EKONOMİ
Vezirköprü OSB’de yatırım süreci: Firmaların talepleri ve projeler değerlendirildi 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:15:38 Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yapımı ve gelişim süreci devam eden Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde(OSB) yürütülen çalışmalar, düzenlenen müteşebbis heyeti toplantısında ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Samsun Valisi Orhan Tavlı, bölgenin yatırım ve istihdam açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Vezirköprü Orman İşletme Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantıda OSB’de gelinen son durum hakkında bilgilendirme yapıldı. Firmalardan gelen talepler değerlendirilirken, bölgenin karayolu bağlantı güzergahı ile yol genişletme çalışmalarına ilişkin süreç de masaya yatırıldı. Arsa satış ve tahsislerinde yatırımcıya kolaylık sağlanması amacıyla taksit süresinin 12 aydan 24 aya çıkarılması önerisi de görüşülen başlıklar arasında yer aldı. Toplantıda ayrıca OSB’nin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına yönelik Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen su isale hattı çalışmaları kapsamında planlanan depo projesi ele alındı. Küçük imalat ve tamirat alanlarının oluşturulmasına yönelik planlamalar da değerlendirildi. Toplantının ardından Vali Orhan Tavlı, beraberindeki heyetle birlikte Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Heyet, ilçenin tarım ve hayvancılık potansiyelini geliştirmesi hedeflenen Tarıma Dayalı İhtisas Besi OSB öneri alanını da yerinde inceledi. Program kapsamında ayrıca yapımı devam eden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasında incelemelerde bulunularak çalışmalar hakkında bilgi alındı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:31 Emine Sabancı Kamışlı, EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nde İzmir iş dünyasıyla buluştu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının dönüşüm ajandasına yön veren liderleri üyeleriyle buluşturduğu "EGİAD Dönüşüm Sahnesi" etkinlik serisinin yeni buluşmasını İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. İş dünyasında güçlü liderliği ve sosyal etki odaklı yaklaşımıyla öne çıkan ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı’nın konuk olduğu etkinlikte, toplumsal dönüşüm, fırsat eşitliği ve sürdürülebilir sosyal etki modelleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, günümüz iş dünyasında dönüşümün yalnızca teknolojik ya da ekonomik bir başlık olmadığını vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz dönem, sıradan bir değişim süreci değildir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal ihtiyaçların kesişiminde şekillenen çok katmanlı bir dönüşüm çağındayız. EGİAD olarak bu süreci ‘Üçüz Dönüşüm’ yaklaşımıyla ele alıyor; yalnızca izleyen değil, dönüşüme yön veren bir iş dünyası olmayı hedefliyoruz" dedi. Özhelvacı, gerçek dönüşümün insanı merkeze alan, fırsat eşitliğini güçlendiren ve toplumsal fayda oluşturan bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti. EGİAD’ın kurumsal yapısına ve etkisine de değinen Özhelvacı, "EGİAD, 35 yılı aşan kurumsal hafızasıyla yalnızca bir iş dünyası örgütü değil; toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden, değer üreten ve dönüşüme liderlik eden bir yapıdır. Biz burayı aynı zamanda bir liderlik okulu olarak konumlandırıyoruz" diye konuştu. Dönüşüm Sahnesi: İlham veren liderlik platformu EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nin vizyonuna da değinen Özhelvacı, bu platformun yalnızca deneyim aktarımı değil, aynı zamanda bir etkileşim ve ilham alanı olduğunu vurgulayarak, "Bu sahne, genç iş insanlarının yeni bakış açıları kazandığı, kendi kurumlarında ve toplumda dönüşüm yapma cesareti bulduğu bir platformdur. Amacımız, başarı hikâyelerinin ötesine geçerek gerçek dönüşüm hikâyelerini görünür kılmaktır" diye konuştu. Kaan Özhelvacı, Esas Sosyal’in iş dünyası için önemli bir referans modeli olduğuna da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Gençlerin istihdama katılımı yalnızca bireysel bir başarı değil; aynı zamanda ekonomik kalkınmanın ve sosyal adaletin temelidir. Esas Sosyal’in ortaya koyduğu model, iş dünyasına güçlü bir sorumluluk çağrısıdır. Diliyoruz ki bu buluşma; yeni iş birliklerine, yeni gönüllülere ve daha fazla gencin hayatına dokunacak sürdürülebilir projelere zemin hazırlasın. Çünkü gerçek dönüşüm, birlikte hareket ettiğimizde mümkün." EGİAD bu etkinin bir parçası EGİAD’ın Esas Sosyal programıyla doğrudan temas halinde olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, derneğin bu sosyal etki modelini yalnızca gözlemleyen değil, uygulayan bir paydaş olduğunu vurgulayarak, "EGİAD olarak Esas Sosyal’in oluşturduğu etkinin içindeyiz. Program kapsamında iki genç arkadaşımızı istihdam ederek bu dönüşümün somut çıktısına birebir tanıklık ediyoruz. Bu deneyim, sosyal etkinin gerçek gücünü bize doğrudan