EKONOMİ
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:19 Bakan Yumaklı, Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’ni açtı Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış programında yaptığı konuşmada, "Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint Okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz" dedi. Bir dizi program için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, Dereağzı mevkiinde yapımı tamamlanan Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Denizde ilk olacak bir tesisin açılışında beraberiz. Bu sadece bir tesis olmaktan öte aynı zamanda üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin aslında balıkçılıkta ne aşamaya geldiğini gösteren önemli namzetlerden bir tanesi. Dolayısıyla bu tesisin Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah buradan yetişecek olan kardeşlerimiz de bu merkezin eğitim yönüyle Türkiye’nin balıkçılığına, su ürünlerine katkısı anlamında önemli bir yer edinecektir" dedi. Dünyanın hem iklim değişikliği hem de konjonktürel konularda gıda arz güvenliği açısından büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu belirten Yumaklı, "Bütün ülkeler gibi bizler de artık bunu bir stratejik konu olarak ele alıyoruz. Bu sadece bugünün konusu değil elbette ama bundan sonra dünyadaki bütün ülkelerin birinci konusu olacak en önemli gündem maddesi olacaktır. Denizlerimiz, iç sularımız ve yetiştiricilik kapasitemiz ülkemizin bu anlamda da su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı anlamında da önemli bir gücünü teşkil etmekte. Son 23 yılda özellikle su ürünlerinde veya bu sektörde önemli değişimlere de imza attık. Tabii bu başarı da devletimizin, hükümetimizin çok kararlı adımlarının yanı sıra ve düzenlemelerinin yanı sıra aynı zamanda sektörün de bizlerle beraber buna uyum sağlama adına göstermiş olduğu çabanın çok büyük önemi var. Hep söylüyoruz, bütün işlemlerimizi, bütün kararlarımızı sektörümüzle birlikte gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. "Potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız" 23 yıldan bugüne kadar sektörde yaşanan gelişmelere değinen Bakan Yumaklı, "600 bin ton üretimimiz bugün 1 milyon tonu aşmış durumda. Özellikle yetiştiricilik üretimimiz aynı dönemde 625 bin tonun üzerine çıkarak 10 kattan daha fazla büyümüş durumda. Bu rakamlar her ne kadar istatistik gibi dursa da aslında gelişim anlamında nereden nereye gelindiğini ve çok önemli potansiyelin kullanıldığını gösteriyor. Biz burada duracak mıyız? Hayır. Kullanma ve koruma dengesini gözeterek hem bitkisel üretimimizde hem hayvansal üretimimizde hem de su ürünleri üretimimizde potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız. Türk somonu, levrek ve çupra gibi ürünlerimiz artık Avrupa’dan Asya’ya kadar çok geniş bir coğrafyada sofralarda yer almakta. Bugün su ürünleri yetiştiriciliği konusunda bunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki artık ülkemiz Avrupa’nın lider ülkelerinden bir tanesidir. Su ürünleri sektöründe ortaya koyduğumuz bu başarı sadece bizler tarafından değil, uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edilmekte. Uluslararası kuruluşların raporlarında nasıl geçiyor Türkiye’nin adı? Üretimiyle, lider bir ülke. Eskilerin güzel bir sözü var. Marifet iltifata tabidir. Dolayısıyla biz de bu başarıya katkıda bulunan hangi seviyede, hangi kademede, hangi pozisyonda, hangi noktada olursa olsun herkese hiç ayırt etmeden size canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu başarı elbette takdir gördükçe büyüyecek bu emek değer buldukça da güçlenecek. Türkiye Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan CFCM bölgesinde deniz balıkçı filosunun yüzde 17.4’üne sahip. Deniz avcılığında ise payı yüzde 31.4. Ben bu oranların özellikle son dönemde Türkiye’nin başarılarını konuşmak ve bununla gurur duymak yerine konuyu farklı yerlere çekip dezenformasyonu öne çıkaranların gözlerine ve kulaklarına hitap eder şekilde tekrar etmek istiyorum. Türkiye’nin CFCM