EKONOMİ
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:04 Çankırı’da ihracat Ocak ayında 40 milyon 202 bin dolar oldu Türkiye İstatistik Kurumu tarafından verilen bilgiye göre, Çankırı’da 2026 yılı Ocak ayında ihracat 40 milyon 202 bin dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) ‘Dış Ticaret İstatistikleri’ni açıkladı. Paylaşılan verilere göre, 2026 yılının Ocak ayında Çankırı’da yapılan ihracat 40 milyon 202 bin dolar oldu. Gerçekleşen ihracatın ISIC Rev4 ürün sınıflamasına göre dağılımı incelendiğinde ilk sırada 29 milyon 62 bin dolar ile "iç ve dış lastik imalatı" ürün grubu bulundu. Bu ürün grubunu 7 milyon 615 bin dolar ile "makarna, şehriye, kuskus vb. unlu mamullerin imalatı" ve 1 milyon 202 bin dolar ile "öğütülmüş hububat ve sebze ürünleri imalatı" ürün grubu takip etti. Ocak ayında Çankırı’dan ISIC Rev4 sınıflamasına göre 44 farklı ürün grubundan ihracat gerçekleşti. Ocak ayında Çankırı’dan 86 farklı ülkeye ihracat yapılmış olup ilk sırada 10 milyon 617 bin dolar ile Almanya yer aldı. En fazla ihracatın gerçekleştiği ikinci ülke 4 milyon 487 bin dolar ile Macaristan olurken üçüncü sırada 3 milyon 738 bin dolar ile Somali bulundu. Çankırı’nın 2026 yılı Ocak ayındaki ithalatı ise 18 milyon 19 bin dolar oldu. 80 farklı ürün grubunda gerçekleştirilen ithalatta ilk üç sırada, 3 milyon 991 bin dolar ile "birincil formda plastik ve sentetik kauçuk imalatı" ürün grubu, 3 milyon 337 bin dolar "tahılların (pirinç hariç), baklagillerin ve yağlı tohumların yetiştirilmesi" ve 2 milyon 589 bin dolar ile "temel kimyasal maddelerin imalatı" ürün grubu yer aldı. Ocak ayında 32 farklı ülkeden Çankırı’ya yapılan ithalatta ise ilk sırada 2 milyon 850 bin dolar ile Çin yer aldı. İkinci sırada 2 milyon 179 bin dolar ile Kanada, üçüncü sırada 1 milyon 961 bin dolar ile Avusturya takip etti. Öte yandan, Ocak ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı Çankırı’da yüzde 223,1 oldu.
Tarım teşkilatı koyunu 9 doğuran besiciyi ziyaret etti
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:24 Tarım teşkilatı koyunu 9 doğuran besiciyi ziyaret etti Denizli’nin Pamukkale ilçesinde faaliyet gösteren küçükbaş hayvan çiftlikteki Sakız cinsi koyunlardan birisi bir batında 9 yavru dünyaya getirdi. Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri nadir görülen bir başarıya imza atan yetiştiricileri tebrik etti. Pamukkale ilçesine bağlı Pınarkent Mahallesi’nde sürdürülen hayvancılık faaliyetlerinde sıra dışı bir başarıya imza atıldı. Yaşlı kadın çiftçi Perihan Doğan’ın oğulları Cemil ve Atilla Doğan ile birlikte işlettiği Pınarkent Mahallesi’ndeki küçükbaş hayvan çiftliğindeki 250 koyundan biri olan 3 yaşındaki ’Çeşme sakızı’ cinsi koyun, geçen hafta bir batında 9 kuzu dünyaya getirdi. Geve hayvanlarını kontrol etmek için ağıla girdiklerinde koyunun bir batında 9 yavru doğurduğunu gören yetiştiriciler büyük şaşkınlık ve sevinç yaşadı. Dünyada nadir görülen bir doğumda 3’ü dişi 9 kuzu doğuran koyun, yavrularıyla birlikte ayrı bir alanda özel bakıma alındı. Bu sevindirici gelişme sonrası Tarım İl Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, İl Müdür Yardımcısı Mehmet Akif Şenyürek, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Sinan Bulut, Denizli Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kadir Özdemir ile birlikte işletmeyi ziyaret ederek, yetiştiricileri tebrik etti. Ziyarette kuzuların sağlık durumları yerinde incelendi, işletmenin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Aydın’dan 6 yıl önce getirttikleri 4 adet Çeşme sakızı cinsi koyunla hayvanlığa başladıklarını belirten Cemil Doğan, "Aldığımız koyunlar 4 ve 5’şer doğumlar yapmaya başlayınca hayvancılığa yöneldik. Şuan 250 hayvanlık bir çiftliğe ulaştık. Yılda iki defa yavru aldığımız Çeşme sakızı koyunlarımızdan birinin bir batında 9 kuzu doğurduğunu görünce hem sevindik hem de şaşırdık. Daha önce en fazla bir seferde en fazla 7 yavrumuz olmuştu" dedi. Yetiştiriciyi başarılı hayvancılık faaliyetleri için tebrik eden Tarım İl Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, "Koyunların tek seferde 5 ya da 6 yavru doğurduğuna karşılaşmıştık. Ancak 9 yavru dünyaya getiren koyun çok nadirdir. Bu durum koyunun doğru beslenmesi ve yumurta verimi ile koçun da döl verimiyle alakalıdır. Doğan kardeşleri yürekten kutluyor, bereketli ve bol kazançlar diliyoruz" diye konuştu.
