SAĞLIK - 02 Mart 2026 Pazartesi 16:15

Doç. Dr. Kaya: "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir"

A
A
A
Doç. Dr. Kaya: "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir"

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının bir halk sağlığı meselesi olduğunu belirterek, "İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor" dedi.


İşitme kaybı, eğitimden istihdama, sosyal ilişkilerden toplumsal katılıma kadar yaşamın pek çok alanını etkileyen önemli bir halk sağlığı meselesi olarak değerlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, günümüzde küresel olarak yaklaşık 5-19 yaş aralığındaki 90 milyon çocuk işitme kaybıyla yaşıyor. Çocukluk çağı işitme kaybının yüzde 60’ından fazlası, basit ve düşük maliyetli halk sağlığı önlemleriyle önlenebiliyor. Bu verilerden hareketle 2026 yılının teması ’Topluluklardan sınıflara: Tüm çocuklar için işitme bakımı’ olarak ele alınıyor. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde her yıl 3 Mart’ta çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturulan Dünya İşitme ve Kulak Günü ile erken tanının, kapsayıcı eğitim ortamlarının ve yardımcı teknolojilere erişimin hayati önemi vurgulanıyor.



"İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir"


Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının toplumsal boyutunu, görünmez engelleri ve çözüm yollarını değerlendirdi. Doç. Dr. Kaya, 3 Mart Dünya İşitme ve Kulak Günü’nün yalnızca işitme kaybı yaşayan bireyler için değil, toplumun tamamı için önemli bir farkındalık günü olduğunu belirtti. İşitme kaybının, bireylerin sosyal yaşama katılımını, öğrenme süreçlerini ve eğitim sonrası meslek hayatındaki üretkenliğini doğrudan etkilediğini ifade eden Kaya, kapsayıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesinin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. İşitme kaybının çoğu zaman görünmez bir engel olarak algılandığını dile getiren Kaya, dışarıdan fark edilmeyen bu durumun bireyin iletişim becerilerini ve eğitim ortamlarında yapılması gereken düzenlemeleri önemli ölçüde etkilediğini aktardı. Doç. Dr. Zehranur Kaya, akademik başarının, mesleki ilerlemenin ve toplumsal hayata katılımın sağlanabilmesi için uygun öğrenme ortamlarının oluşturulmasının ve farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.



Çocuklarda işitme sağlığı ve erken tanının önemi


Dünya Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde belirlenen 2026 yılının ’çocuklarda işitme sağlığı’ teması hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kaya, "İşitme, çocukların dünyayı algılamalarını, dili öğrenmelerini, sesleri birbirinden ayırt etmelerini ve sosyal ilişkiler kurmalarını sağlayan en temel duyulardan biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, okul çağındaki 5-19 yaş aralığında yaklaşık 90 milyon çocuk işitme kaybı ile yaşıyor ve bu kaybın tanılanması sürecinde önemli sorunlar yaşanıyor. İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde, çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor; bu durum akademik performansın düşmesine ve psikososyal uyum sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu nedenle çocuklarda işitme sağlığının korunması için erken tanı, zamanında müdahale ve eğitim ortamlarında destekleyici düzenlemelerin sağlanması büyük önem taşıyor" dedi.



"İşitme kaybı sadece duymamak değildir"


Asıl sorunun iletişim süreçlerine tam olarak katılamamak olduğunu ifade eden Kaya, toplumda işitme kaybı olan bireylerle konuşurken ses yükseltmenin ya da farklı bir üslup kullanmanın çözüm olarak görüldüğünü, ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi. Kaya, eğitim kurumlarının geliştireceği kapsayıcı uygulamaların bu alandaki farkındalığı artıracağını vurguladı. Erken tanının işitme sağlığında kritik bir rol oynadığına dikkat çeken Doç. Dr. Zehranur Kaya, özellikle yeni doğan taramalarının düzenli şekilde yapılmasının ve kontrollerin aksatılmamasının önemine dikkat çekti. En küçük bir şüphede bile sağlık kuruluşlarına başvurulmasının gerektiğini belirten Kaya, ailelerin ve öğretmenlerin bu süreçte gecikmeden harekete geçmesinin bireylerin hayata eşit katılımını desteklediğini ifade etti.



"Meslek hayatında en büyük engel: İletişim"


İşitme kaybı olan bireylerin meslek hayatında en çok iletişim engeliyle karşılaştığını aktaran Kaya; toplantılara katılamama, görevleri doğru anlayamama ve iş arkadaşlarıyla etkin iletişim kuramama gibi sorunların sık yaşandığını belirtti. Eğitim kurumu olarak, yükseköğretim düzeyinde işitme kayıplı bireylere yönelik özel eğitim veren tek kurum olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını ifade eden Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kaya; dil desteği ve disiplinler arası çalışmaların öne çıktığı, mesleğe yönelik ürün odaklı bir eğitim modeli uyguladıklarını aktardı. Teknolojideki hızlı gelişmelerin işitme kayıplı bireylerin iletişim süreçlerine önemli katkılar sunduğunu dile getiren Kaya, dijital işitme cihazları, canlı altyazı uygulamaları ve sesi yazıya dönüştüren yazılımların önemli destekler sağladığını söyledi. Ancak asıl belirleyici unsurun bu teknolojilere erişim olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, gerekli adımların atılmasının önemine dikkat çekti.



