Yerel Haberler
İzmir
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:34 Başsavcı Yeldan’dan Yeşilay’a ziyaret: "Bağımlılıkla mücadele ortak sorumluluk" İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve beraberindeki heyet, Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların önemine dikkat çekildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı heyeti, 1-7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında Yeşilay İzmir Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Cumhuriyet Başsavcıvekili Aydoğan Sansak ile Cumhuriyet Savcısı Metin Tokel’in yer aldığı heyet, merkezde İzmir Yeşilay Başkanı Ömer Yahşi ve Yeşilay yetkilileri tarafından karşılandı. Ziyarette konuşan Başsavcı Yeldan, bağımsız ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekerek, bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve güçlü bireylerden oluşan bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Bağımlılıkla mücadelede yalnızca adli süreçlerin değil, koruyucu ve rehabilite edici çalışmaların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeldan, bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşların yeniden topluma kazandırılmasının sosyal dayanışma ve kurumlar arası iş birliğinin en somut göstergesi olduğunu belirtti. Ziyaret sonunda Başsavcı Yeldan tarafından Yahşi’ye günün anısına çiçek takdim edildi. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Pembe umut, güçlü dayanışma
31 Ekim 2025 Cuma - 15:55 Pembe umut, güçlü dayanışma İzmir’de Fevzi Özakat Anadolu Lisesi öğretmenleri kanserle mücadele eden meslektaşları için okulda pembe kıyafetler giydi ve pembe kurdele takarak dayanışma mesajı verdi. Okul yönetimi ve öğretmenler, ’birlikte güçlüyüz’ mesajıyla kansere karşı umudun, dayanışmanın ve sevginin önemini vurguladı. İzmir’in Karabağlar ilçesindeki Fevzi Özakat Anadolu Lisesi öğretmenleri, Kanser Farkındalık Haftası kapsamında iki meslektaşlarına moral vermek ve farkındalık oluşturmak amacıyla pembe giyinip pembe kurdele taktı. Okulda görev yapan öğretmenlerden Nevin Vural, 10 yıl önce meme kanseri tanısı aldıktan sonra uzun süren tedavi sürecinin ardından hastalığı yenerek sağlığına kavuştu. Bir diğer öğretmen Serap Şimşek ise geçtiğimiz yıl meme kanseri teşhisi konulmasının ardından tedaviye başladı. Tedavisinin olumlu seyretmesiyle bir süre önce yeniden öğrencileriyle buluşan öğretmen, mesleğine kaldığı yerden devam ediyor. "Erken teşhis hayat kurtarıyor" Etkinlikte konuşan Felsefe Öğretmeni Nevin Vural, hastalık sürecinde arkadaşlarının desteğinin kendisi için ne kadar değerli olduğunu vurguladı. Vural, eski günleri hatırlamanın kendisini duygulandırdığını belirterek, "Hem geçmiş günlere gidiyorum hem de arkadaşlıkların arkamızda olduğunu hissetmek çok değerli, özellikle bu süreçte" dedi. Meme kanseriyle ilgili istatistiklere de dikkat çekerek, "Sekiz kadından biri bu hastalıkla karşılaşıyor. Bu nedenle bu konuda uyanık olmalıyız. Erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor" diyen Vural, arkadaşlarının ve çevresinin desteğinin, insanın yalnız olmadığını hissettirdiğini sözlerine ekledi. "Bu sadece bir pembe etkinlik değil" Edebiyat Öğretmeni Serap Şimşek ise meme kanserine karşı farkındalık oluşturmanın önemine değindi. Şimşek, arkadaşlarının desteğini överek, "Arkadaşlarım çok tatlılar, onları çok seviyoruz. Ama bu sadece evcilik oyunu gibi ’bugün pembe giyelim’ demek değil. Bu ölümcül bir rahatsızlık ve farkındalık oluşturmalıyız" dedi. Şimşek, hastalığın farkında olmadan ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Neticede meme kanseri metastaz yapabiliyor. Bu konuda olumsuz sonuçlarda çok vaka var. Arkadaşlarımızın destekleri ve sahip çıkmaları bizim için çok değerli" ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Yeni anayasaya ihtiyaç var"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:00 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Yeni anayasaya ihtiyaç var" Ege Üniversitesi 2025-2026 akademik yılı açılış töreni düzenlendi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son çeyrek asırda terörün ortadan kaldırılması için mücadeleler verildi. 