EKONOMİ
Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 11 Mart 2026 Çarşamba - 23:27:57 Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncülük eden Besler, 2025 yılında konsolide cirosunu Kamu Aydınlatma Platformu’na bildirdi. Yapılan bildiride, 2025 konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt karı ise 8 milyar TL oldu. Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncü markalardan Besler, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Besler, 16 kategoride 1250 ürün ve 55 markasıyla faaliyet gösterirken, perakende ürünleriyle Türkiye’de yılda yaklaşık 21 milyon hanede 64 milyon tabakta yer alıyor. 2025 yılı brüt karı yüzde 3,6 artışla 8 milyar TL’ye, cirosu 32,5 milyar TL’ye ulaşırken, Faiz Amortisman Öncesi Kar (FAVÖK) marjı da bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 13,3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde şirket 2,9 milyar TL ihracat geliri elde etti. Perakende kanalında dondurulmuş gıdada SuperFresh markasıyla yüzde 36, margarin pazarında ise Bizim Yağ ve Terem başta olmak üzere öncü markalarıyla toplam yüzde 67,5 pazar payına ulaşan Besler, her iki iş kolundaki güçlü liderliğini sürdürdü. İnovasyon, sürdürülebilir büyümenin itici gücü oldu Gıda sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk yağ ve dondurulmuş gıda Ar-Ge merkezlerine sahip şirket olan Besler, 2025 yılında 90,7 milyon TL Ar-Ge ve inovasyon yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, dondurulmuş gıda, konserve, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürün tanıtım ve yeniden tanıtımla inovasyon gücünü büyümeye dönüştürdü. Dondurulmuş gıda kategorisinin lider markası SuperFresh, pizza kategorisindeki varlığını premium ürünü Pizza Artizan ile güçlendirirke, hazır yemek kategorisine lazanya ve ton balıklı salata çeşitleriyle giriş yaptı. SuperFresh’in 2025 yılında perakende cirosundaki büyümesinin yüzde 29’u son iki yılda pazara sunduğu yenilikçi ürünlerden geldi. Yağ iş biriminde ise Besler, ilk sürülebilir peynir formatındaki ürünleri Ülker Sürmix markasıyla pazara sundu. 2025 yılında 30’uncu yaşını kutlayan Bizim Yağ, krema ve sıvı yağ kategorilerine giriş yaparak portföyünü genişletti. Güçlü iletişim, satış performansı ve dijital liderliğe katkı sağladı Besler, 2025 yılında lider markalarıyla büyümesini sürdürürken; iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik odağındaki pazarlama stratejileriyle sektörde fark oluşturdu. Dondurulmuş gıda kategorisinin lideri SuperFresh, "Dolapta Ne Var?" kampanya döneminde yüzde 40’a varan satış artışı elde etti. Marka, tüketiciyle kurduğu güçlü bağ ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı sayesinde ikinci kez "Türkiye’nin En Sevilen Dondurulmuş Gıda Markası" seçildi. Markanın tarım alanında kadın çiftçilere fırsat eşitliği sunan "Tarımın Kadın Yıldızları" projesinin ürünü Ege’den Hasat Bezelye, tanıtım döneminde Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer aldı. 2025 yılında 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın "Hamur Bizim İşimiz" YouTube kanalı, 1,6 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en yüksek takipçisi, dünyanın ise ikinci en büyük markalı yemek kanallarından biri oldu. Besler, tarımın dijital ve sürdürülebilir dönüşümünde de öncü Türkiye’nin en büyük tarımsal ham madde tedarikçilerinden biri olan Besler, 2025 yılında da çiftçilerle kurduğu güçlü iş birlikleriyle sorumlu tarım uygulamalarını geliştirmeye devam etti. SuperFresh’in en önemli ham maddelerinden patatesin sürdürülebilirliği amacıyla AB ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen yapay zekâ destekli SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesi, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe aldı. Tarımda fırsat eşitliğini destekleyen Tarımın Kadın Yıldızları projesi de genişleyerek, Besler’in sözleşmeli üretim modelindeki kadın çiftçi oranını yüzde 27’ye çıkardı. "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz" 2025 yılı performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak 2025 yılını güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle tamamladık. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuz doğrultusunda inovasyon odağımızı daha da güçlendirdik. Çevik iş yapma modelimiz ve dinamik organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla uyum sağlarken; lider markalarımızla kategorilerimizdeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Tarladan tabağa uzanan değer zincirinde ekosistemi dönüştüren bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü finansal yapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla sektöre yön veren, geleceği bugünden inşa eden bir şirket olma kararlılığımızı sürdüreceğiz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 21:21 Köprübaşı çileği altın sezonunu yaşıyor Manisa’nın tescilli Köprübaşı çileği, dört mevsim süren hasadıyla hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu’nca coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:20 GTB başkanlarından "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü" mesajı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümü yıl dönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. GTB Başkanları yayımladıkları mesajda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık azmini, iman gücünü ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan milli iradenin simgesi olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın sadece bir marş değil, aynı zamanda milletimizin ortak hafızasını ve bağımsızlık ruhunu yansıtan bir milli mutabakat metni olduğunu vurgulayan GTB başkanları, "Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşımız, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin en güçlü sembollerinden biridir. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ dizelerinde anlamını bulan bu ruh; tarih boyunca esareti kabul etmeyen, özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan bir milletin iradesini ve karakterini ortaya koymaktadır. Milletimizin bağımsızlığı için büyük fedakârlıklar verdiği Millî Mücadele yıllarında kaleme alınan İstiklal Marşı, yalnızca cephede savaşan kahraman ecdadımıza moral ve güç veren bir eser olmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin ortak vicdanını ve sarsılmaz inancını da kelimelere dökmüştür. Bu yönüyle İstiklal Marşı; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biri olarak bugün de aynı heyecan ve aynı gururla okunmaktadır. ‘Korkma’ hitabıyla başlayan ve milletimizin özgürlük inancını ebediyete taşıyan İstiklal Marşı, sadece geçmişimizin değil, aynı zamanda geleceğimizin de en güçlü ilham kaynaklarından biridir. Bu eşsiz eser, milletimizin karakterini, imanını ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan bir milli miras olarak daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin yıl dönümünü gururla kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:20 Çarşamba’da istiridye mantarı üretimi artıyor Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi her geçen gün artarken, düzenlenen hasat etkinliği üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi gelişerek devam ediyor. Çarşamba’da üretim yapan Mürsel Aksar’a ait mantar işletmesinde düzenlenen istiridye mantarı hasat etkinliği, üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu işletme, 2021 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan 480 bin TL hibe desteği ile kuruldu. Son teknolojiye sahip 7 üretim odası bulunan işletme, yıllık 84 ton üretim kapasitesine ulaştı. Öte yandan işletmede yer alan yıllık 11 bin ton kapasiteli istiridye mantarı kompost üretim tesisi, üreticinin kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra bölgedeki diğer üreticilerin kompost ihtiyacına da katkı sağlıyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise mantar üretiminin artırılması, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla üreticilere verilen desteklerin devam edeceği belirtildi. Açıklamada, üretim yapan ve bölge ekonomisine katkı sağlayan üreticilere teşekkür edilerek bereketli hasatlar dilendi. Yetkililer, istiridye mantarı üretiminin bölgede önemli bir alternatif gelir kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.
Reklam Kurulu’ndan yasa dışı bahis reklamı yapan web sitelerine erişim engeli
