EKONOMİ - 19 Kasım 2025 Çarşamba 11:52

Vodafone Grubu, çocukların çevrimiçi güvenliği için harekete geçti

A
A
A
Vodafone Grubu, çocukların çevrimiçi güvenliği için harekete geçti

Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children, çocukların çevrimiçi ortamda korunması için daha kapsamlı önlemler alınması çağrısında bulundu. Bu üç kuruluşun hazırladığı "Protection through Empowerment: Online Protection of Minors" (Yetkilendirme Yoluyla Koruma: Çocukların Çevrimiçi Korunması) isimli raporda alınması gereken acil aksiyonlar sıralanıyor.



Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children yardım kuruluşu, Avrupa’daki politika yapıcıları çocukların çevrimiçi ortamda güvende tutulması için daha kapsamlı ve uyumlu önlemler almaya çağırdı. Bu üç kuruluş, "Protection through Empowerment: Online Protection of Minors" (Yetkilendirme Yoluyla Koruma: Çocukların Çevrimiçi Korunması) isimli raporda, Avrupa’daki politika yapıcıların çocukların dijital dünyada güvenli bir bağlantı kurabilmelerini sağlamak için koordineli ve acil bir şekilde aksiyon alınması gerektiğini savunuyor. Başta İngiltere ve Fransa’daki uzmanlar olmak üzere Avrupa’nın önde gelen uzmanları tarafından sunulan kanıtlara, araştırmalara ve en iyi uygulamalara dayanan rapor, Dijital Hizmetler Yasası (DSA), Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Çocuklar için Daha İyi ve Güvenli Bir İnternet için Avrupa Stratejisi (BIK+) ile de uyumlu.



Vodafone Grubu Dış İlişkiler ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Joakim Reiter, şunları söyledi: "Son yıllarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, ulusal düzenlemelerin ülkeden ülkeye farklılık göstermesi ve yeni dijital risklerin ortaya çıkmaya devam etmesi nedeniyle, Avrupa’da çocuklar, hâlâ zararlı içeriklere ve bağımlılık oluşturan platform algoritmalarına maruz kalıyor. Söz konusu risklere karşı Avrupa genelinde farklı tedbirler uygulanıyor. Çocuklar dijital dünyanın olanaklarından en iyi şekilde yararlanabilmeli. Ancak, artan riskler karşısında çocukların teknolojiyi daha güvenli ve bilinçli kullanmaları da desteklenmeli. Bu nedenle, çevrimiçi ortamda çocukların daha iyi korunmasını sağlamak amacıyla Avrupa’daki politika yapıcılara yönelik olarak hem çocukların hem de kullanıcıların hak ve özgürlüklerini gözeten beş etkili önlem belirledik."



Save the Children CEO’su Moazzam Malik şöyle konuştu: "Çocuklar, dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan güvenli bir şekilde yararlanabilmeli. Çocukları dijital tehlikelerden korurken onların bu dijital dünyada özgüvenle hareket etmelerini ve ihtiyaç duydukları becerileri kazanmalarını sağlamak amacıyla Avrupa genelinde yapılan bu ortak çağrının bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Birlikte, dijital ortamların çocukların haklarını ve yüksek yararını gözeterek tasarlanmasını sağlayabiliriz. Her çocuk gelişen teknolojiye erişimde eşit imkanlara sahip olmalı."



Zorunlu yaş doğrulaması


Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children kuruluşlarının önerdiği aksiyonlardan ilki, zorunlu yaş doğrulaması olarak öne çıkıyor. Çocukların dijital ortamda zararlı veya yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimlerinin etkisi ile ilgili çok sayıda kanıt bulunuyor. Tüm dijital platformlar risk değerlendirmesi sonrasında gizliliği koruyan yaş doğrulama sistemlerini devreye alması gerektiği vurgulanırken, yüksek riskli platformlar, üçüncü taraf yaş doğrulama hizmetleri vasıtasıyla kullanıcılarının yaşlarını doğrulaması; yaş tahmini sistemini ve beyana esas yaş kontrolü yöntemini kullanmaması gerektiği belirtildi. Yaş doğrulaması, içerik görüntülenmeden önce yapılması gerektiği aktarılırken, tüm cihazlarda aynı derecede etkili olması gerektiği ifade edildi.



Bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerinin kısıtlanması


İkinci sırada bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerinin kısıtlanması öneriliyor. Platformların otomatik oynatma, sonsuz kaydırma ve kişiselleştirilmiş algoritmalar gibi bağımlılık oluşturan tasarım özellikleri, ekran başında geçirilen sürenin gittikçe artmasına, zararlı içeriklerin yayılmasına, radikalleşmeye ve aşırılık yanlısı ideolojilerin benimsenmesine neden oluyor. Çocukların bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerine maruz kalmasının tamamen önüne geçilmesi ve çocuklar için bu özelliklerin varsayılan olarak kapalı olması gerektiği ifade edildi.



Tasarım aşamasında hesap verebilirlik


Üçüncü öneri, tasarım aşamasında hesap verebilirlik olarak öne çıkıyor. Platformların toplum üzerindeki etkilerine ilişkin sorumluluk almaları teşvik edilmezken, sadece en büyük olanlar değil, tüm platformlar tasarım aşamalarında hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini gözetmesi gerektiği aktarıldı. Tüm sosyal medya ve içerik paylaşım platformları, tasarım aşamasından itibaren hesap verebilirlik ilkesi gözetilerek yapılandırılması gerektiği ifade edilirken, bu kapsamda, algoritma tasarımlarında çocuklara özgü risk değerlendirmesi yapılması ve 18 yaşın altındaki kullanıcılar için varsayılan öneri ayarları güvenlik odaklı olması gerektiği belirtildi.



Çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallere erişimin engellenmesi


Dördüncü sırada çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallere erişimin engellenmesi geliyor. Vodafone, çocuk cinsel istismar materyallerine erişimi her zaman engellemeyi taahhüt ettiğini ifade ederken ancak, bu taahhüt, e-Gizlilik Direktifi ve Genel Veri Koruma Tüzüğü kapsamındaki yasal belirsizlikler, AB’deki ağ tarafsızlığı uygulaması ve bu tür içeriklere erişime ilişkin AB genelinde uyumlaştırılmış bir yasal çerçevenin bulunmaması nedeniyle kısıtlanıyor. Avrupa’da Çocukların Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Yönetmelik önerisi çocukların cinsel istismara karşı korunmasına odaklanması gerektiği ve orantılı önlemler ile birlikte telekom şirketlerinin güvenilir URL listelerini kullanarak bu tür içeriklere erişimi engellemelerine izin veren açık hükümler içermesi gerektiği vurgulandı.



Bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası


Beşinci ve son öneri ise bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası olarak öne çıkıyor. Yapılan açıklamaya göre; çocuklar, ebeveynler ve eğitimciler, teknolojiyi akıllıca ve güvenli bir şekilde kullanmak için gereken bilgi, beceri ve özgüvene sahip olması gerekiyor. Bununla birlikte, Avrupa genelinde dijital okuryazarlık seviyesinde eşitsizlik bulunduğunun altı çizilirken, dijital okuryazarlık kullanıcıların yaşlarına, yaşadıkları bölgelere ve sosyoekonomik durumlarına göre önemli farklılıklar gösterdiği ifade edildi. Dijital refah ve çevrimiçi ortam güvenliği mevcut eğitim süreçlerine bütüncül bir şekilde dahil edilmesi gerektiği vurgulanırken, bu kapsamda, öğretmen ve ebeveynlerin bilgi ve becerileri geliştirilmesi ve Vodafone Vakfı tarafından yürütülen Skills Upload Jr. programı gibi kapsayıcı, yaşa uygun dijital okuryazarlık programlarından faydalanılması gerektiği ifade edildi.



Vodafone’dan çocukların güvenliği için kapsamlı paket


Yapılan açıklamaya göre; Vodafone, çocukların çevrimiçi güvenliğini sağlamak ve ebeveynlere destek olmak için gerekli araç, kaynak ve programları içeren kapsamlı bir paket sunuyor. Bu paket içinde, ebeveynlerin çocuklarının dijital aktivitelerini yönetip izlemelerine, uygunsuz içeriğe erişimi kısıtlamalarına ve tüm cihazlarda kullanım sınırları belirlemelerine olanak tanıyan ebeveyn denetimleri ve güvenlik araçları yer alıyor. Vodafone ayrıca, çevrimiçi çocuk cinsel istismarı ile mücadele etmek ve yasa dışı içeriklere erişimi engellemek için İngiltere’de çocukların internet güvenliğiyle ilgili çalışma yürüten Internet Watch Foundation, Dünya GSM Birliği (GSMA) gibi önde gelen kuruluşlarla ve çocukların çevrimiçi deneyimlerini paylaştıkları Global Child Forum Listen Up! ile işbirliği yapıyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.