GÜNDEM - 23 Ocak 2026 Cuma 09:34

Eski gasilhane binaları, İzmir’in sağlık tarihine ışık tutuyor

A
A
A
Eski gasilhane binaları, İzmir’in sağlık tarihine ışık tutuyor

İzmir’de 1900’lü yıllarda bulaşıcı hastalıklarla mücadele amacıyla tebhirhane olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından ise uzun yıllar gasilhane olarak kullanılan tarihi yapılar, İzmir’de yaşanabilecek afetlere karşı kritik bir rol üstleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından rezerv morg alanı olarak korunan alanın çevresi ise ambulans ve Evde Bakım hizmetleri araçlarının her gün yola çıktığı önemli bir sağlık durağı olma özelliğini sürdürüyor.


Konak Tepecik Mahallesi’nde yer alan tarihi gasilhane binaları, kentin sağlık tarihine ışık tutuyor. 1900’lü yıllarda tebhirhane olarak kullanılan yapılar, o dönem bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek amacıyla giysilerin dezenfekte edildiği alanlar olarak hizmet veriyordu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı tarafından gasilhaneye dönüştürülerek 40 yıldan uzun süre İzmir’in en büyük gasilhanesi olarak çalışan yapılar, günümüzde olası bir afet durumunda ihtiyacı karşılaması için rezerv bir morg alanı olarak kullanmak üzere hazır tutuluyor. Binaların çevresindeki alan ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin ambulansları ve Evde Bakım Birimi araçlarının her gün kentin dört bir noktasına hizmet ulaştırmak için yola çıktığı bir "sağlık durağı" olma özelliğini taşıyor. Tarihi binaların bitişiğinde bulunan Eşrefpaşa Hastanesi’ne ait bir diğer yapı ise hem ambulans servisi hizmetinin çağrı merkezi hem de personelin malzemelerini koyduğu ve dinlendiği bir alan olarak kullanılıyor. Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, "Burası, İzmir’in sağlık tarihi için çok önemli olan, korunması ve yaşatılması gereken bir alan" diyor.



"Rezerv alanı olarak koruma altında tutuyoruz"


1900’lü yıllarda tebhirhane olarak kullanıldığı bilinen yapılara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Başak Bayram, "İzmir bir liman kenti ve özellikle 1900’lü yıllarda bulaşıcı hastalıklar önemli bir sorundu. Bu binalar, bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında, halk sağlığı açısından önemli bir görev almış mimari yapılardır. Bu alanlar giysilerin dezenfeksiyonu gibi amaçlar için kullanılırdı. Sonraki yıllarda Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı tarafından gasilhaneye dönüştürüldü ve 40 yıldan uzun süre İzmir’in en büyük gasilhanesi olarak hizmet verdi. Yapı içinde iki adet de morg bulunuyor. Ülkemizde yaşanan büyük afetler, morgların çok önemli bir ihtiyaç olduğunu gösterdi. Gasilhane ve morglar, hastanemiz tarafından sürekli hazır tutuluyor. Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı, Zeytinlik hizmet binamızda yeni gasilhaneler açtı ve aktif olarak hizmet veriyor. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi olarak bu alanı bir rezerv alanı olarak koruma altında tutuyoruz" bilgisini verdi.



Ambulans ve Evde Bakım araçları, her gün bu bölgeden yola çıkıyor


Binaları çevreleyen dış alan ise birden fazla alanda hizmet veriyor. Bunlardan biri de geçen yıl Eşrefpaşa Hastanesi tarafından kurulan Ambulans Birimi. Dördü Acil Yardım Ambulansı, dördü Nakil Ambulansı olmak üzere toplam sekiz ambulans ile halka 24 saat hizmet veriliyor. Ambulans servisi ile bir yıldan kısa bir süre içinde 1600’den fazla müdahalede bulunulduğuna dikkat çeken Bayram, "Ayrıca Evde Bakım Birimi olarak Tire’den Dikili’ye kadar şehrimizin dört bir yanında hizmet veriyoruz. 28 ile 32 arasında aracımız, her gün hem gasilhane binalarının bulunduğu bu bahçeden hem de hastanemizin bir diğer noktası olan otoparkından yola çıkarak hizmet ulaştırıyor" ifadelerini kullandı.



