Yerel Haberler
Eskişehir
Çocuklukta hayal ettiği araca 52 yaşında kavuştu 13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:33:43 Eskişehir’de çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu 50 yıllık otomobilin sahibi olmanın mutluluğunu yaşayan Sami Şenlik, klasik aracına gelen teklifleri ise düşünmeden reddediyor. Eskişehir’de yaşayan ve sanayide yedek parça ustası olan 52 yaşındaki esnaf Sami Şenlik, çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu 1976 model aracı 6 yıl önce satın aldı. Aracı tamir eden ve eksiklerini gideren Şenlik, hayalini kurduğu ve neredeyse kendi ile yaşıt otomobiline çocuğu gibi bakıyor. Bakımlarını aksatamayan ve kapalı bir garajda muhafaza edilen araç yollara çıktığında ise dikkat çekiyor. Yolda seyir halindeyken diğer sürücülerin kendini durdurup otomobil ile fotoğraf çekindiğinden bahseden Sami Şenlik, aracının egzoz sesini dinlemek için kendini takip edenlerin olduğunu söyledi. Klasik aracını sık sık temizleyen esnaf gelen teklifleri rakamı duymadan reddediyor. Sami Şenlik’in hayali ise aracını çocuklarına miras bırakmak. "Bu araba bana hayat sunuyor" Aracını anlatan 52 yaşında Sami Şenlik, "Sanayiye 13 yaşımda çırak olarak başladım. Hep bu arabaların hayalini kuruyordum, şimdi bu hayalimi gerçekleştirmeye çalışıyorum. Aldığımda eski, hurda bir araçtı, onu kendim bu hâle getirdim. Döşemesi, kaportası, boyası, gördüğünüz her şeyi ben yaptım. Onu alalı 6-7 sene oldu. Ne kadar harcadığımın hesabını bile yapmıyorum, kendi imkânlarımla yapmaya çalıştım. Bu araç 1976 model, yani 50 yaşında, yarım asırlık bir araba. Bu araba bana hayat sunuyor ve beni çok eskilere götürüyor. Sağlık kurulunda çalışan bir abimiz var, arada bir dükkâna gelir, bunun sesini dinler ve gider. Ben pazar günleri arabayı alırım, en az iki saatimi ayırarak keyifle ilgilenirim. Silerim, süpürürüm, temizlerim eğer üzerinde çizikler varsa onlara rötuş yapmaya çalışırım. Ben aldığımda araba bu renkteydi, zaten bu modellerin bu mavi rengi meşhurdur" dedi. "’Satıyor musun’ diye soran çok oluyor ama öyle bir niyetim yok" Trafikte aldığı tepkilerden bahseden Şenlik şöyle devam etti: "Trafikte çok güzel tepkiler alıyorum. Durdurup ’Abi fotoğraf çekinelim’ diyenler oluyor, peşinde koşan ihtiyarlar da çok. Yolda giderken peşime takılıp sadece sesini dinleyen de çok oluyor. ’Satıyor musun’ diye soran çok oluyor, ama öyle bir niyetim kesinlikle yok, ben her şeyi bu arabayı kullanmak için yapıyorum. Çok isteyen oluyor ama kimseden fiyat bile almadım. Hedefim inşallah bu arabayı 12 yaşındaki çocuğuma bırakmak. Bende başka klasik arabalar da var, araçları kendim topluyorum. Yeni araçlar lüks ama bunlar eski araçlar ve tamamen benim kontrolümde. Mesela arıza yapsa her şeyini yapabilirim, yürütebilirim. Yolda kalsa her müdahalesini yapabilirim ama yeni aracı yapamam. En önemlisi, bu aracın bir ruhu ve tarihi var. 70-80 yaşlarındaki insanlar bazen sadece gelip bakıp gidiyorlar."
