EKONOMİ
Bakan Yumaklı: "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" 08 Mayıs 2026 Cuma - 20:47:46 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Bereketin, emeğin ve üretimin şehri Yalova her ne kadar yüzü ölçümü açısından en küçük ilimiz de olsa üretim gücü, üretim kapasitesi, üretim iradesi açısından bizlerin son derece memnun olduğu bir şehir açıkçası. Bugün İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni vesilesiyle bir aradayız. Değerli kardeşlerim bu kapsamda çiftçilerimize sera damlama sulama sistemi ve sebze fideleri temin ediyoruz. TAKE projesi olarak adlandırdığımız bu proje aslında ülkemizin dört bir tarafında 81 ilinde, hangi ilimizde uygulanıyorsa o ilin kendi özellikleri, dinamikleri açısından veya üretim gücü açısından neler önemliyse neyi öne çıkarmak istiyorsak bu anlamda uyguladığımız çok da başarılı giden bir proje. Bugün inşallah Yalova’nın bitkisel üretim altyapısını güçlendirecek olan bu temin töreniyle beraber çiftçi kardeşlerimize, üreticilerimize bunları vermiş olacağız" diye konuştu. Tarımın sadece ekonomik faaliyet değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlığını ifade eden bir husus olduğunu anlatan Yumaklı, şöyle konuştu: "Tarımın sofradaki ekmeğin güvencesi olması şehirlerin huzuru olması kırsalın umudu olması yarının da temeli olması işte bizi bu düşünceye sevk ediyor. Eğer bir ülke toprağına sahip çıkıyorsa kendi insanlarının gıda ihtiyacını karşılayabiliyorsa hatta bunun da ötesinde buradan ülkesi için bir ekonomik fayda sağlayabiliyorsa ki bu konuda biliyorsunuz ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da birinci dünyada da ilk on ülke arasında. Bugün artık dünyada stratejik güç toprağını koruyan suyunu verimli kullanan ve üretimini sürdürülebilir halde tutan veya bunu getirebilen ülkelerin elinde. Hepimiz takip ediyoruz iklim krizleri var. Bölgemizde başta olmak üzere birçok jeopolitik kriz var, problem var. Ülkeler arasında çatışma var. Kargaşa var. Yani aklınıza ne gelirse gıda arz güvenliği açısından yani bir ülkenin insanlarının ya biz acaba gıdamızı temin edebilir miyiz endişesini oluşturacak olan ne varsa şu anda dünyada onları yaşıyoruz hepimiz görüyoruz. Bu sebeple tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım." "Bundan sonraki en büyük gündemimiz su" Bakan Yumaklı, maliyetleri azaltan ve verimi artıran projeleri hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Modern üretim teknikleri bu açıdan son derece önemli. Yani en basitinden en zoruna kadar tarımsal üretim açısından ne gerekiyorsa bütün bunları temin etmek kararlılığındayız. Yalova Marmara’nın incesi. Bununla da kalmıyor örtü altı üretimin süs bitkisi özellikle ve katma değerli tarımında bir merkez haline gelmiş durumda. Bugünlerde özellikle bilinçli bir üretimin bilinçli bir çiftçiliğin yapıldığı bu ilimizde arkadaşlarımızın farklı projelerle tekrar üreticimizin, çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğini söylemek istiyorum. 5 bin 400 dekar alanda süs bitkisi üretiliyor. 3 bin 200 dekar alanda da örtü altı sebze yetiştiriliyor. Peki bugün ne olacak? Yaklaşık 46 ton sera örtüsü ve 130 dekarlık alan yeniden üretime katılmış olacak. Yüz yetmiş bine aşkın sebze fidesi toprakla buluşmuş olacak. 650 rulo damlama sulama hortumu suyu israf etmeden o can suyunu toprağa taşımış olacak. Ben üç gün önce beşinci İstanbul Su Forumundaydım. Dünyanın çok farklı yerlerinden bakanlar, akademisyenler, teknik ekipler geldi. Herkesin dilinde şu var. Bundan sonraki en büyük gündemimiz su. Damlasını adeta hesabını yapacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer biraz hafızalarımızı tazelersek 2023 yılında saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde biz su verimliliği seferberliği başlattık. Tabii daha sonra hemen birkaç gün sonrasında maalesef ki o asrın felaketi deprem sebebiyle bir ara vermek zorunda kaldık. Hiçbir zaman için bu projemizden vazgeçmedik. Şimdi tekrar ülkemizdeki her bir damla suyun çoğunluğunu kullanan, tarıma doğru, verimli bir şekilde üretime gitmesi işte endüstride kullanımı, evde kullanımının en verimli, en olabilecek iyi halde gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışıyoruz, çabalıyoruz. Suyun sadece bir kaynak olmadığını geleceğin en kıymetli bir metası olduğunu da bu sebeple tekraren ifade etmek istiyorum" dedi. Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere desteklenen malzeme ve fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Programa Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkanı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekilli Meliha Akyol, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ve çiftçiler de katıldı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:19 Bakan Yumaklı, Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’ni açtı Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış programında yaptığı konuşmada, "Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint Okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz" dedi. Bir dizi program için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, Dereağzı mevkiinde yapımı tamamlanan Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Denizde ilk olacak bir tesisin açılışında beraberiz. Bu sadece bir tesis olmaktan öte aynı zamanda üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin aslında balıkçılıkta ne aşamaya geldiğini gösteren önemli namzetlerden bir tanesi. Dolayısıyla bu tesisin Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah buradan yetişecek olan kardeşlerimiz de bu merkezin eğitim yönüyle Türkiye’nin balıkçılığına, su ürünlerine katkısı anlamında önemli bir yer edinecektir" dedi. Dünyanın hem iklim değişikliği hem de konjonktürel konularda gıda arz güvenliği açısından büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu belirten Yumaklı, "Bütün ülkeler gibi bizler de artık bunu bir stratejik konu olarak ele alıyoruz. Bu sadece bugünün konusu değil elbette ama bundan sonra dünyadaki bütün ülkelerin birinci konusu olacak en önemli gündem maddesi olacaktır. Denizlerimiz, iç sularımız ve yetiştiricilik kapasitemiz ülkemizin bu anlamda da su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı anlamında da önemli bir gücünü teşkil etmekte. Son 23 yılda özellikle su ürünlerinde veya bu sektörde önemli değişimlere de imza attık. Tabii bu başarı da devletimizin, hükümetimizin çok kararlı adımlarının yanı sıra ve düzenlemelerinin yanı sıra aynı zamanda sektörün de bizlerle beraber buna uyum sağlama adına göstermiş olduğu çabanın çok büyük önemi var. Hep söylüyoruz, bütün işlemlerimizi, bütün kararlarımızı sektörümüzle birlikte gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. "Potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız" 23 yıldan bugüne kadar sektörde yaşanan gelişmelere değinen Bakan Yumaklı, "600 bin ton üretimimiz bugün 1 milyon tonu aşmış durumda. Özellikle yetiştiricilik üretimimiz aynı dönemde 625 bin tonun üzerine çıkarak 10 kattan daha fazla büyümüş durumda. Bu rakamlar her ne kadar istatistik