Yerel Haberler
Eskişehir
Vali Yılmaz ve eşi, huzurevi sakinleriyle iftar yaptı
03 Mart 2026 Salı - 10:23 Vali Yılmaz ve eşi, huzurevi sakinleriyle iftar yaptı Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ve eşi Doç. Dr. Şenay Yılmaz, Safiye Gönül Bayar Huzurevi’nde düzenlenen ’2026 Yılı Ramazan Ayı Vefa Buluşması ve Nesiller Buluşması’ adlı iftar programına katıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen programda konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, kıymetli büyükler, kahraman gaziler, şehit yakınları ve çocuklarla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Büyüklerin geçmişten geleceğe rehber olduğunu vurgulayan Vali Yılmaz, gazilerin vatan savunmasının yaşayan kahramanları olduğunu ifade ederek şehitlerin ise bu topraklar için en büyük fedakârlığı gösterdiğini belirtti. Şehitlerin asla unutulmayacağını ve hatıralarının daima yaşatılacağını söyleyen Yılmaz, huzur ve güven içinde yaşanıyorsa bunun kahraman şehitler sayesinde olduğunu dile getirdi. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, tüm davetlilerin Ramazan ayını tebrik ederek, Ramazan Bayramı’na sağlık, huzur ve dayanışma içinde ulaşılması temennisinde bulundu. Programa Safiye Gönül Bayar Huzurevi sakinleri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı ÇEKOM Müdürlüğü Çocuk Evlerinden çocuklar, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Eskişehir Şubesi üyeleri, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Eskişehir Şubesi üyeleri ile il müdürlüğüne bağlı kuruluşlarda görev yapan şehit ve gazi yakını personel ile aileleri bir araya geldi.
İnönü’de Sigara Bırakma Polikliniği hizmete başladı
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:20 İnönü’de Sigara Bırakma Polikliniği hizmete başladı Eskişehir’de İnönü Aile Sağlığı Merkezi Aile Hekimliği Birimi bünyesinde kurulan Sigara Bırakma Polikliniği’nin hizmete başladığı duyuruldu. Tütün ürünleri, hem dünyada hem de ülkemizde en yaygın kullanılan bağımlılık yapıcı maddeler arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tütün kullanımı, her yıl milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden olan önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Tütün kullanımı; kalp-damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları ve çeşitli kanser türleri başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa yol açıyor. Bu kapsamda Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından çalışmalar yürütülürken, tütün bağımlılığı ile mücadeleye yönelik hizmet ağı genişletiliyor. İlaç tedavisi desteği ve davranışsal danışmanlık uygulamaları yürütülecek İnönü Aile Sağlığı Merkezi’nde hizmete giren yeni Sigara Bırakma Polikliniği ile birlikte il genelinde faaliyet gösteren sigara bırakma polikliniklerinin sayısı 22’ya ulaştı. Poliklinikte görevli Aile Hekimi Dr. Sevinç Uçan’ın sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara bireysel danışmanlık hizmeti sunacağı belirtildi. Hastaların muayene ve değerlendirme sürecinin ardından hekim kontrolünde uygun tedavi yöntemleriyle sigarayı bırakma sürecine alınacağı ifade edilirken, gerekli durumlarda ilaç tedavisi desteği ve davranışsal danışmanlık uygulamaları da yürütüleceği belirtildi. Bu yeni uygulamanın vatandaşların yaşadıkları bölgeye yakın aile sağlığı merkezlerinde sigara bırakma hizmetine erişimini kolaylaştırarak, tütünle mücadelede önemli bir kolaylık sağlayacağı vurgulandı. Poliklinikte hizmet verecek olan Aile Hekimi Dr. Sevinç Uçan, 4 Mart 2026 Çarşamba gününden itibaren hasta kabulüne başlayacak.
