. Elif Uysal, "Selçuk Yaşar Türkiye’ye birçok ilki kazandırmış bir öncüydü. Bir sanayici olmanın ötesinde, bilimin ve üretimin birlikte büyüyebileceğine inanan bir vizyonerdi. Bugün onun adını taşıyan bu ödülü kabul ederken, kendimi yalnızca bir akademisyen olarak değil, bilimle üretim arasında köprü kurmaya çalışan bir yolun yolcusu olarak hissediyorum" dedi. Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı ve Yaşar Üniversitesi iş birliğiyle yeniliği, toplumsal faydayı ve geleceğin Türkiye’sini hedefleyen cesur insanların çalışmalarını kutlamak ve başarılarını tüm Türkiye’ye duyurmak amacıyla hayata geçirilen Selçuk Yaşar Ödülü, Swissôtel Büyük Efes’te düzenlenen törenle altıncı kez sahibini buldu. Selçuk Yaşar Ödülü’nün bu yılki teması "Bilim" olarak belirlendi. Bu tema özelinde belirlenen seçici kurulda; Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan, Linz Johannes Kepler Üniversitesi Fizikokimya Kürsüsü ve Enstitüsü Başkanı Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi, Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öznur Özkasap ve Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Gedik yer aldı. Selçuk Yaşar Ödülü’nün Swissôtel Büyük Efes’te gerçekleştirilen törenine Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Başkanı ve Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, Yaşar Topluluğu İcra Başkanı Dr. Mehmet Aktaş, Adalet Eski Bakanı Hasan Denizkurdu, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınar Mutlu, Karşıyaka Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, TÜSİAD Eski Başkanı Cansen Başaran Symes iş ve bilim dünyasından seçkin davetliler katıldı. Selçuk Yaşar Ödülü’nün altıncı sahibi, azmi ve vizyonuyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak bilim insanlarından biri olan ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Uysal oldu. "Her zaman daha ileriyi hedefleyerek, gençlerimize dünya ölçeğinde eğitim olanakları sunuyoruz" Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, törende yaptığı konuşmada "Selçuk Yaşar’ın miras bıraktığı değerlere sahip çıkarak, ’Bilim, Birlik, Başarı’ ilkesini geleceğe taşımak için azimle çalışıyoruz. Her zaman daha ileriyi hedefleyerek, gençlerimize dünya ölçeğinde eğitim olanakları sunmayı sürdürüyoruz. Bu ödül, "onun adını yaşatmak" ve "topluma kattığı değerleri geleceğe taşımak" amacıyla verilmektedir. Her bir ödül sahibimiz, gerçekleştirdiği ilham verici çalışmalarla toplumda fark yaratmış, umut ve ilham kaynağı olmuştur. Bu ödül aracılığıyla, cesaretiyle öncü olmuş, üretkenliğiyle yol gösteren bireyleri onurlandırmayı hedefliyoruz. Öğrencilerimizin evrensel ölçekte düşünmelerine, sorgulayıcı bir bakış açısı kazanmalarına ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine büyük önem veriyoruz" dedi. "Bilime adanmış bir hayatı onurlandırdık" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ise "Bu yılki temamız olan ’Bilim’, üniversitemizin kimliğini oluşturan en temel değerdir. Çünkü biliyoruz ki bilim, gençlerimizin ufkunu genişleten, onların geleceği şekillendirmesine imkân sağlayan en güçlü araçtır. Bu nedenle bizler, öğrencilerimizin araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün bu özel gecede, bilime adanmış bir hayatı onurlandırdık. Bu ödülün, genç nesillere ilham vereceğine, onları bilimin ışığında daha ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu. "Selçuk Yaşar’ın bıraktığı mirasla yolum kesişiyor" 6. Selçuk Yaşar Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Elif Uysal da ödülü büyük bir gururla kabul ederek duygularını şu şekilde ifade etti: "Yaklaşık 