EKONOMİ
EGİAD, TÜRKONFED bünyesindeki GİAD’ları İzmir’de ağırladı 04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32:55 Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), TÜRKONFED bünyesinde faaliyet gösteren Genç İş İnsanları Derneklerini İzmir’de buluşturarak, iş dünyasının dönüşüm gündemine yön veren önemli bir programa ev sahipliği yaptı. EGİAD ev sahipliğinde 3 Nisan Cuma günü gerçekleştirilen İzmir programı kapsamında, kentin önde gelen kurumlarına ziyaretler düzenlenirken, günün ana eksenini iş dünyasında ortak akıl, kurumsal dayanışma, dönüşüm vizyonu ve gelecek odaklı iş birliği oluşturdu. EGİAD ev sahipliğinde gerçekleşen İzmir GİAD Buluşması’na Adana Genç İş adamları Derneği (AGİAD), Aydın Genç İş İnsanları Derneği (AYGİAD), Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Balıkesir Genç İş İnsanları Derneği (BAGİAD), Eskişehir Genç İş Adamları Derneği (ESGİAD), Genç Yönetici İş İnsanları Derneği (GYİAD), Manisa Genç İş Adamları Derneği (MAGİAD), Kuzey Kıbrıs Genç İş İnsanları Derneği, Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) katıldı. Program Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi’yi ziyaretlerle başladı. Gün boyunca gerçekleştirilen ziyaretlerde, İzmir iş dünyasının çatı kurumlarıyla bir araya gelinerek bölgesel kalkınma, sanayi politikaları, ihracat kapasitesi, girişimcilik ekosistemi ve dönüşüm başlıkları çok boyutlu şekilde ele alındı. BASİFED, EBSO ve EİB nezdinde yapılan temaslar, genç iş dünyası temsilcilerinin kurumsal iş birliklerini daha da güçlendirme iradesini ortaya koydu. Akşam bölümünde EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda GİAD’ların birbirini daha yakından tanımalarına imkan sundu. Açılış konuşmaları, küresel ekonomik görünüm sunumu ve TÜRKONFED komisyonlarının tanıtım oturumu ile devam eden program, İzmir iş dünyasının kurumsal kapasitesini perçinledi. EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, "Bugün rekabet gücü yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kurumlar arası koordinasyon, ortak vizyon ve dönüşüm refleksiyle ölçülüyor. İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu temaslar, iş dünyasının farklı temsil alanları arasında daha güçlü bir stratejik eşgüdüm kurulmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha göstermiştir" dedi. "İzmir, sadece bir ev sahibi değil, bir vizyon merkezi" Programın açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, İzmir’in tarihi ticaret birikimi, girişimcilik kültürü ve üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin stratejik merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, genç iş insanları dernekleri arasındaki temasın yalnızca kurumsal bir buluşma değil, aynı zamanda geleceği birlikte inşa etme iradesi olduğunu ifade etti. Özhelvacı, "EGİAD olarak 35 yılı aşan kurumsal geçmişimizle yalnızca üyelerimize değil, bölgemize ve ülkemize değer üreten bir sivil toplum anlayışını temsil ediyoruz. TÜRKONFED çatısı altındaki GİAD’ları İzmir’de ağırlamak, bizim için sadece bir ev sahipliği değil; ortak aklı büyütme, deneyim paylaşımını güçlendirme ve geleceğe dönük yeni iş birliği alanları oluşturma sorumluluğudur." diye konuştu. Özhelvacı, bu çerçevede iş dünyasının yeni dönemde daha çevik, daha veriye dayalı ve daha dirençli yapılara ihtiyaç duyduğunu belirterek şunları söyledi: "Küresel sistemin yeniden şekillendiği bir eşikteyiz. Bu yeni dönemde iş dünyasının en büyük ihtiyacı; belirsizlikleri doğru okuyabilen, dönüşümü tehdit değil fırsat olarak görebilen ve ortak geleceğe yatırım yapabilen bir yönetim anlayışıdır. Genç iş insanları olarak bizim sorumluluğumuz, bu değişimi yalnızca izlemek değil, yön veren aktörlerden biri olmaktır." EGİAD’dan güçlü mesaj: Gelecek, dayanışmayla inşa edilecek Programın genel değerlendirmesinde, genç iş dünyası kuruluşları arasındaki bağların kuvvetlenmesinin yalnızca temsil kapasitesini artırmakla kalmayıp, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dönüşümüne daha güçlü katkı sunulmasını da mümkün kıldığı vurgulandı. EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla temas, daha fazla iş birliği ve daha fazla ortak üretimdir. Genç iş insanları dernekleri olarak bulunduğumuz her şehirde yalnızca kendi üyelerimizin değil, ülkemizin geleceğine dair sorumluluk taşıyoruz. EGİAD olarak inancımız net: Türkiye’nin ikinci yüzyılında sürdürülebilir kalkınmanın yolu; dijital, yeşil ve toplumsal dönüşümü birlikte sahiplenmekten geçiyor." Toplantıda konuşan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş ise, Türkiye’deki GİAD’ların federasyon ve konfederasyon çatısı altında birlikte hareket etmesinin güç ve sinerji oluşturacağını belirtti. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, "Türkiye ve bugün bizi buluşturan Ege Bölgesi, güçlü ihracat kapasitesi, girişimci kültürü ve stratejik lojistik konumuyla bu fırsatları en iyi değerlendirebilecek oyunculardan. TÜRKONFED olarak hiç durmadan mücadelemizi sürdürüyoruz. Kendi bileşenlerimiz arasında, kamuyla, özel sektörle, ulusal ve uluslararası politika yapıcılarla görüşmeler ve ortak çalışmalarla ülkemizi bu yeni düzen içinde hak ettiği yere taşımak için yeni yollar ve yöntemler geliştiriyoruz. Öte yandan şunu da biliyoruz: İstediğimiz kadar çok kaynağımız, istediğimiz kadar çok fırsatımız olsun Dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkeleri, girişimciliği, yatırımcılığı teşvik edenlerdir. Bu nedenle de bir ülkenin en kıymetli kaynağı insanlarıdır. Siz genç iş insanları, bu sürecin en değerli ortaklarısınız. Gençliğiniz, enerjiniz, girişimcilik şevkiniz, geleceğimizin en büyük güvencesidir" dedi. Küresel gelişmeler ışığında yeni ekonomik yol haritası TÜRKONFED bünyesinde görev yapan Ekonomi Danışmanı Can Selçuki ise, "Küresel Gelişmeler ve Ekonomik Görünüm" başlıklı sunumuyla katılımcılara dünyadaki ekonomik ve siyasal dönüşümün iş dünyasına etkilerini değerlendirme imkânı sundu. Değişen küresel dengeler, finansal görünüm, yatırım ortamı ve öngörülebilirlik başlıkları çerçevesinde yapılan değerlendirmeler, iş insanlarının önümüzdeki döneme ilişkin stratejik bakışını güçlendiren önemli bir içerik sundu. Selçuki, şunları söyledi: "11 Eylül güvenlikleşme, 2008 küresel finansal çöküş ve pandemi, İran savaşı, bunlar dünyada devletin vatandaşın hayatında rolünün daha da genişlediği, büyüdüğü bir trende doğru soktu. Bunların sonucunda üç senaryo var. İlki Soğuk Savaş, bir tarafta ABD, diğer tarafta Çin ve Rusya. Diğer senaryo imparatorluklar çağı. Aslında bizim 20. yüzyılda tesis etmeyi becerebildiğimiz uluslararası sistem, yerini 19. ve 18. yüzyılın uluslararası sistemine bırakıyor. Türkiye bu tabloda nerede? Enerji maliyetlerimiz yüzde 12 arttı. Faiz indirimi döngüsü durdu. 