Yerel Haberler
Eskişehir
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:44 Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesinde "Açık Hava Resim Çalıştayı" Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Resim Bölümü ve Özbekistan Sanat Akademisi iş birliğinde düzenlenen "Açık Hava Resim Çalıştayı" Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesinde gerçekleştirildi. Çalıştaya merkezlerini tanıtmak üzere sanatçılarla birlikte gelen heyet üyeleri Özbekistan Güzel Sanatlar Akademisi Merkezi Müdürü Davronbek Shukurov, Uluslararası İlişkiler Personeli Shahnozakhon Askarova ve Bilimsel Dergi Editörü Nodira Khasanova’nın yanı sıra Özbek sanatçılar Akramov Rixsitilla, Qosimov Shohruh, Quchqarov Azamat, Nurmatova Muazzam, Nomozov Otabek başta olmak üzere GSF öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. Doç. Karaca: "Çalıştay’ın ortak çalışmalara bir başlangıç oluşturması hedefleniyor" Uluslararası sanat iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlayan çalıştay hakkında bilgi veren GSF Resim Bölümü öğretim üyesi Doç. Gülçin Karaca: "Özbekistan Sanat Akademisi’nden bir grup sanatçı, akademinin merkez müdürü ve uluslararası ilişkiler koordinatörü ile birlikte üniversitemizi ziyaret etti. Gerçekleştirilen bu etkinliklerin, iki kurum arasında ilerleyen süreçte yapılacak ortak çalışmalara bir başlangıç oluşturması hedefleniyor. Üç ayaktan oluşan programın ilk etabı Japon Bahçesi’nde düzenlenecek workshop çalışması. Resim Bölümü öğretim elemanları, öğrenciler ve Özbek sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlik, doğaya dayalı gözlem yöntemiyle yürütülecek. Bu çalışmada, hem Japon Bahçesi’nin estetik değerinin ve güzelliğinin öğrencilere aktarılması hem de doğanın sunduğu unsurların sanata yansıtılması amaçlanmakta. Programın ikinci ayağında, Özbek sanatı üzerine bir seminer düzenlenecek. Üçüncü ve son aşamada ise workshop sürecinde ortaya çıkan eserler GSF Faruk Atalayer Sergi Salonunda 30 Nisan Perşembe günü izleyicilerle buluşacaktır." şeklinde konuştu. "Açık Hava Resim Çalıştayı" kapsamında üretilen eserler, 8 Mayıs tarihine kadar GSF Faruk Atalayer Sergi Salonunda sergilemeye devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 11:24 Sifon limonata satışlarının havaların ısınmasıyla birlikte artması bekleniyor Eskişehir’de, limon, portakal ve şeker karışımına gazlı su eklenmesiyle elde edilerek satılan ve yaz aylarında bolca tüketilen ’Sifon Limonata’ya talebin, havaların ısınmaya başlaması ile artması bekleniyor. Limonatanın fiyatı, geçen seneye göre yüzde 10-15 oranında arttı. Eskişehir’de yaz aylarının serinletici etkisinden dolayı turistler ve yerli halk tarafından oldukça tercih edilen sifon limonata satışının, havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte artması bekleniyor. Eskişehirli 40 yıllık esnaf Mehmet Satır, sifon limonata sisteminin kökeninin Bulgaristan’a dayandığını belirterek, "Sifon limonat ürettiğimiz makine Bulgaristan’dan gelme eski bir makinedir. Biz bu makineyi kendimiz onararak paslanmaz hale getirdik. Eskiden gazoz bu şekilde üretiliyormuş, biz de aynı yöntemle devam ettik. Limon, portakal ve şeker karışımına gazlı su eklenmesiyle elde ediyoruz. Bu işi 40 senedir yapıyoruz. Eskişehir halkı sifonlu içeceği sevdiği için sıcaklarda daha soğuk ve güzel oluyor" şeklinde konuştu. "Fiyatlarda geçen seneye göre büyük bir fark yok" Hizmet verdikleri standın yıl boyunca açık olduğunu ifade eden Satır, "Standımız yaz kış devamlı açık. Kıştan yeni çıktığımız için henüz fazla bir talep olmadı, bundan sonrasını bekliyoruz. Havalar ısındıktan sonra talep daha çok oluyor. Sifon limonata artık Eskişehir’in bir klasiği haline geldi. Fiyatlarda geçen seneye göre büyük bir fark yok, yüzde 10 ile 15 arasında bir fark yaptık. Bizde yaz ve kış fiyatı değişmez; yazın fiyat neyse kışa kadar aynı gider. Mal pahalılaştığında fiyat bir kez değişir, bir daha değiştirilmez. Şu anda portakal orta boy 60, büyük boy 80TL. Sifon limonata ise orta 40, büyük boy 60TL olarak satışa sunuyoruz" diye konuştu.
