Yerel Haberler
Eskişehir
Eskişehir’de vefa sofrası: Devlet korumasında yetişen gençler iftarda buluştu
03 Mart 2026 Salı - 13:11 Eskişehir’de vefa sofrası: Devlet korumasında yetişen gençler iftarda buluştu Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu kapsamında devlet korumasında yetişmiş kişiler ve aileleriyle iftar yapıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu kapsamında bakım hizmetlerinden yararlanan çocuklar ve ailelerle bağların güçlendirilmesi, Bakanlığın çocuklara ve ailelere yönelik hizmet anlayışının sahaya yansıtılması ile Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ikliminin kuşatılması amacıyla Ramazan programları planladı. Bu kapsamda devlet korumasında yetişmiş kişiler ve aileleri ile iftar sofrasında bir araya gelindi. Aile ve Sosyal Hizmetler Eskişehir İl Müdürlüğü ve iş birliği içindeki Eskişehir Yetiştirme Yurdundan Ayrılanlar Derneği (ESYURTDER)’in birlikte hazırladığı programa yaklaşık 120 kişi katıldı. "Devletimiz bizi yetiştirdi, istihdam etti" İftar programında yaptığı kısa konuşmasında buluşmadan duyduğu memnuniyeti belirten ESYURTDER Başkanı ve EBRM Müdürü Dr. Mevlüt Yılmaz, "Devletimiz bizi yetiştirdi, istihdam etti. Biz de ESYURTDER aracılığıyla sosyal sorumluluk projelerinde yer alarak vefamızı göstermeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. İftar yemeğinin ardından ESYURTDER kurucu üyelerine gönüllü yelekleri giydirildi. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Ortadoğu en yoğun, en geniş ve en derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerliyor
03 Mart 2026 Salı - 12:33 Ortadoğu en yoğun, en geniş ve en derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerliyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, Ortadoğu’nun maalesef İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğümüz en yoğun, en geniş ve en derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerlediğini belirterek, "Bölgede Türkiye’yi hiçbir aktörün hedef alabilme ihtimali yok." diye belirtti. Doç. Dr. Mustafa Yetim, İran-İsrail- ABD gerilimi ekseninde Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. 2023 sonrası Gazze işgali ve soykırımı sonrasında İran’ın İsrail açısından geleneksel bir rekabet alanı olmaktan çıkarak doğrudan sıcak çatışmaya evrilen bir sürecin parçası hâline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Yetim, söz konusu rekabetin başlangıçta İran’ın desteklediği devlet dışı silahlı oluşumlar üzerinden, Hizbullah ve Husiler gibi aktörlerle yürütüldüğüne dikkat çekti. Sürecin daha sonra Lübnan cephesi, Husi cephesi ile Irak ve Suriye sahalarına yayıldığını belirten Yetim, geçen yılın Nisan-Mayıs aylarında İran ile İsrail arasında doğrudan çatışmaların yaşandığını hatırlattı. Gelinen noktada çatışmanın artık Ortadoğu havzasına ilerlediğine dikkat çeken Doç. Mustafa Dr. Yetim, Suriye, Mısır ve Türkiye dışında Ortadoğu’nun tamamen bir savaş alanına döndüğü bir süreç yaşadığımızı ifade etti. Doç. Dr. Mustafa Yetim değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: İsrail’in stratejik hedefi: İran’ı zayıflatmak Başından itibaren İsrail, İran’ı da geçmişte Suriye’ye, Lübnan’da yaptığı ve şu anda Yemen’e yaptığı gibi bir operasyon alanına çevirmek istiyor. Meselenin özünde bu var. Yani İran’ı zayıflatmak. İran’ı bir şekilde kendi içine döndürmek, yıpratmak, onun bölgesel nüfuzunu kırarak tamamıyla kendi kontrol alanına çevirmek için operasyonlar sürdürüyor. Tabi İsrail’in bu operasyonlarına İran’ın yeterince caydırıcı bir güçte tepki verememesi İsrail’in daha fazla hırçınlaşmasına yol açtı. İsrail’in ortaçağ aktörü olduğunu ve herhangi bir yara, herhangi bir kan kokusu gördüğünde buraya daha fazla taciz edeceğini düşündüğümüzde daha fazla saldırganlaşacağını düşündüğümüzde, İran’ın geldiği nokta bununla özetlenebilir. ABD’nin bir taraftan İran’la müzakere ve diyalog mesajları verirken diğer taraftan birden İran’a karşı saldırıya geçtiğine şahit olduk. Buna Haziran da şahit olduk. Şimdi de şahit oluyoruz. Dolayısıyla burada aslında öncesinde ısıtılmış bir plan olduğunu düşünebiliriz. Yani İran’ı hazırlıksız yakalama ve o sırada da İsrail’in, Amerika’nın işgal hazırlıklarını, istihbarat hazırlıklarını çok daha derin bir şekilde yürütmesi şeklinde. Son çatışma da bunun bir örneği. Ortadoğu’da II. Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğümüz en yoğun çatışma dönemi Son çatışmayı diğerlerinden ayıran bir şey var: artık net bir şekilde Tahran, İran her tarafı bombalanıyor. Şu anda İran, Körfezde, Levant’ta ve Yemen’deki aktörleri üzerinden ve kendisi direkt olarak çatışmayı Ortadoğu havzasına genişletmiş durumda. Yani şu anda şahit olduğumuz süreç Suriye, Mısır ve Türkiye dışında Ortadoğu’nun komple bir savaş alanına döndüğü bir süreç. İran meşru müdafaayı kullanırken haklı olarak Körfez’deki Amerikan üslerini hedef alıyor. Bu da Körfez ülkelerinin de İran’a karşı bir tepki oluşturmasına yol açıyor. Dolayısıyla çok komplike bir dönemdeyiz ve Ortadoğu maalesef İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğümüz en yoğun, geniş ve derinlikli bir çatışma havzasına doğru ilerliyor. İran devriminin temelinde anti Amerikarikanizm ve İsrail karşıtlığı olduğunu düşünürsek, bu sürecin bu noktaya gelmesinde de bir payı olduğunu söyleyebiliriz. Zamanla genişleyen bir İran nüfusu ve bunu tersyüz etmek isteyen bir İsrail. Aslında hikâyenin özeti bu. Zamanla genişleyen, Levant’a, Yemen’e, Suriye’ye, Irak’a genişleyen bir İran nüfusu -belki zaman zaman körfezi tehdit eden bir İran nüfusu- yani ‘Şii Hilali’, ‘Direniş Cephesi’ dediğimiz mesele ve bunun karşısında da bunu durdurmak, caydırmak ve geriletmek isteyen bir İsrail. Plan İran’ı içe döndürmek ve uzun yıllar yıpratmak İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği mesajlar şu anda İran’ı tamamen içe döndürmek üzerine. İran’ı iç problemlerle muhatap ederek içeride bir ayaklanma, kaos, terörizm çıkararak geçmişte Lübnan’ın, Suriye’nin, Irak’ın yaşadığı gibi onlarca yıl, hatta daha uzun yıllar İran’ı bitap ederek, yıldırarak, rejimi tamamen kendisini kontrol etmeye çalışan bir aygıta dönüştürerek, kendi operasyonları için çok daha konforlu bir alana dönüştürerek bu savaşı sürdürmek istediklerini söyleyebiliriz. Bölgede hiçbir aktörün Türkiye’yi hedef alma ihtimali yok Bu nokta da Türkiye’nin elinden gelenini yaptığına şahit oluyoruz. Bölge ülkeleriyle, Amerika Birleşik Devletleri ve çatışan taraflarla diplomasi kanalları kullanılıyor. Fakat Türkiye için şu anda kapasitesi oranında savaşı engelleyebilecek bir durum olmadığına da şahit oluyoruz. Çünkü çatışma genişliyor; Hizbullah’ın da savaşa müdahil olduğu dün akşamdan itibaren aktarıldı. Irak’ta da, Yemen’de de benzer şeyler. Dolayısıyla şu anda bu çatışmayı durdurabilecek, sindirebilecek bir süreç karşımızda yok maalesef bazı. Türkiye’yi hedef alma ihtimali üzerinden bazı yapay argümanlardan, bu ihtimalden bahsediliyor. Bölgede Türkiye’yi aklı başında hiçbir aktörün hedef alabilme ihtimali yok. Yüzde doksan dokuz yok. Ama tabi yüzde bir ihtimalle birileri öyle bir çılgınlık yaptığında bu onlar için farklı şeyler ifade edecektir. Yani Türkiye’nin kapasitesi, askeri kapasitesi, siyasi kapasitesi, toplumsal kapasitesi Ortadoğu’daki herhangi bir ülkeye benzemez ve bunu İsrail’in de İran’ın da gayet tabi bildiğini düşünüyoruz. Onun için Türkiye’yi böyle karşılarına almaktansa bu çatışmaları dindirmek için Türkiye’nin mevcut küresel, bölgesel pozisyonundan faydalanmaları bütün çatışan taraflar için en uygun seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Bölgesel barış umudumuzu tüm kötülüklere, ihtimal dışı kaotik yapılara rağmen koruduğumuzu ifade edelim."
OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor
03 Mart 2026 Salı - 12:15 OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, başta deprem olmak üzere tüm afetlere karşı hazırlıklı olmak için hem çalışanlarına eğitim veriyor hem de teknolojiden yararlanıyor. 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla açıklama yapan OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek" dedi. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren ve hizmet bölgesindeki tüm şehirlerde deprem riski bulunan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), afetlere yönelik çok yönlü bir hazırlık süreci yürütüyor. OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, eğitimden Ar-Ge ve teknoloji geliştirmeye uzanan çalışmaları hakkında bilgi verdi. "2025 yılında binlerce saat eğitim verdik" Başta deprem olmak üzere tüm afet senaryolarına karşı operasyonel müdahale kapasitelerini ve kurumsal dayanıklılıklarını artırdıklarını söyleyen Yalçın, "OEDAŞ olarak, hizmet verdiğimiz beş ilin deprem gerçeğini iş süreçlerimizin merkezine alıyor, bu kapsamda deprem, yangın, orman yangınları, ilk yardım gibi hayati konularda kapsamlı eğitimler düzenleyip saha tatbikatları gerçekleştiriyoruz. 2025 yılında çalışan başına 16 saatlik temel iş sağlığı güvenliği eğitimlerimizin yanında bin 89 çalışanımıza toplam 4 bin 356 saat genel ilk yardım eğitimi, 559 saha çalışanımıza ise işe özgü 559 saat teknik ilk yardım eğitimi verdik. Böylece yıl genelinde toplam 4 bin 915 saatlik bir eğitim süresine ulaştık. Ayrıca tüm çalışanlarımızın katılımıyla farklı lokasyonlarda 40 adet acil durum, deprem, yangın tatbikatlarımızı başarıyla tamamladık. Mevzuat gereği çalışanların yüzde 10’unun ilk yardımcı sertifikasına sahip olması yeterliyken 2025 yılında 247 çalışanımıza daha sertifikalı eğitim aldırarak sektör ortalamasının ve yasal sınırın oldukça üzerinde yer aldık. Bu tabloyu, önümüzdeki dönemlerde de korumayı ve geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. "29 kişilik arama kurtarma ekibimiz AFAD sertifikalı" AFAD’a akreditasyon süreçlerinin devam ettiğini belirten Yalçın, "Halihazırda devletimizin ilgili birimleriyle tam koordinasyon içinde hareket etme kabiliyetine sahibiz. Geçtiğimiz yıl 29 gönüllü çalışanımızdan oluşan arama kurtarma ekibimiz, AFAD’ın eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifika aldı" açıklamasında bulundu. "Afet dayanıklılığımızı artırmak için teknolojiden yararlanıyoruz" Yalçın, afetlere yönelik Ar-Ge ve teknoloji projelerini ise şu sözlerle anlattı: "Ar-Ge departmanımız tarafından geliştirilen ve EPDK’dan onay alan ‘Deprem ve Doğal Afet Projesi’ ile elektrik dağıtım şebekesinin muhtemel bir deprem durumuna karşı hazırlığının ve ihtiyaçlarının belirlenmesini, deprem anı ve sonraki süreçte yapılacak operasyonel faaliyetler ile bu sürece katkı sağlayacak bilgi akışının oluşturulmasını hedefliyoruz. Öte yandan geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye’de ve dünyada bir ilke imza atarak bir köydeki tüm abonelerin sayaçlarını uydu üzerinden okumaya başladığımızı kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu projemizin ilerleyen fazlarında uydu üzerinden arıza tespiti de yapacağız. Bu sayede muhtemel bir afette, GSM şebekesinden bağımsız olarak arıza olan noktaları tespit edebileceğiz. Bunların yanında iki konteynerden oluşan Mobil Yedekleme Merkezimiz sayesinde afet anlarında dahi kritik verilere erişim sağlayarak operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürebilecek teknolojiye sahibiz. Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek."