2026’da daha rahat bir ortam göremeyeceğiz ne yazık ki. Suriye savaşındaki gibi bir göç dalgası İran’dan beklemesek de doğalgazın yüzde 15’inin İran’dan geldiğini unutmamak gerekiyor. Ancak yapısal fırsatlarımız da var. Türkiye’nin lojistik değeri ortaya çıktı. Almanya ve İtalya’nın üretim kaybı var. Türkiye için bu bir fırsat. Türkiye için yeni ticaret koridorları açıldı. Bunun dışında Türkiye çevresindeki güvenlik yeniden şekilleniyor. Böyle bir ortamda Cumhuriyet’in kuruluş reflekslerine bir kez daha müteşekkir olmamak mümkün değil" dedi. TÜRKONFED komisyonlarıyla dönüşüm alanlarında güçlü mesaj Program kapsamında gerçekleştirilen TÜRKONFED komisyonları hakkında bilgilendirme oturumu ise, federasyon bünyesinde sürdürülen dönüşüm odaklı çalışma alanlarını görünür kıldı. Dijital dönüşümden yeşil dönüşüme, finansmana erişimden gençlik ve eğitime uzanan başlıklarda yapılan sunumlar; genç iş dünyasının yalnızca bugünün değil, yarının da ajandasını şekillendirdiğini gösterdi. Programın son bölümünde konuşmacılar, TÜRKONFED’in çok katmanlı dönüşüm yaklaşımının saha ile temas eden uygulanabilir ve sonuç odaklı yapısını ortaya koydu. TÜRKONFED Genç İş İnsanları Derneklerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Hakan Urhan, GİAD’larla yapılan istişare toplantılarının bundan sonraki süreçte daha sık yapılacağına dikkat çekerek, bu konuda çalışmaları hızlandırdıklarını ifade etti. Bir GİAD zirvesinin hazırlandığının bilgisini de paylaşan Urhan, komisyon başkanlarının verdiği katkılardan dolayı teşekkür etti. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Dijital Dönüşüm Komisyonu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer ise, Dijital Dönüşüm Komisyonu olarak yaptıkları projeleri ve planlamalarını aktardı. Sürekli öğrenme mekanizmasının kurumlarda işletilmesi gerektiğinin altını çizerek, dijital farkındalıkla verimlilik artışı hedeflediklerini ve GİAD’larda bir kıvılcım yakmak istediklerini kaydetti. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Finansmana Erişim Komisyonu Başkanı Kaan Kiziroğlu, "KOBİ’lerin talepleri doğrultusunda sahaya inerek odaklanılması istenen, tartışılması istenen finansman konularını masaya yatırıyor, sorunlara çözüm önerileri getirmeye çalışıyoruz. Finansal okur yazarlığı artırmaya yönelik eğitimler düzenliyor, KOBİ’leri alanlarında uzman isimler ile bir araya getiriyoruz. Yeni dönemde başlayacağımız proje ile KOBİ’lerin finansmana erişim endeksi çalışması gerçekleştireceğiz. Periyodik olarak yayınlanacak endeksin bölgesel kalkınma ve yatırım potansiyelinin artmasına destek olacağına inanıyoruz" dedi. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Gençlik ve Eğitim Komisyonu Başkanı Feyyaz Ünal da eğitim alanında mevzuat değişikliklerini takip ederek öneriler sunduklarını vurgulayarak, "2026 yılında TÜRKONFED Akademi hayata geçiyor. İlk döneminde yönetim kurulu başkanlarına ve üye federasyonlarımızın genel sekreterlerine yönelik eğitimler planlıyor olacağız. "Çağdaş Yurttaşın El Kitabı" tamamlandı, yakın zamanda lansman ile duyurusunu yapacağız. Genç TÜRKONFED, gençlere sivil toplum bilincini aşılamak ve bir sonraki adıma hazırlamak için kurulmuş bir topluluktur. Geçlere yönelik vizyon buluşmaları ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirmekteyiz" dedi. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile hızlanmış bir süreç içinde mevzuatların Türkiye mevzuatına doğru aktarımına yönelik politika önerileri geliştirdiklerini ve bunları kamu kurumları ile paylaştıklarını dile getirdi. Ayrıca SME Climate Hub ile imzalanan iş birliği protokolünü aktaran Ünlü, birlikte Türkçe kaynaklar ve araçlar geliştirmeye başladıklarını kaydetti. Ünlü, TTGV ile hayata geçirecekleri yeni proje ile de işletmelere yönelik ücretsiz destekler vereceklerinin bilgisini paylaştı. İzmir programı, kurumsal hafızaya güçlü bir not düştü TÜRKONFED bünyesindeki GİAD’ların EGİAD ev sahipliğinde İzmir’de bir araya geldiği program, kurumsal dayanışmayı pekiştiren, fikir alışverişini büyüten ve gelecek dönem iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturan önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı. İzmir’in üretimden ihracata, girişimcilikten dönüşüm vizyonuna uzanan çok yönlü potansiyeli, bu program vesilesiyle bir kez daha güçlü biçimde ortaya kondu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:17 BTSO MESYEB, nitelikli dönüşümün öncüsü olmaya devam ediyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren Mesleki Yeterlilik Sınav ve Belgelendirme Merkezi (MESYEB), modern teknik altyapısı ve sunduğu kapsamlı hizmetlerle mesleki dönüşüm sürecine rehberlik ediyor. Elektrikli ve hibrit araç teknolojileri ile elektro-mekanik üretim gibi geleceğin sektörlerinin zorunluluk kapsamına alınması, MESYEB’in sektörel yetkinliğini kritik bir noktaya taşıdı. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından yayımlanan son tebliğle birlikte, belge zorunluluğu getirilen meslek grubu sayısı 244’e ulaştı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ uyarınca; Batarya Elektrikli Araç Bakım Onarımcısı, Elektrikli Araç Montaj Elemanı, Elektro-Mekanik Montaj İşçisi, Hibrit Araç Bakım Onarımcısı, Mermer-Doğaltaş İmalat Elemanı ve Mermer-Doğaltaş Ocakçısı gibi sanayide dönüşümü sırtlayan meslek dallarıyla birlikte 40 alanda daha belge zorunluluğu başladı. Söz konusu değişiklikle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının en üst seviyeye çıkarılması, nitelikli iş gücü kapasitesinin artırılması ve üretim süreçlerinde hata payının minimize edilerek kalitenin sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor. MESYEB 2026 hedeflerini büyüttü Yeni düzenlemede, özellikle teknoloji odaklı alanlarda geniş yetki kapsamına sahip olan BTSO MESYEB, sanayicinin en stratejik çözüm ortağı olarak konumunu sağlamlaştırdı. MESYEB, bu alanlardaki tecrübesiyle belgelendirme süreçlerini hızlı, etkin ve uluslararası standartlarda yönetmeyi hedefliyor. Hâlihazırda 112 ulusal yeterlilik kapsamında faaliyet gösteren MESYEB, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) tam donanımlı tesisinde 87 farklı meslekte sınav ve belgelendirme yapabiliyor. Sanayicinin üretim hızını kesmeden hizmet sunan merkez, 2026 yılı içerisinde portföyüne 18 yeni mesleği daha ekleyerek etki alanını genişletmeyi planlıyor. "Sanayimizin Geleceğini Nitelikli İnsan Kaynağıyla İnşa Ediyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yeni düzenlemenin sanayideki dijital ve yeşil dönüşümle tam uyum sağladığını belirterek, "Küresel rekabette gücümüzü belirleyen temel unsur, sahip olduğumuz nitelikli insan kaynağıdır. Bugün sanayi, elektrikli ve hibrit araç teknolojileri gibi yeni nesil üretim modellerine evrilirken, mesleki yeterlilik sistemi bu değişimin en sağlam zeminini oluşturuyor. MESYEB olarak bu değişimi önceden okuyor, altyapımızı her geçen gün daha ileriye taşıyoruz." dedi. Yeni düzenlemeyle kapsama alınan kritik mesleklerin büyük bir kısmında BTSO MESYEB’in yetkili olduğunu ifade eden Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Merkezimizin bu kapsamlı yapısı Bursa iş dünyası ve ülkemiz sanayisi için büyük bir avantaj. Firmalarımızın bu geçiş sürecinde üretim kaybı yaşamadan uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlıyoruz. Çalışanlarımızın mesleki yetkinliklerini uluslararası standartlarla tescil ederek hem istihdam kalitesini yükseltiyor hem de güvenli bir üretim ekosistemi oluşturuyoruz. MESYEB’i, yeni meslek dallarıyla zenginleştirerek sanayicimizin yolunu açmaya devam edeceğiz."