Vali Aksoy, muhtarlar ile bir araya geldi
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:28 Vali Aksoy, muhtarlar ile bir araya geldi Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, her ay bir ilçede yaptığı Muhtarlar Toplantısı’nı kurum müdürlerinin katılımıyla Çifteler İlçesi’nde gerçekleştirdi. Vali Hüseyin Aksoy, toplantıda yaptığı konuşmada, eğitimden güvenliğe, sağlıktan sosyal yardımlara kadar birçok önemli başlığa dikkat çekti. Okul çağında olup eğitime devam etmeyen tek bir öğrencinin dahi sorumluluğunun herkese ait olduğunu vurgulayan Vali Aksoy, bu durumların muhtarlar aracılığıyla okul ve millî eğitim müdürlüklerine bildirilmesini istedi. Uzun süre okula devam edemeyen öğrencilerin mutlaka takip edilerek yeniden eğitime kazandırılması gerektiğini belirtti. Öğrencilerin okula güvenli şekilde ulaşımı, servis denetimleri ve okul çevresi güvenliğinin titizlikle takip edildiğini ifade eden Aksoy, çocukların ders saatlerinde oyun salonları ve internet kafelerde bulunmasına yönelik denetimlerin sürdüğünü söyledi. "Bağımlılıkla mücadelede toplumsal iş birliği önemli" Sağlık alanında aşılama çalışmaları, yenidoğan taramaları ve topuk kanı uygulamalarının önemine değinen Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, bu süreçte emeği geçen sağlık çalışanlarına ve muhtarlara teşekkür etti. Vatandaşların aşı konusunda doğru bilgiyi sağlık personelinden almaları gerektiğini ifade etti. Bağımlılıkla mücadelede toplumsal iş birliğinin önemine dikkat çeken Vali Aksoy, muhtarların uyuşturucu ve madde kullanımıyla ilgili tespitlerini güvenlik birimleriyle paylaşmalarını istedi. Ayrıca, yeni kimlik kartları ve ehliyet yenileme işlemlerinin tamamlanması, sosyal yardıma ihtiyacı olduğu hâlde başvurmayan vatandaşların bildirilmesi ve engelli bireylerin devletin sunduğu haklardan yararlanması konularında muhtarların rehberlik rolünün önemini vurguladı. Konuşmasının sonunda dolandırıcılık olaylarına karşı vatandaşların bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Aksoy, özellikle telefon ve internet üzerinden yapılan dolandırıcılıklara karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu. Muhtarların talep ve sorunlarını dinleyen Vali Aksoy, çözüm konusunda gerekli çalışmaların yapılacağını bildirdi.
