Yerel Haberler
Eskişehir
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:44 Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesinde "Açık Hava Resim Çalıştayı" Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Resim Bölümü ve Özbekistan Sanat Akademisi iş birliğinde düzenlenen "Açık Hava Resim Çalıştayı" Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesinde gerçekleştirildi. Çalıştaya merkezlerini tanıtmak üzere sanatçılarla birlikte gelen heyet üyeleri Özbekistan Güzel Sanatlar Akademisi Merkezi Müdürü Davronbek Shukurov, Uluslararası İlişkiler Personeli Shahnozakhon Askarova ve Bilimsel Dergi Editörü Nodira Khasanova’nın yanı sıra Özbek sanatçılar Akramov Rixsitilla, Qosimov Shohruh, Quchqarov Azamat, Nurmatova Muazzam, Nomozov Otabek başta olmak üzere GSF öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. Doç. Karaca: "Çalıştay’ın ortak çalışmalara bir başlangıç oluşturması hedefleniyor" Uluslararası sanat iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlayan çalıştay hakkında bilgi veren GSF Resim Bölümü öğretim üyesi Doç. Gülçin Karaca: "Özbekistan Sanat Akademisi’nden bir grup sanatçı, akademinin merkez müdürü ve uluslararası ilişkiler koordinatörü ile birlikte üniversitemizi ziyaret etti. Gerçekleştirilen bu etkinliklerin, iki kurum arasında ilerleyen süreçte yapılacak ortak çalışmalara bir başlangıç oluşturması hedefleniyor. Üç ayaktan oluşan programın ilk etabı Japon Bahçesi’nde düzenlenecek workshop çalışması. Resim Bölümü öğretim elemanları, öğrenciler ve Özbek sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlik, doğaya dayalı gözlem yöntemiyle yürütülecek. Bu çalışmada, hem Japon Bahçesi’nin estetik değerinin ve güzelliğinin öğrencilere aktarılması hem de doğanın sunduğu unsurların sanata yansıtılması amaçlanmakta. Programın ikinci ayağında, Özbek sanatı üzerine bir seminer düzenlenecek. Üçüncü ve son aşamada ise workshop sürecinde ortaya çıkan eserler GSF Faruk Atalayer Sergi Salonunda 30 Nisan Perşembe günü izleyicilerle buluşacaktır." şeklinde konuştu. "Açık Hava Resim Çalıştayı" kapsamında üretilen eserler, 8 Mayıs tarihine kadar GSF Faruk Atalayer Sergi Salonunda sergilemeye devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 11:24 Sifon limonata satışlarının havaların ısınmasıyla birlikte artması bekleniyor Eskişehir’de, limon, portakal ve şeker karışımına gazlı su eklenmesiyle elde edilerek satılan ve yaz aylarında bolca tüketilen ’Sifon Limonata’ya talebin, havaların ısınmaya başlaması ile artması bekleniyor. Limonatanın fiyatı, geçen seneye göre yüzde 10-15 oranında arttı. Eskişehir’de yaz aylarının serinletici etkisinden dolayı turistler ve yerli halk tarafından oldukça tercih edilen sifon limonata satışının, havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte artması bekleniyor. Eskişehirli 40 yıllık esnaf Mehmet Satır, sifon limonata sisteminin kökeninin Bulgaristan’a dayandığını belirterek, "Sifon limonat ürettiğimiz makine Bulgaristan’dan gelme eski bir makinedir. Biz bu makineyi kendimiz onararak paslanmaz hale getirdik. Eskiden gazoz bu şekilde üretiliyormuş, biz de aynı yöntemle devam ettik. Limon, portakal ve şeker karışımına gazlı su eklenmesiyle elde ediyoruz. Bu işi 40 senedir yapıyoruz. Eskişehir halkı sifonlu içeceği sevdiği için sıcaklarda daha soğuk ve güzel oluyor" şeklinde konuştu. "Fiyatlarda geçen seneye göre büyük bir fark yok" Hizmet verdikleri standın yıl boyunca açık olduğunu ifade eden Satır, "Standımız yaz kış devamlı açık. Kıştan yeni çıktığımız için henüz fazla bir talep olmadı, bundan sonrasını bekliyoruz. Havalar ısındıktan sonra talep daha çok oluyor. Sifon limonata artık Eskişehir’in bir klasiği haline geldi. Fiyatlarda geçen seneye göre büyük bir fark yok, yüzde 10 ile 15 arasında bir fark yaptık. Bizde yaz ve kış fiyatı değişmez; yazın fiyat neyse kışa kadar aynı gider. Mal pahalılaştığında fiyat bir kez değişir, bir daha değiştirilmez. Şu anda portakal orta boy 60, büyük boy 80TL. Sifon limonata ise orta 40, büyük boy 60TL olarak satışa sunuyoruz" diye konuştu.
Dünyasının 123 ülkesindeki yaklaşık 4 bin öğrenci Türkçeye ‘Merhaba’ dedi
26 Aralık 2025 Cuma - 10:31 Dünyasının 123 ülkesindeki yaklaşık 4 bin öğrenci Türkçeye ‘Merhaba’ dedi Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Açıköğretim Fakültesi bünyesindeki Türk Dili ve Kültürü Programı ile dünyanın dört bir yanındaki Türkçe öğrenmek isteyen herkese ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Prof. Dr Yusuf Adıgüzel, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Türk Dili ve Kültürü Programı’nın çevrim içi olarak gerçekleştirilen ilk dersi kapsamında öğrencilerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen derste programın amacı ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Adıgüzel, Türk dili ve kültürünün akademik ve toplumsal önemine dikkat çekerek öğrencilere başarılar diledi. Program hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Öncelikle dünyanın dört bir yanından bizleri izleyen ve dinleyen, Türkçe öğrenmeye gönül veren tüm yeni arkadaşlarımıza ‘hoş geldiniz’ diyorum ve ‘Merhaba Türkçe’ diyerek sizleri selamlamak istiyorum. Türkçe dersini bugün ilk kez sizlerle birlikte başlatıyoruz. Bu program, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde yürütülen bir ön lisans programıdır. Türk dili ve kültürünü öğretmeyi amaçlayan program kapsamında, öncelikle bir yıllık Türkçe eğitimi verilecek. Üniversitemizde hem yüz yüze eğitim hem de Açıköğretim Fakültesi aracılığıyla eğitim sunuluyor. Açıköğretim Fakültemiz, dünyanın en büyük ve en güçlü fakülteleri arasında yer alıyor. Anadolu Üniversitesi, öğrenci sayısı bakımından dünyanın üçüncü büyük üniversitesidir. Bu programla, dünyanın dört bir yanındaki Türkçe öğrenmek isteyen herkese, güçlü altyapımız ve Türkçe eğitimi alanında uzman akademik kadromuzla ulaşmayı hedefliyoruz. Bugün 123 ülkeden yaklaşık 4 bin öğrencimiz Türkçeye ‘Merhaba’ diyor. Biz de ilk dersimizde onlara ‘Merhaba’ demek istiyoruz" dedi. "Kültürü öğrenmenin olmazsa olmazı dil öğrenmektir" Çevrim içi derste dil öğrenmenin önemine değinen Prof. Dr. Adıgüzel, "Türkçe ya da başka bir dili öğrenirken hata yapmaktan korkmamalıyız. Cesaretle konuşmalı, yanlış yapmaktan çekinmeden dili kullanmalıyız. Türkçe konuşabileceğimiz ortamlarda, arkadaşlarımızla birlikteyken yanlış cümle kurmaktan ya da kelime kullanmaktan korkmadan pratik yaparak kendimizi geliştirmeliyiz. Öğrencilerimiz bu programla yalnızca Türkçeyi değil, aynı zamanda bir kültürü de öğrenmiş oluyorlar. Zaten programımızın adı da Türk Dili ve Kültürü Programı. Kültürü öğrenmenin olmazsa olmazı dili öğrenmek ve dile hâkim olmaktır. Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve medeniyeti tanımanın yolu da Türkçeyi öğrenmekten geçiyor. Türkçeye duyulan ilginin önemli göstergelerinden biri de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığıdır. YTB, her yıl Türkiye’ye 5 bin burslu öğrenci getiriyor. Sonuç olarak Türkçeye ve Türkiye’ye ilgi duyan bu öğrenciler, kendi ülkelerinde bulundukları süre içerisinde dahi Türkiye’ye gelmeden Türkçe öğrenme imkânına sahip olacak" şeklinde konuştu. "Türkçe, büyük Türk şirketlerinde çalışmak için önemli bir kapı aralayabilir" Türk Dili ve Kültürü Programı’nın sunduğu fırsatları da anlatan Adıgüzel, sözlerine şöyle devam etti: "Bu program, Türkçe bilmeyenler için A1 seviyesinden başlayarak C1 seviyesine kadar kademeli olarak ilerleyen bir yapıya sahip. Bu nedenle hiç Türkçe bilmemek bir endişe kaynağı olmamalı. Programı tamamlayan öğrencilerimiz Türkçe yeterliliklerini ileri seviyeye taşıyabilecekler. Türkçe öğrendikten sonra Açıköğretim Fakültemizde yer alan yaklaşık 50 programdan herhangi birini okuma imkânı da bulunuyor. Ayrıca Türk Dili ve Kültürü Programı, ikinci üniversite ya da çift ana dal kapsamında da tercih edilebilir. Dünyanın herhangi bir ülkesinde üniversite eğitimi alan bir öğrenci, bu programı ikinci üniversite olarak okuyabilir. Türkçe bilgisini geliştirirken aynı zamanda kendi alanındaki eğitimini de sürdürebilir. Bu yönüyle Türkçe hem kendi ülkesinde hem de farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük Türk şirketlerinde çalışmak isteyenler için önemli bir kapı aralayabilir." İlk ders, uluslararası öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Eskişehir’de organik tarıma tam not
