ASAYİŞ - 03 Ekim 2025 Cuma 22:37

Şantiyede ölü bulunan Dorukhan Büyükışık davasında sanıklar hakim karşısında

A
A
A
Şantiyede ölü bulunan Dorukhan Büyükışık davasında sanıklar hakim karşısında

İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede Dorukhan Büyükışık’ın ölü bulunmasına ilişkin 5 kişi, "kasten öldürme" suçundan hakim karşısına çıktı.


Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, TSK’da önemli kademelerde görev alan emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara ’yüksekten düşme’ olarak geçti. Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya’ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık’ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanın tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Olayın ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık’ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olmadığı tespit edildi. Ayrıca, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı.



Kamu davası


Olay günü şantiyede görevli olan bekçiler H.K. (68), H.A. (76), T.Ç. (40), A.G. (76) ve çalışan B.Ç.’nin (46) ifadelerinde ciddi çelişkiler olduğu belirtildi. Şüphelilerin birbirleriyle ve olay saatiyle ilgili beyanlarının uyuşmaması soruşturmayı derinleştirdi. Toplanan deliller ve uzman raporları doğrultusunda, Büyükışık’ın kasten öldürüldüğü ve cesedinin sonradan bulunduğu yere getirildiği değerlendirildi. Elde edilen tespitler neticesinde, olay yerinde bulunan şüpheliler hakkında TCK’nın 81/1. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan müebbet hapis istemiyle İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldı. Öte yandan olayda görevli 8 polis memuru hakkında da dava açıldı. Polislerin savcının talimatına rağmen ilgili kamera görüntülerini sağlıklı biçimde incelemediği ve bir örneğini muhafaza altına almadıkları tespit edildi. Polis memurlarının aktif kameraları tam olarak incelemedikleri, delilleri gerekli biçimde toplamadıkları belirlendi. Bunun üzerine komiser Atakan K. (43), komiser Deniz A. (35), polis memuru Duygu Ö. (34), polis memuru Fikret S., polis memuru Halil A. (54), komiser yardımcısı Hüseyin V. (48), Emniyet Müdürü İsmail K. (58) ve polis memuru Musa E. (54) hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle İzmir 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde de dava açıldı.



Tutuksuz sanıklar hakim karşısında


İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada; inşaat çalışanları B.Ç., H.A., T.Ç., A.G. ve H.K. hakim karşısına çıktı. İzmir 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen celsede savunmasını yapan tutuksuz sanıklardan gece bekçi H.K.’ "Gece ‘Pat’ diye bir ses duydum. Ancak kontrol ettiğinde bir şey bulamadım ve mesai bitince sabah eve gittim. Kahvaltı yaparken bana şantiyeden H.B. isimli arkadaş telefon açıp ‘İnşatta olay var gel’ dedi ve gittim. Cenazeyi orada gördüm. Gece ‘Pat’ diye ses duymuştum. O sırada köpekle bir tur attım. Hiçbir şey göremedim ve köpeği yerine bağladım. Sesi o sırada yakınımda olan B.Ç. de duydu. Cenazenin bulunduğu yerde köpekle dolaşmadım. Duyduğum ses insan sesi değildi. Bulunduğum yerde bir kamera vardı ama arızalıydı" dedi.


Celsede savunmasını yapan tutuksuz sanıklardan makine operatörü Sanık B.Ç. de, olay gecesi aynı sesi duyduğunu belirterek, "Gurbetçi olduğum için şantiyede kalıyordum. Yanımda çalışan operatör yardımcısı B.B. ile paydostan sonra yemeğimizi yedik. İkimiz de konteynerde kalıyorduk. B.B. uyumuştu ben de maç izliyordum. Köpek benim yanımda bağlıydı. Gece 00.30 sıralarında köpek biraz serbest kalsın diye tasmasını çıkardım. ‘Pat’ diye bir ses duydum. Durumu H.K.’ya aktardım o da sesi duyduğunu söyledikten sonra köpeği alıp gitti. 15- 20 dakika sonra geri gelip bir şey olmadığını söyledi. Sabah 08.30 sıralarında her yerde polisler vardı. Cenazeyi gördükten sonra savcıya ifademi verdim. Başka bildiğim hiçbir şey yok" ifadelerini kullandı.