13 Nisan 2026 Pazartesi - 09:41 Eskişehir ESVAK’ta ‘Rusya Müslümanları’ konferansı Eskişehir Mezunları ve Eskişehir’den Yetişenler Vakfı (ESVAK); Eskişehir’de kültürel etkinlikleri kapsamında bu hafta ‘Rusya Müslümanları’ başlıklı önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Konferans, yoğun katılım ve İlgi gördü. Konferansın konuğu olan Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, ‘Rusya coğrafyasındaki Müslüman Türk varlığının tarihi derinliğini ve güncel durumunu’ çarpıcı başlıklarla ele aldı. Prof. Dr. Bayraktar, bölgedeki İslamiyet algısının Türk kültürüyle nasıl harmanlandığını anlattı ve şunları söyledi: "Köklerimiz bir kaderimiz ortak" "Rusya Müslümanları dediğimizde sadece bir inanç grubundan değil; Volga-Ural bölgesinden Kafkasya’ya, Sibirya’dan Orta Asya steplerine kadar uzanan devasa bir kültürel mirastan bahsediyoruz. İdil-Ural bölgesindeki İdil Bulgar Devleti’nin İslam’ı kabulünden itibaren başlayan sürecin, bugünkü Tatar ve Başkurt kimliğinin temelini oluşturdu. Gaspıralı İsmail Bey’in ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ parolası Rusya Müslümanları arasındaki uyanışta mihenk taşıdır. Bölgedeki medreselerin ve eğitim kurumlarının sadece dini değil, milli bir kimlik inşasında da kilit rol oynadı.’ ‘Eskişehir, bu coğrafyanın bir yansımasıdır’ Bayraktar, ‘’Eskişehir’in demografik yapısı ile Rusya Müslümanları arasındaki kopmaz bağlara da değineceğim. Kentin, Kırım ve Kafkasya’dan gelen göçlerle şekillenen kültürel hafızası vardır. Bugün burada bu konuyu konuşuyor olmamız tesadüf değil. Eskişehir, o topraklardan gelen kardeşlerimizin kurduğu, kültürünü yaşattığı bir gönül coğrafyasıdır. Rusya Müslümanları, tarihin en zorlu dönemlerinde bile kimliklerini korumayı başarmış bir topluluktur. Onların dününe bakmak, aslında Türk dünyasının geleceğine bakmaktır’’ dedi. ESVAK merkezinde düzenlenen konferans; akademisyenlerin yanı sıra, çok sayıda öğrenci ve sivil toplum kuruluşu temsilcisini bir araya getirdi. Bayraktar, soru-cevap bölümünde özellikle Tataristan ve Başkurdistan’daki güncel dini yaşam ve eğitim imkânları üzerine gelen soruları cevapladı. Akademik çalışmaların bu alandaki bağları, güçlendirmesi gerekir. Konferans sonunda: Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar’a teşekkür plâketi takdim edildi.
Doç. Dr. Kaya: "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir"
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:15 Doç. Dr. Kaya: "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir" Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının bir halk sağlığı meselesi olduğunu belirterek, "İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor" dedi. İşitme kaybı, eğitimden istihdama, sosyal ilişkilerden toplumsal katılıma kadar yaşamın pek çok alanını etkileyen önemli bir halk sağlığı meselesi olarak değerlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, günümüzde küresel olarak yaklaşık 5-19 yaş aralığındaki 90 milyon çocuk işitme kaybıyla yaşıyor. Çocukluk çağı işitme kaybının yüzde 60’ından fazlası, basit ve düşük maliyetli halk sağlığı önlemleriyle önlenebiliyor. Bu verilerden hareketle 2026 yılının teması ’Topluluklardan sınıflara: Tüm çocuklar için işitme bakımı’ olarak ele alınıyor. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde her yıl 3 Mart’ta çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturulan Dünya İşitme ve Kulak Günü ile erken tanının, kapsayıcı eğitim ortamlarının ve yardımcı teknolojilere erişimin hayati önemi vurgulanıyor. "İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir" Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının toplumsal boyutunu, görünmez engelleri ve çözüm yollarını değerlendirdi. Doç. Dr. Kaya, 3 Mart Dünya İşitme ve Kulak Günü’nün yalnızca işitme kaybı yaşayan bireyler için değil, toplumun tamamı için önemli bir farkındalık günü olduğunu belirtti. İşitme kaybının, bireylerin sosyal yaşama katılımını, öğrenme süreçlerini ve eğitim sonrası meslek hayatındaki üretkenliğini doğrudan etkilediğini ifade eden Kaya, kapsayıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesinin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. İşitme kaybının çoğu zaman görünmez bir engel olarak algılandığını dile getiren Kaya, dışarıdan fark edilmeyen bu durumun bireyin iletişim becerilerini ve eğitim ortamlarında yapılması gereken düzenlemeleri önemli ölçüde etkilediğini aktardı. Doç. Dr. Zehranur Kaya, akademik başarının, mesleki ilerlemenin ve toplumsal hayata katılımın sağlanabilmesi için uygun öğrenme ortamlarının oluşturulmasının ve farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Çocuklarda işitme sağlığı ve erken tanının önemi Dünya Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde belirlenen 2026 yılının ’çocuklarda işitme sağlığı’ teması hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kaya, "İşitme, çocukların dünyayı algılamalarını, dili