26 Aralık 2025 Cuma - 10:25 Eskişehir’de organik tarıma tam not Eskişehir İl Tarım Müdürlüğü, il genelinde 2025 yılı içerisinde farklı üreticilerden alınan 8 ayrı organik ürüne ait numunelerde herhangi bir kalıntıya rastlanmadığı açıkladı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü idare amirleri ile Organik Tarım Birimi teknik personeli, Sarıcakaya İlçesi’ne bağlı İğdir Mahallesi’nde sertifikalı organik sebze ve meyve üretimi yapan Hülya ve Hüseyin Turan’a ait işletmeyi ziyaret etti. Ziyarette, ürünlerin gelişim durumu, yetiştirme teknikleri ve organik tarım mevzuatına uygunluk hususları ele alındı. Üreticilerle birebir görüşmeler yapılarak karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Eskişehir’den Ankara’ya gönderilen numuneler temiz çıktı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organik ürünlerin güvenilirliğini artırmak amacıyla yürütülen numune alma programı çerçevesinde, işletmede yetiştirilen ıspanaktan numune alınarak Ankara Merkez Gıda Kontrol Laboratuvarı’na gönderildi. Program dahilinde il genelinde 2025 yılı içerisinde farklı üreticilerden alınan 8 ayrı organik ürüne ait numunelerde herhangi bir kalıntıya rastlanmadığı belirtildi. Hem tüketici güveni hem de üreticilerin emeğinin karşılık bulması açısından büyük önem taşıyan bu sonucun Eskişehir’de organik tarımın doğru uygulamalarla ve titizlikle sürdürüldüğünü bir kez daha ortaya koyduğu vurgulandı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, organik tarımın yaygınlaştırılması, sürdürülebilir üretimin desteklenmesi ve güvenilir gıdaya erişimin sağlanması amacıyla saha denetimleri ve bilgilendirme çalışmalarına aralıksız devam edileceğini açıkladı.
’Otomatik Dikkatin Bilimsel Serüveni’ semineri düzenlendi
25 Aralık 2025 Perşembe - 15:26 ’Otomatik Dikkatin Bilimsel Serüveni’ semineri düzenlendi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen ’Otomatik Dikkatin Bilimsel Serüveni: Son 22 Yılda Yanıldıklarımız ve Keşfettiklerimiz’ başlıklı seminer, Turuncu Salon’da gerçekleştirildi. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nart Bedin Atalay’ın konuşmacı olduğu seminere; Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aslı Aslan’ın yanı sıra öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. Sunumunda bilişsel süreçlerin tarihi gelişimini ve Stroop etkisini ele alan Prof. Dr. Nart Bedin Atalay, dikkatin yalnızca stratejik ve yavaş bir süreç olmadığını, çevresel ipuçlarıyla tetiklenen otomatik bir kontrol mekanizmasının devrede olduğunu ifade etti. Günlük hayattan örneklerle otomatik kontrolün evrimsel önemine değinen Atalay, "Çevre sürekli değişiyor ve biz adapte olmak zorundayız. Eğer her seferinde stratejik ve yavaş bir kontrol mekanizması kullansaydık, hayatta kalmamız zor olurdu. Otomatik kontrol, tehlike anında hızlı karar vermemizi ve enerjiden tasarruf etmemizi sağlar. Beyin enerjiyi verimli kullanmayı sever" dedi. İki dilli bireylerde dikkat süreçleri Konuşmasında laboratuvar ortamında yürütülen deneylere de yer veren Atalay, özellikle iki dilli bireyler üzerindeki dikkat çalışmalarına değindi. Dil hâkimiyetinin dikkat kontrolü üzerindeki etkilerini açıklayan Atalay, yapay zekâ ile insan beyni arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. Modern yapay zekâ modellerinin, insan beynindeki hata düzeltme mekanizmalarına benzer şekilde çalıştığını belirten Atalay, buna karşın insan beyninin hâlâ daha esnek bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Seminer, soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. Aslı Aslan’ın, Prof. Dr. Nart Bedin Atalay’a plaket takdim etmesiyle sona erdi.