gösteriyor" dedi. Toplumsal dönüşümün güçlü modeli: Esas Sosyal Etkinliğin ana odağını oluşturan Esas Sosyal, gençlerin eğitimden istihdama geçiş süreçlerini destekleyen ve fırsat eşitliği temelinde şekillenen yapısıyla öne çıktı. Emine Sabancı Kamışlı, Esas Sosyal programlarının ortaya çıkış hikâyelerini, gelişim süreçlerini ve oluşturduğu etkileri katılımcılarla paylaştı. Emine Sabancı Kamışlı: "Her dört gencin biri işsiz" Emine Sabancı Kamışlı’nın İzmir’de katıldığı etkinlikte, iş dünyası sosyal etki odağında buluştu ve genç istihdamında fırsat eşitliği vurgulandı. Sabancı Kamışlı, "Bugün bir genç mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Bu bir sosyal problemdir ve biz bu problem için çalışıyoruz" dedi. Etkinlikte ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı Esas Sosyal’i, "Bugün 5 kıtada bir sürü ortakla el ele yürütüyoruz. Esas Sosyal adına 2015 senesinde baktık ki yapmamız gereken en önemli şeyleri yapmışız. Hangi alana odaklanacağımıza ve kimlerle yapacağımıza o sene karar verdik. Takımımızı etkili ve yetkin kurduk. Yapacağımız şeyin bir heves değil, sürdürülebilir bir iş olması lazım dedik. Sosyal yatırım diğer yatırımlardan farklıdır. Sosyal yatırımda hata yaparsan umudu etkilersin. Biz Esas Sosyal’i diğer işlerimize olan bakış açımızla kurduk. Esas Sosyal vakıf veya dernek değil, bir sosyal yatırım birimi. Kıt kaynakları israf etmeye gerek yok. Biz halihazırda var olan vakıflarla, derneklerle ve özel sektör kurumlarıyla iş birliği içinde çalışıyor, el ele veriyoruz" diye konuştu. "Düşünce lideri olduk" Sabancı Kamışlı, "Biz yurt dışında ülkemizi tanıtırken ‘Türkiye’nin şahane gelişmiş genç nüfusu var’ diyoruz. Bu yüzden gençler için bir şey yapalım diyerek işe koyulduk. Üniversite eğitimini tamamlamış ancak fırsat eşitsizliğine maruz kalmış gençlere yönelik çalışmalar yapalım ki onlar hayal edebilsin dedik. Bu çalışmaların ardından hayata geçirdiğimiz Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat, Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım ve Mezun Programlarıyla biz bir düşünce lideri olduk. Önemli olan bağış yapmak değildir, bir araya getirebilmektir. Bu bir araya gelişlerin sonucunda programların etrafında aralarında sivil toplum ve özel sektör kurumlarının da olduğu güçlü bir ekosistem oluştu" dedi. "İstihdama geçişte fırsat eşitsizliğine maruz kalan üniversite mezunu gençlerimiz için işe geçişini kolaylaştırdık" diyen Sabancı Kamışlı, "Bugün bizim programımızda işsizlik oranı yüzde 1. Program dışındaki bir genç ise mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Her dört gencin biri işsiz. Bu bir sosyal problemdir. Biz bu problem için çalışıyoruz. Sosyal yatırım anlayışıyla geri dönüşümün faydası paha biçilemez" ifadelerini kullandı. "Bugün sosyal yatırım modellerimizle ulusal ve uluslararası ödüller alıyoruz" diyen Sabancı Kamışlı, "Esas Sosyal ilk kurulduğunda 15 genç ile başlayan yolculuğumuzun bugün 5 bini aşkın kişi ve kurumdan oluşan geniş bir ekosisteme evrilmesi bizi mutlu ediyor. Paylaşımcı bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz programların etrafında 55 STK ve 70 Kurumsal Destekçimiz var. Gelen her bir fikir, bir iyilik daha oluşturuyor. Hepimiz emanetçiyiz önemli olan senden sonra yıllar boyunca yaşaması" diyerek sözlerini tamamladı. Çok paydaşlı iş birliği ile sürdürülebilir etki Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde Esas Sosyal Direktörü Özlem Akgün Eşmeler moderatörlüğünde İnci Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez, Sadık Ventures Kurucusu Canberk Mersin, Koruncuk Vakfı Kaynak Geliştirme Müdürü ve Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 4. Dönem Mezunu Hacer Yıldırım Gündüz’ün katılımıyla sosyal etki ekosistemi çok yönlü olarak ele alındı. Panelde iş dünyası, sivil toplum ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesinin sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda oluşturmadaki kritik rolü vurgulandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:49 UİB, Nisan ayında 4 milyar 18 milyon 719 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin (UİB) 2026 yılı Nisan ayı ihracatı, 4 milyar 18 milyon 719 bin dolar olarak gerçekleşti. UİB’in2026 Nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. Nisan ayındaki ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24 oranında artarak 4 milyar dolar olanUİB’in, yılın ilk dört ayındaki ihracat tutarı da yüzde 10’luk artışla 14 milyar 351 milyon 207 bin dolar olarak gerçekleşti. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) Nisan ayında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,2 oranında artarak 3 milyar 447 milyon 241 bin dolar olarak gerçekleşirken, bu yılın dört aylık dönemindeki ihracat toplamı da yüzde 10,7’lik artışla 12 milyar 301 milyon 424 bin dolara ulaştı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin (UTİB), Nisan ayı ihracatı yüzde 19 oranında artarak 117 milyon 175 bin dolar olarak gerçekleşirken, 2026’nın ilk dört ayındaki ihracat toplamı ise 418 milyon 440 bin dolara ulaştı. Nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artarak 79 milyon 896 bin dolar olan Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), 4 aylık ihracatı toplamı ise 270 milyon 234 bin dolar seviyelerinde gerçekleşti. Nisan ayında 17 milyon 712 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (UMSMİB), 2026 yılının ilk dört aylık ihracatı ise 69 milyon 968 bin dolar düzeyinde gerçekleşti. Nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 33’lük artışla 10 milyon 622 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), 4 aylık dönemde toplam 48 milyon 176 bin dolarlık dış satışa imza attı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:38 Kırsalda süt üreticilerinin emeği kazanca dönüşüyor Erzurum’un önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olan İspir’de kırsal kalkınmayı güçlendirecek önemli bir proje hayata geçiriliyor. İspir Belediyesi tarafından hazırlanan ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) tarafından desteklenen "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" projesi, kırsal mahallelerde faaliyet gösteren süt üreticilerinin emeğini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. Yaklaşık olarak 9 milyon 500 bin TL bütçeye sahip proje, ilçedeki süt üretim altyapısını güçlendirerek sütün hijyenik koşullarda toplanması, muhafaza edilmesi ve pazara ulaştırılmasını sağlayacak. Proje ile birlikte üreticilerin gelir seviyesinin artırılması, süt kalitesinin yükseltilmesi ve kırsal ekonominin sürdürülebilir şekilde büyümesi amaçlanıyor. Uzmanlar tarafından kırsal kalkınma açısından önemli bir model olarak değerlendirilen proje, aynı zamanda yerel yönetimlerin üretime dayalı kalkınma stratejilerinin sahadaki güçlü örneklerinden biri olarak gösteriliyor. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, İspir’in kalkınma stratejisini turizm, tarım ve hayvancılık ekseninde şekillendirdiklerini belirterek üretime dayalı projelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal dönüşümün de anahtarı olduğunu ifade etti. "Toprağımızı işleyen çiftçimiz, İspir’in gerçek hazinesidir. Üretime verilen her destek aslında geleceğe yapılan bir yatırımdır. İlçemizin ekonomik kalkınmasının tarım ve hayvancılıktan başka alternatifi olmadığını biliyoruz. Bu nedenle göreve geldiğimiz günden bu yana üretime dayalı projeleri öncelikli gündemimiz haline getirdik" diyen Coşkun, belediye yönetim anlayışlarını "Birlikte Yönetim - Bütüncül Yaklaşım" ilkesi üzerine kurduklarını belirterek kamu kurumları, üreticiler ve yerel paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde çalıştıklarını dile getirdi. Soğuk zincir süt projesiyle başlayan dönüşüm hikâyesi projenin başlatılması ve sürdürülmesi konusunda büyük emek veren Başkan Coşkun; projenin öncesi ve gelinen mevcut durumu hakkında bilgi vererek projenin bölge ve bölge halkı için önemini şu ifadeler ile anlattı; "Bizim önceliğiniz her zaman vatandaşımızın memnuniyetini ve yaşam kalitesinin artması üzerine olmuştur. Bunun içinde halkımızın istek ve taleplerini dinleyerek ilçemizin potansiyelini ortaya çıkaracak, geleceğe değer katacak projeleri hayata geçirmek olmuştur. İlçemizin en büyük potansiyeli de tarım ve hayvancılık üzerinedir. Bizlerde bu mevcut potansiyelini açığa çıkarmak ve katma değere dönüştürmek üzere çalışmalar başlatarak "Soğuk Süt Zincir Projesini" ilçemizde çiftçilerimiz ve halkımız ile buluşturduk. Projenin ilk aşamasında ilgili müdürlük ve personelimiz ile proje stratejimizi belirlemek üzere 101 mahallemizi ziyaret edip çiftçilerimizi, üreticilerimizi ve hayvan sayılarımızı belirledikten sonra onların istek, talep ve sorunları üzerine bir çalışma planı hazırladık. İlk aşama 1 süt aracı ile 5 mahalleden süt toplamaya başladık. Daha sonra Çörmeli bölgesi diye adlandırdığımız 26 mahallemize eşit uzaklıkta bir merkezde süt toplama merkezi kurarak burayı hem toplama alanı hem de makine ikmal alanı olarak belirledik. Daha sonra Erzurum Ticaret Borsası ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile mahallelerimize ve çiftçilerimize süt toplama tankı ve süt sağım makineleri dağıtımını sağladık. İlgili birim müdürlüklerimiz tarafından mahallelerde örgütleme ve bilinçlendirme çalışmaları yaparak projenin sürdürülmesini sağladık. Daha sonrası süt toplama aracını 5 e yükselterek toplamda süt topladığımız mahalleleri 35 e çıkarttık ve yaklaşık olarak 200 üreticimizden süt alım yaparak yaklaşık olarak her yıl ortalama 200 ton sütün üreticilerden alınarak mandıralara ulaşımını sağladık. Geldiğimiz nokta itibari ile Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı KUDAKA ya sunmuş olduğumuz proje kapsamında 10 farklı mahallemizde süt toplama alanı kurarak sütün daha hijyenik korunması ve muhafazasını sağlayarak üreticilerimize desteğimizi sürdürmekteyiz. Oluşturulan