yani Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bölgesindeki filo oranı yüzde 17.4, deniz avcılığında ise yüzde 31.4, deniz yetiştiriciliğinde ise yüzde 43’lük payla birinci sırada. Bu tablo gerçekten ülkemizin ne kadar büyük güçlü ve stratejik bir balıkçılık ülkesi olduğunun da en somut göstergesi. Ayrıca ülkemiz Uluslararası Atlantik Tonbalıklarını Koruma Komisyonu nezdinde de etkin bir temsil gösterdi. Özellikle son iki yılda arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu konuda gerçekten çok ciddi bir lobi faaliyeti yürüttüler. Ve mavi yüzgeçli orkinos kotamız yaklaşık yüzde 20 arttırılarak 3 bin 95 tona yükseldi. Bugün ve yarın balıkçı gemilerimiz orkinos avı için denizlere açılacak. İçlerinde Yalovalı balıkçı kardeşlerimiz de olacak. Şimdiden bütün balıkçılarımıza, bütün reislerimize buradan rastgele diyelim. Denizleri bereketli, kazançları da bol olsun inşallah" diye konuştu. "İhracatı 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Uluslararası balıkçılık yönetim organizasyonlarında Türkiye’nin elde etmiş olduğu başarılara paralel olarak temsil kabiliyeti konusunda da belli bir takvimi takip ettiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle konuştu: "Örneğin Uluslararası Balinacılık Komisyonuna Türkiye tam üye oldu. Hint Okyanusu Tonbalıkları Komisyonu’na ise gözlemci üye olarak kabul edildi. Şimdi diyeceksiniz ki bunların arasındaki konu nedir? Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz. Attığımız bu güçlü adımların sonucu Türkiye, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde Avrupa’da 2., dünyada ise 15.sıraya yükselmiş durumda. Biz dediğim gibi mevcut başarıları kafi gören bir ülke değiliz. Önümüze daha yeni daha büyük hedefler koyuyoruz. İnşallah 2028 yılında 750 bin tonu yetiştiricilikten olmak üzere toplam üretimimizi 1 milyon 200 bin tona çıkarmayı su ürünleri ihracatımızda ise 2 milyar doları bulmuştuk, 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şimdiden bütün sektöre de bu hedefi vermiş olalım. Herhalde sektör paydaşlarımız da buna hayır demeyecektir. Kıymetli katılımcılar söylediğim gibi koruma kullanma dengesi özellikle sucul biyolojik çeşitlilik açısından son derece önemli ve kritik. Biz denizleri bugünün değil, gelecek nesillerin de bize emaneti olarak görüyoruz. Bu nedenle üretirken koruyoruz, avlanırken sürdürülebilirliği de esas alıyoruz. Hakikaten son üç yılda balıkçılık sektörümüzle birlikte buna dair hangi konuyu gündeme getirsek biraz da denizin getirdiği karakterle sert mizaçlı olarak kabul edilen sektör paydaşlarımızın hepsi bunların tamamını bizlerden daha fazla sahiplenerek uyguladılar. Kendilerine teşekkür ediyorum." 2025 yılındaki denetim faaliyetleriyle ilgili bilgi veren Yumaklı, "2025 yılında 207 bin denetim yapıldı. Yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında 550 bin ton ürüne el konuldu. Mevzuata aykırı faaliyet gösterenlere ise idari para cezaları kesildi. 84 uygunsuz avcılık yapan gemiye el konuldu. 2 binden fazla yasa dışı av aracına da yine el konuldu. Buradan açık ve de net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Denizlerimizin hakkını koruma anlamında hiçbir ihmale, hiçbir kaçak avcılığa ve hiçbir sorumluluğa kesinlikle müsamaha göstermeyeceğiz. Kurallara uymayanların gözünün yaşına bakmayacağız" ifadesini kullandı. Yumaklı, yapılacak çalışmalarla ilgili ise şunları kaydetti: "Açılışı yapılan merkeze bağlı olarak çalışacak Kuzey Ege Su Ürünleri Kontrol ve Denetim birimini Çanakkale’de kuracağız. Aynı şekilde Güney Ege’de ise benzer bir yapılanmayı hayata geçireceğiz. Önümüzdeki günlerde 7 kontrol gemisini de envanterimize katmış olacağız. 