Son Dakika
|
Kuyumcukent AVM’de 20 milyonluk soygun
ABD Başkanı Trump: "İran’la görüşebilirim"
Esenler’de İBB şantiyesinde yangın: 3 konteyner zarar gördü
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "İran'ı yok etme hayaline kapılanlar, tarihten hiç ders çıkarmamışlar
Almanya Başbakanı Merz: "İran'daki savaşı sonlandırma konusunda ortak plan olmamasından endişeliyim"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Fransa’da
Laricani: "Hürmüz Boğazı ya barış ya da savaş kışkırtıcıları için yenilgi boğazı olacak"
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
EKONOMİ
İranlı turist krizi Bodrum turizmini vurdu: "Nevruz öncesi rezervasyonların yüzde 70’i iptal"
10 Mart 2026 Salı - 17:47:28
ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin turizme yansımaları Ege Bölgesi’nde hissedilmeye başlandı. Nevruz dönemi öncesinde özellikle İranlı turistlerden yoğun talep bekleyen turizm merkezlerinde rezervasyonların büyük bölümü iptal edilirken, uçuşların da tamamen durduğu öğrenildi. Turizm sektörü temsilcilerinden edinilen bilgilere göre Ege Bölgesi’ne gelen turist sayısında yüzde 70’e yakın düşüş yaşandı. Nevruz döneminde İran pazarındaki kaybın yüzde 80’e ulaşabileceği belirtilirken; özellikle Muğla, İzmir, Antalya, Van ve İstanbul’un bu durumdan en çok etkilenen şehirler olduğu ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Nevruz döneminde yaklaşık 120 bin İranlı turistin Türkiye’ye geldiği belirtilirken, bu yıl yaşanan gelişmeler nedeniyle söz konusu hareketliliğin neredeyse tamamen durma noktasına geldiği bildirildi. "Rezervasyonların yüzde 70’i iptal oldu" Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Artuk, yaşanan gelişmelerin turizm sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi. Artuk, "Nevruz döneminde İran’dan turizm hareketliliği başlıyordu. Nevruz şu anda halihazırda kutlanmayacak. Bu nedenle bölgemizde birçok otelin açılışı ertelenecek. Özellikle Bodrum, Marmaris ve Fethiye bölgesi bu durumdan ciddi şekilde etkilenecek diyebiliriz. Bu yıl aslında erken rezervasyonla başlamıştık. İran genelde son dakika rezervasyonlarıyla çalışan bir pazar ama bu yıl ciddi bir ön rezervasyon almıştık. Olayların başlamasıyla rezervasyonların yüzde 70’i iptal oldu. Uçakların ise yüzde 100’ü iptal edildi" dedi. "120 bin turistin yüzde 80’i kayıp" Geçen yıl Nevruz döneminde Türkiye genelinde yaklaşık 120 bin İranlı turistin ağırlandığını belirten Artuk, bu sayının büyük bölümünün kaybedildiğini ifade etti. Artuk, "Bu turistlerin büyük bölümü İzmir, Antalya, Van, İstanbul ve Muğla’ya geliyordu. Muğla’da ise özellikle Marmaris, Fethiye ve Bodrum yoğun talep görüyordu. Ancak şu anda bu 120 bin kişinin yaklaşık yüzde 80’i, yüzde 85’i kayıp vaziyette. Uçuşlar olmadığı için yalnızca kara yolu ile bir hareketlilik olabilir. Muhtemelen önce otobüslerle bir akım oluşacak. Turizm hareketliliğinin nisan ortası gibi yeniden başlamasını bekliyoruz" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 17:46
Türkeli’de taksi ücretlerine zam
Sinop’un Türkeli ilçesinde, taksi ücretlerine zam yapıldı. Artan akaryakıt ve işletme maliyetleri nedeniyle alınan yeni karar doğrultusunda, taksi tarifesinde güncellemeye gidildi. Yeni tarifeye göre, 12 Mart tarihinden itibaren geçerli olmak üzere taksi ücretleri artırıldı. Yapılan düzenlemeyle birlikte kısa mesafe "indi-bindi" ücreti 200 lira olarak belirlendi. Zamlı tarife, Türkeli ilçe merkezi ile Güzelkent Mahallesi’nde faaliyet gösteren ve kayıtlı bulunan taksicileri kapsıyor. Yeni ücret tarifesinin, özellikle artan akaryakıt fiyatları ve bakım giderleri nedeniyle taksi esnafının talebi doğrultusunda güncellendiği öğrenildi. Öte yandan ilçede taksi ücretlerine en son 31 Mayıs 2025 tarihinde zam yapılmıştı. Yeni düzenleme ile birlikte yaklaşık 9 ay sonra tarifede yeniden artışa gidilmiş oldu.
10 Mart 2026 Salı - 17:41
Van TSO’dan ‘Outlet Fest’ açıklaması
Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO), 12-29 Mart tarihlerinde düzenlenmesi planlanan "Outlet Fest" organizasyonun Van’ın gerçeğinde yerel esnafa ağır darbe vurabilecek bir girişim olduğunu duyurdu. Van TSO’dan yapılan yazılı açıklamada, 12-29 Mart 2026 tarihlerinde Van Expo Fuar Merkezi’nde yapılması planlanan "Outlet Fest" etkinliğine ilişkin yerel ekonominin can damarı olan esnaf ve tüccarın sesini duyurmak, endişelerini dile getirmek amacıyla basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Açıklamada, "Outlet Fest, dışarıdan bakıldığında ‘büyük indirim, ünlü marka’ diye cazip gösterilse de Van’ın gerçeğinde yerel esnafımıza ağır darbe vurabilecek bir girişimdir. Biz bunu iyi niyetli bir ticari faaliyet olarak değil, daralmış pazarımızı daha da daraltan, ailelerimizin geçim kapılarını tehdit eden bir tehlike olarak görüyoruz. Daha önce Van Valimiz ile yaptığımız görüşmede ve vali yardımcımız başkanlığında gerçekleştirdiğimiz toplantıda ortak görüş olarak; İran’daki ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaten İranlı misafirlerimiz büyük oranda gelmiyor. Ramazan Bayramı öncesi dönem, Van tüccarı ve esnafı için yılın en kritik, en sınırlı kazanç fırsatı olan zaman dilimidir. Tam bu hassas dönemde büyük markaların dev indirimlerle Van’a gelmesi, mahalle esnafından butiğe, ayakkabıcıdan tekstilciye kadar tüm esnafımızın müşteri kitlesini çekip götüreceği kanısına varılmıştır. Van’ın ekonomisi büyük zincirlerden değil, alın terinden, aile işletmelerinden, nesilden nesile aktarılan emekten yükselir. Kısa vadede ‘ucuz alışveriş’ keyfi yaşatırken, uzun vadede binlerce Vanlı ailenin ekmeğiyle oynanmasına göz yumamayız. Biz Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak her zaman üyelerimizin yanında olduk, bugün de dimdik yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle açık ve net çağrımızdır. Yetkililerden ve organizatörlerden talep ediyoruz; Outlet Fest etkinliğinin bu tarihlerde yapılmamasını ya da en azından Van ekonomisine ve yerel esnafa zarar vermeyecek, yerli tüccarımızı koruyacak, bir tarihe ertelenmesini istiyoruz. Van’ın geleceği, güçlü bir yerel ekonomiyle mümkündür. Bu çağrımızın dikkate alınmasını umuyor, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz" denildi.
10 Mart 2026 Salı - 17:39
ALTSO Başkanı Erdem: "Alanya olarak çok güzel bir birliktelik içerisindeyiz"
Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem bugün yaptığı açıklamada tur operatörleri ile otelcilerin turizmin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çekerek aralarındaki ilişkinin şeffaf ve güvene dayalı olmasının önemine dikkat çekti. Erdem, sektörün lokomatifi olan acente ve otelcilerin birbirlerine her zaman ihtiyacı olduğunu hatırlattı. Sektörün iki önemli oyun kurucusu olan acente ve otelcilerin turizm merkezlerinden binlerce kilometre uzakta devam eden savaş ve yeni yangın yönetmeliği konusunda da şeffaf ve omuz omuza hareket etmesi gerektiğinin altını çizen ALTSO Başkanı Eray Erdem, "Dünyanın en etkili ve geniş katılımlı turizm fuarı ITB’de edindiğimiz bilgiler ışığında bir önceki döneme göre içinde bulunduğumuz dönemin doluluklarının daha iyi olduğunu söylemek mümkün. 2026 sezonunun da 2025’i aratmayacağı konusunda herkes mutabık. Hal böyleyken bazı acentelerin savaş ve yangın yönetmeliğini öne sürerek otelcilerin erken ödemelerini yapmadıklarını, verdikleri çekleri geri istedikleri ve fiyat kırmaya çalıştıklarını duyuyoruz. Bu en başta iç huzuru bozar ve günün sonunda otelci gerekli yenileme yatırımlarını yapamaz, yeterli istihdam sağlayamaz. Acenteler de pazarlamada sıkıntıya düşer. Bu durumda sektörün tüm paydaşları ve ülkemiz zarar görür. Bizim dışarıya burada bir kaos olmadığını iyi anlatmamız ve aksi bir hissiyatı uyandıracak davranışlar içinde bulunmamamız gerekmektedir. Kaldı ki varsa da kritik olan bu süreci hep birlikte el ele atlatmak için çabalıyor olmamız gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Alanya birlikteliğini koruyalım" 2026 turizm sezonunu için şu ana kadar kaygı duyulacak bir durum olmadığının bir kez daha altını çizen Başkan Erdem, ayrıca gelişmelerden bağımsız olarak turizm sektörünün pandemiden bu yana tedbirli olmayı refleks edindiğini, bu manada yeni bir uyarıya gerek duymadığını vurguladı. ALTSO Başkanı özetle çoğu otelci ile acentenin uyum içinde çalıştıklarını ama bazı duyumlar üzerine de gerekli uyarıları yapmanın kaçınılmaz hale geldiğini söylediği konuşmasına, "Alanya olarak çok güzel bir birliktelik içerisindeyiz. Kaymakamımız, Belediye Başkanımız, ALTAV ve ALTİD yöneticileri ile ITB Berlin Fuarı’nda çok güzel temaslarda bulunduk. Bizler dışında yaşanan gelişmelere rağmen umutluyuz. Umarız en yakın zamanda her yerde barış tesis olur. Ben bir yandan otelcilere fiyat kırmamaları konusunda tavsiyede bulunurken bir yandan da bazı acentelerin partnerleri olan otelcilere karşı daha dostluk, şeffaflık ve işbirliği içinde olmalarını tavsiye ediyorum. Böyle olursa yediden yetmişe herkes kazanır. Alanya turizmi geçmişte çok daha büyük sorunları başarıyla aştı. Gelecekte de el ele, omuz omuza yürürsek herkesin kazanacağını düşünüyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mart 2026 Pazar- 10:12
Gaziantep’te baklava kampanyası kuyruk oluşturdu
2
08 Mart 2026 Pazar- 13:08
Düzce’den 342 ton ihraç edildi
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 12:29
Tavşanlı’da 40 yılı aşkın esnafa ziyaret ve hediye
4
06 Mart 2026 Cuma- 16:06
Gübre satışlarının durduğu iddiası yalanlandı
5
10 Mart 2026 Salı- 15:11
Bursa Şoförler Odası Başkanı Çakır: "APP plaka kaçak plakadır, mühürlü plakalarla ilgili sorun yok"
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:22
Alman Büyükelçisi Bredohl: "Erzurum güçlü bir lojistik kabiliyete sahip"
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği Elçisi Stefan Bredohl’ü Erzurum’da ağırlayarak şehrin sanayi altyapısını ve stratejik yatırım imkanlarını tanıttı. ETSO Yönetim Kurulu Üyesi ve OSB Bölge Müdürü Fırat Karakaya’nın da eşlik ettiği heyet, şehrin üretim gücünü temsil eden tesisleri tek tek ziyaret ederek teknik incelemelerde bulundu. "Erzurum güçlü bir lojistik kabiliyete sahip" Erzurum’un sanayi disiplininden ve stratejik konumundan etkilendiğini ifade eden Alman Büyükelçisi tefan Bredohl, şehrin sunduğu imkanlara dair şu değerlendirmelerde bulundu: "Erzurum’un sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda çok güçlü bir lojistik kabiliyete sahip olduğunu bizzat müşahede ettim. Şehrin sanayi üretim potansiyeli, gelişime açık vizyonu ve bölgeye sağlanan yatırım teşviklerinin birleşmesi, uluslararası yatırımcılar için çok ciddi bir fırsat sunuyor. Erzurum’un bu gelişim ivmesi, lojistik avantajları ve teşvik olanakları konusundaki notlarımı hem Büyükelçiliğimizle hem de Alman yatırımcılarla bizzat paylaşacağım." Özakalın: "Sanayicimizin Başarısı Şehrimizin Gücüdür" Ziyaretleri değerlendiren ETSO Başkanı Saim Özakalın, "Şehrimizdeki yatırım iklimini uluslararası diplomasi temsilcileriyle paylaşmak, yeni iş birlikleri için kritik önem taşıyor. Bizim için sanayicimizin başarısı, şehrimizin gücüdür. Bugün 5 kıtaya ulaşan üretim ağımızı Sayın Elçi’ye bizzat tanıttık. Erzurum’u bölgenin parlayan yatırım merkezi yapmaya kararlıyız" ifadelerini kullandı.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:06
Düzce’de konut satışı düştü
Düzce’de 2026 yılı ocak ayında bir öncesi yılın ocak ayına göre konut satışı düştü. Düzce’de konut satışı geçen yıla göre düşüş gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan açıklamaya göre Düzce’de 2026 yılı ocak ayında 543 konut satıldığı bildirildi. 2025 ocak ayında ise toplam 612, 2024 yılı ocak ayında ise 404 konut satışı gerçekleştiği öğrenildi. Ülkemizde İlk el konut satışları 34 bin 69, ikinci el konut satışları 77 bin 411 olarak gerçekleştiği bildirildi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:03
Siyasilere çağrı: "Kayseri kalkınma planında tek şehir olmalı"
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kayseri Şube Başkanı Ferhat Akmermer, iş dünyası açısından Develi-Adana Karayolu’nun bitirilmesinin otobandan çok daha kıymetli olduğunu söyledi. Ekonomi, KAŞE çalışmaların hakkında konuşan Akmermer, kısa adı KAŞE olan Kayseri Şehir Endeksi araştırmasının artık vücut bulması gerektiğini belirterek "Bizim KAŞE’Yİ oluşturup, KAŞE’nin unsurlarıyla beraber Kayseri için ortaya koymuş olduğumuz ve "bundan sonra neler yapmalıyız" noktasındaki çalışmaları hızlandırmamız gerek. Develi çok stratejik bir yere geldi. Çünkü artık OSB’de tanımlandı. Biz MÜSİAD olarak artık bu işin başında olmak istiyoruz. Çünkü bu projenin Faz-2 ve Faz-3 ile beraber şekillenecek. Doğru planlama yaptıktan sonra hızlı sonuç alacağımız noktası olmalı" ifadelerini kullandı. Kayseri iş dünyası açısında Develi-Adana Karayolu’nun bitirilmesinin otoyoldan daha kıymetli olduğunu dile getiren Akmermer, "Kayseri’nin iş dünyası açısından Develİ-Adana Karayolu’nun bitirilmesinin otobandan daha kıymetli olduğunu düşünüyorum. Kayseri’den Adana’ya uzanan Develi, Tufanbeyli, Kozan ve Adana hattı olacak şekilde 13 kilometrelik sıcak asfalt çalışması yapıldı. Bu yapılan 13 kilometrelik yolun devamına bir yol planlanacak olursa bizim limana ulaşımımız olacak. Bu yol yaklaşık 60 kilometrelik bir kısaltma içeriyor. Yeniceden bizim ekstra tır maliyetimizin sanayicimize yaklaşık 850 milyon TL’nin üzerinde bir maliyeti olduğu söyleniyor. Verilerin geleceğe dönük projeksiyon da dönüştürüldüğü tahminleme evresine Faz-2 ile geçiyoruz. Yani Faz-2 bize bu veriler mevcut durum ışığında Kayseri’nin 5 yıl sonraki konumunu şekillendirecek" diye konuştu. "KAŞE’de Faz-2 ile asıl değerli kısma geliyoruz" KAŞE’nin Faz-2 çalışmaları hakkında bilgiler veren Akmermer, "Faz-2 ile asıl değerli olan kısma geliyoruz. KAŞE çalışmamız şehrin bir gelişimi ve kalkınmasına rol olsun diye yapıldı. KAŞE projesinin Faz-2 evresinde ileri dönük veri setine bağlı tahminlemelere başlayacağız. Kayseri’nin 5 yıl içerisindeki durumu bu raporlar ve küpe içerisinde bu olur diyecek. Şehrin 1 ile 5 yıllık projeksiyonları yapılarak, gelişim ivmesini tespit edeceğiz. Yani nereye doğru gelişmesi gerektiği noktasında bize yön belirleyecek. Daha önceki tahminler ile gerçekleşmiş olan veriler arasındaki sapmalar tespit edilecek. Kayseri KAŞE noktasında güzel bir iklimde umarım böyle devam eder" dedi. "Kayseri’nin SEGE’de TR 72’den çıkıp, kendine göre bir TR alanı alması güzel olur" Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları’nda (SEGE) Kayseri’nin TR 72 bölgesinden çıkarılıp, kendine göre bir TR alanı almasının gerektiğini aktaran Akmermer, "Kayseri baktığımızda şehir anlamında, şehircilik anlamında güzel bir şehir. Ancak SEGE doğru sonuç çıkmıyor. Biz TR 72 bölgesindeyiz. Yatırımda da bizi baz alırken, bu şekilde geçiyor. Ben bütün siyasetçilerimize seslenmek istiyorum. TR 72 dediğimiz Kayseri’nin Sivas ve Yozgat ile beraber planlanmasının çıkartılıp, Kayseri’nin daha farklı bir kalkınma planı çerçevesin de kendine göre bir TR alanı almalı. Yerel önceliğimiz açısından da bu şekilde olmalı " şeklinde konuştu. Akmermer, Bakanlıkla görüşmeler gerçekleştirerek, Akdeniz İhracatçılar Birliğinden çıkarak hangi alanda birlik kurması konusuna kadar geldiklerini söyleyerek, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bakanlığımız da yaptığımız toplantıda Kayseri’nin hangi alanda birlik kurması gerektiği mantığına geldik. Bu bakanlığımızın gündemine girdi. Çokta kıymetli konu. Biz bunu Kayseri için bir ihtiyaç gördük. Kayseri’nin kendi yapmış olduğu ihracattan elde edeceği payın yine Kayseri için harcanması noktasında bakanlığımız bir çalışma yaptıklarını söylediler. Biz yine bakanlığımızın kapısını bu konuyla alakalı bir kez daha çalıp, bakanlığımızla görüşeceğiz."
21 Şubat 2026 Cumartesi - 09:17
Tarımda B-Reçete uygulaması
Erzurum’da, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından B-Reçete uygulamasıyla ilgili bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Tarım ürünlerinde kullanılan pestisitlerin kontrolsüz kullanımını engellemek amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan B-Reçete uygulaması hakkında Erzurum İl Müdürlüğü ve İlçe Müdürlükleri yönetici ve personeline yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "Bu uygulama ile Bitki Koruma Ürünlerinin çiftçi dışındaki kişilere satışının engellenmesi, izlenebilirliğinin sağlanması, bu sistemin hem tarım ürünlerindeki pestisit kalıntılarının azaltılmasına hem de çiftçinin bitki koruma ürünü masraflarının azaltılmasına katkı sağlaması ve zirai ilaçların gelişigüzel kullanımının önüne geçilmesi hedeflenmektedir" denildi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 09:04
Büyükşehir’in üreticilere yem desteği devam ediyor
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, destekleriyle üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Başkan Çerçioğlu, üreticilere yönelik yem hibesi uygulamasını sürdürüyor. Üretimin sürekliliğini sağlamak, hayvancılığın gelişimine katkı sunmak ve kırsalda ekonomik canlılığı desteklemek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında 5 ve altında büyükbaş hayvana sahip üreticilere sığır süt yemi ve sığır besi yemi desteği veriliyor. Aydın Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından planlı şekilde sürdürülen dağıtımlar kapsamında yem hibesi bu kez Bozdoğan ilçesindeki üreticilere ulaştırıldı. Üreticiler, desteğin kendilerine büyük katkısı olduğunu belirterek memnuniyetlerini dile getirdi. Başkan Çerçioğlu, üretimin ve üreticinin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, kırsal mahallelerde hayvancılığın güçlenmesi için desteklerinin devam edeceğini ifade etti. Mahallede yaşayan üreticiler adına Başkan Çerçioğlu’na teşekkür eden Altıntaş Mahallesi Muhtarı Rıza Menderes, "Öncelikle mahallem adına Özlem Çerçioğlu başkanımıza çok teşekkürlerimi sunarım. Bu yemler bize gerçekten çok faydalı. Allah razı olsun, Allah başımızdan eksik etmesin, çok teşekkürlerimizi sunarız. Yem desteği çok güzel, çok önemli. Allah bir kere değil bin kere razı olsun. Özlem Başkanımız daima üreticilerimizin yanında" ifadelerini kullandı.
20 Şubat 2026 Cuma - 17:11
Tekirdağ’da ucuz et hamlesi: 650 TL’ye kıyma, 700 TL’ye kuşbaşı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen TEK Market, Süleymanpaşa’da düzenlenen törenle açılırken, uygun fiyatlı et satışı vatandaşların yoğun ilgisine neden oldu. Ertuğrul Mahallesi Hasan Âli Yücel Meydanı’nda gerçekleştirilen açılış törenine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hayata geçirilen projeyle vatandaşlara uygun fiyatlı ve sağlıklı et ürünleri sunulması hedefleniyor. Başkan Candan Yüceer konuşmasında, "Bu sosyal belediyecilik, şefkatli elini her bir hemşehrimizin omuzunda hissedeceği bir Tekirdağ için dayanışmayı büyütüyoruz. Daha önce gezici kent lokantalarıyla başlayan sürecimiz, dört ilçemizde açtığımız kent lokantaları, Süleymanpaşa’da açtığımız aşevi, emekliye pazar desteği, gıda desteklerimiz ve halk ekmek projelerimizle devam etti. Şimdi de TEK Market projemizi hayata geçirmenin mutluluğu içindeyiz. Bu market tek kalmayacak. Şarköy, Çerkezköy, Hayrabolu ve Malkara’da hazırlıklarımız tamamlandı. Diğer ilçelerde de nüfus ve ihtiyaç doğrultusunda sayısını artıracağız" dedi. Marketin bir zincirin ilk halkası olduğunu belirten Yüceer, tamamen kendi üretimleri olan yerli et ve et ürünlerinin satışa sunulacağını ifade ederek kavurma, sucuk ve köfte gibi ürün çeşitlerinin de yer alacağını söyledi. Ramazan ayına vurgu yapan Yüceer, dayanışma mesajı verdi. Market açılışında kıyma 650 TL, kuşbaşı et 700 TL’den satışa sunuldu. Et satışlarının kişi başı en fazla 2 kilogram ile sınırlandırıldığı belirtildi. Et ürünlerinin yanı sıra kadın üreticilerin hazırladığı yerel gıda ürünleri de raflarda yerini aldı. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek TEK Market’in açılışı gerçekleştirildi. Açılışın hemen ardından uygun fiyatlı et almak isteyen vatandaşlar yoğunluk oluşturdu. Market önünde uzun kuyruklar oluşurken, zaman zaman izdiham yaşandı.
20 Şubat 2026 Cuma - 16:50
Samsun Yeni OSB’de taşkın kontrol çalışmaları
Samsun Valiliği öncülüğünde, Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) yürütülen taşkın kontrolü ve kanal düzenleme çalışmaları değerlendirildi. Toplantı, Samsun Valisi Orhan Tavlı başkanlığında gerçekleştirildi. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda Türkiye Yüzyılı’nın en modern organize sanayi bölgelerinden biri olması hedeflenen Yeni OSB’de, altyapı çalışmaları kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesi ve DSİ 7. Bölge Müdürlüğü tarafından sürdürülen taşkın kontrolü ve kanal düzenleme faaliyetleri ele alındı. Yeni OSB’de sürdürülen çalışmaların, bölgenin modern ve güvenli bir üretim altyapısına kavuşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Toplantıya; Tekkeköy Kaymakamı Enver Hakan Zengince, DSİ 7. Bölge Müdürü Köksal Buğra Çelik, SASKİ Genel Müdürü Bahattin Yanık, Yeni OSB Müdürü Oğuz Keleş, Gıda İhtisas OSB Müdürü Serhat Semizoğlu, bölge şube müdürleri ve firma yetkilileri katıldı.
20 Şubat 2026 Cuma - 16:34
Aydın Ziraat Odaları’ndan ’Afet Bölgesi’ çağrısı
Aydın genelinde etkili olan aşırı yağışların ardından yaklaşık 155 bin dönüm tarım arazisinin sular altında kalması, üreticileri zor durumda bıraktı. Yaşanan gelişmeler üzerine Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, ilin "afet bölgesi" ilan edilmesi talebiyle Söke’de olağanüstü toplantı gerçekleştirdi. Toplantı, Söke Ziraat Odası Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı. Aydın genelindeki 16 ziraat odası başkanının katıldığı buluşmada, taşkınların tarımsal üretime etkileri ve çiftçilerin yaşadığı mağduriyet masaya yatırıldı. "En ağır tablo Söke Ovası’nda" Toplantının açılışında konuşan Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, özellikle Söke Ovası’nda durumun kritik olduğunu vurguladı. Söke’de 60 bin dönümün üzerinde arazinin sular altında kaldığını belirten Tanyeri, zarar gören alanların yüzde 95’inin buğday ekili tarlalar olduğunu söyledi. Yağışların ardından ilk günden itibaren sahada olduklarını ifade eden Tanyeri, çiftçilerin beklentileri doğrultusunda planlanan toplantıyı öne aldıklarını belirtti. Üreticilerin büyük kayıplarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Mustafa Tanyeri, alınacak kararların çiftçiler adına hayırlı olmasını temenni etti. Aydın Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu ise yaşanan tabloyu açık şekilde "afet" olarak nitelendirdi. İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Kendirlioğlu, kısa sürede düşen yoğun yağışın tarımsal dengeleri altüst ettiğini ifade etti. Aydın genelinde 155 bin dönümden fazla arazinin zarar gördüğünü, 60 küçükbaş hayvanın telef olduğunu ve bir vatandaşın helikopterle kurtarılmasının durumun ciddiyetini ortaya koyduğunu söyledi. Kuraklık beklentisi nedeniyle üreticilerin son iki yıldır kışlık ekime yöneldiğini hatırlatan Kendirlioğlu, özellikle Söke Ovası ve Menderes Nehri çevresinde buğday ekim alanlarının son 20-30 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını kaydetti. Devlet Su İşleri ile yapılan görüşmeler doğrultusunda kısıtlı su uygulamasına geçildiğini hatırlatan Kendirlioğlu, kuraklığa karşı alınan önlemlerin bu denli ani ve yoğun yağış karşısında yetersiz kaldığını ifade etti. Söke Ovası’nda buğdayın ardından ayçiçeği ekiminin artacağı, Aydın genelinde ürün deseninin değişeceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını belirten kurul üyeleri, pamuk üretiminde ise kuraklık nedeniyle düşüş beklendiğini hatırlattı. Ancak son yaşanan taşkınların tüm planları sekteye uğrattığı ifade edildi. "Aydın afet bölgesi ilan edilmeli" Toplantının ana gündemi, Aydın’ın afet bölgesi ilan edilmesi talebi oldu. Oda başkanları, afet bölgesi kararı alınması halinde üreticilerin kredi borçlarının faizsiz ertelenmesi ve destek mekanizmalarının devreye alınmasının mümkün olacağını dile getirdi. Toplantı sonunda 16 ziraat odası başkanı, taşkınlardan zarar gören üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi için ilgili kurum ve bakanlıklara ortak çağrıda bulunma kararı aldı. Aydın’daki tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil destek ve yapısal önlem beklentisi bir kez daha vurgulandı.
20 Şubat 2026 Cuma - 16:12
Zonguldak’ta limandan 500 ton hamsi çıktı
Zonguldak’ta balıkçılık sezonunda ağlara en çok hamsi takıldı. Sezon boyunca Kilimli Limanı’ndan yaklaşık 500 ton hamsi karaya çıkarıldı. Kilimli Su Ürünleri Kooperatifi Liman Müdürü Bülent Aksu, balıkçılık sezonunun genel durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Palamut ve çinakop avcılığının beklentilerin altında kaldığı bu dönemde ağırlıklı olarak hamsi avlandığını belirten Aksu, "Hamsicilik avcılığı oldu, istavrit az oldu. Bu sezon Kilimli Limanı’ndan hamsi çıktı. Zaten bölgedeki karaya çıkış noktalarımız Ereğli ve Kilimli. Limanımızdan toplamda 116 kamyon, yani 500 ton civarı hamsi karaya çıkarıldı. Bunun yanında 50-60 ton civarı istavrit avlandı. Yerel balıkçılarımız ise şu anda günlük 50 ila 100 kilo civarında mezgit avcılığına devam ediyor" ifadelerini kullandı. Denizlerin temiz tutulmasının balık popülasyonu için taşıdığı hayati öneme de dikkat çeken Aksu, geçmişten günümüze denize karışan atıkların ve değişen ekolojik dengelerin avcılığı doğrudan etkilediğini vurguladı. Denizlerin sadece insanların değil balıkların da yaşam alanı olduğunu hatırlatan Aksu, balıkçıların ağlarına zaman zaman tonlarca atık takıldığını belirterek deniz temizliği konusunda duyarlılığın artması gerektiğinin altını çizdi.
20 Şubat 2026 Cuma - 16:04
Türkiye ihracatının yüzde 8’i Aliağa’dan
İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Aliağa Şubesi, Şubat ayı olağan meclis toplantısını şube hizmet binasında gerçekleştirdi. Toplantıda Aliağa limanlarının 2025 yılı 12 aylık performansı, 2026 yılının Ocak ayı verileri, sektörel gelişmeler ve eğitime yönelik destekler ele alındı. Toplantıda konuşan İMEAK DTO Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, Aliağa limanlarının Türkiye genelindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gemi uğrak sayısı 6 bin 224 oldu Şimşek, 2025 yılında Aliağa limanlarına uğrak yapan gemi sayısının 6 bin 224 olduğunu belirterek, 2024 yılının aynı döneminde bu sayının 6 bin 86 olarak kaydedildiğini söyledi. Gemi sayısında yüzde 2,27 artış yaşandığını ifade eden Şimşek, Aliağa’nın Kocaeli’nin ardından ikinci sırada yer aldığını kaydetti. Aliağa limanlarına gelen gemi sayısının 2011 yılından bu yana artış eğiliminde olduğunu aktaran Şimşek, 2011-2025 döneminde gemi sayısının yüzde 24,90 oranında arttığını bildirdi. Ege Bölgesi liman başkanlıkları bazında 2025 verilerine de değinen Şimşek, İzmir Limanı’na 1.337, Dikili Limanı’na ise 304 gemi uğradığını belirtti. Dikili Limanı’nda gemi sayısının yüzde 60 arttığını, İzmir Limanı’nda ise yüzde 12,56 azalış yaşandığını ifade etti. Net tonda 88,7 milyon ton Aliağa limanlarında 2025 yılında elleçlenen net ton miktarının 88 milyon 699 bin 276 ton olduğunu açıklayan Şimşek, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,80 artış gerçekleştiğini söyledi. Aliağa limanlarının 2025 yılını net tonda lider tamamladığını kaydetti. Net ton elleçleme miktarının son 20 yılda yaklaşık üç kat arttığını belirten Şimşek, 2025 yılında 88,7 milyon tona ulaşıldığını bildirdi. Yükleme net tonunun 2025 yılında 35 milyon 871 bin 916 ton olarak gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, geçen yıla göre yüzde 4,84 artış sağlandığını ve liderliğin sürdüğünü söyledi. Boşaltma net tonunun ise 52 milyon 827 bin 360 ton olduğunu, bu kalemde yüzde 3,10 artış yaşandığını dile getirdi. İhracat 20 yılda yüzde 288 arttı Şimşek, 2004 yılında yaklaşık 9,2 milyon ton olan ihracat yüklemesinin 2025 itibarıyla 35,9 milyon tona ulaştığını, 20 yılda yüzde 288 artış gerçekleştiğini belirtti. Aliağa Gümrük Müdürlüğü’nün 2020 yılında 12,6 milyar dolar olan ihracat hacmini 2025 sonunda 21,8 milyar dolara çıkardığını ifade eden Şimşek, beş yılda yüzde 72,5 büyüme sağlandığını kaydetti. İthalat tarafında ise 2004 yılında 17,4 milyon ton olan boşaltma miktarının 2025 yılında 52,8 milyon tona yükseldiğini belirten Şimşek, Aliağa Gümrük Müdürlüğü’nün 2020’de 8,5 milyar dolar olan ithalat tutarının 2025’te 13,5 milyar dolara ulaştığını ve gümrük müdürlükleri arasında 8’inci sırada yer aldığını söyledi. Türkiye ihracatının yüzde 8’i Aliağa’dan Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’inin Aliağa Gümrük Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğini aktaran Şimşek, 2025 yılında Türkiye genel ihracatının 273 milyar doları, ithalatının ise 365 milyar doları aştığını bildirdi. Toplam 638 milyar dolarlık dış ticaretin yüzde 5,5’ine karşılık gelen 35,3 milyar dolarlık bölümünün Aliağa’dan gerçekleştiğini ifade etti. 2025 yılında Aliağa limanlarında elleçlenen konteyner trafiğinin 1 milyon 701 bin 274 TEU olarak gerçekleştiğini belirten Şimşek, geçen yıla göre yüzde 19,72 azalış yaşandığını ve Aliağa’nın 5’inci sırada yer aldığını söyledi. 2026’nın ilk ayında 7,4 milyon ton net elleçleme 2026 yılının Ocak ayı verilerine ilişkin bilgi veren Şimşek, Aliağa limanlarında 119 bin 146 TEU konteyner elleçlendiğini, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,56 azalış yaşandığını belirtti. Ocak ayında toplam gross ton elleçleme miktarının 10 milyon 174 bin 624 ton olduğunu kaydeden Şimşek, net tonun ise 7 milyon 414 bin 395 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti. Net tonda Aliağa’nın liderliğini sürdürdüğünü söyledi. Ocak ayında yükleme net tonunun 2 milyon 636 bin 169 ton olduğunu ve geçen yıla göre yüzde 9,85 azalış yaşandığını belirten Şimşek, boşaltma net tonunun ise 4 milyon 778 bin 226 ton olarak kaydedildiğini ve bu kalemde yüzde 0,80 artış sağlandığını dile getirdi. Ocak ayında Aliağa limanlarına 460 gemi uğrak yaptığını açıklayan Şimşek, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,88 azalış yaşandığını ve Aliağa’nın Kocaeli’nin ardından ikinci sıradaki yerini koruduğunu sözlerine ekledi. Toplantıya; Aliağa Sahil Güvenlik Komutanı Üsteğmen Tugay Peker, Aliağa Bölge Liman Başkanı Günhur Şanlı, Aliağa Deniz Liman Şube Müdürü Kadir Sonocak ile Aliaport Liman Hizmetleri A.Ş. Müdürü Faruk Altun da katıldı.
20 Şubat 2026 Cuma - 15:58
’’EMO sorun çıkaran değil, çözüm üreten bir yer olması gerekiyor’’
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi Başkan Adayı Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul, EMO’nun sorun çıkaran değil, çözüm üreten bir yer olması gerektiğini belirterek, elektrik mühendislerini pazar günkü seçime davet etti. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi seçimleri 22 Şubat tarihinde gerçekleştirilecek. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul seçimlerde aday oldu. Elektrik mühendislerine seslenen Doç. Dr. Arabul, ’’Ben ve arkadaşlarım bir adım attık, seni de aramızda görmek istiyoruz. 22 Şubat Pazar günü Nişantaşı Nuri Akın Anadolu Lisesi’ne seni ‘Kırmızı Liste’ye oy vermeye davet ediyoruz’’ dedi. Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul, ’’Elektrik, hayatımızın en önemli parçası haline geldi. Kiminle konuştuysam hep bir dert hep bir sorun dinliyorum. EMO hikayesi her zaman bir sorunun hikayesi oluyor. EMO sorun çıkaran değil, çözüm üreten bir yer olması gerekiyor. Her zaman kapısını açacağımız bir yer olması gerekiyor. EMO kapısı bizim için bir sıcaklık bir his. EMO denildiğinde bizim yüzümüzün gülmesi gerekiyor. EMO denildiğinde bir etkinlik, bir teknik gezi, bir proje gibi güzellikler olması gerekiyor. Yoksa burası bir kesimin odası değil, elektrik mühendislerinin odası’’ şeklinde konuştu.
20 Şubat 2026 Cuma - 15:41
Bakan Şimşek: "İlk defa bu kadar yoğun yabancı yatırımcı ilgisi görüyorum"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70’inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti. "İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı" Avrupa Birliği ve Orta Doğu’daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu. "İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak" Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi. "İlk defa bu kadar yoğun yatırımcı ilgisi görüyorum" Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong’da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Şimşek, 2007’den ta 2018’e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye’nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye’nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye’nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu. "Yatırımcıların ilgisinin nedeni Türkiye’nin savunma gücü" Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye’ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO’nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO’nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu. "EYT’nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik" Türkiye’nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi. Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye’de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT’nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9’a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu. "Yatırımcılar bize dezenflasyonun görünümünü ve Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar" Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi’ gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye’nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi. Şimşek, Japonya’dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya’nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye’ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi. Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti. Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4’ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi. "Türkiye cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı" Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye’nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023’e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5’lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024’te yüzde 0,8’e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024’te Türkiye cari fazla vermiş. 2025’te altın hariç Türkiye 0,3’lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1’i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti. "Net rezervler, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" Türkiye’nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20’nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20’nin altına, yüzde 17-18’ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran’ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu. "KKM önemli bir yükümlülüktü ve KKM stoku büyük oranda kalktı" ‘Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023’ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti. "Dezenflasyonda bir bozulma yok geçici bir takım faktörlerle bir yavaşlama söz konusu" Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu." Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs’ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi. "Arz yönlü, yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz" Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19’un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz." "Ocak ayında bir yüksek faiz ödemesi oldu" Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016’dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016’da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53’ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016’da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu. "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok" Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV’de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu. "Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık" Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye’deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder