Yerel Haberler
Eskişehir
10 Nisan 2026 Cuma - 16:04 Yıkılmaya çalışılan bina sebebi ile zarar görenler artıyor Eskişehir’de kentsel dönüşüm kapsamında yıkımı süren binanın yanındaki apartmanda bulunan bir evin mutfak duvarı yıkılıp başka bir odanın camları kırılırken, evde kiracı olarak oturan sahibi Dilara Nur Tuna, büyük korku yaşadıklarını anlattı. Duvarın yıkıldığı esnada içeride bulunan Dilara Nur Tuna ve ablası, deprem olduğunu düşünerek korkup aşağıya indiklerini anlattı. Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi üzerinde bulunan 8 katlı bir binanın kentsel dönüşüm kapsamındaki, çevresindeki birçok binaya zarar verdi. Yıkım esnasında dün bir dükkânın duvarı yıkılmış, esnaf duruma tepki göstermişti. Devam eden çalışmalar sırasında yıkımın gerçekleştirildiği binanın yanındaki apartmanda bulunan bir evin de mutfak duvarı, yatak odasının camları ve alt komşusunun balkon duvarı kepçe darbeleri ile yıkıldı. Duvarın yıkıldığı esnada içerde bulunan Dilara Nur Tuna ve ablası, deprem olduğunu düşünerek aşağıya korkarak indi. Çalışanlara duvarı göstererek tepki gösteren abla kardeş, yıkımın başından beri evlerinin sallandığını, şimdi evsiz kaldıklarını anlattı. "Ev resmen deprem oluyormuş gibi, beşik gibi sallanıyordu" Kirada oturduğu evin duvarı yıkılan Dilara Nur Tuna, "Olay anında aslında mutfaktaydım. Sonra bir anda çok değişik sesler gelmeye başladı. Korktum ve arka odaya, ablamın yanına koştum. Ablama içeriden çok acayip sesler geldiğini söyledim, ama ablam pek ciddiye almadı. Sürekli ses geliyordu, ev sürekli sallanıyordu ve biz artık bu duruma alışmıştık. Ancak ben sesler kesilmeyince buraya geri gelmeye korktum. Bir süre sonra ortalık biraz durulur gibi olunca tekrar mutfağa girdim. Girdiğimde üst tarafın bu şekilde yıkılmış olduğunu gördüm. Tabii o an çok korktum, hemen aşağı indim çünkü evin yıkıldığını sandım. Aşağı indiğimde sesler hala devam ediyordu. Muhtemelen yukarıda bir şeyler olmaya devam ediyordu. Biz aşağıdan seslendik, bağırdık, sonunda bizi duydular. Daha sonra görevlilerle birlikte hep beraber yukarı çıktık. Mutfak tam olarak bu haldeydi. Aslında biz evden çıkarken mutfak bu kadar kötü durumda değildi, olay devam ettiği için sonradan bu hale gelmiş. Sarsıntıdan dolayı muhtemelen yıkılmış. Ev resmen deprem oluyormuş gibi, beşik gibi sallanıyordu. Zaten sürekli bir sallantı vardı, ama bu seferki seslerle birleşince çok daha korkutucu oldu. Bu durum ayın 6’sından beri, yani başladığından beri bu şekilde devam ediyor. Yetkililerle görüştüğümüzde, onlar da böyle bir şeyin başlarına geleceğini bilmediklerini ve durumun kendileri için de şok edici olduğunu söylediler. Masrafları karşılayacaklarını belirttiler. Şu an için bekleyişimiz sürüyor" dedi. "Ayın 6’sından beri süren bu korku dolu bekleyişin bir an önce son bulmasını istiyoruz" Konuyla alakalı Dilara’nın anneannesi Şenel Ünder ise, "Bizi evimizden çıkardılar, dışarıda beklettiler, ama hiçbir bilgi vermediler. Sürekli bir belirsizlik içindeydik. ’Şimdi gireceksiniz, birazdan gireceksiniz’ diyerek bizi oyaladılar. Ancak her geçen dakika sarsıntılar daha da şiddetlendi ve korkumuz arttı. Kimse gelip net bir açıklama yapmadı, ne olacağını söylemedi. Kızım içeride o sesleri duyup korkuyla yanımıza geldiğinde durumu anladık. Mutfak tavanı resmen yarılmıştı. O an binanın çökeceğini düşündük. Kendimizi dışarı attık ama yetkililerin tavrı bizi daha çok üzdü. Biz burada can güvenliğimizden endişe ederken, bize sadece ’bekleyin’ denildi. Yetkililerle konuştuğumuzda ise olayın boyutunu tam olarak kavrayamadıklarını hissettik. ’Hallederiz, bakarız’ tarzı yaklaşımlar bizi tatmin etmiyor. Burada sadece bir ev hasar görmedi, bizim huzurumuz ve güvenliğimiz de yok oldu. Ayın 6’sından beri süren bu korku dolu bekleyişin bir an önce son bulmasını ve evimizin, hayatımızın eski haline dönmesini istiyoruz. Masrafları karşılayacaklarını söylüyorlar, ama bu psikolojik yıkımı nasıl karşılayacaklar, onu bilmiyoruz" diye duruma tepki gösterdi.
Tarihin izinde kılıçlar çarpıştı
18 Mart 2026 Çarşamba - 11:38 Tarihin izinde kılıçlar çarpıştı Türkiye’nin pek çok ilinden gelen 30 kılıç ustasının mücadelesine sahne olan "Geleneksel Kılıç Toyu"nda şampiyonluk, Eskişehir’i temsil eden Danil Varchenko’nun oldu. Türkiye genelinde geleneksel savaş sanatlarına gönül veren sporcular, Eskişehir’de düzenlenen HEMA (Tarihi Avrupa Savaş Sanatları) ’Geleneksel Kılıç Toyu’ turnuvasında bir araya gelerek hem yarıştı hem de kültürel bir mirası sergiledi. İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Tokat ve Balıkesir gibi illerden gelen 30 katılımcı, farklı kılıç disiplinlerini tek bir platformda buluştururken, izleyicilere görsel bir şölen sundu. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın finalinde, Eskişehir’i temsil eden Ukrayna asıllı sporcu Danil Varchenko rakiplerini geride bırakarak birincilik kürsüsüne çıkmayı başardı. "Hem HEMA hem geleneksel branşları bir araya getirdik" Organizasyonun düzenlenmesinde emeği Konstantin Horkel, turnuvanın Türkiye’deki kılıç topluluklarını birleştirme vizyonunu şu sözlerle anlattı: "Burada geleneksel bir kılıç turnuvası düzenliyoruz. Bu turnuvanın en büyük özelliği şu: Türkiye’de hem HEMA yapan hem de geleneksel kılıç branşıyla ilgilenen dövüşçüler var; biz bu iki grubu bu turnuvada bir araya getirmeyi başardık. Birlikte, güzel bir müsabaka gerçekleştirdik. Gerçekten çok keyifli bir etkinlik oldu, ben de sonuçtan oldukça memnunum. En önemlisi de turnuvanın kazasız geçmesi ve herhangi bir yaralanmanın yaşanmamasıydı; benim için en mühim olanı bu. Herkes burada kaliteli vakit geçiriyor. Bizlere bu fırsatı tanıdığı için Sehit Suat Çelik Gençlik Merkezi’nden Mesut Buğrul’a teşekkür etmek istiyorum; sayesinde bu güzel sanatı burada icra edebildik. Gerçekten büyüyoruz; seneden seneye turnuvalara olan katılım sayısı artıyor ve organizasyonlar her geçen yıl çok daha iyi bir şekilde geçiyor." Tarihi kostümlerle ’Canlı tarih’ sergilendi Osmanlı dönemi canlandırmacısı Şakir Turan, el işçiliğiyle hazırlanan kostümlerin önemine değinerek arka plandaki emeği vurguladı: "Bursa’dan katılıyorum. Geleneksel canlandırmalar yapıyorum. Geleneksel canlandırmalarda da dönemin ruhuna uygun kıyafetler giymeye çalışıyoruz. Şu an üstümde bulunan kıyafetler son dönemi yansıtan orijinal kıyafetler. Hepsi el dikişi. Üstümde gördüğünüz Özbek çapanı. İçinde Türkmen çapanı var. Bu şekilde canlandırmalar yapıyorum. Geçmişte dövüşlere katılmıştım evet. Ama bu sefer dövüşlere katılmadım. Sadece seyretmeye geldim ve arkadaşlarımın giyimine yardımcı olmaya. Çünkü burada kamera arkasında yani dövüşenin haricinde de baya bir iş gücüne gerek oluyor." "Sadece dövüşmek değil, destek olmak için buradayız" Geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçulukla ilgilenen Mustafa Emre Gürleğen, etkinliğin dayanışma boyutuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Geleneksel Türk okçuluğu, geleneksel atlı okçulukla ilgileniyorum. Bir yandan da kılıçla ilgiliyiz. Burada arkadaşlarımızı, eşimizi, dostumuzu desteklemeye geldik. Ben bugün turnuvaya katılmıyorum. Onlara desteğimizi işte giyinerek, kuşanarak göstermek için geldik. Daha önce de birkaç şehre gitmiştik. Yine aynı şekilde giyinerek, hep birlikte tam kadro gidiyoruz. Keyfini çıkarmaya bakıyoruz." "Takımıma destek için İstanbul’dan geldim" İstanbul’dan gelen canlandırmacı Cem Tanyü, giydiği tarihi üniformanın detaylarını ve HEMA sporuna olan ilgisini şu sözlerle ifade etti: "Takımımı desteklemek için Eskişehir’e geldim. İstanbul’dan geliyorum. HEMA’ya yeni başladım. Aslen tarihi canlandırma yapıyorum. Tarih canlandırma dönem kıyafetleriyle belirli tarih olayları tekrardan yaşatmak, tekrardan anmak aslında. HEMA’da buna benzeyen güzel yanı da, dövüş sanatlarını, Avrupa kılıç sanatlarını tekrardan canlandıran, eğiten ve insanlara gösteren güzel bir spor. Giydiğim kıyafet 18. yüzyıl. Rus, Preobrajenski alayına ait. Özellikle Osmanlı’yla Prut muharebesi sırasında giyilen kıyafet. Azov muharebeleri sırasında giyilen kıyafet. Genel Avrupa 18. yüzyıl, erken 18. yüzyıl kıyafetlerinden Avrupa tarzı bir üniforma aslında." "Daha fazla kadın dövüşçüye ihtiyacımız var" Turnuvaya katılan tek kadın dövüşçü olan Büşra Habbağ, kadınların bu branşa yönelmesi için çağrıda bulundu: "Bir buçuk yıldır HEMA ile uğraşıyorum. Daha önceden de bir turnuvaya katılmıştım. Ama bu etkinlik daha profesyonel bir etkinlik. Daha fazla bu tarz etkinliğe ihtiyacımız var ileride de. Tek kadın dövüşçü bendim. Daha fazla kadın dövüşçüye ihtiyacımız var. O yüzden eğer kılıçlara ilginiz varsa, savaş sanatlarına ilginiz varsa lütfen gelin. Daha büyük bir aile olalım."
İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Yaşlılar Haftası açıklaması
18 Mart 2026 Çarşamba - 11:03 İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Yaşlılar Haftası açıklaması Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, 18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlı bireylerin toplumdaki yerinin güçlendirilmesi ve yalnızlıkla mücadele edilmesinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya genelinde yaşanan sosyoekonomik dönüşümler ve sağlık hizmetlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam süresinin uzadığını, buna bağlı olarak 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranının giderek arttığını belirtti. Bildirici, yaşlılığın bireyin yaşamdan çekildiği bir dönem olmadığını ifade ederek, "Yaşlılık; bireyin deneyimlerinin olgunlaştığı, bilgi ve birikimlerini toplumla paylaşabildiği doğal bir yaşam evresidir" dedi. ’Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar’ Bu süreçte yaşlı bireylerin karşılaşabileceği bedensel, ruhsal ve sosyal değişimlere de değinen Bildirici, yalnızlık, sosyal izolasyon ve toplumsal rollerin değişmesinin bazı ruhsal sorunlar açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Bu nedenle toplumda farkındalık oluşturmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Bildirici, bu yıl Ulusal Yaşlılar Haftası temasının ’Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar’ olarak belirlendiğini ifade etti. Tema doğrultusunda yaşlı bireylerin yalnızlıkla mücadele edebilmesi, sosyal bağlarının güçlendirilmesi ve ruhsal iyilik hâllerinin korunması amacıyla çeşitli çalışmaların planlandığını belirten Bildirici, şu bilgileri paylaştı: "Yaşlı bireylere yönelik yalnızlık, depresyon, kaygı ve sağlıklı yaşlanma konularında psiko-eğitim çalışmaları, sohbet ve duygu paylaşım grupları ile yaşam öyküsü çalışmalarını içeren psikososyal destek etkinlikleri, yaşlı bireylerin aileleri ve bakım verenlerine yönelik iletişim, bakım sürecinde ruh sağlığı ve tükenmişlik konularında bilgilendirici toplantılar, huzurevleri, yaşlı bakım merkezleri ve toplum temelli kuruluşlarda farkındalık etkinlikleri, yaşlı bireylerin sosyal katılımını artırmayı amaçlayan anı paylaşımı, sanat, müzik ve kuşaklar arası etkinlikler, gerekli görülen durumlarda bireysel danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri." "Yaşlılarımızın ruhsal iyilik hâlinin desteklendiği sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum" Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde sunulan ücretsiz ruh sağlığı hizmetleri aracılığıyla yaşlı bireylerin ruhsal durumlarının değerlendirilmesi, riskli grupların erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılmasının teşvik edildiğini belirten Bildirici, bu hizmetlerin toplum sağlığı açısından önemli bir destek mekanizması olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yaşlı bireylerin yalnız bırakılmadığı, desteklendiği ve toplum yaşamının aktif bir parçası olarak varlıklarını sürdürdüğü bir sosyal ortamın güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Bu amaç doğrultusunda yürütülen çalışmalara katkı sunan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyor, yaşlılarımızın ruhsal iyilik hâlinin desteklendiği sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.