Tüm birikimi ile açtığı halı dokuma atölyesinde hayallerini kumaşa döküyor
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:15 Tüm birikimi ile açtığı halı dokuma atölyesinde hayallerini kumaşa döküyor Eskişehir’de yaşayan 32 yaşındaki girişimci bütün birikimi ile açtığı tufting isimli halı dokuma atölyesinde gelen vatandaşlar hem bu zanaatı öğreniyor hem de hayallerindeki figürleri kumaşa döküyor. Eskişehir’deki yaşayan 32 yaşındaki Emre Aral, uzun yıllardır ilgisini çeken tufting ismi verilen el işi halı dokuma zanaatı için kolları sıvadı. Zanaat için Konya’da özel eğitim alan ve işi öğrenen Aral, bütün birikimi ile Tepebaşı ilçesi Hoşnudiye Mahallesi İsmet İnönü Caddesi üzerine bir işletme açtı. Burada bulunan 5 kasnak ve tufting makine ile hem kendi halılarını hem de dileyenlerin bu işi öğrenmesine imkan sağlayan 32 yaşındaki girişimci güzel geri dönüşler alıyor. Şu an da müşterilerine tufting öğreten Emre Aral, gelen nadir siparişleri de işleyip satılışını yapıyor. İlerde işlerini büyütmek isteyen Emre Arel, Eskişehir’de tufting atölyesi açısından tek işletmenin kendisine ait olduğuna değindi. "Küçük ürünün yapımı bile yaklaşık 3-4 saat sürüyor" Tuftinge başlama hikâyesi ve yapılışı hakkında Emre Arel, "Hem hobimi ilerletebileceğim hem de Eskişehir’de daha önce yapılmamış farklı bir işe imza atmak istedim. Bu süreçte internette, yurt dışında hobi olarak oldukça yaygın olan tufting, yani halı dokuma sanatını gördüm. El sanatlarına olan merakım ve elimin bu işe yatkın olduğunu düşünmem üzerine bu işe başladım. Tufting süreci, tıpkı bir ressamın resmini tuvale aktarması gibi başlıyor; görüntüyü elektronik cihazlar yardımıyla halı dokuma kasnağımıza yansıtıp çiziyoruz. Ardından tufting makineleri yani tabancaları ile ipleri kullanarak, çizimleri takip ederek önce görselin dış hatlarını oluşturuyor, sonra da içini dolduruyoruz. Küçük bir çalışmanın tüm işlemleri bile yaklaşık 3-4 saat sürüyor; ancak sonunda ortaya çok estetik bir görüntü çıkıyor" dedi. "Çiftler, birbirlerine hediye etmek için beraber geliyorlar" Yapılan ürünler ve gelen tepkiler hakkında Arel, "Bu ürünleri evinizde paspas veya halı olarak kullanabiliyorsunuz. Tasarımlar tamamen hayal gücünüze bağlı; çizgi film karakterlerinden daha önce örneği olmayan özgün tablolara kadar her şeyi dokumak mümkün. Her bir dikişin ve tabancanın attığı her ilmeğin yeri eşsiz olduğu için ortaya çıkan eser de tek oluyor. Atölyemize özellikle hobi içerikleriyle uğraşan, örgü yapan kadınlar büyük ilgi gösteriyor. Çiftler, birbirlerine hediye etmek ya da evlerinde kullanmak için beraber geliyorlar. Çocukların da ilgisi oldukça fazla ancak şu an çok küçük yaş grubu kabul etmiyoruz; gelen çocuklarımız da sadece velileriyle katılabiliyor. Henüz hazır ürün satışı yapmıyorum; fakat sosyal medyadan bize ulaşanların kendi logoları, özel çalışmaları veya akıllarındaki objeler üzerine gelen talepleri dokuyup kargo ile sahiplerine gönderiyoruz" diye konuştu.
Başkan Önür’den CHP’li Çifteler Belediyesi’ne kandil eleştirisi
26 Aralık 2025 Cuma - 15:55 Başkan Önür’den CHP’li Çifteler Belediyesi’ne kandil eleştirisi AK Parti Çifteler İlçe Başkanı Yakup Önür, CHP’li Çifteler Belediyesi’nin kandili tebrik mesajı yayınlamayıp İsmet İnönü’yü anma mesajı yayınlamasını eleştirerek, "Bu toprakların ruhunu yok sayan hiçbir yaklaşım, halkın vicdanında karşılık bulamaz. Unutulmasın: Milletin değerleriyle kavga edenler, er ya da geç milletin vicdanında kaybeder" diye belirtti. Önür, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Çifteler Belediyesi’nin, mübarek kandil gecelerinde tek bir tebrik mesajı dahi paylaşmaması, buna karşın bu milletin inancıyla yıllarca problem yaşamış bir ismi "saygı ve rahmetle" anmayı tercih etmesinin derin bir çelişkinin açık göstergesi olduğunu belirtti. İlçe Başkanı Yakup Önür, "Bu tutum, basit bir protokol tercihi değil; bir zihniyetin yansımasıdır. Bu ülke, nüfusunun ezici çoğunluğu Müslüman olan bir Türk yurdudur. Kandiller, bu milletin asırlardır yaşattığı manevi duraklardır. Kandil gecelerinde sessiz kalmak, milyonların inanç dünyasını yok saymak anlamına gelir. Buna karşılık, tek parti döneminde dini hayatın kamusal alandan silinmeye çalışıldığı, camilerin kapatıldığı, ezanın susturulduğu bir dönemin baş aktörlerinden birini övgüyle anmak, toplumsal hafızaya karşı ciddi bir saygısızlıktır. İsmet İnönü dönemi, müslüman Türk toplumu için sadece bir tarih başlığı değil; baskıların, yasakların ve inancın ötekileştirildiği yılların sembolüdür. Bu gerçeği görmezden gelerek yapılan "rahmet ve saygı" paylaşımları, bugün hâlâ aynı çizgide ısrar edildiğini göstermektedir. Türkiye, İsrail’i 28 Mart 1949 tarihinde devlet olarak tanıdı. Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk Müslüman nüfuslu ülke olmuştur. Dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. Belediyeler ideolojik vitrinler değil, hizmet ve temsil makamlarıdır. Çifteler Belediyesi’nin, halkının inanç değerlerine bu denli mesafeli durup, toplumun büyük bir kesiminde karşılığı olmayan bir hassasiyeti ön plana çıkarması kabul edilemez. Bu tavır, ne çoğulculuktur ne de tarafsızlık; bu açık bir seçiciliktir. Biz Müslüman Türk toplumu olarak şunu net söylüyoruz: İnancımıza saygı talep etmek bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Kandilleri görmezden gelen, milletin değerleriyle bağı kopuk anlayışlara sessiz kalmayacağız. Bu toprakların ruhunu yok sayan hiçbir yaklaşım, halkın vicdanında karşılık bulamaz. Unutulmasın: Milletin değerleriyle kavga edenler, er ya da geç milletin vicdanında kaybeder" diye kaydetti.
Balın verimi ve kalitesi uzaydan takip edilecek
26 Aralık 2025 Cuma - 14:47 Balın verimi ve kalitesi uzaydan takip edilecek Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı’nın (BEBKA) 2026 yılı Teknik Destek Programı kapsamında, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ’Arı Yetiştiriciliği Haritasının Açık Kaynak Kodlu Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama ile Belirlenmesi Eğitimi’ projesi uygulama aşamasına geçiyor. Eskişehir tarımını ileriye taşıma vizyonuyla hazırlanan ve BEBKA’nın değerlendirme sürecini başarıyla geçerek Eskişehir bölgesini temsil eden önemli bir çalışma olarak desteklenmeye hak kazanan proje için hazırlıklar tamamlandı. 300 bin TL bütçeli proje ile geleneksel arıcılık yöntemlerinin uzaydan algılama ve dijital haritalama teknolojileriyle birleştiği ifade edildi. Toplam 8 ay sürecek olan projenin en önemli ayağını oluşturan teknik eğitimlerin 09-13 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği açıklandı. Toplam 5 gün sürecek yoğunlaştırılmış programda; İl Tarım ve Orman Müdürlüğü personelinin uydu görüntülerini yorumlama, CBS üzerinden analiz ve modelleme yapma konularında uzmanlaşacağı vurgulandı. Balın verimi ve kalitesi uzaydan takip edilecek Eğitimler kapsamında yapılacak örnek saha çalışmalarıyla Eskişehir genelinde; arı kovanlarının yerleştirileceği en uygun ve yüksek verimli alanların dijital olarak belirleneceği, flora takibi ve uygunluk haritaları sayesinde bal kalitesi ve üretim miktarının artırılacağı, veriye dayalı bu yöntemle yerel arıcıların doğru yönlendirilmesi sağlanarak ülke ekonomisine katma değer sunulacağı belirtildi. Eskişehir’in arıcılık potansiyelini bilimsel verilerle buluşturan projenin bölgedeki tarımsal dijitalleşme hamlesinin en somut adımlarından biri olarak öne çıktığı ifade edildi.
Eskişehir’de Filistin için barışçıl ’şahitlik’ çağrısı yapıldı
26 Aralık 2025 Cuma - 14:37 Eskişehir’de Filistin için barışçıl ’şahitlik’ çağrısı yapıldı Eskişehir’de Filistin için barışçıl ’şahitlik’ çağrısını yinelediklerini söyleyen TÜGVA İl Temsilcisi Mahmud Öksüzoğlu, "Bugün Gazze’de yaşananlar bir gündem maddesi değil; modern zamanın gözlerinin önünde gerçekleştirilen, tarihe utanç vesikası olarak geçecek bir insanlık sınavıdır" dedi. İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu, Cuma namazı çıkışında Reşadiye Camii’nin avlusunda bir araya geldi. Basın açıklamasını okuyan TÜGVA İl Temsilcisi Mahmud Öksüzoğlu, "Uluslararası kuruluşların yayımladığı güncel durum raporları, Gazze’deki insanî tablonun hâlen kırılgan olduğunu göstermektedir. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 18 Aralık 2025 tarihli raporunda, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine dayanılarak 7 Ekim 2023’ten bu yana 70 bin 668 can kaybı ve 171 bin 152 yaralı bildirilmektedir. Aynı raporda, ateşkes döneminde dahi can kaybının sürdüğü; ateşkesten bu yana 394 kişinin öldüğü, bin 75 kişinin yaralandığı ve enkaz altından 634 cenazenin çıkarıldığı aktarılmaktadır. Raporda, kış şartlarının ve fırtınanın etkisiyle yaklaşık 55 bin haneyi etkileyen sel/taşkın vakaları, kıyı bölgelerinden 370 ailenin tahliyesi, binlerce acil çağrı ve yıkım riski taşıyan yapılara ilişkin veriler paylaşılmaktadır. Yine aynı raporda, tıbbi tahliye bekleyen hastalara ilişkin kritik bilgi yer almakta; Temmuz 2024 - 28 Kasım 2025 tarihleri arasında tahliye beklerken bin 92 hastanın hayatını kaybettiği ve Gazze’de 18 bin 500’den fazla hastanın hâlen tıbbi tahliyeye ihtiyaç duyduğu bildirilmektedir" şeklinde konuştu. "Gazze’de nüfusun yüzde 77’sinin gıda güvensizliği yaşadığı bildiriliyor" Gıda güvenliği ve beslenme alanındaki raporların ise, ’geçici iyileşme’ başlığının kolay bir rehavete dönüşmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyduğuna dikkat çeken Öksüzoğlu, "Birçok uluslararası kuruluşun ortak açıklamasına göre; Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes ve artan erişimle birlikte kıtlık sınıflaması gerilemiş olsa da, Gazze’de en az 1,6 milyon kişinin (nüfusun yüzde 77’si) hâlen yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşadığı, 100 binden fazla çocuğun ve 37 bin hamile/emziren kadının Nisan 2026’ya kadar akut yetersiz beslenme riski taşıdığı bildirilmektedir. Aynı açıklamada; ateşkes sonrası 730 binden fazla kişinin yerinden edildiği, altyapı yıkımının ve temel hizmetlere erişim kısıtlarının sürdüğü; ayrıca hanelerin önemli bir bölümünün gıda ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşadığı vurgulanmaktadır" ifadelerini kullandı. "Barışçıl ’şahitlik’ çağrımızı yineliyoruz" Gazze’de yaşamın bir normalleşme değil, hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü dile getiren Öksüzoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Uluslararası hukuk; güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmamalıdır. İnsan hakları söylemi; yalnızca rahat coğrafyaların dekoru olarak görülmemelidir. Bugün Gazze’de sivillerin korunması, sağlık sisteminin ayakta tutulması, gıda ve suya erişim gibi en temel başlıklar hâlâ tartışma konusuysa; burada yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda uluslararası düzenin ciddi bir itibar kaybı yaşanmaktadır. Bugün yaşadığımız iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini bir akış içinde tüketebiliyorsak, burada bir sorun vardır. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu insani yardım kavramı bile süslenerek tartışmalı hâle getiriliyorsa, burada bir sorun vardır. Bu çağrımız; bir ülkeye, bir halka ya da bir kuruma karşı bir önyargı değil, insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebidir. Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı çatısı altında, 400’ü aşkın paydaş sivil toplum kuruluşuyla birlikte; kamu vicdanını diri tutmak ve insanlık onurunu savunmak amacıyla barışçıl ’şahitlik’ çağrımızı yineliyoruz. Yeni yılın ilk gününde, saat 08.30’da Galata Köprüsü’nde sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz." Basın açıklamasının ardından hep bir ağızdan tekbirler getirilirken, "Kahrolsun İsrail, kahrolsun Amerika" sloganları atıldı.
Beraatını istemeyen sanıklara 25 yıl hapis cezası
26 Aralık 2025 Cuma - 14:24 Beraatını istemeyen sanıklara 25 yıl hapis cezası Eskişehir’de, 17 bıçak darbesi ile öldürülen Fatih Bayar’ın faillerinin yargıladığı davada mahkeme, sanıklar Burak Zeren ve kardeşi Tunahan Zeren’e 25 yıl, Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) Faruk Y.’ye ise 12 yıl 1 ay hapis cezasına hükmetti. Mahkemede sanık Burak Zeren, "Beraatımı istemiyorum, pişmanın tekrardan başsağlığı diliyorum" dedi. Odunpazarı ilçesi İstiklal Mahallesi Porsuk Bulvarı’nda geçtiğimiz 21 Ocak 2024 tarihinde Fatih Bayar ve arkadaşı Yasin Tümer (36) ile Burak Zeren, kardeşi Tunahan Zeren ve Faruk Y. arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavgada 2’si ölümcül, 17 bıçak darbesi alan Fatih Bayar ve 6 yerinden bıçaklanan arkadaşı Yasin Tümer yaralandı. Yaralılardan Yasin Tümer Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne, Fatih Bayar ise Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Fatih Bayar, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İstinaf sonrası yeniden yargılandılar Yapılan yargılama sonucunda mahkemece Burak Zeren’e 25 yıl Tunahan Zeren’e 25 yıl ve Suça Sürüklenen Çocuk kapsamında Faruk Y.’ye 10 yıl hapis cezası verildi. İstinaf Mahkemesine taşınan dava sonrasında dün şüpheliler yeniden yargılandı. Eskişehir 4. Ağır Caza Mahkemesi’nde görülen davada tutuklu sanıklar Burak Zeren, Tunahan Zeren ve Faruk Y. mahkeme salonunda hazır bulundu. Mahkemeye maktul Fatih Bayar’ın kardeşi, annesi Ayşe ve babası Mehmet Bayar katıldı. 3 sanıktan 2’si "Beratımı istemiyorum" dedi Mahkemede Burak Zeren, "Beraatımı istemiyorum, pişmanın tekrardan başsağlığı diliyorum" dedi. Yine Tunahan Zeren’de beratını istemezken yaşananlarla ilgili pişman olduğunu söyledi. Faruk Y. ise, "Ben olaylara engel olmaya engel olmaya çalıştım, tahliyemi istiyorum. Çok pişmanım keşke olan bana olsaydı" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti Burak Zeren ve Tunahan Zeren’e 25’er yıl Faruk Y.’ye ise 14 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti. Faruk Y.’ye yaş indirimi uygulayan mahkeme, şahsa 12 yıl 1 ay hapis cezası verdi.