"Bağırma sesi duydum"


Celsede savunma yapan bir başka gece bekçisi olan sanık A.G. de, "Gece çalıştım. Mesai bittikten sonra eve doğru giderken damadım ile kapının önünde karşılaştım. Şantiyede bir şey olduğunu söyledi. Sonra geri şantiyeye döndük. Cenazeyi görmedim. Bizi oraya sokmadılar. İnşaatın sahibi olan M.M.T. beni gördü. Bekçi arkadaşları aramamı söyledi. Ben de aradım ve sonrasında da eve gidip yattım" sözlerini kullandı.


Sanıklardan H.A. ise savunmasında olay gecesi bir bağırma sesi duyduğunu kaydederek, "İnşaatta devriye atarken yüksek bir insan bağırma sesi duydum. Ben de H.K.’yı çağırıp sesin ne olduğunu sordum. Bir şey olmadığını söyledi. O bana ses duyduğunu söylemedi. Çocuğun düştüğü yerde jeneratör olduğu için ben görmedim. Eve gittikten bir süre sonra emniyetten aradılar. Cenazenin bulunduğu yer H.K.’nın sorumluluk alanına yakın" diye belirtti.



Güvenlik kulübesinde görevli olduğunu ifade eden sanık T.Ç., kompresör makinesinden dolayı cenazeyi görmelerinin mümkün olmadığını söyleyerek, "Sıradan bir akşamdı. Ses de duymadım ekstra bir şey de yaşamadım. Sabah eve gittikten sonra telefonla arandım ve şantiye alanında birine bir şey olduğunu söyledi. İş kazası sandım. Şantiyeye geldiğimde polisler vardı. Sorduğumda birinin öldüğünü söylediler. Tanıdık olup olmadığını merak ettim. Baktığımda tanımadığımı anladım. 360 derece kamera olaydan aylar önce bozulmuştu ancak yerinden kaldırılmadı" dedi.



Celsede Dorukhan’ın anne ve babası dinlendi


Celsede konuşan Dorukhan’ın annesi Nihal Büyükışık, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, "12 Mayıs gündüz yakınımızın cenazesine gitmiştik. 22.00 sıralarında hep birlikte eve çıktık. Yatmak üzere ayrıldık. Sabah telefon sesiyle uyandık. Karşıdaki kişinin aracının plakasını sorduğunu duyunca Dorukhan’ın dışarı çıkıp çıkmadığını kontrol etmek için odasına girdim ama yoktu. Eşim önden gitmişti. Ben de sitenin güvenlik kameralarından Dorukhan’ın kaçta çıktığını bulmaya çalıştım. Sonrasında eşim beni arayıp gelmememi söyledi. Sonrasında eşim polisle gelip ‘Dorukhan’ı kaybettik’ dedi. Yürüyüş yaparken ormanda kayboldu zannettim. Ona sonsuz güvendim. Oğlumuzla mükemmel bir ilişkimiz vardı. Çok canım yanıyor. Neden ambulans çağrılmamış? Neden deliller toplanmamış? Neden gencecik bir çocuğun canı yok sayılıyor? O gece ne olduysa itiraf etsinler" dedi.