gibi dursa da aslında gelişim anlamında nereden nereye gelindiğini ve çok önemli potansiyelin kullanıldığını gösteriyor. Biz burada duracak mıyız? Hayır. Kullanma ve koruma dengesini gözeterek hem bitkisel üretimimizde hem hayvansal üretimimizde hem de su ürünleri üretimimizde potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız. Türk somonu, levrek ve çupra gibi ürünlerimiz artık Avrupa’dan Asya’ya kadar çok geniş bir coğrafyada sofralarda yer almakta. Bugün su ürünleri yetiştiriciliği konusunda bunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki artık ülkemiz Avrupa’nın lider ülkelerinden bir tanesidir. Su ürünleri sektöründe ortaya koyduğumuz bu başarı sadece bizler tarafından değil, uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edilmekte. Uluslararası kuruluşların raporlarında nasıl geçiyor Türkiye’nin adı? Üretimiyle, lider bir ülke. Eskilerin güzel bir sözü var. Marifet iltifata tabidir. Dolayısıyla biz de bu başarıya katkıda bulunan hangi seviyede, hangi kademede, hangi pozisyonda, hangi noktada olursa olsun herkese hiç ayırt etmeden size canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu başarı elbette takdir gördükçe büyüyecek bu emek değer buldukça da güçlenecek. Türkiye Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan CFCM bölgesinde deniz balıkçı filosunun yüzde 17.4’üne sahip. Deniz avcılığında ise payı yüzde 31.4. Ben bu oranların özellikle son dönemde Türkiye’nin başarılarını konuşmak ve bununla gurur duymak yerine konuyu farklı yerlere çekip dezenformasyonu öne çıkaranların gözlerine ve kulaklarına hitap eder şekilde tekrar etmek istiyorum. Türkiye’nin CFCM yani Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bölgesindeki filo oranı yüzde 17.4, deniz avcılığında ise yüzde 31.4, deniz yetiştiriciliğinde ise yüzde 43’lük payla birinci sırada. Bu tablo gerçekten ülkemizin ne kadar büyük güçlü ve stratejik bir balıkçılık ülkesi olduğunun da en somut göstergesi. Ayrıca ülkemiz Uluslararası Atlantik Tonbalıklarını Koruma Komisyonu nezdinde de etkin bir temsil gösterdi. Özellikle son iki yılda arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu konuda gerçekten çok ciddi bir lobi faaliyeti yürüttüler. Ve mavi yüzgeçli orkinos kotamız yaklaşık yüzde 20 arttırılarak 3 bin 95 tona yükseldi. Bugün ve yarın balıkçı gemilerimiz orkinos avı için denizlere açılacak. İçlerinde Yalovalı balıkçı kardeşlerimiz de olacak. Şimdiden bütün balıkçılarımıza, bütün reislerimize buradan rastgele diyelim. Denizleri bereketli, kazançları da bol olsun inşallah" diye konuştu. "İhracatı 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Uluslararası balıkçılık yönetim organizasyonlarında Türkiye’nin elde etmiş olduğu başarılara paralel olarak temsil kabiliyeti konusunda da belli bir takvimi takip ettiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle konuştu: "Örneğin Uluslararası Balinacılık Komisyonuna Türkiye tam üye oldu. Hint Okyanusu Tonbalıkları Komisyonu’na ise gözlemci üye olarak kabul edildi. Şimdi diyeceksiniz ki bunların arasındaki konu nedir? Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz. Attığımız bu güçlü adımların sonucu Türkiye, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde Avrupa’da 2., dünyada ise 15.sıraya yükselmiş durumda. Biz dediğim gibi mevcut başarıları kafi gören bir ülke değiliz. Önümüze daha yeni daha büyük hedefler koyuyoruz. İnşallah 2028 yılında 750 bin tonu yetiştiricilikten olmak üzere toplam üretimimizi 1 milyon 200 bin tona çıkarmayı su ürünleri ihracatımızda ise 2 milyar doları bulmuştuk, 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şimdiden bütün sektöre de bu hedefi vermiş olalım. Herhalde sektör paydaşlarımız da buna hayır demeyecektir. Kıymetli katılımcılar söylediğim gibi koruma kullanma dengesi özellikle sucul biyolojik çeşitlilik açısından son derece önemli ve kritik. Biz denizleri bugünün değil, gelecek nesillerin de bize emaneti olarak görüyoruz. Bu nedenle üretirken koruyoruz, avlanırken sürdürülebilirliği de esas alıyoruz. Hakikaten son üç yılda balıkçılık sektörümüzle birlikte buna dair hangi konuyu gündeme getirsek biraz da denizin getirdiği karakterle sert mizaçlı olarak kabul edilen sektör paydaşlarımızın hepsi bunların tamamını bizlerden daha fazla sahiplenerek uyguladılar. Kendilerine teşekkür ediyorum." 2025 yılındaki denetim faaliyetleriyle ilgili bilgi veren Yumaklı, "2025 yılında 207 bin denetim yapıldı. Yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında 550 bin ton ürüne el konuldu. Mevzuata aykırı faaliyet gösterenlere ise idari para cezaları kesildi. 84 uygunsuz avcılık yapan gemiye el konuldu. 2 binden fazla yasa dışı av aracına da yine el konuldu. Buradan açık ve de net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Denizlerimizin hakkını koruma anlamında hiçbir ihmale, hiçbir kaçak avcılığa ve hiçbir sorumluluğa kesinlikle müsamaha göstermeyeceğiz. Kurallara uymayanların gözünün yaşına bakmayacağız" ifadesini kullandı. Yumaklı, yapılacak çalışmalarla ilgili ise şunları kaydetti: "Açılışı yapılan merkeze bağlı olarak çalışacak Kuzey Ege Su Ürünleri Kontrol ve Denetim birimini Çanakkale’de kuracağız. Aynı şekilde Güney Ege’de ise benzer bir yapılanmayı hayata geçireceğiz. Önümüzdeki günlerde 7 kontrol gemisini de envanterimize katmış olacağız. 12 metre üzerindeki balıkçı gemilerinde kullanılan balıkçı gemisi izleme sistemi cihazlarını yenilemeye başladık, devam edeceğiz. Denizlerdeki avcılık faaliyetlerinin teknolojinin ve dijital gelişmelerinin ışığında devam etmesini istiyoruz. Bu vesileyle sürece verdikleri destekten dolayı Birleşmiş Milletler Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu Genel Sekreteri Dr. Miguel Bernal’a ve ekibine teşekkür ederim. Biz sadece balığı değil, deniz yaşamının tamamını korumayı da bir milli görev olarak addediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda bu merkezin yanı sıra aynı zamanda sucul canlıları kurtarma ve rehabilitasyon merkezini de kuruyoruz. İnşallah proje çalışmalarını yılsonuna kadar tamamlamış olacağız. Bu merkezde sucul canlılar çeşitli nedenlerle yaralandıklarında tedavi edilecekler, rehabilite edilecekler ve yeniden doğal yaşama katılmış olacaklar. İnanıyorum ki attığımız bu adımlarla birlikte Türkiye su ürünlerinde sadece üretim gücüyle değil, denizlerini koruyan, sürdürülebilirliği önceleyen ve ekosistem yönetiminde örnek gösterilen lider ülkelerden birisi olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye yüzyılını inşa ederken hem mavi vatanımızda hem yeşil vatanımızda hem de ülkemizde bütün değerlerimizi yine söylüyorum koruma kullanma dengesiyle kullanacağız, ekonomik değere dönüştüreceğiz. Ben sözlerimin sonunda kurallara uygun bir şekilde avcılık yapan, emeğiyle üretime ve ekonomiye katkı sunan bütün balıkçılarımıza, bütün sektör paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin ülkemize, sektörümüze ve dünyaya su dünyasına sucul biyolojik çeşitliliğe hayırlı olmasını diliyor." Yumaklı protokolle kurdele kesimi sonrası tesisi gezdi, suya deniz patlıcanı bıraktı.