öğrenmelerini, sesleri birbirinden ayırt etmelerini ve sosyal ilişkiler kurmalarını sağlayan en temel duyulardan biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, okul çağındaki 5-19 yaş aralığında yaklaşık 90 milyon çocuk işitme kaybı ile yaşıyor ve bu kaybın tanılanması sürecinde önemli sorunlar yaşanıyor. İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde, çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor; bu durum akademik performansın düşmesine ve psikososyal uyum sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu nedenle çocuklarda işitme sağlığının korunması için erken tanı, zamanında müdahale ve eğitim ortamlarında destekleyici düzenlemelerin sağlanması büyük önem taşıyor" dedi. "İşitme kaybı sadece duymamak değildir" Asıl sorunun iletişim süreçlerine tam olarak katılamamak olduğunu ifade eden Kaya, toplumda işitme kaybı olan bireylerle konuşurken ses yükseltmenin ya da farklı bir üslup kullanmanın çözüm olarak görüldüğünü, ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi. Kaya, eğitim kurumlarının geliştireceği kapsayıcı uygulamaların bu alandaki farkındalığı artıracağını vurguladı. Erken tanının işitme sağlığında kritik bir rol oynadığına dikkat çeken Doç. Dr. Zehranur Kaya, özellikle yeni doğan taramalarının düzenli şekilde yapılmasının ve kontrollerin aksatılmamasının önemine dikkat çekti. En küçük bir şüphede bile sağlık kuruluşlarına başvurulmasının gerektiğini belirten Kaya, ailelerin ve öğretmenlerin bu süreçte gecikmeden harekete geçmesinin bireylerin hayata eşit katılımını desteklediğini ifade etti. "Meslek hayatında en büyük engel: İletişim" İşitme kaybı olan bireylerin meslek hayatında en çok iletişim engeliyle karşılaştığını aktaran Kaya; toplantılara katılamama, görevleri doğru anlayamama ve iş arkadaşlarıyla etkin iletişim kuramama gibi sorunların sık yaşandığını belirtti. Eğitim kurumu olarak, yükseköğretim düzeyinde işitme kayıplı bireylere yönelik özel eğitim veren tek kurum olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını ifade eden Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kaya; dil desteği ve disiplinler arası çalışmaların öne çıktığı, mesleğe yönelik ürün odaklı bir eğitim modeli uyguladıklarını aktardı. Teknolojideki hızlı gelişmelerin işitme kayıplı bireylerin iletişim süreçlerine önemli katkılar sunduğunu dile getiren Kaya, dijital işitme cihazları, canlı altyazı uygulamaları ve sesi yazıya dönüştüren yazılımların önemli destekler sağladığını söyledi. Ancak asıl belirleyici unsurun bu teknolojilere erişim olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, gerekli adımların atılmasının önemine dikkat çekti. "Eşitlik aynı sesi duymak değil, sesi eşit duyurabilmek" İşitme sağlığının herkesin ortak sorumluluğu olduğuna işaret eden Kaya, erken tanı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, yardımcı teknolojilere erişimin kolaylaştırılması ve toplumun kapsayıcı bir iletişim anlayışı benimsemesi gerektiğini ifade etti. Eşitliğin herkesin aynı sesi duyması değil; herkesin sesini eşit biçimde duyurabilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kaya, bu yaklaşımın daha adil ve kapsayıcı bir toplumun temelini oluşturduğunu belirtti.
Afetlere hazırlık süreklilik gerektiren bir devlet politikası
02 Mart 2026 Pazartesi - 15:31 Afetlere hazırlık süreklilik gerektiren bir devlet politikası Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, afetlere hazırlığın süreklilik gerektiren bir devlet politikası olduğunu belirterek "Ülkemizin deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmesi ve her an hazırlıklı olması hayati bir zorunluluktur" diye belirtti. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında bir değerlendirme yaptı. Bildirici, "İl Sağlık Müdürlüğü olarak, hem insan kaynağımızla hem de teknolojik altyapımızla muhtemel afet senaryolarına karşı hazırlıklarımızı en üst seviyede tutuyoruz. Bildiğiniz üzere, restorasyonunu tamamlayarak Müdürlüğümüz envanterine kattığımız Mobil Komuta ve Koordinasyon Merkezi tırımız ve tam donanımlı UMKE araçlarımız sahamızda aktif olarak görev yapmaktadır. Afet anında en büyük ihtiyacımız olan kesintisiz iletişimi, 112 acil istasyonlarımız ve hastanelerimizle olan koordinasyonu doğrudan olay yerinden sağlayacak güce ve teknolojiye sahibiz. Temennimiz, bu devasa araçlara ve ekiplerimize hiçbir zaman ihtiyaç duyulmamasıdır. Ancak muhtemel bir kriz anında; devletimizin tüm imkanlarıyla, araçlarımızla ve sağlık çalışanlarımızın üstün gayretiyle vatandaşımızın hemen yanı başında olacağımızı herkesin bilmesini isterim. Bu vesileyle geçmiş depremlerde yitirdiğimiz tüm canlarımızı rahmetle anıyor, ülkemize afetsiz yarınlar diliyorum" dedi. Deprem Haftası boyunca İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, sağlık ekiplerinin afet farkındalığını artırmaya yönelik eğitim, tatbikat ve saha çalışmalarına aralıksız devam edileceği açıklandı.