Ambulans çağrı merkezi hizmet veriyor


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı ile düzenlediği proje kapsamında kadın üreme sağlığı konusunda halka bilgilendirici faaliyetlerini gasilhane binalarında yaptığını kaydeden Bayram, "Gasilhane binalarımızın yer aldığı alanda bulunan bir diğer yapımızda ise ambulans ihtiyacı için çağrı merkezimiz yer alıyor. Bu alanda personelin dinlenme ve malzeme bulundurma bölümleri de bulunuyor. Binada halkımıza eğitim faaliyetleri düzenlemeyi ve bazı idari birimlerimiz için alanlar oluşturmayı planlıyoruz" dedi.



Eski gasilhane binaları, İzmir’in sağlık tarihine ışık tutuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İZKİTAP’ta edebiyat şöleni yaşanıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, hafta sonunda da bahar havası eşliğinde adeta festival atmosferinde geçti. İzmirliler, Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde, gün boyunca söyleşilerde yazar ve şairlerle bir araya gelirken, imza etkinliklerinde uzun kuyruklar oluşturdu. İZKİTAP, yayınevleri, sahaflar, eğitim ve kültür kurumları ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirirken, yaklaşık 200 katılımcı ve 400’e yakın yazar, şair, gazeteci ve akademisyeni okurlarla buluşturuyor. Cumartesi günü güzel havayı da fırsat bilen İzmirliler, Kültürpark’ı doldurdu. Özellikle söyleşi alanları ve imza stantlarında kuyruklar oluştu. Okurlar hem sevdikleri yazarlarla bir araya gelme hem de yeni yayımlanan kitapları keşfetme fırsatı buldu. Kültürpark’ta, İZKİTAP ile eş zamanlı gerçekleştirilen ve birbirinden nadir ve göz alıcı klasik araçların sergilendiği Klasik Otomobil Sergisi de büyük ilgi gördü. İZKİTAP’ta 25 Nisan’da Behiç Ak, Beyhan Budak, Cihat E. Çiçek, Doğu Yücel, Mavisel Yener, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Saygı Öztürk, Sinan Meydan, Şükrü Erbaş ve Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli yazar, şair ve gazeteci İzmirlilerle bir araya geldi. Fuar kapsamında Gazeteci - Yazar Murat Ağırel, Tarihçi - Yazar Sinan Meydan, Klinik Psikolog Yazar Beyhan Budak ve Yazar Dr. Efdal Sevinçli söyleşilerde okurlarla buluşan isimler arasında yer aldı. "Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı" "Atatürk’ün Mirası: Laik Cumhuriyet" başlıklı söyleşiyle okurlarıyla buluşan Sinan Meydan, Atatürk ilke ve inkılaplarının tarihi önemine dikkat çekerek, "Cumhuriyet devrimleri yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm projesidir. Özellikle kadın hakları konusunda atılan adımlar, dönemin pek çok ülkesinin ilerisindedir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, medeni kanunla sağlanan eşitlikler, çağdaşlaşma sürecinin en somut göstergelerindendir" diye konuştu. Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasının önemini vurgulayan Meydan, "Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı. Bu bilinçle hareket etmek ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Çanakkale Savaşı’nda ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ diyen bir liderin mirasçıları olarak, bu değerleri yaşatmaya devam edeceğiz" dedi. Meydan, söyleşinin ardından okurlarına kitaplarını imzaladı. Modern hayatta anlam arayışı ve dengeli yaşamın önemi Fuar kapsamında düzenlenen "İnsanın Anlam Arayışı" başlıklı söyleşide konuşan Beyhan Budak, "Hayatta kontrol edemediğimiz pek çok şey var. Olan olur, olacak olan da olur, her şeyi kontrol etmeye çalışmak kaygıyı artırır. Huzur ise biraz da bu akışı kabul edebilmekten geçiyor. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Oysa iyi hissettiren şey, her şeyi yapmak değil, daha az ama daha nitelikli bir yaşam kurabilmek" ifadelerini kullandı. Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu vurgulayan Budak, "Popüler olan her şeyin bize iyi geleceğini düşünmemeliyiz. Kendimiz için gerçekten iyi olanı keşfetmek daha sahici bir yaklaşım" diye konuştu. İnsan ilişkilerinin önemine de değinen Budak, "Yalnızlık zaman zaman tercih edilebilir, ancak insanın insana ihtiyacı vardır. Hiç kimse tek başına iyi değildir. Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır, önemli olan ilişkilerde bize iyi gelen tarafları görebilmek ve besleyebilmektir" dedi. İzmir’in ilk mizahi ve karikatür gazetesi Kara Sinan’ı anlattı İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı tarafından düzenlenen söyleşide konuşan akademisyen Dr. Efdal Sevinçli, İzmir basın tarihine ışık tutan önemli bilgiler paylaştı. Sevinçli, "Kara Sinan, 3 Haziran 1875’te yayımlanmaya başlayan ve İzmir’in ilk mizahi ve karikatür gazetesi olarak kabul edilen çok önemli bir yayın. Haftalık olarak çıkarılan bu gazete, genellikle dört sayfa olarak basılmış, ilk üç sayfasında yazılara, son sayfasında ise karikatürlere yer verilmiştir" dedi. Kentin mizah geleneğinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Sevinçli, "Kara Sinan üzerinden İzmir’in yalnızca ticaret değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve basın hayatına sahip olduğunu da görebiliyoruz. Bu yayın, kentin çok kültürlü yapısı içinde mizahın nasıl üretildiğini göstermesi açısından da oldukça kıymetli" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabının kazananı belli oldu Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabının kazananı Atabay Challengers ekibi oldu. Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabı, nefes kesen mücadelelerin ardından tamamlandı. İstanbul’dan start alıp Çanakkale Boğazı’nda sona eren yarışlara 14 ülkeden 500’ün üzerinde sporcu katıldı. 140 deniz millik zorlu parkuru 15 saat 27 dakikada tamamlayan Atabay Challengers, ’Line Honours’ ödülünün yanı sıra etap kapsamındaki üç yarışta da en iyi dereceyi elde ederek Çanakkale Kupası’nın şampiyonu oldu. ’Tarihe Saygı’ mottosuyla düzenlenen yarışlar, Çanakkale Boğazı’nın eşsiz atmosferinde görsel bir şölen sunarken spor turizmi açısından da önemli bir buluşmaya sahne oldu. Tarih ve doğanın buluştuğu bu özel organizasyon, Çanakkale’de sporun gücünü bir kez daha ortaya koydu. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yarışa ilişkin yapılan açıklamada, "Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabı, nefes kesen mücadelelerin ardından tamamlandı. İstanbul’dan start alıp Çanakkale Boğazı’nda sona eren yarışlara 14 ülkeden 500’ün üzerinde sporcu katıldı. 140 deniz millik zorlu parkuru 15 saat 27 dakikada tamamlayan Atabay Challengers, "Line Honours" ödülünün yanı sıra etap kapsamındaki üç yarışta da en iyi dereceyi elde ederek Çanakkale Kupası’nın şampiyonu oldu. "Tarihe Saygı" mottosuyla düzenlenen yarışlar, Çanakkale Boğazı’nın eşsiz atmosferinde görsel bir şölen sunarken spor turizmi açısından da önemli bir buluşmaya sahne oldu. Tarih ve doğanın buluştuğu bu özel organizasyon, Çanakkale’de sporun gücünü bir kez daha ortaya koydu" ifadelerine yer verildi.
Şırnak Cizre fayı için kritik bilimsel çalışma başlatıldı Şırnak’ın Cizre ilçesinde, bölgenin deprem risk haritasını ortaya koyacak kritik bir bilimsel çalışma başlatıldı. AFAD ile TÜBİTAK iş birliğinde yürütülen "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi" Projesi kapsamında, Cizre Fay Hattı detaylı şekilde inceleniyor. Şırnak ile Cizre arasındaki tüneller mevkii ve Kasrik Boğazı hattında gerçekleştirilen paleosismolojik kazılarla, yer altındaki geçmiş depremlerin izleri gün yüzüne çıkarılıyor. Çalışmalarda, Cizre fayının en son ne zaman kırıldığı, gelecekte deprem üretme potansiyelinin ne olduğu ve muhtemel bir kırılmanın ne zaman yaşanabileceği gibi hayati sorulara bilimsel verilerle yanıt aranıyor. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 7 profesör ve uzman akademisyen, sahada titizlikle incelemelerde bulunuyor. Çalışmalara Dokuz Eylül Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi katkı sağlıyor. Saha operasyonlarında Şırnak AFAD İl Müdürlüğü ile Cizre Belediyesi itfaiye ekipleri de lojistik destek sunuyor. Uzmanlar, elde edilecek verilerin yalnızca bölge için değil, Türkiye genelindeki deprem hazırlık stratejileri açısından da önemli bir referans oluşturacağını belirtiyor. Bölgenin yer altı tarihine ışık tutacak bu kapsamlı çalışma, muhtemel afetlere karşı alınacak önlemlerin bilimsel zemine oturtulması açısından büyük önem taşıyor. Cizre fay hattından elde edilecek sonuçların, gelecekteki risk analizleri ve kentsel güvenlik planlamalarında belirleyici rol üstlenmesi bekleniyor.
Manisa Manisa’nın tarihi ve lezzet mirası ön plana çıktı 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, bu yıl kültür, sanat ve gastronomiyi buluşturan etkinlikleriyle dikkat çekti. Usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç’ın katıldığı söyleşiler ile ünlü şef Danilo Zanna’nın yer aldığı gastronomi programları, kentin tarihi ve lezzet mirasını ön plana çıkardı. Festival kapsamında düzenlenen söyleşide, moderatörlüğünü Utku Yılmaz’ın yaptığı programda usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, Manisa’nın köklü geçmişine ve zengin mutfak kültürüne vurgu yaptı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte konuşan sanatçılar, Manisa’nın her köşesinin ayrı bir hikaye barındırdığını belirterek kentin uluslararası alanda daha etkin tanıtılması gerektiğini ifade etti. Söyleşiye katılan Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ise Manisa’nın adeta bir açık hava müzesi olduğunu belirterek, "Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı, Sardes Antik Kenti ve Spil Dağı Milli Parkı gibi değerlerimizle turizm potansiyelimizi her geçen gün artırıyoruz. Kadın kooperatifleri ve yerel üretim projeleriyle kırsal kalkınmayı desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Festivalin gastronomi etkinlikleri de gün boyu yoğun ilgi gördü. "Yeni Gastronomi Akımı: Hızlı Tüketimden Sağlıklı ve Geleneksel Lezzetlere Dönüş" başlıklı söyleşide yerel mutfakların sürdürülebilirliği ele alınırken, "41 Bitkinin Bugünkü Karşılığı" panelinde mesir macunundaki şifalı bitkiler bilimsel açıdan değerlendirildi. Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen "Manisa’nın Lezzet ve Kültür Haritası: 17 İlçenin Tescilli Değerleri" programında ise Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve ünlü şef Danilo Zanna konuşmacı olarak yer aldı. Programda, 17 ilçeye özgü coğrafi işaretli ürünler ve yöresel lezzetler tanıtıldı. "Lezzetiyle Yaşayan Festival" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Akhisar köftesi, Salihli odun köftesi, Alaşehir kapama, keşkek, Manisa kebabı, tahinli pide ve üzüm suyu gibi pek çok yöresel ürün katılımcıların beğenisine sunuldu. Şef Danilo Zanna, Manisa’ya özgü tahinli pideyi çok beğendiğini belirterek bu lezzeti MasterChef programına taşıyacağını söyledi. Programda konuşan Başkan Besim Dutlulu, Mesir Festivali’nin kapsamını genişlettiklerini belirterek, "486 yıllık bu köklü geleneği bilim, sanat ve gastronomiyle zenginleştirdik. Gastronomi panayırı, doğa sporları, fitoterapi konferansları ve kültürel etkinliklerle dolu bir program hazırladık. Mesir, 41 çeşit baharatın birleşimiyle oluşan şifalı bir mirastır" dedi. Şef Danilo Zanna ise Manisa’nın gastronomik açıdan büyük bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayarak, "Türkiye’de keşfettiğim ilk şehirlerden biri Manisa’ydı. Bu lezzet mirasını yerinde deneyimlemek benim için büyük bir mutluluk" ifadelerini kullandı. Bu yıl düzenlenen etkinliklerle 486 yıllık köklü geçmişiyle dikkat çeken Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek kentin tanıtımına da önemli katkı sundu.