kelebek etkisi ve örgütlenme sayesinde projenin diğer projelere ön ayak oluşturulması ve diğer projelerinde alt yapısını oluşturması sayesinde 101 mahalleye yayılarak tarım ve hayvancılık konusunda ilçemiz marka olacaktır." Başkan Coşkun, belediyecilik hizmetlerinin yalnızca rutin çalışmalarla sınırlı olmadığını belirterek, "İspir Belediyesi olarak klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın sorunlarını, istek ve taleplerini dinleyerek ilgili müdürlüklerimiz ve teknik personellimiz ile çalışmalar başlatarak bu sorunlar üzerine projeler üretiyoruz, geliştiriyoruz ve uyguluyoruz. Erzurum Valiliği ve Erzurum Ticaret Borsası tarafından tarım ve hayvancılıkta dönüşüm hikâyesi olarak adlandırdığımız "Soğuk Zincir Süt Projesi" de bunlardan bir tanesidir. Yine projenin gelişim sürecine ve sürdürülebilirliğine katkı sunmak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza sunmuş olduğumuz "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" Projemiz onaylanmış olup bu yıl içerisinde hizmete başlayacağız" dedi. Soğuk zincir altyapısının kurulması ve üreticilerin örgütlenmesi sayesinde diğer projelerin de ön hazırlığının yapıldığını belirten İspir Belediyesi Proje Koordinatörü Hasan İşler, tarım ve hayvancılığın stratejik bir kalkınma aracı olarak ele alındığı bu çalışmaların, yerel yönetimlerin üretime dayalı ekonomik modeller geliştirmesine imkân sağladığını ifade ederek bölgede yürütülen yeni kalkınma projelerini değerlendirdi. Proje Koordinatörü Hasan İşler, bu tür projelerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yerelde güçlü bir altyapı desteğinin zorunlu olduğuna dikkat çekti. İşler, İspir’in coğrafi olarak engebeli ve zor bir yapıya sahip olması, yaylacılık kültürünün güçlü şekilde sürdürülmesi, geleneksel ahır sistemlerinin yaygınlığı, tarım arazilerinin yeterince verimli kullanılamaması gibi faktörlerin, bütüncül bir kırsal kalkınma planını zorunlu kıldığını belirtti. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun’un ifade ettiği gibi, İspir Belediyesi’nin proje üreten, geliştiren ve uygulayan bir belediye olduğunu vurgulayan İşler, başlatılan bu çalışmanın diğer projelerle entegre şekilde ilerleyebilmesi için kapsamlı bir yerel kalkınma stratejisinin hazırlanmasının kritik olduğunu söyledi. Hazırlanacak bu stratejinin merkezinde ise kırsal kalkınma odaklı bir dönüşüm modeli yer alacak. Bu kapsamda çiftçilere yönelik kooperatifleşme modelleri, üretim planlaması ve destek mekanizmaları oluşturulacak; yem maliyetlerini azaltmaya yönelik yerel üretim ve tedarik zinciri çözümleri geliştirilecek. Ayrıca modern ve verimli hayvancılık için yeni nesil ahır sistemlerinin kurulması, gübre yönetim probleminin çözülmesi ve hayvansal atıkların biyogaz ve organik gübre üretimine entegre edilmesi planlanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca bir proje değil, aynı zamanda zincirleme bir kalkınma etkisi oluşturacağını belirten İşler, atılacak bu ilk adımın "kelebek etkisi" oluşturarak bölgedeki diğer tarım ve hayvancılık projelerine de zemin hazırlayacağını, uzun vadede ise Doğu Anadolu için örnek bir kırsal kalkınma modeline dönüşeceğini ifade etti. Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, şehir yaşamının ekonomik ve sosyal baskılarından uzaklaşmak isteyen çok sayıda girişimci ve gencin yeniden memleketlerine dönerek üretim odaklı faaliyetlere yöneldiğini belirtti. Başkan Coşkun, kırsalın yeniden bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayarak, "Şehir yaşamı her birey için aynı ölçüde ekonomik fırsat üretmiyor. Buna karşılık kırsalda hayata geçirilen tarım ve hayvancılık projeleriyle birlikte İspir, üretim gücü yüksek, ekonomik potansiyeli artan ve kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşmuştur. Bugün geldiğimiz noktada kırsal alanlarımız adeta tarım ve hayvancılığın yeniden altın çağını yaşamaktadır" dedi. Coşkun, özellikle gençlerin ve yatırımcıların köylerine dönerek üretim süreçlerine dahil olmasının bölge ekonomisine doğrudan katkı sağladığını ifade ederek, "Tersine göç yalnızca nüfus hareketi değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşümdür. Üretim artmış, gelir düzeyi yükselmiş ve kırsal ekonomi şehirle rekabet edebilir bir seviyeye ulaşmıştır. Bu bizim için en büyük kazanımlardan biridir" ifadelerini kullandı. Başkan Coşkun, bu sürecin sürdürülebilir hale gelmesiyle birlikte İspir’in yalnızca göç veren değil, aynı zamanda göç alan bir ekonomik merkez haline geleceğini de sözlerine ekledi. İspir Belediye bünyesinde Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün kurulmasının, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha profesyonel, kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından kritik bir adım olduğunu ifade eden İspir Belediyesi Veteriner Hekimi Arif Özden, yürütülen çalışmaların sahadaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özden, özellikle süt üretimine dayalı