EKONOMİ
Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 11 Mart 2026 Çarşamba - 23:27:57 Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncülük eden Besler, 2025 yılında konsolide cirosunu Kamu Aydınlatma Platformu’na bildirdi. Yapılan bildiride, 2025 konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt karı ise 8 milyar TL oldu. Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncü markalardan Besler, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Besler, 16 kategoride 1250 ürün ve 55 markasıyla faaliyet gösterirken, perakende ürünleriyle Türkiye’de yılda yaklaşık 21 milyon hanede 64 milyon tabakta yer alıyor. 2025 yılı brüt karı yüzde 3,6 artışla 8 milyar TL’ye, cirosu 32,5 milyar TL’ye ulaşırken, Faiz Amortisman Öncesi Kar (FAVÖK) marjı da bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 13,3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde şirket 2,9 milyar TL ihracat geliri elde etti. Perakende kanalında dondurulmuş gıdada SuperFresh markasıyla yüzde 36, margarin pazarında ise Bizim Yağ ve Terem başta olmak üzere öncü markalarıyla toplam yüzde 67,5 pazar payına ulaşan Besler, her iki iş kolundaki güçlü liderliğini sürdürdü. İnovasyon, sürdürülebilir büyümenin itici gücü oldu Gıda sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk yağ ve dondurulmuş gıda Ar-Ge merkezlerine sahip şirket olan Besler, 2025 yılında 90,7 milyon TL Ar-Ge ve inovasyon yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, dondurulmuş gıda, konserve, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürün tanıtım ve yeniden tanıtımla inovasyon gücünü büyümeye dönüştürdü. Dondurulmuş gıda kategorisinin lider markası SuperFresh, pizza kategorisindeki varlığını premium ürünü Pizza Artizan ile güçlendirirke, hazır yemek kategorisine lazanya ve ton balıklı salata çeşitleriyle giriş yaptı. SuperFresh’in 2025 yılında perakende cirosundaki büyümesinin yüzde 29’u son iki yılda pazara sunduğu yenilikçi ürünlerden geldi. Yağ iş biriminde ise Besler, ilk sürülebilir peynir formatındaki ürünleri Ülker Sürmix markasıyla pazara sundu. 2025 yılında 30’uncu yaşını kutlayan Bizim Yağ, krema ve sıvı yağ kategorilerine giriş yaparak portföyünü genişletti. Güçlü iletişim, satış performansı ve dijital liderliğe katkı sağladı Besler, 2025 yılında lider markalarıyla büyümesini sürdürürken; iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik odağındaki pazarlama stratejileriyle sektörde fark oluşturdu. Dondurulmuş gıda kategorisinin lideri SuperFresh, "Dolapta Ne Var?" kampanya döneminde yüzde 40’a varan satış artışı elde etti. Marka, tüketiciyle kurduğu güçlü bağ ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı sayesinde ikinci kez "Türkiye’nin En Sevilen Dondurulmuş Gıda Markası" seçildi. Markanın tarım alanında kadın çiftçilere fırsat eşitliği sunan "Tarımın Kadın Yıldızları" projesinin ürünü Ege’den Hasat Bezelye, tanıtım döneminde Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer aldı. 2025 yılında 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın "Hamur Bizim İşimiz" YouTube kanalı, 1,6 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en yüksek takipçisi, dünyanın ise ikinci en büyük markalı yemek kanallarından biri oldu. Besler, tarımın dijital ve sürdürülebilir dönüşümünde de öncü Türkiye’nin en büyük tarımsal ham madde tedarikçilerinden biri olan Besler, 2025 yılında da çiftçilerle kurduğu güçlü iş birlikleriyle sorumlu tarım uygulamalarını geliştirmeye devam etti. SuperFresh’in en önemli ham maddelerinden patatesin sürdürülebilirliği amacıyla AB ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen yapay zekâ destekli SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesi, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe aldı. Tarımda fırsat eşitliğini destekleyen Tarımın Kadın Yıldızları projesi de genişleyerek, Besler’in sözleşmeli üretim modelindeki kadın çiftçi oranını yüzde 27’ye çıkardı. "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz" 2025 yılı performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak 2025 yılını güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle tamamladık. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuz doğrultusunda inovasyon odağımızı daha da güçlendirdik. Çevik iş yapma modelimiz ve dinamik organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla uyum sağlarken; lider markalarımızla kategorilerimizdeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Tarladan tabağa uzanan değer zincirinde ekosistemi dönüştüren bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü finansal yapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla sektöre yön veren, geleceği bugünden inşa eden bir şirket olma kararlılığımızı sürdüreceğiz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 21:21 Köprübaşı çileği altın sezonunu yaşıyor Manisa’nın tescilli Köprübaşı çileği, dört mevsim süren hasadıyla hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu’nca coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:20 GTB başkanlarından "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü" mesajı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümü yıl dönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. GTB Başkanları yayımladıkları mesajda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık azmini, iman gücünü ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan milli iradenin simgesi olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın sadece bir marş değil, aynı zamanda milletimizin ortak hafızasını ve bağımsızlık ruhunu yansıtan bir milli mutabakat metni olduğunu vurgulayan GTB başkanları, "Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşımız, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin en güçlü sembollerinden biridir. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ dizelerinde anlamını bulan bu ruh; tarih boyunca esareti kabul etmeyen, özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan bir milletin iradesini ve karakterini ortaya koymaktadır. Milletimizin bağımsızlığı için büyük fedakârlıklar verdiği Millî Mücadele yıllarında kaleme alınan İstiklal Marşı, yalnızca cephede savaşan kahraman ecdadımıza moral ve güç veren bir eser olmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin ortak vicdanını ve sarsılmaz inancını da kelimelere dökmüştür. Bu yönüyle İstiklal Marşı; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biri olarak bugün de aynı heyecan ve aynı gururla okunmaktadır. ‘Korkma’ hitabıyla başlayan ve milletimizin özgürlük inancını ebediyete taşıyan İstiklal Marşı, sadece geçmişimizin değil, aynı zamanda geleceğimizin de en güçlü ilham kaynaklarından biridir. Bu eşsiz eser, milletimizin karakterini, imanını ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan bir milli miras olarak daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin yıl dönümünü gururla kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:20 Çarşamba’da istiridye mantarı üretimi artıyor Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi her geçen gün artarken, düzenlenen hasat etkinliği üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi gelişerek devam ediyor. Çarşamba’da üretim yapan Mürsel Aksar’a ait mantar işletmesinde düzenlenen istiridye mantarı hasat etkinliği, üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu işletme, 2021 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan 480 bin TL hibe desteği ile kuruldu. Son teknolojiye sahip 7 üretim odası bulunan işletme, yıllık 84 ton üretim kapasitesine ulaştı. Öte yandan işletmede yer alan yıllık 11 bin ton kapasiteli istiridye mantarı kompost üretim tesisi, üreticinin kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra bölgedeki diğer üreticilerin kompost ihtiyacına da katkı sağlıyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise mantar üretiminin artırılması, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla üreticilere verilen desteklerin devam edeceği belirtildi. Açıklamada, üretim yapan ve bölge ekonomisine katkı sağlayan üreticilere teşekkür edilerek bereketli hasatlar dilendi. Yetkililer, istiridye mantarı üretiminin bölgede önemli bir alternatif gelir kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.
DTO’nun öncülüğünde Denizli’de Ramazan ayında temel gıdada sabit fiyat uygulaması başlatıldı
17 Şubat 2026 Salı - 11:28 DTO’nun öncülüğünde Denizli’de Ramazan ayında temel gıdada sabit fiyat uygulaması başlatıldı Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, gıda sektöründeki 6 üyesi ile ülkede bir ilke imza atarak ramazan ayına özel temel gıda ve tüketim maddelerinde sabit fiyat uygulaması başlattı. DTO üyesi Denizli’deki 76 satış noktasında ramazan ayı boyunca un, ekmek ve tahıl ürünleri, pirinç, bulgur, makarna ve bakliyat ürünleri, şeker, tuz, çay ve sıvı yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta ve temizlik ürünleri ile kişisel bakım ürünlerinde fiyat artışına gitmeyecek. DTO hizmet binasının 5’inci katında gerçekleştirilen imza törenine protokolde adı geçen firmaların sahipleri ile yetkilileri ve DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan katıldı. Başkan Erdoğan, özveride bulunarak sosyal sorumluluktan kaçmadıklarını söylediği üyelerine duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti. Protokol imzaladıkları firmalar ile Denizli Ticaret Odası’nın özellikle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat istikrarının korunması, mevcut fiyat etiketlerinde olağan dışı artışlara gidilmemesi ve tüketici güveninin zedelenmemesi hususunda, azami dikkat göstereceklerin de altını çizen Başkan Erdoğan, "Bugün