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:01 Şehitkamil Belediyesi uygun fiyatlı baklava üretip satarak her ay bir şehit yakınına ev alacak Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, hayata geçirilen uygun fiyatlı baklava satışı projesine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Yılmaz, elde edilen gelirle her ay bir şehit ailesine ev alacaklarını açıkladı. Gaziantep’in dünyaca ünlü ve Avrupa Birliği tescilli baklavasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen Şehitkamil Belediyesi, sosyal sorumluluk ve yerel kalkınmayı bir araya getiren "Baklava Projesi"ni hayata geçirdi. Projenin kısa bir süre içerisinde ilgi görmesiyle birlikte satışlarda büyük artış yaşandı. Vatandaşlar tarafından olumlu dönüş alan proje, siyasette ise eleştirilere neden oldu. "Her ay bir şehit yakınına ev alınacak" Projeye yönelik eleştirilere yanıt veren AK Parti Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, projenin ticari değil sosyal amaçlı olduğunu vurgulayarak, "Bu baklavaları üretip satıyoruz ve elde edilen gelirin tamamını şehit ve gazilerimize ayırıyoruz. Allah izin verirse her ay bir şehidimizin ailesine ev alacağız" dedi. Hayata geçirilen baklava projesinden elde edilen ilk gelirle, 10 güne kadar şehit ailesine ev alınacağını belirten Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın bize çok büyük bir tavsiyesi var. Şehit ve gazileri unutmayacaksınız dedi. Biz de Gaziantep’te ne yapabiliriz? Şehit ve gazilerimize nasıl yardımcı olabiliriz dedik ve bir baklava projesi ortaya çıkardık. Biz bu baklavaları üretip satıyoruz ve bu baklavaların gelirinin tamamını şehit ve gazilere ayırdık. Yani Allah izin verirse biz 15 gündür baklava satışındayız. Bir hafta 10 güne kadar inşallah bir şehidimize ev alacağız. Yani bu satışlarda her ay bir şehidimize biz bir ev alacağız. Bunun gururu ve mutluluğu içerisindeyiz" dedi. "Büyük baklavacılar bir araya gelip kentte baklavanın fiyatını belirleyemez" Baklavanın Gaziantepli vatandaşlar için bir tatlı değil, bir kültür olduğunu ifade eden Yılmaz, büyük firmalarının bir araya gelerek baklava fiyatlarını belirleyemeyeceğini ifade etti. Yılmaz, "Ben bu işin bu kadar patlayacağını hesap etmedim. Gaziantep’te bu kadar baklava hassasiyeti olacağına bende çok dikkat etmedim. Fakat şöyle bir durum vardı. Bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Baklava fiyatları gerçekten Bodrum plajları gibi olmaya başlamıştı ve Gaziantep’te can sıkıcı hal almaya başlamıştı. Bir baklava 2 bin ila 2 bin 200 liraya satılır hale gelmişti. İngiltere, Almanya’daki, Fransa’daki fiyatları da 34 Euro, 39 Euro arasındadır. Elimde bu konuda bilgiler, belgeler var. Ama ben baklavanın başkenti Gaziantep’te baklavanın çıktığı yerde bu fiyatları doğru olmadığını hep dile getirdim ve büyük baklavacılardan bir adım atmasını bekledim. Büyük baklavacıların 4-5 tanesi bir araya gelip kentte baklavanın fiyatını belirleyemez. Baklava bizim için bir tatlı değil, bir kültür, bir paylaşım aracıdır. Bizler eskiden cenazelere giderken iki tepsi ya da bir tepsi baklava alır giderdik. Hadi şimdi gidin alın bir tepsi baklavayı da gidin bir taziyeye. Bugün 2,5-3 kiloluk bir baklava tepsisinin fiyatı 6-7 bin lira civarındadır. Tabi biz Şehitkamil Belediyesi olarak Türkiye’de sosyal belediyeciliğin en iyi örneklerinden birisiyiz. Biz 660 liraya şu anda baklava üretip maliyetine satıyoruz. Geliriyle de her ay Allah izin verirse bir şehidimize ev alabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Bazı kesimler projemizden rahatsız oldu" Projeye bazı kesimlerin STK’ları ve muhalif partileri kullanarak haksız saldırılarda bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Baklavanın fiyatlarının çok yüksek olması doğru değildi. Biz 660 liraya bunu sattığımızda bazı kesimler rahatsız oldu. Bu kesimlerde, bazı STK ve muhalif partileri kullanarak bizim üzerimize haksız bir şekilde saldırdılar. 10 gündür bu tartışmamız var. Gaziantep’te baklavanın B’sini ağzına alanı halk linç ediyor. 3 bine yakın yorum var. Yüzde 98’i gerçekten inanılmaz derecede, bana moral ve destek verdi. Çünkü biz o baklavada kazanç elde etmeyeceğimizi, bu baklava satışının bir sosyal proje olduğunu ilk başta lansmanımızda anlatmıştık" ifadelerine yer verdi. "Şehit ve gaziler bize tam destek verdi" Şehit ve gazi yakınlarının projeye destek verdiğini aktaran Yılmaz, "Bu baklavayla biz bütün şehitlere her ay bir şehit ev alacağız. Her yıl şehit ve gazilerimize 12 ev almış olacağız onların hakkı asla ödenmez. Bizim onlara vefa borcumuz var. Ben bir iş yaptığıma inanıyorum. Ben haksız bir iş yapmadım. Ama haksız bir şekilde eleştirilmek ağrıma gitti. Bugün 40’a yakın şehit ve gazi yakını moral için yanıma geldi. Çok duygulandım, gözlerim doldu. ’Biz Aslan’ı kediye boğdurmayız’ dediler. Çünkü burada harika bir proje var" dedi. "Gaziantep’te baklava baronları var" Gaziantep’te baklava baronlarının olduğunu ve projeden rahatsız olduklarını dile getiren Yılmaz, "Burada bir baklava baronları var. Burada bir de baklava piyasasından rahatsız olan insanlar var. Bir de bize siyasi kimlik olarak karşı olan insanlar var. Fakat ben hep söylüyorum, bugün de söylüyorum. Bu siyasi bir mevzu değil, buna karışmayın. Bana zaten her türlü hakareti, her türlü iftirayı atıyorsunuz. Bana atın hiç önemli değil. Ama ne olursunuz bu bir proje. Daha fazla konuşmayın. Bakın, biz bu baklavayı nereye harcayacağımızı açıkça anlatmışken, lütfen bu projeye zarar vermeyin" şeklinde konuştu. "Açtığımız 5’e yakın satış noktasında kuyruklar var" Uygun fiyata baklava satışı sonrası vatandaşlardan olumlu dönüş aldıklarını belirten Yılmaz, "Açmış olduğumuz 4-5’e yakın baklava satış yeri var. Kuyruklar var. Gidin burada bir geçerken, rastgele birine bir girin. Kuyruklar var. İnsanlar bana şunu söylüyor. ’Allah sizden razı olsun, biz o 2 bin 200 lira satan baklava kalitesindeki baklavayı 660 liraya evimize götürüyoruz’ diyorlar. Eleştirenler ise, 300 liraya da baklava var diyorlar. Bunu savunan insanlar Gaziantep’in önde gelen STK’sı. Sen 300 liralık baklavayı evine giderken, akşam durup da alıp çocuğuna yedirdin mi" dedi. "Gölbucks kafelerin gelirlerini SMA ve MS hastalarına bağışlayacağız" Gölbucks projesine de değinen ve projeden elde edilen gelirlerin SMA ve MS hastalarına bağışlanacağını açıklayan Yılmaz, "Bakın biz Gölbucks’ları açtık. Gölbucks’ları bazı Amerikan kafelerine karşı açtık. Bizim Gölbucks’larımız şu anda günde 9-10 bin kişi alıyor ve biz de bugün sizin aracılığınızla ilan ediyoruz. Bütün Gölbucks’ların karını da Allah izin verirse SMA ve MS hastalarına bağışlayacağız. Ne kadar güzel bir şey. Şimdi buna da çıkıp bir şeyler söylüyorlar. Yani her güzel şeyin karşısına sırf siyaset olsun diye bir şey söylenilmez. Bu siyaset değil" dedi. "Gönderilen baklavaların kendi kredi kartımla ödedim" Partimin Genel merkezine belediyenin hesabından baklava gönderdiği iddialarına da yanıt veren Yılmaz, "Bakın adettir, Gaziantep’te, belediye başkanı bayramlarda meclis üyelerine tatlı ikramı yapar. Biz de çok şükür gururla kendi markamızla, baklava markasıyla meclis üyelerimize baklavaları bayram öncesi dağıttık. Aynı zamanda da ben tabii AK Parti’nin bir mensubuyum. Genel başkan yardımcılarıma ve genel merkezime baklavayı gönderdim. Muhalefetin milletvekili resimler çektirmiş, Bir baktım ki gazetelerde genel merkeze baklavalar gönderiyor diye haberler var. Yani sadece dedikodu yaparak siyaset yapılmayacağını anlatmaya çalıştık. Çünkü ben baklavayı kendi genel merkezime gönderirken de, kendi meclis üyelerimize gönderirken de faturasını kestirdim ve kendi kredi kartımla ödedim. Bunu da kalktım mecliste sunmama rağmen ’hayır göndermedin’ dedi. Şimdi milletvekilinin yapması gereken tek bir şey var. Çok güzel çıktı basın açıklaması yaptı, devamını getirmesi lazım ve bana halkı yanıltıcı bilgi ve belge gösterdiğim için dava açsın. Hodri meydan. Şehit ve Gaziler üzerinden siyaset yapılması son derece çirkin bir şeydir. Artık karışmayın baklavaya. Bu baklava satışını yapsın, her ay bir şehidimize bir ev alalım" diye konuştu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 10:44 Adanalı tespihciler ürünlerini dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor Türkiye’nin en önemli tespih üretim merkezlerinden Adana’da tespihcilerin el emeği göz nuru ürünleri, İstanbul’da düzenlenecek fuarda görücüye çıkacak. Adana’da uzun yıllardır sürdürülen tespih ustalığı geleneği, modern tasarımlarla birleşerek hem yurt içinde hem de yurt dışında yoğun ilgi görüyor. Kehribar, kuka ve çeşitli değerli taşlar, ustaların titiz çalışmasıyla tespihe dönüşüyor. Kentte faaliyet gösteren tespih ustaları tarafından hazırlanan özel koleksiyonlar, İstanbul’da düzenlenecek fuarda sergilenecek. 