EKONOMİ - 17 Şubat 2026 Salı 17:42

ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı

A
A
A
ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, ODAK Mersin çatısı altında düzenlenecek DemoDay’26 programının tanıtım toplantısında, projelerin raflarda kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Önemli olan fikirlerin hayata dönmesi" dedi.


MTSO ODAK Mersin Projesi kapsamında düzenlenecek DemoDay’26 Programının tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, melek yatırımcı ile girişimcileri bir araya getirecek yeni sürecin detayları kamuoyuyla paylaşıldı.


ODAK Mersin çatısı altında yürütülen çalışmalar kapsamında sanayi, lojistik, tarım, turizm ve melek yatırım başlıklarında oluşturulan odak kurullarının düzenli olarak toplandığı, her sektör için ayrı ayrı yol haritaları hazırlandığı ifade edildi. Programla, girişimcilerin projelerini yatırımcılarla buluşturması, mentorluk desteği alması ve fikirlerini ticarileştirme imkanı elde etmesi hedefleniyor.


Mersin ve Adana’yı kapsayan yatırımcı ağının sürece dahil edileceği, 100 milyon Euro’nun üzerinde bir girişim sermayesinin program kapsamında değerlendirilmesinin planlandığı aktarıldı. DemoDay’26 sürecinde yüzün üzerinde proje başvurusu beklenirken, özellikle yüksek teknoloji ve katma değerli üretim odaklı girişimlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Yetkililer, projelerin yalnızca fikir aşamasında kalmaması, yatırım ve uygulama aşamasına taşınmasının temel hedef olduğunu vurguladı.


Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, ODAK Mersin Projesi kapsamında yürütülen çalışmaların kentteki tüm paydaşları kapsadığını belirtti. Girişimciden sanayiciye, üreticiden tüketiciye kadar geniş bir kesime yönelik projeler hayata geçirdiklerini ifade eden Çakır, melek yatırımcı odak kuruluyla girişimcileri yatırımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.


Fikirlerin ticarileşmesinin önemine dikkat çeken Çakır, Türkiye’de birçok projenin hayata geçirilmeden raflarda kaldığını belirterek, "Önemli olan fikirlerin hayata dönmesi. Fikirler çok güzel ama ticarileştiremediğimiz zaman raflarda kalırsa bir anlamı kalmıyor" ifadelerini kullandı.


Raflarda bekleyen çok sayıda değerli proje bulunduğunu dile getiren Çakır, melek yatırımcı odak kurulunun bu projeleri yatırımcılarla buluşturacağını, 100 milyon Euro’nun üzerinde girişim sermayesinin sürece dahil edilmesinin planlandığını kaydetti. Programın geleneksel hale getirilmesinin hedeflendiğini belirten Çakır, yüzün üzerinde proje başvurusu beklediklerini ifade etti.



"Biz de orta gelir tuzağından çıkmak üzereyiz"


Türkiye’nin orta gelir tuzağı riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Çakır, "30 tane ülke var orta gelir tuzağına yakalanmış ülkeler. Biz de orta gelir tuzağından çıkmak üzereyiz, o şekilde duruyoruz. Orta gelir tuzağından çıkılması için yapılacak çalışma fazla bir şekilde yüksek teknoloji üretmemiz lazım. Yüksek teknolojiye geçiş yapabilirsek ve çok fazla girişimci çıkartabilirsek, farklı fikirleri bu girişimciler ortaya çıkarabilirse, bu işi çözmüş oluruz" diye konuştu.


Çakır, yüksek katma değerli üretim ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesinin ülke ekonomisi açısından kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.



ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" Hazine ve Maliye Bakanlığı, son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiğini belirterek, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğini, bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemeleriyle ilgili yapılan değerlendirmeler üzerine bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine dair yapılan değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olması, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının ana paraya eklenmesidir. Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" ifadelerine yer verildi. Son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Dolayısıyla ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır. Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesi beklenmektedir. Nitekim göstergeler, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmemektedir: Faiz giderlerinin milli gelire oranı 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir." 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçlarının kademeli olarak azaltılıp, 2024 yılından itibaren ise söz konusu senetlerin ihracına son verildiği kaydedilen açıklamada, "Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken, 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir. Kamu borçlanma stratejisi, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verilmiştir" denildi.