SAĞLIK - 21 Temmuz 2025 Pazartesi 10:12

"Aşırı sıcaklar diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir"

A
A
A
"Aşırı sıcaklar diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir"

Diyabet hastalarına yaz ayları için tavsiyelerde bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gürkan Taşkale, "Yazın aşırı sıcakların oluşturduğu halsizlik ve isteksizlik nedeniyle hareket azalması ve yanlış beslenme sonucunda kan şekeri regülasyonu daha çabuk bozulabilir. Sıvı kaybına bağlı rahatsızlıklar da daha sık olur. Aşırı sıcaklıklar, insülin ve diğer diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir. Bu yüzden ilaçların saklama koşullarına dikkat edilmelidir. Sıvı kaybını azaltmak için ağır egzersiz yapılmamalı, öğle saatlerinde açık havada güneşe maruz kalınmamalıdır" dedi.



Medical Park Bahçelievler Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gürkan Taşkale, yaz aylarında diyabet hastalarının dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.



Diyabetin tanımını yapan Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretmemesi veya üretilen insülinin vücutta etkili kullanılamaması sonucu kan şekerinin yükseldiği kronik bir hastalıktır. İnsülin, vücudun hücrelerine glikoz (şeker) geçişini sağlayarak enerji üretimini düzenler. Diyabet, bu mekanizmadaki bozukluk nedeniyle kan şekeri seviyelerinin kontrolsüz şekilde yükselmesine yol açar" diye konuştu.



"Halsizlik, baş dönmesi ve kramplar görülebilir"


Sıcak havanın diyabet hastalarına etkilerinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Sıcak hava, terlemeyi artırarak vücuttan su ve tuz kaybına neden olabilir. Halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi ve kramplar görülebilir. Sıvı kaybı, kan şekeri seviyelerini yükseltebilir ve böbrekler üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Yaz aylarında aşırı sıcakların oluşturduğu halsizlik ve isteksizlik nedeniyle hareket azalması ve yanlış beslenme nedeniyle kan şekeri regülasyonu daha çabuk bozulabilir, ayrıca sıvı kaybına bağlı rahatsızlıklar da daha sık olur. Yiyecekler sıcak havalarda çabuk bozulacağı için yemekler taze olmalıdır. Ortam ısısı yükseldikçe bazal metabolizma düşecektir, bu yüzden kışa göre düşük kalorili fakat vitamin, mineral ve protein açısından yeterli besinler alınmalıdır. Aksi takdirde fazla kilo alımı ve sıcak tahammülsüzlüğünde artış görülebilir. Düşük yağlı et, sebze yemekleri ve salata tüketimi tercih edilmelidir" şeklinde konuştu.



"İlaçların saklama koşullarına dikkat edilmeli"


Aşırı sıcak ortamların insülin ve diğer antidiyabetik ilaçların bozulmasına sebep olabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Taşkele, "Aşırı sıcaklıklar, insülin ve diğer diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir. Bu yüzden ilaçların saklama koşullarına dikkat edilmelidir. İnsülinler 4-6 santigrat derecede saklanmalı. Kullanılan insülin kalemleri bitene kadar oda ısısında saklanmalıdır. Diyabet haplarının ise oda ısısında tutulması yeterlidir. Aşırı sıcakta tutulan ilaçların bozulma riski vardır. İnsülin ve diğer ilaçları doğrudan güneş ışığından ve yüksek sıcaklıklardan koruyun. Taşıma sırasında soğuk tutan çantalar kullanabilirsiniz" dedi.



"Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri takibi önemli"


Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Sıcak havada yapılan egzersizler, terlemeyi artırarak kan şekerinin düşmesine veya yükselmesine neden olabilir. Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri takibi önemlidir. Yaz aylarında açık havada sabah ve akşam serinliğinde zorlayıcı olmayan egzersiz ve yürüyüşler yapmak uygundur" dedi.



"Geç saatlere kadar uykusuz kalınmamalı"


Tatil dönemleri diyabet kontrolünü sürdürebilmek için ne gibi önlemler alınabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Tatil dönemleri de normal günlük hayat gibi uyku ve uyanma, öğün saatlerine dikkat ederek geçirilmelidir. Geç saatlere kadar uykusuz kalınmamalıdır. Sabah erken uyanıp gün iyi değerlendirilmelidir. Sıcak öğle saatlerinde dinlenme ve kısa süreli şekerleme yapılması uygundur" şeklinde konuştu.



"İnsülin ve diğer ilaçları soğuk tutan çantalarda taşıyın"


Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, uzun yolculuklarda diyabet yönetimi konusunda önerilerde bulundu: "Uzun yolculuklarda ilaçlarınızı düzenli aralıklarla almayı unutmayın. Seyahat sırasında kan şekeri takibi yaparak olası dalgalanmalara karşı önlem alın. İnsülin ve diğer ilaçları taşırken soğuk tutan çantalar kullanın. Uzun yolculuklarda direkt temas olmadan buz kalıpları ile taşınabilir. Uzun süreli otobüs veya uçak yolculuklarında oturma pozisyonu ve egzersiz imkânlarını göz önünde bulundurun. Molalarda kısa süreli de olsa yürüyüşler yapılmalıdır. Seyahat sırasında olası hipoglisemi (düşük kan şekeri) durumlarına karşı yanınızda hızlıca tüketilebilecek karbonhidrat kaynakları bulundurun. Tip 1 diyabetli hastalar için ayrıca acil hipoglisemi halinde yapmak üzere Glukagon enjeksiyonları da çantalarında hazır olmalıdır."



"Meyve ölçülü tüketilmeli"


Yaz meyvelerinin kan şekerini nasıl etkilediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Yaz meyvelerini (karpuz, kavun, üzüm gibi) ölçülü tüketin. Bu meyveler yüksek su içeriğiyle hidrasyonu desteklerken, kan şekerini hızla yükseltebilir. Meyve tüketiminin günlük 200-250 gram olması yeterlidir. Yağlı ve çok baharatlı yemekler su ihtiyacını artıracağı için yaz aylarında tercih edilmemelidir" ifadelerini kullandı.



"Yaz aylarında diyabet hastaları için öneriler"


Dr. Öğr. Taşkale, sıcak havalarda diyabet hastalarına şu önerilerde bulundu: "Sıvı alımına dikkat edin: Gün boyunca yeterli miktarda su içmeye özen gösterin. Ne kadar su içileceği kişiye ve o anki duruma bağlıdır. Susama isteği hissedildiğinde hemen sıvı alımı olmalıdır. Özellikle yaşlıların suya erişimleri kolay olmalıdır. Su içmeye gün içinde ağırlıklı olarak yatana kadar devam edilmelidir. Sıcak havada terleme artacağı için sıvı kaybını önlemek önemlidir. Çay ve kahve tüketiminde sakınca olmamakla birlikte idrara çıkmayı artıracağı için ek olarak su içilmesi uygun olur. Sıvı kaybını azaltmak için ağır egzersizler yapılmamalı, öğle saatlerinde açık havada güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.


Fiziksel aktivite planlaması: Egzersizleri sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde yapmayı tercih edin. Aşırı sıcaklardan kaçının ve egzersiz sırasında kan şekeri seviyenizi izleyin. Eğer iyi bir yüzücüyseniz ve 15-20 dakikadan fazla yüzme planlamışsanız ya da 30- 40 dakikadan fazla yürüyüş yapacaksanız, fazladan bir ara öğün yapmanız veya yemek öncesi insülin kullanıyorsanız öğün öncesi insülin dozunuzu yarı yarıya azaltmanız uygun olabilir. Bu durumdaki kişilerin mutlaka hekimlerine danışarak planlama yapması gerekmektedir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla İki Yaka Kültür Festivali’nde dostluk mesajları verildi Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında Yunan adalarından gelen misafirler Bodrum Cruise Port’ta coşkuyla karşılandı. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, belediye meclis üyeleri ve organizasyon komitesi tarafından gerçekleştirilen karşılamada Ege’nin iki yakasından gelen dostluk mesajları dikkat çekti. Karşılama programında müzikler söylendi, folklor gösterileri gerçekleştirildi ve iki halk arasındaki iyi niyet ile kültürel bağların güçlenmesine yönelik anlamlı görüntüler ortaya çıktı. Festivale katılım sağlayan Kos Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras, Nisyros Belediye Başkanı Christofis Koronaios, Leros Belediye Başkanı Michalis Kolias, Patmos Belediye Başkanı Konstantinos Mamakos, Kalymnos ve Lipsi belediye temsilcileri Bodrum’da dostluk mesajları verdi. Karşılama sırasında konuşan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, iki yaka arasında yıllardır süren kültürel bağların bu festivalle daha da güçlendiğini belirterek tüm vatandaşları festival etkinliklerine davet etti. Mandalinci açıklamasında, Ege’nin iki yakasında yaşayan halkların tarih boyunca ortak bir kültürü paylaştığını vurgulayarak, "Bu festival sadece bir etkinlik değil, dostluğun, kültürün ve ortak hafızanın buluşmasıdır. Bodrum olarak komşularımızı ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı 8-10 Mayıs boyunca Kumbahçe Meydanı’nda gerçekleşecek etkinliklere davet ediyoruz" dedi. Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında konserler, halk dansları gösterileri, workshoplar, söyleşiler, sergiler ve gastronomi etkinlikleri üç gün boyunca Kumbahçe Meydanı’nda devam edecek.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.