burada önemli bir protokole imza atmanın onur ve gururunu, Denizli’miz ile paylaşıyoruz. Gıda sektöründeki üyelerimiz ile, ramazan ayı boyunca raflarındaki temel gıda ürünlerinin etiket fiyatlarının değişmeyeceğine dair protokol imzalamak üzere toplandık. Bu üyelerimiz, ramazanda sabit fiyat uygulamasını gönüllü olarak taahhüt etmişlerdir. Bu mübarek ayın tüm üyelerimize ve vatandaşımıza bereket, sağlık ve hayırlı kazançlar getirmesini temenni ediyoruz. Protokolümüze imza koyan üyelerimize de gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ediyoruz. Çok değerli iş insanlarımız Can Pekdemir’in 39 şubesi bulunan işletmeler, Derviş Gedik 11 şubesi bulunan işletmeleri, Rıza Bilgin 7 şubesi bulunan işletmeleri, Ümit Kurt 12 şubesi bulunan işletmeleri, Murat Tütüncü 4 şubesi bulunan işletmeleri, Hasan Hüseyin Pekdemir 3 şubesi bulunan işletmeleriyle Ramazan kampanyamıza katıldılar. Toplamda 6 marketimiz, Denizli’deki 76 farklı noktada satış yapan işletmeleri ile ramazan boyunca halkımıza hizmet verecekler. Hayırlı ve uğurlu olsun" dedi. Ramazan kampanyası, neleri kapsıyor? Kampanyaya, un, ekmek ve tahıl, pirinç, bulgur, makarna ve bakliyat, şeker, tuz, çay ve sıvı yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta, temizlik ürünleri, kişisel bakım ürünleri marka gözetmeksizin dahil oldu. Başkan Erdoğan, "Üyelerimiz, azami dikkat göstereceklerdir" Ramazan ayının toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve manevi değerlerin ön plana çıktığı, müstesna bir dönem olduğunu anımsatan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, sözlerini "Bu özel zaman diliminde, ticari hayatımızın da aynı hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle işletilmesi, büyük önem arz etmektedir. Denizli Ticaret Odamız ile üyelerimiz; özellikle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat istikrarının korunması, mevcut fiyat etiketlerinde olağan dışı artışlara gidilmemesi ve tüketici güveninin zedelenmemesi hususunda, azami dikkat göstereceklerdir" diyerek tamamladı. Protokolün imzalanmasının ardından Başkan Erdoğan üyeleri ile günün anısına toplu halde fotoğraf çektirdi.
Corendon Airlines’ten 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’na destek
17 Şubat 2026 Salı - 11:24 Corendon Airlines’ten 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’na destek Corendon Airlines, sağlık turizmi alanında uluslararası buluşmalardan biri olan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda yer aldı. 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra Westminster’daki Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleştirilen fuar; 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve kliniği binlerce ziyaretçiyle bir araya getirdi. Etkinliğin ana sponsorluğunu üstlenen Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı. Sağlık turizmi alanında önemli etkinler arasında yer alan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı, 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra’nın etkinlik merkezlerinden Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleşti. Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü hava yolu markası Corendon Airlines’ın ana sponsorunda yapılan fuar, farklı ülkelerden sağlık kuruluşları ile uluslararası ziyaretçileri aynı çatı altında buluşturdu. İki gün süren organizasyonda 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve klinik yer aldı. Katılımcıların önemli bir bölümünü, uluslararası hasta sayısındaki artışla dikkat çeken Türkiye’den sağlık kuruluşları oluşturdu. Etkinlik boyunca 4 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı; sağlık profesyonelleri, hasta yönlendirme kuruluşları ve sektör temsilcileri birbirleriyle doğrudan temas kurma fırsatı yakaladı. Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter açılış konuşmasında, Corendon Airlines’ın özellikle Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa’daki farklı noktalardan Türkiye’nin önemli destinasyonlarına gerçekleştirdiği direkt uçuşlarla sağlık turizmine erişimi kolaylaştırdığını vurguladı. Carpenter, sağlık hizmeti almak üzere seyahat eden yolcular için güvenilir, konforlu ve doğrudan ulaşımın tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek, havayolu bağlantılarının uluslararası hasta hareketliliğini destekleyen stratejik bir unsur haline geldiğini ifade etti. Entegre turizm gücü Ana sponsor olarak fuarda lounge alanıyla yer alan Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı. Grup bünyesinde yer alan Corendon Airlines, Birleşik Krallık’taki çeşitli bölgesel havalimanlarından Türkiye’nin önemli tatil destinasyonlarına ve Avrupa’daki farklı noktalara direkt uçuşlar gerçekleştirirken, Corendon Hotels & Resorts; Antalya, Curaçao ve Amsterdam gibi destinasyonlarda resort ve şehir otelleriyle hizmet veriyor.