"Eşitlik aynı sesi duymak değil, sesi eşit duyurabilmek"


İşitme sağlığının herkesin ortak sorumluluğu olduğuna işaret eden Kaya, erken tanı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, yardımcı teknolojilere erişimin kolaylaştırılması ve toplumun kapsayıcı bir iletişim anlayışı benimsemesi gerektiğini ifade etti. Eşitliğin herkesin aynı sesi duyması değil; herkesin sesini eşit biçimde duyurabilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kaya, bu yaklaşımın daha adil ve kapsayıcı bir toplumun temelini oluşturduğunu belirtti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da komşuluk geleneğini sürdüren mahalle aynı sofrada 11’inci kez iftar yaptı İstanbul Esenler’deki Birlik Mahallesi sakinleri, Ramazan coşkusunu bu yıl 11’inci kez kurdukları sofrada bir araya gelerek yaşadı. Mahalle kültürünü sürdüren komşular, sokakta kurulan iftar sofrasında buluşunca ortaya renkli görüntüler çıktı. Esenler Birlik Mahallesi’nde geleneksel mahalle iftarının bu yıl 11’incisi düzenlendi. Araç trafiğine kapatılan sokak iftar için hazırlandı. Yemekler birlikte pişirildi, iftar saatine yakın masalar kuruldu. İftarda mahalleli, birlik ve beraberlik mesajı verdi. Büyük bir emek sonucu hazırlanan organizasyonda herkes bir işin ucundan tutarak birbirine destek oldu. Komşuluk geleneği yaşatmaya devam eden bu mahalle, aynı sofrada buluşarak Ramazan çoşkusu yaşadı. Kur’an-ı Kerim okunarak ve dua eşliğinde başlayan iftarda sadece mahalle sakinleri değil, her noktadan insan da katılımı sağlandı. Bu vesileyle sofrada "size de yer var" denildi. "Mübarek Ramazan’da paylaşmak duygusu çok güzel" Mahalle sakinlerinden Mülkinaz Toker, "Memnun kalıyoruz, mutlu oluyoruz. Her sene olduğu gibi bu yıl da iftarımızı yaptık" dedi. 11 yıldır mahallede verilen iftara katılan mahalle sakini Hüseyin Hacıoğlu ise coşkusunu dile getirerek, "Her şeyden önce şunu demek istiyorum. Mübarek Ramazan’da paylaşmak duygusu çok güzel. Ben buradan bütün Müslüman kardeşlerime diyorum ki Allah oruçlarını kabul etsin. 11 senedir süregelen bu iftar alışkanlığımızı İnşallah devam ettirmeyi düşünüyoruz. Bizden sonra gelen kardeşlerimizin de bayrağımızı bizden teslim alıp, bu geleneği devam ettireceklerine inanıyoruz" diye konuştu. Mahallenin çocuklarından Yusuf Karacıl ise "Mahallemizde bir iftar oldu. Yapanlardan Allah razı olsun. Gayet de güzel, doyurucu" dedi. "Mahalle kültürünü yaşatıyoruz" Geleneğin ve kültürün yaşatıldığını vurgulayan Salih Erol Uzun ise, "Mahallemizin böyle bir iftar geleneği düzenlemiş olması çok harika. Yapalı 11 yıl olmuş, daha devam ediyor. Bence çok güzel bir şey. Burada en azından mahalle kültürünü yaşatıyoruz" şeklinde konuştu. "Komşular buluştu, böyle bir ortam bulunmaz" Mahalle sakinlerinden Hasan Sevinç ise iftardaki buluşmanın değerli olduğundan bahsederek, "Böyle bir organizasyon yaptıkları için mahallemiz halkına teşekkür ediyorum. Ramazan demek paylaşmak demektir. Komşuların bir araya gelip buluşması ne güzel. Böyle bir ortam bulunmaz. Bu ortamın devamını diliyorum" diye konuştu. Mahallenin eskilerinden olduğunu söyleyen Gülten Acar ise, ailesinin 102 senedir Esenler’de yaşadığını ifade etti. "Her sene yapılmasını diliyorum" Ramazan’ın kardeşliği ve bağları pekiştirdiğini söyleyen Yakup Gümüştaş ise, "Her yıl düzenlendiği gibi bu yıl da düzenlendi. Mahallemimiz bir araya geldi. Birleşti. Her yıl yapılmasını istiyorum, mahalle sakinleri de bundan gayet mutlu" diye konuştu. Yüsra Aydın isimli çocuk ise ,"Yemekler çok güzeldi, çorba çok güzeldi. Organizasyon da güzeldi. Her sene yapılmasını diliyorum. Yapanların ellerine sağlık, çok teşekkür ederim" dedi.