KÜLTÜR SANAT - 08 Mayıs 2026 Cuma 15:31

Topkapı Sarayı Haremi’nde Yeni Dönem: ‘Cariyeler Taşlığı’ ziyarete açıldı

A
A
A
Topkapı Sarayı Haremi’nde Yeni Dönem: ‘Cariyeler Taşlığı’ ziyarete açıldı

Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’ kapsamlı restorasyon ve tefriş çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı. Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri buralarda kullandık. Bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturduk" dedi.


Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Topkapı Sarayı Harem’i, yapısal olarak ‘haremde yaşayanlar’ ve ‘hareme hizmet edenler’ olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Harem’e hizmet eden erkek görevliler ‘karaağalar’, kadın görevliler ise ‘cariye’ olarak tanımlanıyor. Cariyeler, harem düzeninin ikinci halkasında yer alıyor. Bu yapı içerisinde konumlanan Cariyeler Taşlığı, haremde gündelik hayatın sürdüğü merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.


İlk kez bütüncül bir anlatımla ele alındı


Gezi güzergahında yer almakla birlikte bugüne kadar sınırlı erişime açık kalan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte ilk kez kapsamlı bir kurguyla ziyaretçilere sunuldu. Yeni düzenleme ile ziyaret süresine yaklaşık 20 dakika eklenirken mekanın mimari bütünlüğü üzerinden saray içi yaşamın tüm aşamaları okunabilir hale getirildi. Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı, üç kadınefendi dairesi, cariyeler koğuşu, çamaşırhane, mutfak, kiler, hamam, kahve ocağı ve yardımcı birimlerden oluşan çok katmanlı bir yapıya sahip. Gündelik hayatın sürdüğü bu merkezde cariyeler; dil ve din eğitiminin yanı sıra adab-ı muaşeret, el sanatları ve hizmet alanlarında yetiştirilir aynı zamanda dinlenme ve eğlenme imkanı buluyordu. Öte yandan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Topkapı Sarayı’nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatleri arasında, mevcut ziyaret düzeni kapsamında ek ücret alınmaksızın gezilebilecek.


"Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta"


Restorasyon çalışmasıyla ilgili bilgi veren Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bugün bu önemli mekanların ziyaretçiyle buluşması için bir aradayız. Topkapı Sarayı’nın şu an Cariyeler Taşlığı olarak bilinen çok önemli bir avlusundayız. Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta. Zira Harem bölümü zaten Topkapı Sarayı’nın hem yerli hem yabancı ziyaretçi tarafından en çok merak edilen bölümü, burası da onun kalbi. Hemen ileride sol tarafta Padişah Hanımlarının daireleri bulunuyor. Burada yanımızda bulunan koğuşlarda da Cariye Koğuşları bulunuyor. Bu cariyeler biliyorsunuz; Valide Sultan’dan başlamak üzere Osmanlı sarayında, Osmanlı hareminde; Valide Sultan’dan, Kadın Efendilerden, padişah ailesinin hizmetinde bulunan özel görevliler" dedi.


"Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait"


Restorasyonu yapılan mekanın 17’inci yüzyılın sonuna ait olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu noktada da buradaki gerek mimari kompozisyon gerekse içeride sergilemiş olduğumuz taşınabilir eserler bize çok ciddi fikir veriyor. Bu noktada alınmış olan eğitimler, burada uygulanmış olan pratikler, ritüellerin hepsiyle ilgili biz de bu eserleri ziyaretçimizle buluşturacak bir kürasyon düzenini benimsedik. Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait. Yani Harem yangınından, 1660’lı yılların sonunda gerçekleşen Harem yangınından sonra kurulan düzen. Bu yönüyle çok önemli. Hatırlayacaksınız; geçtiğimiz yıl bu vakitlerde de hemen bu duvarın arkasında olan aynı döneme ait Kara Ağalar Taşlığı ve bağlı birimleri ziyaretçiyle buluşmuştu" şeklinde konuştu.


"Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı"


Restorasyon çalışmasının 6 yıl sürdüğünü belirten Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Aradan geçen bir yılda gerçekten yerli ve yabancı ziyaretçinin olağanüstü bir teveccühüyle karşılaştık. Zira bu alanlar Topkapı Sarayı Haremi’nin hiç görülememiş alanları ve çok özgün alanları. Aynı durum burası için de geçerli. Hem geleneksel fonksiyonu olarak hem de saray düzenindeki yeri olarak bugüne kadar ziyaretçiyle buluşmamış yerlerdi. Burada yürütmüş olduğumuz restorasyon çalışmaları 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadığını söyleyebiliriz. Bunun içinde tabii ki öncelikli olarak mimari restorasyonlar var. Yaklaşık 350 yaşında olan binalardan söz ediyoruz" ifadelerini kullandı.


"Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var"


Onarımı yapılan bölümde çini sanatının muazzam örneklerinden eserler olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu binaların fonksiyon olarak da birbirinden çok farklı ve kompleks yapılar olduğunu ifade etmemiz gerekir. Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var. Vitrayların sarayın en eşsiz vitraylarının burada olduğunu görüyoruz. Kalem işlerinde, özellikle erken dönem kalem işlerinin muazzam örnekleri yine burada bulunuyor. Ancak bu mekanların dışında özellikle hizmete yönelik arkamızdaki çamaşırhane, mutfaklar gibi bölümlerde ise mimari yapının çok daha kuvvetli olduğunu ama süslemenin daha düşük olduğu mekanlar da var. Dolayısıyla kompleks ama çok öğretici bir restorasyon sürecini biz burada meslektaşlarımızla yerine getirdik" diye konuştu.


"Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz"


Onarım sonrasında 700 parça eserin bir araya getirildiğini söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Taşınabilir eserler anlamında, burada sergilediğimiz koleksiyon eserleri anlamında yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli; zira burayla ilgili temel verileri, arşiv verileri ve keşif defterlerinin yanında burada kullanılmış olan bu koleksiyonlar oluşturuyor. Biz bu koleksiyonlardan burada, özellikle Cariyeler bölgesinde buranın da bir okul olduğunu hiç unutmayalım aynı Enderun’daki koğuşlar gibi burası da buraya seçilmiş olan cariyelerin Acemioğlanlar Koğuşu’ndan başlamak suretiyle Gedikli Cariye olana kadar bir öğretim sürecinden geçtikleri bir dönem. Bu noktada aldıkları yabancı dil öğretimleri, el becerileri eğitimleri, geleneksel sanatlar ve musiki gibi pek çok alanda aldıkları eğitimlerin yansımasını gösteren eserleri de taşınabilir olarak sergiliyoruz" ifadeerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Bakan Yumaklı, Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’ni açtı Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış programında yaptığı konuşmada, "Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint Okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz" dedi. Bir dizi program için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, Dereağzı mevkiinde yapımı tamamlanan Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Denizde ilk olacak bir tesisin açılışında beraberiz. Bu sadece bir tesis olmaktan öte aynı zamanda üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin aslında balıkçılıkta ne aşamaya geldiğini gösteren önemli namzetlerden bir tanesi. Dolayısıyla bu tesisin Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah buradan yetişecek olan kardeşlerimiz de bu merkezin eğitim yönüyle Türkiye’nin balıkçılığına, su ürünlerine katkısı anlamında önemli bir yer edinecektir" dedi. Dünyanın hem iklim değişikliği hem de konjonktürel konularda gıda arz güvenliği açısından büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu belirten Yumaklı, "Bütün ülkeler gibi bizler de artık bunu bir stratejik konu olarak ele alıyoruz. Bu sadece bugünün konusu değil elbette ama bundan sonra dünyadaki bütün ülkelerin birinci konusu olacak en önemli gündem maddesi olacaktır. Denizlerimiz, iç sularımız ve yetiştiricilik kapasitemiz ülkemizin bu anlamda da su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı anlamında da önemli bir gücünü teşkil etmekte. Son 23 yılda özellikle su ürünlerinde veya bu sektörde önemli değişimlere de imza attık. Tabii bu başarı da devletimizin, hükümetimizin çok kararlı adımlarının yanı sıra ve düzenlemelerinin yanı sıra aynı zamanda sektörün de bizlerle beraber buna uyum sağlama adına göstermiş olduğu çabanın çok büyük önemi var. Hep söylüyoruz, bütün işlemlerimizi, bütün kararlarımızı sektörümüzle birlikte gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. "Potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız" 23 yıldan bugüne kadar sektörde yaşanan gelişmelere değinen Bakan Yumaklı, "600 bin ton üretimimiz bugün 1 milyon tonu aşmış durumda. Özellikle yetiştiricilik üretimimiz aynı dönemde 625 bin tonun üzerine çıkarak 10 kattan daha fazla büyümüş durumda. Bu rakamlar her ne kadar istatistik gibi dursa da aslında gelişim anlamında nereden nereye gelindiğini ve çok önemli potansiyelin