Aksaray’da 15 bini kaçak 20 bin su kuyusu geleceğin tarımını tehdit ediyor
17 Şubat 2026 Salı - 11:02 Aksaray’da 15 bini kaçak 20 bin su kuyusu geleceğin tarımını tehdit ediyor Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da 15 bini kaçak toplam 20 bin su kuyusu bulunurken, günü kurtaran kontrolsüz su kuyuları geleceğin tarımını tehdit ediyor. Tarım ve hayvancılık sektöründe Türkiye’de isminden söz ettiren Aksaray’ı, son yıllarda ciddi anlamda artış gösteren ve bilinçsizce kullanılan su kuyuları tehdit ediyor. Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehir genelinde 15 bini kaçak olmak üzere toplam 20 bin su kuyusu bulunurken, özellikle vahşi sulamayla yapılan ürün beslemeleri, kuyu derinliğini her geçen yıl daha da aşağıya çekerek suların tükenmesine neden oluyor. Aksaray’da çiftçilerin 20 bin kuyuyla üretimi devam ettirdiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, üreticilerin az su isteyen üretim modeline geçmeleri gerektiğini söyledi. 2011 yılında Otomatik Sayaç Okuma Sistemleri’nin (OSOS) yürürlüğe girdiğini ancak uygulanmadığına değinen Aydın, "Bölgemizde 5 bini ruhsatlı 15 bini kaçak toplam 20 bin kuyu var. Bu kuyularla insanlarımız yonca ve mısır ekip geçimini sağlıyor. Ancak bunlar kesinlikle denetim altına alınmalı. 2011 yılında çıkan ve mevcut kuyulara sayaç takılması sistemi olan OSOS var. Fakat bu 2011 yılından beri uygulanmıyor. Bu 20 bin kuyuyla insanlarımız mısır ve yonca ekiyorlar. Burada devletimiz bu sistemi değiştirerek yonca ve mısır yerine arpa ve buğday ektirerek ürün desenini değiştirmeli. Az su isteyen ürünler yapılmalı. Çiftçimiz 20 bine yakın kuyuyla tarımı sürdürüyor. Dolayısı ile son dönemlerde kuraklık olması nedeniyle de ürünlerde rekolte düşüyor, çok su çekiliyor ve kuyular da buna bağlı olarak derinleşiyor. Çiftçilerimiz bu 20 bin kuyuyla bugünün tarımını yapıp günü kurtarıyorlar ama ileriki aşamayı düşündüğümüzde tarımı öldürüyorlar. Çünkü artık 20-30 yıl sonra hiç su kalmayacak" dedi.
Dijital çağda rekabetin anahtarı: CIO gibi düşünmek
17 Şubat 2026 Salı - 10:39 Dijital çağda rekabetin anahtarı: CIO gibi düşünmek Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasında dönüşen yönetim yaklaşımlarını ele aldığı etkinlik serisi kapsamında, dijital dönüşümün stratejik boyutunu odağına alan "CIO Gibi Düşünmek" başlıklı panel düzenledi. EGİAD merkezinde düzenlenen panelde; dijital dönüşümün kurum stratejilerine etkisi, teknolojinin rekabet avantajı oluşturmadaki rolü ve CIO’nun şirket içindeki dönüşen konumu çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. İş dünyasının farklı sektörlerinden üst düzey teknoloji liderlerini bir araya getiren panel, dijitalleşmenin yalnızca teknik bir süreç değil, bütüncül bir yönetim ve liderlik dönüşümü olduğuna dikkat çekti. Panelde Norm Digital Genel Müdürü Erkan Yeniçare, İnci Holding CTO’su Mehmet Tunçkanat, Klimasan Bilgi Teknolojileri ve İnsan Kaynakları Direktörü Altuğ Tatlı konuşmacı olarak yer alırken, moderatörlüğü EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Egebimtes Bilgi Teknolojileri Yönetim Kurulu Üyesi Alp Atay üstlendi. Dijitalleşme bir teknoloji gündemi değil, zihniyet dönüşümü Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, dijital dönüşümün iş dünyasında yarattığı paradigma değişimine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bugün artık biliyoruz ki dijitalleşme yalnızca bir teknoloji gündemi değildir. Dijital dönüşüm; şirketlerin stratejilerini, rekabet anlayışını, karar alma hızını ve hatta kurum kültürünü kökten değiştiren bir zihniyet dönüşümüdür. Artık CIO’lar yalnızca sistem yöneten değil; değeri büyüten, dönüşümü yönlendiren, iş birimleriyle birlikte strateji üreten ve geleceği tasarlayan liderlerdir. Bu panelde teknolojiyi nasıl yöneteceğimizi değil, dönüşümü nasıl yönlendireceğimizi konuşuyoruz." Konuşmasında EGİAD’ın dönüşüm vizyonuna da değinen Başkan Özhelvacı, dernek tarafından hazırlıkları sürdürülen Think Tank çalışmasına dikkat çekerek, "Dijitalleşme ve yapay zekâyı yalnızca şirketlerimizin verimliliği için değil; işgücünün geleceğini doğru okumak için konuşuyoruz. Çünkü bu süreç, yeni meslekler yaratırken bazı iş modellerini dönüştüren tam anlamıyla bir yaratıcı yıkım sürecidir." dedi. EGİAD tarafından hazırlanan "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir - Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" başlıklı Think Tank Raporu’nun, İzmir’in dijital, yeşil ve toplumsal dönüşüm ekseninde geleceğe hazırlanmasına yönelik stratejik bir yol haritası ortaya koyacağını da belirtti. İzmir’in geleceği için ortak akıl çağrısı Başkan Özhelvacı, üyeleri think tank sürecine katkı sunmaya davet ederek şu çağrıda bulundu: "İzmir’in geleceğin işgücü dünyasına hazırlanmasında genç iş insanlarının söz sahibi olması gerektiğine inanıyoruz. Üyelerimizin katkısı, Think Tank raporumuzun gerçek gücü ve İzmir’in dönüşüm yol haritası olacaktır. Bu kapsamda, 23 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek "Yaratıcı Yıkım Semineri ve Çalıştayı" buluşmasına tüm üyelerimizi ve şirketlerimizin insan kaynakları profesyonellerini davet ediyoruz." CIO’nun değişen rolü: Teknoloji yöneticisinden stratejik liderliğe Panelde konuşmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde, CIO rolünün organizasyonlarda geçirdiği dönüşüm kapsamlı biçimde ele alındı. Dijital dönüşüm süreçlerinde CIO’nun artık yalnızca altyapı yöneten bir teknik aktör değil; iş hedefleriyle teknolojiyi bütünleştiren, veri temelli karar alma süreçlerini yönlendiren ve rekabet avantajı yaratan stratejik bir lider olduğu vurgulandı. Kurumların sürdürülebilir büyüme, verimlilik ve inovasyon hedeflerine ulaşmasında teknoloji liderliğinin kritik bir kaldıraç olduğuna dikkat çekilen panelde, yapay zekâ ve veri odaklı yönetim anlayışının iş dünyasının yeni normu haline geldiği ifade edildi.
Çiftçilerden topladıklarıyla ramazan kolisi hazırlıyorlar
17 Şubat 2026 Salı - 10:38 Çiftçilerden topladıklarıyla ramazan kolisi hazırlıyorlar Bir çiftçi, sosyal medyada başlattığı kampanyayla üreticiden alınan ürünlerle hazırlanan ramazan kolisini hayırseverlerin istediği adrese kargoyla Türkiye’nin hemen her yerine gönderiyor. Ramazan ayına sayılı günler kala marketler adeta erzak paketi yarışına girerken hayırseverler de yardım anlamında bunları alıp ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıyor. Konya, Kayseri, Karaman gibi birçok kentte ise hayırseverler gıda toptancılarında kendi erzak paketini hazırlatıp yardımda bulunuyor. Yozgatlı çiftçi Deniz Altıntaş ise sosyal medyada farklı bir kampanya başlattı. Üreticilerden tüccar fiyatının üzerinden bir bedelle ürün alan Altıntaş, bunlardan hazırladığı ramazan kolisini talep eden hayırseverlerin belirttiği adrese kargoyla gönderiyor. Hem çiftçiyi destekleyen hem de tüketicinin doğrudan üreticiden işlem görmemiş ürünlere ulaşmasını sağlayan kampanya ilgi görüyor. Altıntaş, ülkenin birçok yerinden kampanyaya katılan çiftçilerden ürün