9-12 Nisan’da İstanbul Yenikapı’da düzenlenecek fuarda, hem klasik hem de modern tasarımların yer alacağı ürünlerin, koleksiyoncular ve tespih meraklıları tarafından yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Adanalı ustalar, fuar sayesinde hem el sanatlarını tanıtmayı hem de sektöre katkı sağlamayı hedefliyor. "Sanat, emek ve kültürel miras buluşacak" Türkiye Tespihçiler Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu Genel Başkanı Rezan Yılmaz, konuyla ilgili İHA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü anlattı. Yılmaz, "Kültürlerin buluşma noktası, dünyanın gözbebeği İstanbul’da gerçekleştireceğimiz bu büyük organizasyon ile yalnızca ülkemizden değil, dünyanın dört bir yanından tespih ve doğal taş tutkunlarını, koleksiyoncuları, ustaları ve sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bu fuar, sadece bir ticaret alanı değil aynı zamanda sanatın, emeğin, ustalığın ve kültürel mirasın buluştuğu eşsiz bir platform olacaktır" dedi. "Güzel bir deneyim sunacak" Organizasyonun sektör açısından önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Yılmaz, "Bu organizasyon, sektörümüzün gelişimi, tanıtımı ve uluslararası arenada hak ettiği yere ulaşması adına büyük bir adım olacaktır. Birlik ve beraberlik içerisinde, camiamızı daha ileriye taşımak, markalaşmayı güçlendirmek ve yeni iş fırsatlarının kapısını aralamak en büyük hedeflerimiz arasındadır. Devlet büyüklerimizde tespihe çok meraklı. Protokolden de büyük bir katılım bekliyoruz. Geleneksel el işçiliğinden modern tasarımlara kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle bu fuar, hem koleksiyonerler hem de meraklıları için güzel bir deneyim sunacak" ifadelerini kullandı.
Mersin’e lojistik merkez kurulması kararı çıktı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 12:11 Mersin’e lojistik merkez kurulması kararı çıktı Türkiye’nin lojistik başkenti olarak anılan Mersin’de, yıllardır gündemde olan lojistik merkez kurulmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Lojistik potansiyeli her geçen gün artan kentte, odak kurul çalışmalarıyla sektör temsilcileri ortak akılla hareket ederek büyümenin planlı şekilde yönetilmesini ve katma değere dönüştürülmesini hedefliyor. Odak Mersin Lojistik Çalışma Kurulu aylık toplantısı, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Atölye1886’da gerçekleştirildi. Toplantı, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın moderatörlüğünde yapıldı. Toplantıya Yönetim Kurulu Üyesi Murat Aktoğ, Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Aktaş’ın yanı sıra Mersin Limanı, Çukurova Havalimanı, Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret Borsası temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları katıldı. Toplantının ana gündemini, Mersin’in öncelikli talepleri arasında yer alan lojistik merkez kurulması oluşturdu. Bugüne kadar yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıda, gelinen noktada sürecin daha güçlü bir irade ve kararlılıkla sahiplenilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, güçlü limanı, havalimanı, kara ve demiryolu bağlantılarıyla stratejik bir konuma sahip olan Mersin’de lojistik merkez kurulmasının ertelenemez bir ihtiyaç olduğu konusunda görüş birliğine vardı. Lojistik merkezin hayata geçirilmesiyle birlikte kentin lojistik kapasitesinin artacağı, maliyetlerin düşeceği ve Mersin’in ulusal ve uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma ulaşacağı ifade edildi. Toplantı sonunda değerlendirmelerde bulunan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, bakanlık tarafından açıklanan 4 sanayi koridorunun Mersin’de kesiştiğini hatırlatarak, hızlı tren ve güçlü liman bağlantılarının kente büyük avantaj sağladığını söyledi. Çakır, "Biz istesek de istemesek de coğrafi konumu ve gücüyle Mersin lojistikte büyüyecek. Bizim hedefimiz bir araya gelip bu gelişime doğru yönü verebilmek. Bu nedenle kentin tüm dinamiklerinin bir arada bulunması çok önemli. Mersin lojistiğinin 2050-2075 yılını birlikte planlamalı, doğru bir yol haritası oluşturmalıyız" dedi.
OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil oldu
27 Aralık 2025 Cumartesi - 11:51 OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil oldu OYAK Çimento, Borsa İstanbul (BIST) tarafından oluşturulan ve kurumsal sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dâhil oldu. TCC Group Holdings’e ait küresel çimento şirketi Cimpor’un Türkiye çimento pazarındaki markası olan Oyak Çimento, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli bir başarıya imza attı. Türkiye çimento sektörünün önde gelen şirketlerinden OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine girmeye hak kazandı. Borsa İstanbul’da işlem gören ve sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin paylarının yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ve Sürdürülebilirlik 25 Endeksi, şirketlere bu alandaki çalışmalarını göstermek için önemli bir platform sağlarken, ESG kriterleri doğrultusunda yatırım yapan yatırımcılar açısından da güvenilir bir zemin sunuyor. "Uzun vadeli değer oluşturma taahhüdümüzü pekiştiriyoruz" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CIMPOR Global CFO’su Eralp Tunçsoy, bu başarının stratejik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: "Küresel ölçekte CIMPOR ile birlikte yürüttüğü ortak çalışmaların ve Türkiye çimento sektörüne yön veren yatırımların bir sonucu olarak BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil olmamız, OYAK Çimento’nun sadece güçlü finansal performansının değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluk alanındaki kararlılığının da somut bir göstergesi. Global çimento devi TCC Group Holding çatısı altında ‘Globalde Lokal Oyuncu’ vizyonumuzla, 2050 Net-Sıfır hedefimize yönelik attığımız yenilikçi adımlar, alternatif yakıt kullanımındaki liderliğimiz ve uluslararası standartlardaki raporlama başarımız, bizi sektörde farklılaştıran temel unsurlar. Bu başarı, tüm paydaşlarımıza olan uzun vadeli değer oluşturma taahhüdümüzü pekiştiriyor. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme yolculuğumuzda, tüm çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın katkısıyla sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz." Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento CEO’su Murat Sela şunları dile getirdi: "Şirketimizin BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine dahil edilmesi, OYAK Çimento olarak yıllardır büyük bir titizlikle yürüttüğümüz sürdürülebilirlik yolculuğumuzun en prestijli onaylarından biri. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarında benimsediğimiz sorumlu iş anlayışımız ve uzun vadeli değer oluşturma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirlik odağımızı tüm iş süreçlerimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz." Finansal başarının temeli sürdürülebilirlik Ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri kurumsal yönetim ilkeleriyle birleştirerek uzun vadeli değer oluşturma stratejisi ile hareket eden OYAK Çimento, bu kapsamda hayata geçirdiği yenilikçi uygulamalarla sektördeki önemli konumunu güçlendiriyor. Türkiye’de sektörünün ilk Net-Sıfır hedeflerinden birini veren ve doğrulatan grup olarak, Avrupa’daki en agresif azaltım planlarından birini ortaya koyan OYAK Çimento, 2050 karbonsuz bir gelecek hedefine yönelik çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda, şirket son iki yılda küresel çapta yaklaşık 400 milyon euro tutarında sürdürülebilirlik odaklı yatırım yaparak hem çevresel etkiyi azaltmayı hem de uzun vadeli kârlılığı artırmayı hedefliyor. Çevreci yaklaşımlarının somut bir göstergesi olarak, 2024 yılı itibarıyla kullanılan toplam ısıl enerjinin yüzde 28,6’sını alternatif yakıtlardan elde eden şirket, Türkiye ortalamasının iki katından fazlasına karşılık gelen bu oranla sektörün öncüleri arasında konumlanıyor. Ayrıca 2024 yılında Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) çerçevesinde ilk raporlamasını gerçekleştiren şirket, sürdürülebilirlik stratejilerini ve iklim risk yönetimi yaklaşımlarını ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde paylaşıyor.
