Yerel Haberler
Eskişehir
Esan’dan bentonit işletmesine ilişkin açıklama 12 Mayıs 2026 Salı - 14:43:03 Odunpazarı ilçesinde bulunan bentonit işletmesindeki stabilite kaybına ilişkin Esan’dan yapılan açıklamada, ’’Olayın hemen ardından saha güvenliği sağlanmış, teknik ekiplerimiz tarafından gerekli inceleme ve kontrol çalışmaları başlatılmıştır. Yapılan ilk değerlendirmelere göre herhangi bir can kaybı, yaralanma, çevresel risk veya kamu sağlığını etkileyen olumsuz bir durum söz konusu değildir. Süreç, ilgili mevzuat ve güvenlik prosedürleri çerçevesinde yakından takip edilmektedir’’ denildi. Esan, 3 Mayıs tarihinde Eskişehir ili Odunpazarı ilçesi Demirli Mahallesi’nde bulunan bentonit işletmesindeki stabilite kaybına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’3 Mayıs tarihinde Eskişehir ili Odunpazarı ilçesi Demirli Mahallesi’nde bulunan bentonit işletmemizde, bölgede etkili olan yoğun yağışların ardından pasa depolama alanının bir bölümünde stabilite kaybı meydana gelmiştir. Söz konusu pasa, maden üretimi sırasında zorunlu olarak çıkarılan doğal kaya ve toprak malzemesinden oluşmaktadır. Olayın hemen ardından saha güvenliği sağlanmış, teknik ekiplerimiz tarafından gerekli inceleme ve kontrol çalışmaları başlatılmıştır. Yapılan ilk değerlendirmelere göre herhangi bir can kaybı, yaralanma, çevresel risk veya kamu sağlığını etkileyen olumsuz bir durum söz konusu değildir. Süreç, ilgili mevzuat ve güvenlik prosedürleri çerçevesinde yakından takip edilmektedir. Şirketimiz sahada gerekli kontrol, izleme ve iyileştirme çalışmalarını sürdürmektedir. Bölge halkının ve kamuoyunun konuya ilişkin hassasiyetini anlıyor; değerlendirmelerin bilimsel veriler ve teknik incelemeler doğrultusunda sağlıklı şekilde yapılmasını önemsiyoruz. Şirketimiz, faaliyetlerini çevre ve iş güvenliği mevzuatına uygun şekilde sürdürmekte olup, sürece ilişkin gelişmeleri ilgili kurumlarla şeffaf biçimde paylaşmaya devam edecektir.’’
12 Mayıs 2026 Salı - 14:15 Can Dostlar projesi ile göçmen kuşlar artık güvende Kuşların göç rotasında hizmet veren elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ hem kuşları korumak hem de enerji sürekliliğini sağlamak amacıyla elektrik direklerinde çeşitli çalışmalar gerçekleştiriyor. Dünya Göçmen Kuşlar Günü dolayısıyla şirketten yapılan açıklamaya göre son beş yılda 35 kilometrelik hatta yer alan 6 bin 250 direğin izolasyonu tamamlanırken leylek gibi kuş türleri için de güvenli yuva platformları oluşturuldu. OEDAŞ, bu çalışmalar neticesinde kuşların akıma kapılma oranını yüzde 97 azalttı. Göçmen kuşların binlerce kilometrelik yolculuğu, doğal yaşam alanlarının yanı sıra şehirlerden, tarım arazilerinden veya enerji hatlarından da geçiyor. Bu nedenle enerji altyapısının yaban hayatıyla uyumlu hale getirilmesi, biyoçeşitliliğin korunması için büyük önem arz ediyor. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak olmak üzere göçmen kuşların rotasında yer alan beş ilde elektrik dağıtım hizmeti veren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), Dünya Göçmen Kuşlar Günü kapsamında kuşların güvenliği ve enerji sürekliliği için yürüttüğü çalışmaları paylaştı. Bu alandaki faaliyetlerine 2021 yılında başlayan şirket, o tarihten bu yana göç rotasında bulunan ve yaklaşık 6 bin 250 direği kapsayan toplam 35 kilometrelik hattın izolasyonunu tamamladı. Enerji nakil hatlarında bulunan ayırıcıların arka bölümlerinde flexiglass adı verilen bir malzeme kullanıldığından, kuşlar direklerin enerji olmayan bölümlerinde yuva yapabiliyor ve enerjili bölümlerle bağlantıları tamamen kesiliyor. Direklere kuş koruma aparatları (kuş konmaz) ve izolatör kaplamaları monte eden OEDAŞ’ın bu çalışmaları neticesinde kuşların akıma kapılma oranı yüzde 97 azaltıldı. Şirket ayrıca, leylek gibi kuş türleri için de güvenli yuva platformları oluşturuyor. Muhtarlara ve vatandaşlara teşekkür Göçmen kuşlara yönelik çalışmalarını 2024 yılı itibarıyla Can Dostlar projesi kapsamına alan OEDAŞ, bölgedeki tüm canlıların yaşam şartlarının iyileşmesine katkı sunarken bu konuda toplumsal farkındalığın artmasını da destekliyor. Şirketten yapılan açıklamada, bu konudaki en büyük destekçilerin muhtarlar olduğu belirtilirken, "Yoğun göç dönemlerinde muhtarlarımızın yaptığı bilgilendirmeler neticesinde gerekli durumlarda kuşların sağlığını korumak için planlı kesintiler yapabiliyoruz. Muhtarlarımız da vatandaşlarımız da bu konuda son derece duyarlı davranıyor ve bizi destekliyor. Kendilerine teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Dünya Göçmen Kuşlar Günü Dünya Göçmen Kuşlar Günü, göçmen kuşların ve yaşam alanlarının korunmasına dikkat çekmek amacıyla her yıl iki kez, mayıs ve ekim aylarının ikinci cumartesi günü kutlanıyor. Gün kapsamında, kuş göç yollarının korunması, biyoçeşitlilik ve insan faaliyetlerinin doğal yaşam üzerindeki etkileri konusunda küresel farkındalık oluşturuluyor. 2026 yılının teması olarak belirlenen "Her Kuş Önemlidir-Gözlemleriniz Değerlidir" temasıyla da kuşların korunması için hayati önem taşıyan insan odaklı çabalara ışık tutulması hedefleniyor.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:51 AK Parti milletvekillerinden yerel yönetime liyakatsizlik ve yatırım eksikliği eleştirisi AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez ve Nebi Hatipoğlu, kuruma tehlikesi yaşayan Sakaryabaşı’ndaki incelemelerin ardından yaptıkları açıklamada, bölgenin DSİ müdahalesiyle kurtarıldığını belirterek, Eskişehir’deki içme suyu ve altyapı sorunları üzerinden yerel yönetimi liyakatsizlik ve yatırım eksikliğiyle eleştirdi. AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Sakaryabaşı Nehri’nde bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantı öncesinde, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir AK Parti Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan ile birlikte Sakarya Nehri gezildi. Düzenlenen programda, yeniden canlandırılan Sakaryabaşı Nehri ve kentin içme suyunun kullanılamaması gündeme getirildi. "Türkiye tarihinde de önemli girişimlerden birisine şahitlik ettik" Toplantıda söz alan AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Sakaryabaşı’ndaki su kaynaklarının yeniden canlandırılma sürecini şu sözlerle ifade etti: "Geçtiğimiz yıl maalesef buraya geldiğimizde bu manzara yoktu. Adeta kurumuş bir Sakaryabaşı söz konusuydu. Maalesef ilçe belediyemizin talihsiz bir girişimi neticesinde kaynağımız kurumayla karşı karşıya kaldı. Ardından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz, bölge müdürümüz ve Sayın Bakanımız sürece müdahale ederek, buradaki kuruyan su kaynaklarının yeniden can bulması için ciddi bir mühendislik çalışması yaptı. Belki de Türkiye tarihinde de önemli girişimlerden birisine şahitlik ettik. Malum, Sakaryabaşı sadece bir kaynaktan beslenmiyor; ama en büyük kaynaklarından birisi burada, yüzlerce ’göze’ tabir ettiğimiz kaynaktan su akışı başlıyor. Aynı zamanda balıkçılık da yapılıyor. 1970’li yıllarda Ankara Üniversitemizin bir girişimiyle burada kültür balıkçılığı da yapılıyor, biraz hemen arkamızda. Bu çalışmalar neticesinde yine oradaki balık varlığı sayısı da tekrardan artış göstermeye başladı." "Bizde maalesef çatı akarken içeride boya badana ile uğraşıyoruz" Eskişehir’deki içme suyu kalitesi ve belediyecilik anlayışına dair eleştirilerini sürdüren Fatih Dönmez, konuşmasında, "Doğru bir soru; vatandaşlarımızdan da bize bu yönde içme suyu kalitesinin giderek düştüğüne yönelik şikâyetler alıyoruz. Bu vesileyle hem Büyükşehir Belediye yöneticilerimize hem de Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi yöneticilerimize biz de vatandaşların bu taleplerini iletmiş olalım. Arıtma tesislerinin modernize edilmesi son derece önemli. Kayıp-kaçak oranlarının azaltılması gerekiyor. Kentimizde önemli oranda bir kayıp-kaçak da söz konusu. Zaten belediyenin başlıca altyapı hizmetlerinden birisi de bu; içme suyu. Yani bunun öncelikli olarak masaya yatırılması lazım. Trafik de aynı şekilde. Maalesef belediyelerimiz, Belediye Yasası’nın kendilerine vermiş olduğu birinci dereceden asli işlerini bir tarafa bırakarak tali işlerle uğraşmayı seviyorlar. Çünkü o yerin altına belki yatırım yapması gerekiyor, para harcaması gerekiyor. O kısa sürede kendisine nasıl bir menfaat temin edebilir, o işlerle meşgul oluyor. Biz de diyoruz ki: Önce birinci dereceden işlerimizi yapalım. Yani bir insan oturduğu evin çatısı akıyorken içeride badana ile boya ile uğraşmaz. Önce çatıyı onarır, ondan sonra diğer işlere bakar. Bizde maalesef çatı akarken içeride boya badana ile uğraşıyoruz" dedi. "Liyakatsiz bir genel müdür atanarak yıllar ESKİ’de boşa geçirildi" Toplantıda son olarak söz alan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, sorumluluk alanlarına ve liyakat tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Kimin sorumluluğunda derseniz; kanunen şehrimizdeki hem kullanım suyu hem içme suyunun geliştirilmesi, Eskişehir’e kadar getirilmesi, vatandaşa sunulması hepsi Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda. Ne dediniz? İşte buradan suyun Eskişehir’e gitmesi. Tamam, bunları biz hükümet olarak yapacağız ama bizim asli görevimiz değil, bunlar belediyenin asli görevi. Belediyenin ESKİ’ye yıllardır yapmadığı yatırımlardan kaynaklanıyor bunlar. Yani düzenli yatırımlar yıllardır ESKİ’ye yapılmış olsaydı bugün biz bu sorunlarla karşılaşmazdık. Ayrıca ESKİ’de, ben seçim döneminde de bunu ifade etmiştim; orası teknik bir bölüm, uzmanlık isteyen bir kurum. Buraya tabii liyakatsiz bir genel müdür atanarak yıllar ESKİ’de boşa geçirildi. Bu belediyelerimizdeki liyakatsizlik ESKİ’de örneğini gördü. Yapılan yanlış atamalar, sadece eski belediye başkanının yakını olması sebebiyle, sudan hiç anlamamasına rağmen, mühendis olmamasına rağmen ESKİ’ye bir genel müdür atandı ve sonucu hep beraber gördük. Kendisi de çok büyük skandallarla belediye tarafından işine son verilerek gönderildi."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:53 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin, tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:48 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin; tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise, şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz." (EE-Y)
