SAĞLIK - 06 Ocak 2026 Salı 10:33

Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor

A
A
A
Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor

Stres, kaygı, uykusuzluk, hasta hissetme hali ve benzeri durumlar modern çağın insanından en çok duyulan şikayetler arasında yer alıyor. Bu şikayetlerin nedeni kimi zaman anlaşılamıyor ve kişi kendini mutsuz, asosyal ve sürekli depresif halde yaşamını sürdürürken bulabiliyor. Bu ruh halinin nedenleri hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi açıdan hastada bir sağlık sorunu olmadığı takdirde şikayetin nedenlerine ilişkin bir haritalama yöntemi oluşturulduğunu ve bu haritaya göre 3 adımlık tedavi sürecinin başlatıldığını aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunum diyen biri geldiğinde ilk adım nedenin haritasını çıkarmaktır. Ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu-durum, kaygı düzeyi, uyku, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerini tespit etmektir" açıklamasını yaptı.


Modern yaşamın temposu, bitmeyen sorumluluklar ve dijital dünyanın hiç susmayan uyarıları Günümüzde pek çok kişi "sürekli yorgunum" cümlesini sıkça kuruyor ancak bu yorgunluğun kaynağı her zaman netleşmeyebiliyor. Stres, kaygı, uykusuzluk ve açıklanamayan halsizlik; zamanla kişinin sosyal yaşamdan kopmasına, mutsuzluk ve çökkünlük hissinin kalıcı hâle gelmesine yol açabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi bir neden saptanmayan bu tabloda ‘yorgunluk haritası’ adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini belirtiyor. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerinin tek tek ele alındığını, elde edilen bu haritaya göre ise üç adımlı bir tedavi sürecinin planlandığını dile getirdi.



Uykusuzluk depresyon ve anksiyeteyi tetikliyor


Uykusuzluğun, depresyon ve anksiyete gelişiminde en güçlü risk faktörü olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "İlişki iki yönlü; bozuk bir uyku, depresyon riskini artırır, depresyon ise zaten uykuya dalma güçlüğü, erken uyanma veya sık uyanma döngüleriyle uykuyu bozar. Telefon ışığına bakarak uyuduğumuz, gece uyanıp bildirim kontrol ettiğimiz bir dünyada dinlendirici uyku artık bir lüks gibi. Gün boyu süren fiziksel ve zihinsel yorgunluğun ardında çoğu zaman kaliteli uykunun olmaması yatar. Uyku, beynin pekiştirme, duygusal düzenleme ve toksinlerden arınma (Glimfatik Sistem) süreçleri için kritik öneme sahiptir. Kalitesiz veya yetersiz uyku, beynin bilişsel işlevlerini (dikkat, hafıza, karar verme) bozar, bu da kişinin kendini "beyin sisi" içinde hissetmesine ve daha çabuk zihinsel olarak yorulmasına neden olur" dedi. Uykusuzluğun duygusal dengesizliğe de neden olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu durum, kişinin duygusal olarak daha hassas, sinirli ve stresle başa çıkmada yetersiz kalmasına yol açar. Bu duygusal dengesizlik, zihinsel enerjinin hızla tükenmesine neden olur. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek inflamasyonu artırır; bu da halsizlik ve bitkinliğe yol açar" açıklamasını yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Araştırmalar, kronik uykusuzluğun depresyon gelişimi için güçlü bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Tedavi edilmeyen uyku bozuklukları, psikiyatrik semptomların tedavisini de zorlaştırır. Bu nedenle mutlaka psikiyatrik değerlendirme gerektirir" ifadelerini kullandı.



Depresyon mu, tükenmişlik mi? Sınır giderek silikleşiyor


Depresyon ve tükenmişlik arasındaki ayrımın her geçen gün daha zor hâle geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğine dikkat çekti. Tükenmişliğin çoğunlukla iş yaşamıyla sınırlı olduğunu ve işten uzaklaşıldığında belirtilerin hafifleyebildiğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yorgunluk, isteksizlik ve duygusal çökkünlüğün yalnızca işle sınırlı kalmayıp hayatın tüm alanlarına yayıldığı, en az iki hafta süren dikkat dağınıklığı, işlev kaybı ve çökkünlük hâlinin ise depresyon açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kronik kaygının zihni sürekli tetikte tutarak kas gerginliği, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, sindirim sorunları, uyku ve konsantrasyon bozukluklarına yol açtığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, modern iş yaşamındaki yüksek performans beklentileri, belirsiz rol tanımları, iş-özel yaşam sınırlarının kaybolması ve pandemi sonrası artan iş yükünün hem çalışan yetişkinlerde hem de gençlerde duygusal tükenmeyi belirgin biçimde artırdığını söyledi. Sınav ve kariyer baskısı, ekonomik belirsizlik ve sosyal medyanın yarattığı karşılaştırma kültürünün gençleri zihinsel olarak yorduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uzun süren yorgunluk ve ruhsal belirtilerin mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.



İlk adım yorgunluğun haritasını çıkarmak


‘Sürekli yorgunum’ şikâyetiyle başvuran bir kişide ilk adımın nedenin kapsamlı biçimde ortaya konması olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, stres faktörleri ve travma öyküsünün değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, anemi, tiroit bozuklukları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri gibi tıbbi nedenlerin de dışlanmasının önemine dikkat çekerek, sosyal ve çevresel etkenlerin; ekonomik stres, bakım verme sorumlulukları ve iş yeri koşullarının yorgunluk üzerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Tedavide duygusal düzenleme, stresle baş etme ve sınır koyma becerilerinin güçlendirilmesinin temel olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uyku hijyeni, dijital detoks ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı düzenlemelerinin zihinsel tükenmişliği azaltmada etkili olduğunu söyledi. Depresyon, anksiyete, panik atak, öfke kontrol sorunları veya obsesif belirtilerin eşlik ettiği durumlarda ise uygun tıbbi tedavilerin planlandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, farkındalık ve nefes egzersizlerinin zihni sürekli tetikte tutan kaygı döngüsünü azalttığını, değer temelli yaşam, sosyal temas ve öz-şefkat pratiğinin tükenmişlikten korunmada önemli rol oynadığını dile getirdi. Ayrıca Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınır koyma becerisinin, dijital uyaranların sınırlandırılmasının ve enerjiyi merkeze alan zaman yönetiminin kronik yorgunlukla mücadelede bilimsel olarak etkili yaklaşımlar arasında yer aldığını aktardı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kocagöz’den belediyedeki sezonluk işçilere daimi iş müjdesi Kepez Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nde sezonluk çalışan işçilere daimi iş müjdesi veren Başkan Mesut Kocagöz, "Biz her zaman işçinin ve emekçinin arkasındayız. Kepez’imizde taş üstüne taş koyan her arkadaşımız bizim için çok kıymetlidir. Hayırlı olsun" dedi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, geçici olarak çalışan sezonluk işçilere de belediyede daimi istihdamın kapılarını araladı. Başkan Kocagöz, Fen İşleri Müdürlüğü’nde sezonluk olarak görev yapan işçileri makamında kabul ederek, daimi iş müjdesi verdi. Emekleri için işçilere teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Biz her zaman işçinin ve emekçinin arkasındayız. Bu süreçte çalışma azminize, üstün gayretinize hep beraber şahit olduk. Kepez’imizde taş üstüne taş koyan her arkadaşımız bizim için çok kıymetlidir. Sizlerin alın teri ve emeği ile Kepez’in geleceğini hazırlıyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarıma hayırlı olsun" dedi. Kararın ardından işçiler büyük sevinç yaşayarak Başkan Kocagöz’e teşekkür ettiler. "Emek bizim için çok değerli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, daha önce de Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde sezonluk işçi olarak çalışan 37 kişiye daimi iş müjdesi vermişti. Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki ek hizmet binasında işçilerle bir araya gelen Başkan Kocagöz, sözleşme süresi sona ereceği için endişe yaşayan çalışanlara artık daimi olarak Kepez Belediyesi’nde görev yapacaklarını bildirmişti. Sanata ve sanatçıya büyük önem veren Başkan Kocagöz, daha önce de Mimar Sinan Akademi’yi ziyaret ederek, "Emek bizim için çok değerli" diyerek, Kepez Kent Tiyatrosu sanatçılarının belediye bünyesinde çalışmalarına devam edeceklerini müjdelemişti.
Manisa Manisa için ulaşımda kalıcı çözüm çağrısı Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa merkez ile Turgutlu ve Salihli başta olmak üzere ilçelerde her geçen yıl artan şehir içi trafik yoğunluğuna dikkat çekerek, toplu taşıma ve alternatif ulaşım çözümlerinin yetersiz kaldığını söyledi. Manisa’nın hızla büyüyen bir şehir olduğuna vurgu yapan Köse, nüfus artışıyla birlikte araç sayısının da kontrolsüz şekilde yükseldiğini belirtti. Köse, "Manisa merkezde olduğu gibi Turgutlu ve Salihli’de de şehir içi trafik artık günlük hayatı ciddi şekilde etkileyen bir sorun haline gelmiştir. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan yoğunluk, vatandaşların zaman kaybına ve ekonomik zarara uğramasına neden olmaktadır" dedi. "Toplu taşıma yetersiz kalıyor" Mevcut toplu taşıma sistemlerinin artan ihtiyaca cevap veremediğini ifade eden Fatih Köse, alternatif ulaşım projelerinin gecikmesinin sorunu daha da büyüttüğünü dile getirdi. Köse, "Toplu taşıma ağları genişletilmeden, sefer sayıları artırılmadan ve modern ulaşım çözümleri hayata geçirilmeden bu sorunun çözülmesi mümkün değildir. Vatandaşlar özel araçlara yönelmek zorunda kalıyor, bu da trafiği içinden çıkılmaz hale getiriyor" diye konuştu. "Raylı sistem ve çevre yolları şart" Manisa’nın ulaşım planlamasında uzun vadeli projelere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Köse, raylı sistem ve çevre yollarının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. "Raylı sistem, Manisa için yıllardır konuşulan ama hayata geçirilemeyen bir projedir. Benzer şekilde çevre yollarının yetersizliği, şehir içi trafiği kilitlemektedir. Bu projeler geciktikçe sorun katlanarak büyüyor" ifadelerini kullandı. "Ulaşım planlaması bütüncül ele alınmalı" Ulaşım sorununun yalnızca belediyelerin değil, tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Köse, "Ulaşım, günübirlik çözümlerle değil, bilimsel ve bütüncül planlamayla ele alınmalıdır. Aksi halde Manisa, önümüzdeki yıllarda trafik sorunu nedeniyle yaşanabilir bir şehir olma özelliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır" değerlendirmesinde bulundu.