Türkiye’de manda popülasyonu tehdit altında
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:39 Türkiye’de manda popülasyonu tehdit altında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz, dünyada manda popülasyonu ve manda sütü üretiminde önemli artışlar yaşanmasına rağmen Türkiye’de tam tersine ciddi bir düşüş olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyada manda popülasyonunun en hızlı azaldığı ülke konumunda olduğunu söyledi. Doç. Dr. Bakiye Kılıç, son 30 yıla ait verileri değerlendirdiklerini ifade ederek, "Dünyada manda popülasyonu yüzde 34 oranında artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 53 azalmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda manda popülasyonunun ciddi bir tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Türkiye’deki manda varlığının önemli bir bölümünün Samsun’da bulunduğuna dikkat çeken Topuz, "Türkiye’de yaklaşık 162 bin manda bulunmaktadır. Bunun 80 bini süt mandasıdır ve toplam hayvan varlığı içinde yüzde 12’lik bir paya sahiptir. Samsun, Türkiye’deki manda popülasyonunun en önemli merkezidir. Samsun’daki manda varlığının yüzde 60’ı Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Biz de projelerimizi bu popülasyon üzerinden yürütüyoruz" diye konuştu. "Nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz" Türkiye’nin manda sütü üretiminde dünya genelindeki payının oldukça düşük olduğunu vurgulayan Topuz, "Türkiye’nin manda sütü üretimindeki payı yüzde 0,04 seviyesindedir. İtalya ile manda sayımız benzer olmasına rağmen, manda sütü denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülke İtalya’dır. Bunun en önemli nedeni dünyaca ünlü mozzarella peynirinin manda sütünden üretilmesidir. Burada nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Markalaşma sağlanırsa, sayı olarak az olsak bile nitelik açısından ön planda olabiliriz" ifadelerini kullandı. "Manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında" Manda sütünün ekonomik değerine de değinen Doç. Dr. Kılıç Topuz, "Türkiye’de manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında değişmektedir. Bu süt tereyağı, kaymak ve yoğurt gibi işlenmiş ürünlere dönüştürüldüğünde ekonomik değeri 3-4 kat daha artmaktadır. Samsun’da 19 bin 495 manda bulunmakta, bunların 11 bini süt mandasıdır. Samsun’da manda sütü üretiminin ekonomik değeri 475 milyon TL ile 900 milyon TL arasında değişmektedir" şeklinde konuştu. Mandacılığın kârlı bir hayvancılık faaliyeti olduğunun altını çizen Doç. Dr. Topuz, şunları söyledi: "Mandacılıkta maliyetler diğer hayvancılık faaliyetlerine göre çok daha düşüktür. Mandalar hastalıklara karşı daha dirençlidir ve iklim değişikliğine uyum kapasiteleri oldukça yüksektir. İnsan sağlığı açısından da manda sütü sığır sütüne göre daha avantajlıdır. Manda sütünde protein oranı daha yüksek, kolesterol oranı daha düşük ve mineral madde içeriği daha fazladır. Ayrıca manda etinin kalori değeri sığır etine göre daha düşüktür."
OYAK Maden Metalürji şirketlerinde "İş’te Dönüşüm" projesi başladı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:18 OYAK Maden Metalürji şirketlerinde "İş’te Dönüşüm" projesi başladı OYAK Maden Metalürji şirketleri, 2030 stratejisi doğrultusunda "İş’te Dönüşüm" projesini hayata geçirdi. Yapay zekâ ve dijital teknolojileri iş süreçlerinin merkezine alan proje ile insan, teknoloji ve sürdürülebilir gelecek için yeni bir denge kurulması hedefleniyor. Türkiye demir-çelik sektörünün önde gelen şirketleri Erdemir ve İsdemir’i bünyesinde barındıran OYAK Maden Metalürji, geleceğin dünyasına hazır olma vizyonuyla "İş’te Dönüşüm" projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda, Ofis Programlarında Yapay Zekâ Uygulamaları pilot gruplarla başlatıldı ve Gelişmiş Veri Analitiği Programı devreye alındı. Söz konusu vizyon doğrultusunda Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kurulurken, "Cevher Sensin" adı ile uzun dönem staj programı da başlatıldı. Geleceğe hazır olmak için yalnızca yeni teknolojileri takip etmenin yeterli olmadığını vurgulayan OYAK Genel Müdürü ve Erdemir - İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, "Bizim için gerçek dönüşüm, yapay zekâ ve dijital araçları iş süreçlerimizin merkezine entegre ederek hem operasyonel mükemmelliğimizi güçlendirmek hem de sürdürülebilir değer oluşturmak. Bu süreç; çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeyi, veriyi stratejik bir kaynak olarak kullanmayı ve karar alma süreçlerimizi daha hızlı, doğru ve etkin hâle getirmeyi kapsıyor" diye konuştu. Sektörde fark oluşturan, güçlü ve sürdürülebilir bir şirket olmayı amaçladıklarını ifade eden Yalçıntaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yapay zekâ eğitimlerimizin yanı sıra verinin iş süreçlerimize entegrasyonuna yönelik attığımız her adım, geleceğin standartlarını belirleme vizyonumuzun bir parçası. Bu yolculuk, OYAK Maden Metalürji şirketlerinin vizyonunu hayata geçirmek için kritik bir adım. Sürdürülebilirlik, inovasyon ve insan odaklı yaklaşımımızla çelik endüstrisinde liderliği üstleniyor; insan, teknoloji ve gezegen için daha dengeli bir dünya inşa etmeyi hedefliyoruz." Dijitalleşme ve yapay zekâ ile yeni nesil verimlilik Yapılan açıklamaya göre, dijitalleşmeyi stratejik bir dönüşüm olarak konumlandıran şirket, yapay zekâ teknolojilerini insan kaynağının tecrübesiyle harmanlayarak iş süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Bu kapsamda, Ofis Programlarında Yapay Zekâ Uygulamaları pilot gruplarla hayata geçirildi. Robotik süreç otomasyon çözümleriyle, tekrarlanan görevler azaltılarak daha katma değerli işlere odaklanılması sağlanırken; iş süreçlerinde yenilikçilik destekleniyor. Ayrıca manuel işlem sürelerinde ve süreçlerdeki hata oranlarında da iyileşme sağlanıyor. Verinin gücüyle daha akıllı iş modelleri geliştiriliyor Şirketin üretim süreçlerindeki verileri stratejik değere dönüştürmek için Gelişmiş Veri Analitiği Programı da başlatıldı. Program ile çalışanların veri okuma ve analiz yetkinlikleri güçlendirilerek; kalite, verimlilik, enerji ve ham madde harman kullanımında optimizasyon gibi senaryolarla 2030 vizyonu doğrultusunda etkin bir maliyet yönetimi hedefleniyor. Dijital karar alma süreçlerinin yaygınlaştırılması ve sürekli iyileştirme kültürünün analitik yetkinliklerle desteklenmesi, iş süreçlerinde hız, çeviklik ve kalıcı kültürel dönüşüm sağlamasını amaçlıyor. Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kuruldu Sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine entegre eden şirket, çevresel sorumluluk, sosyal etki ve güçlü yönetişim ilkelerini merkeze alarak paydaşlarına uzun vadeli değer oluşturmak amacıyla Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kurdu. Şirket içi ve dışı tüm paydaşların beklenti ve gerekliliklerini bütüncül ve koordineli bir şekilde yönetmeyi hedefleyen grupta, şirket çalışanlarının yanı sıra sektör ve akademiden uzman katılımcılar da danışman olarak yer alacak. İş’te Dönüşüm yolculuğunun merkezinde insan yer alıyor OYAK Maden Metalürji şirketleri, uzun vadeli İş’te Dönüşüm yolculuğunun merkezine insanı koyarak insan kaynağına ve genç yeteneklere yatırımı stratejik öncelik olarak konumlandırıyor. Bu anlayış doğrultusunda, sektöre nitelikli gençlerin kazandırılması ve geleceğin profesyonellerinin güçlü bir yetkinlik setine sahip olması hedefleniyor. Bu vizyonun ilk adımı olarak, 4’üncü sınıf üniversite öğrencilerine yönelik "Cevher Sensin" adı ile uzun dönem staj programı hayata geçirildi. Program kapsamında genç yetenekler; satış ve pazarlamadan Ar-Ge’ye, finanstan insan kaynaklarına kadar birçok birimde gerçek iş deneyimi kazanma fırsatı bulacak. Başvurular 12 Ocak 2026 tarihine kadar devam ederken, toplam dört ay sürecek program boyunca deneyimli çalışanlar mentorluk desteği sağlayarak yeni nesil yeteneklerin öğrenme yolculuğunu güçlendirecek. OYAK Maden Metalürji bünyesinde 11 şirket bulunuyor Açıklamaya göre, OYAK’ın Maden Metalürji alanında faaliyet gösteren şirketleri arasında, Erdemir ve İsdemir’in yanı sıra; demir cevheri peletleme tesisine sahip Erdemir Maden, çelik kullanıcılarına ihtiyaçlarına özel ebatlandırma ve hizmetler sunan Erdemir Çelik ve Servis Merkezi, projelendirmeden devreye almaya kadar her aşamada hizmet veren Erdemir Mühendislik, ürettiği elektrik çeliğinin büyük bir bölümünü Avrupa’ya ihraç eden Erdemir Romanya başta olmak üzere 11 şirket yer alıyor.
