TEKNOLOJİ - 03 Mart 2026 Salı 12:15

OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor

A
A
A
OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor

Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, başta deprem olmak üzere tüm afetlere karşı hazırlıklı olmak için hem çalışanlarına eğitim veriyor hem de teknolojiden yararlanıyor. 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla açıklama yapan OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek" dedi.


Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren ve hizmet bölgesindeki tüm şehirlerde deprem riski bulunan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), afetlere yönelik çok yönlü bir hazırlık süreci yürütüyor. OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, eğitimden Ar-Ge ve teknoloji geliştirmeye uzanan çalışmaları hakkında bilgi verdi.



"2025 yılında binlerce saat eğitim verdik"


Başta deprem olmak üzere tüm afet senaryolarına karşı operasyonel müdahale kapasitelerini ve kurumsal dayanıklılıklarını artırdıklarını söyleyen Yalçın, "OEDAŞ olarak, hizmet verdiğimiz beş ilin deprem gerçeğini iş süreçlerimizin merkezine alıyor, bu kapsamda deprem, yangın, orman yangınları, ilk yardım gibi hayati konularda kapsamlı eğitimler düzenleyip saha tatbikatları gerçekleştiriyoruz. 2025 yılında çalışan başına 16 saatlik temel iş sağlığı güvenliği eğitimlerimizin yanında bin 89 çalışanımıza toplam 4 bin 356 saat genel ilk yardım eğitimi, 559 saha çalışanımıza ise işe özgü 559 saat teknik ilk yardım eğitimi verdik. Böylece yıl genelinde toplam 4 bin 915 saatlik bir eğitim süresine ulaştık. Ayrıca tüm çalışanlarımızın katılımıyla farklı lokasyonlarda 40 adet acil durum, deprem, yangın tatbikatlarımızı başarıyla tamamladık. Mevzuat gereği çalışanların yüzde 10’unun ilk yardımcı sertifikasına sahip olması yeterliyken 2025 yılında 247 çalışanımıza daha sertifikalı eğitim aldırarak sektör ortalamasının ve yasal sınırın oldukça üzerinde yer aldık. Bu tabloyu, önümüzdeki dönemlerde de korumayı ve geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi.



"29 kişilik arama kurtarma ekibimiz AFAD sertifikalı"


AFAD’a akreditasyon süreçlerinin devam ettiğini belirten Yalçın, "Halihazırda devletimizin ilgili birimleriyle tam koordinasyon içinde hareket etme kabiliyetine sahibiz. Geçtiğimiz yıl 29 gönüllü çalışanımızdan oluşan arama kurtarma ekibimiz, AFAD’ın eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifika aldı" açıklamasında bulundu.



"Afet dayanıklılığımızı artırmak için teknolojiden yararlanıyoruz"


Yalçın, afetlere yönelik Ar-Ge ve teknoloji projelerini ise şu sözlerle anlattı:


"Ar-Ge departmanımız tarafından geliştirilen ve EPDK’dan onay alan ‘Deprem ve Doğal Afet Projesi’ ile elektrik dağıtım şebekesinin muhtemel bir deprem durumuna karşı hazırlığının ve ihtiyaçlarının belirlenmesini, deprem anı ve sonraki süreçte yapılacak operasyonel faaliyetler ile bu sürece katkı sağlayacak bilgi akışının oluşturulmasını hedefliyoruz. Öte yandan geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye’de ve dünyada bir ilke imza atarak bir köydeki tüm abonelerin sayaçlarını uydu üzerinden okumaya başladığımızı kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu projemizin ilerleyen fazlarında uydu üzerinden arıza tespiti de yapacağız. Bu sayede muhtemel bir afette, GSM şebekesinden bağımsız olarak arıza olan noktaları tespit edebileceğiz. Bunların yanında iki konteynerden oluşan Mobil Yedekleme Merkezimiz sayesinde afet anlarında dahi kritik verilere erişim sağlayarak operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürebilecek teknolojiye sahibiz. Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek."



OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.