’Evliya Çelebi İle Geçmişe Yolculuk’ konulu sohbet gerçekleştirildi
26 Aralık 2025 Cuma - 14:21 ’Evliya Çelebi İle Geçmişe Yolculuk’ konulu sohbet gerçekleştirildi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Kağan Şakacı, Eskişehir Türk Ocağı’nın ’Evliya Çelebi İle Geçmişe Yolculuk’ başlıklı sohbet programına konuk oldu. Programda konuşma yapan Prof. Dr. Bilge Kağan Şakacı, "Evliya Çelebi, 17’nci yüzyılda yaşamıştır. Türkçe haricinde Arapça, Farsça, Yunanca ve Latince dillerini bilen; gezgin, tarihçi, halkbilimci, müzisyen, ressam, haritacı, dilbilimci, zanaatkâr, mimar, savaşçı ve gurmedir. Gezgindi; Orta Avrupa, Balkanlar, Kırım, Kafkasya, Anadolu, Mısır ve Arabistan arasında 51 yıl boyunca gezmiştir. Yazdığı ’Seyahatname’ adlı eseri zengin verilerle doludur. Gezdiği kentlerin tarihi, idari, mali, coğrafi, mimari ve benzeri tasvirleriyle doludur. Etnolojik, sosyolojik, dini, edebi ve kent bilimi açısından zenginliğe sahiptir. Evliya Çelebi’nin ilk amacı, Osmanlı Devleti’nin ve komşularının eksiksiz bir tasvirini sunmaktı. Bu amaç doğrultusunda, mekânsal veya topoğrafik inceleme tercih edilen yoldur. Kent tasvirleri genellikle aynı sıra izlenerek kentin tarihi, idari örgütlenmesi, çeşitli dillerdeki adları, bunların kökenleri ve coğrafi konumuyla başlar. Evlerin, camilerin, medreselerin, okulların, hanların, hamamların ve çeşmelerin tanıtılması da dahil olmak üzere, tahkimata önem verilerek kentin topoğrafyasıyla devam eder. Bu kısım semtleri, dinî ilişkileri, iklimi, halkın görüşünü, kılık kıyafeti, davranış ve gelenekleri, önemli isimleri ve konuşma alışkanlıklarını, ulema, şair, hekim ve diğer ileri gelenleri, pazarları, dükkânları, çeşitli ürün ve yemekleri, parkları, bahçeleri ve mesire yerlerini de içerir. Mezarlar ve türbeler ile ölmüş ünlüler ile ilgili biyografiler ya da menkıbelerle sona erer" dedi. "Evliya, bir kent belleği derleyicisi ve yazarıdır" Prof. Dr. Bilge Şakacı, sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi: "Her kenti incelerken benzer bir sistematiği kullanması, edinemediği bilgileri sonradan tamamlamak üzere boş bırakması hem ilgili yeri incelerken hem de farklı kentleri karşılaştırırken yardımcı olmaktadır. Ayrıca, günümüzden geçmişe bakarken kentlerin gelişimini analiz etmemize yardımcı olmaktadır. Evliya, bir kent belleği derleyicisi ve yazarıdır. Seyahatname, bir kentler monografisidir. Bundan dolayı bu eser, kent belleği, kültürü, kimliği, markası, turizmi gibi araştırmaların ve diğer çalışmaların da temel kaynağı olarak değerlendirilmelidir. Öte yandan kent ile ilgili araştırma yapanların hangi sorulara cevap bulmaları gerektiğinin yolunu gösteren, araştırma nesnelerini belirten muazzam bir kaynaktır." Program, soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Topal’ın şükran beratı takdimi ile sona erdi.