Plastik atıkları doğaya zarar vermeden dönüştürdüler, ödülü kazandılar
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:08 Plastik atıkları doğaya zarar vermeden dönüştürdüler, ödülü kazandılar Bursa Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında plastik atıkları yüksek teknoloji ve yenilikçi yöntemlerle doğaya zarar vermeden dönüştürerek ham madde olarak yeniden üretime kazandıran Türkiye’nin öncü markası Burpol Polimer Plastik, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nde "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisinde sektör devlerinin ardından 3.’lük ödülüne layık görüldü. Ülke genelinden sektörünün öncüsü yüzlerce firmanın değerlendirildiği yarışmada dereceye giren Burpol Polimer Plastik, böylece başarısını bir kez daha taçlandırmış oldu. 2025 yılı İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank’ın da katılımıyla İstanbul Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1995 yılından bu yana düzenlediği İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri; öne çıkan başarılı ürün ve projeleri ödüllendirerek sanayide yeşil dönüşüm vizyonuna öncülük ediyor. Sürdürülebilir üretim yaklaşımını yaygınlaştırmak adına atılan adımları destekleyen bu prestijli ödül töreninde "Çevre", "Enerji Verimliliği" ve "Sürdürülebilirlik" ana başlıklarında toplam 6 kategoride ülke genelindeki başarılı firmalara ödül veriliyor. Törende bir konuşma yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nin, İSO’nun sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme verdiği önemin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirterek, "Bu ödüllerle; üretim süreçlerinde olumsuz çevresel etkiyi azaltan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran, döngüsel ekonomiye somut katkı sağlayan, yenilikçi ve öncü uygulamaları hayata geçiren firmalarımızı görünür kılıyoruz. Ödüle hak kazanarak sanayimizin geleceğine duyduğumuz güveni pekiştiren ilham verici şirketlerimizi, çevre dostu ürün ve projeleri hayata geçiren, sürdürülebilirliği kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası hâline getiren tüm sanayi kuruluşlarımızı ortaya koydukları değerli çalışmalar için kutluyorum" dedi. "Yeşil dönüşüm geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ise, sanayinin rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle ölçülmediğini, çevresel performans, karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının küresel değer zincirlerinde kalıcı bir yer edinmenin temel şartı haline geldiğini belirterek, "Bu alanlar bir tercih olmaktan çıkarak açıkça bir zorunluluk haline geldi. Bugün burada yalnızca başarılı projeleri ödüllendirmek için değil, Türkiye sanayisinin geleceğini dönüştüren güçlü bir iradeyi görünür kılmak için bir aradayız. Bugün ödüllendirilen projeler, yeşil dönüşümün sanayide nasıl somutlaştığını açık biçimde ortaya koyuyor. Atık oluşumunu azaltan, döngüsel ekonomi süreçlerini üretime entegre eden, çevresel etkileri azaltan, enerji talebini yöneten ve geri kazanım ilkelerini benimseyen çalışmalar; sanayimizin dönüşüm kapasitesini net biçimde gösteriyor. Yeşil dönüşüm yalnızca bir çevre politikası değil, geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur. Bu dönüşümü ancak birlikte hareket ederek, sanayimizi güçlendirerek ve kimseyi geride bırakmadan başarabiliriz. Daha çevreci ve daha rekabetçi bir Türkiye hedefiyle tüm paydaşlarımızla çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Gurur duyuyoruz" "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisindeki 3.’lük ödülünü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın elinden alan Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, ödüle layık görülmekten gurur duyduklarını belirterek, "Başarımızın, ulusal ölçekte bir kez daha ödüllendirilmesi ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ödülü, Burpol markasının başarı yolculuğunda payı olan tüm çalışma arkadaşlarım adına alıyorum" diye konuştu. Yıldırım, "Sürdürülebilirlik Stratejisi Ödülü, sürdürülebilirlik yönetimi konusundaki uygulamalarının tüm yönetim kademelerinde ele alındığını, sürdürülebilirliğin karar alma süreçlerine etkisinin varlığını, sürdürülebilirlik konusunda politika, hedef ve stratejiler geliştirildiğini ve kurumsal sürdürülebilirlik anlayışının yerleştiğini, firma faaliyetlerinin topluma ve tüm paydaşlarına olumlu katkılar sağlandığını kanıtlayan firmalara veriliyor" dedi. Çağımızın üretim ve tüketim anlayışını belirleyen yeşil dönüşüm anlayışının, iklim krizi, hava kirliliği, doğal kaynakların azalması gibi çevresel problemleri çözmeye yönelik bir strateji olarak ele alındığını, sanayi açısından ise ürün, ham madde ve teknoloji seçimlerinde kapsamlı bir dönüşümün ön plana çıktığı yeni bir düzen kurulduğunu dile getiren İlkay Yıldırım, bu doğrultuda teknoloji odaklı üretimin öneminin artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için sanayinin daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olmasının bir gereklilik halini aldığını ifade etti. "Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam" Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, "Plastik kirliliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmaya ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Küresel bir sorun haline gelen plastik kirliliği sorununu hep birlikte çözebiliriz. Burpol Polimer Plastik olarak daha temiz ve sağlıklı bir dünya için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Burpol Polimer Plastik, 2023 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin "Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Yarışması"nda "En Çevre Dostu Kadın Girişimci Ödülü"ne, 2024’te de Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGÇEV) düzenlediği "Plastik Geri Dönüşüm Ödül Töreni"nde "Yılın Otomotiv, Elektrik veya Elektronik Ürünü-Otomotiv ve Elektrik Ürünlerinde Kullanılan ve Geri Dönüştürülmüş Malzeme İçeren Plastik Parçalar" kategorisinde ödüle layık görülmüştü.
