Yerel Haberler
İzmir
08 Nisan 2026 Çarşamba - 23:41 Stanimir Stoilov: "Duran toplardan gol yediğimiz için mutlu değiliz" Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Galatasaray maçının ardından, "Bu tarz maçlarda bu fırsatları gole çevirmemiz gerekiyor. Bunun dışında takımın duran toptan gol yemesinden ötürü kesinlikle mutlu değilim" dedi. Trendyol Süper Lig’in 27. hafta erteleme maçında Göztepe, sahasında Galatasaray’a 3-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, açıklamalarda bulundu. Maçı iki farklı yarıda değerlendirmek gerektiğini belirten Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, "İlk yarıda Galatasaray’a gereğinden fazla saygı gösterdiğimizi düşünüyorum. Çok büyük bir baskı altında maça başladık ve istediklerimizi maalesef oyunun bu kısmında sahaya yansıtamadık. İkinci yarının başlamasıyla beraber benim adıma maçın ikinci kısmı başladı. Burada istediğimiz futbolu sahaya yansıtmaya başladık. Daha agresif ve daha tempolu oynadık. Oyunun bu bölümünde çok fazla pozisyon bulduk ve gol attık" diye konuştu. "Önümüze bakmalıyız" Yenilen duran top golünden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Stoilov, "Golün ardından yakaladığımız önemli pozisyonlar oldu ancak maalesef bunları değerlendiremedik. Bu tarz maçlarda bu fırsatları gole çevirmemiz gerekiyor. Bunun dışında takımın duran toptan gol yemesinden ötürü kesinlikle mutlu değilim. Bizim kalitemizde bir takım için bu kabul edilebilir bir durum değil. Şimdi önümüze bakmalıyız çünkü bizim bir hayalimiz var" ifadelerini kullandı. Avrupa hedeflerinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Teknik Direktör Stoilov, "Hayalimiz olan Avrupa hedefini sonuna kadar kovalamak için mücadelemize devam edeceğiz. Sonunda hep beraber neler olacağını göreceğiz. Maçlarımızda çok fazla fırsat yakalıyoruz fakat maalesef bunları değerlendiremiyoruz" şeklinde konuştu. "Özgüvenli olmalıyız" Bitiricilik konusunda oyunculara öz güven aşılamaları gerektiğine dikkat çeken Teknik Direktör Stoilov, "Bunun için şu anda yapabileceğimiz tek şey, oyuncularımıza daha fazla öz güven aşılamak; onların hem pozisyon üretme hem de bunları gole çevirme konusunda daha özgüvenli olmalarını sağlamak. Benim bildiğim tek yol şu an için çalışmak. Bir transfer döneminin içerisinde değiliz. Eğer öyle olsaydı, farklı çözümlerden bahsedebilirdik. Ancak şu anda tek yapmamız gereken çok sıkı bir şekilde çalışmaya devam etmek" dedi. Ligdeki konumlarının Avrupa hedefi için iyi bir seviyede olduğunu belirten Stoilov, "Mevcut kadromuzla iyi oyunculara sahibiz. Onlarla beraber sonuna kadar hedefimize varmak için her şeyi yapacağız. Aslına bakarsanız, şu anda Avrupa’ya gitmek adına ligde iyi bir pozisyonda olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü ligi beşinci bitiren takımın da Avrupa’ya gideceğine inanıyorum. Bizim sadece, bugün maçın ikinci yarısındaki oyunumuzu sürdürmemiz ve bunu bütün maçlara yaymamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. "İkinci yarıda istediklerimiz sahaya yansıttık" İlk yarıda kanat savunmasında yaşanan sorunları değerlendiren Bulgar teknik direktör, "Bu şekilde problemi çözeceğimize inanıyorum. İlk yarıda bu sıkıntıyı yaşadık. Kenarlara hareketlenmekte geç kaldık ve bu nedenle kanat oyuncularını kapatamadık. İlk yarıda gerçekten bu anlamda kötü göründük. Ancak ikinci yarının başlamasıyla beraber çok daha iyi pozisyon almaya ve istediklerimizi sahaya daha iyi yansıtmaya başladık" şeklinde konuştu. İkinci yarıda savunma anlamında da başarılı olduklarını vurgulayan Stoilov, "Bu bölümde Galatasaray’ın attığı bir şutu bile hatırlamıyorum; bu da maçın ikinci yarısında savunmacılarımızın iyi oynadığını gösteriyor. Ancak maçın geneline baktığınızda, birisi şans eseri çarpıp girse de, iki duran top golü yerseniz genel anlamda iyi savunduğunuzu söyleyemezsiniz. Yine de ikinci yarıda savunmada iyi olduğumuzu düşünüyorum" dedi. Rakibin uzun toplarına karşı aldıkları önlemleri açıklayan sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, "Oynadığımız sistemde bazen kanat oyuncularını kapatmak zor olabiliyor. Savunma arkasına Nelsson çok iyi uzun top attığı için, kolay pas yapamamaları adına biraz daha geriye çekilmeyi tercih ettik" diye ekledi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 23:33 Barış Alper Yılmaz: "Biz dışarıya kulak asmayıp, kendimize bakıyoruz" Galatasaraylı oyuncu Barış Alper Yılmaz, Göztepe maçının ardından yaptığı açıklamada, "Biz dışarıya kulak asmayıp, kendimize bakıyoruz" dedi. Trendyol Süper Lig’in 27. hafta erteleme maçında Galatasaray, deplasmanda Göztepe’yi 3-1 mağlup etti. Maçın ardından sarı-kırmızılı oyuncu Barış Alper Yılmaz, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kaptan olarak sahaya çıkmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu belirten Yılmaz, "Hedeflerimiz var ve bunları gerçekleştirmek istiyoruz. Sorumluluklarım var. Hiçbir şey beni yıldıramaz. Kendime çok iyi bakıyorum. O yüzden sakatlık bana bir şey yapmaz diyebilirim. Biz futbolcular her pozisyona kendimizi hazır tutmamız lazım. Forvet oynamayı da seviyorum. Takımıma katkı sağlamam lazım. 5 gol oldu galiba. Kendi hedeflerim de var. Bunları da gerçekleştirmek istiyorum" diye konuştu. "Nazar boncuğu diyelim" Geçtiğimiz hafta alınan Trabzonspor mağlubiyetine de değinen Yılmaz, futbolda dünün olmadığını dile getirdi. İstemeden aldıkları bu sonucun kendilerini üzdüğünü ancak takım halinde toparlandıklarını aktaran Yılmaz, "Bugün ve yarına odaklıyız. Gönül ister hep kazanalım ama nazar boncuğu diyelim. Aslında bizi ateşledi. Biz dışarıya kulak asmayıp kendimize bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Icardi çok özel biri" Şampiyonluk yolunda henüz hiçbir şeyin bitmediğini vurgulayan Yılmaz, taraftarların her yerde kendilerini desteklediğine dikkat çekti. Maçlara odaklanmaları gerektiğini belirten Yılmaz, "Daha çok erken. Maçlarımıza odaklanmamız lazım. Takımın kaptanları var, görünmeyenler de var. Kaptan çıkmak gurur ve keyif verici. Icardi çok özel biri. Bir nesli Galatasaraylı yaptı. Biz bir aileyiz ve kolay kolay yıkılmasın. Çok güzel bir aileyiz" diye konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 23:28 Metin Öztürk: "Bayrakları hazırlayın" Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk, Göztepe maçı sonrası yaptığı açıklamada şampiyonluk için taraftara bayraklarını hazırlamaları çağrısında bulundu. Öztürk, hedeflerinin 2026 yılında 26. şampiyonluğa ulaşmak olduğunu vurguladı. Trendyol Süper Lig’in 27. hafta erteleme maçında Galatasaray, deplasmanda Göztepe’yi 3-1 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan sarı-kırmızılı takımın ikinci başkanı Metin Öztürk, "Çok keyifli bir akşam. Tam bir Galatasaray bayramı. Saat 20.00’de başlayan üç önemli maçımız vardı. Burada şampiyonluk yolunda önemli bir engeli daha aştık. Göztepe’nin ne kadar güçlü bir takım olduğunu biliyorsunuz. Özellikle ikinci yarıda bunu net olarak gösterdiler. Müthiş bir taraftar, müthiş bir oyun. Bunun önünde alınan bir üç puan ve 4 puanlık bir fark var" dedi. "Bugün bir Galatasaray bayramı" Gelecek yıllar için şampiyonluk inancını dile getiren Öztürk, "İnşallah sene Dursun Başkanımızın dediği gibi 2026 yılında 26. şampiyonluğumuzu alıp 4 yıl üst üste şampiyon olacağız. Bugün Dursun Başkanımızın takip ettiği kadınlar voleybolda bir Avrupa kupası aldık. Gurur duyuyoruz. Basketbolda Final Four’a bir adım kaldı, keyifliyiz. Bugün bir Galatasaray bayramı. İnşallah Dursun Başkanımızın liderliğinde 26., 27. şampiyonluğa devam edip taraftarımızı güldürmeye devam edeceğiz. Her zaman söylüyoruz, mayıslar bizimdir. Bayrakları hazırlasınlar" ifadelerini kullandı. Trabzonspor maçına tepki Geçen hafta oynanan Trabzonspor maçı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Öztürk, "Göztepeli dostlarımız bizi harika ağırladılar. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Yöneticiler nezaket içinde kalmalılar. Geçen hafta yönetim eliyle bir rezalet vardı. Bu alışkanlık haline gelirse, anonsçular canı istediği gibi konuşmaya devam ederlerse bu bir hastalık gibi her yere yayılır. Orada Galatasaray’a değil, futbola karşı büyük bir ihanet gerçekleşmiştir. İnşallah diğer statlarda bu gerçekleşmez" diye konuştu. "6 finalimiz var" Kalan fikstüre dikkat çeken Öztürk, "6 maç 18 puan demek. 4 puan avantaj sağlıyor ama sizi şampiyon yapmıyor. 6 finalimiz var. Dursun Özbek liderliğinde Okan Hocam ve ekibi yüzümüzü güldürecek. Buna inanıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Fırtınadan zarar gören mezarlıklar onarılıyor
31 Mart 2026 Salı - 10:53 Fırtınadan zarar gören mezarlıklar onarılıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentte etkili olan şiddetli yağış ve fırtınanın mezarlıklarda yol açtığı hasarı gideriyor. Devrilen ağaçlar kaldırılırken zarar gören mezarlar onarılIYOR. Risk oluşturan ağaçlara da müdahale ediliyor. İzmir’de geçtiğimiz gün etkili olan şiddetli yağış ve fırtına, kent genelindeki mezarlıklarda hasara yol açtı. Olumsuz hava koşulları nedeniyle çok sayıda mezarlıkta ağaçlar devrilirken, bazı mezarlar zarar gördü. İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı ekipleri, ihbarların ardından hızla sahaya çıkarak devrilen ağaçları kesip alandan kaldırdı. Zarar gören mezarlar ise kurum imkânlarıyla onarıldı. Çalışmalar kapsamında bazı mezarlıkların onarılması için Mermerciler Esnaf Odası’ndan da destek alındı. 12 mezarın onarımı tamamlandı Sahada yoğun mesai harcayan ekipler, devrilen ağaçların kesimi ve kaldırılmasının ardından hasar tespit çalışmalarını tamamladı. Bu kapsamda Kınık Arpaseki, Aşağı Narlıdere, Menemen Seyrek, Yeni Gaziemir, Buca Kaynaklar, Buca Gökdere ve Kemalpaşa Cennetbahçesi mezarlıklarında toplam 12 mezarın onarımı tamamlandı. Fırtınadan etkilenen mezarlıklar arasında Selçuk, Doğançay ve Dikili öne çıkarken, İzmir genelinde toplam 63 mezarın zarar gördüğü belirlendi. Belediyeye bağlı ekipler, kent genelindeki tüm mezarlıklarda hasarın giderilmesi için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yalnızca risk taşıyan ağaçlara müdahale ediliyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı, mezarlıklarda gerçekleştirilen ağaç kesimlerine ilişkin yurttaşları bilgilendirdi. Yetkililer, kurum tarafından izinsiz hiçbir ağaç kesimi yapılmadığını vurguladı. Açıklamada, yalnızca kurumuş ağaçlar ile mezar sahiplerinin dilekçeyle talep ettiği ve risk oluşturduğu değerlendirilen ağaçların kesildiği belirtildi. Bunun dışında sağlıklı ve yaşam potansiyeli bulunan ağaçlara kesinlikle müdahale edilmediği ifade edildi. Ayrıca devrilme riski taşıyan ağaçların kesimine ilişkin izin süreçlerinin, ilgili ve yetkili kurumlarla koordineli şekilde titizlikle yürütüldüğü kaydedildi.
Örnekköy’deki kentsel dönüşümde anahtar teslim zamanı
31 Mart 2026 Salı - 10:43 Örnekköy’deki kentsel dönüşümde anahtar teslim zamanı İzmir’de Örnekköy Kentsel Dönüşüm Projesi’nde önemli bir aşamaya gelindi. Üçüncü, dördüncü ve beşinci etaplarda yer alan toplam bin 603 bağımsız birim teslim sürecine girdi. İnşaatı tamamlanan konutların anahtar ve tapularının nisan ayı içerisinde hak sahiplerine verilmesi planlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’ye model olacak bir anlayışla uzun yıllardır sürdürülen, ancak son dönemlerde kooperatiflerle ilgili aksaklıklar nedeniyle sorun yaşanan kentsel dönüşüm çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesi sonrasında titizlikle yürütülen süreçte anahtar ve tapu tesliminde geri sayım başladı. Karşıyaka Örnekköy Kentsel Dönüşüm Projesi’nde üçüncü, dördüncü ve beşinci etaplardaki bin 603 bağımsız birimin teslimine nisan ayı içinde başlanması yönünde karar alındı. "İnşaatlar başlayıp süreç hızlanınca vatandaşların yüzünde mutluluğu gördük" Örnekköy Kentsel Dönüşüm Projesi’nde görev yapan inşaat teknikeri Cenk Bıyıkoğlu süreç hakkında detaylı bilgiler verdi. Bıyıkoğlu, "Nisan içinde etap etap vatandaşlarımıza evlerini, iş yerlerini teslim edeceğiz. Bu sürecin sonuna geldiğimiz için mutluluk yaşıyoruz. Tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyoruz. Duran bir süreç tekrar başlatıldı ve kısa süre içinde bitirildi. Cemil başkanımız göreve geldiğinde inşaatlar yeniden devam etmeye başlayınca vatandaşlarımızın yüzündeki mutluluğu gördük" dedi. "Kafamı sokacak evim olsun gerisi yalan" Yeni ev heyecanı yaşadığını aktaran hak sahibi Gülsüm Çınar, "En çok salon ve balkon dikkatimi çekti. Çok güzel olmuş. Heyecan çok. Çocuklarımızla oturacağız. Başkanımızı beğeniyoruz, çok iyi. Teşekkür ederiz. Erken bitirdi binaları" dedi. İsmail Çınar da, "Heyecanımız var. Yıllar oldu. Sıkıntılı oldu ama şimdi çok güzel gidiyor. Binamız da güzel yapılmış. Cemil Başkandan memnunuz. Ona güveniyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve başkanımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Hak sahibi ailelerden Gülsüm-İsmail çiftinin oğlu Erdinç Çınar da yaşadıkları mutluluğu şu sözlerle dile getirdi: "Heyecanlıyız. Çok uzun zamandan beri bekliyorduk. Evimizi gezdik, çok mutluyuz. Ailemle birlikte yaşayacağım bir evim olacak. Konut krizinin yaşandığı bu dönemde evlerin tamamlanması çok sevindirici. ‘Kafamı sokacak bir evim olsun gerisi yalan’ denir ya, tam olarak öyle. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Kira yardımı da aldık. Cemil Tugay’a ayrıca teşekkür ederiz. Bizim için en önemli şey evlerin tamamlanmasıydı." Ailenin yedinci sınıfa giden en küçük bireyi Yusuf Deniz Çınar ise duygularını, "Fazlasıyla heyecanlıyım. Evi ilk defa gördüm. Gayet güzel görünüyor. Bence iyi" sözleriyle ifade etti. "Ev sahibi olamayacak insanların ev sahibi olması çok güzel oldu" İnşaat faaliyetlerini hassasiyetle takip eden, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a süreci hızlandırdığı için teşekkür eden yeni ev sahibi Ufuk Kurt, "İnsanların mağduriyeti giderildi. Biz arsa sahipleri olarak çok mutluyuz. Yıllardır bekleniyordu. Dört blokun aynı anda teslim edilecek olması güzel. Evlerimizi dolaştık. Kullanılan malzemeler de kaliteli. Buralar bize dedelerimizden kalmış yerler. Tabii ki böyle bir daireyi kimse alamazdı. Ekonomik krizde, evlerin fahiş fiyatlara yükseldiği zamanda ev alamayacak insanların ev sahibi olması çok güzel oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Her taraf şıkır şıkır" Yeni evini eşiyle birlikte gezen ve memnuniyetini dile getiren Türkan Özer ise "Çok güzel, ferah, her taraf şıkır şıkır. Hepimiz için hayırlısı olsun. Başkan süreci güzel götürüyor" dedi. Selahattin Özer de, "Beklediğimizden daha güzelmiş. Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başlayınca süreç hızlandı. Bir sene içinde bize evlerimizi teslim ediyor" diye konuştu. Kentsel dönüşümde Türkiye’ye örnek İzmir modeli İzmir’de yüzde yüz uzlaşı, yerinde dönüşüm, belediye garantörlüğü ilkelerine bağlı hayata geçirilen dönüşüm projelerinde Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesiyle önemli yol kat edildi. Bu kapsamda ilk olarak önceki dönem kapatılan Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığı yeniden kuruldu. Gelişmenin ardından kent genelindeki kentsel dönüşüm projeleri eksiksiz ve kapsamlı şekilde değerlendirildi. Örnekköy’deki dönüşümün genel fotoğrafı Karşıyaka Örnekköy’de ise birinci ve ikinci etaplar kapsamında 333 bağımsız birim teslim edildi. Kooperatiflerden devralınan üçüncü, dördüncü etaplar ile beşinci etap kapsamında 1603 bağımsız birimin teslimine nisan ayında başlanılacak. Ayrıca altıncı etap kapsamında da 1297 bağımsız birim yapılarak vatandaşlara teslim edilecek.
Karşıyaka, play-off maçlarına kadar İzmir’den çıkmayacak
31 Mart 2026 Salı - 10:30 Karşıyaka, play-off maçlarına kadar İzmir’den çıkmayacak Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta sezonun son üç maçını İzmir’de oynayarak normal sezonu tamamlayacak. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka, normal sezonu İzmir’de tamamlamaya hazırlanıyor. Yeşil-kırmızılılar, üst üste oynayacağı İzmir etabının ilk karşılaşmasına hafta sonu Eskişehirspor’u konuk ederek başladı. Karşıyaka, kalan üç maçında da İzmir’de sahne alacak. İlk olarak hafta sonunda Bornova 1877 deplasmanına çıkacak olan Kaf-Kaf, ardından Söke 1970’i ağırlayacak. Sezonun son haftasında ise bir diğer İzmir temsilcisi Tire 2021’e konuk olacak. Böylece Karşıyaka, play-off öncesindeki son üç maçını da İzmir’de oynayarak normal sezonu noktalayacak. İzmir’de 16 maçta 1 kez kaybetti Bu sezon TFF 3. Lig 4. Grup’ta İzmir’de 16 karşılaşmaya çıkan Karşıyaka, bu süreçte 12 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet elde ederek dikkat çekici bir performans sergiledi. Bu maçların 14’ünü taraftarı önünde oynayan yeşil-kırmızılılar, diğer iki karşılaşmada ise deplasmanda Altay ve Tire 2021 ile karşılaştı. Karşıyaka, İzmir’de oynadığı bu mücadelelerde toplayabileceği 48 puanın 39’unu hanesine yazdırmayı başardı. Kaf-Kaf, normal sezonun son üç maçını da İzmir’de oynayacak olmanın avantajını kullanarak play-off öncesinde hem moral depolamayı hem de formunu en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.
Dünyaca ünlü bilim insanı Prof. Dr. Çetin Kaya Koç ile EÜ’de yapay zeka dönemi başlıyor
31 Mart 2026 Salı - 10:10 Dünyaca ünlü bilim insanı Prof. Dr. Çetin Kaya Koç ile EÜ’de yapay zeka dönemi başlıyor Kriptoloji ve yapay zeka mimarisi konularında dünyanın en etkili bilim insanları arasında yer alan Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesinde Yapay Zeka (AI) ve Makine Öğrenimi (ML) konusunda eğitimler verecek. Ege Üniversitesinin, teknolojik devrimin ön saflarında yer aldığını belirten Prof. Dr. Koç, "Eğitimlerimizde AI ve ML’nin potansiyellerini kullanarak daha parlak ve verimli bir gelecek için yeni nesiller yetiştireceğiz" dedi. Yapay zekâyı sadece kullanmayı değil üretmeyi de amaçladıklarını belirten Koç, yerli ve milli yapay zeka alt yapısı kurulmasının önemine vurgu yaptı. Ege Üniversitesi, dijital dönüşüm ve yapay zeka vizyonu doğrultusunda dünya çapında bir bilim insanını kadrosuna dahil ederek akademik gücünü pekiştirdi. Makine öğrenmesi ve yapay zeka alanındaki küresel başarılarıyla tanınan, kendi alanında dünyadaki ilk üç isimden biri olarak gösterilen Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesi bünyesinde yapay zeka alanında öncü bir yol haritası oluşturmak üzere göreve başladı. Prof. Dr. Koç, üniversitedeki tüm bölümlere yönelik online eğitimler ve seminerler düzenleyerek, yapay zekanın akademik disiplinlere entegrasyonuna liderlik edecek. "Hedefimiz her öğrenciye yapay zeka okuryazarlığını aşılamak" Üniversite bünyesinde hayata geçirilecek projelerin odağında "Yapay Zeka Okuryazarlığı" yer alıyor. Lisans düzeyinden itibaren tüm öğrencilerin bu teknolojiyle tanışması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Koç, "Ege Üniversitesinden başlayarak tüm akademiye yayılmasını hedeflediğimiz yapay zeka yol haritamızın temelinde, bu teknolojiyi sadece kullanmak değil, üretmek de yer alıyor. Amacımız, öğrencilerin mevcut yöntemlerin teorik altyapısını kavramalarını ve bu teknolojileri etkin bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Yapay zeka kullanımı bir tabu ya da yasaklanan bir unsur olmamalı; aksine herkes tarafından benimsenmelidir. Öğrenciler bu araçları nasıl daha faydalı ve etkin kullanacaklarını öğrendiklerinde çok daha başarılı belgeler üretecek ve konuları daha iyi kavrayacaklardır. Bu süreci desteklemek adına lisans eğitiminin ardından yüksek lisans ve doktora öğrencileri için özel dersler, öğretim üyelerimiz için ise bilgilendirici seminerler tasarlıyoruz. Yaklaşık 30 bin öğrenci ve akademik personel ile, eğitim ve araştırma süreçlerimizde AI ve ML uygulamalarını entegre etmek amacıyla kapsamlı bir eğitim girişimi başlatıyoruz. Katılımcılar, çeşitli disiplinlerdeki yenilikçi uygulamaların yanı sıra AI ve ML’nin temellerini, mimarisini ve etik boyutlarını keşfederek iş birliği ve yaratıcılık dolu bir ortam geliştirecekler" dedi. "Yapay zeka gerçek bir uzmana nitelikli bir asistanlık yapabilir" Yapay zekanın bir "akıllı yardımcı" olarak görülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Koç, bu teknolojinin insan denetimi olmadan kullanılmasının risklerine de dikkat çekti. Yapay zekanın zaman zaman "halüsinasyon" görebildiğini hatırlatan Koç, "Yönlendiren ve denetleyen her zaman insan olmalıdır. Yapay zeka, ancak gerçek bir uzmana nitelikli bir asistanlık yapabilir. Tıp ve sağlık bilimleri gibi kritik alanlarda da kullanım mutlaka uzman doktor denetiminde olmalıdır. Yapay zeka, tahlil sonuçlarını yorumlamak gibi süreçleri hızlandırarak doktorlara hastalarıyla ilgilenmek için daha fazla vakit kazandıracaktır. Yapay zeka, işi sadece kolaylaştırmak ya da zorlaştırmakla ilgili değildir; asıl mesele yapılan işi derinleştirmektir" dedi. Yerli ve milli yapay zeka donanımı vurgusu Türkiye’nin kendi yapay zeka donanımlarını kurmasının stratejik önemine değinen Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, "Dış kaynaklı sistemlere bağımlı kalmamak gerekiyor. Türkçeyi, Osmanlıcayı, tarihimizi ve dil bilgimizi en iyi şekilde işleyebilen, kendi kütüphane ve veri tabanlarımızla eğitilmiş yerli sistemler geliştirmeliyiz. Ayrıca, milli güvenlik gibi kritik alanlarda verinin şifrelenmiş bir şekilde makine öğrenmesiyle analiz edilmesi üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şifreli veri üzerinden makine öğrenmesi yapmak, hem güvenlik hem de teknolojik bağımsızlık açısından oldukça heyecan verici bir araştırma alanıdır" şeklinde konuştu. Akademik kariyerine İstanbul Teknik Üniversitesinde başlayıp Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara kampüsünde doktora derecesini alan Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Teksas ve Oregon’daki hocalık yıllarının ardından Türkiye’ye dönme kararı aldığını belirtti. Ege Üniversitesini tercih etme nedenini köklü yapısı ve İzmir’in dinamizmiyle açıklayan Prof. Dr. Koç, "Ege Üniversitesini ağır bir gemiye benzetiyorum; yönünü değiştirmek güçtür ama bir kez yönü değiştiğinde yolundan sapmadan kararlılıkla ilerler. Burada yapay zekanın eğitimde ve mesleki yönlendirmede nasıl daha etkin kullanılabileceğine dair fikirlerimi hayata geçirmeyi hedefliyorum" diye konuştu. Prof. Dr. Koç, Ege Üniversitesindeki çalışmalarının somut çıktılarını yakın zamanda tüm akademik camia ile paylaşacaklarını belirterek, üniversitenin bu alandaki öncü rolünün altını çizdi.
İzmir’de kız yurdundaki olay sonrası yurt müdürü görevden alındı
31 Mart 2026 Salı - 10:04 İzmir’de kız yurdundaki olay sonrası yurt müdürü görevden alındı İzmir’in Çiğli ilçesinde bir kız öğrenci yurdunda yaşanan uygunsuz hareketler iddiası üzerine adli ve idari süreç başlatıldı. Bir kişinin tutuklandığı olayla ilgili süren soruşturma kapsamında yurt müdürünün de görevden alındığı bildirildi. İzmir’in Çiğli ilçesi Balatçık Mahallesi’nde, Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı bir kız öğrenci yurdunda, 29 Mart günü meydana gelen olayda, binaya giren bir şüphelinin içeride uygunsuz hareketlerde bulundu. Durumu fark eden öğrencilerin ihbarı üzerine yurt güvenlik görevlileri müdahale ederek şüpheliyi dışarı çıkardı. Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan U.K. (27), emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Müdür görevden alındı İzmir Valiliği, yaşanan olayın ardından konuyla ilgili ivedilikle idari tahkikat başlatıldığını duyurdu. Valilik tarafından yapılan açıklamada, yurt müdürü N.D.D.’nin bugün itibarıyla görevinden alındığı bildirildi. Yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi: "İlimiz Çiğli ilçesinde bulunan Bakırçay Kredi ve Yurtlar Kurumu Kız Yurdu’nda, 29.03.2026 Pazar günü saat 00.10 sıralarında, şüpheli bir şahsın yurdun yangın merdiveninden içeri girmeye çalıştığı ve uygunsuz davranışlarda bulunduğu yönünde ihbar alınmıştır. İhbar üzerine emniyet güçlerimiz kısa sürede olay yerine intikal etmiş, şüpheli U.K. olay yerinden uzaklaşamadan yakalanarak gözaltına alınmıştır. U.K., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır. Diğer taraftan, konuyla ilgili olarak ivedilikle idari tahkikat başlatılmış, yurt müdürü N.D.D. bugün itibarıyla görevden alınmıştır."
Yeşilova Höyüğü’ne dijital zaman yolculuğu
31 Mart 2026 Salı - 09:58 Yeşilova Höyüğü’ne dijital zaman yolculuğu İzmir’in en eski yerleşimlerinden Yeşilova Höyüğü, Yaşar Üniversitesi’nin geliştirdiği YU Immersive Space’te görsel ve işitsel bir deneyimle yeniden hayat buldu. Ziyaretçiler, tarih öncesi İzmir’e 11 dakikalık etkileyici bir yolculuk yaptı. Yaşar Üniversitesi Medya Merkezi bünyesinde kurulan YU Immersive Space stüdyosunun ilk içeriklerinden biri olan "Yeşilova Höyüğü Immersive Deneyimi", Medya Merkezi VRLab, Bornova Belediyesi ve Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi iş birliği ile hazırlandı. İzmir’in en eski yerleşim merkezi Yeşilova Höyüğü’nün tarihsel katmanlarını ve arkeolojik bulgularını görsel-işitsel bir anlatıyla yeniden canlandıran 11 dakikalık deneyim, katılımcıları interaktif bir yolculuğa çıkardı. Sürükleyici deneyim stüdyosu Üniversitenin ekibi ve teknik imkanları kurulan, veri ve yapay zekâ destekli içeriklerin gerçek zamanlı olarak mekana yayıldığı, YU Immersive Space, ile ilgili bilgi veren Yaşar Üniversitesi Medya Merkezi Müdürü Cenk Sönmez bu altyapının Türkiye’deki ilk örneklerden biri olma niteliği taşıdığını söyledi. Cenk Sönmez şu bilgileri verdi: "Medya Merkezi bünyesinde, İletişim Fakültesi’nin katkılarıyla kurulan YU Immersive Space, gelişmiş projeksiyon sistemleri ve çoklu yüzey görüntüleme altyapısıyla donatılmış sürükleyici bir deneyim stüdyosu. Stüdyo alt yapısı, oyun motoru Unreal Engine’in yeni sürümü 5.6 tabanlı gerçek zamanlı içerik üretimi sayesinde izleyiciyi deneyimin bir parçası haline getirildi ve bu özelliğiyle Türkiye’deki ilk örneklerden biri olma niteliği taşıyor. Stüdyo, yalnızca izlenen bir içerik sunmakla kalmıyor; veri akışları, mekansal parametreler ve izleyici etkileşimlerini kullanarak her gösterimi benzersiz kılıyor. Yapay zeka destekli altyapı, görsel üretimden içerik varyasyonlarına kadar tüm süreçte deneyimi uyarlıyor ve geliştiriyor. Böylece her ziyaretçi, stüdyodan farklı bir deneyimle ayrılıyor." Eğitim amaçlı platform Sönmez, bu stüdyonun eğitim ve akademik çalışmalar açısından da oldukça verimli bir çalışma alanı olduğunu belirterek, "Bu stüdyo, izleyiciyi pasif bir gözlemciden çıkarıp deneyimin aktif bir parçası haline getiriyor. Stüdyo, dijital sanat, performans, deneyim tasarımı, eğitim ve akademik araştırmalar için disiplinler arası bir platform olarak tasarlandı. Akademik araştırma verileri ve çevresel bilgiler, mekana yayılan görsel anlatılarla algılanabilir hale geliyor. Yeşilova Höyüğü deneyimi, tarih ve teknolojiyi bir araya getiren ilk adımımızdı. Benzer içerikler üretmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Kilo kaybetmenizin nedeni diyet olmayabilir
31 Mart 2026 Salı - 09:53 Kilo kaybetmenizin nedeni diyet olmayabilir Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılan tiroit belirtilerinin vücudun dengesini sessizce bozabildiğini belirterek, "Uzun süren halsizlik, ani kilo değişimleri ve çarpıntı gibi şikayetler basit görülmemeli" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, erken tanı ve düzenli kontrollerle ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. Tiroit hastalıklarının çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirten Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysel Mammadyarzada, uzun süren halsizlik, ani kilo değişimleri ve çarpıntı gibi belirtilerin basit semptomlar olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tiroit bezinin vücudun enerji üretimi, ısı dengesi ve organların çalışma hızını yönettiğini ifade eden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu küçük bez, aslında metabolizmanın ritmini belirler. Bu ritimdeki en küçük sapma bile tüm sistemi etkileyebilir" dedi. Belirtiler çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılıyor Tiroit hormonlarının fazla ya da yetersiz salgılanmasının vücutta farklı etkiler oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Tiroit hormonlarının fazla salgılandığı durumlarda vücut adeta hızlanır; çarpıntı, kilo kaybı, aşırı terleme ve sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu tablo ilerlediğinde nefes darlığı, kalp sorunları ve kemik erimesi gibi ciddi komplikasyonlara zemin hazırlayabilir. Buna karşılık hormonların yetersiz olduğu durumlarda vücut yavaşlar; yorgunluk, üşüme, cilt kuruluğu ve kabızlık gibi şikâyetler görülür. Bu belirtiler çoğu zaman farklı hastalıklarla karıştırıldığı için tanı gecikebilir" ifadelerini kullandı. Halsizlik ve kilo değişimine dikkat Halsizlik ve kilo değişiminin tek başına birçok farklı nedene bağlı olabileceğini ancak tiroit hastalıklarında da sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu tür şikâyetler uzun sürüyorsa mutlaka değerlendirilmelidir. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı ya da artışı, altta yatan hormonal bir sorunun işareti olabilir" diye konuştu. Tiroit hastalıklarının kadınlarda erkeklere oranla 5 ila 8 kat daha fazla görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, bu nedenle kadınların belirtiler konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Basit bir kan testi hayat kurtarabilir Tiroit hastalıklarının tanısında doğru testlerin önemine dikkat çeken Endokrinoloji Uzmanı Dr. Aysel Mammadyarzada, "Herhangi bir şikâyeti olmayan bireylerde tarama amacıyla TSH testi genellikle yeterlidir. TSH normal ise ek incelemeye gerek olmayabilir. Ancak hipotiroidi veya hipertiroidi belirtileri varsa TSH ile birlikte serbest T4, gerekli durumlarda T3 düzeylerinin de değerlendirilmesi gerekir" dedi. Tiroit bezinin kalp ve metabolizma üzerindeki etkilerine değinen Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sözlerine şöyle devam etti: "Tiroit bezinin az çalıştığı durumlarda metabolizma yavaşlar, kalp atım hızı düşer ve ileri vakalarda vücutta sıvı birikimi görülebilir. Fazla çalıştığında ise kalp hızlanır, kilo kaybı ve sinirlilik hali ortaya çıkar. Bu nedenle tiroit hastalıkları sadece hormonlarla sınırlı değil, tüm vücudu etkileyen sistemik bir sorundur. Hipotiroidi tedavi edilmezse yorgunluk, kilo artışı ve depresyon gibi şikâyetler artar; kalp ritim bozuklukları ve vücutta sıvı birikimi gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Hipertiroidi ise kontrol altına alınmadığında çarpıntı, kas zayıflığı ve kemik erimesi riskini artırır, uzun vadede kalp yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Kısacası tedavi edilmeyen tiroit hastalıkları, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Belirti olmadığı durumlarda 3-5 yılda bir TSH testi yapılabilir. Risk grubundaki kişilerde bu süre kısalmalıdır. Tiroit hastalığı tanısı alan bireylerde ise tedavi sürecine göre daha sık takip gerekebilir." Tiroit sağlığı için 7 hayati öneri Tiroit sağlığını korumak için yaşam tarzının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sözlerini şöyle tamamladı: "İyot açısından yeterli beslenmek, dengeli ve çeşitli gıdalar tüketmek, aşırı işlenmiş gıdalardan kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı kiloyu korumak tiroit fonksiyonlarını destekler. Ayrıca stresin kontrol altına alınması, sigara ve alkol tüketiminin sınırlandırılması da büyük önem taşır." Anti-TPO ve Anti-Tg nedir? Anti-TPO adlı enzime karşı gelişen antikorlar kronik otoimmün tiroidli hastaların birçoğunda görülmektedir. Aşikar primer hipotiroidisi olan hastaların büyük kısmında OİTH bulunduğu bilinse de tanı için anti-TPO ölçümünün katkısı yine de önemli olabilir. Subklinik hipotiroidisi tespit edilen hastalarda kalıcı hipotiroidiye ilerlemeyi öngördürmesi açısından anti-TPO ölçümü önem kazanır. AntiTPO, Hashimoto tiroiditi tanısının konulmasında değerli olmakla beraber, postpartum tiroitit ve Graves hastalığında da belirlenmektedir, fakat nadiren bu hastalıklarda tanıya katkıda bulunur. OİTH açısından riskli gruplarda (Tip1 diyabet, ailevi otoimmün hastalıklar vb) gebelik öncesi ve/veya gebelikte anti-TPO varlığının tespit edilmesi, gebelikte tiroidi hedeflerinin belirlenmesi açısından önemlidir ve gerekli hallerde tedavinin önünü açacaktır. OİTH olan ve anti-TPO pozitifliği bulunan çoğu hastada anti-Tg de yüksek bulunacağından bu antikor tanıya fazla bir katkı sağlamamaktadır. Ancak anti-Tg ölçüm yöntemleri ne yazık ki çok güvenilir değildir ve bazen var olan anti-Tg’yi gösterememektedirler. Düşük derecede anti-Tg titrelerine yaşlılarda ve başka otoimmün hastalıkları olanlarda da rastlanabilir. Bu nedenle OİTH’de rutin anti-Tg bakılması önerilmez.
Hem suda hem sınıfta zirvede
31 Mart 2026 Salı - 09:46 Hem suda hem sınıfta zirvede Henüz 6 yaşında yüzmeye başlayarak sporla tanışan, kısa sürede yeteneğiyle tüm dikkatleri üzerine çekip antrenörlerinin yönlendirmesiyle kariyerine sutopunda devam eden G. Selin Yüksel (18), şimdiden 3 Avrupa şampiyonluğu ve 50’yi aşkın madalyaya ulaştı. Spordaki başarısını akademik hayata da taşıyarak İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Programı’nda eğitimini sürdüren, Göztepe Kadın Sutopu Takımı oyuncusu Yüksel, "Havuzu, suda olmayı çok seviyorum. Yüzerken kendimi özgür, güçlü ve mutlu hissediyorum. Havuzda daima en iyisini yapabileceğimi biliyorum. Bu da beni başarıya ulaştırıyor" diye konuştu. İzmir’de yaşayan Selin Yüksel, ailesinin yönlendirmesiyle çocuk yaşta önce yüzmeye, ardından da basketbol ve masa tenisi gibi çeşitli branşlarda spora başladı. Daha ilkokul çağındayken kendisini sporun içinde bulan Yüksel, tek branşa yoğunlaşarak gelişimini artırmaya karar verdi ve tercihini yüzmeden yana kullandı. Çeşitli turnuvalarda birincilikler elde ederek madalyaları toplamaya başlayan, başarı basamaklarını hızla çıkan Yüksel, 12 yaşında ise sutopuna yöneldi. Kupalar art arda geldi Pas, şut ve teknik antrenmanlara ağırlık veren Yüksel, U-18 ve U-20 kategorilerinde Milli Takım’a da yükselerek ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşadı. Haftanın 6 günü düzenli olarak antrenmanları sürdüren Yüksel, İzmir Büyükşehir Belediyesi takımıyla iki kez Avrupa şampiyonu oldu. Ardından da kariyerine Göztepe Kadın Sutopu Takımı’nda devam eden Yüksel, sarı-kırmızılı ekiple geçtiğimiz günlerde Malta’da düzenlenen Avrupa Challenger Kupası’nda da şampiyonluğa ulaştı. "Pes etmemeyi, sabırlı olmayı öğrendim" Eğitim hayatı ile profesyonel sutopu kariyerini bir arada başarıyla sürdüren Yüksel, "Spor benim hayatımı değiştirdi. Küçük yaşlardan itibaren disiplinli olmayı, hedef koymayı ve o hedefe ulaşmak için sabırla çalışmayı öğrendim. Her antrenman, bana biraz daha güçlü olmayı, pes etmemeyi ve kendime inanmayı aşıladı. Spor sayesinde çok farklı şehirler ve ülkeler gördüm, yeni kültürler tanıdım, hayat boyu sürecek dostluklar kurdum. Takım sporu yapıyor olmak da bana paylaşmayı, birlikte mücadele etmeyi ve bir bütünün parçası olmanın değerini öğretti. Sahada kendiniz için değil, takımınız için mücadele ediyorsunuz. Bu da sorumluluk duygumu çok geliştirdi" diye konuştu. "Akademik yaşamım daha verimli oldu" Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zaman yönetimini öğrenmek de sporun bana kattığı en önemli kazanımlardan biri oldu. Hem antrenmanlara hem de derslerime yetişebilmek için planlı ve programlı olmayı öğrendim. Bu sayede akademik hayatım daha verimli oldu. Spor, derslerime engel olmak yerine tam tersine beni daha üretken ve motive bir hale getiriyor. Ayrıca spor, stresle başa çıkmamda da en büyük destekçim. Yoğun geçen günlerin ardından suya girdiğimde tüm yorgunluğumu geride bırakıyorum. Havuz, benim için bir anlamda terapi gibi oluyor. Kendimi en özgür, en güçlü ve en mutlu hissettiğim yer orası." "Göztepe’de harika bir ortam var" İzmir Ekonomi Üniversitesi Dış Ticaret Programı’ndan bu yıl mezun olmaya hazırlandığını ifade eden Yüksel, eğitimini ise ‘lojistik yönetimi’ alanında devam ettirmek istediğini belirtti. Yüksel, "Sporu sonuna kadar devam ettirmeyi, sutopunda da yeni başarılara ulaşmayı hedefliyorum. Ancak tüm bunları yaparken akademik taraftan da vazgeçmeyeceğim. Eğitim aldığım alanda kendimi daha da geliştirerek en iyi olmak için çalışmaya devam edeceğim. Göztepe’de mutluyum, çok iyi bir takımımız va harika bir ortam var. Burada yeni kupalara ulaşmayı çok istiyorum" ifadelerini kullandı. "Böyle öğrencimiz olduğu için şanslıyız" İEÜ Meslek Yüksekokulu Müdürü Emre Küheylan, öğrencisinin elde ettiği başarılarla gurur duyduklarını söyleyerek, "Meslek Yüksekokulumuz bünyesinde böylesine başarılı, disiplinli ve hedef odaklı bir öğrencimizin bulunması, bizim için son derece kıymetli. Selin, yalnızca sportif başarılarıyla değil; aynı zamanda akademik sorumluluklarını aynı kararlılıkla sürdürmesiyle de örnek bir öğrencimiz. Spor ile eğitimi dengeli bir şekilde yürütebilmesi, gençlerimize ‘Başarmak için tek bir alanla sınırlı kalmak zorunda değilsiniz’ mesajını veriyor. Bizler de üniversite olarak öğrencilerimizin çok yönlü gelişimini destekliyor, akademik başarılarının yanı sıra sportif ve sosyal alanlarda da kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam sunmaya özen gösteriyoruz. Selin’in elde ettiği bu önemli başarıların, diğer öğrencilerimize de ilham vereceğine inanıyorum. Selin’i gönülden tebrik ediyor, hem spor kariyerinde hem de akademik yolculuğunda nice başarılara ulaşmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Kayınvalide damadına can olmak için böbreğini bağışladı
31 Mart 2026 Salı - 09:32 Kayınvalide damadına can olmak için böbreğini bağışladı Böbrek yetmezliği tedavisi gören 55 yaşındaki hastaya, 71 yaşındaki kayınvalidesi 9 ayda 15 kilo vererek böbreğini bağışladı. Daha önce kadavradan nakledilen böbreğin işlevini yitirmesi üzerine yapılan bu yeni ve başarılı ameliyatla hasta tekrar sağlığına kavuştu. İki çocuk babası Şeref Ardil (55), yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği nedeniyle 2005 yılında diyaliz tedavisine başladı. 2009 yılında kadavradan yapılan nakille sağlığına kavuşan Ardil’in böbreği, 2024 yılının ekim ayında işlevini yitirdi. Yaklaşık 18 ay yeniden diyaliz tedavisi gören hastanın imdadına, 30 yıllık eşi Nurşen Ardil’in (51) annesi Fatma Solmaz (71) yetişti. Damadına böbreğini vermek isteyen kayınvalide, nakil için gereken vücut kitle endeksine ulaşabilmek amacıyla 9 ayda 89 kilodan 74 kiloya düşerek 15 kilo verdi. İzmir’deki Acıbadem Kent Hastanesi’nde Nakil Uzmanı Dr. Işık Özgü başkanlığındaki Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr. Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Gökhan Ekin’den oluşan ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla nakil işlemi tamamlandı. Ameliyattan 3 gün sonra taburcu edilen 3 çocuk ve 9 torun sahibi donör kayınvalidenin ardından, Şeref Ardil de son kontrolleri yapılarak taburcu edilmesi planlanıyor. "Kilo vermesi konusunda şüphelerimiz vardı" Hastanın durumuna ilişkin detayları paylaşan Acıbadem Kent Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, hastanın daha önce kadavradan gerçekleşen naklinin uzun süre işlevini sürdürdüğünü ancak sonrasında böbrekte fonksiyon bozukluğu meydana geldiğini belirtti. Aile içinde uyumlu kan grubuna sahip canlı verici bulunamayınca kayınvalidenin gönüllü olduğunu anlatan Ok, "Vericimizin vücut kitle endeksi, nakil için kabul ettiğimiz yasal sınır olan 35’in biraz üzerindeydi. Yaşını da göz önüne alarak kilo vermesi konusunda başlangıçta şüphelerimiz olsa da kendisine tanıdığımız 9 aylık süreçte büyük bir azimle 15 kilo vermeyi başardı. İleri yaşlarda yavaşlayan metabolizmaya rağmen gösterilen çabanın ameliyat sürecinin hızla toparlanması adına çok önemli. ’Kimse insanın annesi gibi olmaz’ denir ancak nadiren de olsa böyle çok güzel, gönüllü kayınvalidelerle de karşılaşıyoruz. Operasyon sonrası her iki hastamızın durumu da oldukça iyi. Birkaç gün önce taburcu ettiğimiz vericimiz bugün kontrole gelirken, ameliyatının beşinci gününde olan alıcımızı da şifa ile taburcu edeceğiz ve her şeyin yolunda gittiğini görüyoruz" dedi. "Kendisine her zaman anne diye hitap ediyorum" Kayınvalidesinin böbrek bağışıyla ikinci kez yaşama tutunan damat Şeref Ardil, ilk nakil sürecinde de kayınvalidesinin böbreğini vermek istediğini ancak yaşı genç olduğu için kadavra sırasını beklemeyi tercih ettiğini dile getirdi. Kadavradan nakledilen böbreğin kendisini 15 yıl idare ettiğini söyleyen Ardil, "Bu sürenin sonunda yeniden 18 aylık bir diyaliz serüvenim başladı. Yaklaşık on aydır kayınvalidemle birlikte hastaneye gelip gidiyorduk ve nihayet doktorlarımızın çabasıyla nakil sürecimiz başarıyla sonuçlandı. Kendi annemi 2017 yılında kaybettim, yaşlılık nedeniyle hayatta olsa bile böbreğini vermesi oldukça zordu. Ben kendisine her zaman anne diye hitap ediyorum. Kayınvalidem sayesinde tekrar sağlığıma kavuştum ve son derece mutluyuz" diye konuştu. "Ameliyat öncesinde içimde hiçbir korku yoktu" Çocuklarının mutluluğu için gönüllü olduğunu vurgulayan kayınvalide Fatma Solmaz ise diyalize girmenin zor bir süreç olduğunu ifade etti. Damadının durumuna şahit olmanın kendisini derinden üzdüğünü belirten Solmaz, "Bu yüzden böbreğimi tamamen kendi isteğimle verdim. Ameliyat öncesinde içimde hiçbir korku ya da endişe yoktu. Organımı verip ona çare olduğum için büyük bir sevinç duyuyorum. Nakil işleminin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen ağrım veya acım yok, kendimi turp gibi hissediyorum. Doktorlarımızdan Allah razı olsun, onlar var olduğu müddetçe bizler de sağlıklıyız. Organ bağışında bulunmaktan çekinenler benim şu anki durumumu görsünler. Kimse korkmasın ve tereddüt etmesin, herkes gönül rahatlığıyla organ bağışında bulunsun" ifadelerini kullandı.