Yem desteği Bayburtlu çiftçinin yüzünü güldürdü: "Bu destek bize iyi geldi"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:08 Yem desteği Bayburtlu çiftçinin yüzünü güldürdü: "Bu destek bize iyi geldi" Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen ’Bayburt Üreticisine Destek, Hayvancılığa Bereket Projesi’ kapsamında dağıtılan yemler, üreticilere can suyu oldu. Karşıgeçit köyünde hayvancılıkla uğraşan Mahmut Tetik, proje çerçevesinde aldığı yaklaşık 45 çuval yemle maliyetlerinin önemli ölçüde azaldığını belirtti. Bayburt’ta hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve artan yem maliyetleri karşısında üreticiyi korumak amacıyla başlatılan destek projesinde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık işletmelerine yönelik kapsamlı bir yem dağıtımı gerçekleştirildi. Karşıgeçit köyünde üretim yapan Mahmut Tetik, projeden faydalanan üreticilerden biri oldu. Tetik, sağlanan bu katkının üreticilere iyi geldiğini söyledi. "Bu tür projelerin devamını bekliyoruz" Yaklaşık 10 yıldır hayvancılık sektöründe üretim yapan Tetik, yem fiyatlarının arttığı bu dönemde sağlanan desteğin önemine dikkat çekerek, "Bu yapılan yem desteğinden dolayı çok memnunum. Bayburt Üreticisine Destek, Hayvancılığa Bereket Projesi’ni Tarım İl Müdürlüğünün resmi sitesinde gördüm. Ben de projeye başvurarak, destekten faydalandım. Yem fiyatlarının arttığı bu dönemde bu proje biz çiftçilere çok iyi geldi. Bu tür projelerin devamını bekliyoruz. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya çok teşekkür ediyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz" dedi. 50 milyon lira bütçe ayrıldı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen projeye 50 milyon TL bütçe ayrıldı. Hayvancılık potansiyelini güçlendirmeyi hedefleyen çalışma ile 181 köyde bulunan 2 bin 601 işletmeye toplam 67 bin 294 çuval (3 bin 365 ton) hayvan yemi dağıtıldı. Destekle birlikte üreticilerin yem maliyetlerinin azaltılması ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedeflendi. Bu tür desteklerin planlı ve kararlı bir şekilde süreceği İl tarım ve Oman Müdürlüğü tarafından bildirildi.
