EKONOMİ - 06 Ocak 2026 Salı 12:07

EGİAD’dan ’Sosyal Güvenlik ve İş Hukukunda 2026 Perspektifi’ semineri

A
A
A
EGİAD’dan ’Sosyal Güvenlik ve İş Hukukunda 2026 Perspektifi’ semineri

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), sosyal güvenlik ve iş hukuku alanında yürürlüğe giren yeni düzenlemeleri iş dünyasının gündemine taşıdı. "2026 Yılı Sosyal Güvenlik & İş Hukuku Düzenlemeleri ve İK Uygulamaları" başlıklı seminer, dernek merkezinde yoğun katılımla gerçekleştirildi.


Final Danışmanlık Kurucu Ortağı, SGK Eski Başmüfettişi ve Ankara, İzmir ile Manisa SGK Eski İl Müdürü Yavuz Kurt’un katılımıyla düzenlenen seminerde; 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe giren mevzuat değişiklikleri, istihdam teşviklerindeki dönüşüm, tamamlayıcı emeklilik sisteminin işverenlere etkileri, sigorta primleri ve idari para cezalarına ilişkin güncel uygulamalar kapsamlı biçimde ele alındı. Ayrıca yapay zekâ ve dijitalleşmenin çalışma hayatına yansımaları ile sağlık sektöründeki gelişmelerin sosyal güvenlik boyutu da çok yönlü olarak değerlendirildi.



Mevzuata uyum artık rekabet avantajı


Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, çalışma hayatının giderek daha karmaşık ve stratejik bir yapıya evrildiğine dikkat çekerek, 2026 yılıyla birlikte devreye giren düzenlemelerin işverenler açısından yalnızca yeni yükümlülükler değil, doğru yönetildiğinde önemli rekabet avantajları da sunduğunu vurguladı. Başkan konuşmasında; esnek çalışma modelleri, uzaktan çalışma ve yapay zekâ destekli süreçlerin, sosyal güvenlikten iş hukukuna ve insan kaynakları yönetimine kadar pek çok alanda köklü dönüşümleri beraberinde getirdiğini ifade etti.



İnsan kaynağı, hukuki güvenlik ve kurumsal sürdürülebilirlik vurgusu


EGİAD olarak üyelerin yalnızca bugünün değil, yarının çalışma hayatına da hazırlanmasını önemsediklerini belirten Özhelvacı, mevzuata uyumun artık bir zorunluluğun ötesinde kurumsal sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri haline geldiğini dile getirdi. Doğru bilgiyle yönetilen insan kaynakları süreçlerinin, işletmelere hukuki güvenlik sağlarken, yöneticilere de stratejik bir bakış açısı kazandırdığını vurguladı.



"Artık sadece büyümek yetmiyor, öngörmek gerekiyor


EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı şöyle konuştu: "Bugün çalışma hayatı; mevzuat değişiklikleri, dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları ve sosyal güvenlik sistemlerindeki dönüşümle birlikte hiç olmadığı kadar karmaşık, çok boyutlu ve stratejik bir yapıya evrilmiş durumda. Özellikle 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, işverenler açısından yalnızca yeni yükümlülükler değil; aynı zamanda doğru yönetildiğinde rekabet avantajı yaratabilecek önemli fırsatlar da barındırıyor. Artık sadece üretmek ya da büyümek yetmiyor. Aynı zamanda öngörmek, riskleri yönetmek ve insan kaynağını geleceğe hazırlamak gerekiyor. Esnek çalışma modelleri, uzaktan çalışma, yapay zekâ destekli süreçler ve yeni nesil istihdam biçimleri; sosyal güvenlikten iş hukukuna, insan kaynakları yönetiminden kurumsal sorumluluğa kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Veriler bize gösteriyor ki, Türkiye’de iş gücünün önemli bir bölümü artık klasik çalışma modellerinin dışında istihdam ediliyor. Bu dönüşüm, işverenlerin SGK uygulamaları, teşvik mekanizmaları, prim yükümlülükleri ve denetim süreçlerine çok daha bilinçli ve proaktif yaklaşmasını zorunlu kılıyor. Aksi halde, iyi niyetle atılan adımlar dahi ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliyor. İşte tam da bu noktada; mevzuatın doğru okunması, güncel uygulamaların uzman isimlerden dinlenmesi ve insan kaynakları süreçlerinin sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetilmesi büyük önem taşıyor."



İK profesyonellerinden yoğun ilgi


Seminerde katılımcılar, 7566 sayılı yasa kapsamında yapılan değişikliklerden denetim süreçlerine, teşvik mekanizmalarından risk yönetimine kadar pek çok konuda güncel ve uygulamaya dönük bilgiler edinme fırsatı buldu. Etkinlik, özellikle üye şirketlerin insan kaynakları profesyonelleri tarafından yoğun ilgi gördü.



EGİAD’dan ’Sosyal Güvenlik ve İş Hukukunda 2026 Perspektifi’ semineri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Edirne’de nehirlerde taşkın riski: Tunca ve Meriç Köprüsü ulaşıma kapatıldı EDİRNE (İHA) – Edirne’de artan su seviyesi nedeniyle Tunca ve Meriç Köprüsü tedbir amaçlı araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Nehirlerdeki su seviyesi risk oluşturacak şekilde artmaya devam ederken, şehiriçinde ulaşımı sağlayan tarihi köprüler ikinci bir duyuruya kadar ulaşıma kapalı kalacak. Edirne’de son günlerde etkili olan yağışların ardından Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinde su seviyeleri ciddi şekilde yükseldi. Açıklanan son verilere göre Arda Nehri’nde debi 558 metreküp/saniye seviyesine ulaştı. Tunca Nehri’nde debi 212 metreküp/saniyeden 193 metreküp/saniyeye gerilerken, iki nehrin birleşimiyle oluşan Meriç Nehri’nde debi pik noktada 1386 metreküp/saniyeye çıktı. İpsala’da ise ölçümler 1468 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Edirne’nin Karaağaç Mahallesi’ne ulaşımın sağlandığı Tunca Köprüsü’nün tedbir amaçlı olarak araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Meriç ile Tunca arasında kalan Ada bölgesinde ise kısmi taşkın yaşandığı belirtildi. Ekiplerin teyakkuz halinde olduğu ve gelişmelerin yakından takip edildiği belirtildi. Edirne Valisi Yunusu Sezer, Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü’nde (AFAD) gerçekleştirdiği toplantı sonrası beraberindekilerle birlikte Tunca ve Meriç Nehri’nde incelemelerde bulundu. "Geriye doğru bir tepmek söz konusu" Bulgaristan’daki barajlardan bırakılan suların da etkisiyle Edirne’de debilerde artış yaşandığını belirten Edirne Valisi Sezer, "Özellikle Arda nehrimizde debi 552 metreküpe ulaşmış durumda. Tunca Nehri’nde ise aşağı yönlü bir düşüş var. 212 metreküplerden 197 metreküplere geriledi. Ancak bu iki nehrin Meriç’te birleşmesiyle birlikte Meriç Nehri’nde debi 950 metreküpler seviyesinden 1365 metreküpe kadar yükseldi. İpsala bölgesinde ise 1456 metreküp seviyelerine ulaşmış durumda. Bu ne anlama geliyor? Kirişhane bölgesinde ilk kez 1365 metreküp seviyesini gördük. Meriç Nehri’ndeki suyun yükselmesi nedeniyle, Tunca Nehri’yle birleştiği noktada geriye doğru bir tepmek söz konusu. Dolayısıyla Meriç ve Tunca nehirleri arasında kalan ada kısmında taşkın riski oluşmuş durumda" dedi.