Denizdeki hamsi bolluğu ihracat rakamlarına yansımadı
07 Kasım 2025 Cuma - 09:21 Denizdeki hamsi bolluğu ihracat rakamlarına yansımadı Türkiye’den balık avı sezonunda 19 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi elde edildi. Bu sezon Karadeniz’de son yılların en erken hamsi bolluğu yaşanmasına rağmen bu bolluk ihracat rakamlarına pek fazla yansımadı. Türkiye genelinde Ocak-Ekim 2025 arası 19 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2 milyon 739 bin 313 kilogram karşılığı toplam 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi sağlandı. Ocak-Ekim 2024 döneminde ise hamsi avı az olmasına rağmen 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından, 2 milyon 288 bin 446 kilogram karşılığı 12 milyon 306 bin dolar döviz girdisi elde edilmişti. Ocak-Ekim 2025 döneminde en fazla hamsi ihracatında 3 milyon 931 bin 390 dolar ile Belçika ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 3 milyon 785 bin 505 dolar ile Fransa, 1 milyon 794 bin 77 dolar ile Almanya izledi. En az hamsi ihracatı ise 414 dolar ile Suriye’ye yapıldı. 19 ülkeye toplam 2 milyon 739 bin 313 kilogram hamsi karşılığı 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi sağlandı. Trabzon’dan bu yılın Ocak-Ekim döneminde, 5 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 96 bin 173 kilogram karşılığı 396 bin 625 dolar döviz geliri elde edildi. Öte yandan hamsi avının geçtiğimiz yıla göre bol olmasına rağmen mevcut hamsilerin boyutlarının ihracat için istenen ebatta olmadığı için avındaki bolluğun ihracat yansımadığı kaydedildi. Kendi karasularımızdaki hamsilerin ortalama boyu ile bir kilogramda 140 tane yer alırken, Avrupa’nın istediğinin ise bir kiloda 90-100 tane hamsi olacak şekilde talepte bulunduğu öğrenildi.
Bakan Şimşek: "Vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenlemeyi biz doğru bulmuyoruz"
07 Kasım 2025 Cuma - 02:58 Bakan Şimşek: "Vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenlemeyi biz doğru bulmuyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Bir mükellefimiz bilançosunu bize sunup zorda olduğunu gösterirse biz memnuniyetle taksitlendirme yapıyoruz. Fakat vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenleme ki biz doğru bulmuyoruz" dedi. AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un Başkanlığı’nda toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi görüşüldü. Komisyon, bütçe görüşmelerin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, milletvekillerinin sorularını cevaplamasıyla devam etti. Şimşek, Kahramanmaraş depremlerinin etkili olduğu bölgelerin ihyasının en büyük öncelikleri olduğunu belirterek, "Bu seneki fiyatla 3,6 trilyon lira bugüne kadar bütçeden tahakkuk bazlı bir harcama söz konusu. 90 milyar doların üzerinde. Kahramanmaraş merkezli deprem afetinin hemen ardından biz deprem bölgesinde vergi anlamında maliye boyutuyla her türlü kolaylığı sağladık. Her türlü vergisel tedbiri hayata geçirdik. Mücbir sebep haline ilişkin yasa geçen sene değiştirildi ve uzatıldı. Biz uzatma imkanların tümünü kullandık. Dolayısıyla 30 Kasım’da sona erecek mücbir sebep halinin tekrar uzatılması için mutlaka bir yasal düzenleme gerekecek. Ama birincisi depremden etkilenenler etkilendiklerini eğer kanıtlarlarsa mücbir hali sona erse dahi mücbir halden yararlanacaklar" açıklamasında bulundu. Şimşek, deprem bölgesinin ihyası için gelecek dönemde de kaynak aktarmaya devam edeceklerini dile getirdi. "Vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenlemeyi biz doğru bulmuyoruz" Vergi affı ve yapılandırmasının yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorulara da yanıt veren Şimşek, "Şimdi geçtiğimiz dönemlerde epey bir düzenleme yapıldı. Hatta bazılarının taksitleri hala devam ediyor. Bu düzenlemelerde genelde vergi asırlarında herhangi bir indirim veya silinme olmadı. Sadece gecikme faiz ve zamları enflasyon oranında güncellendi. Fakat bu vergi aflarının af diye biliniyor onun için söylüyorum, Aslında yapılandırmanın vergi uyumu bozduğu çok net. Onun için prensip olarak biz şunu yapmak istiyoruz. Eğer gerçekten bir mükellefimiz bilançosunu bize sunup zorda olduğunu gösterirse biz memnuniyetle taksitlendirme yapıyoruz. Dolayısıyla bu anlamda yapılandırma zordaki herkese açık. Bunun için bir yasal düzenleme gündemimizde yok. Yani genele şamil vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenleme ki biz doğru bulmuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Bütün mükelleflerimize eğer rasyoları elverişliyse biz yardımcı olacağız" Şimşek, vergi yapılandırmalarının vergiye uyumu bozduğunu geçmişten beri ifade ettiğini söyleyerek, "Bugün biz birçok işletmemize birçok belediyemizin alacaklarını biz taksitlendiriyoruz. Tekrar söyleyeyim, borçlarını ödemede zorluk çekenler gelir idaresine başvursunlar. Biz bütün mükelleflerimize eğer rasyoları elverişliyse biz yardımcı olacağız" dedi. Vergisini zamanında ödeyenlere bir kolaylık sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin de konuşan Şimşek, halihazırda vergiye uyumlu gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerin ödeyeceği gelir ve kurumlar vergisinde beş puanlık bir indirim uygulandığını hatırlarttı. "Mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı gibi emek yoğun sektörlerinin sıkıntılarını çalışıyoruz, ilave tedbirler alacağız" Şimşek, tekstil, mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı gibi emek yoğun sektörlerde bir takım sıkıntıların olduğunu bildiklerini belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Tekstil, mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı sektörleri, emek yoğun sektörlerdir. Bu