Engelli eşi için evlerinin önündeki sokakta engelli park yeri istiyor
03 Mart 2026 Salı - 11:55 Engelli eşi için evlerinin önündeki sokakta engelli park yeri istiyor Eskişehir’de 75 yaşındaki engelli eşini haftada iki gün hastaneye götürmek zorunda olan Eyhan Boz, evlerinin önündeki sokakta engelli park yeri yapılmasını, bu konuda belediyeye yaptıkları başvuruların kabul edilmesini istiyor. Yüzde 70 ortopedik engeli bulunan 75 yaşındaki eşinin hastane sürecini kolaylaştırmak isteyen Eyhan Boz, talebinin bürokrasiye takıldığını anlattı. Yedinci katta ikamet eden ve haftada iki gün hastaneye gitmek zorunda olan yaşlı kadının eşi Boz, evlerinin önüne engelli araç park yeri yapılması için belediyeye başvurdu. Ancak "sokak park etmeye müsait" gerekçesiyle art arda üç kez reddedilen bu talep, özellikle sokağa pazar kurulan günlerde aile için bir ’engele’ dönüşüyor. Araçlarını apartmanın önündeki engelli rampasına yanaştıramayan aile, kış şartlarında yaşlı hastayı araca bindirebilmek için büyük zorluklar yaşıyor. "Buraya bir engelli park yeri yapılmasını rica ediyoruz" Konu hakkında konuşan Eyhan Boz, "Eşim 75 yaşında, yüzde yetmiş ortopedik engelli ve biz yedinci katta oturuyoruz. Bu zorluklardan ötürü rapor aldık ve belediyeye engelli park yeri yapılması için defalarca müracaat ettik ama üç defa reddettiler; ’park etmeye müsaittir’ diyerek gerek görmediler. Ancak perşembe günleri pazar kurulduğunda hiç yer bulamıyoruz. Hanım rahatsızlığından dolayı haftada iki defa hastaneye gidiyor ve onu arabaya indirip bindirmek mevsim şartlarına göre, yaz kış çok zor oluyor. Kızım arabayı kullanıyor; annesini götürüp getirirken park yeri bulamayınca işler daha da zorlaşıyor. Yaya kaldırımındaki engelli rampası hemen yanımızda olduğu için oradan arabaya biniş kolaylığı sağlansın diye buraya bir engelli park yeri yapılmasını rica ediyoruz" dedi.