Muayene ve tedavi harcamaları hanelerin yüzde 6,1’ine çok yük getirdi
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:07 Muayene ve tedavi harcamaları hanelerin yüzde 6,1’ine çok yük getirdi 2025 yılında hanelerin yüzde 6,1’ine doktor muayene ve tedavi harcamalarının çok yük getirdiği, yüzde 50,2’sine biraz yük getirdiği, yüzde 40,9’una ise yük getirmediği görüldü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Sağlık Modülü verilerini paylaştı. Buna göre, hanelerin yüzde 6,1’ine doktor muayene ve tedavi harcamalarının çok yük getirdiği, yüzde 50,2’sine biraz yük getirdiği, yüzde 40,9’una ise yük getirmediği görüldü. Diş muayene ve tedavi harcamaları hanelerin yüzde 5,3’üne çok, yüzde 37,2’sine biraz yük getirirken yüzde 28,9’una yük getirmedi. İlaç harcamaları ise hanelerin yüzde 5,0’ına çok, yüzde 50,9’una biraz yük getirdi. Hanelerin yüzde 44,0’ı ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti. Son 12 ay içerisinde hanelerin yüzde 2,7’si muayene veya tedavi, yüzde 28,6’sı diş muayenesi veya tedavisi, yüzde 0,1’i ise ilaç harcaması yapmadı. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubundaki hanelerin yüzde 25,5’inde diş muayenesi harcaması olmadı Doktor muayene ve tedavi ile ilaç için harcama yapmayan hanelerin gelir gruplarından çok etkilenmediği görüldü. Diş muayene ve tedavisine ilk (en düşük) yüzde 20’lik gelir grubunda olanların yüzde 45,4’ünün, ikinci yüzde 20’lik gelir grubunun yüzde 36,5’inin, üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun yüzde 32,0’ının, dördüncü yüzde 20’lik gelir grubunun yüzde 28,1’inin, beşinci (en yüksek) gelir grubunun ise yüzde 25,5’inin harcama yapmadığı görüldü. En düşük yüzde 20’lik gelir grubundaki hanelerin yüzde 62,9’una doktor muayene ve tedavileri, yüzde 37,6’sına diş muayene ve tedavileri, yüzde 65,5’ine ise ilaç harcamaları yük getirdi. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubundaki hanelerin yüzde 53,0’ı doktor muayene ve tedavilerinin, yüzde 38,0’ı diş muayene ve tedavilerinin, yüzde 59,5’i ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti. Yoksulluk riski altında olmayanların yüzde 31,7’si çoğunlukla oturarak çalışanlar Bir işte çalışan 15 yaş ve üstü fertlerin tüm çalıştıkları süredeki aktivite yoğunlukları incelendiğinde, çoğunlukla bu fertlerin yüzde 29,4’ünün oturarak, yüzde 45,5’inin ayakta durarak, yüzde 18,7’sinin yürüyerek veya orta düzey fiziksel aktivite yaparak, yüzde 6,4’ünün ise ağır iş ya da ağır fiziksel aktivite yaparak çalıştığı görüldü. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin yüzde 17,2’si oturarak çalışırken risk altında olmayan fertler için bu oran yüzde 31,7 oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin yüzde 11,2’sinin ağır iş ya da aktivite yaparak çalışma hayatını geçirdiği görüldü. Fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetlerine zaman ayırmayanların oranı yüzde 63,3 oldu Bir işte çalışsın ya da çalışmasın 15 yaş ve üstü fertlerin olağan bir haftada iş dışında geçirilen zamanları incelendiğinde, bu fertlerin yüzde 1,4’ünün ’Günde iki kere veya daha fazla", yüzde 11,6’sının ’Günde bir kere’, yüzde 5,6’sının ’Haftada 4-6 kere’, yüzde 11,5’inin ’Haftada 1-3 kere’, yüzde 6,7’sinin ’Haftada 1 kereden az’ en az 10 dakika boyunca aralıksız devam eden fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetleri yaptıkları tespit edildi. Fertlerin yüzde 63,3’ünün ise fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetlerine zaman ayırmadığı görüldü. Fertlerin yüzde 96,9’u iletişim faaliyetlerinde zorlanmıyor Araştırma kapsamındaki 15 yaş ve üstü fertlerin yüzde 96,9’u iletişim kurmada, yüzde 95,8’i öz bakımında, yüzde 90,0’ı işitmede, yüzde 85,2’si bir şeyleri hatırlamada, yüzde 80,5’i görmede ve yüzde 79,7’si yürümede sorun yaşamadığını ifade etti. En çok zorlanılan faaliyetler ise sırası ile yüzde 17,3 ile görme, yüzde 15,2 ile yürüme, yüzde 12,6 ile hatırlama olurken fertlerin sadece yüzde 2,2’si iletişim faaliyetlerinde zorlandığını söyledi. Fertlerin en çok yapamadığını belirttiği faaliyetler ise yüzde 0,5 ile öz bakım, yüzde 0,4 ile yürüme, yüzde 0,2 ile bir şeyleri hatırlama ve iletişim kurma faaliyetleri oldu.