sektörlerde bir takım sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Bu sıkıntıları da görmemezlikten gelemeyiz. Nitekim bu senenin başında birkaç adım attık. Bunlardan bir tanesi her çalışan başına KOSGEB üzerinden aylık 2 bin 500 liralık destek sunduk. En son Reeskont kredi miktarını artırırken özel bir alanın bu türden zorluk çeken sektörlere ayrılması hususunu telkin ettik. Aslında ihracatçı demek aynı zamanda imalatçı demek. Şu anda ihracatçının kredi faiz sübvansiyonu neredeyse yüzde 50’lere ulaşmış durumda. Yani piyasa faizine oranla şu anda bizim her şey dahil kredi oranı yüzde 24,9. Ve ufak rakamlar değil. Yılın ilk dokuz ayında 700 milyarın üzerine bir kredi sunulmuş. Şu anda günlük 300 milyon liradan miktar 4,5 milyar irada çıkartıldı. Biliyorsunuz üç yüz milyon liradan. Dolayısıyla tekstil, mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı gibi emek yoğun sektörlerinin sıkıntılarını biz yine çalışıyoruz. İlave tedbirler alacağız." "Bütçe açığı düşüyor, bu anlamda program çalışıyor" Bakan Şimşek, ekonomi programının çalışmadığına dair yapılan eleştirilere de yanıt vererek, "Biz bir taraftan 90 milyar dolarlık bir deprem harcaması yaparken bir taraftan da bütçe açıklarını düşünmüşüz. Bütçe açık hedeflerini önemli ölçüde geçen sene tutturduk. 2023’te tutturduk, 2024’te tutturduk. 2025’te ise büyüme bizim öngördüğümüz düzeyde gerçekleşmedi doğru. Olabiliyor bu tür şeyler. Çünkü bu sene birçok olay yaşandı. Kuraklığın, donun etkisiyle tarımda küçülme var. İçeride dışarıda birçok gelişme oldu. Bölgemizde savaş oldu. Şimdi ama ona rağmen bakın bütçe açığı yüzde 5,1’den geçen sene 4,7’yi, bu senede büyük ihtimalle yüzde 3,5-3,6 civarında gerçekleşecek. Dolayısıyla bütçe açığı düşüyor. Bu anlamda program çalışıyor" diye konuştu. "Enflasyon daha da düşecek" Bakan Şimşek makroekonomik verilerdeki ilerleme de değinerek, "Program sayesinde enflasyon yüzde 32-33 civarına indi. Daha da inmesi için şartlar şu anda yerinde ve inecek. Mali disiplini tesis ettik. Sürdürülebilir cari denge var. Kur korumalı mevduatlardan çıkışı tamamlıyoruz ve şoklara karşı dayanıklılığımız arttı. Program rüşdünü ispat etti" diye konuştu. "Benden sermayeci çıkmaz" Vergi harcamalarını düşürdüklerini vurgulayan Şimşek, 2026’da vergi harcamalarının 1 trilyon 92 milyar lirasının asgari ücretin vergi dışı bırakılmasından kaynaklandığını kaydetti. Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Asgari ücrete vergi mi istiyorsunuz? Vergi harcamalarının üçte biri asgari ücretin vergi dışı bırakılmasıdır. Yatırım, üretim ve ihracatın teşviki için bunları yaparsınız. İstihdam için yaparsınız. Bunların tutarı 641,5 milyar lira. Engelli bireyler başta olmak üzere dezavantajlı grupların desteklenmesi, eğitim, sağlık, kültür, spor faaliyetleri için çevresel faaliyetlerin desteklenmesi için ayrılan pay yaklaşık 265 milyar lira. Çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin desteklenmesi için ayrılan pay 262 milyar lira. Çiftçimizin vergisini mi artıralım? Yemi, gübreyi de mi vergiye tabi tutalım? Vergi borcu siliniyor dediğiniz bunlar. Çünkü bunun dışında vergi borcu silinemez, bunların hepsi kanunla yapılıyor, hiçbirisinde benim müdahalem yok." "Benden burjuva sermayeci çıkartamazsınız" Vergi konusunda yapılan düzenlemelere de değinen Şimşek, "Benden burjuva sermayeci çıkartamazsınız arkadaşlar, mümkün değil. Bakın, kurumlar vergisini 5 puan artıran benim, bankaların vergisini yüzde 20’den yüzde 30’a çıkartan benim, bankaların harçlarını yüzde 50 artıran benim, yurt içi asgari kurumlar vergisi getiren benim, küresel şirketlere asgari kurumlar vergisi getiren benim. Şirketlerin taşınmazlardaki satışlarda yüzde 50 kazanç istisnasını kaldıran benim, iştirak hissesi satış kazancı istisnasını düşüren benim. Kar paylarına stopajı yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkartan benim. Şu anda 6 ay vadeye kadar fon ve mevduatlar, toplamın yüzde 95’ini oluşturuyor. Bunların vergisini yüzde 17,5’e çıkardık. Eğer ben rantiyecisiysem, ben küresel sermayeyi temsil ediyorsam nasıl mevduatların faizini yüzde 5’ten yüzde 17,5’e çıkarıyorum. Benden sermayeci çıkmaz. Ben kamu hizmeti yapmak için buradayım" dedi. "Programı uygulamasaydık enflasyon ne olurdu sorusunu sormak bile istemiyorum" Enflasyon konusunda da değerlendiren Şimşek, göreve geldiği günden itibaren enflasyonun gidişatını değerlendirerek, şu ifadelere yer verdi: "Şimdi biz Eylül 2023’te bir OVP açıkladık. Ama para politikasının yeniden inşası ta Mart Nisan’ı buldu. Şimdi bunu da görmemiz lazım. Dolayısıyla dezenflasyon nerede başladı hususu başlangıç şartları aynı değil. Şimdi 2001’le ilgili güzel bir karşılaştırma gördük. Tebrik ediyorum. Ama şunu görelim. 2001’de büyük bir kur şoku yaşanmış. Kurda düzeltme olmuş. 2023’te bu düzeltme olmadı. Çünkü KKM olduğu için olmadı. Çünkü eğer kurda düzeltmeye izin verseydik o zaman KKM nedeniyle çok ciddi parasallaşma yani Merkez Bankası’nın bir parasal genişlemeye gitmesi gerekirdi. Yapılanın çok ötesinde o da enflasyonu hiperenflasyona götürebilirdi. Biz o nedenle tercihleri yaparken oturduk bu hassasiyetlerle hareket ettik. Ve dolayısıyla şunu anlatmaya çalışıyorum. Enflasyon 2022’nin Ekim ayında yüzde 85’e çıkmış. Yıl sonu yüzde 64, Mayıs ayında yüzde 40 civarına kadar düşmüştü. Dolayısıyla eğer biz bu programı uygulamasaydık enflasyon ne olurdu sorusunu sormak bile istemiyorum." Görüşmelerin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılı bütçesinin yanı sıra Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Yatırımcı Tazmin Merkezi ile Bankalararası Kart Merkezi AŞ’nin Sayıştay raporları kabul edildi.