30 yıldır çalışma alanım haberleşme sistemleri. Son 25 yıldır ise özellikle, nesnelerin interneti dediğimiz kavramın temelini oluşturan kuramsal altyapılar üzerinde çalışıyorum. Son yıllarda kendimi akademik konfor alanının biraz dışına taşıyan bir adım attım. Geliştirdiğimiz teknolojileri ürünlere çevirmek için girişimci oldum. Bilimsel üretim sadece makalelere ya da deneysel sonuçlara değil, ülkenin sanayisiyle, üretim gücüyle, genç mühendisleriyle kurulan gerçek iş birliklerine de dokunmalı. Benim için bilim ile sanayi arasında köprü kurmak soyut bir hedef değil. Bu köprü laboratuvardan fabrikaya, öğrenciden mühendise fikrin ürüne dönüştüğü her noktada kurulması gereken bir bağ. Ben bu köprüyü kurmaya yalnızca bir araştırmacı olarak değil, bir eğitimci olarak da gönül verdim. ODTÜ’de kurduğum "Haberleşme Araçları Araştırma Grubu" (CNG) enerjisini ortamdan karşılayan, enerji hasatlı haberleşme sistemlerine öncü katkılar yaptı. Bu yaklaşımlar bugün 6G ve sıfır enerji ağlar olarak karşımıza çıkıyor. Sensör ağları artık hayatımızın her yerinde. Tarımda verimli sulama, binalarda ısıtma soğutma ve güvenlik sistemleri, araçlarda çevresel sensörlerle otonom sürüş. Bu uygulamaların ortak amacı; kaynakları akıllıca yönetmek. Örneğin, kentleşme hızla artıyor. Su, enerji, doğa kalitesi gibi kaynakları sürdürülebilir bir biçimde yönetmek için otomasyon sistemlerine yani akıllı şehir dediğimiz teknolojilere ihtiyaç duyuyoruz. Bugün dünyada nesnelerin internetine bağlı cihaz sayısı, bu gibi uygulamalardan dolayı 19 milyarı aşmış durumda. 2015 yılında bir makalemizde gösterdik ki, aslında daha az veri ileterek daha taze bilgi göndermek mümkün. Bu bilim dünyasında epey yankı yaptı. "Fresh Data" yani "Taze Veri" ismini verdiğim araştırma programını başlattık." Bilimle üretim arasında köprü kuran bir yol Selçuk Yaşar’ın şu sözleriyle konuşmasına devam eden Prof. Dr. Uysal, "’Çalışmaktan, yaptığım işi sevmekten, dürüst, sabırlı olmaktan ve şükretmekten asla vazgeçmedim. Hayat çok zor ama insan sabırlı olduğunda mutlaka yüzüne gülüyor.’ Bu sözlerdeki bakış açısını kendime çok yakın buldum. Selçuk Yaşar’ın önemsediği değerler; verimlilik, yenilikçilik, gençlere fırsat tanımak, üretim ve topluma hizmet etmek benim de değerlerim. Kendisini tanımak ve sohbet edebilmeyi çok isterdim. Belki bu ödül onun bana bir selamı oldu" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Eelif Uysal Kimdir? ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi. Eğitim hayatı boyunca her kademeyi birincilikle tamamlamış, azmi ve vizyonuyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Elif Uysal, Namık Kemal İlkokulu ve TED Ankara Kolejinde başladığı yolculuğunu, 1993 yılında üniversite sınavında Türkiye birincisi olarak girdiği Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü birincilikle bitirerek sürdürdü. Yüksek lisansını Massachusetts Institute of Technology’de, doktorasını Stanford Üniversitesi’nde tamamladı. MIT ve Ohio State Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 2006 yılında ülkesine dönerek ODTÜ’de bir yandan öğrenci yetiştirip bir yandan da geleceğin iletişim teknolojileri üzerine çalışmaya başladı. Internet üzerinden yayınlanan derslerini Türkiye ve dünyadan onbinlerce kişi takip etti. Uysal, ODTÜ bünyesinde Haberleşme Ağları Araştırma Grubu’nu kurarak özellikle enerji verimli haberleşme, nesnelerin interneti, görev odaklı ve semantik haberleşme gibi alanlarda öncü katkılar sundu. Bu çalışmaların uygulamalarını yapmak için 2021’de Sürdürülebilir Kentler İçin İleri Teknolojiler (SÜİT) Platformu ve 2022’de FRESHDATA Teknoloji firmasını kurdu. Uzayda artan veri trafiğini taşıyabilecek ağ altyapısı üzerine geliştirdiği proje ile, 2024 yılında Avrupa Araştırma Konseyi’nin en prestijli desteği olan ERC Advanced Grant’i Türkiye’ye kazandıran dördüncü bilim insanı ve ilk kadın bilim insanı oldu. Akademik kariyeri boyunca sayısız ödüle layık görülen Prof. Dr. Elif Uysal, henüz öğrencilik yıllarında MIT’den Vinton Hayes Bursu’nu, Stanford’dan lisansüstü bursunu ve 2006 yılında TÜBİTAK’tan Kariyer Ödülü’nü kazanarak bilimsel yetkinliğini erken yaşta kanıtladı. 2010’da IBM Faculty Award, 2014’te Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanı Ödülü, 2020’de TÜBİTAK Ulusal Öncü Araştırmacı Ödülü ve 2022’de enerji verimli ve düşük gecikmeli haberleşme alanındaki öncü katkıları nedeniyle IEEE Fellow unvanına layık görüldü. Bunu takiben kendisine Artificial Intelligence Industrial Alliance (Yapay Zeka Endüstri İttifakı) ve Asia-Pacific Artificial Intelligence Association tarafından da Fellow ünvanları verildi. Çalışmaları ayrıca ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenerek uluslararası alanda güvenilir bir bilim insanı olarak tanınmasını sağladı. 2022 yılından bu yana ODTÜ Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nda Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Elif Uysal, araştırmaları ve akademik liderliğiyle de küresel bilim dünyasına yön veriyor. Uluslararası dergilerde editörlük görevleri üstlenip, birçok uluslararası konferansta sempozyumlara başkanlık etmenin yanı sıra ’Age of Information’ alanındaki öncü çalıştayların kurucularından biri olarak, geleceğin iletişim teknolojilerini şekillendiren akademik tartışmalara yön verdi. Başarıya ulaşmanın yolunun samimiyet ve ciddiyetten geçtiğini vurgulayan ve onlara, "Koşullara meydan okumaktan vazgeçmeyin" diyerek cesaret aşılayan Prof. Dr. Elif Uysal, öğrencileriyle birlikte Türkiye’nin yüksek teknoloji vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor.
JED Başkanı Ali Kındap: "Jeotermal sektörü, üvey evlat görülmemeli"
17 Ekim 2025 Cuma - 09:17 JED Başkanı Ali Kındap: "Jeotermal sektörü, üvey evlat görülmemeli" Jeotermal enerjide dünyanın 4’üncü, Avrupa’nın lider ülkesi olan Türkiye, keşfi tamamlanmış jeotermal kaynaklarını devreye alması halinde açık ara dünya lideri olma potansiyeli taşıyor. Enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal turizm, sebze ve meyve kurutma, balıkçılık gibi çok farklı alanlarda ekonomik değer oluşturabilen Türkiye’nin jeotermal kullanımı 7 bin Megavat (MW) olurken; keşfi tamamlanmış jeotermal potansiyeli bu tüketimin yaklaşık 10 katına karşılık gelen 62 bin MW seviyesinde. "Tüm kaynaklar önemli ve kıymetli" 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü’nde sektörün gelişimi hakkında değerlendirmelerde bulunan Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, "Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarının sadece rüzgâr ve güneş enerjisinden ibaret olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışıldığını" belirterek; yasa ve mevzuatlarda enerji sektörünün madencilik ile birlikte yan yana konumlandırılmasının yanlışlığına dikkat çekti. "Rüzgârdan güneşe, jeotermalden biyokütleye, yeşil hidrojenden dalga enerjisine kadar tüm kaynaklarımız önemli, kıymetli ve birbirinin alternatifi değildir." diyen Kındap, çok farklı süreç yönetimleri ve disiplinleri olan madencilik ve enerji sektörünün yasalarda birlikte anılmasının hatalı sonuçlar doğuracağını vurguladı. "Üvey evlat olmamalıyız" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, "Tarımsal varlıklarımızın korunması; imar, inşaat ve