12 metre üzerindeki balıkçı gemilerinde kullanılan balıkçı gemisi izleme sistemi cihazlarını yenilemeye başladık, devam edeceğiz. Denizlerdeki avcılık faaliyetlerinin teknolojinin ve dijital gelişmelerinin ışığında devam etmesini istiyoruz. Bu vesileyle sürece verdikleri destekten dolayı Birleşmiş Milletler Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu Genel Sekreteri Dr. Miguel Bernal’a ve ekibine teşekkür ederim. Biz sadece balığı değil, deniz yaşamının tamamını korumayı da bir milli görev olarak addediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda bu merkezin yanı sıra aynı zamanda sucul canlıları kurtarma ve rehabilitasyon merkezini de kuruyoruz. İnşallah proje çalışmalarını yılsonuna kadar tamamlamış olacağız. Bu merkezde sucul canlılar çeşitli nedenlerle yaralandıklarında tedavi edilecekler, rehabilite edilecekler ve yeniden doğal yaşama katılmış olacaklar. İnanıyorum ki attığımız bu adımlarla birlikte Türkiye su ürünlerinde sadece üretim gücüyle değil, denizlerini koruyan, sürdürülebilirliği önceleyen ve ekosistem yönetiminde örnek gösterilen lider ülkelerden birisi olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye yüzyılını inşa ederken hem mavi vatanımızda hem yeşil vatanımızda hem de ülkemizde bütün değerlerimizi yine söylüyorum koruma kullanma dengesiyle kullanacağız, ekonomik değere dönüştüreceğiz. Ben sözlerimin sonunda kurallara uygun bir şekilde avcılık yapan, emeğiyle üretime ve ekonomiye katkı sunan bütün balıkçılarımıza, bütün sektör paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin ülkemize, sektörümüze ve dünyaya su dünyasına sucul biyolojik çeşitliliğe hayırlı olmasını diliyor." Yumaklı protokolle kurdele kesimi sonrası tesisi gezdi, suya deniz patlıcanı bıraktı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:24 OYAK şirketi Samaş ve Tekatron’a yurt dışından stratejik yatırım OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ortaklığında kurulan OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI), OYAK iştiraki sodyum bentonit işleticisi Samaş ile hisse satın alım, sermayeye katılım ve hissedarlık sözleşmesi imzaladı. TOI ayrıca insansız kara araçları üreticisi Tekatron ile "hisse edinimi" amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. Samaş ile gerçekleştirilen sözleşme ile stratejik öneme sahip sodyum bentonit üretiminin geliştirilmesi, Tekatron ile yapılan anlaşma ile de kapasite artışı, Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve Türkiye ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor. Türkiye’nin önde gelen tamamlayıcı mesleki emeklilik fonlarından Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) ve Umman Yatırım Otoritesi’nin (OIA) 2025 yılında kurduğu OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI), OYAK iştiraki Samaş ile hisse satın alım, sermayeye katılım ve hissedarlık sözleşmesi imzaladı. OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. ayrıca insansız kara araçları üreticisi Tekatron ile de hisse edinimi amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. İstanbul SAHA Expo 2026 Fuarı’nda gerçekleştirilen imza törenine, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı katıldı. OYAK iştiraki sodyum bentonit rezervleri işleticisi Samaş için anlaşmayı OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve TOI Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Al Eisri imzaladı. Yapılan anlaşmayla Samaş için toplam 30 milyon ABD Doları yabancı sermaye kazanımı elde etti. Yapılan protokol ile ortaklık için doğrudan yurt dışından sağlanacak yatırımla şirketin büyümesi, modernizasyonunun desteklenmesi ve şirket sermayesinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. OYAK, Samaş’ta çoğunluk hissedar olarak kalmaya devam edecek. TOI buna ek olarak yurt dışı bağlantılarını kullanarak Samaş’ın yeni sektör ve pazarlara girişini destekleyecek. Anlaşma Türkiye’ye duyulan güvenin bir işareti olarak görülüyor Söz konusu sözleşmeler ile stratejik öneme sahip sodyum bentonit rezervlerinin Türkiye ekonomisine daha hızlı katkı sağlaması ve bölgenin kalkınmasına destek olması için satış ağının genişletilmesi ve üretim miktarının artırılması hedefleniyor. Öte yandan, OYAK’ın çeşitli iştiraklerine son dönemde artan yabancı yatırımların, yurt dışı piyasalarda Türkiye’ye duyulan güveni ve OYAK’ın uluslararası seviyedeki kurumsal itibarını göstermesi açısından önemli olduğu değerlendiriliyor. Türkiye sodyum bentonitte rezerv zengini Dünyada bilinen en büyük sodyum bentonit rezervleri ABD ve Türkiye’de, özellikle de Samaş’ın ruhsat sahasında yoğunlaşıyor. 