ASO Başkanı Ardıç: "Kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz"
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:41 ASO Başkanı Ardıç: "Kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" Ankara Sanayi odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Bugün sanayiden teknolojiye, tasarımdan ihracata kadar birçok alanda kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" dedi. TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu 3. İl Kurulu Toplantısı, ASO’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Burada konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, iş dünyasında kadının güçlenerek varlığını artırmasının Türkiye için çok daha verimli, sistemli, kapsayıcı bir refah toplumu haline gelmesinde büyük öneme sahip olduğunu vurguladı. Kadınların ekonomik hayata katılımda son 20 yılda ilerleme kaydedildiğini aktaran Ardıç, "TÜİK’in 2024 İşgücü İstatistikleri’ne göre ülkemizde kadınların girişimcilik alanındaki görünürlüğü son 20 yılda belirgin biçimde artmıştır. 2002 yılında yüzde 13,1 olan kadın girişimci oranı 2024’te yüzde 18,2’ye yükselmiştir. Aynı dönemde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27,9’dan yüzde 36,8’e, kadın istihdam oranı ise yüzde 25,3’ten yüzde 32,5’e yükselmiştir. Bu istatistikler, ülkemizde kadınların ekonomik hayata katılımında son 20 yılda hem niceliksel hem niteliksel bir ilerleme kaydedildiğini göstermektedir" diye konuştu. Kadınların iş kurma konusunda hala erkeklerden geride olduğunu belirten Ardıç, bunun sebebinin kadınların finansmana erişimde karşılaştıkları yapısal engeller olduğuna dikkati çekti. "Kadın istihdamının ve iş gücüne katılım oranının artması hayati önemdedir" Kadın istihdamının artmasının önemine değinen Ardıç, "ASO olarak, kadın girişimcilerimizin sanayide, üretimde, inovasyonda daha fazla yer alması gerektiğine inanıyoruz. Biliyoruz ki kadınların aklı, emeği olmadan sanayide dönüşüm tam anlamıyla gerçekleşemez. Bu dönüşüm için kadın girişimcilerin sayısının artması, kadın start-up’lara daha fazla imkan verilmesi, kadın istihdamının ve iş gücüne katılım oranının artması hayati önemdedir" ifadelerini kullandı. "Kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" Kadın girişimcilerin katkısının değerli olduğunu kaydeden Ardıç, "Kadınların üretim süreçlerine katılımı, yalnızca ekonomik büyümeye değil, toplumsal dönüşüme de yön verir. Bu noktada Ankara’mızın sosyoekonomik gelişmesinde siz kadın girişimcilerin katkıları da son derece değerlidir. Bugün sanayiden teknolojiye, tasarımdan ihracata kadar birçok alanda kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" dedi. "Ülkemiz sanayi politikalarında kadın girişimciliğinin stratejik bir öncelik olarak ele alınması gerekmektedir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na destekleri için teşekkür eden Ardıç, şunları kaydetti: "Kadının sadece istihdamda değil, yönetimde, karar mekanizmalarında ve girişimcilikte daha fazla yer almasını sağlayacak her adımın yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Ankara Sanayi Odası olarak bu sürece sadece destek olmakla kalmıyor, aktif şekilde katkı sunuyoruz. Ülkemiz sanayi politikalarında kadın girişimciliğinin stratejik bir öncelik olarak ele alınması gerekmektedir. Kredi Garanti Fonu benzeri ‘Kadın Girişimci Teminat Fonu’ kurulabilir. Kadın kooperatifleri için vergi indirimi ve faizsiz yatırım kredileri sağlanabilir. Organize Sanayi Bölgeleri’nde kadınlara ait işletmelere enerji, arsa ve yatırım teşviklerinde pozitif ayrımcılık uygulanabilir. Bunlar sadece bir sosyal politika değildir; aynı zamanda üretim ekonomisini büyütmenin de yollarından biridir." "Kadın girişimciliği, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biridir" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk ise, "Güçlü aileler, güçlü bireyler yetiştirir. Güçlü bireyler ise güçlü bir toplumu inşa eder. Bu bağlamda özellikle kadınlarımızın toplum ve ekonomi içindeki konumunu güçlendirmek, sadece bireysel bir hedef değil, ulusal bir kalkınma meselesidir. Kadın girişimciliği, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biridir. Bir kadının üretime, istihdama ve yeniliğe katkısı yalnızca ekonomik bir kazanım değildir; aynı zamanda sosyal dönüşümün, adaletin ve fırsat eşitliğinin de teminatıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de altın rekor kırarken, gümüş yeni yatırım aracı haline geldi
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:20 Türkiye’de altın rekor kırarken, gümüş yeni yatırım aracı haline geldi Küresel piyasalarda son altı ay, altın ve gümüş için tarihi bir dönem olarak kayıtlara geçti. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine rağmen enflasyonun kalıcı hale gelmesi, Orta Doğu’daki savaş atmosferi ve Asya ekonomilerinin rezerv tercihlerinde altına yönelmesi, yatırımcıları yeniden değerli metallere yöneltti. Küresel ölçekte ons altın fiyatı altı ayda yaklaşık yüzde 26 artarken, gümüşteki yükseliş yüzde 30’a yaklaştı. Özellikle sanayi üretiminde kullanılan gümüş, yeşil enerji yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte yalnızca bir değer saklama aracı değil, aynı zamanda ‘geleceğin metali’ olarak görülmeye başlandı. Jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte yatırımcı psikolojisinde güvenli liman arayışı yeniden güç kazandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, altın ve gümüşün farklı alanlarda ama aynı gerekçeyle öne çıktığını vurguladı. "Altın geçmişi, gümüş geleceği