projenin başlangıç aşamasında Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün aktif bir rol üstlendiğini belirterek, "Sahada gerçekleştirdiğimiz en önemli müdahalelerden biri hayvan sağlığı ve hastalık yönetimi oldu. Bu süreçte zamanında yapılan teşhis ve müdahalelerle üretim kayıplarının önüne geçtik, aynı zamanda üreticinin sisteme olan güvenini yeniden tesis ettik. Bu da süt verimliliğine dayalı projenin temelini oluşturdu" dedi. Yürütülen çalışmalar kapsamında üreticilere düzenli olarak hayvan sağlığı, besleme teknikleri, süt kalitesinin artırılması ve modern hayvancılık yöntemleri konusunda eğitimler verildiğini belirten Özden, bu sürecin yalnızca teknik bir destek değil aynı zamanda kırsal örgütlenmeyi güçlendiren bir yapı oluşturduğunu vurguladı. Özden, "Kırsal mahallelerde üreticilerin bir araya gelmesini, birlikte hareket etmesini ve daha planlı üretim modellerine geçmesini sağladık. Bu, sahada sürdürülebilirliğin en önemli ayağıdır" ifadelerini kullandı. Saha çalışmalarının merkezinde aktif rol aldığını belirten Arif Özden, düzenli bilgilendirme ve yönlendirme mekanizmaları sayesinde üreticilerin artık daha bilinçli kararlar aldığını, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün ise bu sürecin kurumsal omurgasını oluşturduğunu ifade etti. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda bölgede verimli hayvan ırklarına yönelimin arttığını, süt üretiminde hem kalite hem de verimlilik açısından önemli iyileşmeler sağlandığını belirten Özden, modern hayvancılık uygulamalarının sahaya entegre edilmesiyle birlikte üreticilerin sektöre daha profesyonel katılım gösterdiğini ve özellikle genç üreticilerin bu alana ilgisinin belirgin şekilde arttığını sözlerine ekledi. Bölgesel Güçlenmeden KUDAKA’nın Kurumsal ve Kırsal Kalkınma Hamlesi İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, hayata geçirilen kırsal kalkınma projesinin onaylanması ve uygulama sürecine geçilmesinde kurumsal iş birliklerinin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Coşkun, başta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır olmak üzere, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven’e ve tüm kalkınma ajansı ekibine katkılarından dolayı teşekkür etti. Başkan Coşkun, "Böylesine kapsamlı projelerin hayata geçmesinde merkezi idare ile yerel yönetimlerin uyumu son derece kritiktir. Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın vizyoner yaklaşımı ve KUDAKA’nın bölgeye sağladığı güçlü destek sayesinde yerel kalkınma projeleri daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmaktadır. ‘Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor’ projemizin desteklenmesi de bunun en somut göstergesidir" dedi. Coşkun, sağlanan desteklerle birlikte üreticilerin emeğini daha güçlü bir ekonomik değere dönüştürme imkânı bulacağını belirterek, kırsal kalkınma modelinin bölge için stratejik bir dönüşüm niteliği taşıdığını ifade etti. İspir’de üretime dayalı kalkınma modelini kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren Coşkun, "Hedefimiz sadece bugünü değil, yarının İspir’ini inşa etmektir. Tarım ve hayvancılığı güçlendiren, gençlerin üretime katıldığı, kadınların ekonomide daha aktif rol aldığı sürdürülebilir bir kırsal yapı oluşturmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Net UYP açığı Eylül ayında 327,1 milyar dolar oldu
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:24 Net UYP açığı Eylül ayında 327,1 milyar dolar oldu Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla eksi 327,1 milyar ABD doları oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Eylül ayı Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri’ni açıkladı. Buna göre, Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla eksi 327,1 milyar ABD doları oldu. Eylül ayı itibarıyla Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyreğe göre yüzde 8,2 oranında artışla 395,5 milyar ABD doları, yükümlülükleri ise yüzde 3,1 oranında artışla 722,6 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Rezerv varlıklar, 1,8 milyar ABD doları artarak 180,1 milyar ABD doları ile tarihsel olarak en yüksek değere ulaştı. Varlık kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 3,8 oranında artarak 72,5 milyar ABD doları ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 2,3 oranında azalarak 138,1 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları yüzde 9,3 oranında azalarak 42,7 milyar ABD doları oldu. Yükümlülükler altındaki portföy yatırımları alt kalemlerinden Genel Hükümet’in DİBS yükümlülükleri, yüzde 30,1 oranında artarak 15,7 milyar ABD doları oldu. Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7 oranında artışla 213,7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları kalemi yüzde 12,1 oranında artarak 130,8 milyar ABD doları ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,5 oranında artarak 378,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.
Eti Gübre: "Türkiye’nin DAP gübresi ihtiyacını karşılayacak kapasitedeyiz"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:16 Eti Gübre: "Türkiye’nin DAP gübresi ihtiyacını karşılayacak kapasitedeyiz" Antalya’da 36 ülkeden 725 firmanın katıldığı Growtech Antalya Tarım Fuarı’nda sektör paydaşları bir araya geldi. Bakır üretimi sırasında ortaya çıkan yan ürünleri gübreye dönüştürerek Türk tarımına katkı sunan Eti Gübre, fuarda stant açan firmalar arasında yer aldı. Eti Gübre Satış ve Pazarlama Direktörü Kürşat Akın, "Türkiye’nin DAP gübre ihtiyacının tamamını karşılayabilecek üretim kapasitesine sahibiz" dedi. Antalya’da bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya Tarım Fuarı, 36 ülkeden 725 firmanın katılımıyla kapılarını açtı. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleşen fuar, 18-21 Kasım tarihlerinde tarım sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiriyor. Tarım teknolojileri, bitki besleme, tohumculuk ve sulama sistemlerinin sergilendiği fuarda, bakır üretiminden çıkan yan ürünleri ekonomiye kazandırmak amacıyla kurulan Eti Gübre de yer aldı. "Rekabetçi fiyatlarda üretim yapıyoruz" Eti Gübre Satış ve Pazarlama Direktörü Kürşat Akın, şirketin kuruluş amacı, üretim kapasitesi ve sektöre sağladığı katkılara ilişkin açıklamalarda bulundu. Akın, Eti Gübre’nin 2019 yılında Mardin Mazıdağı’nda üretime başladığını belirterek şunları söyledi: "Eti Gübre 2019 yılında Mardin Mazıdağı’ndaki fosfat madenini değerlendirmek ve Eti Bakır’ın üretmiş olduğu sülfürik asidi daha faydalı bir ham maddeden mamul maddeye çevirmek amacıyla kuruldu. Mardin Mazıdağı’ndaki tesisimizin kapasitesi 400 bin ton. DAP eşleniyor olarak da 800 bin ton civarında NPK gübresi üretme kapasitesine sahip." Akın, Samsun’da 300 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan tesisin de aynı kapasiteye sahip olduğunu ifade ederek, "Üretim kapasitemizle, Türkiye’nin yaklaşık olarak 650 bin ton civarındaki DAP ihtiyacını tamamını karşılayacak durumdayız. Dolayısıyla, üretmiş olduğumuz gübrenin hammaddesi bize ait olduğu için entegre bir tesis yapısına sahibiz. Bu sayede yurt dışıyla mukayese edildiğinde daha rekabetçi fiyatlarda üretim yapıyoruz. Böylece hem tarımın sürdürülebilirliği için gereğini yerine getiriyoruz hem de ithalatı azaltarak döviz çıkışını engellemiş oluyoruz" şeklinde konuştu. "Yeni bir tesis ya da kapasite artışı gündemimizde yok" Mevcut kapasitenin Türkiye’nin ihtiyacını karşılaması nedeniyle yeni bir tesis ya da kapasite artışının gündemlerinde olmadığını belirten Akın, önceliklerinin Türk çiftçisinin ihtiyacını karşılamak olduğunu söyledi. Tarım ve Ticaret bakanlıklarının izinleri kapsamında gübre sezonu dışındaki ürün birikimlerini ihracata yönlendirdiklerini belirten Akın, "Amerika’dan Hindistan’a kadar satışlarımız oldu. Eti Bakır’ın ürettiği sülfürik asidi gübre formuna dönüştürerek çevreye büyük bir fayda sağlıyoruz. Hem bitki besin maddesi üretiyoruz hem de bir atığı mamule çevirerek ekonomiye kazandırıyoruz" dedi. Gübre tedarikinin geçmişte Kuzey Afrika ülkeleri ve Rusya’dan yapıldığını hatırlatan Akın, Eti Gübre’nin sektöre girmesiyle tedarik süreçlerinin kolaylaştığını ve çiftçinin ürüne daha istikrarlı fiyatlarla ulaşabildiğini belirterek, "Ürünün devamlılığı ve piyasada bulunurluğu çiftçinin uygun fiyata ürüne ulaşmasını sağlıyor. Kendi enerjimizi üretmemiz de maliyetler açısından daha verimli çalışmamıza imkân veriyor" diye konuştu. Ar-Ge çalışmalarının sürdüğünü belirten Akın, verimli üretim için toprak analizi yapılmasının önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı: "Gübre kullanmak önemlidir. Zaman zaman pahalı görülebilir ancak toprak analizi yapılarak toprağın ve bitkinin ihtiyacı olan gübrenin tüketilmesi çok önemli. Toprak analizi yapılmasını tavsiye ediyorum."
TESK Başkanı Palandöken: "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:12 TESK Başkanı Palandöken: "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor. Bunun yanında çoğunluğu bakkal ve büfelerden oluşan 150 bin esnaf, haksız rekabet nedeniyle ciddi gelir kaybı yaşıyor" dedi. TESK Başkanı Bendevi Palandöken, kaçak tütün ticaretinin devleti 120 milyar liralık kayba uğrattığını belirterek, bu durumun önüne geçilmesi gerektiğini kaydetti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen ‘Yasa Dışı Tütün Mamulü Ticareti ile Mücadele Konferansı’nda yasa dışı tütün ticaretinin ekonomiye ve küçük esnafa verdiği zararı gündeme taşıyan Palandöken, "Kaçak tütün mamulleri hem devletin vergi gelirlerini azaltan hem de esnafı haksız rekabete mahkum eden bir sorun. Kaçak ürünlerin piyasaya sürülmesi, esnafımızın yasal zeminde yaptığı ticareti sekteye uğratırken, illegal yollarla ülkeye sokulan ürünlerden dolayı devletimiz önemli vergi kayıpları yaşıyor. Üstelik bu durum, hem kamu kaynaklarının erimesine hem de işletmelerin artan mali yükler karşısında ayakta kalmakta zorlanmasına yol açıyor. Bu nedenle denetimlerin güçlendirilmesi, kayıt dışı üretim ve satışın engellenmesi ve mevzuatın daha caydırıcı hale getirilmesi hayati önem taşıyor" dedi. "Denetim mekanizmasının daha etkin ve yaygın şekilde çalışması şart" Yasa dışı tütün mamullerinin Türkiye ekonomisine verdiği zararın her geçen yıl büyüdüğünü belirten Palandöken, "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor. Bunun yanında çoğunluğu bakkal ve büfelerden oluşan 150 bin esnaf, haksız rekabet nedeniyle ciddi gelir kaybı yaşıyor. Yasal olarak satışı mümkün olmayan bazı tütün mamulleri yurtdışından kaçak yollarla ülkeye giriyor. Aracılar büyük kazanç sağlarken, esnafımız yüzde 2-5 gibi düşük karlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Bugün pazarın yaklaşık yüzde 7’sini kaçak sigaralar oluştururken, vergisiz açık tütün ve doldurulmuş makaronla birlikte bu oran yüzde 20’ye kadar çıkıyor. Bu tablo, yasa dışı ticaretin ulaştığı tehlikeli boyutu göstermekte ve doğrudan esnafın ekmeğiyle oynamaktadır. Denetim mekanizması daha etkin ve yaygın şekilde çalışması şart. Sahada yürütülen denetimler elbette çok önemlidir ancak bu sürecin etkili olabilmesi için cezaların daha caydırıcı hale getirilmesi ve kontrol mekanizmalarının sürekli, sistemli ve güçlü şekilde uygulanması gerekiyor. Yasa dışı ticaret yalnızca esnafı değil, kamuyu, tüketiciyi ve ekonominin tamamını ilgilendiriyor. Bu nedenle hem kamuoyunun bilinçlendirilmesi hem de mevzuatın güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki illegal yollarla ülkeye giren ürünler yalnızca vergi kaybına neden olmuyor, aynı zamanda tüketicilerin sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor" ifadelerini kullandı.
Adana’nın hurmalı köyü, açık fabrikaya dönüştü
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:37 Adana’nın hurmalı köyü, açık fabrikaya dönüştü Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Adana’nın Kozan ilçesinde, 120 haneli Minnetli köyü sakinleri hurma üretimi ile ev ve ülke ekonomisine katkı sunuyor. Köyde 7’den 70’e herkes, imece usulüyle hasat ve hurma kurutma işlemlerini gerçekleştirerek, cennet hurması sezonunda mahalleyi adeta açık hava fabrikasına dönüştürdü. Türkiye’nin yaş cennet hurması (Trabzon hurması) üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini, kuru hurma üretiminin ise yüzde 50’sini tek başına karşılayan Kozan’ın Minnetli Mahallesi, tam anlamıyla bir üretim üssüne dönüştü. İki yıl önce 5.4 büyüklüğündeki depremi yaşayan ve öncesinde büyük bir orman yangınından etkilenen mahalle, devlet desteği ve dayanışma ile yaralarını sararak üretimde yeniden öncü olmayı başardı. Bu yıl don nedeniyle Trabzon hurması rekoltesinde düşüş yaşansa da mahallede yıllık yaklaşık 5 bin ton yaş hurma üretimi gerçekleştirildi. Hasat dönemiyle birlikte mahalle yeniden açık hava fabrikasına dönüştü. Ata gelenekleri devam ediyor Mahallede hurma hasadı ve kurutma işlemleri ata geleneklerine uygun şekilde imece usulüyle yürütülüyor. Evlerin damları hurma kurutma tesisine dönüşürken, tüm mahalle el birliğiyle üretime katkı sağlıyor. Mahalle sakinlerinden Havvane Uzun, uzun yıllardır hurma soyduklarını belirterek, "Zevkli ve keyifli bir iş. Yılda bir kez 20 gün boyunca uğraşıyoruz. Bugün yeğenime hurma soymaya yardıma geldim" dedi. Yöre sakinlerinden Şevket Uzun ise "Köyümüz açısından çok iyi bir gelir kaynağı. Deprem ve yangın bölgesi olsak da bir imtihandan geçiyoruz. Daha önce köyün bir geçim kaynağı yoktu. Şu an ise çok güzel bir gelir kapısı oluştu" diye konuştu. Hurmanın imece usulü işlendiğini anlatan gençlerden Elif Uzun, "Köyümüzün geçim kaynağı hâline geldi. Ekonomi açısından ekstra bir kapı açtı. Memnunuz" ifadelerini kullandı. "Herkes üretime katılıyor" Minnetli Mahallesi Muhtarı İzzet İnce, 500 rakımlı mahallede yoğun şekilde cennet hurması üretimi yaptıklarını söyledi. İnce, "Pandemi, orman yangını ve deprem sonrası halkımız hayata bağlı ve mücadeleci. Önceden hurmayı yaş olarak satıyorduk, şimdi kendimiz işleyerek pazara sunuyoruz. Şu an dalında kilogramı 30–35 TL iken, işlenip kurutulduğunda kilosu 400–500 TL’ye satılıyor. 120 haneli mahallemizde hemen hemen herkes üretim yapıyor. Don olayı olmadan önce yıllık 5 bin ton üretim vardı, bu yıl biraz düştü ama yine de köyümüz için güzel bir gelir kaynağı. Kozan merkezde de hurma oluyor ama rakım yüksek olunca kalite farklı oluyor" şeklinde konuştu. Hasat yapan Gülay İnce de "46 yaşındayım. Hurma topluyorum, hem kurutuyorum hem topluyorum. Köyümüzün kalkınması için komşularla imece usulü çalışıyoruz. Getirisi güzel. Bu yıl önceki yıllara göre biraz geride ama köyümüz hurma sayesinde kalkınıyor" diyerek bilgi verdi.
Zirai don, Samsun’u fındık üretiminde zirveye taşıdı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36 Zirai don, Samsun’u fındık üretiminde zirveye taşıdı Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, Türkiye genelinde etkili olan zirai donun özellikle yüksek rakımlı bahçelerdeki fındık üretimini olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz, don olayından diğer illere göre daha az etkilenen Samsun’un bu yıl 90 bin ton fındık üreterek tarihinde ilk kez Ordu’yu geçip "Türkiye’nin en çok fındık üreten ili" olduğunu vurguladı. Bu yıl Türkiye genelinde etkili olan zirai don ve doğal afetler, özellikle yüksek rakımlı fındık bahçelerinde ciddi kayıplara yol açtı. Yüksek kesimlerde kayıp oranı artarken, düşük rakımlı alanlarda zarar daha sınırlı kaldı. Ordu ve Giresun’da rekolte kaybının çok yüksek olması, Samsun’un ise don olayından daha az etkilenmesiyle birlikte Samsun fındık üretiminde tarihinde ilk kez Türkiye’de 1. sıraya yükseldi. Yaklaşık 250 bin ton fındık üreten Ordu’nun rekoltesi don nedeniyle 60 bin tona düşerken, Samsun’da bu yıl yaklaşık 90 bin ton fındık üretildi. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, zirai don nedeniyle bu yıl en çok fındık üretiminin Samsun’da yapıldığının altını çizdi. "Bu yıl en çok fındık üretilen il Samsun oldu" Zirai don olayından diğer illere göre daha az etkilenen Samsun’un bu nedenle yılı en çok fındık üreten il olarak kapattığını ifade eden Kemal Yılmaz, "Türkiye’de fındık üretiminin çok büyük bir kısmını Ordu ilimiz karşılıyordu. Bu sene illerimizde yaşanan bir doğal afet sonucu fındık üretimi de bundan olumsuz anlamda önemli oranda etkilendi. Ordu’da bu sene fındık rekoltesi 60 bin ton civarında gerçekleşti. Normalde Ordu’da yıllık 200-250 bin ton fındık üretiliyordu. Samsun ise 125 bin hektar fındık alanı ile Türkiye’de fındık üretiminde söz sahibi illerden bir tanesi. Yıllarca ikinci sırada geliyordu. Zirai don nedeniyle bu sene Ordu’da fındık üretiminin ciddi manada azalması, Samsun’un zirai don olayından az etkilenmesi nedeniyle fındıkta rekolte bakımından Samsun Ordu’yu geçti. Samsun’da 2025 yılı rekoltesi 90 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sene için Samsun’da üretilen 90 bin ton fındıkla fındık üreten iller içerisinde en yüksek fındık üretiminin gerçekleştiği ili Samsun oldu. Bu durumun Türkiye genelinde etkili olan zirai don hadisesinden dolayı olduğunu da belirtmek gerekiyor" dedi.