3 yaşındayken verildiği yurda tekrar gelen NATO mühendisi duygulandı
24 Ağustos 2025 Pazar - 15:26 3 yaşındayken verildiği yurda tekrar gelen NATO mühendisi duygulandı Eskişehir’de ESYURTDER (Eskişehir Yetiştirme Yurtlarından Ayrılan Gençlerin Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) tarafından 15’incisi olan bir buluşma etkinliği düzenlendi. Yurttan çıkıp NATO’ya mühendis olan Cemile Keser, duygu dolu anlar yaşadı. Odunpazarı ilçesi Huzur Mahallesinde bulunan eski Sosyal Hizmetler Kampüsü’nde, Eskişehir Yetiştirme Yurtlarından Ayrılan Gençlerin Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nce 15. Geleneksel Pilav Günü düzenlendi. Etkinliğe kampüste yetişmiş vatandaşlar katılırken duygu dolu anlar yaşandı. Çeşitli etkinlikler ve edilen duaların sonrasında, gelen misafirlere pilav ikram edildi. Daha sonra burada yetişmiş olan bazı vatandaşlara başarı ödülü taktim edildi. Etkinliğe Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Orhan Bayrak’ta katıldı. NATO mühendisi yurttan arkadaşlarıyla duygu dolu anlar yaşadı 1999 yılında henüz 3 yaşında kapısından girdiği yurttan 2014 yılında çıkan ve Milli Savunma Bakanlığı ANT NATO’ya elektrik elektronik mühendisi olarak atanan Cemile Keser, duygu dolu anlar yaşadı. Bir dönem kendiyle aynı anları paylaşan arkadaşlarıyla tekrar buluşan Keser, eski günleri yad edip, hasret giderdi. "Buranın maneviyatını ben başka hiçbir yerde görmedim" 3 yaşında geldiği yetiştirme yurdundan çıktıktan sonra üniversiteden mezun olduğunu ve daha sonra Milli Savunma Bakanlığı ANT NATO’ya elektrik elektronik mühendisi olarak atanan Cemile Keser, "1999 yılında Yetiştirme yurduna verildim, 3 yaşından beri yurtlarda kalıyorum, buradaki yurtların neredeyse hepsinde kaldım. 2014 senesinde yurttan ayrıldım ve üniversiteye gittim Elektrik elektronik mühendisliğini kazandım. 2019 yılında mezun olduğum üniversiteden, sonrasında Milli Savunma Bakanlığı ANT NATO’ya elektrik elektronik mühendisi olarak atandım. Yaklaşık 5 yıldır çalışıyorum orada. Her sene yurttan çıkan kardeşlerimle birlikte bu pilav günü etkinliğini düzenliyoruz. Buranın maneviyatı çok ayrı çünkü yıllardır görmediğim kardeşlerimle denk geliyorum, onların çocukları olmuş onların hayat hikayelerini dinliyorum. Buranın maneviyatını ben başka hiçbir yerde görmedim. Burada olduğum için çok mutluyum. Bu ödülü de bana bu sene layık gördüler. Bundan dolayı da çok mutluyum teşekkür ederim. Burada bir kardeşim vardı sonradan hatırladım onu küçüklük hali gözümün önünde canlandı. Çocuğu olmuş. Onunla biraz konuştuk, onu biraz duygulandım yalan söyleyemeyeceğim. Ama inşallah diliyorum ki buradan çıkan tüm kardeşlerimin bundan sonraki yaşamları çok çok güzel olur. Diliyorum ki çocukları da çok çok iyi yerlere gelir, bu geleceği de yaşamak zorunda kalmazlar tüm duam bu yönde" dedi.
"Yapamazsın" diyenlere inat Togg’la Balkan turunu tamamladı, Avrupalılar araca hayran kaldı
24 Ağustos 2025 Pazar - 09:22 "Yapamazsın" diyenlere inat Togg’la Balkan turunu tamamladı, Avrupalılar araca hayran kaldı Eskişehir’de yaşayan fizik öğretmeni 46 yaşındaki Dr. Mustafa Kumalar, "yapamazsın" diyenlere rağmen 5 kişi bindikleri ve bagajını doldurdukları Togg marka aracıyla Balkan turu yapıp 4 bin kilometre yol kat etti. Eskişehir’de fizik öğretmeni olan 46 yaşındaki Dr. Mustafa Kumalar 3 çocuğu ve eşiyle birlikte Balkan turu yapamaya karar verdi. Yaz tatilinde geçtiğimiz yıl satın aldığı Togg marka aracıyla bu turu gerçekleştirmek isteyen Kumalar, çevresinden elektrikli araçla uzun yolun tehlikeli olduğu ve çıkamaması gerektiği yorumlarını aldı. Mesleğinden dolayı elektriğe ve elektrikli araçlara meraklı olan Kumalar olumsuz yorumlara aldırmadan Eskişehir’den yola çıktı. Yunanistan, Karadağ gibi balkan ülkelerini, içinde 5 kişi oldukları ve bagajı dolu olan aracıyla gezen 47 yaşındaki öğretmen, toplamda 4 bin kilometre yol kat etti. Balkan ülkelerinde 13 kez aracını yarım bir şekilde şarj eden Mustafa Kumalar, gelen tepkilerden de bahsetti. Avrupa yaşayan insanların Togg’u çok beğendiğine değinen Kumalar, gurbette yaşayan Türklerin aracın önünü kesip incelediklerine değindi. Yerli araca gelen olumlu tepkilerden oldukça gururlanan ve göğsü kabaran Kumalar, önümüzdeki yıl Almanya’ya gitmeyi planladığını aktardı. Aracıyla 1 senede yaklaşık 20 bin kilometre yol giden Mustafa Kumalar, daha uzun mesafeleri aracıyla aşmak istiyor. "Araç bana oldukça güven verdi" Seyahati hakkında konuşan Dr. Mustafa Kumalar, "Togg T10X SUV modeli, tam elektrikli yerli üretim bir araçtır. Bir sene önce aldım. Alırken tabii ki çekincelerim vardı. Hatta annem ve babam, "Ya yolda kalırsın oğlum, bu elektrikli arabalar yeni çıktı. Bunları her yerde şarj edemezsin" diyerek pek almamı istemediler, alma taraftarı değillerdi. Ama tabii branşım gereği elektriğe ilgim vardı, elektrikli araçları da seviyordum. Yerli üretim olduğu için güvendim. Şükür, şu ana kadar güvenimizi boşa çıkarmadı. Bu şekilde bir yıldır aracımı severek kullanıyorum. Önce Ankara, İstanbul, Bursa gibi ülke genelinde gezilere çıktım. Araç bana oldukça güven verdi. Sonrasında, yaz tatilimizde bir Balkanlar turu yapabilir miyiz diye düşündük. Eskişehir’de Togg kullananlar grubu var. Bu gruptaki arkadaşlarla, elektrikli araç deneyimi olanlarla konuştuk. Pek tavsiye etmediler. ‘Zorlanırsın, yolda kalabilirsin, çok riskli’ dediler. Bir de biz geniş aileyiz: 3 çocuğum ve eşim var. Ailecek böyle bir geziye çıkmayı planladık" dedi. "İnsanlar merak ediyor" Aracına gelen olumlu tepkilerden dolayı gururlanan Kumalar, "Bütün elektrikli araç kullananlar için, yani yurt içinde de yurt dışında da iyi bir planlama yapmak gerekiyor. Örneğin ben yurt içinde şarjım yüzde 20’ye geldiği zaman bir şarj istasyonu arayıp bu şekilde şarj ediyorum. Ama yurt dışında herhangi bir sorunla karşılaşabilirim. O yüzden, şarj istasyonu çalışmazsa bir sonrakine yetişeyim diye genellikle yüzde 35-40 seviyelerinde şarj ettim. Böylelikle hem sık mola verdik hem de görmediğimiz yerleri gezme imkânımız oldu. Daha uzun yollara da çıkmayı planlıyoruz. Mesela önümüzdeki sene arabayla Almanya’ya gitme planımız var. Araca çok güveniyorum; her geçen gün güvenim daha da artıyor. İnsanlar tabii trafikte giderken fotoğraf, video çekiyorlar. Karadağ’da bir park yerinde arabaları çevirirken, park ederken ya da yoldan geçerken görenler aracı ilgiyle inceliyor. Ön kısımdaki ‘bıyık’ tasarımı sebebiyle bozkurt işareti yapan yabancılar bile oldu. Şu an aracın Avrupa’da satışı başlamak üzere. Tabii insanlar merak ediyor. Elektrikli araç konusunda hâlâ tedirginlikler var. Avrupa’ya bu araçla giden pek az kişi olduğu için görenler hemen incelemek, bilgi almak istiyor. Şu ana kadar tepkiler olumluydu, insanlar sevdiler" ifadelerini kullandı.