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:01 Reklam Kurulu’ndan yasa dışı bahis reklamı yapan web sitelerine erişim engeli Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, yasa dışı bahis reklamı yaptığı tespit edilen web sitelerine erişim engeli getirdi. Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu’nun 366 sayılı toplantısı 12 Şubat’ta gerçekleştirildi. Toplantının ana gündeminde özellikle toplumsal olaylarda artan bıçak kullanımına bağlı olarak e-ticaret platformlarında yer alan bıçak tanıtımları ve yasa dışı bahis ile kumar reklamları yer aldı. Yasa dışı bahis ve kumar reklamı yapan 11 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Reklam Kurulu’nun gündeminde yer alan diğer bir önemli konu başlığı ise yasa dışı bahis ve kumar reklamı yaptığı ve tüketicileri çeşitli yasa dışı sitelere yönlendirdiği tespit edilen yüksek takipçili 11 sosyal medya hesabı oldu. Söz konusu hesaplar hakkında erişim engeli tedbiri uygulanmasına karar verildi. Ayrıca bu sosyal medya hesapları ile yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin muhatapları hakkında adli tahkikat süreçlerinin işletilebilmesi için ilgili kurumlar nezdinde gerekli başvuruların yapılması kararlaştırıldı. Riskli bıçak satış reklamlarına durdurma ve 7,6 milyon TL para cezası Kurul tarafından yapılan re’sen inceleme neticesinde ülke içerisinde bulundurulması ve hatta üretimi yasak olan ya da taşınması belirli kurallara tabi bulunan bıçakların e-ticaret platformları aracılığıyla kolaylıkla temin edilebildiği tespit edildi. Satış ve tanıtım süreçlerinde gerekli güvenlik kurallarının gözetilmediği, söz konusu tanıtımların kamu güvenliği açısından risk oluşturabilecek içerik ve sunumlar barındırdığı ve kamu düzenini bozabilecek davranışları teşvik edebilecek nitelikte olduğu değerlendirilerek, anılan tanıtımlara ilişkin 7 e-ticaret platformu hakkında durdurma cezaları ile toplam 7 milyon 585 bin 942 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
Van’da Ramazan pidesinin fiyatı belirlendi
17 Şubat 2026 Salı - 21:55 Van’da Ramazan pidesinin fiyatı belirlendi Van Lokantacılar ve Fırıncılar Odası Başkanı Sabri Işık, alınan kararla 200 gram somun ekmeğin fiyatının 14 TL, 300 gram Ramazan pidesinin ise 25 TL olarak belirlendiğini söyledi. Van Lokantacılar ve Fırıncılar Odası Başkanı Sabri Işık yaptığı açıklamada, "Gün ve gün un, maya, mazot, işçilik, kira ve diğer gider kalemlerine gelen zamlar ekmek fiyat artışını zaruri kılmıştır. Ramazan ayında da Türkiye genelinde susamlı ve yumurtalı çiftli pide ekmeği fiyatı 35 ile 45 TL arasında belirlenmiştir. Fırıncı esnafımız ve üst kuruluşlarımızla yaptığımız toplantılarda değişen yönetmelik gereği uzlaşma komisyonundan sonra daha önce belirlenen rayiçte 200 gram sade pide 15 TL, 150 gram çörek 20 TL olarak belirlenmişti. Vatandaşın alım gücü göz önünde bulundurularak fırıncı esnafımızın Ramazan pidesinin Türkiye’de alınan fiyatlardan daha uygun bir fiyata satılmasında karar kılmıştır. Alınan bu kararda oda başkanı olarak tüm fırıncı esnafıma şükranlarımı sunarım. Burada Ramazan pidesine tüm vatandaşların erişebilmesi için fırınlarımızda ’askıda Ramazan pidesi’ kampanyası başlattığımızı da duyurmak isterim. Uzlaşma komisyonunda çıkan fiyatlarımız 200 gram somun ekmek 14 TL, 300 gram Ramazan pidesi 25 TL olarak belirlenmiştir. Bu vesileyle Ramazan ayının tüm vatandaşlarımıza ve esnafımıza esenlik, huzur, birlik, beraberlik, bereket getirmesini dilerim" dedi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur"
17 Şubat 2026 Salı - 20:46 Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" Hazine ve Maliye Bakanlığı, son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiğini belirterek, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğini, bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemeleriyle ilgili yapılan değerlendirmeler üzerine bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine dair yapılan değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olması, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının ana paraya eklenmesidir. Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" ifadelerine yer verildi. Son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Dolayısıyla ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır. Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesi beklenmektedir. Nitekim göstergeler, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmemektedir: Faiz giderlerinin milli gelire oranı 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir." 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçlarının kademeli olarak azaltılıp, 2024 yılından itibaren ise söz konusu senetlerin ihracına son verildiği kaydedilen açıklamada, "Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken, 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir. Kamu borçlanma stratejisi, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verilmiştir" denildi.
ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı
17 Şubat 2026 Salı - 17:42 ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, ODAK Mersin çatısı altında düzenlenecek DemoDay’26 programının tanıtım toplantısında, projelerin raflarda kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Önemli olan fikirlerin hayata dönmesi" dedi. MTSO ODAK Mersin Projesi kapsamında düzenlenecek DemoDay’26 Programının tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, melek yatırımcı ile girişimcileri bir araya getirecek yeni sürecin detayları kamuoyuyla paylaşıldı. ODAK Mersin çatısı altında yürütülen çalışmalar kapsamında sanayi, lojistik, tarım, turizm ve melek yatırım başlıklarında oluşturulan odak kurullarının düzenli olarak toplandığı, her sektör için ayrı ayrı yol haritaları hazırlandığı ifade edildi. Programla, girişimcilerin projelerini yatırımcılarla buluşturması, mentorluk desteği alması ve fikirlerini ticarileştirme imkanı elde etmesi hedefleniyor. Mersin ve Adana’yı kapsayan yatırımcı ağının sürece dahil edileceği, 100 milyon Euro’nun üzerinde bir girişim sermayesinin program kapsamında değerlendirilmesinin planlandığı aktarıldı. DemoDay’26 sürecinde yüzün üzerinde proje başvurusu beklenirken, özellikle yüksek teknoloji ve katma değerli üretim odaklı girişimlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Yetkililer, projelerin yalnızca fikir aşamasında kalmaması, yatırım ve uygulama aşamasına taşınmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, ODAK Mersin Projesi kapsamında yürütülen çalışmaların kentteki tüm paydaşları kapsadığını belirtti. Girişimciden sanayiciye, üreticiden tüketiciye kadar geniş bir kesime yönelik projeler hayata geçirdiklerini ifade eden Çakır, melek yatırımcı odak kuruluyla girişimcileri yatırımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Fikirlerin ticarileşmesinin önemine dikkat çeken Çakır, Türkiye’de birçok projenin hayata geçirilmeden raflarda kaldığını belirterek, "Önemli olan fikirlerin hayata dönmesi. Fikirler çok güzel ama ticarileştiremediğimiz zaman raflarda kalırsa bir anlamı kalmıyor" ifadelerini kullandı. Raflarda bekleyen çok sayıda değerli proje bulunduğunu dile getiren Çakır, melek yatırımcı odak kurulunun bu projeleri yatırımcılarla buluşturacağını, 100 milyon Euro’nun üzerinde girişim sermayesinin sürece dahil edilmesinin planlandığını kaydetti. Programın geleneksel hale getirilmesinin hedeflendiğini belirten Çakır, yüzün üzerinde proje başvurusu beklediklerini ifade etti. "Biz de orta gelir tuzağından çıkmak üzereyiz" Türkiye’nin orta gelir tuzağı riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Çakır, "30 tane ülke var orta gelir tuzağına yakalanmış ülkeler. Biz de orta gelir tuzağından çıkmak üzereyiz, o şekilde duruyoruz. Orta gelir tuzağından çıkılması için yapılacak çalışma fazla bir şekilde yüksek teknoloji üretmemiz lazım. Yüksek teknolojiye geçiş yapabilirsek ve çok fazla girişimci çıkartabilirsek, farklı fikirleri bu girişimciler ortaya çıkarabilirse, bu işi çözmüş oluruz" diye konuştu. Çakır, yüksek katma değerli üretim ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesinin ülke ekonomisi açısından kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinin gastronomi turizmini canlandırılması bekleniyor
17 Şubat 2026 Salı - 17:24 Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinin gastronomi turizmini canlandırılması bekleniyor Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinden olan kelle, paça, şırdan, mumbar, billur ve beynin gastronomi turizmini canlandırması için çalışmalar başlatıldı. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından hazırlanan "Türkiye’nin Sıra Dışı Lezzetleri" basın tanıtım programı, ATÜ Merkezi Kafeterya’da gerçekleştirildi. Anadolu’nun köklü mutfak mirasını bilimsel bir perspektifle ele alan program, ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, rektör yardımcıları, dekanlar ve basın mensuplarının katılımıyla düzenlendi. Tanıtım programında konuşan Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, gastronominin yalnızca beslenme alanı olmadığını toplumların tarihini, yaşam biçimini ve sürdürülebilirlik anlayışını yansıtan çok disiplinli bir bilim dalı olduğunu vurguladı. Uluslararası literatürde "strange food" olarak tanımlanan sıra dışı yiyeceklerin, aslında toplumların kıtlık dönemlerinde dahi kaynakları ne kadar verimli kullandığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Sözen, Türk mutfağının asırlardır sıfır atık ve sürdürülebilirlik felsefesini benimsediğini belirtti. Program kapsamında Adana mutfağıyla özdeşleşen paça, dil, beyin, kelle, billur, mumbar ve şırdan gibi lezzetler tanıtıldı. Modern kültürlerde kimi zaman "sıra dışı" olarak değerlendirilen bu ürünlerin, Türk mutfağında hayvanın tamamını değerlendirme anlayışının bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından yürütülen çalışma, Adana’nın turizm potansiyeline ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına stratejik katkı sunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Program, katılımcıların geleneksel lezzetleri deneyimlemesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.