2024 yılında OYAK iştirakleri arasına katılan Samaş, Tokat / Reşadiye’de sahip olduğu bentonit rezervleri ve 50 yılı aşan tarihi ile sodyum bentonit madenciliği alanında dünyanın önde gelen firmalarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Şirketin piyasaya sunduğu sodyum bentonit ürünleri farklı coğrafyalarda başta petrol sondajı, demir cevheri peletleme, kozmetik olmak üzere çeşitli sektörlerde dünyanın önde gelen firmalarının üretim süreçlerinde stratejik hammadde olarak kullanılıyor. Tekatron’a 15 milyon euro yabancı sermaye Diğer yandan TOI, insansız kara araçları üreticisi Tekatron Teknoloji A.Ş ile hisse edinimi amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. Anlaşma, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, TOI Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Al Eisri ve Tekatron’un kurucu ortağı Rıdvan Özdemir tarafından imzalandı. Yapılan anlaşma ile Tekatron için 15 milyon euro tutarında yabancı sermaye temini sağlandı. Tekatron sözleşmesiyle ilgili yapılan değerlendirmede, "Bu işlem Türkiye’nin savunma sanayiinde göstermiş olduğu atılımın bir sonucudur. Yabancı yatırımcılar ülkemizin savunma sanayi girişimlerinin geliştirdiği teknolojilere ve ülkemizin bu kapsamda sunduğu imkânlara büyük beklentilerle yatırım yapmaktadır. Belirli şartların oluşmasına ve nihai sözleşmelerin imzalanmasına müteakip sermaye sağlanacak. Taraflar arasında müzakerelerin olumlu ilerlemesi halinde bağlayıcı sözleşmelerin bu yıl Mayıs ayı içinde imzalanması planlanıyor" denildi. Tekatron insansız kara araçları alanında Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi şirketleri arasında yer alıyor. TOI’nin Tekatron’da gerçekleştirmeyi planladığı sermaye artışı ile şirketin Türkiye’deki kapasite artış ve Ar-Ge projelerinin desteklenmesi, aynı zamanda da yurt dışında potansiyel üretim tesisi yatırımlarının finansmanının sağlanması hedefleniyor.
Hizmet - Ticaret sektörü nihai enerji tüketimi toplam 501 bin 104 terajul oldu
07 Kasım 2025 Cuma - 10:16 Hizmet - Ticaret sektörü nihai enerji tüketimi toplam 501 bin 104 terajul oldu Hizmet-Ticaret Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; hizmet-ticaret sektöründe 2024 yılında toplam nihai enerji tüketimi 501 bin 104 terajul oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Hizmet-Ticaret Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri’ni açıkladı. Hizmet - Ticaret Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; hizmet - ticaret sektöründe 2024 yılında toplam nihai enerji tüketimi 501 bin 104 terajul oldu. Alt sektörler itibarıyla nihai enerji tüketiminde en büyük payı, yüzde 28,9 ile "toptan ve perakende ticaret; motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı" sektörü aldı. Bu sektörü sırasıyla, yüzde 22,0 ile "kamu yönetimi ve savunma; zorunlu sosyal güvenlik" ve yüzde 15,0 ile "konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri" sektörleri takip etti. Elektrik 286 bin 867 terajul ile en çok tüketilen enerji kaynağı oldu Hizmet - Ticaret sektöründe enerji kaynaklarının paylarına göre; yüzde 57,2 ile elektrik, yüzde 33,8 ile doğal gaz ve yüzde 4,7 ile petrol ürünleri nihai enerji tüketiminde en çok tüketilen enerji kaynakları oldu. Alt sektörler itibarıyla enerji tüketiminin en yoğun olduğu "toptan ve perakende ticaret; motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı" sektöründe ise en çok tüketilen enerji kaynağı yüzde 75,7 ile yine elektrik oldu. Bu sektörde, elektrikten sonra yüzde 14,8 ile doğal gaz ve yüzde 4,8 ile petrol ürünleri en çok tüketilen enerji kaynakları oldu. Veri merkezlerinde elektrik tüketimi 645 GWh olarak gerçekleşti Hizmet - Ticaret Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; veri merkezlerinde 2024 yılında tüketilen elektrik miktarı 645 GWh oldu.