50 binden fazla insanımızı kaybettik. Milletimizi rahatsız edecek şehit ailelerini incitecek bir adım atmayacağız. Terörden arındırarak yolumuza devam edeceğiz. İnşallah Türkiye yüzyılının başlarında demokratik sivil katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam ederiz" dedi. Ege Üniversitesi EÜ), 2025-2026 akademik yılı için tören düzenlendi. EÜ Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program kapsamında ilk olarak Ege Üniversitesi halk oyunları ekibi zeybek gösterisi gerçekleştirdi. Daha sonra Ege Üniversitesi Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan klip izletildi. Açılış törenine ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir Valisi Süleyman Elban, EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, il protokolü, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Akademik yılı açılış töreninde konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Çocuklarımızı gençlerimizi geleceğe hazırlamak için doğumdan itibaren ailede başlayan eğitim ile beraber ilk, orta ve üniversite eğitimi ile birlikte onları en iyi şekilde yetiştireceğiz. En önemli kaynağımız insan gücümüz. Türkiye yüzyılını inşallah onlar inşa edecekler. Eğitime büyük önem veriyoruz. Bütçede en fazla pay eğitime ayrılıyor. Çok önemli mesafeler kat ettik. Milli eğitim bütçesine bakıldığında üniversitelerle birlikte 2 trilyonu aşan meblağı ayırdık. 2026 yılı bütçesinde bu rakam daha da yükselecektir. Öğrencilerimizin faydalandığı yurt ve burs imkanlarını da arttırmaya devam ediyoruz. Şuanda yurt sayımız 875. Bugün 81 vilayette üniversiteler var. 208 üniversite ile birlikte yurt kapasitesi 1 milyona ulaştı. Yüksek öğretimde öğrencilerimizin burs ve barınma imkanlarını karşılamak için gayret gösterdik. Anadolu’da kurulan yeni üniversiteler var. Akademik kadroların gelişimleri her geçen gün artıyor. Gelecekte başarılı üniversiteler arasında yer alacaklarına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Tunç: "Fiziki ve demokratik kalkınma anlamında büyük reformlara imza attık" Türkiye’nin her alanda gelişmesini ve kalkınmasını güçlü şekilde sürdürmenin gayreti içinde olduklarını aktaran Bakan Tunç, "Ülkemiz, fiziki kalkınma, altyapı üstyapı yatırımları, ortaya çıkan dünya projeleriyle, yolları, köprüleri, barajları, şehir hastaneleri, üniversiteleri ile enerji projeleri ile milli savunma hamleleriyle, yüzde 80 yerlilik oranını yakalayarak çok önemli mesafeler kat ettik. Fiziki ve demokratik kalkınma anlamında büyük reformlara imza attık. Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyıla başladık. Bir asır geride kaldı. Demokraside kesintili zamanlar oldu. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onların emanetlerine sahip çıkacağız ve bu ülkeyi dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline getireceğiz. Son çeyrek asırda hızlı kalkınma süreci içinde oldu. Hukuk devleti, temel hak ve hürriyetlerinin geliştirilmesi konusunda önemli mesafeler aldık. Anayasal reformlarla küçümsenemeyecek, vesayitçi anlayışın tasfiyesi ile beraber Anayasamızda gerçekleştirilen temel hak ve hürriyetlerin arttırılması anlamında sessiz devrim sayılabilecek çalışmalara imza attık. Kadın haklarının güçlendirilmesi, kılık kıyafet özgürlüğünde suni tartışmalarla zaman kaybettik. Üniversite birincisi kızlarımız kürsüden