temsil eder" Son dönemdeki yükselişin yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret olmadığına değinen Kitiş, "Altın insanın duygusal hafızasında bir güven sembolü, gümüş ise geleceğe dair bir umut göstergesidir. Altın, geçmişi temsil eder; gümüş, geleceği. Son dönemdeki yükseliş yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret değil, aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden yapılanma sinyali. Bugün hem altın hem gümüş, mali sistemin sorgulandığı bir dönemde alternatif bir güven ölçüsü haline geldi. Bu, geçici bir trend değil, paradigmanın değişimidir" dedi. "Gümüş yükselen değer haline geliyor" Türkiye’de yıllık enflasyonun yüzde 33-35 seviyelerinde seyretmesi, Türk Lirası’nın yıl genelinde yüzde 22 değer kaybetmesi ve mevduat faizlerinin reel getiride zayıf kalması, yatırımcıları yeniden değerli metallere yönlendirdi. Gram altın fiyatları son altı ayda tarihi seviyelere ulaşırken, gümüşe yönelik bireysel talep de dikkat çekici ölçüde arttı. Özellikle 100 gram altı yatırım gümüşleri ve 1 kilogramlık külçeler, bireysel yatırımcı portföylerinde ilk kez bu kadar yaygın hale geldi. Türk yatırımcısının gümüşe yöneliminin ‘rasyonel bir çeşitlendirme davranışı’ olduğunu belirten Ahmet Cumhur Kitiş, önümüzdeki dönemde özellikle gümüş fiyatlarının sanayi talebiyle destekleneceğini öngördüğünü açıkladı. Kitiş, "Altın Türk kültüründe bir gelenek; gümüş ise yeni bir bilinç. Artık insanlar sadece tasarruflarını korumak değil, aynı zamanda enerji ve teknoloji çağına uygun yatırım araçlarını da keşfetmek istiyor. Gümüş, güneş panelleri, batarya sistemleri ve tıbbi cihazlarda vazgeçilmez bir hammadde. Bu nedenle, önümüzdeki beş yılda arz-talep dengesi altından daha dinamik olabilir" diye konuştu. "Belirsizlikler yatırım davranışını yeniden şekillendiriyor" ABD’de seçim sürecinin başlaması, Orta Doğu’daki ateşkes ihlalleri ve Rusya-Ukrayna hattındaki çözümsüzlük, küresel piyasalarda güven endekslerini aşağı çekti. Bu tablo yatırımcıların riskten kaçış refleksini güçlendiriyor. Artık piyasalarda ‘sayısal veriler’ kadar ‘duygusal göstergelerin de’ etkili olduğunu söyleyen Kitiş, "Ekonomi kadar psikoloji de yön veriyor. Belirsizlik arttıkça insanlar güvene sığınıyor. Altın o güvenin adı; gümüş ise onun gölgesindeki fırsat. Altın ve gümüş, son altı ayda yalnızca yatırım aracı değil, aynı zamanda güvenin iki yüzü haline geldi. Altın, kriz anlarında geçmişin istikrarını temsil ederken; gümüş, teknolojik dönüşüm çağında geleceğin güvenli limanı olarak konumlanıyor. Altın ve gümüş, yalnızca yatırım araçları değil; insanlığın binlerce yıldır değişmeyen güven sembolleri. Bugün para biçim değiştiriyor, piyasalar yön arıyor ama insanın güvenden vazgeçmediği bir gerçek. Altın bu güvenin kalbi, gümüş onun yansıması. Ekonomik dalgalanmaların ortasında, yatırımcının aradığı şey artık kısa vadeli kazanç değil, uzun vadeli denge. Ve o denge, halâ bu iki değerli metalin sessiz ama sağlam varlığında saklı" şeklinde konuştu.
Samsun’da ‘2025 Yılı Kivi Hasat Etkinliği’
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:05 Samsun’da ‘2025 Yılı Kivi Hasat Etkinliği’ Samsun’un Çarşamba ilçesinde "2025 Yılı Hasat Etkinliği" gerçekleştirildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinatörlüğünde, Çarşamba Ziraat Odası ve Çarşamba Kivi Üreticileri Birliği iş birliğiyle Kurtahmetli Mahallesi’nde "2025 Yılı Hasat Etkinliği" düzenlendi. 2024 yılında Samsun’da 5 bin 646 dekar alanda 13 bin 599 ton kivi üretildiğini söyleyen Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, "Türkiye’de kivi üretimi 2024 yılı itibarıyla 28 ilde, ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi’nde yapılmaktadır. Bu durum bölgenin yağış rejimi, toprak yapısı ve iklim özelliklerinden kaynaklanmaktadır. 2024 yılında Samsun’da 5 bin 646 dekar alanda 13 bin 599 ton kivi üretilmiştir. Ülkemiz genelinde ise 41 bin 983 dekar alanda toplam 92 bin 249 ton üretim gerçekleşmiştir. Üretim alanlarının yaklaşık yüzde 15’i Samsun’da bulunmaktadır. Bu oranla Samsun, Türkiye’de kivi üretiminde 3’üncü sırada yer almaktadır" dedi. Yılmaz, Samsun’daki kivi üretim alanlarının yıllara göre artış gösterdiğini belirterek, "2020 yılında 2 bin 772 dekar olan üretim alanı, 2021’de 3 bin 757 dekara, 2023’te 5 bin 315 dekara ve 2024 yılında 5 bin 646 dekara yükselmiştir. 2025 yılı itibarıyla ise 250 üretici, 3 bin 47 dekar alanda Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olarak üretim yapmaktadır. Üretim, başta Çarşamba olmak üzere Atakum, 19 Mayıs ve Salıpazarı ilçelerinde yoğunlaşmaktadır" diye konuştu. Don ve Kahverengi böceğine karşı etkili mücadele 2025 yılı Nisan ayında meydana gelen zirai don olayından Samsun’daki kivi üretim alanlarının büyük oranda etkilenmediğini kaydeden Yılmaz, "Üreticilerimizin aldığı tedbirler sayesinde önemli bir kayıp yaşanmadı. Az da olsa bazı yerlerde verimde düşüş meydana gelmiştir. Kahverengi Kokarca zararlısında karşı da bakanlığımız tarafından bitki koruma ürünleri geçici tavsiye işlemleri yapılmış, kivinin vejetasyon süresinin uzun olması nedeniyle verilen tavsiye süresi uzatılmıştır. Düzenli yapılan arazi kontrolleriyle zararlıya karşı etkili mücadele yapılması sağlanmıştır" şeklinde konuştu. Programa; Çarşamba Kaymakamı Mehmet Kamil Sağlam, Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürü İrfan Öztürk, Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir ve Çarşamba Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Hasan Işıldak da katıldı.