Doç. Dr. Kaya: "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir"
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:15 Doç. Dr. Kaya: "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir" Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının bir halk sağlığı meselesi olduğunu belirterek, "İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor" dedi. İşitme kaybı, eğitimden istihdama, sosyal ilişkilerden toplumsal katılıma kadar yaşamın pek çok alanını etkileyen önemli bir halk sağlığı meselesi olarak değerlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, günümüzde küresel olarak yaklaşık 5-19 yaş aralığındaki 90 milyon çocuk işitme kaybıyla yaşıyor. Çocukluk çağı işitme kaybının yüzde 60’ından fazlası, basit ve düşük maliyetli halk sağlığı önlemleriyle önlenebiliyor. Bu verilerden hareketle 2026 yılının teması ’Topluluklardan sınıflara: Tüm çocuklar için işitme bakımı’ olarak ele alınıyor. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde her yıl 3 Mart’ta çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturulan Dünya İşitme ve Kulak Günü ile erken tanının, kapsayıcı eğitim ortamlarının ve yardımcı teknolojilere erişimin hayati önemi vurgulanıyor. "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir" Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının toplumsal boyutunu, görünmez engelleri ve çözüm yollarını değerlendirdi. Doç. Dr. Kaya, 3 Mart Dünya İşitme ve Kulak Günü’nün yalnızca işitme kaybı yaşayan bireyler için değil, toplumun tamamı için önemli bir farkındalık günü olduğunu belirtti. İşitme kaybının, bireylerin sosyal yaşama katılımını, öğrenme süreçlerini ve eğitim sonrası meslek hayatındaki üretkenliğini doğrudan etkilediğini ifade eden Kaya, kapsayıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesinin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. İşitme kaybının çoğu zaman görünmez bir engel olarak algılandığını dile getiren Kaya, dışarıdan fark edilmeyen bu durumun bireyin iletişim becerilerini ve eğitim ortamlarında yapılması gereken düzenlemeleri önemli ölçüde etkilediğini aktardı. Doç. Dr. Zehranur Kaya, akademik başarının, mesleki ilerlemenin ve toplumsal hayata katılımın sağlanabilmesi için uygun öğrenme ortamlarının oluşturulmasının ve farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Çocuklarda işitme sağlığı ve erken tanının önemi Dünya Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde belirlenen 2026 yılının ’çocuklarda işitme sağlığı’ teması hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kaya, "İşitme, çocukların dünyayı algılamalarını, dili öğrenmelerini, sesleri birbirinden ayırt etmelerini ve sosyal ilişkiler kurmalarını sağlayan en temel duyulardan biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, okul çağındaki 5-19 yaş aralığında yaklaşık 90 milyon çocuk işitme kaybı ile yaşıyor ve bu kaybın tanılanması sürecinde önemli sorunlar yaşanıyor. İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde, çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor; bu durum akademik performansın düşmesine ve psikososyal uyum sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu nedenle çocuklarda işitme sağlığının korunması için erken tanı, zamanında müdahale ve eğitim ortamlarında destekleyici düzenlemelerin sağlanması büyük önem taşıyor" dedi. "İşitme kaybı sadece duymamak değildir" Asıl sorunun iletişim süreçlerine tam olarak katılamamak olduğunu ifade eden Kaya, toplumda işitme kaybı olan bireylerle konuşurken ses yükseltmenin ya da farklı bir üslup kullanmanın çözüm olarak görüldüğünü, ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi. Kaya, eğitim kurumlarının geliştireceği kapsayıcı uygulamaların bu alandaki farkındalığı artıracağını vurguladı. Erken tanının işitme sağlığında kritik bir rol oynadığına dikkat çeken Doç. Dr. Zehranur Kaya, özellikle yeni doğan taramalarının düzenli şekilde yapılmasının ve kontrollerin aksatılmamasının önemine dikkat çekti. En küçük bir şüphede bile sağlık kuruluşlarına başvurulmasının gerektiğini belirten Kaya, ailelerin ve öğretmenlerin bu süreçte gecikmeden harekete geçmesinin bireylerin hayata eşit katılımını desteklediğini ifade etti. "Meslek hayatında en büyük engel: İletişim" İşitme kaybı olan bireylerin meslek hayatında en çok iletişim engeliyle karşılaştığını aktaran Kaya; toplantılara katılamama, görevleri doğru anlayamama ve iş arkadaşlarıyla etkin iletişim kuramama gibi sorunların sık yaşandığını belirtti. Eğitim kurumu olarak, yükseköğretim düzeyinde işitme kayıplı bireylere yönelik özel eğitim veren tek kurum olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını ifade eden Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kaya; dil desteği ve disiplinler arası çalışmaların öne çıktığı, mesleğe yönelik ürün odaklı bir eğitim modeli uyguladıklarını aktardı. Teknolojideki hızlı gelişmelerin işitme kayıplı bireylerin iletişim süreçlerine önemli katkılar sunduğunu dile getiren Kaya, dijital işitme cihazları, canlı altyazı uygulamaları ve sesi yazıya dönüştüren yazılımların önemli destekler sağladığını söyledi. Ancak asıl belirleyici unsurun bu teknolojilere erişim olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, gerekli adımların atılmasının önemine dikkat çekti. "Eşitlik aynı sesi duymak değil, sesi eşit duyurabilmek" İşitme sağlığının herkesin ortak sorumluluğu olduğuna işaret eden Kaya, erken tanı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, yardımcı teknolojilere erişimin kolaylaştırılması ve toplumun kapsayıcı bir iletişim anlayışı benimsemesi gerektiğini ifade etti. Eşitliğin herkesin aynı sesi duyması değil; herkesin sesini eşit biçimde duyurabilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kaya, bu yaklaşımın daha adil ve kapsayıcı bir toplumun temelini oluşturduğunu belirtti.