Toplu ulaşım zammı bisikleti daha cazip hale getirdi
03 Mart 2026 Salı - 11:17 Toplu ulaşım zammı bisikleti daha cazip hale getirdi Eskişehir’de çocukluğundan beri bisiklet kullanan ve tamirci olan Osman Menekşe, "Toplu ulaşım araçlarına zam yapıldı. Ekonomik nedenler de göz önüne alındığında, en güzel çözüm yolu bisiklete binmek" dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçen zamlı tarife uygulaması başladı. Alınan karara göre, tam ESKART ücreti 30 TL’den 40 TL’ye, indirimli ESKART 15 TL’den 20 TL’ye, öğrenci abonman kart ise 350 TL’den 450 TL’ye yükseldi. Son yıllarda toplu ulaşıma yapılan zamlar sebebiyle bisiklet daha çok tercih edilmeye başlandı. Havalar soğuk olmasına rağmen şapka, atkı ve eldiven giyerek bisiklet süren birçok vatandaş, hem sağlık hem de tasarruf için pedal çeviriyor. "En güzeli bisiklete binmek" Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan emekli öğretmen ve bisiklet tamircisi Osman Menekşe, "Bisiklete bindiğin zaman ne benzin harcıyorsun, ne havayı kirletiyorsun. Araba öyle değil. En güzel ulaşım aracı bisiklet. Bu arada toplu ulaşım araçlarına da zam yapıldı. Ekonomik nedenler de göz önüne alındığında, en güzel çözüm yolu bisiklete binmek. İstediğin yere spor yaparak kısa zamanda ulaşıyorsun" dedi. "Eskişehir, bisiklet şehri aslında" Bisikletin park sorununa da çözüm olduğunu vurgulayan Menekşe, "Mesela benim arabam da var ama hiç binmiyorum. Benim için bisiklet daha güzel. Çarşıya geliyorum, istediğim gibi işimi halledip evime gidiyorum. Eskişehir, bisiklet şehri aslında. Ayrıca, bisiklete bindiğin zaman önüne bakman gerekir, telefona bakamazsın. Bisiklete binerken yolda telefonu kullanamazsın ama arabada herkesin kulağında oluyor" ifadelerini kullandı.
Deprem Haftası’nda kampüste afet bilinci seferberliği
03 Mart 2026 Salı - 10:32 Deprem Haftası’nda kampüste afet bilinci seferberliği Eskişehir’de 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında Anadolu Üniversitesi Arama Kurtarma Ekibi (AUSAR) tarafından kampüste afet bilincini artırmaya yönelik kapsamlı bir etkinlik programı başlatıldı. Dört gün sürecek programda uygulamalı çalışmalar ve bilgilendirme seminerleri gerçekleştirileceği belirtildi. Anadolu Üniversitesi Arama Kurtarma Ekibi (AUSAR) tarafından organize edilen etkinlikler çerçevesinde öğrenci merkezinde bilgilendirme stantları kuruldu. Program kapsamında akademik ve idari personel ile öğrencilerin afetlere karşı bilinç düzeyinin artırılması, muhtemel bir deprem anında doğru davranış biçimlerinin benimsenmesi ve kampüs genelinde hazırlık kültürünün güçlendirilmesinin hedeflendiği ifade edildi. AUSAR Ekip Lideri Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç, afetlere hazırlığın yalnızca kriz anıyla sınırlı olmadığını, önleyici eğitim ve düzenli tatbikatların büyük önem taşıdığını belirtti. Uygulamalı hazırlık çalışmaları gerçekleştiriliyor Etkinlikler kapsamında teorik bilgilendirmenin yanı sıra uygulamalı faaliyetlere de yer veriliyor. Kampüs içerisinde kurulan stantlarda muhtemel afet durumlarında kullanılmak üzere hazır bulundurulan kamp çadırlarının bakımı ve kurulumu hakkında bilgi veriliyor aynı zamanda arama kurtarma çalışmalarında kullanılan ekipmanların kontrolü sağlanarak operasyonel hazırbulunuşluk test ediliyor. Bu çalışmalarla hem AUSAR’ın operasyonel kapasitesinin güçlendirilmesi hem de öğrencilerin arama kurtarma süreçlerine ilişkin farkındalığının artırılması amaçlanıyor. Eğitim ve seminerler dört gün sürecek Program kapsamında düzenlenecek seminerlerde; deprem öncesinde alınması gereken tedbirler, deprem anında doğru davranış biçimleri ve tahliye sonrasında dikkat edilmesi gereken hususlar uzmanlar tarafından katılımcılarla paylaşılacak.