Söke TARİŞ Başkanı Özer: "Pamuk üreticisi için acil destekleme modeli şart, devletimiz müdahale etmeli"
06 Kasım 2025 Perşembe - 17:10 Söke TARİŞ Başkanı Özer: "Pamuk üreticisi için acil destekleme modeli şart, devletimiz müdahale etmeli" Söke TARİŞ Pamuk ve Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, pamuk üreticisinin son yılların en zorlu sezonunu yaşadığını belirterek, devletin Aralık-Ocak aylarında geç kalmadan yeni bir destekleme modeli açıklaması gerektiğini söyledi. Pamukta bu sezonun son yılların en kötü dönemlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Özer, "Üreticimiz memnun değil. İyi verim alan üretici bile borcunu ödeyemiyor. Bu tablo sürdürülebilir değil. Devletimize büyük iş düşüyor. Türkiye genelindeki pamuk üreticisi yeni bir destekleme modeliyle desteklenmeli" dedi. Pamuk fiyatlarının dünya piyasalarıyla paralel gittiğini ancak sorunların tekstil sektörü gibi bağlı sektörleri de etkilediğini belirten Özer, "Pamuk yalnızca bir tarımsal ürün değil, sanayinin kalbidir. Pamuktaki kriz, iplikten tekstile kadar zincirleme etki oluşturuyor. Bu nedenle devletin çok acil müdahale etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Söke Ovası’nda üreticinin pamuktan uzaklaşmaya başladığını da dile getiren Özer, "Şu anda başlayan buğday ekimi ovanın en az yüzde 50’sini kapsayacak gibi görünüyor. Sorun sadece kuraklık değil; maliyet yüksek, verim düşük, kazanç az. Üreticinin pamuk üretimi ile ilgili kafası oldukça karışık. Eğer üretici bugün korunmazsa, yarın Türkiye pamuk ithalatına daha da bağımlı hale gelir. Devletimizin bu duruma kayıtsız kalmaması gerekiyor" dedi. Sezon başında 30-35 milyon kg pamuk alımı hedefi koyduklarını hatırlatan Başkan Özer, "Şu ana kadar 22 milyon kg alım gerçekleştirdik. Pamuk hasadının yüzde 95’i tamamlandı. Bu rakam 23-24 milyon kg’a çıkabilir. Verim düşüklüğü hedeflerimizi etkiledi. Sadece biz değil, diğer sektör kuruluşları da hedeflerini tutturamadı. Söke Ovası’nda bu sezon 70-80 bin ton kütlü pamuk üretimiyle kapanmasının öngörülüyor. Söke’de üretilen pamuğun üçte biri yine Söke TARİŞ’e geldi. Geçen sezonki alım miktarını, bu yıl da yakaladık" diye konuştu.
Siirt’te 203 ton kırmızı mercimek çiftçilere dağıtıldı
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:40 Siirt’te 203 ton kırmızı mercimek çiftçilere dağıtıldı Siirt’te 13 milyon 333 bin 333 lira bütçeyle 15 bin dekarlık alanda üretilen 203 ton kırmızı mercimek 588 çiftçiye dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi" Kurtalan ilçesinde düzenlenen sertifikalı kırmızı mercimek dağıtım töreniyle gerçekleşti. Törende konuşan Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, bu projenin, sadece üreticiye sağlanan bir destek olmadığını, aynı zamanda ülkenin gıda güvenliğine, kırsal kalkınmaya ve sürdürülebilir tarım vizyonuna güçlü bir katkı sağladığını söyledi. Vali Kızılkaya, Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle yürütülen TAKE Projesi kapsamında merkez, Kurtalan, Baykan ve Eruh ilçelerinde toplam 15 bin dekar alanda üretim yapılmak üzere 203 ton sertifikalı kırmızı mercimek tohumunun çiftçilere dağıtılacağını belirtti. Vali Kızılkaya, "Toplam 13 milyon 333 bin 333 lira tutarındaki bu projenin yüzde 75’i Bakanlığımız hibesiyle, yüzde 25’i ise çiftçi katkısıyla hayata geçirilecektir. Bu tablo, devletimizin üreticisinin yanında olduğunu, tarımı stratejik bir sektör olarak gördüğünü bir kez daha göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönem, tarımsal üretim açısından kritik bir dönemdir. Küresel iklim değişikliği, azalan yağışlar ve artan kuraklık riski, tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilemektedir. İşte bu noktada, kırmızı mercimek gibi kuraklığa dayanıklı, suyu daha verimli kullanan ürünlerin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu proje ile hedefimiz; kuraklığa dayanıklı çeşitlerin üretimini artırmak, sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak, birim alandan alınan verimi yükseltmek ve üreticimizin gelir seviyesini daha da artırmaktır. Böylece sertifikalı tohumlar sayesinde hastalıklara dayanıklılık artacak, ürün kalitesi yükselecek, çiftçimizin emeği berekete dönüşecektir" dedi. İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şanverdi ise kırmızı mercimek üretimini geliştirme projesi kapsamında sertifikalı mercimek tohumlarını dağıtmak üzere bir araya geldiklerini söyledi. Şanverdi, "Mercimek yetiştiriciliği hem ekonomik hem de ekolojik açıdan ikimiz adına çok büyük bir önem taşımaktadır. Düşük gübre ihtiyacı kuraklığa dayanıklılığı ve nadas alanları da yetişebilmesi üretim maliyetlerimi azaltırken aynı zamanda batıl arazilerimizin kullanılmasını da sağlamaktadır. İlimiz mercimek üretiminde Türkiye genelinde 4’üncü sırada yer almaktadır. Ülkemizin mercimek ihtiyacının yaklaşık yüzde 7 buçuğunu karşılamaktadır" diye konuştu.
AK Parti’li Baybatur’dan Sarıgöl Ovasına müjde
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:23 AK Parti’li Baybatur’dan Sarıgöl Ovasına müjde AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile yapılan görüşmelerin ardından Sarıgöl Ovası’nda su sıkıntısının giderilmesine yönelik önemli bir adım atıldığını duyurdu. AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal ile birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Eziler Deresi’nden Buldan Barajı’na su aktarılmasını içeren proje hakkında bir görüşme yaptıklarını açıkladı. Eziler Deresi’nden Buldan Barajı’na su aktarılmasını içeren proje ile Sarıgöl Ovası’nda su sıkıntısının azalacağını ifade eden Baybatur, 273 hektarlık tarım arazisinin sulamaya açılarak 110 milyon TL’lik yatırımla çiftçinin verimini artıracağını belirtti. Baybatur, Eziler Derivasyonu projesi kapsamında Eziler Deresi’nden alınacak suyun iletim hattıyla Buldan Barajı’na aktarılacağını, böylece daha önce su yetersizliği nedeniyle sulanamayan yaklaşık 273 hektarlık tarım arazisinin sulamaya dahil edileceğini açıkladı. Projenin yeni bir sulama alanı açmaktan ziyade mevcut su kaynaklarını destekleyerek verimliliği artırmayı hedeflediğini vurgulayan Baybatur, "Bu çalışma çiftçimizin alın terine bereket katmak için yapılan bir su takviyesidir." dedi. Yaklaşık 110 milyon TL yatırım bedeli bulunan projede planlama ve proje çalışmalarının tamamlandığını kaydeden Baybatur, tesislerin yatırım programına alınmak üzere hazır olduğunu belirtti. "Su, toprağa; bereket, Sarıgöl’e hayat olacak." diyen Milletvekili Baybatur, söz konusu adımın bölge tarımı için büyük önem taşıdığını ifade etti.
E-ihracatta yeni dönem: Hız, dijitalleşme ve maliyet avantajı bir arada
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:15 E-ihracatta yeni dönem: Hız, dijitalleşme ve maliyet avantajı bir arada Türkiye İhracatçılar Meclisi ile Asset Worldwide Express arasında imzalanacak iş birliği mutabakatı çerçevesinde, TİM üyeleri AwwEx dijital platformu üzerinden yapacakları e-ihracat gönderilerinde yüzde 15 indirim avantajı elde edecek. E-ihracat, posta, numune ve doküman taşımalarını kapsayan kampanya, özellikle Kasım indirimleri ve yılbaşı dönemi gibi yoğun satış sezonlarında ihracatçılara hız ve maliyet avantajı sağlayacak. Türk mühendisler tarafından geliştirilen AwwEx platformu (www.awwex.com), ihracat süreçlerini uçtan uca dijitalleştirerek KOBİ’lerin global pazarlarda daha rekabetçi, görünür ve verimli hale gelmesini hedefliyor. Kullanıcılar; gönderi oluşturma, ödeme, kurye rezervasyonu, gönderi takibi ve iade yönetimi gibi tüm işlemleri tek ekrandan, saniyeler içinde gerçekleştirebiliyor. Platformun öne çıkan özelliklerinden biri olan ABD Vergi Hesaplama Modülü, Amerika’ya yapılan gönderilerde geçerli vergi yükümlülüklerini otomatik hesaplayarak ihracatçılara finansal öngörü ve planlama kolaylığı sunuyor. AwwEx; Avrupa, Amerika ve Ortadoğu başta olmak üzere geniş bir kapsama alanıyla ihracatçılara doğruluk, hız ve maliyet avantajı da sağlıyor. İş birliği mutabakatı, 6 Kasım 2025 tarihinde Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ve Asset Worldwide Express Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Tekin tarafından imzalanacak. Kampanya, imzalanmanın ardından üç ay boyunca geçerli olacak. Tekin iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu mutabakat Türk ihracatçısının dijital dönüşüm yolculuğunda stratejik bir adım. Amacımız yalnızca taşıma hizmeti sunmak değil, ihracatçılarımızı küresel ticaretin dijital bir parçası haline getirmek" ifadelerini kullandı. TİM ve Asset, Türkiye’deki ihracatçıların uluslararası pazarlarda dijitalleşme, hız ve maliyet avantajı ile öne çıkmasını sağlamayı hedefliyor.
Auran Kozmetik; kadın istihdamında örnek oluyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:11 Auran Kozmetik; kadın istihdamında örnek oluyor Kayseri merkezli Auran Kozmetik; kadın istihdamına verdiği önemle kozmetik sektöründe fark oluşturuyor. Şirketin toplam çalışanlarının yüzde 65’ini kadınlar oluştururken kadın emeğini üretimin, inovasyonun ve başarının merkezine alıyor. Auran Kozmetik Genel Müdürü Abdullah Karataş; kadın istihdamının şirket kültürünün önemli bir parçası olduğunu vurgulayarak; "Kadınların iş gücüne katılımı, sadece bir istihdam politikası değil; aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk anlayışıdır. Kadın çalışanlarımızın azmi, disiplini ve yenilikçi bakış açısı, Auran Kozmetik’in bugün geldiği noktada büyük bir paya sahip. Biz her üretim hattında, her projede bu emeğin değerini görüyoruz" dedi. Ar-Ge Sorumlusu Gizem Karataş; kadınların özellikle yenilikçi ürün geliştirme süreçlerinde fark oluşturduğunu belirterek; "Kozmetik sektöründe kadınların duyarlılığı, estetik anlayışı ve detaylara verdiği önem, Ar-Ge süreçlerimizde büyük avantaj sağlıyor. Kadın mühendislerimiz ve kimyagerlerimiz, sadece formül geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda kadınların ihtiyaçlarını en iyi şekilde anlayan çözümler sunuyor" ifadelerini kullandı. Üretim Müdürü Fatma Kayaaslan ise kadınların üretimdeki rolünü; "Üretim sahasında kadınların titizliği ve işine olan bağlılığı fark oluşturuyor. Auran Kozmetik olarak her ürünümüzde kadın emeğinin gücünü hissediyoruz. Bu güç, sadece üretim kapasitemizi değil, kalitemizi de yükseltiyor" şeklinde değerlendirdi. Kadın istihdamını artırmayı uzun vadeli hedeflerinden biri olarak gören Auran Kozmetik; aynı zamanda kadın girişimcilerle iş birliği yaparak yerli üretimi ve kadın emeğini destekleyen projelere de öncülük ediyor. Auran Kozmetik Hakkında: Kayseri merkezli Auran Kozmetik; yenilikçi ürünleriyle Türkiye’nin Kozmetik sektöründe kendinden sıkça bahsettiren bir Kozmetik firmasıdır. 2025 yılında üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen firma, Ar-Ge yatırımlarıyla sürdürülebilir ve yenilikçi üretim anlayışını benimsemektedir. Kadın istihdamına ve yerli üretime verdiği önemle sektörde fark oluşturan Auran Kozmetik, ’Güzelliğin merkezinde kadın emeği var’ anlayışıyla çalışmalarını sürdürmektedir.