Altının gram fiyatının artması Trabzon hasırının değerine değer kattı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:50 Altının gram fiyatının artması Trabzon hasırının değerine değer kattı Dünyaca ünlü coğrafi işaretli Trabzon hasır bileziği, son dönemde gram altının fiyatının tarihinin en yüksek zirvesini görmesiyle birlikte değerine değer kattı. Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, altın gramının 6 bin 250 TL seviyesinde işlem gördüğü bu dönemde, bir takım hasır bilezik fiyatının 600 bin TL’den başladığını belirterek, "Özel siparişlere bakıldığında fiyatlar 3 milyon TL’ye, hatta 6 milyon TL’ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle 61 sıra, 81 sıra hasır takımlar; gerdanlık, yüzük ve küpeyle birlikte değerlendirildiğinde toplam maliyetin 3 milyon TL ile 6 milyon TL arasında olduğunu ifade edebilirim" dedi. Altın yükseldiğinde alımların arttığını, altın düşmeye başladığında ise satışların daha fazla olduğunu kaydeden Yazıcı, özellikle yılsonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında altın bozma işlemlerinin arttığını kaydetti. 2025 yılının kuyumcu sektörü için iç piyasada istenildiği gibi geçmediğini dış piyasada ise ihracat rakamlarının 2014’e göre daha iyi olduğunu ifade eden Yazıcı, "2025 yılı, açıkça söylemek gerekirse, iç piyasada 2024 yılına göre biraz daha kötü geçti. Dış piyasaya baktığımızda ise ihracat rakamlarımızın 2024’e kıyasla daha iyi olduğunu, daha olumlu rakamlar ortaya çıktığını söyleyebilirim. Bakanlığın bizlere verdiği bilgilere göre 2024 yılında mücevher ihracatı 7,5 milyar dolar seviyesindeyken, 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla bu rakamın 12,5 milyar dolara ulaştığı bilgisi bulunmaktadır. Trabzon hasır bileziği açısından bakıldığında, Trabzon’daki kazaziye ve hasır bilezik ihracatında yüzde 30 payımız olduğu ifade ediliyor. Bu tabloya göre ihracatta bir miktar daha iyi durumdayız; ancak iç piyasada mücevher satışlarında bir nebze zayıflık söz konusu. Buna karşın yatırım amaçlı olarak külçe altın, Cumhuriyet altını ve çeyrek altın satışlarının arttığını, yatırımcıya daha fazla altın satıldığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. Yıl sonlarına doğru altın bozdurma işlemleri artıyor Özellikle yıl sonuna doğru altın bozdurma işlemlerinin arttığına dikkat çeken Yazıcı, "Altın yükseldiğinde alımların arttığını, altın düşmeye başladığında ise satışların daha fazla olduğunu zaman zaman görüyoruz. Özellikle yıl sonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında altın bozma işlemlerinin arttığını gözlemliyoruz. Bunun nedeni olarak, 2026 yılında vergi usulü ve tapu devri işlemlerinde vergi artışları olacağı beklentisiyle vatandaşların ev ve araba alımı için altın bozdurması gösterilebilir. Alım tarafına bakıldığında ise Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında daha fazla altın alındığını söyleyebilirim. Bu durum, büyük ölçüde vatandaşın ekonomik durumuyla bağlantılıdır" diye konuştu. Yaz sezonu zayıf geçti Bu yıl düğün sezonunun zayıf geçtiğini belirten Yazıcı, "2024 yılının yaz sezonu daha iyiydi. 2025 yılının yaz sezonu ise oldukça zayıf geçti. Ocak ve Şubat aylarında bir miktar hareketlilik olsa da sezonun geneline bakıldığında, özellikle Ağustos ayından sonra ciddi bir düşüş yaşandığını ifade edebilirim. Dolayısıyla 2024 yılı ile 2025 yılı kıyaslandığında yaklaşık yüzde 30’luk bir daralma olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu. Trabzon hasırı sektörün göz bebeği Dünyaca üne sahip coğrafi işaretli Trabzon hasırının tarihinin en yüksek fiyatını gördüğünü belirten Yazıcı, "Altının 6 bin 250 TL seviyesinde işlem gördüğü bu dönemde, bir takım hasır bilezik fiyatı 600 bin TL’den başlamaktadır. İnce bir takım bu seviyedeyken, özel siparişlere bakıldığında fiyatlar 3 milyon TL’ye, hatta 6 milyon TL’ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle 61 sıra, 81 sıra hasır takımlar; gerdanlık, yüzük ve küpeyle birlikte değerlendirildiğinde toplam maliyetin 3 milyon TL ile 6 milyon TL arasında olduğunu ifade edebilirim. Altının ons fiyatına baktığımızda ise bugün 4 bin 350-4 bin 400 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü görüyoruz. Kırk yılı aşkın süredir bu mesleğin içindeyiz ve ilk defa ons fiyatının bu kadar yüksek seviyelere çıktığına şahit oluyoruz. Tarihi bir rekor kırıldığını söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. Yeni yıla ilişkin beklentilerini de paylaşan Yazıcı, "İşlerimizin daha iyi olmasını umut ediyoruz. İnşallah dünyada herhangi bir kaos ya da savaş yaşanmaz. Altın piyasasına baktığımızda fiyatların bir miktar daha yukarı gidebileceğini öngörüyoruz; ancak temennimiz, fiyatların aşırı yükselmemesi ve herkesin alım gücünün korunmasıdır. İnşallah 2026 yılının daha iyi olacağına dair umutluyuz. Şu an itibarıyla ev ve araba alımlarının arttığını görüyoruz. Yatırımcıların biriktirdikleri altını, yüksek fiyatlardan bozdurarak bu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satış yaptıklarını söyleyebilirim. Ocak ayından sonra piyasanın daha durağan bir sürece gireceğini, bu noktadan sonra yeniden altın alımına yöneleceğini düşünüyorum" dedi.
DİSİDER Başkanı Akbaş: "Özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık"
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:37 DİSİDER Başkanı Akbaş: "Özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık" Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, dünyada da daralan bir ticaret olduğunu belirterek, "Dolayısıyla ülkemiz de bu rüzgârın altında kaldı. Ama ben şuna inanıyorum; bu süreç içerisinde, özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık. Enflasyonun gerekli şekilde daha düşük seviyelere ilerlemesi, faiz oranlarının Merkez Bankası’nın belirlediği doğrultuda düşmesi bizi ayrıca sevindirdi" dedi. DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş, 2025 yılında iş dünyası olarak hedefledikleri olduğunu, hedeflerin yüksek olduğunu söyleyerek, ona yetişemediklerini ama toplumsal sorumluluk bilinciyle ayakta durmak ve üretimi artırabilmek için yine gayretleri olduğunu ifade etti. Çalışmalarının devam ettiğini belirten Akbaş, "Bu konuda sanayicilerimiz ve üreticilerimiz ciddi bir özveriyle gayret gösterdiler. Tabii ki zor bir süreçti. Dünyada da daralan bir ticaret var. Dolayısıyla ülkemiz de bu rüzgârın altında kaldı. Ama ben şuna inanıyorum; bu süreç içerisinde, özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık. Enflasyonun gerekli şekilde daha düşük seviyelere ilerlemesi, faiz oranlarının Merkez Bankası’nın belirlediği doğrultuda düşmesi bizi ayrıca sevindirdi. Bunun yanında, 2025’te ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle başlayan ve PKK’nın silah bırakıp kendini feshetmesiyle devam eden gelişmeler, iş dünyamız açısından büyük bir fayda sağladı. Ben bunun yansımalarını 2026 yılında çok daha net göreceğimizi düşünüyorum. 2025 yılında genel olarak sanayicilerimizin en fazla zorlandığı konuların başında finansal erişim geldi. Ancak hedefimizi yüksek tutmuştuk. Bu hedefin biraz gerisinde kalmış olsak da umudumuzu kırmadık. Yolumuza devam edeceğiz, üretmeye devam edeceğiz" dedi. 2026’da öncelikle ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ülkenin gündeminden tamamen çıkmasını istediklerini kaydeden Akbaş, "Hiçbir şekilde artık anılmamasını istiyoruz. Bu çok önemli, önümüzü çok açacaktır. İkinci olarak; yeni teşvikler, yeni imkânlar, özellikle finansal erişim konusunda kolaylıklar sağlanması ve bazı yapılandırmalarla topyekûn bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ben bu konuda hükümetin 2026 yılında böyle bir seferberlik ilan edeceğine inanıyorum. Biz de bu yönde bir beklenti içerisindeyiz. Ciddi anlamda genç bir nüfusa sahibiz, ciddi anlamda bir beşerî sermayemiz var. Altyapı olarak da güçlüyüz. Sadece biraz daha güçlenmeye ve desteklenmeye ihtiyacımız var. Bu konuda bir beklentimiz var. İnanıyoruz ve bu süreçte destekleneceğimize güveniyoruz. Çünkü ancak bu şekilde yol alabiliriz. Biraz daha gayretimiz olacak, biraz daha çalışmamız olacak. Ama şu bir gerçek ki bizim yeni bir hikâye yazmaya da ihtiyacımız var. O hikâyeyi de hep birlikte yazacağız. Bu zorlu süreçte üretmeye devam eden, emek veren, tüm zorluklara rağmen çalışan bütün üyelerimize, sanayicilerimize ve herkese çok teşekkür ediyorum. 2026 yılının kendilerine mutluluk, bereket, huzur ve barış getirmesini; aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum" diye konuştu.
