Yerel Haberler
İzmir
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:12 İzmir’de lüks site yolu toprak kayması nedeniyle kapandı İzmir genelinde etkisini sürdüren şiddetli sağanak yağış, Narlıdere ilçesinde toprak kaymasına neden oldu. Asma Bahçeler sitesine ulaşımı sağlayan yolda meydana gelen heyelan ve devrilen ağaç nedeniyle yol ulaşıma kapandı. İzmir’de sabah saatlerinden itibaren şiddetini artıran sağanak yağış, Narlıdere ilçesinde bulunan, Tanyer İnşaat Asma Bahçeler Sitesi yolunda küçük çaplı bir heyelana neden oldu. Bölgedeki lüks siteye ulaşımı sağlayan yolda, aşırı yağışın etkisiyle toprak kayması meydana geldi. Bölgede sağanak yağışın toprağı yumuşatmasıyla birlikte yolun alt kısmındaki toprak tabakası kayarken bu sırada bir ağaç da kökünden sökülerek yola devrildi. Olayın sabahın erken saatlerinde gerçekleşmesi muhtemel bir kötü durumu önlerken, site sakinleri güne küçük çaplı bir heyecanla başladı. Tehlike sürüyor Yolun bir kısmının çökmesi ve devrilen ağacın geçişi tamamen kapatması üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Siteye araç giriş ve çıkışları geçici süreliğine durdurulurken, zeminde hala küçük taşların düşüyor olması ve toprak kaymasının devam etmesi nedeniyle çalışma gerçekleştirilemiyor. Vatandaş imar iznini eleştirdi Bölge sakinlerinden Ömer Altıntaş, bölgenin sürekli heyelan tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, özellikle yağmur yağdığında toprağın durmaksızın çöktüğünü ifade etti. Zeminin son derece yumuşak ve dolgu alanlardan oluştuğunu vurgulayan Altıntaş, bu durumun yeni olmadığını ve geçmişte çok daha büyük çökmelerin yaşandığını dile getirdi. Mevcut betonlandırma çalışmalarının heyelanı önlemede yetersiz kaldığını savunan Altıntaş, zemin sağlam olmadığı halde bölgeye yüksek katlı imar izinleri verilmesini eleştirdi. Altıntaş, inşaatlarda kullanılan fore kazık yönteminin de bu zemin yapısında çözüm sunmadığını belirterek şunları söyledi: "Fore kazıklar 6-10 metre derinliğe inse bile alt tabaka boş olduğu için toprak her zaman kaymaya müsaittir. 1992 yılında bizler burada otururken belediyeye tapu için başvurduğumuzda, bölgenin imara açık olmadığı söylenmişti. Ancak bugün aynı yere 11-12 katlı binalar yapılıyor. O dönemde bizim müstakil evlerimize izin verilmezken, şimdi belirli firmalara imkanlar sağlanıyor." "İyi ki buradan ev almamışız" Yakındaki bir sitede ikamet eden Esma Karagöz ise yürüyüşe çıktığında karşılaştığı manzara karşısında büyük tedirginlik yaşadığını belirtti. İnşaat aşamasında da benzer sorunların yaşandığına dikkat çeken Karagöz, kazı çalışmaları sırasında topraktan hiç kaya veya sert zemin çıkmadığını, tamamen yumuşak bir yapıyla karşılaşıldığını gözlemlediğini ifade etti. Kendi oturduğu sitenin istinat duvarında da su birikmesi sonucu çökmeler ve esnemeler meydana geldiğini belirten Karagöz, yetkililere yaptıkları başvurulardan henüz bir sonuç alamadıklarını dile getirdi. Zeminin güvensizliği nedeniyle geçmişte bu bölgeden ev almaktan vazgeçtiklerini söyleyen Karagöz, "İyi ki almamışız diyoruz. Yetkililerin hem bizim sitemizin istinat duvarı hem de bu bölge için daha sağlam altyapı çalışmaları yaparak duyarlı davranmalarını bekliyoruz" dedi.
Buca Belediyesine operasyonda gözaltı sayısı 26’ya yükseldi
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:13 Buca Belediyesine operasyonda gözaltı sayısı 26’ya yükseldi İzmir’de Buca Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet soruşturması kapsamında gerçekleşen operasyonda gözaltı sayısı 26 oldu. Gözaltına alınanlar arasında Ruhsat ve Denetim Müdürü’nün de bulunduğu öğrenildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada; rüşvet karşılığında imar ve planlarda mevzuata aykırı olan yerleri usulüne uygunmuş gibi ruhsatlandıran ve bu yolla menfaat temin ettikleri tespit edilen şüpheliler belirlendi. Soruşturma kapsamında harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine, aralarında Buca Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü’nün de bulunduğu toplam 28 şüphelinin yakalanması için talimat verildi. Sabah saatlerinde adreslere yapılan baskınlarda 25 şüpheli yakalanırken, 1 şüphelinin yurtdışında olduğu tespit edilmiş, 2 firari şahsa yönelik yakalama çalışmaları sürüyordu. Firarilerden 1 şüphelinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 26 oldu. Rüşvet çarkı iddiası Yargıyı harekete geçiren sürecin, özellikle son bir yıl içerisinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına doğrudan sunulan suç duyurularıyla başladığı öğrenildi. Şikayetlerin odağında; imar usulsüzlükleri, haksız ruhsatlandırma süreçleri ve ’iş takipçiliği’ adı altında yürütülen rüşvet çarkı iddialarının bulunduğu öne sürüldü.
İzmir’de deprem ve afetlere karşı kapsamlı çalışma
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:08 İzmir’de deprem ve afetlere karşı kapsamlı çalışma İzmir Büyükşehir Belediyesi, deprem ve afetlere karşı Türkiye’nin en kapsamlı bilimsel hazırlıklarından birini yürütüyor. Bu kapsamda yapı stoku tarandı, faylar kazıldı, tsunami senaryoları çıkarıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yalnızca depremlerde oluşabilecek hasarları azaltmayı değil; kentin yaşam kalitesini yükselten, doğayla uyumlu ve uzun vadede sürdürülebilir dirençli kent modeli oluşturmayı hedefliyor. Yapı stoku çalışmaları kapsamında Bayraklı ve Bornova’da 96 bin binanın ön incelemesi yapıldı. Karşıyaka’da 22 bin 500 binanın incelendiği çalışmada ise saha aşaması tamamlandı. Bornova’da mikrobölgeleme çalışmalarını tamamlayan Büyükşehir, zemin çalışmalarına Karşıyaka’da devam ediyor. "İzmir Depremsellik ve Tsunami Araştırması" kapsamında kentin kıyı kesimleri için tsunami risk haritaları da oluşturuldu. Yapı envanteri, depremsellik-tsunami araştırması ve zemin çalışmalarını birlikte yürüten Büyükşehir Belediyesi, tüm çalışmaların verileriyle Deprem Master Planı’nı tamamlayacak. Karşıyaka’nın yapılarına mercek İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, Bornova ve Bayraklı’nın ardından Karşıyaka’da başlattığı yapı stoku çalışmalarının saha aşamasını tamamladı. İnşaat mühendislerinden oluşan uzman ekip 27 mahalledeki 22 bin 500 yapının, muhtemel bir deprem anında vereceği tepkiyi belirlemek için ön inceleme çalışmalarını bitirdi. İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ile yürütülen çalışmalar kapsamında detaylı analiz gerektiren binaları belirlemek için iki aşamalı yöntem uygulandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Yapı İnceleme ve İyileştirme Şube Müdürlüğü’nde görevli yüksek inşaat mühendisi Rana Şenkaya, "Bu çalışmalardaki amacımız, yapıların deprem etkisi altındaki davranışlarını belirlemek. Böylece gelecekteki kentsel dönüşüm, şehir planlaması ile Deprem Master Planı çalışmaları için önemli veriler sunmuş olacağız" diye konuştu. Yapı stoku çalışmasının riskli yapı tespiti olmadığını, bölgesel bazlı binalar arasında bir önceliklendirme çalışması olduğunu aktaran Şenkaya, "Biz bu çalışma sayesinde yapılarımızın deprem etkisi altındaki güvenliğini ortaya koymayı hedefliyoruz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yapı stoku çalışmaları kapsamında Bayraklı ve Bornova’da 96 bin binanın ön incelemesini tamamladı. Sağlıklı kentler için yerin altına inildi Bornova’da mikrobölgeleme çalışmalarını tamamlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka’da zemin çalışmalarını sürdürüyor. 