yaka paça indirildi. Vakit kaybetmeden gençliğimizi en iyi şekilde yetiştirerek teknolojide kalkınmada dünyada söz sahibi olacağız." diye kaydetti. Bakan Tunç: "Yeni anayasaya ihtiyaç var" Türkiye’nin yüksek standarttaki demokrasi denildiğinde, darbe anayasası ile yönetildiği belirten Bakan Tunç, "Reforme edilecek birçok husus hala var. Bu anayasada reforme edilecek birçok husus var. Milli güvenlik kurumunun yapısından tutun Yüksek Askeri Şura’nın yapısının demokratik hale getirilmesine varıncaya kadar, Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı, özel yetkili mahkemelerin ve devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılması gibi yargı alanlarında çok önemli reformlar gerçekleştirildi. Hak arama yolları arttırıldı. Vatandaşların idareyle ilgili sorunu olduğunda yargıya başvurmadan kamu denetçiliği kurumuna başvurması sağlandı. Anayasa mahkemesine bireysel başvuru imkanı, bilgi edinme hakkı gibi birçok yapısal reformu hayata geçirdik. Sıkıyönetim ilanına izin veren maddelerin kaldırılması, darbecilerin yargılanabileceğine ilişkin hükümlerin anayasamızda yerini alması vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemelerdi ve bunlar milletimizin onayıyla gerçekleşti. Cumhuriyet rejimini daha da güçlendiren, halkın doğrudan doğruya hem yasamayı hem yürütmeyi belirlediği bir yönetim sistemine geçiş Türkiye’nin daha yüksek standartlı demokrasiye kavuşması için gerçekleştirildi. Bunlar yeterli mi? Türkiye yüzyılında, demokratik sivil katılımcı bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var. Yeni anayasaya ihtiyaç var. Milletimize olan bu borcu yerine getirmemiz gerekir. İnşallah mecliste böyle bir uzlaşma sağlanır. Türkiye yüzyılının başlarında demokratik sivil katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam ederiz" diye ekledi. Bakan Tunç: "Büyük acılar yaşadık" Türkiye yüzyılının inşa edilmesine terörsüz Türkiye’nin önemine dikkat çeken Bakan Yılmaz Tunç, "Terör sorunu 41 yılda büyük ekonomik kayıplara neden oldu. Bu olmasaydı köylerde şehirlerde milletimizin refahı daha fazla olacaktı. 50-60 yıllık yatırım bütçesine ayırdığımız parayı maalesef teröre ve neden olduğu zararlara ayırdık. Maddi kayıpların yanı sıra 50 binden fazla insanımızı kaybettik. Büyük acılar yaşadık. Bir daha yaşanmamasını istiyoruz. Türkiye’nin gençlerinin sizlerin daha huzurlu yaşamasını ve huzurlu geleceği inşa edelim istiyoruz. Son çeyrek asırda terörün ortadan kaldırılması için mücadeleler verildi. 2002’de olağanüstü halin kaldırılmasıyla beraber normalleşme adımları başladı. Hakkari Yüksekova’ya da havalimanı yaptık Zonguldak Çaycuma’ya da havaalanı yaptık. Şırnak’a da Sinop’a da üniversite getirdik. Yatırımları eşit şekilde sunmaya çalıştık. Temel hak ve hürriyetleri güçlendirdik. Eşit vatandaşlık ilkesi içinde etnik kökene bakmadan ayrımcılığın ortadan kalkması için uygulamalar gerçekleştirdik" diye konuştu. Bakan Tunç: "Terörden arındırarak yolumuza devam edeceğiz" Terörsüz Türkiye çalışmaları hakkında da bilgi veren Tunç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Son bir yıla geldiğimizde terörün tamamen sonlandırılması için çalışmaları yoğunlaştırdık. İmralı’dan terör örgütünün feshi ile ilgili açıklamalar geldi. Önemli bir aşamaya geçilmiş oldu. Dün TBMM’de terörsüz Türkiye milli dayanışma kardeşlik komisyonuna Dış İşleri Bakanımızla birlikte sunum yaptık. Orada özellikle sivil toplum kuruluşları ile birlikte bu konuda sözü olan herkesin dinlendiğini görüyoruz. Orada da milletvekillerimizin görüşlerini aldık. Adalet Bakanlığı’nın süreci başarıya ulaştırmak için verdiği katkıları paylaştık. Bu komisyon çok önemli kararlar alacak. Onların çizdiği rotada yolumuza devam edeceğiz. Milletimizi rahatsız edecek şehit ailelerini incitecek bir adım atmayacağız. Terörden arındırarak yolumuza devam edeceğiz." Bakan Tunç: "Bir asırlık dönemde İsrail hiçbir karara uymadı" Filistin’de ateşkese rağmen bombaların atıldığını üzülerek gördüklerini ifade eden Bakan Tunç, "Pamuk ipliğine bağlı bir ateşkes. Bunun sağlanmasında cumhurbaşkanımızın gayretleri oldu. Bu iki yıllık bir sorun değil. Bu, bir asrı aşan bölgede bir İsrail devleti kurulması fikri ile beraber işgal politikaları ile Filistinlilerin topraklarından edilmesi ve soykırıma tabi tutulması ile dünyanın önemli bir sorunu hale geldi. Bir asırlık dönemde İsrail hiçbir karara uymadı. 100’den fazla karar var. İşgal ettikleri topraklardan çekilmesine yönelik kararların hiçbirine uymadı uluslararası hukuka saygı göstermedi. Güney Afrika’nın başlattığı tedbir kararları var. Uluslararası ceza mahkemesinin soykırımcıların yakalanmasına ilişkin kararları da kağıt üstünde kaldı. Uluslararası sistem işletilmedi. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Daha adil bir dünya mümkündür, dünya 5’ten büyüktür, dünya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 5 ülkenin kararıyla şekillenmemeli, güvenlik sağlanacaksa BM güvenlik konseyinin adil olması lazım’ dedi. Bu nedenle uluslararası sistemin bir revizyona girmesini söylerken insanlığın sorunlarına çare olacak sistemin kurulmasını istedi. İlk zamanlar bunu ülkemizde bile eleştirenler oldu. Şimdi dünyanın birçok ülke bu sistemin sorunlara çare olmadığını ifade ediyor" dedi. İzmir Valisi Süleyman Elban da bu yıl EÜ için özel bir yıl olduğunu hatırlatarak kuruluşunun 70’inci yılında Türkiye’nin köklü üniversitelerinden biri olan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerine başarılarla dolu bir akademik yıl dilediğini belirtti. Budak: "TÜBİTAK nezdinde son 4 yılda proje başvuru ve kabul oranında Türkiye birincisi olduk" Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise Ege Üniversitesi’nin 70 yıllık geçmişi, 400 bin mezunuyla ülkenin en köklü üniversitelerinden birisi olduğunu söyleyerek "Ege Üniversitesi, ülkemizde 70 yıllık akademik birikimiyle köklü bir bilim yuvasıdır. Bu köklü çatı altında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir değişime imza atmak ve uluslararası üniversite normlarını yakalamak adına Ege Üniversitesi akademik ve idari kadrosu ile birlikte önemli bir başarı hikayesi yazdık. Ve ne mutlu ki bugün; Araştırma Üniversitesi unvanına sahip, Kurumsal Tam Akreditasyon belgesi alan ilk devlet üniversitesi olan ve öğrenci odaklılıkta A Plus olmuş, Milli Yenilik Ödülüne Sahip, engelsiz, yeşil ve spor dostu kampüse sahip bir üniversite olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. TÜBİTAK nezdinde son 4 yılda proje başvuru ve kabul oranında Türkiye birincisi olduk. Çıktı odaklı araştırma anlayışımız doğrultusunda patentlerin ticarileştirilmesinde Türkiye 2.’si olurken, patentlerin lisanslanmasında ise Türkiye 3.’sü olarak yer aldık." dedi. Üniversite olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı’na bağlı kurumlarla yakın bir işbirliği içerisinde olduklarını belirten Budak, "Yaptığımız çeşitli protokollerle yoğun çalışma temposundaki yargı mensuplarına Üniversite Hastanemizde hızlı ve etkin sağlık hizmeti veriyoruz. Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitümüz denetimli serbestlik kapsamındaki bireylere hizmet sunmaktadır. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü yapılan protokoller kapsamında çalışanlara yönelik çeşitli eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Yine Başsavcılığımızla yaptığımız protokoller kapsamında özel gruplara yönelik çocuk ve erişkin ruh sağlığı kliniklerimizde öncelikli randevu ile sağlık hizmeti veriyoruz" diye konuştu.
İzmir, iki önemli "Balıkçılık" toplantısına ev sahipliği yaptı
31 Ekim 2025 Cuma - 11:58 İzmir, iki önemli "Balıkçılık" toplantısına ev sahipliği yaptı İzmir, Ege’de balıkçılık sektörünün geleceğini şekillendirecek iki önemli etkinliğe ev sahipliği yaptı. İzmir Ticaret Odası Balıkçılık Çalışma Grubu’nun 39’uncu Toplantısı ile "Ege Denizi’nde Uluslararası Balıkçılık Yönetiminde Uyum ve İş Birliği İhtiyacı" Paneli, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Balıkçılık sektörünün önemli sorunlarının görüşüldüğü etkinliklerde, Ege Denizi’nde sürdürülebilir balıkçılık yönetimi, uluslararası iş birliği, bilim temelli ve uyumlu politika geliştirme konuları ele alındı. Akademisyenler, sektör temsilcileri ve kamu kurumlarından uzmanların katılımıyla gerçekleşen toplantılar, Ege’de iki kıyıdaş ülke arasında uyumlu balıkçılık yönetimi konusundaki ortak akıl arayışına önemli katkılar sundu. 80’in üzerinde temsilci katıldı Üniversiteler, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Liman Başkanlıkları, Birlikler ve Kooperatiflerden 80’in üzerinde temsilci, "Ege Denizi’nde Uluslararası Balıkçılık Yönetiminde Uyum ve İş Birliği İhtiyacı" başlıklı panelde bir araya geldi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde, öğrencilerin de yoğun katılımıyla gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Dereli yaptı. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdet Ünal moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Şahin Çakan panelist olarak yer aldı. Çakan: "Balıkçılık dünyanın en güzel mesleği" Balıkçılığın dünyanın en güzel mesleği olduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Çakan, İzmir Ticaret Odası çatısı altında faaliyet gösteren İzmir Balıkçılık Çalışma Komitesi’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Karadeniz’de Eylül ayında göç balığının olmadığını belirten Çakan bu nedenle Karadeniz balıkçılarının, Marmara’daki ve Boğazdaki teknelerin de Ege Denizi’ne geldiğini belirtti. "Üzerimize düşeni yapmaya hazırız" Deniz patlıcanlarının denizlerin akciğeri gibi çalıştığını, ekosistemde bu kadar kilit rol oynayan bir türün aşırı avlanma sonucu yok olduğunu ifade eden Çakan, canlı deniz yaşamı üzerindeki kirlilik baskısına da değindi. Çakan, "Bu panel bir başlangıç olsun. Hep birlikte geleceğimizi planlayalım. Aksi takdirde çok önemli bir zenginliği kaybedeceğiz. Bizden sonra gelecek nesillere karşı hepimizin sorumluluğu var. İzmir Ticaret Odası olarak üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız" dedi. Dereli: "Balık stokları tükenme riskiyle karşı karşıya" Ege Denizi’ndeki balıkçılık kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Dereli, iki ülkenin paylaştığı balık stoklarındaki tükenme olasılığının, tek ülkenin kullandığı stoklara göre %19 daha yüksek olduğu bilgisini paylaştı. Ege Denizi balıkçılık kaynakları için de bu riskin geçerli olduğunu belirten Dereli, Türkiye ve Yunanistan’daki tüm balıkçılık paydaşlarının birlikte uyum içinde çalışması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Dereli yaptığı sunumda, köpek balıklarının ve deniz memelilerinin endişe verici seviyede tükendiği, ticari balıkçılıkta birim çaba başına av miktarının hem Türkiye’de hem de Yunanistan’da sürekli azaldığı ve Ege Denizi’nde karaya çıkartılan türler için iki ülke tarafından uygulanan asgari avlanma boy düzenlemeleri arasında uyumsuzluklar olduğu bilgisini paylaştı. Uzmanlar Ege’deki tehlikeye dikkat çekti İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, Ege Denizinde yaşanan uluslararası hukuk sorunlarını, alan kullanımıyla ilgili her iki kıyıdaş ülkenin savlarını ve Türk balıkçıların avcılık yapabileceği sahaları detaylarıyla paylaştı. Ege Denizinin biyolojik çeşitliliği ve stratejik önemine değinen Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdet Ünal, uyumlu düzenleyici kararların hayata geçirilmesiyle ilgili sorumluluğun resmi kurumlarda olduğunu vurguladı. Ünal, Avrupa Birliğinin Ege’yi de içine alan Akdeniz’deki Canlı Deniz Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimiyle ilgili Konsey Tüzüğünün ve Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu çalışmalarının istenen uyumu sağlamada yeterli olamadığına dikkat çekti ve ilgilileri harekete geçmeye çağırdı. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Tosunoğlu yaptığı sunumda, avcılık uygulamalarında ülkemiz ile Yunanistan arasındaki düzenleme farklılıklarına ve bunların iki ülkenin balıkçılıkla ilgili kurumları tarafından giderilmesi gerektiğine değindi. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Avcılık ve Kontrol Daire Başkanlığı, Avcılık Düzenlemeleri Koordinatörü Yılmaz Asutay Turan, Ege Denizi’ndeki uluslararası sularda avcılık düzenlemeleri, taraf olunan uluslararası kuruluşlara ilişkin bilgi verdi. Uluslararası sularda avcılık faaliyetlerinin 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’na göre yapıldığını belirten TURAN, koruyucu yaklaşım sergileyen çalışmalarla Türkiye’nin 4’üncü kez Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) tarafından "Tam Uyum Ödülü aldığını ifade etti. Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan Dr. Ejbel Çıra Duruer ise, Uluslararası sularda avcılık ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın balıkçılık faaliyetlerinin izlenmesi kontrol ve denetimine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Göztepe’nin konuğu Gençlerbirliği
31 Ekim 2025 Cuma - 10:35 Göztepe’nin konuğu Gençlerbirliği Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında yarın sahasında Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında yarın Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynanacak müsabaka saat 17.00’de başlayacak. Karşılaşma öncesinde sarı-kırmızılılar 4 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet soncunda topladığı 16 puanla 7. basamakta bulunurken, Ankara temsilcisi ise 8 puanla 15. sırada yer alıyor. İzmir ekibi, bu zorlu karşılaşmada rakibini mağlup ederek 2 maçlık mağlubiyet serisini sonlandırmak istiyor. İç sahada kaybetmedi Göztepe, Trendyol Süper Lig’de bu sezon evinde oynadığı maçlarda henüz yenilgi almadı. Gürsel Aksel’de şu ana kadar 4 karşılaşmaya çıkan sarı-kırmızılılar, bu süreçte 2 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti. İzmir ekibi, Gençlerbirliği maçında da taraftarının önünde mutlak galibiyet hedefliyor. Godoi ve Furkan yok Göztepe’de sakatlıkları bulunan savunmacılar Godoi ve Furkan, yarın oynanacak Gençlerbirliği karşılaşmasında forma giyemeyecek. Ayrıca geçtiğimiz hafta oynanan Galatasaray mücadelesinde ikinci sarıdan kırmızı kart gören Bokele de forma şansı bulamayacak. İzmir ekibinde bu üç isim dışında herhangi bir eksik bulunmuyor. Yasin Kol düdük çalacak Göztepe - Gençlerbirliği mücadelesini Trabzon bölgesi hakemlerinden Yasin Kol yönetecek. Kol’un yardımcılıklarını Abdullah Bora Özkara ve Murat Ergin Gözütok yapacak. Müsabakanın dördüncü hakemi de Süleyman Bahadır olacak.
Medical Point, sağlıkta Türkiye’nin ’Altın Markası’
31 Ekim 2025 Cuma - 10:18 Medical Point, sağlıkta Türkiye’nin ’Altın Markası’ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Ekonomiye Fayda Endeksi (EFE) sonuçlarına göre, özel hastane sektöründe Türkiye’nin "Altın Markası" unvanını kazandı. Türkiye İtibar Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle bu yıl yedincisi düzenlenen Ekonomiye Fayda Endeksi (EFE) sonuçları açıklandı. Türkiye genelinde 26 bölge ve 72 ilde gerçekleştirilen araştırma kapsamında, kamuoyu nezdinde kurumların yönetim performansı, ürün ve hizmet kalitesi ile topluma sağladıkları sosyal fayda ölçümlendi. Yaklaşık 14 bin kişiyle Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi (CATI) yöntemiyle yapılan araştırma sonucunda markalar, elde ettikleri puanlara göre Elmas, Platin ve Altın olmak üzere üç farklı ligde derecelendirildi. Türkiye’nin önde gelen markalarının yer aldığı listede İEÜ Medical Point, sağlık hizmetlerinde kalite, güven ve topluma katkı sağlayan çalışmalarıyla Altın Lig’de yer aldı. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler sonucunda İEÜ Medical Point Hastanesi, özel hastane sektöründe Türkiye’nin "Altın Markası" unvanına layık görüldü. İEÜ Medical Point Hastanesinden yapılan açıklamada, "Türkiye genelinde yapılan bu prestijli araştırmada ‘Altın Marka’ olarak yer almak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarı; hasta memnuniyetini, etik değerleri ve topluma fayda sağlamayı esas alan tüm ekibimizin özverili çalışmalarının bir yansımasıdır. Sağlıkta kalite ve güven anlayışımızla insanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz." denildi.