Denizli ekonomisi yılı güçlü verilerle kapatıyor
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:30 Denizli ekonomisi yılı güçlü verilerle kapatıyor Denizli Ticaret Odası’nın (DTO) aylık olağan meclis toplantısında konuşan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, meclis üyeleriyle Denizli ekonomisine ilişkin güncel verileri paylaştı. Odalarının evrak bazında geçen yıla oranla işlem hacminde yüzde 40’lık artışa ulaştığını açıkladı. Üstün emek ve gayretlerinden dolayı üyeleri ile odalarının çalışanlarına teşekkür etti ve yeni yıllarını kutladı. Bu arada, odadaki görevlerinde 10, 20 ve 30 yılı geride bırakan meclis üyelerine de birer plaket ile teşekkür edildi. Denizli Ticaret Odası Meclisi’nin aralık ayı toplantısı Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın idaresinde gerçekleştirildi. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, odalarının faaliyetleri ve sosyoekonomik gelişmelerle ilgili yaptığı aylık değerlendirme konuşmasında, iş dünyasının genel gidişatına ilişkin göstergelerden de bahsetti. Karşılıksız çek sayısında önemli bir gerileme yaşandığına dikkat çekti. Ekim ayında karşılıksız çek sayısının bir önceki aya göre yüzde 27,16 azaldığını, tutar bazında da yüzde 18,78’lik bir düşüş gerçekleştiğini kaydetti. DTO’nun üye sayısı, artmaya devam ediyor Başkan Erdoğan, meclis üyelerini DTO’nun üye yapısı hakkında da bilgilendirdi. Son bir ayda 138 yeni üye kaydettiklerini, 53 firmanın ise kaydını sildirdiğini, 9 firmanın da tasfiye sürecine girdiğini belirtti. Kasım ayı sonu itibarıyla odalarının üye sayısının 23 bin 364’e ulaştığını ve yüzde 4,35 artışla son bir yılda 974 yeni üye kazandıklarını da açıkladı. Denizli 16. sırada Konuşmasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine de değinen Başkan Erdoğan, yılın ilk 10 ayında kurulan 253 gerçek kişi statüsündeki işletme ile Denizli’nin iller arasında 16’ncı sırada yer aldığını söyledi. Ayrıca, firma kuruluş ve terkinlerine ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, yılın ilk 11 ayında en fazla firma kaydının ikamet amaçlı binaların inşaatı, e-ticaret, gayrimenkul aracılık hizmetleri, ev tekstili toptan ticareti ile bakkal ve marketlerde perakende ticaret alanlarında gerçekleştiğini aktardı. Aynı dönemde en fazla firmanın terkin edildiği sektörler arasında ise e-ticaret faaliyetlerinin ilk sırada yer aldığını vurguladı. Oda olarak 11 aylık süreçte 772 sayısal takograf ve 571 K belgesi düzenleyip verdiklerini, 310 iş makinasını tescil ettiklerini ve 249 da kapasite raporunu onayladıklarını söyledi. Bunların yanı sıra 11 ayda 39 ekspertiz raporu, 14 yerli malı belgesi ve 4 levhaya kayıtlı sigorta acentesi belgesi verdiklerini de belirten Başkan Erdoğan, gelen 6.476 evraka karşılık 27.423 evrak düzenlendiğini ve işlem hacminde geçen yıla göre yüzde 40,06’lık artış yaşandığını ifade etti. Tekstil ve ham maddeleri ile hazır giyim ve konfeksiyondaki düşüş, yüzde 2,5 ile yüzde 3,5 arasında Değerlendirmesinde dış ticaret verilerine de yer veren DTO Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli’nin Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) kayıtlarına göre 11 aylık dönemde 4 milyar 275 milyon 6 bin dolarlık ihracata imza attığını belirterek ihracatta yıllık bazda yüzde 6’lık bir artış yakalandığını vurguladı. İhracat yapılan ülkeler arasında Birleşik Krallık’ın ilk sırada yer aldığını da kaydeden Başkan Erdoğan, bu ülkeyi Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, Almanya, Hollanda ve Fransa’nın izlediğini açıkladı. Sektörel bazda değerlendirildiğinde tekstil ve hammaddelerinde yüzde 3,36, hazır giyim ve konfeksiyonda da yüzde 2,54 bir daralma yaşandığını, bunlara karşılık diğer öne çıkan sektörler olan elektrik ve elektronik, demir ve demir dışı metaller, çelik ve madencilik ürünlerinde ise yüzde 4,21 ile yüzde 15,14 arasında değişen artışlar görüldüğünü dile getirdi. Erdoğan, Denizli’nin ithalatının ise yılın ilk 10 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,53 azalarak 1 milyar 719 milyon 837 bin dolarda kaldığını söyledi. Denizli’nin en fazla ithalat yaptığı ülkelerin ise Bulgaristan, Kazakistan, Çin, Özbekistan ve Ukrayna olduğunu belirtti. 10, 20 ve 30 yılı dolduranlar, unutulmadılar Yılın son meclis toplantısında DTO’nun idari yapıları olan Meslek Komiteleri ile DTO Meclisi’ne seçilerek aldıkları görevlerde 10, 20 ve 30 yılı dolduran mevcut yönetimlerdeki üyelere birer teşekkür plaketi takdim edilerek hizmetlerinden dolayı teşekkür edildi. Başkan Erdoğan ile meclis üyeleri ayrıca, DTO’daki hizmet süresinin 31’inci yılına giren Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın doğum gününü de kutladılar.
Palandöken: "Yılbaşında merdiven altı ürünlere dikkat"
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:06 Palandöken: "Yılbaşında merdiven altı ürünlere dikkat" Yeni yıl öncesi merdiven altı üretimin yaygınlaştığına dikkati çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bu nedenle bildiğiniz, tanıdığınız, güvendiğiniz esnafa yönelmeniz sizin için en doğru tercih olacaktır" dedi. Yılbaşı alışverişlerinde merdiven altı ürünlere karşı vatandaşlara uyarıda bulunan Palandöken, "Bildiğiniz üzere zehirlenme olaylarının birçoğu maalesef bu gecelerde, bu özel günlerde yaşanıyor. Özellikle merdiven altı ürünlere, akşam karanlığında arabanın arkasında satılan kuru yemiş veya karışık kuru yemiş adı altında sunulan, nerede ve ne şekilde muhafaza edildiği bilinmeyen ürünlere karşı çok dikkatli olunmalı. O anda ısıtılmış, cazip gösterilen ve gerçek fiyatının çok altında sunulan bu ürünler ciddi risk taşıyor. Hele hele şarküteri ürünleri bu noktada çok daha önemli. Midye, ciğer, tavuk sote gibi ya da farklı malzemelerden yapılmış, içeriği belli olmayan ürünlere de özellikle dikkat etmek gerekiyor. Aksi halde hem kendinizin hem de misafirlerinizin, konuklarınızın sağlığını riske atmış olursunuz. Bunun için yapılması gereken tek şey; dikkatli olmak, kontrollü davranmak ve tanıdığınız, bildiğiniz, güvendiğiniz esnafa yönelmeniz sizin için en doğru tercih olacaktır. Bilindiği üzere pastırma, sucuk gibi şarküteri ürünleri; balık, ciğer gibi çabuk bozulabilen gıdalar ve sütlü ürünler çok hassas ürünlerdir. Bu ürünlerde ekstra dikkatli olunması gerekir. Fiyat olarak ekonomik gibi görünebilir ama sağlığınızdan olabilirsiniz" diye konuştu. "Yılbaşı gecesi taksici esnafımız 24 saat hizmet verecek" Öte yandan yeni yılda sevdiklerine ulaşmak için yola çıkacak vatandaşlara da uyarıda bulunan Palandöken, "O gece dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konu da trafiktir. İnsanlar alkol alabiliyor, alkollü sürücüler trafiğe çıkabiliyor. Yorgunluk ve yılbaşı gecesinin karmaşasıyla kaza riski de artıyor. Bu nedenle mümkünse toplu taşıma araçlarını kullanmak ya da 24 saat hizmet veren taksi duraklarımızdan faydalanmak en doğru tercih olacaktır. Aracınızı kullanmak yerine, güvenli bir şekilde bu hizmeti veren arkadaşlarımızla yolculuk yapabilirsiniz. Sizin sağlığınız, geleceğiniz ve ailenizle birlikte bulunduğunuz aracın içindeki huzurun bozulmasını kimse istemez. Ancak maalesef bu tür olumsuzluklarla sık sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle yiyeceğimize, içeceğimize, alacağımız hediyelere ve bu hediyelerin niteliklerine dikkat etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu. "2026 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum" Herkese huzurlu ve sağlıklı bir yıl dileyen Palandöken şu ifadelere yer verdi: "Bu ürünlerin insan sağlığına zararlı olup olmadığını kısa sürede anlamak her zaman mümkün olmayabilir. Günler azaldıkça korsan satıcıların, insan sağlığını hiçe sayan bu tür kişilerin sayısı da maalesef artıyor. Birincisi, trafik kurallarına mutlaka riayet edilmeli; mümkünse o gece araç kullanılmamalı, toplu taşıma ya da 24 saat nöbetçi olan taksi durakları tercih edilmelidir. Şimdiden 2026 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sağlıklı, huzurlu ve ailenizle birlikte arzu ettiğiniz şekilde bir yılbaşı geçirmenizi temenni ediyorum."