YEDAŞ Amasya Bölge Müdürlüğü’ne Eren Demirkan atandı
25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:27 YEDAŞ Amasya Bölge Müdürlüğü’ne Eren Demirkan atandı Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.(YEDAŞ) Amasya Bölge Müdürlüğü görevine Eren Demirkan atandı. Demirkan, Şubat 2026 itibarıyla yeni görevine başladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olan Demirkan, kariyerine Vezirköprü’de orman ürünleri firmasında elektrik bakım mühendisi olarak başladı. 2017 yılında YEDAŞ’a katılan Demirkan, şebeke işletme, bakım ve saha operasyonlarının yönetiminde önemli sorumluluklar üstlendi. Demirkan, 2021-2026 yılları arasında Samsun Çarşamba İşletme Yöneticisi olarak görev yaparak bölgedeki elektrik dağıtım faaliyetlerinin etkin ve kesintisiz şekilde yönetilmesini sağladı. Elektrik dağıtım alanındaki teknik bilgi birikimi ve saha tecrübesiyle öne çıkan Demirkan, yeni görevinde Amasya’daki enerji altyapısının güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin daha da artırılması hedeflerine liderlik edecek. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Eren Demirkan, "YEDAŞ bünyesinde farklı görevlerde edindiğim tecrübeyi Amasya Bölge Müdürü olarak hizmete dönüştürecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Amasya’da vatandaşlarımıza kesintisiz, güvenilir ve kaliteli enerji sunmak için ekip arkadaşlarımızla birlikte sahada güçlü bir koordinasyonla çalışmaya devam edeceğiz. Hizmet kalitesini daha da ileri taşımayı ve bölgenin enerji altyapısını güçlendirmeyi öncelikli hedefimiz olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. YEDAŞ, güçlü insan kaynağı ve mühendislik altyapısıyla Samsun, Ordu, Çorum, Amasya ve Sinop’ta milyonlarca aboneye kesintisiz ve güvenilir elektrik dağıtım hizmeti sunmaya devam ederken, deneyimli kadrosuyla bölgesel operasyonlarını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.
Jeopolitik gelişmeler ve altının yükselişi emlak piyasasını etkiledi
24 Şubat 2026 Salı - 21:08 Jeopolitik gelişmeler ve altının yükselişi emlak piyasasını etkiledi Eskişehir’de emlakçı Kasım Karakaş, yatırım yapmak isteyen vatandaşların jeopolitik gelişmeler ve altının yükselişi sonrası piyasada oluşan belirsizlik sebebiyle ev almayı tercih etmediklerini söyledi. Son dönemlerde dünya genelinde meydana gelen çeşitli jeopolitik olaylar altın piyasasını etkiledi. Altın fiyatları, 2025’teki yükselişin ardından bu yıl rekor seviyelere ulaştı. Buna bağlı olarak piyasada oluşan belirsizlik, emlak sektörünü de etkiledi. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan emlakçı Kasım Karakaş, yatırım yapmak isteyen vatandaşların şu anda ev almayı tercih etmediğini belirtti. Yalnızca çok ihtiyacı olanların ev aldığını ifade eden Karakaş, emlak fiyatlarında ise ciddi bir artış beklemediğini dile getirdi. "Bu belirsizliklerin yıl sonuna kadar süreceğini düşünüyorum" Emlak piyasasının yaklaşık 2 yıldır durgun olduğunu söyleyen Kasım Karakaş, "Jeopolitik gelişmelerle birlikte dünyada tansiyon arttı, bu da altının yükselmesine sebep oldu. Altın sürekli oynuyor. Kimisi altını bozup ev alıyor, kimisi de belirsizlikten dolayı parasını faizde tutmayı tercih ediyor. Örneğin, 3 milyon lira bankaya koyan biri ayda 80-90 bin lira gelir alabiliyor ama aynı parayla ev alsa 20 bin liraya kiraya veremiyor. Şu anda yalnızca çok ihtiyaç sahibi olanlar ev alıyor; yatırım için kimse ev almıyor. Bu belirsizliklerin yıl sonuna kadar süreceğini düşünüyorum. Emlak fiyatlarında ciddi bir artış beklemiyorum" dedi. "Kiralar 2 sene öncesinin altına düşmüş durumda" Son yıllarda ev fiyatlarının genel olarak sabit olduğundan bahseden Karakaş, "Hatta bazı mülklerde geçen senenin altına düşmüş durumda. Geçen yıl 4 milyon olan bir yer şu anda 3,5 milyona kadar düşebiliyor. Kiralar da 2 sene öncesinin altına düşmüş durumda. Yüzde 34’lük enflasyon oranını kimse uygulamıyor. Ev sahipleri, ’Kiracım çıkmasın’ diyerek ya aynı kiradan devam ediyorlar ya da çok cüzi bir artış yapıyorlar" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) kura sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Karakaş, TOKİ’den ev çıkmayan vatandaşların piyasaya yöneldiğini belirtti.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlamaların etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmekte"
