GÜNDEM - 01 Nisan 2026 Çarşamba 09:35

Engelli gençler, iş hayatına hazırlanıyor

A
A
A
Engelli gençler, iş hayatına hazırlanıyor

Türkiye’de ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Destekli İstihdam Ofisi, engelli bireyleri İŞ-İN Programı ile iş hayatına hazırlıyor. İletişimden özgeçmiş hazırlamaya uzanan eğitimlerle desteklenen katılımcılar, çalışma yaşamına sağlam adımlarla giriyor.


2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında, otizmli ve farklı engel gruplarından bireylerin toplumsal hayata katılımını destekleyen çalışmalar önem kazanırken, İzmir’de hayata geçirilen örnek bir proje dikkat çekiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Destekli İstihdam Ofisi, başta nöroçeşitli ve zihinsel engelliler olmak üzere tüm engel gruplarından iş arayan kişilerin farklı sektörlerde istihdam edilmesini sağlamak ve süreç içinde onlara iş koçu desteği sunmak üzere çalışıyor. Bu kapsamda yürütülen İŞ-İN Programı ile engelli gençlere iş bulma süreci öncesinde işe hazırlık eğitimleri de veriliyor. Engelli bireylerin sosyal, iletişim ve işe uyum becerilerini geliştirmeyi amaçlayan program, yaklaşık üç aylık bir eğitim sürecini kapsıyor. Eğitimlerde katılımcılara özgeçmiş hazırlama, iş arama, iş hayatında davranış biçimleri, e-posta yazımı ve iş yeri kuralları gibi konularda kapsamlı içerikler sunuluyor. Bugüne dek yaklaşık 25 engelli birey eğitimlere katılarak mezun oldu. Bu kişilerin yüzde 80’i ise iş gücüne katıldı. Programın üçüncü grubunda ise 11 genç yer alıyor. Eğitimleri tamamlayan gençler, mezuniyetlerinin ardından Destekli İstihdam Ofisi aracılığıyla iş bulma sürecine dahil olacak.



İletişim becerileri geliştiriliyor


İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görevli Özel Eğitim Uzmanı ve İş Koçu Büşra Alpayım, "Destekli İstihdam Ofisi’nde uygulanan İŞ-İN programımıza üçüncü grupla devam ediyoruz. 11 engelli vatandaşımız, iş öncesi becerilerini geliştirmek için bizden destek alıyor. İlk ilki eğitimimizde yaklaşık 25 engelli vatandaşı mezun ettik ve yüzde 80’i iş gücünde katıldı. Yüzde 20’lik kısım için iş arayışımız ve iş eşleşme sürecimiz devam ediyor. Eğitimlerimiz, iletişimle başlıyor. İletişim becerilerini ilerlettikten sonra kişiler arası beceriler, iletişim nasıl kurulur, dokunma türleri, güvenli alan ve sınırlarımız nelerdir, resmi ya da gayri resmi yazılar nasıl yazılır gibi konuları öğretiyoruz. Bu süreçte rol oyunları ve canlandırmalar ile burada bir iş ortamı kurmamız, onlar için çok faydalı oluyor. Hem yöneticilerle hem de iş arkadaşlarıyla nasıl diyalog kuracaklarını, ayrıca bir sorunla karşılaştıklarında kime gideceklerini, iş koçu hizmetinin neler olduğunu öğreniyorlar" dedi.



"Çocuklarımızın özgüvenleri arttı"


Eğitimlere katılan 31 yaşındaki Doruk Güngör’ün annesi Semra Güngör, "Doruk çok heyecanlı ve buraya geldiği için çok mutlu. Çalışmayı çok istiyor. Burada aldığı eğitimlerin faydası olmaya başladı. Böyle bir sistemin kurulması biz aileleri psikolojik açıdan rahatlattı. Çocuklarımızın da özgüvenleri arttı. Bu eğitimlerle çalışabileceklerinin kanaatine vardılar" diye konuştu. Üniversitede grafik tasarımı bölümünden mezun olan Doruk Güngör de "Burada özgeçmiş hazırlamak, patronla görüşmek, tokalaşmak gibi konuları öğreniyorum. Çok mutluyum. Teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.



"Kendimizi daha rahat hissedeceğiz"


Eğitime katılan 20 yaşındaki Şevval Şahin, "Selamlaşmayı, tokalaşmayı, özgeçmiş hazırlamayı, yöneticilerle konuşmayı öğreniyoruz. Burası sayesinde insanlarla daha güzel iletişim kurabileceğiz. Kendimizi daha rahat, daha profesyonel hissedeceğiz" sözlerine yer verdi. 22 yaşındaki Ali Tezcan, 21 yaşındaki Kemal Erkeş ve 23 yaşındaki Binali Ozan Rençber de iş arkadaşları ve yöneticilerle iletişim kurmayı, mülakatta dikkat edilmesi gerekenleri, özgeçmiş hazırlamayı ve e-posta atmayı öğrendiklerini belirtti.



Engelli gençler, iş hayatına hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Minikleri tehdit eden virüs Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mukaddes Kılıç Sağlam, bebekler ve küçük çocuklarda sıklıkla görülen rota virüsü hakkında bilgilendirmede bulundu. Rota virüsü enfeksiyonlarının genellikle sonbahar ve kış aylarında daha sık görüldüğünü ancak yılın her döneminde ortaya çıkabileceğini ifade ederek konuşmasına başlayan Dr. Mukaddes Kılıç Sağlam, "Şu anda hastanemizde rota virüsüne bağlı yatışlar sık görülüyor olsa da bu sayıların önceki yıllarla benzer düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle mevcut durumu bir salgın olarak değerlendirmek doğru olmaz" dedi. "En riskli grup 2 yaş altı çocuklar" Rota virüsünün en sık, bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediği 2 yaş altı bebeklerde görüldüğüne işaret eden Dr. Sağlam, "Ancak genel olarak 5 yaşın altındaki tüm çocuklar risk altındadır. Özellikle kreş ve anaokulu gibi toplu yaşam alanlarında virüs kolay yayıldığı için bu yaş grubunda enfeksiyon daha sık karşımıza çıkar" şeklinde konuştu. Rota virüsünün en yaygın belirtilerinin ishal, kusma, ateş ve karın ağrısı olduğunu ifade eden Sağlam, bu tabloya zaman zaman dışkıda kan görülmesi, ağız ve boğazda kuruluk, uyku hali, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik ve baş dönmesinin de eşlik edebildiğini kaydetti. "Sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir" Ailelerin özellikle sıvı kaybı belirtilerine dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Öğr. Üyesi Dr. Sağlam, "Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında belirgin düşüş, dalgınlık ve genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı hızlı gelişebileceği için bu belirtiler önem taşır" dedi. Rota virüsü enfeksiyonunun genellikle 3 ila 7 gün içinde kendiliğinden düzeldiğini belirten Sağlam, bu süreçte özellikle kusma ve ishale bağlı sıvı kaybı riskine dikkat çekerek "Hastalığın ağır seyretme riski; özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ve yeterli sıvı alamayanlarda daha yüksektir. Ayrıca prematüre doğan bebekler ve kronik hastalığı olan çocuklar da riskli grupta yer alır. Bu nedenle bu çocukların daha yakından izlenmesi önemlidir" ifadelerini kullandı. Bulaşma yolları ve korunma Rota virüsünün öncelikle dışkı yoluyla bulaştığını belirten Sağlam, "Kontamine yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi, el-ağız teması, kişisel eşyaların ortak kullanımı ve ellerin yeterince sık ve doğru yıkanmaması bulaşmayı kolaylaştırır. Ayrıca virüs; kapı kolları, oyuncaklar ve diğer sert yüzeyler üzerinde uzun süre canlı kalabildiği için bu yüzeyler aracılığıyla da yayılabilir" dedi. Ev içinde bulaşmayı önlemek için el hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sağlam açıklamasında, "Çocuğun altı değiştirildikten sonra eller mutlaka sabun ve suyla yıkanmalı, sık temas edilen yüzeyler ve oyuncaklar düzenli olarak temizlenmelidir. Kişisel eşyaların ortak kullanılmaması ve hasta çocuğun mümkünse bir süre diğer çocuklardan ayrı tutulması bulaş riskini azaltacaktır" ifadelerine yer verdi. "Tedavide en önemli nokta sıvı desteği" Rota virüsü tedavisinde en önemli yaklaşımın kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu belirten Sağlam, "Hastalığın en önemli riski sıvı kaybıdır. Bu nedenle çocuklara bol sıvı verilmesi, mümkünse oral rehidratasyon solüsyonlarının kullanılması büyük önem taşır. Antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur" dedi. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda evde bakımın yeterli olabileceğini belirten Öğr. Üyesi Sağlam "Ancak ağızdan sıvı alamama, sürekli kusma, idrar miktarında belirgin azalma, ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, dalgınlık, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır" uyarılarında bulundu. "Aşı ciddi vakaları büyük oranda önler" Rota virüsü aşısının özellikle 2 yaş altındaki bebekleri ciddi hastalıktan korumada etkili olduğunu ifade eden Sağlam, "Ağız yoluyla uygulanır ve genellikle 2–3 doz olarak programlanır. Aşının en önemli faydası, ağır seyreden ishal ve kusma nedeniyle hastaneye yatış gerektiren vakaları büyük ölçüde önlemesidir. Aşı, hastalığı tamamen engellemese de ciddi vakaları yüzde 85–95 oranında önleyerek önemli bir koruyucu etki sağlar. Aşılı çocuklarda hastalık genellikle daha hafif geçer ve komplikasyon riski düşüktür" ifadelerini kullandı. "Aşısız çocuklar büyük risk altında" Aşı yaptırılmayan çocukların özellikle 2 yaş altında ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sağlam, "Bu durum hızlı sıvı kaybına, hastaneye yatışa ve nadiren de olsa hayati komplikasyonlara yol açabilir. Servisimizde yatış yaparak izlediğimiz rota virüs vakalarının tamamı aşısız çocuklardan oluşmaktadır" dedi. Aşılanmamış çocuklarda hastalığın daha ağır seyredebildiğini ve bulaş riskinin yüksek olduğu uyarısında bulunan Öğretim Üyesi Dr. Sağlam, "Ayrıca küçük kardeşler ve okul/kreş ortamındaki diğer çocuklar için de yayılma riski artar. Bu nedenle aşı hem bireysel hem de toplumsal koruma açısından kritik öneme sahiptir" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Kayseri UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Oğuz’dan ORAN Kalkınma Ajansı’na ziyaret Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Orta Anadolu (ORAN) Kalkınma Ajansı Yozgat Yatırım Destek Ofisi’ni ziyaret ederek ajans tarafından yürütülen kültürel çalışmalar ve potansiyel iş birliği alanları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşmede; bölgesel kalkınmada kültürün rolü, hayat boyu öğrenme yaklaşımının yerel düzeyde güçlendirilmesi ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile Ajans arasında geliştirilebilecek ortak projeler ele alındı. Özellikle Orta Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen çalışmaların uluslararası ağlarla entegrasyonu ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Programın devamında heyet, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede Yozgat’ın UNESCO Öğrenen Şehirler Küresel Ağı üyeliği çerçevesinde yürütülen faaliyetler ve Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen UNESCO Öğrenen Şehirler Zirvesi - Yozgat 2026 hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret programı kapsamında ayrıca zirveye destek veren kurumlar olan Yozgat Belediyesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi ziyaret edilerek iş birliği imkanları yerinde ele alındı. Gerçekleştirilen ziyaretlerin, bölgesel kalkınmada kültür temelli yaklaşımların güçlendirilmesine ve Yozgat’ın öğrenen şehir vizyonunun ulusal ve uluslararası düzeyde daha görünür hale gelmesine katkı sağlaması bekleniyor.