Ekim ayında en çok altın kazandırdı
07 Kasım 2025 Cuma - 10:12 Ekim ayında en çok altın kazandırdı Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 13,63, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 12,61 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları’nı açıkladı. Buna göre, aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 13,63, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 12,61 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, mevduat faizi (brüt) yüzde 1,50 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 0,79 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları yüzde 0,41, Euro yüzde 1,23 ve BİST 100 endeksi yüzde 3,96 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 0,59 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS yüzde 0,12, Amerikan Doları yüzde 1,31, Euro yüzde 2,12 ve BİST 100 endeksi yüzde 4,82 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 23,62, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 22,19 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde BİST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,45, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 4,56 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 24,80, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 25,44 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde Amerikan Doları endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,81, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 3,32 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiri külçe altında gerçekleşti Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 47,46, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 40,94 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) yüzde 11,60, DİBS yüzde 4,63, Euro yüzde 2,56 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları yüzde 3,82 ve BIST 100 endeksi yüzde 5,69 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 6,67 ve DİBS yüzde 0,01 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro yüzde 1,97, Amerikan Doları yüzde 8,07 ve BIST 100 endeksi yüzde 9,85 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.
ÖTV muafiyetine uygun araçlar
07 Kasım 2025 Cuma - 09:50 ÖTV muafiyetine uygun araçlar Özel Tüketim Vergisi’den muaf olarak alınan araçların, 10 yıl boyunca satılamayacağını belirten Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, tüketicilerin en çok merak ettiği diğer konular hakkında da bilgi verdi. Özel ihtiyaç sahibi bireyler için sunulan ÖTV’siz araç sahibi olma fırsatına ilişkin merak edilenleri açıklayan Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, "ÖTV’siz araç alımlarında en az yüzde 40 yerlilik oranı aranmaktadır. Renault grubundan Clio, Megane ve Duster modelleri bu kapsamda satın alınabilir. ÖTV muafiyeti kapsamında alınan, yüzde 90 ve üzeri engellilerde bu araçları, aracı alan kişinin eşi, kanuni mümessili veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılabilir. Yüzde 90’ın altında engellilik oranına sahip şahısların satın alınan aracı sadece kendilerinin kullanabilir. Söz konusu kanun kapsamında alınan araçların satış ve devri konusu, ÖTV’den muaf olarak alınan araçların, 10 yıl boyunca satılamayacağını, satılmak istenmesi halinde muaf olunan ÖTV tutarının ödenmesi gerektiği unutulmamalıdır" dedi. Türkiye otomotiv pazarında Renault’nun gerek sıfır araç, gerekse 2. el araçta güçlü konumuna değinen Aras, markanın 2025’in ilk 9 ayında binek otomobil satışlarında liderliğini sürdürdüğünü söyledi. Yaklaşık 2 bin kişinin, e-itibarını, 5 üzerinden ortalama 4,8 puanla değerlendirdiği Renault Koçaslanlar İnegöl Bayii, yüksek müşteri memnuniyetiyle dikkat çektiğini ifade eden Aras, "2026 yılında 20. yaşını kutlamaya hazırlanan bayi, Renault’nun yenilikçi teknolojileri, konfor ve performans odaklı araçları ve kusursuz satış sonrası hizmetleri ile tüketicilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Koçaslanlar Motorlu Araçlar olarak satıştan servise tüm süreçlerde müşteri memnuniyetini önceliklendirmekteyiz. İnegöl’deki plazamızda sadece sıfır ve ikinci el araç satışı değil, yetkili servis, sigorta ve uzun dönem kiralama hizmetlerini de sunuyoruz" diye konuştu.
Dicle Elektrik’ten Mardin’in enerji altyapısına stratejik dokunuş
07 Kasım 2025 Cuma - 09:38 Dicle Elektrik’ten Mardin’in enerji altyapısına stratejik dokunuş Dicle Elektrik, Mardin’in Nusaybin ilçesindeki enerji altyapısını 238 milyon liralık yatırımla yeniliyor. Çatalözü, Gırnavas ve İpekyolu mahallelerini kapsayan proje ile elektrik şebekesi yer altına alınırken, 24 yeni trafo tesisinin kurulumu da devam ediyor. Dicle Elektrik yetkilileri, "Bu proje, yalnızca bir altyapı çalışması değil; bölgeye uzun vadeli değer kazandırma hamlesidir" açıklamasında bulundu. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, hizmet verdiği Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda son olarak Mardin’in Nusaybin ilçesinde kapsamlı bir şebeke yenileme projesi başlatıldı. Toplam 238 milyon lira bütçeyle hayata geçirilen proje ile ilçenin Çatalözü, Gırnavas ve İpekyolu mahallelerindeki enerji altyapısı tamamen yenileniyor. 2025 yılı yatırım programı kapsamında yürütülen çalışmaların yılsonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Modern, güçlü ve sürdürülebilir enerji altyapısı Dicle Elektrik, Mardin genelinde yürüttüğü yatırımlarla enerji arz güvenliğini artırmayı ve sürekliliği sağlayarak hizmet kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla enerji kalitesinin yanı sıra şebeke dayanıklılığı ve sürekliliği üst seviyeye çıkarılmış olacak. Ayrıca yer altına alınan şebeke sayesinde hava şartlarından kaynaklanan arızaların önüne geçilirken, enerji sürekliliği sağlanacak. Yatırım çalışmaları kapsamında üç mahallede farklı kapasitelere sahip toplam 24 yeni trafo tesisinin de kurulumu gerçekleştiriliyor. Böylece enerji verimliliği artırılırken, bölgenin şebeke yükü dengeleniyor. Bu altyapı sayesinde ilerleyen yıllarda artması beklenen enerji tüketim talebi de rahatlıkla karşılanabilecek. "Bu yatırım bölgeye kalıcı değer katıyor" Dicle Elektrik yetkilileri, yılsonunda tamamlanması planlanan 238 milyon liralık yatırımın yalnızca teknik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda bölgeye uzun vadeli değer kazandıran stratejik bir hamle olduğunu vurguladı. Yetkililer, "Güvenli, sürdürülebilir ve kesintisiz enerji temini önceliğimizdir. Bu yatırımlar ile bölgeye kalıcı değer katıyoruz" diyerek projenin önemine dikkat çekti.
Yüzlerce yıldır İspanya ve İtalya’dan sonra sadece Gökçeada’da yetişiyor
07 Kasım 2025 Cuma - 09:37 Yüzlerce yıldır İspanya ve İtalya’dan sonra sadece Gökçeada’da yetişiyor İspanya, İtalya ve Kanada’dan sonra Türkiye’de sadece Gökçeada’da yetişen ve tamamen doğal olan ladolia cinsi zeytinler genellikle yağlık olarak değerlendiriliyor. Gökçeada Belediye Başkanı Bülent Ecevit Atalay, Çanakkale’ye bağlı Gökçeada’nın genellikle geçim kaynağının tarım, hayvancılık ve turizm olduğunu söyledi. Adada halen Rumların yoğun yaşadığını dile getiren Atalay, kendi ailesi gibi birçok ailenin yıllar önce Trabzon’dan adaya gelip yerleştiğini anlattı. Adada tarımsal üretimde zeytinyağının öne çıktığını dile getiren Atalay, şöyle konuştu: "Ladolia cinsi zeytin, Gökçeada zeytini olarak da biliniyor. Dünyada çok fazla yerde bulunmuyor. İspanya ve İtalya’da biraz da Kanada’da bulunuyor. Türkiye’de de sadece Gökçeada’da yetişiyor. Buraya nasıl gelmiş, kim getirmiş bilen yok. Çünkü bin yıllık ağaçlarımız var." İlaç ve kimyasal gübre bulunmuyor Ada genelinde 255 bin zeytin ağacı bulunduğunu ve hasat edilen ürünlerin tamamının yağlık olarak değerlendirildiğini aktaran Atalay, ladolia cinsinin sofralık tüketilmediğini söyledi. Adanın bazı noktalarında bin yıllık ağaçlardan bile zeytin toplandığını belirten Atalay, "Hazina’ye ait özel bir alan var. 500 ila bin yıllık zeytin ağaçları bulunuyor bu alanda. Yüzlerce yıl zeytin yetişiyor burada. Tamamen doğal. Biz de hayvancılık kapalı değil serbest yapılır. Bu hayvanların gübreleriyle doğal yetişiyor. İlaç yok, kimyasal gübre yok" dedi. Jeopark yapılacak Hazineye ait yüzlerce yıllık ağaçların bulunduğu alanın jeopark yapmak için çalıştıklarını vurgulayan Atalay, bu alanı belediye olarak özellikle koruduklarını ve çok özen gösterdiklerini anlattı. Adada Rumların ve Türklerin kendi arazilerinde zeytin yetiştirerek geçimini sağladığını belirten Atalay, "Bizim büyüklerimiz ilk geldiklerinde zeytin toplayı bilmiyorlar hatta ağacını tanımıyorlar. Odun ihtiyacı için zamanında çok kesilmiş. Rumlar 3 kişi 6 çucal toplarken bizimkiler 5 kişi bir çuval ancak toplamışlar. Çünkü bizim büyükler elma toplar gibi zeytin hasat etmişler. Zamanla öğrenmişler ağacı, zeytin toplamayı ve ürünün kıymetini" diye konuştu.
Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadeleyi sürdürüyor
07 Kasım 2025 Cuma - 09:37 Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadeleyi sürdürüyor Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor. 2025 yılı başından itibaren, toplam değeri 1,7 milyar lirayı aşan, 434 araç hakkında kaçakçılık kapsamında adli işlem yapıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından iç piyasa dengesini, dürüst ticaret erbabının rekabet gücünü zedeleyecek, halk sağlığını ve ülke güvenliğini tehlikeye atacak her türlü girişimin tespit edilerek önlenmesi, ticaretin adil, yasal, rekabetçi ve güvenli bir zeminde kesintisiz biçimde sürdürülmesi amacıyla yürütülen denetim ve kontrol faaliyetlerine aralıksız şekilde devam ediliyor. Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde, sahte evrak ve fatura düzenlenmesi, İnterpol kayıtlarında yer alan çalıntı araçlar başta olmak üzere çeşitli usulsüzlükler tespit edildi. Meri mevzuat hükümleri çerçevesinde 2025 yılı başından itibaren yakalanan, toplam 434 araç hakkında adli işlem yapıldı. İşlem gören araçların 282’sini otomobiller, 52’sini iş makineleri ve 15’ini tır cinsi taşıtlar oluşturuyor. Toplam 1 milyar 712 milyon 479 bin 59 lira değerindeki bu araçların 1 milyar 451 milyon 226 bin 856 liralık kısmının otomobil grubuna ait olduğu bakanlık tarafından belirtildi. Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye, ticaretin güvenliğini ve piyasa istikrarını teminat altına almaya devam edeceğini belirtti.
Denizdeki hamsi bolluğu ihracat rakamlarına yansımadı
07 Kasım 2025 Cuma - 09:21 Denizdeki hamsi bolluğu ihracat rakamlarına yansımadı Türkiye’den balık avı sezonunda 19 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi elde edildi. Bu sezon Karadeniz’de son yılların en erken hamsi bolluğu yaşanmasına rağmen bu bolluk ihracat rakamlarına pek fazla yansımadı. Türkiye genelinde Ocak-Ekim 2025 arası 19 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2 milyon 739 bin 313 kilogram karşılığı toplam 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi sağlandı. Ocak-Ekim 2024 döneminde ise hamsi avı az olmasına rağmen 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından, 2 milyon 288 bin 446 kilogram karşılığı 12 milyon 306 bin dolar döviz girdisi elde edilmişti. Ocak-Ekim 2025 döneminde en fazla hamsi ihracatında 3 milyon 931 bin 390 dolar ile Belçika ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 3 milyon 785 bin 505 dolar ile Fransa, 1 milyon 794 bin 77 dolar ile Almanya izledi. En az hamsi ihracatı ise 414 dolar ile Suriye’ye yapıldı. 19 ülkeye toplam 2 milyon 739 bin 313 kilogram hamsi karşılığı 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi sağlandı. Trabzon’dan bu yılın Ocak-Ekim döneminde, 5 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 96 bin 173 kilogram karşılığı 396 bin 625 dolar döviz geliri elde edildi. Öte yandan hamsi avının geçtiğimiz yıla göre bol olmasına rağmen mevcut hamsilerin boyutlarının ihracat için istenen ebatta olmadığı için avındaki bolluğun ihracat yansımadığı kaydedildi. Kendi karasularımızdaki hamsilerin ortalama boyu ile bir kilogramda 140 tane yer alırken, Avrupa’nın istediğinin ise bir kiloda 90-100 tane hamsi olacak şekilde talepte bulunduğu öğrenildi.