24 Şubat 2026 Salı - 18:11 TVHB Başkanı Eroğlu: "Tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlamaların etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmekte" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı (TVHB) Ali Eroğlu, "Tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir" dedi. Ticaret Bakanlığı’nın kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararının ardından, TVHB Başkanı Eroğlu konuya ilişkin değerlendirmede bulundu. Eroğlu, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini belirtti. "Girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta" Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel verilerin, sektörün son 25 yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça gösterdiğini söyleyen Eroğlu, "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6 ile 2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır" diye konuştu. "Tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlamaların etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmekte" İhracat verilerinin incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son 15 yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığının görüldüğünü belirten Eroğlu, "2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık 3 kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Üretimin karlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi işlet neden olabilecektir" Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulmasının, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabileceğini vurgulayan Ali Eroğlu, "Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin karlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir" ifadelerini kullandı. Ali Eroğlu, ihracatın üreticiler için gelir kaynağı olmasının yanı sıra ülkeye döviz kazandıran stratejik bir faaliyet olduğunu belirtti. İhracattaki azalmanın maliyet baskısını artırabileceğini ifade eden Eroğlu, dış pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede geri kazanılamayacağını vurguladı. Ani ticari kısıtlamaların üretim planlamasını zorlaştırabileceğine dikkat çeken Eroğlu, öngörülebilirliğin sektörün rekabet gücü açısından önem taşıdığını kaydetti. "Kanatlı sektörü; istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir" Ali Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "TVHB olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır."
Bıyık "100 milyar lira kredi desteği hayırlı olsun"
24 Şubat 2026 Salı - 16:39 Bıyık "100 milyar lira kredi desteği hayırlı olsun" Düzce Ticaret ve Sanayi (DTSO) Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Bıyık, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır tarafından açıklanan imalat sanayi ve istihdamı koruma programı hakkında açıklamalarda bulundu. Erdoğan Bıyık, yaptığı açıklamada "Tüm dünyadaki ekonomik daralmadan ülkemizin ve özellikle ekonominin lokomotifi olan imalat sanayisinin asgari düzeyde etkilenmesi gerektiğini her platformda dile getirdik. Bakanlarımızla TOBB çatısı altında yapmış olduğumuz istişare toplantılarında da bu ihtiyaçları kendilerine ilettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanımız M. Fatih Kacır’ın dün açıklamış olduğu İmalat Sanayi ve İstihdamı Koruma Programının tüm üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Açıklanan bu yeni program ile çalışan başına aylık destek tutarı 3 bin 500 liraya çıkarıldı ve programa büyük ölçekli firmalar da dahil edildi. İmzaları atılan 100 milyar lira büyüklüğündeki finansman programı kapsamında, KOBİ’ler ve büyük ölçekli firmalar; bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı olarak 50 milyon liraya kadar krediye, 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli, uygun şartlarda erişebilecek. Yılık finansman maliyeti yüzde 33 olacak. KOBİ’lere kefalet desteği de sunulacak. Çalışan başına aylık 3 bin 500 lira ile desteklenen tekstil, giyim, deri ve mobilya sektörleri dışında kalan imalat sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin, 2025 yılı Kasım-Aralık ortalama istihdam düzeylerini koruma taahhüdü karşılığında, kullandıkları kredilerde finansman maliyetinin 10 puanını KOSGEB karşılayacak. Böylelikle yıllık finansman maliyetleri yüzde 23’e kadar inmiş olacak" ifadelerinde bulundu.
GSO Şubat ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi
24 Şubat 2026 Salı - 16:00 GSO Şubat ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Şubat Ayı Meclis Toplantısı, GSO Onursal Başkanı Abdulkadir Konukoğlu’nun katılımıyla, Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu’nun başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Meclis ve Meslek Komite Üyelerinin katılımıyla yapıldı. Güncel ekonomik göstergeler, küresel ölçekte yaşanan ekonomik gelişmeler, firmaların ve iş dünyasının talep, beklenti ve çözüm önerilerinin değerlendirildiği toplantıda, Gaziantep Sanayi Odası tarafından yürütülen faaliyetler, projeler ve planlanan çalışmalar hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, tüm İslam âleminin Ramazan ayını tebrik ederek, bu mübarek ayın birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendirmesini temenni etti. Gaziantep sanayisinin, küresel ve bölgesel ölçekte yaşanan belirsizliklere rağmen ülke ekonomisine katkı sağlamayı öncelik olarak gördüğünü belirten Konukoğlu, "Sanayimizin sürdürülebilir büyümesini sağlamak adına katma değerli üretim anlayışını yaygınlaştırmak ve teknoloji odaklı dönüşümü hızlandırmak, rekabet gücümüzü artırmada kritik bir rol oynamaktadır. İşletmelerimizin yenilikçi üretim modellerine yönelmesi, dijitalleşme ve verimlilik artışına odaklanması büyük önem taşımaktadır. Güçlü üretim altyapısı, dinamik girişimci ruhu ve değişime uyum sağlama kabiliyeti sayesinde Gaziantep sanayisinin zorlu ekonomik koşulları aşabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte de iş dünyamızın küresel pazarlardaki etkinliğini artıracak, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek ve sanayimizin dönüşümünü hızlandıracak adımları birlikte atmaya devam edeceğiz" dedi. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, 6 Şubat Depremi’nin 3’üncü yılında depremin bıraktığı derin izlere rağmen üretim, ihracat ve istihdamı sürdürmek için kararlılıkla çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Dünyada dengelerin yerinden oynadığı ve risklerin giderek arttığı bir tablonun hâkim olduğunu ifade eden Ünverdi, "ABD ve AB’nin oluşturduğu batı bloğu karşısında Çin gücünü artırmaya devam ediyor. Teknoloji ve fiyat konusunda Çin gibi ülkeler karşısında bizim gibi ülkelerin rekabet gücü azalıyor. Ülkemiz ekonomisinde ise makroekonomik göstergelere bakıldığında, Merkez Bankası’nın rezervlerinin artması, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen olumlu değerlendirmeler ve enflasyondaki düşüş gelecek adına umut veriyor. Ancak reel sektörün gücü bu süreçte çok azaldı. Bu noktada imalat sanayisine yönelik 100 milyar liralık yeni finansman paketini çok önemli buluyoruz. Bununla birlikte, Merkez Bankası’nın aylardır devam eden politika faizindeki indirimleri artık banka kredilerinde de görmek istiyoruz’’ diye konuştu. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı kapsamında 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla çok kritik bir eşiğin geride bırakıldığını hatırlatan Ünverdi, "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasında geçiş dönemi bitti ve asıl uygulama dönemi resmen başladı. Artık Avrupa gümrüklerinde beyan ettiğimiz ‘Doğrulanmış Ürün Karbon Ayak İzi’ raporlarına da bakılmaktadır. Yani bu bölgeye yaptığımız ihracatta karbon ayak izinin artık vazgeçilmez hale geldiğini görüyoruz. Bu yeni dönemde, karbon emisyonu sınır değerlerini aşan ve gerekli hazırlıkları yapmayan firmalarımız için fiili olarak SKDM Sertifikası alma zorunluluğu, yani mali yükümlülük dönemi başlamıştır. Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi (GSO-MEM) teknik altyapısını ve dijital raporlama sistemlerini ihracatçılarımız için tam donanımlı hale getirmiştir. Merkezimizde; hem kurumsal karbon ayak izi hesaplamaları ve ürün bazlı emisyon raporlamaları yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, firmalarımızın yeşil dönüşüm süreçlerine sağlanan hibe desteklerinde, bölgemizdeki tek çözüm ortağı olarak GSO-MEM iş birliğiyle hareket edilmektedir. Sanayicilerimiz bu desteklerden faydalanarak dönüşüm maliyetlerini minimize edebilirler’’ ifadelerini kullandı. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında da Meclis Üyelerine bilgi veren Ünverdi, "Şehrimiz ocak ayı ihracat rakamlarına göre bir kez daha en fazla ihracat yapan iller arasında 6’ncı sırada yer aldı. 2026 yılı ocak ayında 781 bin 987 dolar ihracat gerçekleştik. En çok ihracatın yapıldığı ülkelerin başında Irak ve ABD bulunmaktadır. İhracatın sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada yüzde 35,3 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, ikinci sırada yüzde 34,5 ile tekstil ürünleri, üçüncü sırada ise yüzde 12,7 ile kimya ve plastik ürünleri yer almaktadır" şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından söz alan Gaziantep Ayakkabı, Terlik ve Yan Sanayi İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özpolat, yapımı ve kurulum çalışmaları devam eden OSB alanında gelinen son aşamaya ilişkin bilgiler verdi. Özpolat, altyapı başta olmak üzere yürütülen yatırım süreçleri ve bölgenin sanayi potansiyeline sağlayacağı katkılar hakkında paylaşımlarda bulunarak çalışmaların sürdüğünü belirtti. Gaziantep Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı, gündem maddelerinin görüşülmesi ve soru-cevap bölümünün tamamlanmasının ardından sona erdi.
Coğrafi işaretli Datça Nurlu Bademi için Muğla Büyükşehir Belediyesi tesis kuruyor
24 Şubat 2026 Salı - 15:44 Coğrafi işaretli Datça Nurlu Bademi için Muğla Büyükşehir Belediyesi tesis kuruyor Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle Datça Ahi Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi tarafından hazırlanan "Datça Nurlu Bademi Sosyal Kalkınmaya Destek Oluyor" projesi, 2025 yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Proje doğrultusunda, Büyükşehir Belediyesi’ne ait taşınmaz üzerinde coğrafi işaretli Datça Nurlu Badem’inin işleneceği bir üretim tesisi kurulacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yerel kalkınma ve kadın emeğini güçlendirme hedefi doğrultusunda destek verdiği projelerden biri daha hayata geçiyor. Datça’nın ilk ve tek kadın kooperatifi olan S.S. Datça Ahi Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi tarafından hazırlanan "Coğrafi İşaretli Datça Nurlu Bademi Sosyal Kalkınmaya Destek Oluyor" projesi, 2025 yılı SOGEP kapsamında Muğla’dan desteklenmesine karar verilen projeler arasında yer aldı. Proje kapsamında, mülkiyeti Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne ait taşınmaz üzerinde bir üretim tesisi kurulacak. Coğrafi işaretli Datça Nurlu Badem’i işlenecek Kurulacak tesiste Coğrafi İşaret Tescilli Datça Nurlu Bademi işlenerek katma değeri artırılacak. Badem lokumu, kurabiye ve çeşitli gıda ürünleri başta olmak üzere yeni ürünlerin üretimi gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra diğer yöresel ürünlerin de işlenerek ticari ürüne dönüştürülmesi sağlanacak. Böylece yerel ve geleneksel ürünlerin çeşitlendirilmesi, markalaşması ve ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Büyükşehir’den kadın kooperatifine üretim desteği Katma değerli üretim anlayışıyla oluşturulacak yerel ürün üretim ve pazarlama ekosistemi sayesinde Datça’da sosyo-ekonomik kalkınmanın desteklenmesi amaçlanıyor. Proje ile özellikle kadın ve genç istihdamının artırılması, üretime aktif katılımın teşvik edilmesi ve kooperatifçilik modelinin güçlendirilmesi planlanıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatiflere sağladığı mekânsal ve kurumsal destekle hayata geçecek tesis, hem Datça Nurlu Bademi’nin marka değerini yükseltecek hem de kadın emeği temelli sosyal kalkınmaya katkı sunacak. Başkan Aras: "Kadın emeğiyle yerel kalkınmayı büyütüyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızın her ilçesinde yerel üretimi, kadın emeğini ve kooperatifçiliği desteklemeye devam ediyoruz. Datça’nın simgelerinden biri olan coğrafi işaretli Nurlu Badem’i sadece bir tarım ürünü olarak değil, bu kentin kültürü, emeği ve bereketi olarak görüyoruz. Bu proje ile birlikte Datça’da kadınların üretimde daha güçlü yer almasını, gençlerimizin kendi memleketlerinde istihdam edilmesini ve yerel değerlerimizin katma değere dönüşmesini hedefliyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak kooperatiflerimize mekânsal ve kurumsal destek sunuyor, onların daha güçlü, daha sürdürülebilir yapılar haline gelmesi için çalışıyoruz. Datça Nurlu Bademi’nin işlenerek markalaşması hem ilçe ekonomisine hem de Muğla’mızın tanıtımına önemli katkı sağlayacaktır. Yerelde kalkınmanın yolu, yerel üreticiyi ve özellikle kadın emeğini desteklemekten geçiyor. Bu anlayışla üretmeye, desteklemeye ve birlikte büyümeye devam edeceğiz" dedi.
Manisa’da dijital dayanışma hamlesi
24 Şubat 2026 Salı - 15:14 Manisa’da dijital dayanışma hamlesi Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen ’Askıda öğrenci kartı’ ve ’Askıda fatura’ ile hayırseverler öğrencilerin eğitim yolculuğuna doğrudan destek olabilecek. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal dayanışmayı dijital ortama taşıdığı "Senin İçin" platformu kapsamında hayata geçirdiği "Askıda Fatura" ve "Askıda Öğrenci Kartı" projesiyle ihtiyaç sahibi öğrencilere umut oluyor. Uygulama sayesinde hayırsever vatandaşlar, öğrencilerin sistemde yer alan faturalarını ödeyerek ya da ulaşım kartlarına bakiye yükleyerek eğitim hayatlarına doğrudan katkı sağlayabilecek. ‘Alan el, veren eli görmeyecek’ prensibiyle hayata geçirilen projede, destek sağlayan kişiler katkıda bulundukları öğrencinin kim olduğunu bilmeyecek; öğrenciler de kendilerine destek olan hayırseverin kimliğine ulaşamayacak. Tamamen güvenli ve gizlilik esasına dayalı olarak kurgulanan sistemle hem yardımlaşmanın manevi değeri korunacak hem de öğrencilerin onuru gözetilecek. Proje kapsamında öğrenci ulaşım kartlarına yönelik başvurular ile MASKİ aboneliği bulunan öğrencilerin fatura başvuruları sistem üzerinden alınacak. MANULAŞ A.Ş. ve MASKİ Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülecek uygulamada, ihtiyaç sahibi öğrencilerin talepleri ilgili birimler tarafından değerlendirilecek ve uygun bulunan başvurular dijital ortamda hayırseverlerin erişimine açılacak. Vatandaşlar, seninicin.manisa.bel.tr adresi üzerinden "Askıda Öğrenci Kartı" ve "Askıda Fatura" modüllerini kullanarak sisteme kolayca ulaşabilecek. Destek vermek isteyenler, sistemin yönlendirmesiyle listede yer alan bir öğrencinin ulaşım kartına bakiye yükleyebilecek ya da uygun bulunan bir faturayı ödeyerek katkı sunabilecek. Böylece öğrencilerin okula ulaşım masrafları karşılanırken, temel ihtiyaçlarına yönelik faturaları da ödenmiş olacak. Hayırseverler sistem üzerinden istedikleri tutar aralığını belirleyerek otomatik yönlendirme alabilecek ya da başvurular arasından seçim yaparak kolayca ödeme gerçekleştirebilecek. Öğrenciler ise başvurularının durumunu cep telefonu numaraları üzerinden takip edebilecek; faturaları onaylandığında ya da ödeme yapıldığında SMS ile bilgilendirilecek. "Eğitime yapılan her katkı geleceğe yatırımdır" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, projeye ilişkin yaptığı açıklamada sosyal belediyeciliği çağın imkanlarıyla buluşturduklarını belirterek, "Biz Manisa’da kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir şehir inşa ediyoruz. ‘Alan el, veren eli görmeyecek’ anlayışıyla hayata geçirdiğimiz bu uygulamalar, dayanışma kültürümüzü dijital ortama taşıyan önemli bir adımdır. Gençlerimizin eğitim yolculuğunda karşılaştıkları ekonomik zorlukları hafifletmek, onların umutlarını ve motivasyonlarını güçlendirmek en büyük sorumluluğumuzdur. Eğitime yapılan her katkı, şehrimizin geleceğine yapılan en kıymetli yatırımdır" ifadelerini kullandı. Uygulamanın, yalnızca maddi bir destek mekanizması olmanın ötesinde gençlerin kendilerini yalnız hissetmemelerini sağlayan güçlü bir dayanışma köprüsü olması hedefleniyor.