2 bin hektarlık alanda devam eden sondaj çalışmalarıyla sağlıklı zeminleri bilimsel verilerle ortaya koymayı hedefliyor. Projede 120 sondaj kuyusu açılması planlanırken, bugüne kadar 60 kuyu tamamlandı. Çalışmalar kapsamında toplam 7 bin metrelik sondaj gerçekleştirilerek. Zeminden alınan numuneler, detaylı analiz için Ege Şehir Laboratuvarı’na gönderiliyor. Proje kontrol şefi olarak görev yapan jeoloji mühendisi Kıvanç Sözen, sondaj çalışmalarının zemin türüne göre farklı derinliklerde yapıldığını belirterek, "Alüvyon zeminlerde 200 metrelik, kayalık zeminlerde ise 300 metrelik karelajlar oluşturduk. Sondaj derinlikleri 30 metre ile 300 metre arasında değişiyor" dedi. Sözen, kayalık alanlarda ise ortalama 20 metre derinliğe kadar sondaj yapıldığını aktardı. Sözen, ayrıca Karşıyaka’da dört farklı noktada eş zamanlı yürütülen çalışmalar kapsamında elde edilen verilerin yalnızca afet risklerinin belirlenmesinde değil, yapılaşma kararlarından kentsel dönüşüm süreçlerine kadar pek çok alanda sağlıklı kent planlamasının temelini oluşturacağını vurguladı. Büyükşehir, Bornova’daki mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında 7 bin 12 hektarlık alanda yaklaşık 1500 adet sondaj kuyusu açmıştı. Diğer 11 merkez ilçede çalışmaların etaplar halinde tamamlanması hedefleniyor. Deprem ve tsunami tehlikesine karşı uluslararası iş birliği İzmir Büyükşehir Belediyesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle yürütülen "İzmir Depremsellik ve Tsunami Araştırması" kapsamında kentin kıyı kesimleri için tsunami risk haritaları oluşturdu. Yaklaşık 30 bin farklı senaryonun değerlendirildiği çalışmalar sonucunda, 600 kilometrelik kıyı şeridi boyunca "Olasılıksal Tsunami Baskın Haritaları" hazırlandı. Bu çalışmalar doğrultusunda Seferihisar ilçesinin, UNESCO destekli CosastWAVE Projesi kapsamında dünya çapında sertifikalandırılması için başvuru yapıldı. Proje kapsamında tsunami tahliye haritalarının oluşturulması, tabelaların yerleştirilmesi, eğitim ve tatbikatların gerçekleştirilmesi planlanıyor. Amaç, İzmir’in tüm kıyı ilçelerini tsunamiye hazır hale getirmek. Heyelan ve zemin riskleri haritalandı İzmir’in 30 ilçesini kapsayan heyelan envanteri çalışmasıyla mevcut ve potansiyel risk alanları Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ortamında haritalandı. Elde edilen veriler, kentsel planlama ve afet risk azaltma çalışmalarına altlık oluştururken, kritik bölgelerde alınması gereken mühendislik önlemleri için teknik çalışmaların başlatılması planlanıyor. İzmir ve çevresindeki faylar ele alınıyor Öte yandan İzmir ve yakın çevresindeki aktif fay hatları, paleosismoloji çalışmalarıyla bütüncül biçimde ele alınıyor. Açılan hendekler sayesinde fayların geçmişte kaç deprem ürettiği, tekrar aralıkları ve muhtemel deprem büyüklükleri belirleniyor. Çalışmalar yüzde 80 oranında bitirildi. 25 aktif fay hattı üzerinde 2 metre genişliğinde, 4 metre derinliğinde yer yer 40 metre uzunluğunda yaklaşık 111 lokasyonunda planlanan hendeklerden 90’ı (il sınırları içerisinde 64 adet, il dışında 26 adet) tamamlandı. İzmir Deprem Master Planı çalışmaları sürüyor İzmir Deprem Master Planı hazırlık çalışmaları da devam ediyor. Çalışmalar; Dokuz Eylül Üniversitesi ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde yürütülürken, deprem tehlikesinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, planlama ve imar kararlarının gözden geçirilmesi, hukuki ve mali çerçevenin güçlendirilmesi ile toplum temelli afet bilincinin artırılması hedefleniyor. Deprem Master Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda yer alan "Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği" hedefiyle uyumlu olarak hazırlanıyor. Planın bilimsel altyapısı için yapı stoku envanteri, depremsellik ve tsunami araştırmaları, mikrobölgeleme etüt çalışmaları tamamlandığında, güvenli kent planlaması için gerekli tüm veriler tek çatı altında toplanmış olacak. Plan kapsamında 8 ana başlıkta çalışma yürütülecek. Toplanma ve barınma alanları güçlendiriliyor AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında İzmir genelinde 71 barınma alanı ve 2 bin 425 toplanma alanı da belirlendi. Bu alanlara ilişkin altyapı ve üstyapı iyileştirmeleri sürerken, tüm veriler Coğrafi Bilgi Sistemi üzerinden dijital ortama aktarılıyor. Toplanma alanları, barınma alanların kapasite yeterliliği, erişilebilirliği, altyapı donanımı (tuvalet, elektrik ve lojistik) konularında uygulamaya dönük çalışmalar yürütülecek.
İzmir’de imam hatiplilerden kan bağışı seferberliği
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:02 İzmir’de imam hatiplilerden kan bağışı seferberliği ÖNDER İmam Hatipliler Derneği ve Türk Kızılay iş birliğiyle düzenlenen "İyilik kanımızda var" kampanyası kapsamında, İzmir’de kan bağışı seferberliği başlatıldı. Türkiye genelinde 81 ilde ve ilçelerdeki 680 imam hatip derneğinin katılımıyla hayata geçirilen proje, İzmir’de Konak Meydanı’nda düzenlenen basın açıklaması ve kan bağışı etkinliği ile başladı. Toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi ve kalıcı bir gönüllülük kültürü oluşturmayı hedefleyen kampanya çerçevesinde; 15 Temmuz Şehitleri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Kemalpaşa İmam Hatip Ortaokulu, Şehit Ömer Halis Demir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve İzmir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde de eş zamanlı olarak kan bağışı stantları kuruldu. "Hedefimiz kan bağışını sürekli hale getirmek" Kampanyanın açılışında konuşan İzmir ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Başkanı İzzet Gündüz, Türk Kızılay’ı ile iş birliği içinde 81 ili kapsayan bir hareket başlattıklarını belirtti. Gündüz, "Türk Kızılay’ı ile ortak bir çalışma çerçevesinde başlattığımız ve ’İyilik için bir adım at, iyilik kanımızda var’ mottosuyla yola çıktığımız bu projede temel hedefimiz; kan bağışını bir günlük değil, sürekli ve sürdürülebilir hale getirmek ve bu alışkanlığı toplumumuza kazandırmaktır" dedi. Her bağışçı için 3 fidan Türkiye’nin en geniş sivil toplum ağını oluşturan camialarını, öğrencileri, velileri ve gönüllüleri Türk Kızılay’ı çatısı altında bir araya getirdiklerini ifade eden Gündüz, organizasyonların 2026 yılı boyunca Türk Kızılay’ı İzmir Şubesi iş birliğiyle farklı lokasyonlarda devam edeceğini bildirdi. Kampanyanın çevresel boyutuna da dikkat çeken İzzet Gündüz, "Kampanya kapsamında her bağışçımıza bir sertifika takdim edilecek ve Türk Kızılay’ı tarafından bağışçılarımızın adına üçer adet fidan dikilecektir. Böylece hem kan bağışı yaparak insan sağlığına hem de fidan dikimiyle doğaya katkıda bulunmuş oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:06 Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi Küresel ticarette dalgalanmaların ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde Aliağa, güçlü sanayi altyapısı, entegre liman tesisleri ve lojistik kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin dış ticaretteki en kritik merkezlerinden biri olma konumunu 2025 yılında da pekiştirdi. Ege Bölgesi sanayisini dünya pazarlarına bağlayan Aliağa, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir dış ticaret üssü olarak öne çıkıyor. İzmir, Manisa ve Aydın başta olmak üzere Batı Anadolu’daki sanayi üretiminin ana çıkış kapısı haline gelen Aliağa, 2025 yılında ulaştığı 35 milyar 311 milyon dolarlık dış ticaret hacmiyle Ege Bölgesi’nin dış ticaret omurgasını oluşturmaya devam etti. Ege İhracatçılar Birlikleri (EİB) verilerine göre 2025 yılında Aliağa limanlarından gerçekleşen ihracat bir önceki yıla göre yüzde 2,2 artışla 21 milyar 716 milyon dolar olurken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ithalat ise bir önceki yıla göre yüzde 7,4 düşerek 13 milyar 487 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu tabloyla Aliağa, 9 yıldır aralıksız dış ticaret fazlası veren nadir merkezlerden biri olma özelliğini sürdürdü. 2025 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 161 seviyesine ulaştı. Kimya, elektronik ve çelik ihracatta öne çıktı 2025 yılı ihracat verileri sektörel çeşitliliğin ve üretim gücünün geldiği noktayı da ortaya koydu. Aliağa limanlarından en fazla ihracat, 6 milyar 300 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe gerçekleşti. Bu sektörü 2 milyar 706 milyon dolarla elektrik-elektronik ürünleri ve 2 milyar 628 milyon dolarla çelik ürünleri izledi. Söz konusu veriler, Aliağa’nın katma değeri yüksek ve sanayi temelli ihracat yapısını güçlendirdiğini gösterdi. Ege’nin yüzde 58’i, Türkiye’nin yüzde 8’i Aliağa’dan Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, 2025 yılı dış ticaret verilerini değerlendirirken Aliağa limanlarının bölgesel ve ulusal ölçekte üstlendiği role dikkat çekti. Ertürk, Ege Bölgesi toplam ihracatının yüzde 58’inin, Türkiye ihracatının ise yüzde 8’inin Aliağa limanlarından gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı şekilde Ege Bölgesi ithalatının yüzde 51’i, Türkiye ithalatının ise yüzde 3,7’si Aliağa üzerinden yapıldı. Toplam dış ticarette ise Aliağa, Ege Bölgesi’nin yüzde 55,8’ini, Türkiye’nin ise yüzde 5,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Bu verilerin, Aliağa’nın artık yalnızca bir liman bölgesi değil; üretim, ticaret ve lojistiğin entegre olduğu uluslararası bir ticaret hub’ı haline geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Ertürk, 2050 yılına kadar limancılık ve lojistikte Aliağa’nın Türkiye ve dünya ortalamasının üzerinde büyümeye devam edeceğine dair güçlü öngörüler bulunduğunu ifade etti. Yük ve gemi trafiğinde Türkiye’nin zirvesinde Aliağa’nın, yalnızca dış ticaret performansıyla değil, limanlar bölgesindeki güçlü rakamlarıyla da dikkatleri üstüne çektiğini söyleyen Başkan Ertürk, "2025 yılında Aliağa limanlarında gerçekleştirilen toplam yük elleçlemesi, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artışla 88 milyon 699 bin ton seviyesine ulaşarak, Türkiye’de en fazla yük elleçlenen liman bölgesi olma unvanını korudu. Aynı dönemde Aliağa limanlarına uğrayan gemi sayısı yüzde 2,26 artışla 6 bin 224’e yükselerek, Kocaeli’nin ardından Türkiye’nin en yoğun gemi trafiğine sahip ikinci liman bölgesi oldu. Bu tablo, Aliağa’nın uluslararası deniz ticaretinde güvenilir ve tercih edilen bir merkez haline geldiğinin somut bir göstergesidir" dedi. Konteyner ve sıvı yükte stratejik lojistik güç 2025 yılında ulaşılan 1 milyon 701 bin TEU konteyner elleçleme hacmiyle Aliağa limanlarının, Türkiye genelinde ilk 5 liman bölgesi arasında yer aldığını söyleyen Ertürk; "Konteynerden dökme ve genel kargoya kadar çok farklı yük türlerine aynı anda hizmet verebilen entegre liman yapımız, küresel ticarette önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’deki toplam sıvı yük elleçlemesinin yaklaşık yüzde 30’unun Aliağa limanlarında gerçekleştirilmesi, bölgemizin enerji ve petrokimya lojistiğinde ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi, enerji ve lojistikte çok yönlü güç Son 15 yılda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Aliağa’nın, Türkiye’nin en hızlı büyüyen bölgelerinden biri konumuna ulaştığını ifade eden ALTO Başkanı Ömer Ertürk, "Aliağa, ülkenin demir-çelik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini, işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 50’sini tek başına karşılıyor. Konvansiyonel enerji üretiminin yanı sıra rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarıyla yenilenebilir enerji alanında da güçlü bir üretim kapasitesine sahip olan bölge; hububat depolama, antrepo ve lojistik geri hizmetleriyle ticaret zincirini tamamlayan bir ekosistem sunuyor. 2026 yılında üretime başlayacak olan Honda’nın motosiklet yatırımı ve Nordex’in kanat üretim tesisi de Aliağa’nın çok sektörlü ekonomik yapısını güçlendiren yatırımlar oldular. Bu çok yönlü yapı, Aliağa’nın sahip olduğu ekonomik ve jeostratejik avantajları daha da belirgin hale getirirken, yerli ve yabancı yatırımcıların dikkatini bölgeye yoğunlaştırıyor. Son dönemde yatırımların yönünün Aliağa ve çevresine çevrilmesi de bu potansiyelin somut bir göstergesi" dedi. "Aliağa’nın gücü, altyapı yatırımlarıyla tam anlamıyla açığa çıkar" Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, Aliağa’nın güçlü konumuna rağmen çözüm bekleyen yapısal sorunların bulunduğunu da vurgulayarak, bu gücün sürdürülebilir kılınabilmesi için kamu ve özel sektörün eş zamanlı, kararlı ve koordineli adımlar atmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Mevcut durumda limanlar bölgesi ile ağır sanayi alanlarının, özellikle ulaşım altyapısı başta olmak üzere önemli eksikliklerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Ertürk, bugün ortaya çıkan yüksek kapasitenin, yetersiz altyapıya rağmen bölgedeki yatırımcıların özverili çalışmalarıyla sağlandığını kaydetti. Liman geri sahaları, ulaşım altyapısı ve lojistik destek alanlarının bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmaması halinde mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Ertürk, limanlar ve ağır sanayi bölgesinin önümüzdeki 40–50 yıllık lojistik ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerektiğini vurguladı. Parçacıl çözümlerin yeterli olmadığını ifade eden Ertürk, yetkili kurumlar ile yatırımcıların ortak vizyon ve güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi halinde Aliağa’nın sürdürülebilir büyümesinin hız kazanacağını; doğru planlama ve nitelikli altyapı yatırımlarıyla desteklendiğinde Aliağa’nın sanayi, üretim, istihdam ve ihracat alanlarında Türkiye ekonomisine katkısının önümüzdeki yıllarda da artarak süreceğini ifade etti.
EÜ’de 6 ön lisans programı daha akreditasyon aldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:16 EÜ’de 6 ön lisans programı daha akreditasyon aldı Ege Üniversitesi (EÜ), eğitimde kalite güvencesi ve akreditasyon çalışmaları kapsamında önemli bir başarıya daha imza attı. Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği-Mesleki Eğitim Akreditasyon Kurulu (MEDEK) tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, Ege Üniversitesi bünyesindeki meslek yüksekokullarında yer alan 6 ön lisans programı akreditasyon belgesi almaya hak kazandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı başkanlığında gerçekleştirilen Senato Toplantısında, MEDEK tarafından yürütülen değerlendirme süreci sonucunda akreditasyon almaya hak kazanan programlara ilişkin bilgiler paylaşıldı. Ege Üniversitesinin eğitim ve araştırma kalitesinin niteliğini artırmaya devam ettiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Kaliteyi ve akreditasyonu üniversitemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ege Üniversitesi olarak, şeffaflık ve sürekli iyileştirme ilkeleri doğrultusunda kalite çıtamızı yükseltmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda meslek yüksekokullarımız akreditasyon süreçlerini başarıyla tamamladılar. Ege Meslek Yüksekokulunun; Makine, Resim Konstrüksiyon, Gıda Teknolojisi ve Elektronik Haberleşme Teknolojisi programları; Ödemiş Meslek Yüksekokulunun; Süt ve Besi Hayvancılığı Programı ile Tire Kutsan Meslek Yüksekokulunun Gıda Teknolojisi ve Bilgisayar Programcılığı programları akreditasyon belgesi almaya hak kazandı. Emeği geçen tüm akademik ve idari personelimizi tebrik ediyor, katkı sunan tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum." diye konuştu. Toplantı sonunda MEDEK tarafından akredite edilen programların "Akreditasyon Belgeleri", Rektör Prof. Dr. Musa Alcı tarafından birim yöneticilerine takdim edildi.
Rahim ağzı kanserine karşı "Güç sende" söyleşisi
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:15 Rahim ağzı kanserine karşı "Güç sende" söyleşisi Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "Kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon tespit edilen hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz" şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz, bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte, benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulundu.
Rahim ağzı kanserine karşı ‘Güç sende’ söyleşisi
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:58 Rahim ağzı kanserine karşı ‘Güç sende’ söyleşisi Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon saptanan hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir." ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz." şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz; bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır." dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte; benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir." açıklamasında bulundu.
İzmir Su Ürünleri Hali 51 bin tonla rekor kırdı
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:53 İzmir Su Ürünleri Hali 51 bin tonla rekor kırdı İzmir’de Su Ürünleri Hali 2025 yılında 51 bin 699 tonluk işlem hacmine ulaşarak rekor kırdı. Sebze-meyve halinde işlem hacmi yarım milyon tonu geçti. İzmir, gıda ticaretinin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Su Ürünleri Hali ile Sebze ve Meyve Hali, sıkı denetimler ve titiz çalışmalar sayesinde 2025 yılında Türkiye’nin zirvesinde yer aldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Haller Şube Müdürlüğü tarafından 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veren haller, İzmir ve Ege Bölgesi’nin yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından gelen yurttaşların güvenli ve sağlıklı koşullarda alışveriş yapmasına olanak tanıyor. Türkiye genelinde marka haline gelen bu tesislerde hizmet kalitesinin korunması için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın kontrol ekipleri ve mühendisleri, Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleriyle koordineli biçimde denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Hal girişlerinde yapılan kontrollerle kayıp ve kaçaklara geçit verilmezken, satış alanlarında düzenin sağlanması ve hijyen koşullarının korunmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından her geçen gün koşulları daha da iyileştirilen haller, düzeni, sunduğu olanaklar ve yüksek işlem hacmiyle Türkiye’nin lider halleri arasında yer almayı sürdürüyor. Su ürünleri hali 51 bin tonla Türkiye lideri Yıl boyunca yürütülen çalışmalar kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali, 2025 yılında 51 bin 699 tonluk işlem hacmine ulaşarak Türkiye genelinde birinci sırada yer aldı. İzmir Körfezi ve Ege Denizi’nin bereketinin yanı sıra kültür balıkçılığı ve ithal deniz ürünlerinin de satışa sunulduğu halde, yıl içinde en çok işlem gören balık 11 bin 898 ton ile hamsi oldu. Hamsiyi 11 bin 601 tonla sardalya, 2 bin 818 tonla kupez, 2 bin 793 tonla çupra ve 2 bin 741 tonla levrek izledi. En çok işlem gören ürünler arasında ayrıca tirsi, istavrit, kefal, granyöz ve çimçim karides gibi deniz ürünleri de yer aldı. "Sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin de gözbebeği" İzmir Büyükşehir Belediyesi Haller Şube Müdürü Murat Polat, Su Ürünleri Hali’nin Türkiye’nin en önemli gıda ticaret merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Polat, "Halimiz, su ürünlerinin açık artırma usulüyle toptan satışının ve dağıtımının yapıldığı, yurttaşlarımızı sağlıklı ve hijyenik koşullarda su ürünleriyle buluşturduğumuz bir tesistir. Yılın 365 günü, 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veriyoruz" dedi. Günlük ortalama bin 500 aracın giriş yaptığı tesiste yaklaşık 4 bin kişiye hizmet sunulduğunu belirten Polat, Su Ürünleri Hali’nin 58 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olduğunu, 44 satış noktasında faaliyet gösterdiğini ifade etti. İzmir Körfezi ve Türkiye’nin farklı denizlerinden gelen taze ürünlerin yanı sıra yurt dışından ithal edilen su ürünlerinin de satışa sunulduğunu aktaran Polat, çipura ve levrek başta olmak üzere birçok ürünün Avrupa’nın birçok ülkesine ihraç edildiğini söyledi. Polat, "2025 yılı içinde 51 bin ton balık sevkiyatı gerçekleştirdik. Bu işlem hacmiyle Su Ürünleri Halimiz, Türkiye’de en yüksek kapasiteye sahip hal konumunda. Dolayısıyla tesisimiz sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin de gözbebeğidir" ifadelerini kullandı. "Beyan usulüne göre değil tespit usulüne göre işlem yapıyoruz" Polat, hallerde temizlik, bakım ve denetim çalışmalarının 7 gün 24 saat sürdüğünü belirtti. Hal girişlerinde araçların hem beyan hem de fiili kontrollerden geçtiğini, ürünlerin ise hal içinde gıda ve su ürünleri mühendisleri tarafından denetlendiğini ifade etti. Satış sırasında balık türü, miktarı ve fiyatının kantar tespit personeli tarafından kayıt altına alındığını vurgulayan Polat, "İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak beyan usulüne değil, tespit usulüne göre işlem yapıyoruz. Düzenin sağlanması ve kayıp-kaçağın önlenmesi için denetimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. "Ünlü şefler balık halinde" Su Ürünleri Hali esnafı Mehmet Hanifi Özen, hijyen ve temizlik çalışmalarından memnun olduklarını belirterek, belediye personelinin ihtiyaçlara hızlı yanıt verdiğini söyledi. İzmir Balık Hali’nin geniş bir müşteri ağına sahip olduğunu ifade eden Özen, İzmir’in gastronomide öne çıktığını, ünlü şeflerin de erken saatlerde hale gelerek ürünleri yerinde incelediğini dile getirdi. Sebze ve Meyve Hali’nde yarım milyon tonu aşan işlem hacmi Türkiye’nin en büyük üç hali arasında yer alan İzmir Büyükşehir Belediyesi Sebze ve Meyve Hali’nde 2025 yılında 541 bin 823 tonluk işlem hacmine ulaşıldı. En çok işlem gören ürün 81 bin 331 tonla domates olurken; patates, salatalık, soğan ve biber domatesi izledi. Patlıcan, mandalina, limon, elma ve portakal da işlem hacmi yüksek ürünler arasında yer aldı. "Kayıp ve kaçak sebzenin önüne geçiyoruz" İzmir Büyükşehir Belediyesi Sebze ve Meyve Hali Şefi Sadık Ceylan, halin 7 gün 24 saat esasına göre çalıştığını belirterek, "5907 sayılı Kanun kapsamında gece gelen araçların bildirimlerini kontrol ediyor, eksik beyanları tamamlatmadan girişe izin vermiyoruz. Böylece kayıp ve kaçak ürünlerin önüne geçiyoruz" dedi. Vardiya sistemiyle zabıta ve güvenlik ekipleri eşliğinde denetimlerin sürdüğünü ifade eden Ceylan, İzmir Sebze ve Meyve Hali’nin 157 dükkânıyla Türkiye’nin üçüncü büyük toptancı hali olduğunu, halkın güvenli, hijyenik ve taze sebze-meyveye erişimi için çalıştıklarını söyledi. "Gece saatlerinde gelip sorunlarımızı dinliyorlar" Sebze ve Meyve Hali esnafı İzzet Tunç, İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin çalışmalarından memnuniyet duyduklarını belirterek, hal içi ve çevre düzenlemeleri ile temizlik hizmetlerinin düzenli şekilde yürütüldüğünü söyledi. Tunç, "Gece saatlerinde gelip sorunlarımızı dinliyor, çözüm odaklı çalışıyorlar. Çevre illerden de çok sayıda müşterimiz var. Tüm ekibe teşekkür ediyoruz" dedi.
Çeşme Belediye Meclisinde, 2,5 milyarlık arazi devrinde tansiyon yükseldi
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:52 Çeşme Belediye Meclisinde, 2,5 milyarlık arazi devrinde tansiyon yükseldi Çeşme Belediyesinin Şubat ayı meclis toplantısında, Alaçatı’daki değerli arazilerin belediye şirketine devri görüşülürken tansiyon yükseldi. Cumhur İttifakı grubunun kamu yararı ve şeffaflık konusundaki eleştirilerine tepki gösteren Belediye Başkanı Lal Denizli, meclis üyelerine yönelik, "Size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül" ifadelerini kullanması tepkilere neden oldu. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli başkanlığında gerçekleştirilen Şubat ayı olağan meclis oturumuna, mülkiyeti belediyeye ait Alaçatı’daki 17 dönümlük arazinin belediye iştiraki Alataş şirketine devri görüşüldü. Cumhur İttifakı grubu, piyasa değeri yaklaşık 2,5 milyar TL olan arazinin devrine, "rant" ve "adrese teslim ihale" endişeleriyle karşı çıktı. "Gizli ajandanızı açıklayın" Mecliste söz alan AK Partili Meclis Üyesi Faruk Yılmaz, devir işleminin şaibeli olduğunu belirterek yönetime tepki gösterdi. Şirket yapısında şahısların bulunduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Yarın öbür gün buradaki şahıslar nemalanacaklar. Gizli ajandanızı açarsanız memnun oluruz. Bu devir ’adrese teslim’ olarak yorumlanabilir. Şirket bu kadar güçlüyse neden Ilıca’daki tesisi işletemeyip devrettik? Belediye olarak bu kadar mı beceriksiziz?" diye sordu. MHP Grubundan Yunus Emre Koç ise arazinin devrini "Çeşme’ye ihanet" olarak nitelendirdi. Koç, kesin bir proje ve finansman kaynağı olmadan yapılan devrin, arazinin satışı veya kiralanmasıyla sonuçlanacağını belirterek, "Port bölgesi ranta kurban giden bir bataklık olma yolundadır" uyarısında bulundu. "Size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül" Muhalefet sıralarına yüklenen Lal Denizli, Cumhur İttifakı üyelerinin eleştiri haklarına yönelik meclis üyelerine hitaben şunları söyledi: "Ne rant ne de yatırım konusunda sizin zihniyetinizden akıl alacak değilim. Cumhur İttifakı’nın yönettiği kentlerde CHP’lilere söz vermiyorlar. Size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül bence. Sizin ittifakınız bana akıl verecek bir ittifak değil. Psikolog tonunuzu kesin. Karşınızda çocuk yok." Denizli: Rant iddiası komiğime gidiyor Arazinin devriyle ilgili eleştirileri de "komik" bulduğunu belirten Denizli, "Alanla ilgili rant sağlama iddiası benim komiğime gidiyor. Amacımız 2,5 milyar TL değerindeki bir alanı 5 milyar TL değere ulaştırmak. Gizli bir ajandamız yok, şirket Sayıştay denetimine tabi." savunmasını yaptı. Gergin geçen oturumun sonunda, tartışmalara neden olan devir maddesi oy çokluğu ile kabul edildi.