kullanıldığını gösteriyor. Biz burada duracak mıyız? Hayır. Kullanma ve koruma dengesini gözeterek hem bitkisel üretimimizde hem hayvansal üretimimizde hem de su ürünleri üretimimizde potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız. Türk somonu, levrek ve çupra gibi ürünlerimiz artık Avrupa’dan Asya’ya kadar çok geniş bir coğrafyada sofralarda yer almakta. Bugün su ürünleri yetiştiriciliği konusunda bunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki artık ülkemiz Avrupa’nın lider ülkelerinden bir tanesidir. Su ürünleri sektöründe ortaya koyduğumuz bu başarı sadece bizler tarafından değil, uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edilmekte. Uluslararası kuruluşların raporlarında nasıl geçiyor Türkiye’nin adı? Üretimiyle, lider bir ülke. Eskilerin güzel bir sözü var. Marifet iltifata tabidir. Dolayısıyla biz de bu başarıya katkıda bulunan hangi seviyede, hangi kademede, hangi pozisyonda, hangi noktada olursa olsun herkese hiç ayırt etmeden size canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu başarı elbette takdir gördükçe büyüyecek bu emek değer buldukça da güçlenecek. Türkiye Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan CFCM bölgesinde deniz balıkçı filosunun yüzde 17.4’üne sahip. Deniz avcılığında ise payı yüzde 31.4. Ben bu oranların özellikle son dönemde Türkiye’nin başarılarını konuşmak ve bununla gurur duymak yerine konuyu farklı yerlere çekip dezenformasyonu öne çıkaranların gözlerine ve kulaklarına hitap eder şekilde tekrar etmek istiyorum. Türkiye’nin CFCM yani Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bölgesindeki filo oranı yüzde 17.4, deniz avcılığında ise yüzde 31.4, deniz yetiştiriciliğinde ise yüzde 43’lük payla birinci sırada. Bu tablo gerçekten ülkemizin ne kadar büyük güçlü ve stratejik bir balıkçılık ülkesi olduğunun da en somut göstergesi. Ayrıca ülkemiz Uluslararası Atlantik Tonbalıklarını Koruma Komisyonu nezdinde de etkin bir temsil gösterdi. Özellikle son iki yılda arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu konuda gerçekten çok ciddi bir lobi faaliyeti yürüttüler. Ve mavi yüzgeçli orkinos kotamız yaklaşık yüzde 20 arttırılarak 3 bin 95 tona yükseldi. Bugün ve yarın balıkçı gemilerimiz orkinos avı için denizlere açılacak. İçlerinde Yalovalı balıkçı kardeşlerimiz de olacak. Şimdiden bütün balıkçılarımıza, bütün reislerimize buradan rastgele diyelim. Denizleri bereketli, kazançları da bol olsun inşallah" diye konuştu. "İhracatı 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Uluslararası balıkçılık yönetim organizasyonlarında Türkiye’nin elde etmiş olduğu başarılara paralel olarak temsil kabiliyeti konusunda da belli bir takvimi takip ettiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle konuştu: "Örneğin Uluslararası Balinacılık Komisyonuna Türkiye tam üye oldu. Hint Okyanusu Tonbalıkları Komisyonu’na ise gözlemci üye olarak kabul edildi. Şimdi diyeceksiniz ki bunların arasındaki konu nedir? Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz. Attığımız bu güçlü adımların sonucu Türkiye, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde Avrupa’da 2., dünyada ise 15.sıraya yükselmiş durumda. Biz dediğim gibi mevcut başarıları kafi gören bir ülke değiliz. Önümüze daha yeni daha büyük hedefler koyuyoruz. İnşallah 2028 yılında 750 bin tonu yetiştiricilikten olmak üzere toplam üretimimizi 1 milyon 200 bin tona çıkarmayı su ürünleri ihracatımızda ise 2 milyar doları bulmuştuk, 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şimdiden bütün sektöre de bu hedefi vermiş olalım. Herhalde sektör paydaşlarımız da buna hayır demeyecektir. Kıymetli katılımcılar söylediğim gibi koruma kullanma dengesi özellikle sucul biyolojik çeşitlilik açısından son derece önemli ve kritik. Biz denizleri bugünün değil, gelecek nesillerin de bize emaneti olarak görüyoruz. Bu nedenle üretirken koruyoruz, avlanırken sürdürülebilirliği de esas alıyoruz. Hakikaten son üç yılda balıkçılık sektörümüzle birlikte buna dair hangi konuyu gündeme getirsek biraz da denizin getirdiği karakterle sert mizaçlı olarak kabul edilen sektör paydaşlarımızın hepsi bunların tamamını bizlerden daha fazla sahiplenerek uyguladılar. Kendilerine teşekkür ediyorum." 2025 yılındaki denetim faaliyetleriyle ilgili bilgi veren Yumaklı, "2025 yılında 207 bin denetim yapıldı. Yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında 550 bin ton ürüne el konuldu. Mevzuata aykırı faaliyet gösterenlere ise idari para cezaları kesildi. 84 uygunsuz avcılık yapan gemiye el konuldu. 2 binden fazla yasa dışı av aracına da yine el konuldu. Buradan açık ve de net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Denizlerimizin hakkını koruma anlamında hiçbir ihmale, hiçbir kaçak avcılığa ve hiçbir sorumluluğa kesinlikle müsamaha göstermeyeceğiz. Kurallara uymayanların gözünün yaşına bakmayacağız" ifadesini kullandı. Yumaklı, yapılacak çalışmalarla ilgili ise şunları kaydetti: "Açılışı yapılan merkeze bağlı olarak çalışacak Kuzey Ege Su Ürünleri Kontrol ve Denetim birimini Çanakkale’de kuracağız. Aynı şekilde Güney Ege’de ise benzer bir yapılanmayı hayata geçireceğiz. Önümüzdeki günlerde 7 kontrol gemisini de envanterimize katmış olacağız. 12 metre üzerindeki balıkçı gemilerinde kullanılan balıkçı gemisi izleme sistemi cihazlarını yenilemeye başladık, devam edeceğiz. Denizlerdeki avcılık faaliyetlerinin teknolojinin ve dijital gelişmelerinin ışığında devam etmesini istiyoruz. Bu vesileyle sürece verdikleri destekten dolayı Birleşmiş Milletler Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu Genel Sekreteri Dr. Miguel Bernal’a ve ekibine teşekkür ederim. Biz sadece balığı değil, deniz yaşamının tamamını korumayı da bir milli görev olarak addediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda bu merkezin yanı sıra aynı zamanda sucul canlıları kurtarma ve rehabilitasyon merkezini de kuruyoruz. İnşallah proje çalışmalarını yılsonuna kadar tamamlamış olacağız. Bu merkezde sucul canlılar çeşitli nedenlerle yaralandıklarında tedavi edilecekler, rehabilite edilecekler ve yeniden doğal yaşama katılmış olacaklar. İnanıyorum ki attığımız bu adımlarla birlikte Türkiye su ürünlerinde sadece üretim gücüyle değil, denizlerini koruyan, sürdürülebilirliği önceleyen ve ekosistem yönetiminde örnek gösterilen lider ülkelerden birisi olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye yüzyılını inşa ederken hem mavi vatanımızda hem yeşil vatanımızda hem de ülkemizde bütün değerlerimizi yine söylüyorum koruma kullanma dengesiyle kullanacağız, ekonomik değere dönüştüreceğiz. Ben sözlerimin sonunda kurallara uygun bir şekilde avcılık yapan, emeğiyle üretime ve ekonomiye katkı sunan bütün balıkçılarımıza, bütün sektör paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin ülkemize, sektörümüze ve dünyaya su dünyasına sucul biyolojik çeşitliliğe hayırlı olmasını diliyor." Yumaklı protokolle kurdele kesimi sonrası tesisi gezdi, suya deniz patlıcanı bıraktı.
Balıkesir Edremit’te Trafik ve İlkyardım Haftası kutlandı Edremit’te "Trafik ve İlkyardım Haftası" düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Salih Korkut Budaras İlkokulu’nda gerçekleştirilen programda öğrenciler, hazırladıkları gösterilerle trafik güvenliği ve ilkyardımın hayati önemine dikkat çekti. Edremit’te toplumda trafik bilincini artırmak ve ilkyardım farkındalığı oluşturmak amacıyla kutlanan "Trafik ve İlkyardım Haftası", renkli ve eğitici bir programa sahne oldu. Salih Korkut Budaras İlkokulu’nda düzenlenen kutlama etkinliğine; Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, ilçe protokolü, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı. Ardından sahne alan öğrencilerin "Trafikte Hayat Var" temalı gösterisi ve okul korosunun performansı izleyicilerden tam not aldı. Hafta kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri, Kaymakam Ahmet Odabaş ve protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Okul bahçesinde uygulamalı eğitim Törenin ardından Kaymakam Odabaş, Bölge Trafik ekipleri tarafından okul bahçesinde kurulan tanıtım stantlarını ziyaret etti. Trafik ekiplerinin güvenli sürüş ve yaya önceliği üzerine gerçekleştirdiği örnek uygulamaları yerinde inceleyen Odabaş, yetkililerden teknik bilgi alarak öğrencilerle trafik kuralları üzerine sohbet etti. Trafik kurallarına uymanın bir kültür haline gelmesi gerektiğini vurgulayan yetkililer, ilkyardım müdahalelerinin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekti. Program, trafik güvenliği konusunda farkındalık mesajlarıyla sona erdi.