"İnşaat sahiplerinden T.T. dönemin ilçe emniyet müdürü İ.Y.’yi arıyor"


Celsede dinlenen baba Ethem Büyükışık ise, "Olayın ardından kamera kayıtlarının yok edildi. Oğlum iş teklifi almıştı ve kabul etmişti. Pazartesi Ankara’ya gidecekti. Cinayetten 13 gün sonra saha mühendisi tarafından 8 dakikalık Dorukhan’ın göründüğü CD var. Görüntülerde dosya bilgileri silinmiş, tarih ve saat ise sonradan eklenilmiş. İki kamera H.K. ve B.Ç. arasında ne geçtiğini net olarak kaydetmişti. Görüntüler de H.K.’nın kulübesinin içindeki cihazdaydı ama yok ettiler. Savcı bölgeye gelmeden önce polisler o kulübeye gidip toplantı yapıp ayrıldılar. 19 şantiye kamerası var ancak polis tarafından alınan bir tane kamera yok. T.Ç.’nin kulübesindeki kamera kayıt cihazına hiç gidilmiyor. Katili bulmak isteselerdi kayıt cihazlarını sarıp sarmalarlardı. Bilirkişi raporunda şantiyede hiçbir güvenlik önlemi alınmadığı açıkça belirtiliyor. Cinayet 01.30 civarında işlenmiş. Oğlum işkence görmüş ve saatlerce ağlamış. Ağlamaktan gözlerinin kenarlarında tuz birikmiş. Darbeyi aldıktan sonra 2.5- 3 saat can çekişmiş. Aklı başında olan birisi ceset gördüğünde 155’i arayıp durumu bildirir. Ancak öyle olmuyor. İnşaat sahiplerinden T.T. dönemin ilçe emniyet müdürü İ.Y.’yi arıyor. 3’üncü görüşmeden sonra İ.Y. ona 112’yi aramasını söylüyor. Cinayetten sonraki 7 saat boyunca kimse polisi aramamış. Katil bu 5 sanıktan bir tanesi ve polisler de onlara yardım ettiler" ifadelerini kullandı.



Duruşma Şubat 2026’ya ertelendi


Duruşma sonrasında açıklama yapan Ethem Büyükışık, "Sunduğumuz delillere rağmen heyet bugün dosyaları birleştirmedi. Olayda ihmali olan herkesin yargı önüne çıkması için mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.


Celsede savunmaların ardından ara karar açıklandı. Sanıkların mevcut durumlarının devamına hükmeden heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine ve tanıkların dinlenilmesine karar verip duruşmayı 13 Şubat 2026 tarihine erteledi.



Şantiyede ölü bulunan Dorukhan Büyükışık davasında sanıklar hakim karşısında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ortaokul öğrencilerinden Eskişehirspor’a coşkulu destek TFF 3. Lig Play-Off mücadelesinde bugün Ayvalıkgücü Belediyespor ile karşılaşacak olan Eskişehirspor’a destek vermek isteyen Murat Atılgan Ortaokulu öğrencileri, okul bahçesinde hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Eskişehirspor, geçtiğimiz hafta deplasmanda karşılaştığı Ayvalıkgücü Belediyespor’a 2-0 mağlup olmuştu. Kritik karşılaşmanın rövanşı bugün saat 20.00’da Eskişehir Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nda oynanacak. Maç heyecanı Eskişehir genelini sararken, Murat Atılgan Ortaokulu’nda kırmızı şimşeklere destek olmak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Eskişehirspor formalarını, atkılarını ve şapkalarını giyen yüzlerce öğrenci, öğle arasında okul bahçesinde toplandı. Aralarında davullu çocukların da bulunduğu öğrenciler, hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Coşku dolu anların yaşandığı etkinlikte renkli görüntüler ortaya çıktı. "3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" Eskişehirspor’un fanatik taraftarlarından birisi olan 14 yaşındaki öğrenci Asip Havari, "Bu coşkuyu yapmamıza yardımcı olan Liseli Altes tribününden Birkan Özcan abime çok teşekkürlerimi iletiyorum. Buradan oradaki bütün abilerime, herkese sevgilerimi iletiyorum. Bugünkü Ayvalıkgücü maçında 3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" dedi. "Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık" Takıma başarı dileklerini ileten 14 yaşındaki Anıl Tezcan, "İnşallah Ayvalıkgücü’nü yenersek finale çıkacağız. Biz de Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık, inşallah bunun karşılığını alırız inşallah. Takımımıza moral oldu inşallah, hepimize başarılar diliyorum. Birkan abimize buradan teşekkür ederiz, paramız cidden yoktu. Gerisi, Es-Es’e kaldı, inşallah Eskişehir beklediğimiz skoru alır inşallah" ifadelerini kullandı. Bu okulda öğrencilere Eskişehirspor sevgisi aşılanıyor Eskişehirspor’un tarihi başarıları ve nasıl fair-play ruhuna uygun taraftar olunacağı Murat Atılgan Ortaokulu’ndaki öğrencilere her sene beden eğitimi derslerinde anlatılıyor. Müzik derslerinde ise ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı öğretiliyor. Ayrıca, okulda zil sesi olarak da ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı kullanılıyor.
Eskişehir Çocukların suçu yönelimini önlemede hukuk ve eğitim işbirliği şart Eskişehir Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Adliyesi iş birliği ile "Suça Yönelimi Önlemede Hukuk ve Eğitim İş Birliği Semineri düzenlendi. Gerçekleştirilen programda; çocukların korunması, suça sürüklenmenin önlenmesi, eğitim ve hukuk alanındaki kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Seminer kapsamında "Soruşturma Aşamasında Çocuk ve Aile" ile "Çocuk Mahkemelerinde Alınan Tedbirler" başlıklı sunumlar, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ersin Tosun ve Eskişehir Çocuk Mahkemesi Hakimi Ayşe Betül Akça tarafından katılımcılarla paylaşıldı. "Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak bir seferberliktir" Programda konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah çocukların sadece toplumun geleceği olmadığını, aynı zamanda toplumun adalet ve vicdanının aynası olduğunu belirterek, "Son dönemde ülkemizin farklı şehirlerinde, okullarımızda yaşanan ve hepimizi derinden sarsan olaylar, bizlere şunu bir kez daha göstermiştir: Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak, sadece güvenlik birimlerinin veya sadece yargının işi değildir; bu, ailelerimizin, eğitimcilerimiz ve hukukçularımızın omuz omuza vermesi gereken bir seferberliktir" diye konuştu. Programa katılanlara eğitimcilere seslenen Başsavcı Karakülah, "Amacımız; birbirimizden kopuk hareket etmek değil, okulun penceresi ile adliyenin kapısı arasında güvenli bir köprü kurmaktır. Bu iş birliğinin en somut göstergesi, Türkiye’de üçüncüsü şehrimizde hizmete giren Eskişehir Çocuk Adalet Merkezi’dir. Bu merkez, sadece fiziksel bir mekan değil; suça sürüklenen veya suça maruz kalan çocuklarımıza karşı yürütülen adli süreçlerde, çocuğun yüksek yararını gözeten, onarıcı adaleti merkeze alan ve çocuk dostu bir yaklaşımın kalesidir. Merkezimizin sağladığı imkanlar, hukuk ve eğitim camiasının ortak çabasıyla birleştiğinde, çocuklarımızın adliye koridorlarında örselenmeden, rehabilitasyon odaklı bir süreçle topluma yeniden kazandırılmalarına büyük katkı sunmaktadır. Okullarımızda attığımız her önleyici adım, Çocuk Adalet Merkezi’mizde sürdürdüğümüz bu hassas çalışmalarla bütünleşmekte; böylece Eskişehir, çocuk adaleti konusunda ulusal ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymaktadır. Çocuklarımızı suçtan uzak, eğitimle iç içe, vicdanlı ve özgüvenli bireyler olarak yetiştirmek temel sorumluluğumuzdur. Bu iş birliğinin, Eskişehir’imizdeki tüm eğitim kurumlarında mevcut olan güvenlik ve huzur iklimini korumasını temenni ediyorum. Seminerimizin verimli geçmesini diliyor, geleceğimizin teminatı çocuklarımız için gösterdiğiniz gayretten ötürü her birinize teşekkür ediyorum" dedi. "Mücadeleyi hep birlikte vermeye devam edeceğiz" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz da konuşmasında, dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların teknolojiyle iç içe büyüdüğünü ancak bu sürecin doğru yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Bu dijital dünyadan çocuklarımızı tamamen uzak tutmak mümkün değil. Önemli olan, bu imkânları kontrollü ve çocuklarımızın yararına olacak şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Bunun mücadelesini hep birlikte vermeye devam edeceğiz." dedi. Öğretmenlerin çocukların hayatındaki belirleyici rolüne vurgu yapan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Öğretmenlerimiz, çocuklarımızın yetişmesinde ve doğru yönlendirilmesinde en önemli yapı taşlarından biridir. Çocuklarımızla birebir güçlü iletişim kurulduğunda, onların davranışlarını doğru okuyup yanlış yollardan uzaklaştırmak mümkündür. Sizler, birçok evladımızı karanlığa giden yoldan döndürebilecek en güçlü rehberlersiniz." ifadelerini kullandı.
İstanbul Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı Türk mühendisler tarafından yerli olarak üretilen ADVENT Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi, gemileri adeta yüzen bir bilgisayara dönüştürüyor. SAHA EXPO 2026’da konuşan HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, bir yazılımdır. Gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük, kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi" dedi. Türk savunma sanayisi, denizlerdeki vurucu gücünü ve yüksek teknoloji kapasitesini sergilemeye devam ediyor. Savunma sanayisinin yazılım ve sistem entegrasyonu devi HAVELSAN’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkez Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon projeleri ve MİLGEM gemileriyle doğdu. Bugün küresel bir markaya dönüştü. ADVENT, gemi üzerindeki tüm sensör, radar, silah ve haberleşme sistemlerini tek bir merkezden yönetiyor. İlk adımları 2010 yılında atılan ADVENT (Ağ Destekli Veri Entegre) Savaş Yönetim Sistemi, sunduğu otonom karar verme desteği ile gemileri süper bir güce dönüştürüyor. Yerli ve milli olarak geliştirilen yazılım, entegre edildiği tüm platformların yeteneklerini etkili ve doğru şekilde birleştirerek ortak bir harekât icra etmesini sağlıyor. NATO standartlarına uyumluluk sağlayan yazılım, artırılmış durumsal farkındalık ve gelişmiş harp kabiliyetlerine ve ağ destekli servisler ile kazanılan yeteneklere sahip. Çoklu ve farklı ortamlarda aynı anda tüm görevlere hizmet eden yapı, ortak angajman ve eğitimi de kapsayan görev kuvveti odaklı yetenekler de sunuyor. Harekât ortamındaki istihbarat verileri üzerinde veri madenciliği ve bilgi entegrasyonu servisleri imkanı sunan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ileplatformda harekât görevlerini aksatmadan eğitim yapabilme kabiliyeti sağlanıyor. Küçük botlardan komuta merkezlerine kadar farklı büyüklükteki sistemler için ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan ADVENT, tam bütünleşik taktik data linklerle donatıldı. "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır" HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır. Bu yazılımın özelliği şu. Yani insan gibi düşünürseniz; insanın nasıl gözleri var, diğer duyu organları var, fakat vücudunu hareket ettiren, şu anda ona bir akıl olan bir beyni de var. Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz şey de gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, Deniz Kuvvetleri desteğiyle birlikte geliştirilmiş bir yazılım, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. Bu yazılımın yaptığı şey şu. Herhangi bir gemiye veya platforma koyduğunuzda, o geminin platformundaki bütün sistemlere; yani sensörlere, geminin bir nevi gözüne, kulağına, su altındaki sesleri algılayan sonar sistemlere, radar sistemlerine, elektro-optik sistemlere entegre oluyor, bağlanıyor. Onlardan gelen bilgiyi işleyerek, gemiyi savunmak üzere veya bağlı olduğu platformu savunmak üzere karar verecek olan komutana en doğru bilgilerin ulaştırılmasını sağlayan bir sistem. Komutanın verdiği karardan sonra da buna uygun aksiyonları alan; aksiyonlardan kastım şu, savunma maksatlı olarak. Eğer geminin bir top atışı yapması gerekiyorsa, silah kullanması gerekiyorsa ya da bir güdümlü mermi atışı yapması gerekiyorsa kendisini savunmak üzere, bunları da en optimum şekilde ve en doğru zamanda yapılmasını sağlayan, elektronik ve kendi içerisinde akıl içeren bir sistemdir" ifadelerini kullandı. Gemilerdeki füzelerin ateşlenmesini de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin sağladığını belirten Dumlu, "Gemiden ateşlenen güdümlü mermiler için şöyle bir özellik var. Güdümlü mermiler atıldıktan sonra kime atılacağının belirlenmesi lazım. O atacağınız yerin de gerçekten düşman olduğunun belirlenmesi lazım. Daha sonra onun atış mekanizması ve sekansı var, o sekansın işletiliyor olması lazım. Sonra da atılması lazım. Bu süreci gemideki ADVENT Savaş Yönetim Sistemi yönetiyor. Mermi atıldıktan sonra, kendisi belli bir süre gittikten sonra kendi aklıyla beraber hedefe artık ulaşabilir hale geliyor ama hangi hedef olduğunu ilk başta tanımlayan Savaş Yönetim Sistemi ve o kararı veren gemideki karar verici komutan" şeklinde konuştu. "Geleceğin ihtiyaçları göz önüne alınarak çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi" Dumlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nde geliştirildiği için ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alındığı için çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi. Bu sebeple; insansız araçlarda, insanlı su üstü platformlarında, insansız su üstü platformlarında, insansız hava platformlarında, su altındaki denizaltılarımızda, havadaki karakol uçaklarımızda, karadaki yine karargahlarımızda ve merkezlerimizde kullanılabilir halde. Yani geminin büyüklüğüne ve bulunduğu yere bağlı olarak fonksiyon ekliyorsunuz ve o fonksiyonları yerine getirecek şekilde o platformu yüklüyorsunuz. Bu yeteneği sayesinde insansız platformları da kullanabilir, onlardan bilgi alabilir, onlara komut verebilir şekilde yapılandırıldı. Bunun ilk denemesini YONCA TECH ile birlikte geliştirdiğimiz SANCAR İnsansız Deniz Aracımızda gerçekleştirdik. HAVELSAN’ın Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde ürettiği SANCAR İnsansız Deniz Aracımızı Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştik geçtiğimiz senenin içinde. İnsansız deniz aracının içindeki akıl da ADVENT, platformdaki akıl da ADVENT. İki ADVENT birbirleriyle çok arka tarafta aynı beyinmiş gibi konuşabilir yapıda dizayn edildikleri için çok birbirlerini etkilemeden birbirlerine bilgi aktarabilir ve birbirini kumanda edebilir vaziyette çalışıyor. İlk deneme orada yapıldı" dedi. "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var" Dumlu, "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi. TCG Anadolu’ya inen TB3’lerle ilgili de onların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlayan, onların da yine karar vericilere sağlaması gereken bilgileri alıp da yansıtan altyapıyla beraber o sistemle entegre oldu. NATO’yla entegre olmak için, biz NATO üyesi olduğumuz için NATO’nun uyguladığı belli standartları uyguluyor olmamız lazım. Bu uyguladığımız standartlar içerisinde onlarla beraber haberleşmeyi ve tatbikat yapmayı mümkün kılan birtakım standartlar var. Bu haberleşme standartlarını yerine getirecek şekilde ADVENT Savaş Yönetim Sistemi tasarlandı. Bunların sertifikasyonu ve doğrulaması da NATO’yla beraber yapılan birtakım tatbikatlarda icra edilerek deneniyor. Buralarda da HAVELSAN ADVENT Savaş Yönetim Sistemi gerçekten öne çıkar durumda, diğer ülkelerin geliştirdikleri sistemlerin, denedikleri referans sistem olarak kabul edilip kullanılabilecek bir sistem haline ADVENT’i getirebiliyoruz oralarda" dedi.