KÜLTÜR SANAT - 18 Mart 2026 Çarşamba 11:38

Tarihin izinde kılıçlar çarpıştı

A
A
A
Tarihin izinde kılıçlar çarpıştı

Türkiye’nin pek çok ilinden gelen 30 kılıç ustasının mücadelesine sahne olan "Geleneksel Kılıç Toyu"nda şampiyonluk, Eskişehir’i temsil eden Danil Varchenko’nun oldu.


Türkiye genelinde geleneksel savaş sanatlarına gönül veren sporcular, Eskişehir’de düzenlenen HEMA (Tarihi Avrupa Savaş Sanatları) ’Geleneksel Kılıç Toyu’ turnuvasında bir araya gelerek hem yarıştı hem de kültürel bir mirası sergiledi. İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Tokat ve Balıkesir gibi illerden gelen 30 katılımcı, farklı kılıç disiplinlerini tek bir platformda buluştururken, izleyicilere görsel bir şölen sundu. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın finalinde, Eskişehir’i temsil eden Ukrayna asıllı sporcu Danil Varchenko rakiplerini geride bırakarak birincilik kürsüsüne çıkmayı başardı.



"Hem HEMA hem geleneksel branşları bir araya getirdik"


Organizasyonun düzenlenmesinde emeği Konstantin Horkel, turnuvanın Türkiye’deki kılıç topluluklarını birleştirme vizyonunu şu sözlerle anlattı:


"Burada geleneksel bir kılıç turnuvası düzenliyoruz. Bu turnuvanın en büyük özelliği şu: Türkiye’de hem HEMA yapan hem de geleneksel kılıç branşıyla ilgilenen dövüşçüler var; biz bu iki grubu bu turnuvada bir araya getirmeyi başardık. Birlikte, güzel bir müsabaka gerçekleştirdik. Gerçekten çok keyifli bir etkinlik oldu, ben de sonuçtan oldukça memnunum. En önemlisi de turnuvanın kazasız geçmesi ve herhangi bir yaralanmanın yaşanmamasıydı; benim için en mühim olanı bu. Herkes burada kaliteli vakit geçiriyor. Bizlere bu fırsatı tanıdığı için Sehit Suat Çelik Gençlik Merkezi’nden Mesut Buğrul’a teşekkür etmek istiyorum; sayesinde bu güzel sanatı burada icra edebildik. Gerçekten büyüyoruz; seneden seneye turnuvalara olan katılım sayısı artıyor ve organizasyonlar her geçen yıl çok daha iyi bir şekilde geçiyor."



Tarihi kostümlerle ’Canlı tarih’ sergilendi


Osmanlı dönemi canlandırmacısı Şakir Turan, el işçiliğiyle hazırlanan kostümlerin önemine değinerek arka plandaki emeği vurguladı:


"Bursa’dan katılıyorum. Geleneksel canlandırmalar yapıyorum. Geleneksel canlandırmalarda da dönemin ruhuna uygun kıyafetler giymeye çalışıyoruz. Şu an üstümde bulunan kıyafetler son dönemi yansıtan orijinal kıyafetler. Hepsi el dikişi. Üstümde gördüğünüz Özbek çapanı. İçinde Türkmen çapanı var. Bu şekilde canlandırmalar yapıyorum. Geçmişte dövüşlere katılmıştım evet. Ama bu sefer dövüşlere katılmadım. Sadece seyretmeye geldim ve arkadaşlarımın giyimine yardımcı olmaya. Çünkü burada kamera arkasında yani dövüşenin haricinde de baya bir iş gücüne gerek oluyor."



"Sadece dövüşmek değil, destek olmak için buradayız"


Geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçulukla ilgilenen Mustafa Emre Gürleğen, etkinliğin dayanışma boyutuna dikkat çekerek şunları söyledi:


"Geleneksel Türk okçuluğu, geleneksel atlı okçulukla ilgileniyorum. Bir yandan da kılıçla ilgiliyiz. Burada arkadaşlarımızı, eşimizi, dostumuzu desteklemeye geldik. Ben bugün turnuvaya katılmıyorum. Onlara desteğimizi işte giyinerek, kuşanarak göstermek için geldik. Daha önce de birkaç şehre gitmiştik. Yine aynı şekilde giyinerek, hep birlikte tam kadro gidiyoruz. Keyfini çıkarmaya bakıyoruz."



"Takımıma destek için İstanbul’dan geldim"


İstanbul’dan gelen canlandırmacı Cem Tanyü, giydiği tarihi üniformanın detaylarını ve HEMA sporuna olan ilgisini şu sözlerle ifade etti:


"Takımımı desteklemek için Eskişehir’e geldim. İstanbul’dan geliyorum. HEMA’ya yeni başladım. Aslen tarihi canlandırma yapıyorum. Tarih canlandırma dönem kıyafetleriyle belirli tarih olayları tekrardan yaşatmak, tekrardan anmak aslında. HEMA’da buna benzeyen güzel yanı da, dövüş sanatlarını, Avrupa kılıç sanatlarını tekrardan canlandıran, eğiten ve insanlara gösteren güzel bir spor. Giydiğim kıyafet 18. yüzyıl. Rus, Preobrajenski alayına ait. Özellikle Osmanlı’yla Prut muharebesi sırasında giyilen kıyafet. Azov muharebeleri sırasında giyilen kıyafet. Genel Avrupa 18. yüzyıl, erken 18. yüzyıl kıyafetlerinden Avrupa tarzı bir üniforma aslında."



"Daha fazla kadın dövüşçüye ihtiyacımız var"


Turnuvaya katılan tek kadın dövüşçü olan Büşra Habbağ, kadınların bu branşa yönelmesi için çağrıda bulundu:


"Bir buçuk yıldır HEMA ile uğraşıyorum. Daha önceden de bir turnuvaya katılmıştım. Ama bu etkinlik daha profesyonel bir etkinlik. Daha fazla bu tarz etkinliğe ihtiyacımız var ileride de. Tek kadın dövüşçü bendim. Daha fazla kadın dövüşçüye ihtiyacımız var. O yüzden eğer kılıçlara ilginiz varsa, savaş sanatlarına ilginiz varsa lütfen gelin. Daha büyük bir aile olalım."



Tarihin izinde kılıçlar çarpıştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri MHP’den Gesi ve Erkilet hamlesi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekilleri İsmail Özdemir ve Baki Ersoy tarafından hazırlanan Kayseri’nin Gesi ve Erkilet bölgelerinin ilçe statüsüne kavuşturulmasını öngören kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunuldu. Teklifte, artan nüfus, genişleyen yerleşim alanları ve kamu hizmetlerine erişimde yaşanan yoğunluk gerekçe gösterilerek, söz konusu bölgelerin müstakil birer ilçe haline getirilmesinin hizmetlerin daha etkin ve verimli sunulmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Kayseri’nin tarih boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yaptığına dikkat çekilen teklifte, özellikle Kültepe gibi merkezlerin şehrin köklü geçmişini ortaya koyduğu vurgulandı. Bu tarihsel birikimin günümüzde artan nüfus ve ekonomik gelişimle birlikte yeni bir idari düzenlemeyi gerekli kıldığı belirtilirken, Gesi ve Erkilet bölgelerinin sahip olduğu potansiyelin altı çizildi. Teklifte Erkilet’in, Hıdırellez Tepesi, Hızır İlyas Köşkü ve Yamula Barajı gibi önemli noktalarıyla dikkat çektiği, aynı zamanda Nuh Naci Yazgan Üniversitesi ile eğitim alanında da gelişim gösterdiği ifade edildi. Gesi’nin ise tarihi dokusu, doğal yapısı ve kültürel değerleriyle öne çıkan bir yerleşim alanı olduğu kaydedildi. Kanun teklifinde, yeni ilçelerin kurulmasıyla birlikte kamu hizmetlerinin daha planlı yürütülmesi, yerel ihtiyaçların daha hızlı karşılanması ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca düzenlemenin, Kayseri’nin genel kalkınmasına katkı sunacağı ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına yardımcı olacağı ifade edildi.
Kayseri Bu proje ile suça sürüklenen çocuklar topluma kazandırılacak Kayseri’de, suça sürüklenen çocukların suçtan uzaklaştırılması, topluma kazandırılması ve güvenli bir gelecek inşa edebilmeleri amacıyla yürütülen önleyici ve rehabilite edici çalışmaların yer alacağı ’Sensiz Olmaz’ Projesinin tanıtım toplantısı düzenlendi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "Suç bataklığını kurutmadan rahat yok" dedi. Kayseri Valiliği himayelerinde, Kocasinan Kaymakamlığı tarafından koordine edilen, suça sürüklenen çocukların suçtan uzaklaştırılması, topluma kazandırılması ve güvenli bir gelecek inşa edebilmeleri amacıyla yürütülen önleyici ve rehabilite edici çalışmaların yer aldığı ’Sensiz Olmaz’ Projesinin tanıtım toplantısı düzenlendi. Vali Gökmen Çiçek başkanlığında Valilik Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantıda konuşan Vali Çiçek, "Biz Kayseri’de suç oranlarının azaltılması, evlatlarımızın tehlikelere karşı terk edilmemesi için mücadele ettiğimizi defalarca haykırdık. Hepinizin bildiği gibi Kayseri’de çocuklarımız için bir proje ortaya koyduk. Bugün 66 ERVA Spor Okulu’na ulaştık. 16 bin öğrenciye ulaştık. Bu 16 bin öğrenci aktif lisanslıdır. Bu Türkiye’nin en büyük sportif projelerinden biridir. Göktim Akademi 13 atölyeye ulaştı. Göktim Akademi ile mühendislik alanına meraklı çocuklarımızı teknolojiyle buluşturmak için imkânlar oluşturuyoruz. Bunların yanında hiçbir evladımızı ayırmadan, suça karışmış olan çocuklarımızı; bir şekilde dezavantajlı ortamlarda büyümüş ve yaşanan süreçler nedeniyle suçla aşırı şekilde iç içe olmuş çocuklarımızı ne yapacağız? Bununla ilgili Kocasinan Kaymakamlığımızla bir proje gerçekleştirdik. İl Aile ve Sosyal Hizmetler bu konuda çok büyük bir gayret gösteriyor. Aile Müdürlüğümüzün de tecrübelerine dayanarak Kocasinan Kaymakamlığımızla "Sensiz Olmaz" projesini ortaya koyduk. Bakın, 15 yaşında 23 suç kaydı olan; henüz 17 yaşında olup 32 suç kaydı bulunan çocuklarımız var. Kendi hayatlarını yok ettikleri gibi yarın gelip bizim ve sizin evlatlarımızla şehirde bambaşka meselelerle karşımıza çıkmaları da muhakkaktır. Bu çocuklarımızın bir şekilde o ortamdan kurtarılması gerekiyor. En azından İbrahim A.S.’ın ateşine su taşıyan karınca gibi bir mücadele verilmesi gerekiyor. Biz ilk başladığımızda sadece suça karışan çocukları o ortamdan çekip çıkarmak için yola çıktık. Ancak bir eve gittiğimizde, evdeki üç çocuğun da suça karıştığını ve annenin hapiste olduğunu gördük. "Sensiz Olmaz" projesi, bütün bu projelerle birlikte, en son noktada çocuklarımızdan bir tekini bile o ortamdan kurtarabilirsek bunu başarı sayacağımız bir meseledir" dedi. "Bataklığı kurutmadan rahat yok" TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, suçun önüne geçmek için sineklerle tek tek uğraşmak yerine bataklığın kurutulması gerektiğini söyleyerek, "Bugün bir bakanlık gelip de valimize ‘Sen neden ERVA’yı kurmadın?’ diye bir soru sormaz. İstese olmazdı fakat bizde ERVA var. Çeşitli illere gidiyoruz, konuşmalar yapıyoruz, insanları dinliyoruz. Burada biz, Kayseri olarak ne kadar övünsek azdır. Bu durumda Valimiz, il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız gerçekten bir uyum ve dayanışma içinde. Kimseyle yarış içerisinde değiliz; şehrimizi layık olduğu yere getirmek için elimizden gelen samimiyeti gösteriyoruz. Kayseri dışında olan bazı gelişmeler var. Her yıl özetlemek gerekirse, 2000 yılı ile bugün arasında ne fark var? İletişim ve ulaşım farkı var. İstanbul’dan Ankara’ya telefon edeceğiz diye bir günümüzü harcıyorduk. Kayseri’den İstanbul’a gitmek en iyi şartlarda 12 saat sürüyordu. İletişim hızlandı, ulaşım hızlandı. Sosyal medya öyle bir ortam ki iyisi de var, kötüsü de var. Sosyal medyayı kullanarak dil, matematik, tarih öğrenebilirsiniz. Fakat diğer taraftan kumar dâhil her işe girebilirsiniz. Bunların hepsinin yönetimi için çalışmamız lazım. Bizim sineklerle tek tek değil, bataklıkla uğraşmamız lazım. Bataklığı kurutmadan rahat yok. 4-12 yaş arasındaki eğitim çok önemli. Buna ‘Bed-i Besmele’ diyorlar. Bir çocuk 4 yıl, 4 ay, 4 gün olduğunda okula başlıyor. Bu çocuk geldiğinde değerler sistemi ve her şey inançla başlıyor. İnançlar topluluğu, dinî ve millî inançlar toplumun, bizim de değerler sistemimizi meydana getiriyor. Değerler sistemi de sizin tutumunuzu meydana getiriyor. Tutum, sizin davranışlarınızı belirliyor. İşin başlangıcından itibaren çocuklarımıza millî ve manevi değerlerimizi ortaya koymakta fayda var. Biz dünkü devlet değiliz. Bizim 2 bin 500 yıllık büyük Türk hakanlığı geçmişimiz var. Bu değerler sisteminden varacağımız yer, pratik sonuç olarak otokontroldür. Herkesin başına polis, herkesin başına savcı koyamayız. Onun için başlangıçta çocuğa değerler sistemini yükleyeceksiniz. Emniyet Genel Müdürlüğümüzün duvarında yazılı olduğu gibi: ‘Herkesin vicdanı kendi polisidir. Polis, vicdanı olmayanların peşindedir.’ Anneye babaya gerek kalmadan çocuk kendi kararını verebilmeli: ‘Benim bu saatte eve gitmem gerekir, ben sigara içmem, kopya çekmem, hırsızlık yapmam, uyuşturucu kullanmam’ gibi çocuğun kendi kendini kontrol edebilmesi için bizim 4-12 yaşta mutlaka eğitimi kullanmamız lazım. Bizim 5-10 yıllık geleceğimizin temelinde bu var" ifadelerini kullandı.