Eskişehir’de gaziler ve yaşlılar iftar programında bir araya geldi
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:22 Eskişehir’de gaziler ve yaşlılar iftar programında bir araya geldi Eskişehir’de Sığırcık ve Çevre Köyleri Derneği tarafından düzenlenen iftar yemeğinde, çoğunluğu gazi ve yaşlılardan oluşan yüzlerce kişi bir araya geldi. Eskişehir Sığırcık ve Çevre Köyleri Derneği, Ramazan ayının birleştirici gücünü düzenlenen geleneksel iftar yemeğiyle bir kez daha sergiledi. Kentteki gazilerin, yaşlıların ve çok sayıda mahalle sakininin katılım sağladığı programda, aynı sofrada buluşmanın mutluluğu yaşandı. İftar öncesi ve sonrası yapılan sohbetlerde vatandaşlar, bu tür organizasyonların komşuluk bağlarını güçlendirdiğini belirtti. Öte yandan gecenin en anlamlı anları ise iftar sofralarının ardından yaşandı. Dernek yönetimi, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak ve kültürel gelişime katkı sağlamak amacıyla minik misafirlere çeşitli kitaplar hediye etti. Hem manevi değerlerin yaşatıldığı hem de gelecek nesillere yönelik eğitici bir adımın atıldığı iftar programı, Mehteran takımının gösterisi ve yapılan duaların ardından sona erdi. "Amaç bir araya gelip, merhabalaşıp muhabbet etmek" İftar programının düzenlenmesini sağlayan Gökmeydan Mahalle Muhtarı Mesut Ertem konu hakkında, "Burada amacımız birlik ve beraberliğimizi göstermek. Yani yemek değil amaç. Amaç bir araya gelip bir eski dostlarla merhabalaşıp muhabbet etmek. Şimdi programımızda özellikle ön plana çıkarmamız insanların bir araya gelmesi: Bir. İkincisi, orada kırtasiye ve okuma kitapları var. Özellikle ilk ve ortaöğretime yönelik çocuklarımıza okumalarını teşvik etmek için, kitaba alışmaları için ’Biz de bir abilik yapalım’ dedik. Gökmeydan Mahallesi’nde de yaptık aynı etkinliği, yani kitap ve kırtasiye dağıtımını. Burada da yapacağız inşallah. Yemekten sonra çocuklarımıza bu kitap ve kırtasiyeleri dağıtacağız. Tabii ki, şimdi burada önemli olan Ramazan ayının manevi havası. Eski Ramazanları yaşatmaya çalışıyoruz. Şimdi eski Ramazanların tadı tabii ki yok ama bizim amacımız gençlere eski Ramazanları yaşatalım, gençlere aşılayalım diye bu tür organizasyonlar, bu tür çalışmalar yapıyoruz" dedi. "Böyle programlar olmasa bir araya da gelemeyeceğiz" İftar yemeğine katılan Kıbrıs Gazisi Mustafa Toprak ise, "Çok güzel, eski günlerimiz daha iyiydi ama bu da güzel. Allah razı olsun yapanlara, böyle derneğe, bu işleri organize edenlere çok teşekkür ederiz. Eski Ramazanlar daha bir başkaydı. Eski Ramazanlar birbirimizle böyle bir diyalog kuruyorduk, birbirimize bağlıydık. Şimdi kimse kimseyi tanımıyor yani. Böyle programlar olmasa bir araya da gelemeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Eskişehir’deki üniversitelerde okuyan Türk Dünyası öğrencileri iftar programında buluştu
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:06 Eskişehir’deki üniversitelerde okuyan Türk Dünyası öğrencileri iftar programında buluştu Türk Dünyası ve farklı coğrafyalardan Eskişehir’e gelen ve çeşitli üniversitelerde okuyan öğrencilerle, iftar programında buluştular, birbirleri ile tanıştılar ve kaynaştılar. Eskişehir’de üniversitelerde okuyan ve farklı coğrafyalardan Eskişehir’e gelen Türk Dünyasının öğrencileri, Eskişehir Kızılelma Turan Derneği binasında iftar programında buluştular ve iftarını açtılar. İftar programından sonra Kur’an-ı Kerim okundu ve dualar edildi. Dernek Başkanı Ahmet Hızlan, iftar programından sonra yaptığı konuşmasında, "Derneğimizin amacı, Eskişehir’de üniversitelerde okuyan Türk Dünyasının öğrencilerini birleştirmek, birbirleri ile tanıştırmak ve Türk Dünyasının öğrencileri ile her yönden ilgilenmektir. Farklı ülkelerden gelip Eskişehir’de üniversitelerinde okuyan Türk Dünyası öğrencilerimiz için iftar programı düzenledik. Allah kabul etsin. İlerleyen günlerde bu öğrenciler için Eskişehir’i tanıtmak amacı ile tarihi geziler tertipleyeceğiz. Türk Dünyası ve farklı coğrafyalardan Eskişehir’e gelen ve Eskişehir’de üniversiteler de okuyan öğrencilerimizle aynı sofrada buluştuk. İftar programımızda; Ramazan ayının manevi anlamı ve önemi, paylaşma ve dayanışma ruhu birlikteliği, bizlere de mutluluk verdi. Öğrenci topluluk başkanları ve uluslararası öğrencilerle olan etkileşimin artırılmasını hedeflemekteyiz. Farklı kültürlerden gelen öğrencilerimizle kurulan bağları güçlendiriyoruz. Eskişehir’in kültürel zenginliğine katkı sağlıyoruz. Ramazan’ın kardeşlik iklimini aynı sofrada paylaşıyoruz’’ dedi. Türk Dünyası ve farklı coğrafyalardan Eskişehir’e gelen ve Eskişehir’de üniversiteler de okuyan öğrenciler, "Bu iftar programı, bizler için son derede memnuniyet verici oldu. Farklı ülkelerden Türk Dünyası öğrencileri olarak Eskişehir Üniversitelerine okumak için geldik, tanıştık ve birbirimizle kaynaştık’’ dediler.
Emlak sektöründe dijital denetim artıyor
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:08 Emlak sektöründe dijital denetim artıyor Eskişehir’de emlakçı olan Kasım Karakaş, devreye alınan Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’nin (EİDS) güzel bir uygulama olduğunu ve Vergi Dairesi’nin yapay zeka ile satış bedellerini mercek altına aldığını söyledi. Dijitalleşmeyle birlikte emlak sektöründe işlemlerin önemli bir bölümü internet ortamına taşındı. Emlakçılar ilanlarını çeşitli platformlar ve sosyal medya üzerinden yayımlarken, dolandırıcılık vakalarına karşı devlet tarafından denetim mekanizmaları devreye alındı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan emlakçı Kasım Karakaş, son düzenlemelere değindi. "Tapuda alıcı ve satıcının onayı ve imzası olmadan işlem yapılamaz" Emlak ilanlarında yetki ve kimlik doğrulamasını sağlamak amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilen EİDS hakkında konuşan Karakaş, "Bu güzel bir uygulama oldu. İnsanların kiralama veya satılık mülklerinde mutlaka güvenli bir emlakçıya yetki vermesi lazım. Yetki verildiğinde tapuda mal sahibi adına işlem yapılmaz. En fazla 5 kişiye yetki verilebilir ama kafa karışmaması için güvenilen tek bir emlakçıya verilmesi daha doğru olur. Böylece emlakçı mülke daha fazla emek verir ve satış süreci hızlanır. Tapuda zaten alıcı ve satıcının onayı ve imzası olmadan işlem yapılamaz. İnsanların bu konuda içi rahat olmalı. Sektör kendi içinde de paslaşarak satışları hızlandırmaya çalışır" dedi. "Vergi Dairesi, yapay zeka ile satış bedellerini mercek altına aldı" İnsanların tapuda gerçek fiyatları gösterebilmesi için makul bir vergi sistemi olması gerektiğini de belirten Karakaş, "Belediyelerin rayiç değerleri düşük, piyasa fiyatları ise farklı. Örneğin 1+1 bir daire 2,5 milyona satılmışken vergi dairesi 3,5 milyon tespit yapabiliyor ve o rakamın gösterilmesini istiyor. Piyasada o fiyat yoksa bu doğru değildir. Düşük gösterim de doğru değildir ama yüksek tespit de doğru değildir. Makul fiyat üzerinden hesaplama yapılması gerekir. Son 45 gündür yüzlerce insan mağdur durumda ve ciddi cezalar yazılıyor. Buna bir düzenleme gelmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.