alıyor. Altıntaş, yola çıkış amaçlarının üreticilerden olabildiğince doğal ürünleri alıp üketiciye ulaştırmak olduğunu belirterek, "42 noktadan ürün getiriyoruz. Anamur’dan, Ereğli’den, Nevşehir’den, Manisa’dan, Ordu’dan, Çorum’dan, Mut’tan, Akhisar’dan, Yozgat’tan, birçok yerden özellikle üreticilerin satamadığı elinde kalan ürünleri alıyoruz, ramazan kolisi yapıyoruz" dedi. Bir ürüne tüccar 36-38 lira fiyat verirken kendilerinin 45-50 arası fiyatla aldığını anlatan Altıntaş, böylece üreticiyi de rahatlatmış olduklarını söyledi. Türkiye’yi karış karış gezdiklerini dile getiren Altıntaş, "Kaz eti, bal, domates, fidan, ayçekirdeği, domates kurusu, buğday, şalgam, koyun yoğurdu, keçi peyniri üreticileri ile bir aradaydık. Elinde nohut ve kuru fasulye olan üreticileri geziyoruz. Önce evimizde yiyeceğiz sonra ramazan paketine koyacağız. Elimizden geldiği kadar parça parça alım yapacağız ki elinde ürün olan herkese faydamız olsun" diye konuştu. Erzak paketinde, 1 kilo nohut, 2 kilo kuru fasulye, 1 kilo siyah zeytin, 1 kilo yeşil zeytin, 1 kilo salça, 1 kilo tahin, yarım kilo üzüm, 1 kilo bulgur bulunduğunu belirten Altıntaş, şunları söyledi: "Bunun bedeli kargo hariç bin lira. Alternatif içerikli olan bin lirayı geçmeyen ramazan kolileri de yapacağız. Hepsi üreticiden toplanıyor. Marketi, pazarı görmeye üreticinin elindeki ürünler. A plus ürünler koyuyoruz pakete. Üretici ile tüketiciyi buluşturuyoruz. Şu anda yüzlerce paket siparişimiz oldu. Kargoyla iyi bir anlaşma yaparsak bu koliyi bin 200- bin 250 liraya Türkiye’nin her yerine gönderebiliriz. Ama bin paket talep edildi mesela Hatay’a, kendimiz götürür dağıtırız. Bin koli tabipler kooperatifine tedarik ettik. Türk milletine sesleniyorum bulunduğunuz ilçede esnaftan yaptırın ve üreticiden temin edilen ürünler konması konusunda hassasiyet gösterin."
Sanofi’de üst düzey atama
17 Şubat 2026 Salı - 10:35 Sanofi’de üst düzey atama Sanofi’de Global Kilit Pazarlar Finans İş Ortağı pozisyonuna Orhan Eren atandı. Orhan Eren, Sanofi’nin Genel İlaçlar organizasyonu içerisinde Kilit Pazarlar Finans İş Ortağı görevine atandı. Şubat 2026 itibarıyla yeni görevine başlayan Eren; Kilit Pazarlar Bölgesi Genel İlaçlar biriminde, finansal performansın yönetimi, stratejik iş kararlarının desteklenmesi ve global stratejinin hayata geçirilmesine katkı sağlanmasından sorumlu olacak. Eren görevini Paris’te yer alan Sanofi global merkezinde yürütecek. Yeni görevinde Orhan Eren Kuzey Avrupa, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, İber ülkeleri ve Körfez ülkelerinin de aralarında bulunduğu 8 farklı ülke veya çoklu ülkeyi kapsayan Kilit Pazarlar Bölgesi’nin Genel İlaçlar biriminin satış büyümesi, dönüşüm projeleri, ürün lansmanları, kârlılık ve nakit üretimi gibi kritik alanlarda finansal yönlendirme sağlayacak. Ayrıca, Finans Genel İlaçlar ve Kilit Marketler Genel İlaçlar’ın liderlik ekiplerinde yer alacak. Sanofi’de 11 yılı aşkın kariyeri boyunca Hazine, Finans Operasyonları, Finans İş Ortaklığı ve Finans Direktörlüğü gibi farklı finans fonksiyonlarında kritik roller üstlenen Eren; 2022 yılında Türkiye, İran ve Levant Finans Direktörü, 2024 yılında ise Avrasya Finans Direktörü ve İlaçlar Finans İş Ortağı olarak görev yaptı. Sanofi öncesinde bankacılık sektöründe çalışan Orhan Eren; Yönetim ve Bilişim Sistemleri alanında lisans, İşletme Yönetimi (MBA) ile Ekonomi ve Finans alanlarında yüksek lisans derecelerine ek olarak Finansal Ekonomi alanında doktora derecesine sahip.