çalışma ruhsatlarının çevresel standartlara uygun belirlenmesi enerji sektöründe kimsenin itiraz edeceği konular değil. Bu nedenle tamamıyla madencilik sektörünü ilgilendiren, kamuoyunda tartışma ve ayrışmaya neden olacak başlıkların enerji sektörünün de sorunuymuş gibi yansıtılmasını haksızlık olarak görmekteyiz." dedi. Jeotermal enerji sektörünün bu yöndeki kurumsal görüşlerini her seviyedeki kamu bürokrasisine aktardıklarının altını çizen Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Sektör temsilcileri olarak bizler jeotermali adeta üvey evlat gibi gören düzenlemelerden rahatsızlığımızı ifade ediyoruz. Yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü ile yenilenebilir enerji kaynakları arasında en yüksek derecede baz yük olan jeotermal enerji sektörümüz, ülkemizin tüm çevresel standartlarına uygun ve saygılı olarak çalışmalarını sürdürüyor, ülkemizin ekonomisine değer yaratıyor. Bugün itibarıyla 1735 MW seviyesinde olan kurulu gücümüzü, yeni yatırımlar ile birlikte birkaç yıl içerisinde 5 bin MW ve üzerine çıkarabilecek tüm altyapıya ve insan kaynağına sahibiz." Üçüncü YEKDEM dönemi için "İşletmeye alınma süresi 2040’a çıkarılsın" talebi JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, jeotermal enerjinin rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklara göre çok farklı dinamikleri olduğuna işaret etti. 1 Mayıs 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7189 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınacak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı YEK Belgeli elektrik üretim tesisleri için destekleme mekanizmasını işletileceğini anımsatan Kındap, bu durumun ivmelenme aşamasında olan jeotermal yatırımlarının önündeki en büyük engel olduğu bilgisini verdi. Jeotermal enerjinin rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklara göre çok farklı dinamikleri olduğunu kaydeden Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "1 Mayıs 2023 tarihi itibarıyla başlayan ve bizim ‘Üçüncü YEKDEM’ olarak adlandırdığımız süreçte, jeotermal enerji yatırımlarının teşvik süresi 10 yıldan 15 yıla çıkarıldı. Bu süre uzatımı sektörümüz için yaşamsal önem taşıyordu. Ancak bu teşvikten yararlanmak için santrallerin 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması gerekiyor. Jeotermal enerjiye yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımız; lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin saptanması, santralin inşası ve devreye alınması aşamalarını en iyimser ihtimalle beş yılda tamamlayabiliyor. Bugün pek çok yatırımcı şirketin jeotermal enerjiye yatırım yapmak istediğini biliyoruz. Ancak 30 Aralık 2030 tarihe kadar yatırımlarını devreye alamama ihtimali yatırımcıyı düşündürüyor. Mevcut mevzuata göre, bugün jeotermale yatırım yapma kararı veren pek çok yatırımcının YEKDEM kapsamına girmesi teknik olarak mümkün olmayacak." Rakamlarla Türk jeotermal sektörü Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. 1500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye’de bugün itibarıyla jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücü 1733 Megavat (MW) seviyesinde. Jeotermal enerjinin diğer kullanım alanları olan termal turizm, jeotermal seracılık, konut ısıtması, sebze ve meyve kurutma gibi alanlardaki kullanımımız ile birlikte düşünüldüğünde; Türkiye’nin 7 bin Megavat’ın biraz üzerinde tüketimi bulunuyor. Bu tüketim, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından keşfi yapılmış potansiyel olan 62 bin MW’ın yüzde 11’i seviyesinde. Türkiye bu düşük kullanımla dahi jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi.