Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İzmir
İzmir’de amatör spora 25 milyon TL’lik can suyu
01 Mart 2026 Pazar - 10:33:28
İzmir Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerine malzeme desteği sağlıyor. Kentte faaliyet gösteren 282 amatör kulüp için toplam 5 milyon TL’lik kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’i sporun başkenti yapma vizyonu doğrultusunda amatör spor kulüplerine yönelik malzeme desteği sürüyor. Kulüp yöneticileri ve antrenörler, Bornova Aşık Veysel Konferans Alanı’na gelerek İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı yetkililerinden malzemelerini teslim alıyor. Kentte amatör olarak faaliyet gösteren 282 kulüp için toplam 5 milyon TL kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde Spor Çalışmaları Şube Müdürü olarak görev yapan Gürcan Temizel, "Amatör kulüplerimize ve okullarımıza spor malzemesi desteği sağlıyoruz. Bu desteği ayni ve nakdi olmak üzere iki aşamada gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz eylül-ekim aylarında 20 milyon TL’lik nakdi yardım yaptık. Şimdi ise yaklaşık 280 kulübü kapsayan spor malzemesi desteğini hayata geçiriyoruz. Bu malzemelerin maliyeti yaklaşık 5 milyon TL. Kulüplerimizde spor yapanların tamamı bizim çocuklarımız, gençlerimiz. Onların her şeyin en iyisini hak ettiğine inanıyoruz" dedi. "Çok iyi bir destek" Kulübü adına malzemeleri teslim alan Urla Bademler Spor Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Erkin Şen, "Bizim için çok önemli bir destek. Köy takımı olarak gençlerle yolumuza devam ediyoruz. Bu nedenle her türlü desteğe ihtiyacımız var. Yapılan yardımlar bizi olumlu etkiliyor. Her yıl bu desteklerden faydalanıyoruz, teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Bizi büyük bir yükten kurtarıyor" Malzeme desteğini çok iyi bir hizmet olarak gördüğünü aktaran Torbalıgücü Spor Kulübü Başkanı Uzay Akgül, "Çoğu kulübümüz bu destekler sayesinde ayakta duruyor. Çocuklarımıza malzeme yardımı için teşekkür ediyoruz. Ürünler kalite olarak gerçekten iyi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz. Bizi büyük bir yükten kurtarmış oluyor. Yapılan yardımlar, maddi manevi destekler için teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bize can suyu, minnettarız" Buca Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı Bedrettin Karadağ ise, "Cemil Başkanımıza göreve geldiği günden bu yana amatör spora verdiği destekler için teşekkür ediyoruz. Hem nakdi hem de malzeme yardımları kulüpler için adeta can suyu oldu. Bu konuda kendisine minnettarız. Yetiştirici bir kulübüz. Kuruçeşme sahasının yapımında da bize katkı sağladı. Büyükşehir’in amatör kulüplere verdiği destek gerçekten çok kıymetli" dedi.
01 Mart 2026 Pazar - 10:06
Şahin Kaptan, çocuklara balığı sevdirmek için yola çıktı
İzmir Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren İzmir Balıkçılık Çalışma Komitesi çocuklar için örnek bir çalışmaya imza attı. 20 kurumdan temsilcilerin yer aldığı komite, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden öğretim üyelerinin katkılarıyla çocuk yaşta balık tüketimini özendirmek ve balığın denizden sofraya uzanan yolculuğunu anlatmak amacıyla "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırladı. Her bir detayı çocukların ilgisi çekecek şekilde hazırlanan kitap, İzmir Valiliği koordinasyonuyla kentimizdeki okullarda ücretsiz olarak dağıtılacak. Türkiye’nin, üç tarafı denizlerle çevrili bir balık cenneti olmasına rağmen kişi başı yıllık balık tüketiminin yalnızca 7,7 kg ile kıyı ülkelerinin gerisinde olması, İzmirli sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Bu tabloyu değiştirmek ve özellikle çocuklarda su ürünleri kaynakları, sürdürülebilir balıkçılık ve sağlıklı tüketim bilinci oluşturmak amacıyla özel bir kitap hazırlığı başlatıldı. Hedef kitle 7-11 yaş grubu Yaklaşık 8 ay süren ve Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nin değerli öğretim üyelerinin katkıda bulunduğu çalışmada, zeka gelişimine katkı sağlayan, Omega-3 bakımından zengin, yüksek protein içeriğine sahip, göz ve kalp sağlığını destekleyen doğanın süper besini balığın, özellikle çocuklarımıza doğru ve eğlenceli bir anlatımla tanıtılması hedeflendi. 7-11 yaş grubuna yönelik olarak hazırlanan kitap; bulmacalar, boyama sayfaları ve görsellerle zenginleştirildi. Çakan: "Çocuklar geleceğimiz" Kitap projesinin çok büyük bir emeğin sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, "Kentimiz ve ülkemizin balıkçılık ve su ürünleri sektörünün gelişimine ve sorunlarının çözümüne katkı sağlamak amacıyla, kamu kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kooperatif ve birlik temsilcileri ve su ürünleri sektöründe faaliyet gösteren sektör temsilcilerinin katılımı ile oluşturulan İzmir Balıkçılık Çalışma Komitemiz, kurulduğu 2019 yılından beri büyük bir özveri ile çalışıyor. Bu kez geleceğimizin temeli çocuklarımız için bir proje üretmekten memnuniyet duyuyoruz. Kitabımızda, denizlerimizde balık avcılığı, yetiştiricilik (çiftlik balıkçılığı), balıkların soframıza ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamalar ve çeşitli balık türleri görseller eşliğinde anlatılıyor. Özellikle denizlerin geleceğimiz olduğu vurgulanarak, kurallara uygun avcılığın ve sürdürülebilir balıkçılığın önemi ele alındı" dedi. Okullarda dağıtılacak Çakan sözlerine şöyle devam etti: "Kitabımıza İzmir Ticaret Odası web sayfasından ulaşmak mümkün. Ayrıca İzmir Valiliğimiz koordinasyonunda okullarımıza dağıtım yapacağız. Çalışmamızın özellikle çocuklarımızda balık tüketimi bilincini arttırmasını ve sektörümüzün geleceğine katkı sağlamasını diliyoruz. "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırlanmasında bize her zaman destek veren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener başta olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum"
01 Mart 2026 Pazar - 10:03
Kampüste ‘güvenli sürüş’ seferberliği
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), 2023’ten bu yana yaklaşık 3 bin motosiklet kazasının yaşandığı İzmir’de, ‘güvenli sürüşe’ dikkat çekmek amacıyla harekete geçti. Motosiklet dünyasının tanınmış isimlerini kampüste konuk eden İEÜ, gençler arasında kullanımı giderek artan motosiklet için ‘sürüş teori’ eğitimi gerçekleştirerek örnek bir farkındalığa imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Riders Motosiklet Kulübü’nün desteğiyle ‘Sağlıklı Kampüs’ etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, iki ayrı oturum şeklinde gerçekleşti. İlk olarak, Zafer Akçay Akademi’nin eğitmeni Utku Akçay, gençlerle bir araya gelerek teori eğitimini gerçekleştirdi. Yoğun ilgi gören programda gençlerin sorularını yanıtlayan Akçay, motosiklet kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları ve kazadan korunmak için yapılması gerekenleri tek tek anlattı. Teori eğitiminin ardından da güvenli sürüş konusunda kapsamlı bir panel gerçekleştirildi. İEÜ Spor Koordinatörü Murat Palalı’nın moderatörlüğünde yapılan panelde, Utku Akçay’ın yanı sıra ODTÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Polis Timler Amirliği Yunus Eğitmeni Sezai Çelikbilek de yer aldı. Etkinliklere, Zafer Akçay da konuk olarak katıldı. 3’te 2’sinde motosiklet var 27 yıldır mesleğini büyük başarıyla sürdüren Çelikbilek, İzmir’deki yaralı ya da ölümlü kazaların yüzde 65’ine motosikletlilerin karıştığını söyledi. İzmir’de her 4 araçtan birinin motosiklet olduğunu belirterek, son 3-4 yıl içinde motosiklet kaza sayısının da arttığına dikkat çeken Çelikbilek, "Bu kazaların en büyük nedenleri takip mesafesine uyulmaması, hatalı şerit değişimi ve hız kurallarının ihlali. Bunlara mutlaka dikkat etmeliyiz. Ayrıca, motosiklet üzerindeki görünürlüğümüzü de artırmalıyız. Gerektiğinde reflektörlü mont giymeliyiz. Eğer canımız sıkkınsa, kendimizi iyi hissetmiyorsak, o gün motosiklete binmemeliyiz" diye konuştu. İzmir’de, motosiklet sürerken kask takma oranının da yüzde 95 seviyesinde olduğunu sözlerine ekleyen Çelikbilek, kurallara uyulması durumunda kazaların önüne geçileceğini hatırlattı. "Sinirinizin üstesinden gelin" Gençlere yönelik önemli mesajlar veren Utku Akçay ise, "Motosiklet üzerinde bilincimiz daima açık olmalı, tam konsantre bir şekilde sürüş yapmalıyız. Maalesef birçok tabelanın ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Sadece öndeki araca odaklanmamalıyız. Gözlerimiz daha ileriye bakmalı ve çevre kontrolünü sağlamalıyız. Motosiklet üzerinde korku ve panik çok tehlikelidir. Korku varsa virajı bile zor alırız. Bunu yenmenin yolu da bilgi ve pratikten geçer. Trafikte sıkıntılı durumlarla karşılaşabiliriz. Ne olursa olsun, sinirin üstesinden gelmeliyiz. Siniri takip etmemeliyiz. Sinir, hata yapma ihtimalinizi güçlendirir ve unutmayın ki, iyi bir sürücü olsanız da motosiklet asla hata affetmez" dedi. "Haklı olmaktan da önemlisi güvende olmak" Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi, sürüş sırasında alınan anlık kararların kazaya ya da sürtüşmeye neden olabileceğini söyleyerek, "Trafikte, bir araç sizin önünüzü kesebilir, size bir söz de söyleyebilirler. Ancak unutmayın ki, haklı olmaktan daha da önemlisi güvende olmaktır. Trafikte kimse görünmez değildir. Eğer kötü niyetli bir tutum varsa, yasal hükümler devreye girebilir. Motosiklet sürücüleri daima öngörülü olmalı ve yaşanabilecek olayları sezmeye çalışmalı" diye konuştu.
01 Mart 2026 Pazar - 09:59
Türkçe popun dilinde acı var
2000’li yılların hit Türk pop şarkıları yalnızca aşkı anlatmadı; kadın ve erkek arasındaki güç ilişkilerini de yeniden kurdu. Yaşar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı akademik araştırma, dönemin popüler şarkılarında erkeklerin kendini "mağdur", kadınların ise "öfkeli ama güçlü" bir anlatı içinde konumlandırdığını ortaya koyarak pop müziğin toplumsal cinsiyet söylemindeki rolünü gözler önüne serdi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de liste başı olan pop şarkılarındaki aşk temasını inceleyen akademik makalesi, Birleşik Krallık merkezli yayıncılık şirketi Taylor & Francis Group’un prestijli dergilerinden Popular Music and Society’de yayımlandı. Araştırma, popüler aşk şarkılarının yalnızca duyguları değil; toplumsal cinsiyet rollerini ve kadın-erkek ilişkilerini yeniden ürettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2000’ler Türk pop müziğinde erkekler genel olarak "mağdur", kadınlar ise "öfkeli" bir anlatı içinde konumlandırılıyor. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de zirveye çıkan 55 pop şarkısının incelediği çalışmada; 25’i erkek, 30’u kadın sanatçıya ait şarkı sözleri eleştirel söylem analizi yöntemiyle değerlendirildi. Dr. Öğr. Üyesi Özdemir araştırma keşifleri ile ilgili şu bilgileri verdi: "Erkek sanatçıların şarkılarında kendilerini acı çeken, pişman, bekleyen ve affedilmek isteyen figürler olarak sunduğunu gözlemledim. Ancak bu "mağduriyet" dili çoğu zaman emir kipleri, ısrarcı ifadeler ve şiddet hatırlatması yapan sözlerle kuruluyor. "Affet", "geri dön", "sensiz ölürüm" gibi ifadeler, romantik bir çerçeve içinde sunulsa da reddi kabul etmeyen bir erkek diline işaret ediyor. Kadın sanatçıların şarkılarında ise erkekler yalancı ve güvenilmez olarak betimlenirken; kadın anlatıcılar kendilerini güçlü ve bilinçli bireyler olarak konumlandırmış. Ancak bu güç vurgusu fazlalıkla geçmişte yaşanan ihanetlere ve hayal kırıklıklarına verilen tepkiler üzerinden kuruluyor." Kadınlar güçlü ama öfkeli Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir kadın şarkılarında öfkenin baskın duygu olarak öne çıktığını belirterek, "Bu öfke çoğu zaman hesap soran fakat sonucu değiştirmeyen bir anlatı düzeyinde kalıyor. Araştırmamın dikkat çeken keşiflerinden biri de kadın sanatçıların yalnızca sevgiliye değil, başka kadınlara ve kendilerine seslenen şarkılar üretmesi. Erkek sanatçılarda ise bu tür bir söyleme neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bana göre, kadınların pop müzik aracılığıyla bir dayanışma ve farkındalık alanı kurmaya çalıştığı anlamını taşıyor" diye konuştu. Toplumsal iklim müziğe yansıyor Dr. Öğr. Üyesi Özdemir bu konuda, "Son yıllarda, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışıyla birlikte, kadınların dayanışma ve farkındalık arayışının şarkı sözlerinde daha belirgin hale geldiği görülüyor. Sonuç olarak çalışma, 2000’ler Türk pop müziğinin yüzeyde romantik ve duygusal görünen şarkılar aracılığıyla erkek egemen toplumsal yapıyı yeniden ürettiğini; buna rağmen kadınlar açısından bu yapıya yönelik bir itiraz ve farkındalık alanı da sunduğunu ortaya koyuyor "dedi.
21 Kasım 2025 Cuma - 09:32
Suç makinesi yunuslardan kaçamadı
İzmir’de yunus timlerince yapılan uygulamada, hakkında 11 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan F.K. yakalandı. Çok sayıda suçtan arandığı belirlenen şüpheli, işlemlerinin ardından adli mercilere teslim edildi. İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü Motosikletli Polis Timleri (Yunuslar) tarafından dün gerçekleştirilen uygulamada, F.K. isimli şüpheli durdurularak sorgulandı. Yapılan sorgulamada, F.K.’nın "11 yıl 2 ay" kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ve kasten yaralama, ibadete ayrılmış eşyadan hırsızlık, hükümlü veya tutuklunun kaçması, adet gereği açıkta bırakılmış eşyadan hırsızlık ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma suçlarından arandığı tespit edildi. Gözaltına alınan şüpheli, işlemlerinin ardından adli mercilere teslim edildi. (AÇ
21 Kasım 2025 Cuma - 09:28
Avrupa’nın kalbinde iklim krizi psikolojisini inceleyecek
Yaşar Üniversitesi Mezunu Melisa Nakıp, Avrupa’nın prestijli üniversitesinde iklim krizi psikolojisini inceleyecek. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programından geçtiğimiz ağustos ayında başarıyla mezun olan Uzman Psikolog Melisa Nakıp, önemli bir uluslararası başarıya imza attı. Nakıp, Polonya’nın köklü eğitim kurumlarından Nicolaus Copernicus Üniversitesi’nden doktora kabulü alarak hem ülkesini hem de üniversitesini gururlandırdı. Aynı zamanda bölümün ilk uluslararası öğrencisi olma unvanını da kazanan Nakıp, doktora sürecinde küresel bir tehdit olan iklim krizine karşı çevreci davranışları artırmaya yönelik psikolojik mekanizmaları araştıracak. Yaşar Üniversitesi’nde Dr. Evrim Güleryüz danışmanlığında tez çalışmasını başarıyla tamamlayan Uzman Psikolog Melisa Nakıp, akademik kariyerine uluslararası arenada devam ediyor. Nakıp, Polonya’daki Nicolaus Copernicus Üniversitesi’nde Psikoloji alanında doktora eğitimine başlayacak. İlk uluslararası doktora öğrencisi Melisa Nakıp, kabul aldığı Nicolaus Copernicus Üniversitesi Psikoloji bölümünün ilk uluslararası doktora öğrencisi olarak kayıtlara geçti. Doktora çalışmalarını alanında oldukça başarılı bir isim olan Prof. Dr. Adrian Wjcik danışmanlığında yürütecek Nakıp, günümüzde iklim krizi inkârcılığı ve komplo teorilerinin yaygınlığına dikkat çekerek, çevreci davranışları artırmaya yönelik psikolojik mekanizmaları incelemeyi hedefliyor. Nakıp, şunları söyledi: "Günümüzde iklim krizi inkarcılığı ve komplo teorilerine inanma, yalnızca bilgi eksikliğinden değil; insanların tehdit algısı karşısında mevcut sistemleri, değerlerini ve kimliklerini koruma çabasından da kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, doktora araştırmamda çevreciliğin ulusal kimliğin bir parçası olarak sunulmasının bireylerin çevreye yönelik tutum ve davranışlarını nasıl etkilediğini incelemeyi amaçlıyorum. Bunun yanı sıra, bireyler komplo teorilerine maruz kalsalar dahi çevreciliğin ulusal kimliğin bir unsuru olarak sunulmasının bu olumsuz etkilere karşı direnç gösterip göstermediğini de test edeceğim. Ayrıca çalışmam, iklim krizi inkarı ile çevreci davranışlar arasındaki ilişkilerde sistem meşrulaştırma eğilimleri ve politik inançların aracı veya düzenleyici rollerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu analizleri Türkiye ve Polonya arasında yürüterek, çevreci davranışları arttırmada ulusal kimliğin gücünün kültürel ve sosyo-politik şartlara göre nasıl değiştiğini karşılaştırmalı olarak değerlendireceğim." Politikaları etkileyecek Nakıp, bu çalışmaların sadece bilimsel literatüre değil, aynı zamanda pratik uygulamalara da fayda sağlamasını amaçlıyor. Nakıp, araştırmalarından elde edeceği keşiflerin, hükümet politikalarına ve çevreyle ilgili toplumsal stratejilere yol gösterici olmasını umduğunu dile getirdi.
21 Kasım 2025 Cuma - 08:56
İzmir’de 316 binin üzerinde uyuşturucu hap yakalandı
İzmir’in Buca ilçesinde düzenlenen operasyonda 316 bin 760 adet sentetik ecza ele geçirildi, 2 şüpheli tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, Buca’daki bir adreste yüklü miktarda uyuşturucu madde bulundurulduğu ve sokak satıcılarına dağıtılacağı bilgisine ulaşıldı. Bunun üzerine belirlenen adrese operasyon düzenleyen ekipler, yapılan aramalarda 316 bin 760 adet sentetik ecza ele geçirdi. Olayla ilgili 2 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler B.P. ve K.K., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
20 Kasım 2025 Perşembe - 17:10
Deprem uzmanı Hasan Sözbilir: "İzmir için en riskli fay İzmir fayı"
Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, "İzmir için en riskli fay İzmir fayı. Güzelbahçe’den başlayıp Balçova, Narlıdere, Konak, Altındağ ve Pınarbaşı’na uzanan bu fay, kuzey eğimli yapısıyla tüm körfezi etkileyebilecek konumda ve çalışması halinde en fazla can kaybına neden olabilecek faydır" dedi. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Bilim Kafe Sohbetlerinin 3. konuğu DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir oldu. 15 Temmuz Konferans Salonunda gerçekleşen programda İzmir ve deprem üzerine değerlendirmelerde bulunan Sözbilir, "İzmir’in ilk deprem master planı 2000 yılında yapıldı. Aradan 25 yıl geçmiş. Bu durum, günümüzdeki yapı stokunun bu planda yer almadığı anlamına gelir. Son 25 yıl içinde oluşan yapılaşma dikkate alınmadığı için mevcut master plan bilimsel ve teknik açıdan yeterli değil ve mutlaka güncellenmesi gerekir. Bugün yürütülen yapı envanteri çalışmaları, hem İzmir’de hem de Türkiye genelinde yapıların yaklaşık yüzde 60’ının depreme dayanıklı olmadığını göstermekte. Ancak bu oran, her depremde tüm kentin etkileneceği anlamına gelmez; örneğin Bergama fayı kırıldığında İzmir merkez çok az etkilenebilir fakat Bergama ciddi hasar görebilir. İzmir’in farklı bölgelerine dağılmış 17 aktif fay ve aktifliği kesinleşmemiş 4 fayla birlikte kara kısmında toplam 21, denizde ise buna yakın sayıda fay bulunmakta. Böylece İzmir’i etkileyebilecek yaklaşık 40 fay vardır. Körfez gibi doğal güzellikler bile aslında bu fayların oluşturduğu jeolojik süreçlerin sonucu ve bu nedenle fayları tanımak, doğru yerleşim kararları için hayati önem taşır" dedi. "Sındırgı depremleri ölü fayları yeniden harekete geçirdi" Fayların doğup, büyüyüp ve zamanla ölebildiğini söyleyen Sözbilir, "Ancak ölü faylar bile bölgedeki stres değişirse yeniden aktif hale gelebilir. Son günlerde Sındırgı çevresinde yaşanan ve sayısı 20 bini aşan depremler bunun örneği. İlk 6.1 büyüklüğündeki depremden sonra artçılar dağa doğru ilerlemiş ve bu durum dağın içinde daha önce haritalanmamış fayların kırıldığını gösterdi. Bilim insanları ilk günlerde "hangi fay kırıldı?" sorusuna yanıt veremedi. Çünkü beklenen Sındırgı fayı değil, onun gerisindeki başka faylar çalıştı. Arazi çalışmalarında dağın içinde çok sayıda ölü fayın bulunduğu, deprem sonrası mekanizmanın bu fayları yeniden harekete geçirdiği görüldü. İlk 6.1’lik depremden sonra artçılar devam ederken fayın diğer kolu da tetikledi ve ikinci 6.1-6.2 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Bu süreç yeni bir depremin daha yaşanma riskini artırmakta. Devletin bölgeyi ‘afete maruz bölge’ ilan ederek müdahale etmesi, hasarlı yapıların boşaltılması ve muhtemel artçıların 5.1-5.2’ye kadar çıkabileceği uyarıları bu nedenle yapıldı" İfadelerini kullandı. "İzmir için en riskli fay İzmir fayı" İzmir’deki fayların çoğu uzun aralıklarla deprem üreten, "tembel" olarak nitelendirilebilecek faylar olduğunu aktaran Sözbilir, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bu durum bir bakıma avantajdır; Kuzey Anadolu Fay Zonu gibi 250 yılda bir büyük deprem üreten aktif yapılardan farklıdırlar. Marmara’daki fayın 1766’dan beri stres biriktirdiği için deprem beklenmekte. Ancak hiçbir fay bilim insanlarının söylediğine uymak zorunda değil çünkü fay davranışını yüzde yüz bilmek mümkün değil. İzmir için en riskli fay İzmir fayı. Güzelbahçe’den başlayıp Balçova, Narlıdere, Konak, Altındağ ve Pınarbaşı’na uzanan bu fay, kuzey eğimli yapısıyla tüm körfezi etkileyebilecek konumdadır ve çalışması hâlinde en fazla can kaybına neden olabilecek faydır. Bu fayın son depremi 1688’dir ve deprem üretme aralığı en az 1000 yıl olduğundan yakın zamanda yıkıcı deprem üretme ihtimali düşüktür; olsa olsa 3-5 büyüklüğünde depremler üretebilir. Buna karşılık Tuzla fayı 7.2’ye kadar deprem üretebildiği için daha tehlikelidir. Ayrıca Seferihisar-Gülbahçe fayı yaklaşık 3000 yıldır deprem üretmemektedir; son depremi 1389’dur ve bu durum önemli bir zaman doluluğuna işaret etmektedir."
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:58
Acar: "İstanbul’daki çete düzeninin kopyasını Karşıyaka’da gördük"
İzmir’in Karşıyaka ilçesinde Bostanlı Pazarı’nın özel bir şirkete devredilmesi ve haftada iki güne çıkarılması ile ilgili yaşanan krizi devam ediyor. İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar, Bostanlı Pazaryeri’nde kurulmak istenen yapının İstanbul’daki yolsuzluk dosyalarına benzerlik taşıdığını öne sürdü. Acar, pazar alanının zincirleme şekilde özel şirketlere devredildiğini ve esnafa milyarlarca liralık baskı yapıldığını iddia ederek; "İstanbul’daki düzenin küçük bir kopyasını İzmir’e taşımaya çalıştılar" dedi. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde Bostanlı Pazarı’nın özel bir şirkete devredilmesi ve haftada iki güne çıkarılması planı üzerine başlayan krize yönelik, İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar, sürecin arka planına yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Karşıyaka Belediyesi’nin "Tekstil Pazarı" projesi nedeniyle düzenlenen olağanüstü meclis toplantısında işletme devrine ilişkin önerge geri çekilmiş, Başkan Yıldız İşçimenler Ünsal bu kararı gözyaşları içinde duyurmuştu. Yarkadaş: "Tüccar mısınız, siyasetçi misiniz?" Gazeteci Barış Yarkadaş, TGRT Haber’de yayınlanan "Taksim Meydanı" programında İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar’ın kendisini aradığını belirterek, CHP’li bazı isimlerin karıştığı büyük bir vurgun iddiasını ortaya attı. Yarkadaş, söz konusu pazaryerinin CHP’li birkaç milletvekili ve bir genel başkan yardımcısı tarafından bir şirket aracılığıyla belediyeden alınmak istendiğini belirtti. Rakamları canlı yayında açıklayan Yarkadaş, "Burayı 140 milyon TL’ye almak istiyorlar, pazarcılara ise 1 milyar TL’ye satmayı planlıyorlar. Arada 700-800 milyon liralık bir kazanç hedefleniyor" ifadelerini kullandı. Esnafın halihazırda işgaliye, rüsum ve vergilerini ödediğini hatırlatan Yarkadaş, yapılmak istenen işleme sert tepki gösterdi. CHP’li vekillere seslenen Yarkadaş, "Tüccar mısınız, siyasetçi misiniz? Cumhuriyet Halk Partisi sizin şirketiniz oldu da bizim mi haberimiz yok? Atatürk’ün arkasına sığınıp her türlü çirkefliği yapabileceğinizi mi zannediyorsunuz?" diyerek tepkisini dile getirdi. "Bu yapı İstanbul’daki yolsuzluk zincirinin bir benzeri" İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar da Yarkadaş’ın sözlerine yönelik, pazar yerinin birden fazla özel şirkete zincirleme şekilde devredildiğini belirtti ve bu düzenin İstanbul’da geçmişte gündem olan büyük yolsuzluk dosyalarına benzerlik taşıdığını söyledi. Acar, "Burada kurulmak istenen düzen, İstanbul’daki yolsuzluk mekanizmalarının küçük bir kopyasıydı. Aynı yöntemler, aynı şirket yapılanmaları, aynı baskı düzeni. Biz bunun İzmir’e taşındığını gördük" dedi. Acar, pazarların kamusal alan olduğunu hatırlatarak İzmir’de ilçe belediyelerinde benzer girişimlerin çoğalmaya başladığını, bunun "organize bir model" izlenimi verdiğini dile getirdi. "İlan bir ay önce çıktı, pazar alanı 3-4 özel şirkete aktarıldı" Acar, bir ay önce yayımlanan ilanla sürecin başlatıldığını belirterek, "Kent AŞ alanı bir özel şirkete, o şirket başka bir şirkete, o da üçüncü şirkete devretti. Tam bir zincirleme operasyon. Bu model zaten İstanbul’daki yolsuzluk dosyalarında gördüğümüz bir yöntemdir" diye konuştu. "Esnafa 1 milyar TL’yi aşan baskı uygulandı" Acar, pazar alanının 180 milyon TL + KDV bedelle devredildiğini, ancak bu devrin ardından üç farklı şirketin toplam 1 milyar 50 milyon TL talep ettiğini öne sürerek, "Hiçbir hizmet yok, sıfır yatırım var ama esnafa 1 milyar TL’yi aşan bir maliyet çıkarılıyor. ‘Ödemezseniz yerlerinizi başkasına veririz’ denilerek açıkça baskı yapıldı" sözlerine yer verdi. Acar, bazı kişilerin siyasi isimleri referans göstererek esnafa baskı uyguladığını iddia ederek, "İstanbul’daki düzene çok benziyor. ‘Arkamızda şu genel başkan yardımcısı var, şu isim var’ gibi ifadelerle esnaf tehdit edildi. Sosyal medyada ‘Size kabus olacağız’ diyen kişilerin sabıka kayıtları kabarık. Bu tamamen organize bir yapı" açıklamasında bulundu. Acar, bu yapının kendilerine CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın adlarını verdiğini ve kendilerini yakından tandıklarını söylediklerini aktardı. "Esnafın kişisel bilgileri hukuksuzca dağıtıldı" Acar, en tartışmalı konulardan birinin de esnafın kişisel bilgilerinin özel şirketlere aktarılması olduğunu söyleyerek, "Adlar, adresler, telefonlar Hepsi özel şirketlere verildi. Bu hem hukuksuzdur hem de İstanbul’daki dosyalarda gördüğümüz yöntemlerin aynısıdır." "Milyarlık vurgunu durdurduk, kamu zararını önledik" Acar, mücadeleleri sonucunda büyük bir kamu zararının önüne geçildiğini belirtti ve şu sözlere yer verdi: "Belediyenin kasasına girmesi gereken milyonlar, birkaç özel şirket arasında dolaşıyordu. Esnafın cebinden çıkacak 1 milyar 50 milyon TL’yi engelledik. Devletin, kamunun ve esnafın hakkını koruduk. Kim bu işin içindeyse kınıyoruz. Karşımıza kim çıkarsa çıksın yılmadan takipçisi olacağız. Bu düzen İzmir’de kurulamayacak."
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:15
Selçuk’un eski başkanı Ülgür’e hapis cezası
Daha önce de kadın bir çalışanı darp etmekten hapis cezası alan denetimli serbestlik uygulamasından yararlanan CHP’li eski Selçuk Belediye Başkanı Hüseyin Vefa Ülgür’e yeniden hapis yolu göründü. 2019 yılında Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e yönelik hakaret, tehdit ve fiziki müdahalelerine ilişkin Ülgür hakkında açılan davanın son duruşmasında, önceki şiddet suçları nedeniyle tekerrür hükümleri gereğince kendisine toplamda 1 yıl 8 ay ceza verildi. 29 Ekim 2019 akşamı Selçuk’un Şirince Mahallesi’nde Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında, Selçuk’ta üç dönem belediye başkanlığı görevini yapmış Hüseyin Vefa Ülgür’ün Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e yönelik hakaret, tehdit ve fiziki müdahalelerine ilişkin davada karar açıklandı. Altı yılı aşkın süredir devam eden yargılama sonunda, Selçuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından eski başkan Ülgür ve beraberindeki diğer sanıklar hakkında hapis cezası verildi. Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel’in Avukatı Sinem Top Yağcı, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada, sanıkların daha önce de işledikleri benzer suçlar bulunduğunu hatırlatarak, cezaların ağırlaştırıldığını belirtti. Avukat Yağcı, yaptığı açıklamada; "29 Ekim 2019 tarihinde Şirince’de gerçekleşen Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında müvekkilimiz Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e ve yakınındakilere yönelik eylemlerle ilgili 6 yılı aşkın süredir devam eden yargılama bugün Selçuk 2. Asliye Ceza Mahkemesinde sonuçlandı. Sanıkların cezalandırılmasına karar verildi. Burada önemli bir nokta var; müvekkilimize, yalnızca bir belediye başkanı olduğu için değil, bir kadın belediye başkanı olduğu için cesaret edilmiştir. Bir erkek belediye başkanına karşı aynı eylemlerin gerçekleştirilemeyeceği mahkeme tarafından da kabul edildi" dedi. Hakaretlerin kamu görevlisine karşı işlendiğinin mahkemece değerlendirildiğini kaydeden Yağcı, bu nedenle cezalarda herhangi bir indirim uygulanmadığını belirtti. Avukat Yağcı, ayrıca sanıkların daha önce şiddet suçlarından kesinleşmiş cezaları bulunduğu için, tekerrür hükümleri gereğince cezaların ağırlaştırılmış şekilde infazına karar verildiğini vurguladı. Avukat Sinem Top Yağcı; "Mahkeme, cezanın ertelenmesine ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına da yer olmadığına hükmetti. Bu nedenle ceza, kararın kesinleşmesiyle birlikte doğrudan infaz edilecek" dedi. Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e karşı üç sanığın hem hakaret hem yaralamaya teşebbüs suçlarından; Hüseyin Vefa Ülgür’ün ise doğrudan "yaralama" suçundan cezalandırıldığını ifade eden Yağcı, kararın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü öncesinde açıklanmasının da oldukça önemli olduğunu vurgulayarak; "Kadın bir belediye başkanı olarak halk desteğine sahip olmasına ve bir hukukçu olmasına rağmen, müvekkilimiz dahi şiddet faillerinden kaçamadı. Hak arama sürecinde ise altı yıl boyunca adaletin tecelli etmesini beklemek zorunda kaldı. Bu durum tüm kadınlar açısından caydırıcı bir tablo oluşturuyordu. Ancak dosyaya son atanan hâkimin titiz çalışmasıyla süreç hızlanarak karara bağlandı. Bu, kadın mücadelesi açısından da anlamlı bir adımdır" diye konuştu. Açıklamanın sonunda Yağcı, adaletin gecikmiş olsa da sağlanmasının önemine dikkat çekerek mahkeme heyetine teşekkür etti. Ne olmuştu Olay, 29 Ekim 2019 günü saat 22.30 sıralarında Şirince Meydanı’nda gerçekleşti. Kutlamalar devam ederken, iddiaya göre eski Belediye Başkanı Hüseyin Vefa Ülgür’ün alkollü halde Başkan Ceritoğlu Sengel’in bulunduğu alana gelerek hakaret ve tehditlerde bulundu. Bu esnada çevrede gerginlik yaşanırken, Ülgür ve yanında bulunan kişiler, Başkan Ceritoğlu Sengel’in elini sert şekilde sıkarak fiziki temasta bulundu. Ülgür ve beraberindekilerin, kalabalık arasında taşkınlıklarını sürdürdükleri ve jandarmanın müdahalesine rağmen gerginliğin büyüdüğü kamera kayıtlarıyla tespit edildi. Arbedede, sanıklardan eski Belediye Başkanı Hüseyin Vefa Ülgür’ün oğlu Anıl Ülgür’ün Belediye Başkanı Ceritoğlu Sengel’e yumruk atmaya teşebbüs ettiği; Sedat Yolcu’nun Başkan’ın abisi Engin Ceritoğlu ile belediye çalışanı olan eşi Oya Ceritoğlu’na saldırıda bulunduğu; Sefa Ülgür’ün ise bir kişiyi sandalye ile yaraladığı belirlenmişti. Olay sırasında birçok kişinin hakaret içerikli sözleri kamera çözümlemelerine ve tanık beyanlarına da yansımıştı. Mahkeme, kamu görevlisine hakaret, basit yaralama, tehdit, yaralamaya teşebbüs ve diğer ilgili suçlar kapsamında H. Vefa Ülgür, Anıl Ülgür, Sefa Ülgür, Burak Caner Ülgür, Sedat Yolcu ve diğer sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verdi. Kararda, saldırının "kamu görevlisine görevinden dolayı yönelmiş fiziki müdahale" niteliği taşıdığı vurgulandı.
20 Kasım 2025 Perşembe - 13:19
Uzman doktorlardan öğrencilere farkındalık eğitimi
İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Dilek Orbatu başkanlığındaki uzman hekim heyeti, Kemalpaşa Ferzent Bulum Anadolu Lisesi’nde öğrencilerle bir araya gelerek kapsamlı bir farkındalık eğitimi gerçekleştirdi. "Fark Kat! Farkındalık Arttırma, Rehberlik ve Kendini Keşfetme Atölye Toplantısı" adıyla düzenlenen programda; ergenlik döneminde liderlik, takım çalışması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve temel ilk yardım bilgileri gibi başlıklarda sunumlar gerçekleştirildi. Eğitimler, öğrencilerin aktif katılımıyla uygulamalı atölye çalışmalarıyla desteklendi. Program kapsamında uzman hekimler tarafından şu konu başlıklarında bilgilendirme yapıldı: "Ergenlikte liderlik ve takım olmak, sağlıklı çocuk olmak, hayat kurtaran bilgiler, uygulama atölyesi." Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte; düşünme, hissetme ve harekete geçme temaları üzerinden farkındalık oluşturulması hedeflendi. Doktorlar, gençlerin kişisel gelişim süreçlerine katkı sunmak ve sağlık konularında bilinç kazandırmak amacıyla çeşitli interaktif uygulamalar gerçekleştirdi. Etkinlik sonunda okul yönetimi, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi heyetine ziyaret ve katkılarından dolayı teşekkürlerini iletti.
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:28
Göztepe’de hedef galibiyet serisini sürdürmek
Göztepe, hafta sonu Gürsel Aksel’de oynayacağı Kocaelispor maçını hatasız geçerek arka arkaya üçüncü galibiyetini elde etmeyi hedefliyor. Süper Lig ekiplerinden Göztepe, 13. hafta mücadelesinde Kocaelispor’u konuk etmeye hazırlanıyor. 23 Kasım Pazar günü Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynanacak karşılaşma saat 14.30’da başlayacak. İzmir ekibi, ligde çıktığı son iki maçtan da galibiyetle ayrılarak önemli bir seri yakaladı. Sarı-kırmızılılar, Kocaelispor’u da mağlup ederek üst üste üçüncü galibiyetini almayı hedefliyor. Göztepe, bu karşılaşmadan 3 puanla ayrılması halinde puanını 25’e yükselterek Avrupa hedefi doğrultusunda güçlü adımlarla ilerleyişini sürdürecek. İç sahada kayıp yaşanmadı İzmir ekibi, Süper Lig 2025-2026 sezonunda sahasında çıktığı hiçbir maçta yenilgi yaşamadı. Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynadığı 5 karşılaşmada 3 galibiyet ve 2 beraberlik alan sarı-kırmızılılar; Fenerbahçe ve Konyaspor’la berabere kalırken Beşiktaş, Başakşehir ve Gençlerbirliği’ni mağlup etti. Evinde toplayabileceği 15 puanın 11’ini hanesine yazdıran Göztepe, iç saha performansıyla ligin en başarılı takımlarından biri olmayı başardı. Biletler satışa çıktı Göztepe ile Kocaelispor arasında oynanacak 12. hafta karşılaşmasının biletleri satışa çıktı. 1. kategori biletler 5 bin TL, 2. kategori 4 bin TL, 3. kategori 2 bin TL, 4. kategori ise bin 400 TL olarak belirlendi. 5. ve 6. kategori biletler 600 TL’den satışa sunulurken, misafir takım tribün biletleri 780 TL olarak açıklandı. Taraftar ilgisinin oldukça yoğun olduğu belirtilirken, karşılaşmanın kapalı gişe oynanması bekleniyor.
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:45
Nurus, İzmir’deki varlığını yeni mağazasıyla güçlendiriyor
Nurus, Ege’nin merkezi İzmir’de yeni mağazasını hizmete açarak bölgedeki varlığını daha da güçlendirdi. 1000 metrekare büyüklüğündeki yeni mağaza, ofis veya evdeki çalışma alanlarına yönelik teknoloji, mühendislik ve yaşam deneyimini bir araya getiren ürünlerini kullanıcıları ile buluşturuyor. Teknoloji, mühendislik ve tasarım gücüyle üretimin geleceğini şekillendiren Nurus, yüzyıla yakın tecrübesiyle çalışma alanlarında kalıcı değer yaratıyor. Uzun yıllardır Ege Bölgesi’nde hizmet veren marka, ürün çeşitliliğini büyük işletmeler, KOBİ’ler ve bireysel kullanıcılarıyla yeni mağazasında buluşturuyor. Temelleri 1927 yılında atılan ve bugün 99 yaşında olan Nurus, sahip olduğu mühendislik ve üretim gücünü İzmir’de daha görünür kılmayı hedefliyor. Nurus, yeni mağazasını başta mimarlar, proje yöneticileri, girişimciler ve profesyoneller olmak üzere tüm kullanıcılarının bir araya gelebileceği bir etkileşim alanı olarak konumluyor. Kullanıcılar, mağaza içindeki yenilikçi çalışma alanları ve özel tasarımı ile sessizlik ve akustik konforu sunan Calma ürünü sayesinde podcast çekimi yapabiliyor, dijital medya için içerik üretebiliyor ve ayrıca küçük ekipli toplantılarını ve networking buluşmalarını gerçekleştirebiliyor. "Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya taşıyoruz’’ Nurus’un yaklaşık bir asır önce Ankara’da küçük bir atölyede başlayan yolculuğunun bugün uluslararası standartlarda mühendislik çözümleri üreten global bir başarıya ulaştığını vurgulayan Nurus Yönetim Kurulu Başkanı Güran Gökyay, "Ege Bölgesi’ndeki yeni yatırımımız, büyüme ve bölgesel etki stratejimizin önemli bir aşamasını oluşturuyor. İzmir’de de Nurus’u mühendislik gücünü tasarımla buluşturan, uzun vadeli değer yaratan akıllı yatırım ürünleri markası olarak konumlandırıyoruz. Fabrikamızda bulunan 16 üretim hattımız ile yüzde 95’i aşan bir dikey üretim gücüne sahibiz. Bir ürünün tüm bileşenlerini kendi tesislerimizde üretebiliyoruz. Ayrıca hem insan sağlığına duyarlı hem de dayanıklılığı yüksek çözümler geliştiriyoruz. Calma ürünümüz bunun en güzel örneği. Ürün tasarımlarımızın merkezine insanı, konforu ve modern çalışma dinamiklerini koyan yaklaşımımız var. İzmir’deki yeni merkezimizle, bu deneyimi Ege Bölgesi’ne daha geniş kapsamlı taşıyacağız" dedi. "Başarı güçlü iş ortaklıklarıyla mümkün" Nurus’un ihracat başarısında güçlü bir iş ortaklığı ekosisteminin kritik rol oynadığını vurgulayan Gökyay sözlerini şöyle tamamladı: "Ürün çeşitliliğimizi ve teknolojik gücümüzü, güçlü bir bayi ağı aracılığıyla dünyaya taşıyoruz. Bugün 45’ten fazla ülkede ürünlerimiz kullanılıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre ‘İhracatını en hızlı geliştiren marka’ ödülüne layık görüldük. Türkiye’de özellikle pandemi ile ofis koltuklarının insan sağlığı üzerindeki önemi iyice arttı. Türkiye’de uluslararası standartlarda hizmet veriyoruz. Bu başarımızı Türk sanayicisinin küresel arenadaki gücü olarak kabul edebiliriz. Bayilik kavramını da yalnızca belirli bir bölgeyi temsil eden geleneksel bir model olarak değil; yurt içi ve uluslararası başarılara ortaklık, birlikte büyüme platformu olarak görüyor ve devam ediyoruz. Bizi başarılarımızda ve açılışımızda yalnız bırakmayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz" Değişen çalışma kültürüne uyum ve Ege’deki yatırım Pandemi sonrası dönüşen çalışma teknolojileri, artan internet hızları ve sağlık beklentileri doğrultusunda şirketin kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirten Gökyay, Ege Bölgesi’nin son 10 yıldaki hızlı gelişiminin yeni yatırım kararlarını hızlandırdığını ifade ediyor. İzmir’de kurulan yaklaşık 1000 metrekarelik deneyim merkezi ise yalnızca bir satış alanı değil, profesyonellerin buluşup etkileşim kurabileceği bir platform olarak tasarlandı. Nurus’un yeni merkezi hakkında konuşan Gökyay, "Bu alanı yalnızca bir ürün satış noktası olarak değil; insanların, mimarlık firmalarının, insan kaynakları profesyonellerinin, danışmanların ve bilgi teknolojileri uzmanlarının bir araya gelip fikir alışverişi yapabilecekleri, konuşabilecekleri ve etkileşim oluşturabilecekleri bir ortam olarak tasarladık" şeklinde konuştu. Sessiz alan ihtiyacına yenilikçi bir çözüm: ’Calma’ Gökyay, Amerika, İngiltere, Almanya ve Körfez ülkelerine ihraç edilen ’Calma’ ürününün A sınıfı ses izolasyonu ve temiz hava kalitesi sunduğunu belirtti.. Yaklaşık 9 - 10 yıllık Ar-Ge çalışmasıyla geliştirilen bu ürün, artan mobil görüşmeler, video konferanslar ve değişen mekan ihtiyaçları doğrultusunda yeni nesil çalışma düzenine çözüm sunarak şirketi dünya çapında önde gelen markalardan biri haline getiriyor. Ürün hakkında konuşan Güran Gökyay, "Eskiden insanların masalarında bir iki telefon bulunurken bugün herkesin cep telefonu var ve aynı anda kullanılabiliyor. Video konferanslar çok hızlı şekilde başlıyor ve devam ediyor. Mobil görüşmeler artmış durumda. Şirketlerin de hızlı mekân değişimlerine ve adaptasyonlara ihtiyaçları var. Bu ürün, bu ihtiyaçlara çözüm sunmak için geliştirildi. Ürünle ilgili yaklaşık 9-10 yıldır çalışmalar yürütüyoruz. Bu konuda sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada en iyi 3-4 markadan biri olduğumuzu söyleyebiliriz" sözlerine yer verdi. Yüksek teknoloji ofis koltuklarında yerli üretim gücü Yerli ve milli bir üretim gücü olduklarını belirten Güran Gökyay, "Bugün Türkiye’de ve bölgede, özellikle sanayi ürünü hâline gelmiş yüksek teknoloji ofis koltuklarını tamamen Türkiye’de üretiyor olmak ve bunu yapan neredeyse tek firma konumunda bulunmak da bizim için ayrı bir övünç kaynağı. "Dünyayla entegrasyonumuzda da özellikle çalışma teknolojilerinin ve disiplinlerinin, pandemiden sonra tüm dünyada değişmiş olması; Türkiye’de ise 5G ve ileri internet hızlarının iş yapış biçimlerine etkisi; bununla birlikte insanların sağlık konusundaki beklentileri gibi alanlarda şirketimizin çok ciddi çalışmaları bulunuyor" açıklamasında bulundu.
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:09
Altay Başkanı Sinan Kanlı: "Türkiye’nin yardımına ihtiyacımız var"
Altay Başkanı Sinan Kanlı, resmi sosyal medya hesabından yardım çağrısında bulunarak, "Kurulduğu günden günümüze kadar adeta görünmez bir kahraman gibi Türkiye’ye hizmet eden ülkemizin her karış toprağında emeği olan kocaçınar Altay’ın bu kez Türkiye’nin yardımına ihtiyacı var" dedi. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Altay, tarihinin en karanlık dönemlerinden geçiyor. 2021-2022 sezonunda Süper Lig’de mücadele eden siyah-beyazlılar, o tarihten bu yana düşüşünü durduramayarak TFF 3. Lig’e kadar geriledi. Dört yıldır süren transfer yasağı ve geçmiş dönem oyuncu borçları nedeniyle açılan FIFA dosyaları da kulübün yakasını bırakmıyor. Kulübün toplam borcunun 1 milyar TL’ye dayandığı ifade ediliyor. Bu tablo karşısında Altay Başkanı Sinan Kanlı, resmi sosyal medya hesapları üzerinden bir yardım çağrısı yaparak camiaya ve tüm Türkiye’ye seslendi. "Bu sezon dosya sayısı 7’ye yükseldi" Son dönemlerde artan FIFA dosyalarına yönelik açıklamalarda bulunan Kanlı, "Sizlere sürekli iyi haberler vermeye çalışıyoruz. Ancak ne yazık ki bugün öyle bir gün değil. FIFA dosyaları kulübümüzün etrafını sarmaya şiddetle devam ediyor. Yıllardır var olan dosyalar her sezon ortalama iki başvuruyla kapanırken bizim yönetime gelişimizin üzerinden sadece 3 ay geçmiş olmasına rağmen bu sezon başvuru sayısı bir anda 7’ye yükselmiştir. Bizler Büyük Altay’ı ayağa kaldırmaya çalışırken bu ağır yaptırımlar, talep eden dosyalar hareket kabiliyetimizi ortadan kaldırıyor. Büyük Altay’ı tekrar ayağa kaldırma çabamızı ise maalesef sonuçsuz bırakıyor. O yüzden sizlere bu çağrıyı yapmak zorunda olduğum gerçeği ile karşı karşıyayım. Cumhuriyet öncesi dönemin mirası ve Cumhuriyetin temel taşı A Milli Takım başta olmak üzere tüm milli takımlarımıza sporcu ve teknik adam yetiştirerek hizmet eden ülkemizin milli gururu Altay tankını adını Fahrettin Altay Paşa’ya soyadını veren. Ülkemizin önemli değeri Büyük Altay ne yazık ki zor durumda" diye konuştu. "Unutmayın başka Altay yok" Altay’ın nasıl bu hallere geldiğini de anlatan Kanlı, "Bazı hatalı yönetimler, ekonomik krizler, deprem felaketleri ve Covid salgını gibi olumsuzluklar sonrası 112 yıllık koca çınar yorgun düştü ve ayakta kalma savaşı veriyor. Türkiye’nin köklü kulübü ve önemli devri olan Büyük Altay’a bu zorlu mücadelesinde sen de destek ol. Kurulduğu günden günümüze kadar adeta görünmez bir kahraman gibi Türkiye’ye hizmet eden ülkemizin her karış toprağında emeği olan koca çınar Altay’ın bu kez Türkiye’nin yardımına ihtiyacı var. Türkiye Cumhuriyeti İzmir Valiliği’nin özel izni ve denetiminde açılan yardım hesabına miktar gözetmeksizin yardım yaparak Büyük Altay’a can suyu verebilir, milli değerlerimize sahip çıkabilirsiniz. Unutmayın başka Altay yok" diyerek sözlerini noktaladı.
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:07
Düşük doz BT ile akciğer kanserinde erken tanı mümkün
Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin en yaygın nedeni olarak ilk sıralarda kendini gösteriyor. En büyük sorun ise hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlemesi. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) taramaları, hastalığı erken evrede yakalama imkânı vadediyor. Söz konusu tarama yöntemi hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nuran Katgı, bilimsel çalışmaların, bu yöntemle akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 20’ye varan oranlarda azaltılabileceğini gösterdiğini söyledi. Doç. Dr. Nuran Katgı, "Belirti beklemeden tarama yaptırın, erken tanı hayat kurtarır" dedi. Dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanserine yönelik Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı, önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Nuran Katgı, akciğer kanserinin sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) ile akciğer kanserinin erken teşhis edilebileceğini anlattı. Doç. Dr. Nuran Katgı, "Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin en başında yer almaktadır. Bunun başlıca nedeni, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlemesidir. Semptomlar ortaya çıktığında hastalık çoğunlukla ileri evreye ulaşmıştır. Sigara en önemli risk faktörüdür; buna ek olarak hava kirliliği, asbest, radon, genetik yatkınlık ve mesleki faktörler de etkili olur. Geç tanı konması, tedavi şansını düşürür ve mortaliteyi yüksek tutar" açıklamasını yaptı. Erken teşhisin önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Nuran Katgı, "Erken evrede tanı konan hastalarda cerrahi tedaviyle tam kür elde edilebilir. Erken tanı, hastalığın diğer organlara yayılmadan yakalanmasını sağlar. Bu durum sağkalımı belirgin şekilde artırır. Gecikmiş vakalarda ise tedavi seçenekleri sınırlıdır" dedi. Erken evre tümörler LDCT ile yakalanabilir Düşük doz bilgisayarlı tomografinin (LDCT), akciğerlerin düşük radyasyon dozu kullanılarak görüntülendiği özel bir tarama yöntemi olduğunu aktaran Doç. Dr. Nuran Katgı, "Klasik toraks BT’de ortalama radyasyon dozu 6-7 mSv iken, LDCT’de 1-2 mSv civarındadır. Yani, 3-5 kat daha düşük radyasyonla yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilir" dedi. Doç. Dr. Nuran Katgı, "Bilimsel veriler güçlüdür. ABD’de yapılan NLST (National Lung Screening Trial) çalışması, düşük doz BT taramasının akciğer kanserine bağlı ölümleri yüzde 20 oranında azalttığını göstermiştir. Avrupa’da yapılan NELSON çalışması da benzer şekilde mortalitede belirgin azalma saptamıştır. Bu sonuçlar, erken evre tümörlerin LDCT ile yakalanabileceğini göstermektedir" ifadelerini kaydetti. 50-80 yaş arası herkes LDCT ile tarama yaptırmalı Uluslararası kılavuzlara göre 50-80 yaş arası, en az 20 paket-yıl sigara öyküsü olan ve hâlen içen veya son 15 yıl içinde bırakmış bireylerin yılda bir kez LDCT taraması yaptırmasının faydalı olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Nuran Katgı, "Tarama genellikle yılda bir kez yapılır. Şüpheli bulgu saptanırsa, 3-6 ay gibi kısa aralıklarla kontrol çekimi önerilir. Rutin tarama sigara içmeyenler için önerilmez. Ancak pasif içicilik, aile öyküsü, radon veya asbest maruziyeti gibi ek risk faktörleri varsa hekim değerlendirmesi gerekir. LDCT’nin radyasyon dozu, klasik BT’ye göre çok daha düşüktür (yaklaşık 1-2 mSv). Bu oran doğal çevresel radyasyona yakındır, dolayısıyla hastalar güvenle yaptırabilir. LDCT işlemi ağrısız, kısa sürede tamamlanan, kontrast madde kullanılmayan bir yöntemdir. Risk minimaldir; esas önemli olan, sonuçların doğru yorumlanması ve gereksiz tetkiklerden kaçınılmasıdır. Her tarama testinde olduğu gibi LDCT’de de yanlış pozitif sonuçlar olabilir. Ancak Lung-RADS sistemiyle bu oranlar yüzde 10-13 seviyelerine düşmüştür. Yanlış negatif oranları ise düşüktür; düzenli yıllık tarama bu riski daha da azaltır" diye konuştu. Belirti beklemeden tarama yaptırın Akciğer kanserinin bir numaralı nedenlerinden biri de sigara kullanımı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Nuran Katgı, "Akciğer kanserine karşı sigara bırakmak en önemli adımdır ancak risk tamamen ortadan kalkmaz. 50-80 yaş aralığında 20 paket-yıl sigara öyküsü olan herkes yılda bir kez LDCT taraması yaptırmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır. Akciğer kanseri genellikle belirti vermeden ilerler. Şikayetler başladığında hastalık çoğu zaman geç evrededir. Belirti beklemeden tarama yaptırmak, hastalığı erken evrede yakalamanın en etkili yoludur. Yüksek risk grubunda yapılan düzenli LDCT taramaları, ölümleri anlamlı ölçüde azaltmaktadır. Erken tanı konan her hasta, kazanılmış bir hayattır. Erken tanı, güçlü hasta-hekim iletişimiyle mümkündür. Hastalar düzenli taramaya katıldıkça, hekimler de sonuçları doğru yönettiğinde başarı oranı artar. Multidisipliner yaklaşım, erken tanının başarısında kilit rol oynar" mesajını verdi.
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:16
Karşıyaka’da Ömer Faruk, bahis cezasına itiraz etmeye hazırlanıyor
Bahis oynadığı gerekçesiyle sezon başında PFDK tarafından 8 ay hak mahrumiyeti cezası alan Ömer Faruk Sezgin, son dönemde benzer durumda olan oyunculara yalnızca 45 gün ceza verilmesi üzerine Karşıyaka yönetimiyle birlikte bu duruma itiraz etmeye hazırlanıyor. Sezgin’in cezasında indirim talep edilecek. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka’da Ömer Faruk Sezgin sevinci yaşanıyor. Yaz döneminde büyük umutlarla transfer edilen golcü oyuncu, bahis oynadığı iddiasıyla sezon başında PFDK’ya sevk edilmiş ve yapılan incelemeler sonucunda 26 yaşındaki forvete 8 ay hak mahrumiyeti cezası verilmişti. Sezgin’in, geçmiş yıllarda 2. ve 3. Lig maçlarını izlemek amacıyla bir bahis sitesine üye olduğu ve site tarafından verilen bonusla kupon yaptığı ifade edilmişti. Son günlerde yürütülen bahis soruşturmasında ise benzer durumda olan oyunculara en alt sınırdan yalnızca 45 gün ceza verilmesi, Karşıyaka yönetimini harekete geçirdi. Yönetim, emsal kararları gerekçe göstererek tahkime başvurup Sezgin’in cezasında indirim talep edecek. Bu doğrultuda Ömer Faruk Sezgin’in sahalara dönmesine kesin gözüyle bakılıyor. Yaşanan gelişmelerin ardından 26 yaşındaki hücum oyuncusu yeniden Karşıyaka’ya katıldı ve takımla birlikte çalışmalara başladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder